Sayfa 1 / 3 123 SonSon
Toplam 43 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    CEREN Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.10-2005
    Son Giriş
    27.02-2016
    Saat
    15:38
    Yaşadığı Yer
    İstanbul/Denizli
    Mesaj
    1.605
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    yatak Meleği tartışması..* "Daha iyi bakabilmek istiyoruz" diyen ailesinin isteği ve doktorların onayıyla fiziksel gelişimi durdurulan çocuk hakkında ne düşünüyorsunuz?
    * Bu kararı alan ailenin karar süreci ve sonrasında yaşadıkları hakkında görüşleriniz nelerdir?
    * Sizce böyle bir seçenek olmalı mı, neden?

    * Sizce bu olay, kürtaj ve ötenaziyle karşılaştırılabilir mi, neden, nasıl?

    yatak Meleği tartışması
    9 yaşındaki beyin özürlü Amerikalı kız, tıp dünyasını karıştırdı. ’yatak Meleği’ diye lakap takılan Ashley’in, "daha iyi bakabilmek istiyoruz" diyen ailesinin istemiyle gelişiminin durdurulması, etik tarşımalara yol açtı. Ashley, tıbbi müdahaleyle artık hiç büyümeyecek.

    yatakmelei3rz0 - 'Daha iyi bakabilmek istiyoruz' gerekçesiyle büyümesi durdurulan çocuk! [Tartışma]

    ABD’de bir ailenin, daha iyi bir hayat sürmesini sağlamak amacıyla özürlü kızlarının büyümesini engelleyen bir hormon tedavisi uygulatması, tartışma yarattı. Seattle’da yaşayan aile, yürüyemeyen, konuşamayan ve 3 aylık bir bebeğin zihinsel yeteneklerine sahip olan 9 yaşlarındaki kızları Ashley’e, "yatak Meleği" lakabını takmış. Kızlarını çok sevdikleri için, onun gelecekte daha kolay bir hayat sürmesini sağlamaya çalıştıklarını savunan aile, doktorlarına, Ashley’nin büyümesini engelleyici bir terapi uygulatıyor. İki yıldır fiziksel gelişimini durduracak hormonlar verilen Ashley’nin. şimdi de ameliyat edilerek göğüslerinin büyümesinin engellenmesi, ayrıca rahim ve apandisitinin de alınması gündemde.

    OSTROJENLE "DONDURULDU"
    ABD’de geçen yıl bir tıp dergisinde yayınlanan vaka, ailenin son haftalarda yazmaya başladığı internet günlüğü sayesinde geniş kitlelerce duyulunca, tıp dünyasında etik tartışması başladı. Kızlarını "dondurmaya" 3 yıl önce karar veren Seattlelı aile, "Küçük bir kıza ostrojen terapisi uygulamak kulağa tuhaf geliyor. Fakat asıl tuhaf olan, bir bebeğin aklına sahip, yetişkin bir kadın olma ihtimali" diyor.

    Aileye göre, kızın aynı boy ve kiloda kalması, banyo yapmaktan spor aktivitelerine dek pek çok işi kolaylaştıracak. Hamile kalması düşünülemeyeceği için "gereksizleşen" rahminin alınması da, adet kanamasını ortadan kaldıracak. Ashley’nin babası, "Ama asıl önemlisi aileye getireceği yararlar değil. Örneğin göğüslerinin alınması sayesinde daha kolay yüz üstü yatabilecek. Üstelik bu haliyle olası cinsel istismarların da önüne geçilecek. Tüm bunlar onun rahatı ve güvenliği için" diyor.

    DOKTORU İKNA OLDU
    Yastık Meleği Ashley’nin büyümesini engelleyici terapiye onay veren, Washington Üniversitesi etik komitesi başkanı Dr. Douglas Diekema, "Aile bizi tüm bunların küçük kızın iyiliği için yapıldığına ikna etti. Bu sayede hayat boyu ona daha iyi bakacaklar" dedi. İngiltere Özürlü Hakları Komisyonu’nundan Agnes Fletcher ise, "Sosyal bir sorunla, gereksiz tıbbi müdahalelerle mücadele edilmeye çalışılıyor. Etik bir durum değil" diyerek aileyi eleştirdi
    Bir insanın yaşama ve büyüme hakkının bu şekilde elinden alınması sizce ne kadar doğru ?
    İlk haberi duyduğumda ne mantığım ne kalbim kabul etmedi.Nasıl bir anne baba nasıl doktorluk...Empati kurmak bile bu kararın doğruluğunu kabul ettiremedi bana ..
    Ama insan yaşamına son veren idamın bile ceza olarak kullanıldığı ABD gibi bir ülkede , bir canlının daha doğrusu bir insanın büyüme hakkının elinden alınması garipsenecek bir şey değil diye düşündüm.
    Bu durumu engelli çocuğun kürtajı olayı ile karşılaştıramayız.Kürtaj annenin en doğal hakkıdır ama çocuğunun büyüme hakkını elinden almak hak değil..

  2. #2
    Üye
    Sirine Avatarı

    Üyelik Tarihi
    30.09-2005
    Son Giriş
    22.11-2016
    Saat
    18:39
    Yaşadığı Yer
    ...
    Mesaj
    20.077
    Alınan Beğeniler
    7
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    4

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ashley!!
    serebral felç (statik ensefalopati)hastası
    zaman onun için durdu..dünyada bir ilk...o artık büyümeyecek...hep çocuk kalıcak..bugün gazetede okudum ashley'in öyküsünü....onların mantığına aklına yatıyo ki bunu küçük kıza uyguladılar...belkide denek oldu...östrojen tedavisiyle uzaması engellendi...rahmi alındı bu durumda adet görmesi engellenmiş oldu...süt bezleri alındı..ve son olarak apandisit ameliyatı yapıldı haber veremeyeceği için...!herşey düşünülmüş..Ashley'in tedavisine 5 mayıs 2004 te kendi branşında uzman 40 doktor onay vermiş...yani 40 doktor evet demiş...
    Türkiye bu tedavi yöntemini ÖTENAZİ olarak görüyo..yasal olmayadığını söyleyerek...türk medini kanununca 273.madde gereği...çocuğunuzun bedensel ve fikirsel gelişimi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş durumda kalırsa hakim çocuğu ana ve babadan alır...bu vakada bedebsel gelişimi engelediğinden bu madde kapsamına girer diyen prof drlardan biri....
    geniş ve tartışmaya oldukça açık bir konu....
    gelişimi durdurmak...o olayların farkında değil zaten 3 bilinç yerinde olsa onun düşünceleri ne doğrultuda olurdu acaba???çok enteresan bir olay...
    işte Ashley'in internet sayfası...
    Ashleytreatment.spances.live gazetede yazan bu yani

  3. #3
    Üye
    Grafiker Avatarı

    Gerçek Adı
    Fatih
    Üyelik Tarihi
    04.07-2005
    Son Giriş
    03.06-2010
    Saat
    01:44
    Yaşadığı Yer
    Samsun
    Mesaj
    336
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bugün haberlerde izlediğimde gerçekten çok kızdım..Ailesi için uygun kelimeleri hala bulabilmiş değilim.Gösterdikleri neden ne olursa olsun buna hakları yok bence.

  4. #4
    Üye
    sait Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.10-2006
    Son Giriş
    10.02-2017
    Saat
    11:20
    Yaşadığı Yer
    YOK
    Mesaj
    30
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    MEVLAM NEYLERSE GÜZEL EYLER
    Bencede yanlış o çococuga bakmak onlara zor geldigi için o yolu sectiler .
    tercih meselesi

  5. #5
    Üye
    Gothica Avatarı

    Gerçek Adı
    Saliha C.
    Üyelik Tarihi
    26.06-2005
    Son Giriş
    10.12-2017
    Saat
    15:24
    Yaşadığı Yer
    Kırgız Yurdu Ulupamir
    Mesaj
    6.857
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    2
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    aile açısından bakınca belki yerinde bir karar ama ; insanın seçme hakkı, yaşama , büyüme hakkı var sonuçta. ashley'nin bu hakkının gasp edildiğini düşünüyorum

  6. #6
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.888
    Alınan Beğeniler
    941
    Verilen Beğeniler
    1.234

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bence her yönüyle yanlış bir karar ve tıbben de etik olmayan bir uygulama.
    Şu eleştiriyi ve saptamayı çok doğru buldum: "Sosyal bir sorunla, gereksiz tıbbi müdahalelerle mücadele edilmeye çalışılıyor. Etik bir durum değil"

    Böylesi ağır bakım gerektyiren kişilerin sorumluluğu aileye yüklenirse, bu tarzda "çözümler" de kaçınılmaz olarak seçenekler arasına dahil edilir, ve kimsenin söz söyleme hakkı da olmaz! Çünkü ailenin vereceği cevap belli: "siz böylesi bir yükün altından kalmanın ne demek olduğunu bilemezsiniz!"
    İşte bu yüke omuz vermek için sosyal korumacılık olmalı. O aileye, o çocuğun bakımı için ömür boyu destek sağlanmalı. Bu destek sayesinde hem aile rahatlar ve hem de aklına Frankeştayncılık gelmez!
    Bir de bu habere konu olan uygulamanın (ülkemizde çokca görülen,) zihinsel geriliği olan çocukların boş odalarda (bazen ahırlarda!) bağlı tutulmasından daha farklı bir sorunun yansıması olmadığını düşünüyorum. Ailenin üzerindeki yük aynı, sadece "çözüm" yöntemleri farklı!

    Yani sorun, sosyal devletin sorunudur. Sorun ailenin değil, toplumun sorunudur.
    Sosyal devletten vazgeçen ve ekonomik kudurganlığa yönelen devlet ve toplumlarda bu tür "çözümler" suyun aşağıya akması kadar doğal ve kaçınılmazdır. Yani bu tür olaylar münferit değil, düpedüz sistemin getirdiği ve dayattığı bir sondur; tıpkı savaşlar gibi, tıpkı mafya gibi, tıpkı banka hortumlayan sistemler gibi, tıpkı ayrımcılık gibi..!
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  7. #7
    Üye
    Oya Tekin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.07-2004
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    567
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu haberi dün sıcağı sıcağına geçmiş ve aklıma takılan bir kaç soruyu belirtmiştim burada tartışmaya açılmadan çok önce. Sorularım kaynamasın diye linki buraya aktarayım dedim. :wink: Bu haberi okuduktan sonra sitelerini inceledim işte size ailenin gerçek yüzü.

    yatakmelei2uu8 - 'Daha iyi bakabilmek istiyoruz' gerekçesiyle büyümesi durdurulan çocuk! [Tartışma]

    yatakmelei1zr6 - 'Daha iyi bakabilmek istiyoruz' gerekçesiyle büyümesi durdurulan çocuk! [Tartışma]

    Madem çocuklarını bu kadar seviyor düşünüyorlardı http://ashleytreatment.spaces.live.com/ bu blog sayfasında neden diğer çocuklarının ve kendilerinin yüzlerini örtüyorlar. Ondan, o çocuklarının varlığından utandıkları için elbette ki. İşte utanılan ve kendi çıkarları için ömür boyu çocuk bırakılmak istenen bebek.

  8. #8
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Evet bende haberi öğrendiğimden beri bu konuyu farklı açılardan bakarak irdelemeye çalışıyorum.

    Herşeyden önce ailenin kendi ve diğer çocuklarının yüzlerini kapatma olayını, utandıklarından dolayı olmadığına inanıyorum. Bu olay başlı başına var olan ahlak anlayışını sorgulayan bir yöntem. Bu sorgulanırken onlara hak verenler çıkacağı gibi hak vermeyenlerde çoğunluğu oluşturacaktır. Doğal olarak kendileri adına gelebilecek bir zararı en aza indirgemenin bir sonucudur diye düşünüyorum.

    Sonuçta bu da kendilerini düşünmek adına yapılan bir davranıştır. Utanmak adına değil yani. Bu çocuğun büyümesinin durdurulması da kendi adlarına yapılan bir davranış şeklidir. İşin başından beri bu olayın özünde bir bencillik söz konusu. Bu bencilliklerinden dolayı onları suçlamak yada suçlamamak.... Karar vermesi o kadar kolay değil bana göre.

    Bir çocuk dünyaya geldiği andan itibaren büyümek ve gelişmek üzerine kurgulanmıştır. Bunun aksi dünyada ilk kez oluyor. Doğaldır çatışmaların yaşanması ve aileyi anlamamak.

    Eğer çocuğumun böyle olacağını bilseydim aldırırdım demek le bunun arasında bir fark görmüyorum. Neden aldırırdım?.....

    Evet neden aldırırdım sorusuna vereceğimiz doğru yanıt bu olayda da gerçeğin açılımını sağlayacaktır.

    Anne yada baba kim olursa olsun, sakat bir zihniyete sahip değilse, çocuklarını olduğu gibi sever ve olduğu gibi kabul eder. Ancak onun iyi yaşam sürmesi ne adına olursa olsun bizlerin seçiminin dışında bir olay yaratacaksa, elinin kolunun bağlı kaldığı andır bu.

    Yazıda, bu çocuğa daha iyi bakabilmek adına diye bir cümle var. Daha iyi bakabilmek adına yapılan bu tedavi yöntemi bizlere gerçekten çok ters bir şey gibi gösteriliyor alıştığımız değerlerden ötürü.Bu güzel çocuk yaşadığı süre içersinde beyni üç aylık bir bebeğin yaşına eş dğerde kalacak ve diğer beden fonksiyonları eğer insana ait büyümeyle ilgili şeyleri birebir yaşayacaksa bu ona bakan aile için pek kolay bir şey değil.

    Aile için bu kadar zor olan bir durumda bu aileye yardım edecek kuruluşlar vs. ler yok mu???? Amerika burası ya, bizlere gösterildiği gibi fırsatlar ülkesi. Demek ki ya bu söylenenler yalan yada aile herşeye rağmen çocuklarının bakımının elinden gitmesini istemiyor diye bir durumu seziyorum ben.Aile çocuklarından kurtulmak istemiyor. Ve birlikte yaşarken çocuğa bakımın daha kolay olabilmesi adına verdiği bir karar diye bakıyorum ben olaya.

    İçime sindiremiyorum açıkcası bakın dürüstçe önce bunu söyleyeyim.Ama zor koşulları yaşayan bizler değiliz. Benim şimdilik aklıma bu çocuğun bu tedaviyle acı çekip çekmediği geliyor. Eğer çekmiyorsa, çekmeyecekse, bu uygulanan tedavi onun daha iyi bakımını gerçekten sağlayacaksa, pek te o kadar kötü gibi gelmiyor.

  9. #9
    Üye
    Oya Tekin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.07-2004
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    567
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sanemcim bakış açında haklı yanlar var tamam ama olayı tam irdelediyimizde bana göre çokta haklı durmuyorlar bu konuda. Bir ilk yaşanıyor. Evet çeşitli tartışmalar yaşanacak kabul edenler ve kabul etmeyenler olacak ama ben bu konuda yazılan çizilen ve onların blog sitelerinde gördüklerimle ailenin bu konuda bencil yaklaşımını doğru bulmuyorum. Bununla ilgili nedenleri de daha açık bir biçimde şöyle sıralayayım.

    1-Bir kere blog sitelerinde ‘Aile Noel Fotoğrafı’ dedikleri fotoğrafta kendi yüzlerini ve diğer çocuklarının yüzlerini kapatmalarını tam olarak anlayamadım. Çünkü mesele tanınmamak ise, bu olayı, hastane ismini, doktor ismini, bloglarını, kızlarının resmini, mail adreslerini koyarak yeterince tanınır ve aslında istenilirse bulunabilir bir hale getirmişlerken yüzlerini kapatmalarında ki mantığı ben çözemedim. Kızlarının hastalığını, resimlerini, hastalık detaylarını anlatmakta rahat iken, o kadar sevdikleri kızlarıyla çektikleri fotografları niye sansürlüyorlar? Bunun ben açıklamasını tam bulamadım. Kendilerinden mi utanıyorlar çocuklarından mı sorusu aklıma geliyor doğal olarak.

    2-Bu olay ABD ve İngiltere gibi ülkelerin artık gereken sağlık destek hizmetini vermediği için bir skandal olarak değerlendiriliyor. Ve ailesinin bu tedaviyi seçme sebeplerinden birinin de, başka birilerini tutup kızları ile ilgilenmesini sağlayacak maddi güçlerinin olmaması olduğunu söyleniyor. Durum böyle bile olsa bu ailenin tek başına aldığı bir karardır. Ötenazinin başka bir boyutudur. Ötenaziye karşı değilim ama bana göre ötenaziye karar verecek olan aile değil hastanın kendisi olmalıdır. Burada hasta kendi kararını verecek yetiye sahip olmadığı için aile devreye giriyor ve bunu yapıyor. Peki yarın öbürgün bu hastalığın tedavisi çıksa, bulunsa, bu kız ömür boyu o bedene mi haps olacak? O zaman bunun geriye dönüşü olacak mı?

    3- Diğer taraftan Ötenazi yıllardır tartışılıyor iken, doktorların bu tedaviyi daha kısa sürede kabul etmelerinde, bilimsel makale hazırlamak heyecanlarınının hiç mi etkisi olmamıştır? (Makale hazırlayan doktorlardan biri onay veren etik kuruldaymış.) Ötenaziye hayır denilirken böyle birşeye kalkışılması ne kadar etiktir?

    4- Ve bana göre bu olay sosyal bir soruna teknolojik bir çözümdür. Engelli çocuklarla ilgilenmenin aileleri için ne kadar zor olduğunu hepimiz biliyoruz böyle bir çözüm yerine devletlerin bu çocukların bakımının daha iyi yapılması için daha çok kaynak ayırması gerekir. Bu şekilde yaşayan bir insanı bir bedene hapsederek değil. Bu aile demin dediğim gibi kaynakların kesilmesinden dolayı bu yola başvurmuş peki bu kadar gelişmiş bir ülkede anne karnındayken tespit edilmedi mi bu çocuğun engelli olduğu. Sana göre anne karnında aldırmakla eşitsede ben tam olarak öyle bakmıyorum buna neden alınmadı. Bu da farklı bir boyutu değil midir?

    5- Tabii bizler burda yargıç, savcı değiliz. Aileyi yaşadıklarını yada duygularını bilemeyiz. Sadece gördüklerimizle ve sonrasında örnekler oluşturmasıyla ilgili bakarak düşüncelerimizi dile getirebiliriz. Bütün gördüklerimle ben bu olayı etik bulmuyorum. Çözümün bu olmasını doğru bulmuyorum. Bu düşüncenin aile için değil ama sağlık kurulu tarafından onaylanması bana göre tüm engellileri yok edelim, zaten böyle yaşamanın ne manası var ki gibi bir sağlıksız düşüncenin temelini oluşturuyor. Devletlerin bir yerde kaynak ayırmak yerine teknolojik çözümlere gitmelerine zemin açıyor. Bu açıdan tehlikeli bir duruştur aynı zaman öncesinde Hitlerin iyi bir Alman ırkı yaratmak için engellileri yok etmesine benziyor.

  10. #10
    yeditepe
    Misafir Üye
    yeditepe Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sakat bebeklerin kürtajı konusunda bazı görüşlerden alıntılarDilemma demiş ki:

    “ben çektiklerimi bilirim arkadaşlar.engelim beni çok az şeyde engellediği halde.arkadaşlarımın neler yaşadıklarını bilirim.ne zorluklarla neler başarmaya çalıştığımızı bilirim.insanlara, kimi zaman yabancı,yüzünde nasıl bir ifadeyle bize bakacağını bilmediğimiz insanlara muhtaç yaşadığımızı bilirim çoğu zaman.
    elbette olmalı kürtaj.benim yaşadıklarımı bebeğimine, evladımın yaşamasına nasıl göz yumarım yaaa.....”
    Barışl Gürol demiş ki:

    "özetle sakat bebeğin yaşam hakkı yok mu denilmiş, pekala benim de bir sorum var;

    kim, yeni doğan bir bebeğin sırtına taşıyamayacağı ağır yükler koymak ister? Özellikle ağır engelli olacağı belli bir bebeği diyelim hayatı boyunca yataktan çıkmayacak, görmeyecek, duymayacak, hep makineye bağlı yaşayacak... Kimin hakkı var buna???
    Kürtaj kararı anne-babaya aittir. Ben eğer bebeğimin kendine yetebilecek bir hayat süremeyeceğini bilsem kürtajı isterdim. Ben ölüp gittikten sonra çocuğumun akıbeti belli mi?”
    Buraya kadar olan alıntılar sakat bebekler içindi…

    Peki sonra?

    İşte aslehy…

    “ABD’de bir ailenin, daha iyi bir hayat sürmesini sağlamak amacıyla özürlü kızlarının büyümesini engelleyen bir hormon tedavisi uygulatması, tartışma yarattı. Seattle’da yaşayan aile, yürüyemeyen, konuşamayan ve 3 aylık bir bebeğin zihinsel yeteneklerine sahip olan 9 yaşlarındaki kızları Ashley’e, "yatak Meleği" lakabını takmış. Kızlarını çok sevdikleri için, onun gelecekte daha kolay bir hayat sürmesini sağlamaya çalıştıklarını savunan aile, doktorlarına, Ashley’nin büyümesini engelleyici bir terapi uygulatıyor. İki yıldır fiziksel gelişimini durduracak hormonlar verilen Ashley’nin. şimdi de ameliyat edilerek göğüslerinin büyümesinin engellenmesi, ayrıca rahim ve apandisitinin de alınması gündemde.”
    Bu "sakat çocuk" dogumu başarıyla atlattı. Aslehy gibi "buyumesi" de engellenmedi. Doğru durust yaşamaya devam etti ama gelin görün tıkandı ve kendisi isyan etti.
    Bakınız şimdi hikayenin sonuna:
    Ve otenaazi isteyen bir sakat:
    işte buyrun:

    “37 yıl önce Ramon Sampedro Camean, İspanya’nın Galicia bölgesinde yaşayan 26 yaşında bir denizciydi. Bir yardan denize atladı ve bel kemiğini kırdı. Boynundan aşağısı tutmuyordu. Bu durumda tam 29 yıl 4 ay 20 gün yaşadı. Ağzıyla kalem tutarak yazmasını öğrendi, şair ve yazar oldu. Sağlıklı insanların yaşamın kutsallığı üzerine attığı nutuklara yıllarca dayandı. Elinde olsaydı, çoktan hayatına son verecekti. Ama sadece kafasını oynatan bir insan nasıl intihar edebilir? Yasalar, iyileşme ihtimali olmayan ve acı çeken hastaların intiharına yardım edenler için hapis cezası öngörüyordu.”
    Bu mantık bir gün şuralara da gelmesin sakın!
    "Bu sakatlar aslında başkalarına muhtaç yaşıyorlar ve işin doğrusu yaşamları zor. Bundan dolayı onlar organ bağışlasalar da bazı hayatlar kurtulsa olamaz mı?
    Zaten yaşamları yaşam değil ki!"

    bu hikayelere ve haberlere bakarken elbette kişilerin kendi haklı sebepleri olabilir. Fakat bu mantıkların arkasından ne gibi sonuçların doğabileceği hesaplanmalıdır da…
    bu yaklaşımların ve haberlerin hepsi ayrımcılık kokuyor doğrusu…
    buralardaki inada bakın ya!
    Sakatlık,zihinsel engellilik ,tedavisi olmayan hastalıklar vs. hiçbir durumda yaşama dâhil edilmek istenmiyor. Anne karnında, çocuklukta aşkta evlilikte okulda ve herkes gibi bir gün pes edildiğinde…
    bir organdan yoksun olmak ya da başkalarına bagımlı yaşamak yaşamdan elenmeyi haklı kılar mı?

    Şimdi zenginin yakışıklının akıllının güçlünün vs bilmem hangi etikete dayananın ve koşanın diğer insanlardan farkı nedir?
    Bunu güneşe yağmura yeryüzüne ve gökyüzüne sorsak mı dersiniz
    Bu cevaba yürekleriniz hazır mı? Hey! Kibrin yüreklerini gasbettiği bedenler!(burada sözüm meclisten dışarı…)
    İnsanın tanrısal bir ruha ve kapasiteye sahip olduğunu insanlar bilselerdi…
    İnsanın karşısına çıkacak her engelle her durumda baş edebilecek yeterliliğe sahip olduğunu insanlar bilseydi bunlar olmazdı.
    Kim bilebilir ki yürüyen mi aciz yoksa yürümeyen mi? kim
    iddia edebilir ki bir zihinsel engellinin başkalarından daha güçsüz ve muhtaç olduğunu...
    Ayaklar gözler kulaklar akıl ve beden ne zaman gücün simgesi sayıldı yahu?
    "İnsan"ı, Güneş ,yeryüzü ve gökyüzüne sorun bari tanrıya inanmıyorsanız…
    Bir de toprağa sorun lütfen…
    Bir de anaya…

  11. #11
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İşin açıkcası ben bu aileye hak veren tarafında değilim. Bu yanlış algılanmasın.İçime sindiremiyorum diyorum ya, sindirecek gibi de görmüyorum kendimi.

    Ben bir tek konuya değil, geniş anlamıyla olayı birleştirmeye çalışıyorum.

    Doğacak bebeğimizin sakat olacağını bildiğimizde onu aldırırdım mantığı da bana doğru gelmiyor.İki konu hakkında çok fazla bir ayrım yok benim için. Kendi düşüncelerimi, yada anne kimliğimi işin içine hiç katmıyorum. Eğer bu kimliğimle yola çıkarsam verilecek cevap farklı olmayacak.Ben anne olmadan çocuğumun cinsiyetini bile merak etmedim. Ki öğrenebilme şansım olmasına rağmen, şiddetle red ettim. Dünyaya gelecek canlı, yani benim yavrum, herşeyiyle benim kabulumdur.

    Mesele bu değil burada arkadaşlar. Bu ailenin mantığını gerçekten anlamaya çalışıyorum.Bu aile için de bu çocuğun onlar için bir kabul olduğundan eminmiyiz? Böyle bir deneyimi ilk kez yaşadığımızdan bu sorunun yanıtını veremiyoruz açıkcası.

    Veremediğimiz için alıştığımız ahlak yapısıyla doğru orantılı olarak o çocuktan utandıklarını bile söyleyebiliyoruz. Belki de böyledir, sizlere karşı değilim. Ama anlamaya çalıştığımızda daha net şeyler belki de görebiliriz.

    Bu aile, bunu bir tedavi gibi algılıyor.Çünkü bu güzel bebek yaşamak zorunda. Yaşamak anlam olarak neyse bu derin bir konu. Ama onu yaşatacak olanlar kim????

    Onu yaşatırken, onun bakımını üstlenen her kimse daha kolay bir yolu seçiyor bana göre. Kişinin bunu yapma hakkı var mı? Verin bu cevabı hiç bir etki altında kalmadan.

    Kendimize zarar gelmemesi için şişmanlamaktan kaçınarak daha zayıf kalabilmeyi sağlık adına yapmak zorunda kalan arkadaşlarımız var.tekerlekli sandalyedeki arkadaşlarımız bilir bunları. Canımız istediği gibi özgürce yiyebilme eyleminden uzak olmak hem kendi adımıza hemde bizlere bakanların zor durumda kalmamaları için bir özgürlükten vaz geçiş değil mi???

    Ve bu çocuğa da yaşaması için bakılacakken, ona daha iyi bakabilmek adına onun insanca gelişimlerinden onu mahrum bırakmak ayrı bir ironi oluyor benim için.

    Yüzüstü yatabilmesini sağlamak adına gelişecek memelerinden onu mahrum bırakmak gerçekten ailenin onu düşünmesi adına mı?Uzun yıllar bu çocuk yaşamasını sürdürecek 3 aylık bir bebek algısıyla.Bu ailenin gerçekten bu kararı kolay aldığını sanmıyorum.

    Bizler burada olayı daha tam olarak algılamamışken bu kararı verip uygulamak çok kolay olmasa gerek. İnsan hakları vs. gibi kavramlarının burada devreye girmesinden yana değilim.

    Bir hilkat garibesi yaratılmamıştır bunun altını çizmek gerekiyor. Bir deney falan değil bu üstelik.Hitler gibi mantığa sahip insanların yaptıkları yanında bunun son derece saf bir durum olduğu da ortada.

    Bu yazdıklarımdan aileyi alkışladığımı sanmayın. Sadece anlamaya çalışıyorum. Öfke ve nefret duymuyorum açıkcası. Hiç bir şekilde seçme şansı olmayan bir güzel çocuk için birileri karar vermek zorunda. Karar da ona daha iyi bakmak adına büyümesine engel olmak olarak ortaya çıkmış. Bu karar alınmayıp, büyümesine izin verilseydi onun adına değişen bir şeyler olabilecekmiydi acaba?

    İkinci kez yine aynı şeyle bitireceğim. Tek endişem bu çocuğun bu tedaviyle acı çekip çekmediği. Beni bu ilgilendiriyor. Bunun cevabını bulamıyorum.Belki doktorlar verebilir. Acı duymadığına inanarak bu güzel çocuğun nefes alıp vermesinden dolayı duyduğum mutluluktan başka bir şeyle ilgilenmiyorum açıkcası.

    Umarım en ufak bir sancısı ve acısı olmasın yaşamının sonuna kadar.

  12. #12
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Oya Tekin
    2-Bu olay ABD ve İngiltere gibi ülkelerin artık gereken sağlık destek hizmetini vermediği için bir skandal olarak değerlendiriliyor.
    Ancak bu farklı bir süreç. Burada herhangi bir tedavi işlemi - şu an için - söz konusu değil. Sorun "bakım süreci". Tıpkı kendisine bakamayan, bebek, yaşlı, ağır akıl hastaları gibi. Günlük ihtiyaçlarının bir başkası tarafından giderilmesi gereken bir insandan bahsediyoruz, tam bir sağlık hizmetinden değil.


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: OturanBoğa
    Böylesi ağır bakım gerektyiren kişilerin sorumluluğu aileye yüklenirse, bu tarzda "çözümler" de kaçınılmaz olarak seçenekler arasına dahil edilir, ve kimsenin söz söyleme hakkı da olmaz! Çünkü ailenin vereceği cevap belli: "siz böylesi bir yükün altından kalkabilmenin ne demek olduğunu bilemezsiniz!"
    İşte bu yüke omuz vermek için sosyal korumacılık olmalı. O aileye, o çocuğun bakımı için ömür boyu destek sağlanmalı.
    Düşünülmesi gereken bir yaklaşım.
    Şu an için devlet maddi gücü olmayanların tedavilerini yeşil kart sistemi ile karşılıyor. Bildiğim kadarıyla Türkiye'de yaklaşık 12-13 milyon yeşil kartlı var. Bunun pratik olarak karşılığı şu aslında; devlete bu para gökten zembille inmediğine göre bu hizmeti bizler yani diğer vatandaşlar finanse ediyoruz; yani hemen hemen çalışan nüfustaki her birimiz vergilerimizle yeşil kartlı bir vatandaşın tüm teşhis ve tedavi sürecini karşılıyoruz. Eğer gerçekten ihtiyaçları varsa ve sistemi (dolayısıyla bizi) kötüye kullanmıyorlarsa bundan hiç birimiz gocunmamalıyız tabii.
    Ancak bu yaklaşım bundan biraz daha farklı; hasta değil de bakım ihtiyacı olanlardan bahsediyorsun, tıpkı yukarıda örneklerini verdiğim yaşlılar, bebekler, ağır akıl hastaları,vs gibi. Ancak bunların arasında ayırımcılık yapmak doğru olmaz. O zaman sadece bu topikte konusu geçen ağır engellilere değil, bakıma ihtiyacı olan ve isteyen herkese bakım hizmeti vermek gerekir. Üstelik bakım süreci aile içinde gerçekleştiriliyor ve hastalık tedavisi gibi maddiyata çok fazla dayanan bir süreç de değil, daha çok ilgi ve uğraş gerektiriyor. Ailesi olmayanlar için de bizde bile Darülaceze gibi kurumlar var. Bununla beraber bası yarası, zatürre gibi sorunlar çıktığında yani bakım ihtiyacı değil de bir sağlık sorunuyla karşılaşıldığında ayrıca yine sigorta sistemi devreye giriyor. Ancak bunun gibi bakımı isteğe bağlı olarak devlete devredilenler için ayrı bir sistem kurulduğunda ciddi bir gider olacak, çünkü bu sayı düşünemeyeceğimiz kadar çok olabilir ve bu bedel de yine herkesten alınacak.
    Yani bunu çok yönlü düşünmek gerek.

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Oya Tekin
    peki bu kadar gelişmiş bir ülkede anne karnındayken tespit edilmedi mi bu çocuğun engelli olduğu.
    Bunun neden kaynaklandığını bilmiyoruz, belki de doğumda beynin oksijensiz kalmasından oldu.
    Ancak şu an Amerika'da yürüyen sağlık sisteminde en küçük hatanın çok ciddi tazminatlarla sonuçlanmasından ötürü doktorlar pek sorumluluk almıyor, bunun yerine sorumlulukları hastaya veriyorlar. Örneğin sezaryan ameliyatı artık çok nadir yapılıyor, çünkü ameliyat hatasını bırakın sıradan bir sorunda bile neden normal doğum dururken ameliyat yapıldı diye davalarla karşılaşılıyor. Ama normal doğumda beyin oksijensiz kalıp spastitisite gerçekleşmişse ve doktor elinden geleni hatasız yapmışsa kimsenin pek söyleyeceği söz olmuyor, çünkü bu normal doğumda görülebilir bir sorun. Bunun dışında yapılan her işlem için çıkabilecek sorunlar anlatılıyor ve onay isteniyor, yoksa sorun çıkarsa yine tazminat yolu görünüyor. Belki de aile bazı tetkikler tehlikeli diye onay vermemiştir. Zira bu eğer bir doktor hatası olsaydı, Amerika'da ve böyle bir durumda düşen hasta için alınabilecek tazminat ile böyle sorunların sözü bile olmazdı.
    Bütün bunların dışında şu anki teknoloji ile bütün hastalıkların önceden bilinmesi tıbben olası değil, hatta buna yakın bile değil; büyük olasılıkla da hiç bir zaman olamayacak. Ayrıca çıkabilecek o kadar çok sorun var ki her gebeye bütün tetkikler yapılmaya kalkılsa buna kimsenin bütçesi yetmez. Bu nedenle genelde genel ve gebeye özgü risk faktörlerinden gidilir, ama her zaman düşük olasılıklı sorunların ortaya çıkması da görülebilir.

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: OturanBoğa
    Bir de bu habere konu olan uygulamanın (ülkemizde çokca görülen,) zihinsel geriliği olan çocukların boş odalarda (bazen ahırlarda!) bağlı tutulmasından daha farklı bir sorunun yansıması olmadığını düşünüyorum. Ailenin üzerindeki yük aynı, sadece "çözüm" yöntemleri farklı!
    Ötenazi başlığı altında bu kaygımı daha önce söylemiştim. Bu olgudan yola çıkıldığında zihinsel engellilerin rahatsızlık vermemesi için evde zincirlenmesine kadar yapılan birçok uygulamada benzeri düşünceler bulunup bunlar legalize edilebilir. Yarın bir ağır zihinsel engellinin sağa sola kontrolsüzce gidip etrafta tehlike yaratmaması için lumbo-sakral omurilik kesisi yapılması, çok bağırdığı için ses tellerinin alınması, vs düşünülmeye başlayabilir. Bu aşamalar ötenaziye kadar da gidebilir.



    Ancak bu olgu için diğer bakış açısının da üzerinde düşünülmesi gerek. Bu olgunun adı "Ashley's treatment" yani "Ashley'in tedavisi". Gerçi büyük olasılıkla bu isim yapılan işlemin daha az tepki toplaması için verilmiştir ama bu yönde bir düşünce de geliştirmek olası:

    Tıp uygulamalarında, zaman zaman olayın özelliği dolayısıyla uzlaşma halinde bazı sınırlar zorlanabilir. Kategorik olarak etik dışı olduğunu ileri süremeyiz. Çünkü sonuçta bu çocuğun gelişme süreci ilerde kendi haline bırakıldığında çok daha ciddi sağlık sorunlarıyla yüzyüze gelinebilir. Ailenin öne sürdüğü gerekçelerin tek başına etiğe uygun olduğu öne sürülemez ama hekim grubunu ikna ettiklerine göre burada böyle kategorik bir değerlendirme yapmak zordur. Durumu ilgili hekimlerden dinlemek lazım. Hekimler, inanıyorum ki bu konuda inandırıcı bir ikna sürecinden geçmişlerdir. Düzelmesi mümkün olmayan bir hastanın, bundan sonraki hayatını kendisi ve çevresi açısından daha tahammül edilebilir hale getirmek üzere yapılan bir işlem.

    PROF. DR. GENÇAY GÜRSOY (TTB Başkanı)

    http://www.hurriyet.com.tr/dunya/572...id=0&oid=0&l=1
    Kanserin yayılmış olma olasılığına karşı sadece memedeki kitlenin değil bütün memenin ve koltuk altı bölgesinin alınması; kangrenin vücuda yayılıp zarar vermesi olasılığına karşı bacağın kesilmesi gibi girişimler standart olarak yapılıyor. Bunlar da genel kapsamlı bir bakış açısıyla benzer mantıkla düşünülebilir.

    Eğer hastanın tedavi olasılığı yoksa çıkabilecek sorunları en aza indirmek için çözüm yolu bulunması gerekir. Doğrusu bu çözümün teknik ve tıbbi olarak belirlenmesi ve hastaya ilerisi için diğer alternatifinden daha az zarar verici olmasıdır. Bu değerlendirme yapılırken de asıl önemli olan şey subjektif davranmamak ve sadece gerekeni gerektiği kadar yapmaktır. Bu işlemi yaparken de hastanın bir insan olduğunu unutmamak ve hatta ahlaki kaygılarla davranmamak gerekir. Diğer türlü tıbbi değil kültürel bir karar verilmiş olur ve bunun küçük çaplı bir ötenaziden farkı kalmaz.

    Hamile kalması düşünülemeyeceği için "gereksizleşen" rahminin alınması da, adet kanamasını ortadan kaldıracak. ...... Üstelik bu haliyle olası cinsel istismarların da önüne geçilecek.

    http://www.hurriyet.com.tr/yasam/572...rid=3432&oid=5
    Bu alıntı doğrultusunda bu kararın sadece tıbbi nedenlerle verilmediğini, ebeveyinlerinin ve doktorların onu tam bir insan olarak görmemiş olabileceklerini, ayrıca kendi subjektif ahlaki görüşlerini de sürecin içine kattıklarını, o yüzden bu sürecin bütünsel olarak düşünüldüğünde insan haklarına aykırı olduğunu düşünüyorum.

    Selamlar.

  13. #13
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Benim kişisel görüşüm 'çocuğun zihinsel faaliyetlerinin küçük bir bebek standardında olması ve asla gelişme gösteremeyeceği' olasılıgından hareketle verilen bu kararların kabul edilemeyeceği yönündedir. Sonuçta sözkonusu olan hayatta yaşayan bir kişidir. Başkalarının tasarrufuyla onun doğal gelişimine müdahale kabul edilemez. Dile getirilen gerekçeler bana pek ikna edici gelmedi.

    Ama bu çocuk doğmadan önce bu hali bilinseydi kürtajına olumlu bakardım ben de. Nedense ikisi aynı şey gibi gelmiyor bana. Bence çocuk doğana kadar annenin onu doğurmama hakkı vardır ama doğduktan sonra bu çocugun hayatına hiçbir şekilde müdahale edemez.

  14. #14
    yeditepe
    Misafir Üye
    yeditepe Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    geçip de her konuda; işin içinde sakat,zihinsel engelli,başkasına bagımlı olan bir birey söz konusu olunca "insan"dan ne de kolay vazgeçilebiliyor. bu kürtajda bile kendini gosteriyor hemen. insanlar saglam bebeğe belli durumlarda (fakirlik,gayri meşru çocuk vb. gibi durumlar,fazla çocuk sayısı) tıbbi mudahale isterken sakatlık zihinsel engellilik hemen kesin bir mudahaleyi şart kılıyor nerdeyse.çünkü bu kadar belirgin bir yargı oluşmuş artık toplumumuzda. engelli bir birey bile kendisinin yaşamının zorlugundan yola çıkarak, engellilik içeren bu durumları hemen yok etmenin, durdurmanın hesabını yapabiliyor.
    otenaziye haklı bir gerekçe olarak engelliliği sunabiliyor.
    butun bunlar çelişkiyi barındırıyor içinde. insanlar, bebek sakat ya da zihinsel engelliyse kürtaja ve otenaziye sıcak bakabiliyor . boyle bir topluma söyleyin engellileri ne kadar dogru bir şekilde anlatabileceksiniz?
    sakatlık ve zihinsel engellilik daha işin başında sonlandırılması gereken bir olguysa eger, engellilik davasını nasıl ustleneceksiniz sizler?
    kürtajı otenaziyi ve aslehy gibi sayısız hikayelerin elbette haklı sebebleri olabilir. ama bunlar sadece yakınlarını baglayan oznel yaklaşımlar kalmaya mahkum edilmelidir. bizlerin anlayışla , "ne kadar zor bir durum dediğimiz ve hak verdiğimiz" bu empatik, iyimser yaklaşımlarımız yanlış bir zemine kaydırılıyor hep... sonuçları yine bizlere patlıyor.
    bu toplum ta baştan başkalarına bagımlı yaşamayı çaresizlik ve acınası bir durum olarak algılıyor ve ayrıştırıyor. halbuki engelli olmasa da bireylerin engellilerden çok daha fazla acınası halde olduklarına tanık olmuşuz bizler.
    ama ne olursa olsun başarılı bir engelli birey bile salt engelinden dolayı bu yaklaşımlardan dolayı öteki sayılmaya ve normal bir insan degilmiş gibi algınılmaya devam ediyor.
    gerçekçi olalım. engelliler olarak gerçekten ne kadar sindirdik kendi engelimizle yaşama sonuna kadar dahil olabilecegimizi??
    sistem insanların böyle hayatlara bakarken empatik yaklaştıgının ve sadece o olayı degerlendirdiğinin farkında. bundan yola çıkarak toplumda ust bir mantık oluşmakta . bizlerin iyimser o "an"a ait ve koşulları hesaplayarak yaptıgımız degerlendirmeler sistem tarafından topluma yavaş yavaş şırınga ile empoze ediliyor kullanılıyor.
    aslehy durumunu duyan bir engelli tabi ki kendinden ve ailesinden yola çıkarak bu durumun kolay olmadıgını hesaplayacaktır.
    çünkü oturttugu gerçek bu şartların yaşamı zor kılmasıdır. bunu kim inkar ediyor ki?
    bir engelli bile bu yaşamın zorlugundan bahsediyor burda. buna tum toplum katılıyor.
    işte sistem bu masumca katılımları öznellikten çıkararak nesnel bir yargı olarak karşımıza sunuyor tekrardan.
    sakatlık zihinsel engellilik ve başkalarına bagımlı yaşamak herkesin kabul ettiği acınası bir hale donuşuyor.
    bir insan olarak toplumda bu yaklaşımı gormek artık beni çileden çıkarıyor.
    ayrımcılıgı oncelikle engelli bireylerin kendisinin körüklediğini düşünüyorum ben.
    kendisiyle barışık yaşayamayan engelli bir birey kendi yaşadıgı zorlukları kabul ederek bu davayı baştan yok ediyor.
    dogru her yerde ve herkes için uygulanabilir bir özelliğe sahip olmalıdır.
    kurtaj olmalıdır diyen bir mantıkla, sakatsa zihinsel engelliyse kürtaj edilmelidir diyen bir mantık arasında fark vardır.
    dindar biri bile kürtaja haram derken bebek sakatsa kürtajı onaylıyorsa bu engelliliğin ne kadar kabul edilemez noktalara geldiğini artık görün. bu kadar acınası hale burunduruluyor bu olgular.
    en depresif insan yaşamdan en nefret eden yaşama umutsuz ve dunyaya guvensiz bakan bir insan bile yeniden dogacak çocuga umutla bakarken ,engelli birey ne kadar da yaşamı hakkıyla yerine getirse de yeni gelecek sakat bir yavruya umutla bakamıyor dogrusu..çünkü arada fark var:çünkü bu çocuk engelli olacak...engelli yaşamla baş edemez. engelsiz baş eder bu yaşamla ...pes yani! şartlarınızı sıralayınsanıza burda da! orda o çocuk dış şartlardan dolayı kürtajı istenirken burda bu çocuk için sırf sakat oldugundan dolayı ayrıma tabi tutularak ayrıım yapılarak kürtaj isteniyor...sakatlık zihinsel engellilik yaşama yakıştırılmıyor mu yoksa?
    bakılmak ve başkasına bagımlı yaşamak sorununa gelince... kim bagımsız yaşıyor ki soyleyin...
    engellilerin kendilerini yaşamın dışında ve öteki olarak gormesi o kadar sıradan olmuş ki...
    engelli bir birey engelsiz bireyle evlenebilir mi?
    engelli birey prtner bualabilir mi?
    forumdaki yazıların nerdeyse çoğu toplumdaki yanlış degerlendirmeleri ortaya çıkarmak adına aslında korkuları da yansıtıyor.guvensizlikleri kompleksleri...
    engelli erkeklere kızlar daha rahat yaklaşıyor. engellilerele daha çok şey paylaşılıyor. engelliler rakip olarak bile sayılmıyor.engellilere guya deger veriliyor. ama yanınıza yaklaşan bir bayana şoyle bir asılın bakalım neler olacak.
    ya aklıma şu soru geldi şimdi?
    eskiden sakat olmayan biri bugün hayatında yapabildiklerini yapabiliyor mu?
    eskiden kitap okumayan biri bugun bilime adamış kendini.
    ogrenmeye ve ogretmeye.
    toplumla ilgienmeyen bir genç engelli olunca toplumsal meselelere ilgi duymaya başlıyor.
    kendini bir yerde telafi mi etmeye çalışıyor yoksa? tabi ki değil. insan olma mucadelesi veriliyor çünkü. ama sizlerin insan olmanız engelli olarak aciz sayılmanızı engellemiyor nedense...
    tavsiyem eskisi gibi yaşayın. flörtü mü ediyorsunuz kızlara erkelere mı asılıyorsunuz gerçek dogal yuzlerinizle çıkı9nız sokaklara.
    ve alışsın bu dogal yuzlere toplum.
    gerçek mucadele boylece başlayacaktır. saçmalayınız. aptallaşınız. başarmayın allah aşkına bir gun yahu.
    akıllı olmayın. her insanın yaptıklarını yapın. kız kaçırın. kızları terkedin. erkekleri terkedin. toplum sakatları yanlış bilecekmiş korkmayın. zaten dogru bilmiyolar ki...
    gerçek sahada kapışın lütfen.o zaman gerçek sorun ortaya çıkacaktır. ama sorun çıkararmıyorsunuz ki. yaşamıyorsunuz ki... çözumden yanasınız hep. siz topluma fedakarlık yapa yapa hazırcılıgı ve sadece sizden beklenilmesini ogretiyorsunuz...çünkü çaresiz sayıyorsunuz kendinizi. yakınlarınızı kaybetmek ve kimsesiz kalmak korkutuyor sizi... atlayamıyorsunuz ilerilere....
    sorunların hepsi gun yuzune çıkmalı.
    toplumda gerçek kaynaşma buna baglı çünkü...
    geçek bir savaş alanı.
    engelli bireyin kendini topluma kabul ettirme sorunu yok.engellinin kendini kabul etme sorunu var ...
    anlayan anlasın anlamayan anlamasın.
    ama dogru degişmesin.
    aslehy hikayesinin arkasında gordugum tek olay şu.
    "zihinsel engellilik yaşnması zor bir olgudur. aile bu kararı onun iyiliği için almıştır. (burda şırınga topluma dogru tutuluyor.) hak verin bu olaya... empati kurun lütfen. yanınızdakileri zorlukları hesaplayın.. dogru değil mi???
    kurun hade empati... ne zor oyle yaşamak değil mi??"
    ...
    -emin misiniz buna?
    -neye göre peki?

    aslehy olayı da aynı mantıgın ürünü... aslehy yakıştırılmadı oldugu gibi kendisi gibi sahip oldukları ile yaşamaya....burda pürüz var pürüz...

  15. #15
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    solucana sormuşlar:
    - sence en yırtıcı en vahşi hayvanlar hangileridir?
    - tavuk ,kaz, ördek, hindi demiş..bunlar çoluk çocuk demeden
    parçalıyor bizi..!
    - peki en uysal en sakin, tehlikesiz, zararsız hayvanlar hangileridir ?
    - kedi, köpek, arslan kaplan..diye başlamış saymaya.
    ***
    hayata nereden ve nasıl bakıldığı önemli. tüm değer
    yargıları bulunduğumuz konumla yakından ilgilidir.
    çok bilinmeyenli yaşam denkleminde tek bir doğru yoktur.
    senin yanlışın bir başkasının doğrusu olabilir.
    evet..genel doğrulardan söz edilebilir..
    adam öldürmek..hırsızlık..yalancılık mesela
    ama duruma göre, hangi kültürde, hangi toplumda olursa
    olsun bu her üç olgunun da kutsandığı özel durumlar vardır.
    ..ve bu da özel bir durumdur doğrudur veya yanlıştır
    diyebileceğimiz klişe bir cevabı yoktur.
    uzun uzun tartışmak da bence geyikden öte bi şey değildir.

    bu arada ilayda'nın da yazılarının bi çok yerinde söz ettiği gibi empati yapalım sempatik olalım.




Sayfa 1 / 3 123 SonSon