Sayfa 2 / 5 İlkİlk 12345 SonSon
Toplam 70 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Üstadım teşekkür ederim..ben düşüneyim bunlarıkaleminizden çıkanları okumak büyük keyif ...

  2. #17
    Üye
    zor_bey_40 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.08-2009
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:30
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    568
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    18

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    [QUOTE=öyküekin;643407]

    2-Engelli olan bireylerin kendi engellerini diğer engellilerin engelleri ile karılaştırıp kendisini daha iyi hissetmesi de ayrımcılıktır...Başkasına göre değildir yani olmayabilir

    bu bir kıyasdır insan beyni herşeyi düşünür kıyaslar karşılaştırır. ancak ne zaman bu kıyaslar ayrımcılık içerikli fiillere dönüşür ise bu gerçek manada bir ayrımcılık olur diyorm.. kaldıki böyle bir kıyası sadece engelli-engelli arasında yapmaz insanlar.. engelsiz-engelsiz insanlarda bu kıyası yaparlar.. bu noktada konular farklılaşır; mesela neyın kıyası ve ayrımı yapılambilir..ekonomik statülerin sosyal statülerin kariyer vs. vs uzatabiliriz. düşünce bazında ele alırsak kıyas, ancak bunlar ne zaman fiile dökülür ve bir tarafı renjide eder köşeye savurursa o zaman ayrımcılık gerçekleşmiş demektir. diye düşünüyorum

  3. #18
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    4- Bence değildir! Yani konunun çerçevesi çizilmiştir. Yasalarla, gelenek-göreneklerle, kurallarla falan.. Burada çıkıp "sen eğri bakıyosun, ben düz bakıyorum!" diyemezsin kimseye.. Toplumsal bir olay olduğu için, kişisel bakış açılarının önemi çok çok azdır! Yasa ne diyosa o! Lâkin, sorun yasaların uygulanmasındadır! Adamına göre uygulama yapıca herkeste çelişkiler doğuyor! İşin rengi değişiyor.. Tartışma buralara kadar uzuyor..

    Üstadım toplumsal bir olay katılıyorum.Ama toplumu oluşturan bireylerdir.Ve yine bu bireyler kuralları koyuyor yine kamusal alanda ayrımı yapıyor.Demek istediğim işin temeline inilmedikçe uygulamada hep eksiklikler olmaz mı?Hani birçok tartışmanın temeli gelip bireyselliğe dayanmıyor mu?Hani toplumsal bakış açısını oluşturan bireylerin bakış açısı değil mi?Yani söylediklerimizle uygulamadakilerin örtüşmemesinden kaynaklanmıyor mu bu ayrım olayı ya da başka olaylar.
    Bir binanın temeli çürükse üstüne istediğiniz kadar kat çıkın binanın temeline su bağlayanda toplumu oluşturan bireyler değil mi?

    yazınız beni temelin nasıl düzeleceği noktasına getiriyor her defasında...dönüp dolaşıp kendi kuyruğumu tutuyorum epey zamandır...Ama çengellerimide bir köşeye atamıyorum.soru imlerimi

  4. #19
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Küçük bir ayrıntı var burada.. Dil(/in) cambazlığı desek de olur buna.. "toplumu oluşturan bireylerdir". Birey değildir! Yani -ler takısı çok şey katar. Ayrıca birey-toplum yapılanmasını bir kutu kesme şeker, ya da bir paket makarna gibi düşünme lütfen! Onların hepsi birbirin benzer..

    Oysa bireyle toplum, kimi zaman bir birinin tam zıttıdır! Birey; somuttur! Toplum soyuttur! O sadece insanların uydurduğu bir kavramdır! Hiçbir zaman görülmez, duyulmaz, 5 duyu ile algılanamaz! Futbol ya da sinema izleyen seyircileri, hatta bir parti mitingine katılanları ya da bir okuldaki öğrencileri TOPLUM olarak niteleyebilir miyiz?. Onlar sadece KALABALIKdırlar.

    Toplumu göremeyiz ama koyduğu kurallar (yasalar, töreler, gelenek-görenekler) ile, kurduğu "mahalle baskısı" ile bir güzel hissettirir kendini.." Ama bir yandan da, onsuz yapamayız.. Hiç kimse, toplumun üyelerinin yaptığı bütün işleri tek başına yapamaz! Robinson Kruzo, bir hikâyedir yalnızca..

    Toplumun (ya da toplumu yönetenlerin) koyduğu kurallar ile birey(/ler)in koyduğu kurallar farklı farklıdır.. Birinde -güncel deyişle- konsensüs/uzlaşma gereklidir. Diğerinde kural koyabilmesi için, bireyin "diktatör" pozisyonunda olması zorunludur. Diğer bireylere söz hakkı verilmez.. Bireyin kendi kafasıyla düşünme-sorgulama-tartışma ve yargılama yapma izini yoktur!


    Toplumun bakış açıları ile bireylerin bakış açılarının örtüşmesi şart değil! Hatta "her konuda örtüşme" durumu olanaksız! Bu yüzden "demokrasi" kavramı oluşturulmuş.. Gerçi onun da çeşitleri var ama o ayrı konu.

    Ancak "ayrımcılık", önce "boğaz" meselesinden kaynak alıyor.. Yani kişi(ler)/birey(ler) karınlarını doyuramadıklarından, ekmeklerini paylaşamadıklarından bazı grupları ötekileştiriyor/dışlıyor.. Bunu yönetimdeki "otorite" yaptığında adı: Ayrımcılık oluyor! Bunun belirli bir aşamadan sonra sıralaması da olmuyor. Hepsi birbirine giriyor çünkü.. Kurallar, yasalar falan sofranın yeşilliği.. Takma o kadar.

    "Temel" sorununa hiç girmeyelim istersen.. Çıkamayız sonra. Çünkü orada bir "Tarih" yatar. Tarihi iyi bilip yorumlayabilmeyi becermek gerekir. Ayrıca, konuyu değişik mecralara çeker.. Eksen kaydırır yani!

  5. #20
    Üye
    KUZEY Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.02-2005
    Son Giriş
    27.08-2017
    Saat
    11:32
    Yaşadığı Yer
    walton/ingiltere
    Mesaj
    706
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    "Adalet mülkün temelidir, mülkün yoksa adaletin de yoktur."

    Turkiye'de 17 ailenin ekonomisi Devletin ekonomisinden daha fazla,zamaninda her mahallede bir zengin yaratacagiz biz kucuk Amerika olacagiz diyen siyasetciler vardi.

    Pir Sultan Abdal ne demis bozuk duzenden saglam cark olmaz,adaletsizlik en tepeden basliyor... Diyelim gecekondularda yasayan halk barinma hakkina sahiptir, kalkarda gecekondulari yikarsan orada yasayan halki kus ucmaz kervan gecmez yere yerlestirirsen adil olmazsin olsan olsan goz boyamakla mesgul olursun,Istanbulun ormanlik alaninda arazin varsa bunun icin yasa teklif edersin gucte sendeyse yasayi cikarirsin.

    En gozde en turistik yerlerde neden ormanlar yandi ve neden tesaduf eseri bu yasalar cikti "orman vasfini yitirmis ormanlar", hani bir turku var mahsuni serifin Ankarada dayin yoktur mamudo kurban niye dogdun... Ankarada dayin yoktur sana kalan mirasta yoktur "engelli niye dogdun" Herseyin bi kilifa uyduruldugu ortamda yapilan isler gostermelik olacaktir,engelliye balik tutmasini ogretin ekonomiye katkida bulunsun.

    Dunyada iki sistem vardir biri Patronun gobegini sisirir digeri halkin iktidaridir halki korur kollar,Kapitalist dunyada yasiyoruz maalesef digeride utopya... Bu isler ne zaman duzelir halkin kendi sorunlarini yada engellinin kendi sorunlarina sahip cikmasiyla duzelir aksi taktirde her turden ayrimciliga maruz kalmaya devam ederiz.

  6. #21
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ayrımcılığa karşı çıkalım, haklarımızı savunalım ...kadın hakları, çocuk hakları, sosyal haklar, hasta hakları, engelli hakları, tüketici hakları, vs,vs,vs.... de, ama başka haklar da var; mesela eşcinsel hakları, din ve vicdan özgürlüğü varsa örneğin satanist olma ve ibadet etme hakkı, bizim inancımızı yayma hakkımız yanında bir başka dinin de kendi inancını yayma hakkı gibi. Onlara ne dersiniz?

    Aslında ayrımcılığın önünde tek engel var; o da insan hakları. Yukarıdakilerin hepsi, onun farklı yerlerden bakıldığında görünen yansımaları.

    Eğer yukarıdakilerden sadece bazılarını isteyip de istemediklerimize biz de ayrımcılık uyguluyorsak, hak vermeyip de sadece alıyorsak, o zaman hak aramıyoruz. Kimseyi kandırmayalım; yeterince yüksek sesle bağırıp, kendimiz için ayrıcalık ya da torpil arıyoruz.

    Tabii, zaman zaman da bulunuyor; ama bu şekilde bu bir hak değil, her an ortadan kaldırılabilir, geri alınabilir ayrıcalıklar, hatta kimi zaman lütuflar oluyor.

    Ayrımcılığın ne olduğunu tanımlamak zor olabilir. O zaman tersinden gidebiliriz. Ne olmadığını, nerede kendisine yer bulamadığını söyleyebiliriz.
    Benim ilk aklıma gelen, uygar toplumlarda kendisine pek yer bulamadığı. İnsana saygı duyan, kendisinin hayat görüşünün tam aksi düşünen bir başka kişinin de olabileceğini ve bu görüşün de en az kendi görüşü kadar saygıdeğer olabileceğini kabul eden kişilerin yaşadığı yerlere pek uğramıyor.

    Demokratik toplumlar mı? Eh, büyük ölçüde öyle. Ama bunun için toplumun demokrat olmasının yanında, olmak istemeyen kesimi için de hukuki düzenlemesinin yapılmış ve uygulanıyor olması gerekir.

    Bir başka deyişle, ayrımcılık, hoşgörüsü olan toplumlarda değil, insana saygı gösteren toplumlarda kendisine yer bulamaz. Hoşgörü ayırımcılığın çaresi değildir; hoşgörü bir tür lütuftur. Bugün hoşgörür, yarın görmez. Keyfi yerindeyse hoşgörür, canı sıkkınsa görmez; Ahmet beyi hoşgörür, Hasan hanımı hoşgörmez. Ama eğer toplum, ya saygı gösteriyor ya da evrensel hukuk kuralları tarafından suç ya da kabahat sayılmayanlar dışındaki düşünce ve davranışlara saygı göstermek zorunda bırakılıyorsa, işte o zaman insan hakları ya da demokrasi, yerine oturuyor demektir.

    Aşağıdaki fotoğrafı bugün Sirkeci'de çektim. Trafik ışığı olmayan bir yaya geçidinin başında toplanmış ve bekleyen insanları görüyorsunuz. Pazar günü ve seyrek olarak araba geçmesine, yolun boş olmasına rağmen, -turist otobüsleri dahil- hiçbir araba yaya geçidinde durup yol vermiyordu. Yayalar, arabalı vatandaşlar tarafından temsil edilen güç ve para karşısında ayrımcılığa uğruyorlar ama kesinlikle mağdur ya da haklı değiller. Zira onlar da araba aldıklarında, diğer yayalara aynı şeyi yapacaklar.

    25882 Yaya.geidi 122 94lo - Ayrımcılık Üzerine [Tartışma]
    25410 Yaya.geidi 122 367lo - Ayrımcılık Üzerine [Tartışma]dmd8o5 - Ayrımcılık Üzerine [Tartışma]


    Eğer tam uygarlaşmamış bir toplumda yaşıyorsak, başkalarının hakkına saygı duymayız. Sadece kendi hakkımızı isteriz ya da söke söke alma yoluna gideriz. (Kuyucak ve monalisa'nın kulakları çınlasın. ) Hakkımızı alamıyorsak da, elimizden geleni ardımıza koymamaya çalışırız.
    Aşağıdaki fotoğrafı ise birkaç gün önce bir kitapçıda çektim, bu tür kitapları okumam, sıkılırım ama yanyana duran bu iki kitap, sanırım hoşgör(me)mek ve insan olarak görmek ya da "ben" ile "sen ve ben" arasındaki farkı çok çarpıcı kapaklarla göstermiş.

    26038 Grnt040 122 1142lo - Ayrımcılık Üzerine [Tartışma]neap9t - Ayrımcılık Üzerine [Tartışma]


    İlk fotoğraftaki arabalar yaya geçidine geldiklerinde durdukları gün, engelli hakları da sorun olmaktan çıkmış olacak.



    Not: Sağdaki kitabın üzerindeki yazı tam okunmuyor; "Sevdiğiniz insana yürekten bağlılığınızı nasıl ifade edersiniz" yazıyor.
    25534 Grnt040 122 171lo - Ayrımcılık Üzerine [Tartışma]

  7. #22
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Neptün..
    Söylemlerine katılıyorum.. Demokrasi içsel bir şeydir..
    Ancakkkkk sen herkesi, zorla ve zorla ''proleterya diktatörlüğü'' ile kendime/mize demokrasi getirme çabam olduğuna inanmaya itiyorsun(.. Kardeşim buda demokratik değil bence(.. Vallahi olsa söylerim( Evrime inanıyorum ben.. Benim görevimde evrimi hızlandırmak.. Arada bir çıkışlar için nicel birikimlerin kıçından itekliyorum hepsi bu.. Ayrıca Ahmet beyde Hasan niye hanım olmuş benzetmende( Kaçmadı gözümden.. Hani bilelim dedim..

  8. #23
    Üye
    iremsu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.02-2010
    Son Giriş
    Saat
    Mesaj
    485
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    neptune kıtap kapakların çok dikkat çekici gözemciliğini tebrik ediyorum,
    çok haklısın eşcinsellık vs konularındada bende ekleme yapmak istiyorum,
    ayrımcılıktan bahsediyoruz,kadın hakları diyoruz ...eşitiz filan,
    ama 18 yaşından sonra kadın ailesinin maaşını alıyor olmasına rağmen okusun okumasın sigortasından yararlanıyor olmasına rağmen sesimiz çıkmıyor ayrımcılığa inat bu nasıl eşitlik söylevi anlamış değilim ama erkek bu haklardan mahrum ....

    oyüzden bu ayrımcılığı eşcinsel vs gibi toplummumuzun kültüründen gelen birikimleri yok sayarakta tartışamayız,
    baben beyinde dediği gibi eğitim,ve yine eğitim

  9. #24
    Üye
    Sinan Yagci Avatarı

    Üyelik Tarihi
    07.09-2003
    Son Giriş
    04.06-2016
    Saat
    05:39
    Yaşadığı Yer
    Istanbul
    Mesaj
    50
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ?DEVLETİN ZARARI YOK ÇOK CİDDİ KAZANCI VAR? - Milliyet.com.tr

    Bu ülkede devlet bakanlığı yapmış şahsiyetin yorumuna bakınız.

    Daha ötesi yok !

  10. #25
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Katkıların için teşekkürler Neptün..

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: neptune
    … mesela eşcinsel hakları, din ve vicdan özgürlüğü varsa örneğin satanist olma ve ibadet etme hakkı, bizim inancımızı yayma hakkımız yanında bir başka dinin de kendi inancını yayma hakkı gibi. Onlara ne dersiniz?
    Aslında bu iki konunun diğerleriyle aynı ortamda tartışılması bile garip geliyor bana. (Yanlış anlaşılmasın.. "Tartışmayın" falan demiyorum.. Veya "ilgisiz" de demiyorum.. Ama her biri, çok çok farklı alanlara da sahip, çok yönlü işlenecek konular.. Öyle " hepsi de ayrımcılık değil mi.. Ayrımcılığa karşıysan bunlara yapılan ayrımcılığa da karşı olacaksın! " gibi metazori bir yaklaşım da ters geliyor bana.. Demokraaasi isterük! Bırakın kimin neye karşı olacağına herkes kendi karar versin.. Çünkü bu mantıkla bakıldığında; "din" adına yapılan terör olayları, savaşlar vb. var.. Onlar için de: " hepsi de din adına değil mi.. Dindarım diyorsan bunları da sahipleneceksin! " gibi abuk bir sonuca bile varılabilinir!)

    İlkin, "din" kavramının boyutları bu tartışmalardan hayli geniş! "Din" deyince, anlaşılan, herkesin kendi inandığı din, masum ibadetler ve "bugünü" oluyor! Oysa din/ler, kişisel olduğu kadar toplumsal da olan, kapitalizm öncesi (feodal) toplumların anayasası diyebileceğimiz kurallar bütünü! Tarihi olduğu kadar coğrafyası da vardır!

    İnsanlık Tarihi kadar eski ve kitaplıları 4000 yıl öncesinden başlıyor.. Yüzyıllarca toplumsal sorunların olumlu veya olumsuz baş aktörü olmuş!

    Ayrıca,
    Dünya üzerindeki dinler haritası: 8xo5ud - Ayrımcılık Üzerine [Tartışma]

    Bunlara değinmeden konuyu salt "din ve vicdan özgürlüğü" ile, ibadet etme hakkı ile geçiştirmek anlamsız geliyor bana!

    "Ayrımcılık" istisnasız bütün dinlerin ruhunda var! Çünkü her din, bana inanan ve inanmayan diye insanları AYIRMAKLA başlıyor! Var mı daha ötesi?

    Engizisyon Mahkemelerinden tut, Haçlı Ordularına, 10larca yıl süren din/mezhep savaşlarına neden olan, bir kavramı bu "özgürlüğün" neresine koyacağız?

    Haa "onlar tarihte kaldı, o anlayışı çoktan aştık" diyenlere daha 9 yılını bile doldurmamış olan 11 Eylül saldırılarını verelim. 3 bine yakın insanın yaşama/insan hakkı yok muydu? Veya 17 yıl önce Madımak otelinde yakılan 37 insanın..?

    Daha yüzlerce olumsuz örnek var.. Her dinden.. Güçlensinler de terörlerine terör katsınlar diye mi savunacağım onları? Almayım.. Kalsın.. Üstelik o ne yapıyor: Sempatizanlarını militanlaştırıp karşı-devrim cephesinin duvarlarını güçlendirdikten sonra onu safça destekleyenleri yok ediyor. (bkz. İran/TUDEH)

    Zaytung bile dalga geçiyor bu mantıkla: Zaytung.Com

    Elbette ki dinlerin olumlu yanları yok değil! İnsanları bir arada tutuyor, yaşamlarına anlam veriyor, taşkınlıklarını önlüyor vb. Ama dediğim gibi; onun tartışılma yeri bu platform değil.. Çok daha geniş bir konu..

    ***

    Daha önce bir kaç yerde daha yazmıştım.. Bir kimsenin cinsel tercihini öğrenmek zorunda mıyım ben yaa? Hani.. Karşıdan bakınca; kadın mı, erkek mi, çocuk mu, büyük mü, beyaz mı, zenci mi, sakat mı, sağlam mı olduğunu genel olarak anlarım! Kendisiyle tartışmak ve gereğinde birlikte mücadele edebilmek için, "düşüncelerini" bilmek zorundayımdır! Düşüncelerini çıtayı aşağı indirmeden ifade etsin. Hay hay! Ama cinsel tercihinden bana ne?.. Niye öğreneyim kiminle düşüp kalktığını? Veya bir başkasını niye ilgilendiriyor?


    Ayrıca her iki konu da, -cinsellik ve dinsellik- SÖMÜRÜYE diğerlerinden çok çok daha elverişlidir.. Ve her ikisi de alabildiğine insanları sömürü amacıyla kullanılmaktadır.. Benden uzak dursunlar..


    insan hakları falan süslü bir biblodan başka bir şey değil! Karnını doyuramayan bir kişiye bunları anlattığında "ne hakkı baboooo?" diyor.. Ben "ekmek bulamazken şerefsiz budu götürüyor, diye türkü yakıyor. Asıl "engel" budur işte! Çünkü çok büyük bir uçurum açılmıştır, kişilerin gelir durumları arasında. uygar toplumlar bu uçurumu bir şekilde azaltmışlar, çelişkileri gidermişler, "pozitif ayrımcılığı" başarılı bir biçimde uygulamışlar.. Ancak öyle uygar olmuşlar!



    Hasanım, Evrimcilik diye bişey yok! Her devrimci aynı zamanda "evrimci"dir! Bir zamanlar "evrim devrim içiçe" diye bir slogan vardı.. Hatırlarsın


    Sevgili iremsu; orada kadınlara yönelik bir "pozitif ayrımcılık" uygulanıyor görünüyor buradan. Kabulümüzdür.. Eşitlik yok, diye karşı çıkamayız..

  11. #26
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu tartışmayı severek izliyorum.. Ancak kendi içimde net olamadığım, kendi içimde tartışmalarım var.. Madem burası tartışma alanı içimde tartışacağıma burada tartışayım..

    Baben’in ayrımcılığın tanımlamasına hep saygı duydum.. Evet ayrımcılık bireysel bir şey değil.. Toplum/İktidar ancak ayrımcılık yaparsa bir anlamı oluyor .. Neptünün dediği gibi elinde merhemi olsa kendi başına sürecek bireylerin/toplulukların ayrımcılığı deve kuşunun saklanmasına benziyor..
    Kendi düşüncelerime gelince:
    Ayrımcılık ekonomik/siyasi yönden ayrımcılık; Her siyasi erk (oligarşi, egemen) ülke kaynaklarını sistemine entegre ettiği insanlar/topluluklar ile paylaşıyor.. Sisteminin dışında tuttuğu insanları/toplulukları ötekileştiriyor.. Bu sisteme entegre ettiği insanlara karşı ülkenin yasaları tıkır tıkır işliyor.. Ancak ötekileştirdiği ve sistemine dahil olmayan insanların/toplulukların taleplerine karşı ayrımcılık uyguluyor.. Ötekileştirdiği insanların/toplulukların talepleri olmadığı sürece bu ayrımcılık gözle görünmüyor.. Sözde eşitlik var.. Ancak o talepler karşısında tıkır tıkır işleyen yasalar aniden tıkanıveriyor..
    İdeolojik yönden ayrımcılık: Bu ayrımcılığın ideolojik alt yapısı ötekileştirme.. Ekonomik ve siyasi yönden ayrımcılık yapabilmek için, önce sisteme entegre edilmesi kabul edilmeyen insanlar/topluluklar önce ötekileştiriliyor.. Sinsi/resmi olmayan ama güneş kadar açık bir anlayışla onların öteki olduğu ilan ediliyor.. Ötekilerin talepleri (ekonomik,siyasi,kültürel,günlük yaşam) zorda kalınınca bastırılabilmek için bunu çok önceden yapmış oluyorlar.. Bu Kürtler, çingeneler, engelliler vb için hep vardır.. Bunlar sisteme entegre değildir.. Bunların yaşamsal fonksiyonları sistem tarafından otomatik olarak karşılanmaz.. Bunların talepleri hep birilerinin iki dudakları arasındadır.. Fazla gelen talepleri bastırmak içinde hep yan ceplerinde öteki silahları vardır.. Mesela sakatlar ne üretiyorlar ki fazlasını bekliyorlardır.. Mesela Kürtlerin dağları verimsizdir, Yani Allah vermemiştir..
    Fakat bu oturttuğum şablonda mesela kadın ayrımcılığı, cinsiyet ayrımcılığı sırıtmaktadır.. Oysa bu şablon doğru.. O zaman diyorum onlara uygulanan ayrımcılık daha başka bir şey.. Acaba otoritenin göstermelik erkek yüzümü buda.. Toplumu hani ayakta ve erkek olarak dimdik tutmak için yaptığı ayrımcılık .. Çünkü yapabildiği en güzel ayrımcılık ve halkı tarafından kabul gören en iyi ötekileştirme bu.. Toplumun tümü bu ayrımcılığı harfiyen kabul ediyor çünkü .. Bu errrrrkkkeekkk ayrımcılığı tutmuş durumda..

    Baben Baba elbet biliriz biz Devrimciliği evrimciliği ama, devrimcilik illa proletarya diktatörlüğünü savunup, diğer her şeyi ayrımcılığını yapıyor ya (bende karşıyım)Neptüne korkma babında bir sözdü(..

    Benim düşüncem ve çelişkilerim bunlar ..

  12. #27
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Baben Mesajı Gör
    Öyle " hepsi de ayrımcılık değil mi.. Ayrımcılığa karşıysan bunlara yapılan ayrımcılığa da karşı olacaksın! " gibi metazori bir yaklaşım da ters geliyor bana.. (...) Çünkü bu mantıkla bakıldığında; "din" adına yapılan terör olayları, savaşlar vb. var.. Onlar için de: " hepsi de din adına değil mi.. Dindarım diyorsan bunları da sahipleneceksin! " gibi abuk bir sonuca bile varılabilinir!)
    uhiiiy! ne alaka, babenjim,yawf? ... shakaydi sanirim ... yaptigin alintida, "neden herkes dinini/inanclarini diledigi gibi uygulayamio!" sorusu shöle dursun, "neden din ve vicdan özgürlügü yok?" sorusu bile sorulmamish... eger din ve vicdan özgürlügü varsa (ki var oldugu söylenior sürekli!!!) satanizm de dahil, bütün dinleri kapsadiginin bi türlü kabul edilmemesi eleshtirilior bana kalirsa... ve tam da bunu kabul edemeyenlerin, kendi dinlerinin "gereklerini" rahatca yashayamadiklarini her firsatta (demokrasiyi ve ayrimciligin cirkinligini de öne sürerek) avazi yettigince gündeme getirmelerinin abuklugu anlatilmaya calishilio, yanlish anlamadiysam tabe... ayrica, "(evrensel) hukuk kuralları tarafından suç ya da kabahat sayılmayan" olaylardan bahsedildigi sürece terörü, hacli ordularini falan da ishin icine karishtirmaya hic gerek yok aslinda diye düshünüom ...



    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Baben Mesajı Gör
    Daha önce bir kaç yerde daha yazmıştım.. Bir kimsenin cinsel tercihini öğrenmek zorunda mıyım ben yaa? Hani.. Karşıdan bakınca; kadın mı, erkek mi, çocuk mu, büyük mü, beyaz mı, zenci mi, sakat mı, sağlam mı olduğunu genel olarak anlarım! Kendisiyle tartışmak ve gereğinde birlikte mücadele edebilmek için, "düşüncelerini" bilmek zorundayımdır! Düşüncelerini çıtayı aşağı indirmeden ifade etsin. Hay hay! Ama cinsel tercihinden bana ne?.. Niye öğreneyim kiminle düşüp kalktığını? Veya bir başkasını niye ilgilendiriyor?
    evet, bicok kez okudum bunu senden ve her seferinde soru isharetleri belirdi beynimde... shimdi ben erkek arkadashimla sahilde shöööle mis gibi denize karshi sarmash dolash oturup biraz romantik takilmaya kalkishsam, "bana ne sizin cinsel egiliminizden, yatak odaniz yok mu sizin! yapishtirin duvara kocaman bi deniz posteri, gidin orda sarmash dolash yashayin heteroseksüelliginizi!" dicen demek ki, babenjim ... dügünlere de karshi cikmalisin aslinda, o ne öle gümbür gümbür dünya aleme duyuruolar gelecek zamanda heteroseksüelliklerinin tadini bol bol cikaricaklarini - kime neyse! ... shaka bi yana da, latekslere bürünmüsh sadomazo'larin sokaklarda kamcilarini saga sola savurarak cinsel egilimlerini herkese beyan edebilmesi savunulsa katilicam sana, anlicam endisheni... ama heteroseksüel ciftlerin toplum icinde -tash yagmuruna tutulmadan - yapabildiklerini, homoseksüel ciftler de yapabilio mu mesela (benim gözlemleyebildigim kadariyla yürek ister, bikac kamyon cesaret, ardindan da bi o kadar dayanma gücü ister)... onlarin ashklarina/birlikteliklerine neden gösterilemesin ayni saygi? ...



    ***

    sevgili iremsu, bi erkegin, hukuken ailesinin maashindan ve sigortasindan yararlanma hakki olmadigindan emin misin gercekten? ...

    bununla eshcinsellik arasinda kurdugun alakayi da anlayip anlamadigimdan tam emin degilim... "kültürden gelen birikimler, eshinin/ailesinin maashiyla gecinen erkeklerin ayiplanmasina nasi sebep oluyosa, eshcinsellerin horgörülmelerine de aynen öyle sebep oluyo" demek istiosan hak veriom sana ... kültür, gelenek, inanclar, hayat görüshleri, bilim, egitim vs. hepsi insandan üstün tutuldugu oranda, insana olan saygi da dondurma gibi eriyip gidio... halbuki bütün bunlar insanlar icin var, tersine degil ...



    selamlar ...

  13. #28
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bu aralar pozitif ayrımcılık diye bir terim uyduruldu ve herkes kendisi gibi olan ya da düşünenler adına pozitif ayrımcılık istemeye başladı,ayrımcılığın pozitifi negatifi olmaz,ayrımcılık ayrımcılıktır.yeni yeni terimler bulmak sadece kapitalizmin ekmeğine yağ sürer,burada bazı kişiler şu demokrasiye aykırı bu demokrasiye ters diyip duruyor,soruyorum size nedir demokrasi.....demokrasi çoğunluğun diktatörlüğüdür......lütfen daha gerçekçi olalım ,çoğunluk kimdeyse güç kimdeyse herşey ondan yana

  14. #29
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Rekucum, anlatamamışım..

    Sondan başlayım..

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Baben
    Ama cinsel tercihinden bana ne?.. Niye öğreneyim kiminle düşüp kalktığını? Veya bir başkasını niye ilgilendiriyor?
    Bu soruyu herkes (ama herkes!) kendine sorsa (olacak iş değil ama ütopi yapayım dedim biraz ) problem kalmayacak!! Ancak öyle toplum/larda yaşıyoruz ki... "Paparazzi" diye bir deyim uydurulmuş ve tavan yapıyor o meslek..

    İnsanların "mutlu" olmasından mutlu olurum elbette! Ama, bunu cinsel tercihini, yaşadığı yeri, hatta adını bile öğrenmeden de başarabilirim. Hatta hatta yüzünü bile görmeden.. İnternet sayesinde.. Ve bunu net kullanan herkes yapabilir.. "Herkes net kullanmıyor ki" denebilir.. Ama birilerini "tash yagmuru"na tutmak için tash toplamaktan başka işleri olmalı insanların..


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Rekursion
    ... ayrica, "(evrensel) hukuk kuralları tarafından suç ya da kabahat sayılmayan" olaylardan bahsedildigi sürece terörü, hacli ordularini falan da ishin icine karishtirmaya hic gerek yok aslinda diye düshünüom ...
    Çok gerek var bence.. Olayları zaman-mekân boyutlarında, neden-sonuç ilişkileri içerisinde ele almalıyız. Bunu yapmazsak mutlaka ama mutlaka bi şeyler eksik kalır.. Çünkü, o eylemleri yapan kişilerin ayrımcılıkla mücadele, evrensel hukuk kuralları, insan hakları gibi bir dertleri yok aslında! Seninle, benimle, çağdaş/uygar ülkelerle, vb. sürekli kavga halindeler. Ve -işin ilginç yanı- kaynakları da aynı.."din ve vicdan özgürlügü".. O yüzden anlaşılması hiç kolay olmuyor.. Benim burada tek turnusol kâğıdım vardır: "insanları sömürü amacıyla kullanı"yor mu kullanmıyor mu? Ona bakarım.. Yapılan olay bir "paranoya" yaratmak falan değildir ama insanların kime karşı, kiminle birlikte, ne amaçla mücadele edeceklerini bilmeleri gerek!

    Aslında bu iki konunun diğerleriyle aynı ortamda tartışılması bile garip geliyor bana. diye başlamıştım ama laf lafı açtı ve uzadı. Gerçekten tartışmak istemiyorum bu konuları.. İlkin, bilgim yeterli değil.. İkincisi amacından sapıyor, asıl konuşulması gereken konular konuşulmuyor.

  15. #30
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Geleneksel kültürden, çağdaş birey vatandaşlığa geçtiğimizi iddia ettiğimiz zaman; demokratik özgürlüğün tanımını yaparken, şu, şu, şu davranışlar için bunlar yapıldığında ayrımcılık olur; ama, şu, şu, şu davranışlar ise bizim kültürümüzde hoş karşılanmıyor dersek, sadece adı demokrasi olan bir geleneksel kültürde yaşıyoruz demektir.

    Böyle basit benzetmeleri hiç sevmiyorum ama aklıma ancak bu geldi: Su bir tane, ama içinde bulunduğu kaba göre şekli değişiyor. Ayrımcılık da bunun gibi tek. Hangi kültürde olduğunuza göre dışavurumu değişiyor.

    Bunun ciddi sonuçları oluyor. Zira toplumsal kültürde hoşgörü/horgörü ayrımını, güçlü olanların hayat felsefesi belirliyor. Engellilere hoşgörü ile bakılan toplumlarda sanki engellilere ayrımcılık yapılmıyormuş; horgörü ile bakılanlarda ise yapılıyormuş gibi görünüyor. Ama aslında her iki toplum da uygar değil. Güçlü olan kuralı koyuyor, kendi felsefesini yaşatıyor.

    Altında arabası olanın, yaya geçidinden geçmek isteyenlerin birey vatandaşlığını hiçe sayması gibi; pahalı arabası olanlar, ucuz arabası olanların; kamyon ve otobüsler diğer arabaların; siyah ve üzerinde çeşitli ışıkları olan arabalar ise, diğer tüm araçların ve içindeki insanların eşit yaşam hakkını pek umursamıyorlar.

    Yırtıcı büyük balıkların davranışlarını hiç incelediniz mi bilmiyorum. Onları sadece iki düşünce motive eder. "Bu yenir mi?" ve "Bu bana zarar verir mi?". Geri kalan her şey önemsizdir ve kurallarını koyup geri kalan her canlıya ayrımcılık uygulayacak kadar güçlüdürler.

    İşte İstanbul son zamanlarda bu hale geldi. İnsanlar sadece iki şey düşünüyor; "Bu benim işime yarar mı?", "Bu bana zarar verir mi?" İnsanlar bir başkasının hakkına, onlara olan saygılarından değil, ortaya çıkacak olan tepkiden görebilecekleri zarara bakarak riayet edip etmemeye karar veriyorlar. Toplum geneli için ise, kanunlara riayet bunun izdüşümü olan ceza ile sağlanıyor.

    Toplumsal kültürden, birey vatandaş kültürüne geçerken; uygar ve demokratik hayat görüşünü içselleştirmediğimiz zaman; İstanbul'da yaşanan süreç gibi, toplumsal kültürün kontrolünden çıkıp, güçlü olanın bu sefer bireysel kurallarını koyup diğerlerine ayrımcılık uyguladığı bir orman kanununa geçiyoruz.

    Uygarlık ve tabii ayrımcılıktan konunmak için gereken tek şey, "insana saygı". Ahlaki, kültürel, dini, vs şart olmadan tabii. Bunun olmadığı ya da şartlı olduğu; sınırın -önceki mesajımda da söylediğim gibi- evrensel çağdaş hukuk kuralları tarafından değil de, toplumsal ve kültürel olarak çizildiği her yer, güçlü olanın kendi borusunu öttürüp, diğerlerini umursamadığı, ayrımcılık uyguladığı bir orman haline geliyor. Sonra da Mor ve Ötesi'nin, "Neden herkes düşman" şarkısını dinleyip hüzünleniyoruz.

    Selamlar, sevgiler.




Sayfa 2 / 5 İlkİlk 12345 SonSon