Sayfa 2 / 2 İlkİlk 12
Toplam 30 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    15:49
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Hayata tutunamayan,yanlız bir insanın hayat hikayesi.Sevgisizlik,yıkıcı bir yanlızlık,amaçsızlık,elindeki her şeyi yitirmek insanı nasıl bir ruh haline sokar?
    Yaşamın kıyısında hayata tutunmak istesek de çevresel şartlar,insanlar izin vermez.Yanlız bırakılmış,yalnızlığa itilmiş bir insanın hayatta tutunması çok zordur,insanın kendi kendiyle konuşması,kendi girdabından çıkamaması,daha da dibe vurmasına neden olur,tek kurtulusun ölüm olduğunu acıların ancak ölümle son bulacağına inanıp yıkıcı bir vuruşla son noktayı koyar...İnsan bir yaşam böyle bitmeseydi,tutunabilseydi hayata diyor ama belkiler ve keşkeler artık çare değil ...

  2. #17
    Üye
    kitap38 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.05-2005
    Son Giriş
    14.11-2017
    Saat
    11:01
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    125
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    sehribanu arkadaşım, kendi yaşamına son vermek kime ne ki. kimseyi ilgilendirmiyor senin ölmen. hatta daha iyi olur o da senin için değil senden, senin varlığından rahatsız olanlar olanlar için. kendi elinle o senden rahatsız olanları kendi yaşamına son vermekle rahtalatmış oluyorsun. senin yaşaman gerekenleri bir başkasına devretmiş oluyorsun. hayata bir baksana herkes normal mi yaşıyor. hayatta birazda daha güvenli biraz daha rahat olayım diye herkes birbirinin ayağını kaydırıyor, birbirini itiyor, kakıyor,eziyor. ne için kendi bencil çıkarları için. normal yaşamaya çalışan insan sayısı parmakla sayılır. ee o zaman normal olan ne diye sorgulamaz mısınsın sen. ne diye bir başkası bana öyla baktı, beni öyle yargıladı diye kendi yaşamıma son vereyim. boşversene bunları, sen neye hakketiğine inanıyorsun ve onun için neler yapıyorsun. mesele o.sonuç elde edersin veya etmezsin. elde edene kadar....bizler ölüyü ölümü yücelten değil, yaşamı seven savunan olmalıyız...saygılarımla

  3. #18
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    15:49
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Haklısın kitap38 kimin öldüğü ya da kimin yaşadığı kimsenin umrunda değil.Herkes kendisi için yaşar ve ölür.Bu kapitalizmin acımasız gerçekliğidir,birilerinin ayağını kaydır ve sen zengin ol,mutlu ol,senin olsun herşey mantığıyla,güçlünün güçsüzü ezme,sindirme,yok etme mantığıdır.
    Benim demek istediğim yapayanlız,tükenmiş bir insanın hayatla yapayanlız mücadelesindeki depresif ruh halini, bu durumdaki bir insanın psikolojik olarak bu halde olabileceğini,hayata tutunmak için her zaman kendi gücümüzün yetmediğini,sosyal desteğe çok büyük ihtiyacımız olduğunun altını çizmek istedim. sevgilerimle...

  4. #19
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    YORUMSUZ
    İntihar konusuna epey kafa yoran çağdaş Fransız düşünürlerinden Jean-Jacques Delfour "İntiharın ölümü arzulamanın değil, huzuru aramanın bir sonucu olduğunu" belirtiyor. İşte onun intihara felsefi bakışı:
    "Hiç kimsenin asla intihar etmediği, hiç kimsenin asla intihar etmeyi istemediği, hiç kimsenin asla intihar ederek kurtulmadığı ne zaman anlaşılacak, ne zaman kabul edilecek? Çünkü hiç kimse hayatına son vermedi. İntiharı 'Ölümü arzulamak' olarak görüyoruz. Hayır. Ölmenin, ölümün ne olduğunu bilmiyoruz ki. Zira öldüğümüzde 'Ölmenin nasıl bir şey olduğu' deneyi yapamayacağımıza göre, o konuda herhangi bir bilgi sahibi de olamayacağız. Ölümü denemek, deneyi öldürmektir.
    İntihar edenler aslında ölmeyi arzu etmiyorlar. Sadece artık acı çekmemek, acılarından kurtulmak, rahatlamak istiyorlar. Artık acı çekmemek bambaşka bir şey; pozitif bir olgu; huzura kavuşmak anlamına geliyor. Ama ne yazık ki, intihar edenlerin hiçbiri bu huzura kavuşamıyorlar ya da huzurun tadını çıkaramıyorlar. Çünkü hayatlarını yok ederek, aynı zamanda acıya son verecek ve huzuru sağlayacak olan baskıyı veya faktörü de yok etmiş oluyorlar."

  5. #20
    Üye
    kitap38 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.05-2005
    Son Giriş
    14.11-2017
    Saat
    11:01
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    125
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ben burada intihar konusunun konuşulamsından yana değilim. kimi insanlar intihara felsefi açıdan yaklaşabilecek düzeyde olmadıklarını düşünüyorum. istemeden içten içe gitgel yaşayanları olumsuz yönde etkileyebiliriz. bu paltformda güdülmesi gereken şey yaşamı öldürmek değil yaşamı savunmak, insanın kendisine sevgiyle sahip çıkabilmesini sağlamak. naçizane düşüncem dikkate alınırsa sevinirim. saygılar

  6. #21
    Askıda Üyelik
    tarelif Avatarı

    Gerçek Adı
    Elif Köse
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul-Erzurum-Gemlik
    Mesaj
    408
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu konuda sana katılıyorum kitap.Benim not kısmına yazdığım o anki durumdan çok etkilendiğimi ifade ediyor.Bu yazıyı o günü yazdığım şekliyle kopyaladım.Bazı arkadaşlarımın bundan etkileneceğini düşünerekten intahar konusunda konuşmayalım diyorum ben de...

  7. #22
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    15:49
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aman arkadaşlar konuyu yanlış yönlere çekmeyin.İntiharı özendirmek gibi bir niyet yok burada.Ölüm de yaşam gibi bir olgudur.Konuşulduğu zaman insanlar gidip ben de intihar edeyim demez.Çünkü hayat pamuk ipliğine bağlı değil.Bizim asıl sorunumuz konuşamamaktır.Hayat Çok değerli bir hediye ve hiç bir şey yaşamdan daha üstün olmaz benim için.Acılar da çeksek ,yıkılsak da hayat her şeye rağmen devam ediyor ve edecektir.Güçlü olmak yıkılmak değil,yıkıldığın zaman tekrar ayağa kalkabilmektir....
    Ölümle yaşam arasındaki çizgi pamuk ipliğine bağlıysa ben bu konuda tek kelime etmeyeceğim... sevgilerle....

  8. #23
    Üye
    angel'm Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.11-2005
    Son Giriş
    31.03-2013
    Saat
    23:03
    Yaşadığı Yer
    ...
    Mesaj
    45
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Öykünüzü okurken, kendimi karanlık bir dehlizde dolaşıyor sandım. Bana çok ajite edilmiş gibi geldi.

    Yüzü yanmış, parçalanmış bir adam var. Bu çirkinliğinden dolayı insanlardan kaçıyor. Toplum içine çıkmıyor. Karısı terk ediyor. Çocuğundan ayrı yaşıyor v.s. v.s.

    Asıl sorgulanması gerekenleri atlamış, olayı bir kişinin görüş açısıyla göstermişsiniz. Hiçlik… boşluk… ölüm.

    Bence burada sorgulanması gereken bir sürü şey var. Neden kadın kocasını terk ediyor? Demek ki, evlilikleri çıkar üzerine kurulu bir düzen. Sevgi mevgi bahane. Belki alışkanlığa döndü evlilikleri. Ya da sevginin anlamını bilmiyorlar. Vehayut biliyorlar da, içselleştirmemişler. Ya da bir sürü neden olabilir.

    Neden gençlere üniversiteyi kazanmak yaşamın mutlak amacıymış gibi gösteriliyor? Neden, yaşamı sorgulayan, neden- sonuç ilişkisi kurabilen, araştıran, bilmenin, öğrenmenin bir mutluluk kaynağı olduğu öğretilmiyor da, günlük yaşayan, bedensel zevkler peşinde koşan gençler yetiştiriliyor?

    Arkadaşınız zaten yüzü parçalanmadan önce bir mağara da yaşıyormuş da, haberi yokmuş. Kendi kendine mutluluk oyunu oynamış. Evliliğini sorgulamamış. Oğlunun kişiliğini oluşturacak hamuru yoğuramamış.

    Mutluluğun anlamı, bir kadının ya da erkeğin bizi beğenmesi midir? Ya da karşı cinsle birşeyler paylaşmak mıdır? İşte bunu anlamıyorum. İnsan kendi kendine yeterek mutluluk içinde yaşayabilir. Mutluluğu arkadaş sitelerinde arayan bir bakış açısında asıl sakatlık var. Fallara bakarak mutluluğu orada bulacağını sanan zihniyette bir sakatlık var. Sevgiyi ya da aşkı biçimsel olarak algılamakta bir sakatlık var. Arkadaşınızın yaşama bakış açısında bir sakatlık var. Dostluğa ve arkadaşlığa bakış açısında bir sakatlık var. Arkadaşınıza niye hiç mesaj gelmediğini de anlamadım. Mutlaka, yazdıklarıyla ilgili olmalı. Bu arkadaşınız neler yazdı ki, hiç mesaj atan olmadı? Kendini ifade etmekten yoksun bir insan mıydı? Arkadaşınızın köpeklerin ondan korkup kaçtığını söylemesi hastalıklı bir psikolojisi olduğunu düşündürüyor bana. Ya da siz ajite etmişsiniz!

    Arkadaşınız iki üniversiteyi boşuna okumuş. Okuduklarını yalnızca ezberlemiş. Eğer, öyle olmasaydı kendi içine çekilip edilgen olmayı yeğlemezdi.

    Kimi olumsuzluklardan neden toplumu sorumlu tutuyoruz hep? Evet, farklılığa duyarlılık olabilir. Evet, farklı bir insanı görenler ilk başta farklı tepkiler verebilirler. Ama bu toplumda farklı tepki vermeyecek insanlarında var olduğunu gerçeğini değiştirmez. Yani gerçeği, hep algıladığımız gibi olduğunu sanıyoruz. Ama öyle değil.

  9. #24
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: bayke
    YORUMSUZ
    İntihar konusuna epey kafa yoran çağdaş Fransız düşünürlerinden Jean-Jacques Delfour "İntiharın ölümü arzulamanın değil, huzuru aramanın bir sonucu olduğunu" belirtiyor. İşte onun intihara felsefi bakışı:
    "Hiç kimsenin asla intihar etmediği, hiç kimsenin asla intihar etmeyi istemediği, hiç kimsenin asla intihar ederek kurtulmadığı ne zaman anlaşılacak, ne zaman kabul edilecek? Çünkü hiç kimse hayatına son vermedi. İntiharı 'Ölümü arzulamak' olarak görüyoruz. Hayır. Ölmenin, ölümün ne olduğunu bilmiyoruz ki. Zira öldüğümüzde 'Ölmenin nasıl bir şey olduğu' deneyi yapamayacağımıza göre, o konuda herhangi bir bilgi sahibi de olamayacağız. Ölümü denemek, deneyi öldürmektir.
    İntihar edenler aslında ölmeyi arzu etmiyorlar. Sadece artık acı çekmemek, acılarından kurtulmak, rahatlamak istiyorlar. Artık acı çekmemek bambaşka bir şey; pozitif bir olgu; huzura kavuşmak anlamına geliyor. Ama ne yazık ki, intihar edenlerin hiçbiri bu huzura kavuşamıyorlar ya da huzurun tadını çıkaramıyorlar. Çünkü hayatlarını yok ederek, aynı zamanda acıya son verecek ve huzuru sağlayacak olan baskıyı veya faktörü de yok etmiş oluyorlar."

    İntihar, Freud'un ölüm içgüdülerinin içinde en derinde duranı. Buna çok yakın bir görüş daha önce ötenazi topiğinde ifade edilmişti:

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: neptune
    Açlık, susuzluk gibi gerilimi yaratan durumun ortadan kaldırılarak gerilim içinde bulunulmayan önceki duruma dönmeyi amaçlayan içgüdülerin genel mantığında artık kişide yaşam dayanılamayacak bir gerilim yaratmaktadır. Kişi ilk durumuna, yani doğmadan önceki durumuna dönmek istemektedir. Ancak bu şekilde yaşam geriliminden kurtulabileceğine, bundan başka çaresi olmadığına inanmaktadır.
    ...
    Kişi kendisini bizim belki de hiç anlayamayacağımız kadar çaresiz hissetmektedir. Başka bir tercih yapamamaktadır, artık tercih isteği değil çok güçlü bir psikopatolojik zorunluluk hissetmektedir. İnsanca olan sosyal ve/veya tıbbi tedavi ve destek ile kişinin bu çaresizliğini ortadan kaldırmak veya katlanılabilir düzeye çekmektir, ona ötenazi veya intihar hakkı vererek kaderini desteklemek değil.



    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: angel'm
    Yani gerçeği, hep algıladığımız gibi olduğunu sanıyoruz. Ama öyle değil.
    Kesinlikle haklısın; o yüzden şu şekildeki genellemelerden çoğu zaman kaçınmak gerekir:
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: angel'm
    Arkadaşınız iki üniversiteyi boşuna okumuş. Okuduklarını yalnızca ezberlemiş. Eğer, öyle olmasaydı kendi içine çekilip edilgen olmayı yeğlemezdi.
    Zira denir ki;
    Code:
    Gecenin çöktüğünü görmemiş olan, karanlıkta yürümeye aht etmemeli
    O yüzden dışarıdan bakarak bu tür genellemelere gitmek pek doğru olmaz.

  10. #25
    Üye
    WaLe Avatarı

    Üyelik Tarihi
    02.07-2005
    Son Giriş
    27.10-2013
    Saat
    16:22
    Mesaj
    304
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili bayke;

    Toplumun negatif bakış açısının kişiler üzerinde oluşturduğu ruhsal travmaları ve toplumun bilinçli olarak ama bir bilmemezlik tavrı ile kişileri soyutlayarak yalnızlığa itme silahını nasıl acımasızca kullanabileceğini çok iyi örneklemişsin öyküyle..

    Kişiye özel bir engel değil, toplumsal bir engel söz konusu burda. Dediğin gibi onunda adı yok.

  11. #26
    Üye
    angel'm Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.11-2005
    Son Giriş
    31.03-2013
    Saat
    23:03
    Yaşadığı Yer
    ...
    Mesaj
    45
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gecenin çöktüğünü görmemiş olan, karanlıkta yürümeye aht etmemeli

    O yüzden dışarıdan bakarak bu tür genellemelere gitmek pek doğru olmaz.
    Gecenin çöktüğünü gören, o gecenin ardından aydınlığın geleceğini bilir.

  12. #27
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: angel'm
    Gecenin çöktüğünü görmemiş olan, karanlıkta yürümeye aht etmemeli

    O yüzden dışarıdan bakarak bu tür genellemelere gitmek pek doğru olmaz.
    Gecenin çöktüğünü gören, o gecenin ardından aydınlığın geleceğini bilir.
    Eee, orada gece mecazi anlamda kullanılmış, yani bu anlamda yazıda ayrıca bir gece-gündüz döngüsü de olduğu varsayılmıyor.

  13. #28
    Üye
    angel'm Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.11-2005
    Son Giriş
    31.03-2013
    Saat
    23:03
    Yaşadığı Yer
    ...
    Mesaj
    45
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben de başka bir şey sanmıştım

  14. #29
    Üye
    aferits Avatarı

    Gerçek Adı
    Ferit
    Üyelik Tarihi
    15.07-2004
    Son Giriş
    23.10-2017
    Saat
    21:37
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.279
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bayke demiş ki
    bu öykü ve yazdığım tüm diğer öyküler gerçek yaşamdandır
    olağanüstü olan benim anlatım gücümdür Çok Mutluyum
    bayke üstad yazılarınızın en zor tarafıda bu zaten
    o kadar müthiş bir anlatım ki, yorum yazmak sanki o sihiri bozacakmış gibi geliyor.

  15. #30
    Askıda Üyelik
    tarelif Avatarı

    Gerçek Adı
    Elif Köse
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul-Erzurum-Gemlik
    Mesaj
    408
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    BEN BU HİKAYEYİ GENÇ BEYİN DERGİSİNDE OKUMUŞTUM.GÖZ YAŞLARIMI TUTAMAMIŞTIM.ÇOK ETKİLEYİCİ GELMİŞTİ.DERS ÇIKARILASI,ÇOK EFEKTİF BİR OLAY...RİCA EDERİM.




Sayfa 2 / 2 İlkİlk 12