Sayfa 7 / 29 İlkİlk ... 3456789101117 ... SonSon
Toplam 422 mesajın 91-105 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #91
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    00:19
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.925
    Alınan Beğeniler
    954
    Verilen Beğeniler
    1.246

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    "Eğitimli ve kültürlü birileri olarak" kullanmamız, "sakat" kelimesinin doğru olmasından dolayı olmasın?!
    Konuyla ilgili tartışma için: www.engelliler.biz/forum/viewtopic.php?t=12835
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  2. #92
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    00:19
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.925
    Alınan Beğeniler
    954
    Verilen Beğeniler
    1.246

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İşte sıcak bir örnek: www.engelliler.biz/forum/viewtopic.php?t=21432
    19 yaşında, işitmesinde sorun olan bir çocuk, kendisine H sınıfı sürücü belgesi dayatıldığı, ilerde plakasına sakat diye damga da vurulacağı için, ehliyet almaktan vazgeçiyor, kızıyor ve küsüyor.
    Ya da mesela topal olduğu için, tekerlekli sandalye kullandığı için utanıp, otomobile bindiği anı bir özgürlük fırsatı olarak değerlendiren başkalarını düşünün...
    Damgalı plakayı savunan arkadaşlarımın, bu insanların derdine çare olacak önerisi nedir? Evinde mi otursun?!
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  3. #93
    Üye
    farukkorhan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    07.02-2007
    Son Giriş
    06.01-2009
    Saat
    21:51
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    5
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kusara bakmayın konuyla alakılı degil ama bence özellikle plakadaki işaretler degil önce özürlülülerin kulllna bilecegi üst gecitler ve yollar yapılmalı benim görüşüm böyle

  4. #94
    Üye
    Bulent_7340 Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent YILDIZ
    Üyelik Tarihi
    05.08-2005
    Son Giriş
    31.12-2012
    Saat
    12:52
    Yaşadığı Yer
    KIRIKKALE
    Mesaj
    103
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İYİ AMA; ENGELLİSİNİZ BE GÜZEL KARDEŞLERİM!!!

    Benim arabam hiç olmadı; birkaç sene de olmayacak gibi görünüyor. Arabası olan arkadaşların engelli plakasından neden rahatsız olduğuna bir türlü anlam veremiyorum. Arabamın olmamasının konumuzla alakası olmadığından hareketle, aşağıdaki düşüncelerimi sizlere aktarıyorum.

    Otobüse bindiğim zaman fazla ayakta durmayayım diye ön koltuktaki insanlar kalkarak bana yer verirler. ÇÜNKÜ BEN ENGELLİYİM... Hiç de gocunmuyorum; teşekkür edip gösterilen koltuğa oturuyorum...

    Durakta otobüs-dolmuş beklerken ortalama 2-3 güne bir hiç tanımadığım insanlar araçlarıyla bana yaklaşıp gitmek istediğim yere kadar götürme teklifinde bulunuyorlar. ÇÜNKÜ BEN ENGELLİYİM... Hiç de gocunmuyorum; kendilerine teşekkür edip bu nazik tekliflerini kabul ediyorum. ...

    Yakın zamanda evlendim. 1.200 YTL'lik düğün salonu bana neredeyse beleşe geldi. Salon sahibi sadece meşrubat parası aldı. Bunnula da yetinmeyip, şef garsona "beş kuruş bahşiş isteyenin boynunu koparırım" dedi... Yakışıklı birisi olmadığım ve salon sahibi ile herhangi bir tanışıklığımın ya da akrabalığımın olmadığı dikkate alındığında geriye bir tek sebep kalıyor; ÇÜNKÜ BEN ENGELLİYİM... Hiç de gocunmuyorum...

    Uzun lafın kısası;
    Ayrıcalık talep ettiğimiz, hayatımıza engeller kattığını iddia ettiğimiz engelimizin, plaka ile, kimlik ile, rapor ile veya her ne ile olursa olsun belgelendirilmesinin nasıl bir sakıncası olabilir?

    Ayrıca bu başlık altında bir konu dikkatimi çekti. Katılımcı arkadaşların hemen hepsi ENGELLİ OLMAYAN kişilere SAĞLAM etiketini kullanıyorlar. Ya benim Türkçe'm zayıf ya da ENGELLİ kelimesinin zıt anlamı SAĞLAM değil. Şimdiye kadar SAĞLAM kelimesinin zıttı SAĞLAM OLMAYAN = SAKAT olduğunu biliyordum. Madem ki aramızda birtakım kavram kargaşası var; ya ENGELLİ-ENGELSİZ ya da SAKAT-SAĞLAM eşlemesi kurunuz. ENGELLİ'liğimle, SAKAT'lığımla ya da ORTOPEDİK ÖZÜRLÜ'lüğümle ilgili bir kaygım yok. Kaygısı olan arkadaşlara tavsiyem; bu basit döngüden bir an evvel kurtulunuz. Zira bu döngü, zihinlerinize girmeye çalışan VİRÜSLÜ kelimelere zemin hazırlıyor (FARKLILAŞMIŞ, HRANT, vs.)

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: farukkorhan
    kusara bakmayın konuyla alakılı degil ama bence özellikle plakadaki işaretler degil önce özürlülülerin kulllna bilecegi üst gecitler ve yollar yapılmalı benim görüşüm böyle
    NE DE GÜZEL DEMİŞ
    Sevgili kardeşim FARUK; konumuzun özünü de gözünü de sözünü de senin bu okkalı cümlen yorumlamış. Diline ve yüreğine sağlık kardeşim...

    İçinde hiç bir katkı maddesi bulunmayan selam ve sevgilerimle...

  5. #95
    Üye
    abalı Avatarı

    Gerçek Adı
    osman
    Üyelik Tarihi
    23.01-2005
    Son Giriş
    05.12-2015
    Saat
    13:21
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    163
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BEN BİR TEKLİF GETİRİYORUM HANİ ÖZÜRLÜ PLAKASI OLMASIN OLMASINDAN RAHATSIZ OLAN ARKADAŞLARA SESLENİYORUM .O ZAMAN. H SINIFI EHLİYETİMİZİDE KALDIRALIM O NU KULLANIRKEN RAHATSIZ OLMUYORMUSUNUZ PEKİİ. PLAKADAN RAHATSIZ OLUYORSUNUZ. BU BİRAZDA SAKATLIYIN VERDİĞİ PİSKOLAJİK KOMPLEKSLERDEN KAYNAKLANIYOR BEN HİÇDE ARACIMDA ÖZÜRLÜ PLAKASININ OLMASINDAN RAHATSIZ OLMUYORUM DAMGALANDIĞIMIDA KABUL ETMİYORUM .İLK ÖNCE İNSA KENDİNLE VE SAKATLIGINLA BARIŞIK OLACAK.

    “SAKAT”, “ÖZÜRLÜ”, “ENGELLİ” SÖZCÜKLERİ ve KOMPLEKSLER
    Sakat” olmayı incitici zannetmemizin nedeni nedir?
    “Engelli” türetilmeden önce hepimize “sakat” denilir, üstelik kıyamet de kopmazdı.... Eksik ya da yetersiz uzuv/aktiviteleri ifade eden bu sözcük; çok gerçek, bu nedenle de, hakkındaki önyargıların aksine, çok güzeldir. Çünkü kelime anlamı, farklı yönlere çekilemeyecek kadar somuttur.
    Zaman ilerleyip, konuyla ilgilenenler arttıkça, “sakat” sözcüğü nedense kırıcı bulunmaya başladı ve “özürlü, engelli” kelimeleri türetildi. Yapı itibarıyla bu sözcükler, ait oldukları kişilere özür ve engeller yüklemeye başladılar. Bilinçaltı olarak onların arkasına sığınıldı. Böylelikle de, “Özürlü”, “Engelli” olundu.
    Gözlerimiz görmüyorsa, “kör” oluruz. Çünkü, bakmayı bilenler için, “Görme engeli” yoktur...
    “İşitme engelli” mi demek daha kırıcıdır, yoksa sadece kulakların duymadığını ifade eden “sağır” kelimesi mi?
    Örneğin, halk oyunları topluluğu kurabilen kişilerin, kendilerine “işitme engelli” sıfatını yakıştırmaları, üzerinde ciddiyet ve titizlikle düşünülmesi gereken bir konudur. İster istemez akla şu soru geliyor: “İşitme engelli” olunmasına RAĞMEN halk oyunları oynanabileceğini sağlamlara kanıtlamak için mi “ENGEL” vurgulanıyor? Diğer deyişle amaç, halk oyunları oynamak değil, benimsenemediği için “kambur” haline gelmiş sakatlıklarla, kişilik savaşımı vermek mi?...
    Kişi, kendini hangi konumda görmeyi arzu ediyorsa, o sıfatla anılmak ister. “Engelli” ya da “Özürlü”+ muamelesini kendime layık görmüyorum ve her yerde, her zaman, terimini kullanıyorum; alternatif sözcüğüm ise, “sakat”... Çünkü benim özgüvenim, “sakat”lığımdan etkilenmeyecek kadar sağlam..

    ASLI DİNÇMAN ERTUNA
    İzmir, 25 Haziran 2003

  6. #96
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kızmaya başlıyacam ama :evil:

    İki ay önceki yazımda
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Baben
    ...

    "Sorulan soruların, önceki mesajlarda cevabı var mı?" diye merak etmek, soruyu soranın yapması gereken bir iştir. Ama diyelim ki; o soruya verilen cevap, onu tatmin etmedi. O zaman, o arkadaş, daha önce sorulan soruyu ve cevabını alıntılayıp getirir + kendi düşüncesini de yazar, daha sonra cevap hakkı kazanır! Yoksa, söylediklerinde tamamen haklı olsa bile, haksız duruma düşer..
    Tartışmaya daha sonradan katılmak elbette mümkündür ama daha önceden sorulan ve cevaplanan konuları temcit pilavı gibi tekrar tekrar öne sürmek benim aklıma üç şey getirir: Ya okumadı, ya anlayamadı ya da art niyeti var bu arkadaşın!

    Buradaki eski mesajların okunmaması en hafif deyimle SAYGISIZLIKTIR! (Tartışmaya giren aradaşlar tarafından tabii.)

    Anlaşılmaması ya da tatmin olunmaması halinde yukarıda anlattığım işlem uygulanır! Eğer alıntı yapıp sorarsa arkadaş, öneki mesajları okuduğu anlaşılır.. Tartışma o seyirde devam eder.

    Eğer "art niyeti var" ise, boşuna çabalamasın! :evil:


    Forumların güzel ve kurallara uygun kullanılması için, güzel ve akıcı bir Türkçe bilinmesi, efekt ve kodların yerli yerinde kullanılması yeterli değildir! Aynı zamanda maddeler halinde yazılı olmayan, ama toplum içerisinde genel kabul görmüş etik kurallara da uymak gereklidir!


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Bulent_7340
    İYİ AMA; ENGELLİSİNİZ BE GÜZEL KARDEŞLERİM!!!

    Benim arabam hiç olmadı; birkaç sene de olmayacak gibi görünüyor. Arabası olan arkadaşların engelli plakasından neden rahatsız olduğuna bir türlü anlam veremiyorum. Arabamın olmamasının konumuzla alakası olmadığından hareketle, aşağıdaki düşüncelerimi sizlere aktarıyorum.


    Uzun lafın kısası;
    Ayrıcalık talep ettiğimiz, hayatımıza engeller kattığını iddia ettiğimiz engelimizin, plaka ile, kimlik ile, rapor ile veya her ne ile olursa olsun belgelendirilmesinin nasıl bir sakıncası olabilir?


    Sevgili Bulent_7340, bu konu, bu ve başka forumlarda, çok önceleri konuşuldu ve cevaplandı. Eğer zahmet edip okumuş olsaydın bu soruyu sormayacaktın, bu kadar yazı yazma külfetine de girmeyecektin, eminim. Çünkü "anlayamama" gibi bir problemin olacağını sanmıyorum!


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Bulent_7340


    Ayrıca bu başlık altında bir konu dikkatimi çekti. Katılımcı arkadaşların hemen hepsi ENGELLİ OLMAYAN kişilere SAĞLAM etiketini kullanıyorlar. Ya benim Türkçe'm zayıf ya da ENGELLİ kelimesinin zıt anlamı SAĞLAM değil. Şimdiye kadar SAĞLAM kelimesinin zıttı SAĞLAM OLMAYAN = SAKAT olduğunu biliyordum. Madem ki aramızda birtakım kavram kargaşası var; ya ENGELLİ-ENGELSİZ ya da SAKAT-SAĞLAM eşlemesi kurunuz. ENGELLİ'liğimle, SAKAT'lığımla ya da ORTOPEDİK ÖZÜRLÜ'lüğümle ilgili bir kaygım yok…
    "Lafın gelişi" diye bir deyim vardır, bilir misin? "Dinleyen anlatandan arif gerektir" diye de bir atasözü! Buradaki arkadaşların hiçbirisi de dil konusunda "doktora tezi verme" durumunda değiller! Uyarın yerinde olmuş ama önemsiz ve art niyetli olmuş! (daha sonra anlatacağım niye art niyetli olduğunu)


    Söz Türkçeden açılmışken; mutlaka biliyor olman gerekir: Diller de tıpkı canlılar gibi doğar, yaşar ve ölürler. Ortalama yaşları o kadar önemli değildir. Kimi sözcükler yüzyıllar boyunca varlığını sürdürür kimileri de 10 yıl, hatta daha kısa sürede ölürler! O nedenle, fazla takmamanızı önereceğim kavramlara.. Sadece dil bilgisi kurallarına uymaya gayret gösterin, yeter!

    Ha bir de, haddim olmayarak, ev ödevi vereyim: "Ayrımcılık" ve "pozitif ayrımcılık" konularını iyi çalışın. Birbirine karıştırmayın.


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Bulent_7340
    Kaygısı olan arkadaşlara tavsiyem; bu basit döngüden bir an evvel kurtulunuz. Zira bu döngü, zihinlerinize girmeye çalışan VİRÜSLÜ kelimelere zemin hazırlıyor (FARKLILAŞMIŞ, HRANT, vs.)
    Sırf bu cümleyi yazabilmek için yukarıdaki paragrafı yazdığını düşünmeye başladım. :twisted: Epeyce zorlama olmuş ama pek de şık olmamış! Zaman zaman ben de yaparım konu saptırmalarını. :P Başlıkla hiç alakası olmayan yerlere gittiği olur konunun.. Ama böylesine sırıttığı olmaz! Muhalefetin de bir adabı vardır.."Taş yerinde ağırdır." diye de bir söz vardır..





    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: abalı
    BEN BİR TEKLİF GETİRİYORUM HANİ ÖZÜRLÜ PLAKASI OLMASIN OLMASINDAN RAHATSIZ OLAN ARKADAŞLARA SESLENİYORUM .O ZAMAN. H SINIFI EHLİYETİMİZİDE KALDIRALIM O NU KULLANIRKEN RAHATSIZ OLMUYORMUSUNUZ PEKİİ. PLAKADAN RAHATSIZ OLUYORSUNUZ. ...
    Bu konu da daha önce birkaç kez cevaplandı. Ama kısaca cevaplayım tekrar: H sınıfı ehliyetini trafikte giderken ya da park yerinde "bayrak gibi" sallıyor musun? Gerektiği yerde çıkartıyorsun, gösteriyorsun değil mi? Ama plakadaki engelli işareti 1 km olmasa bile 500 m.'den seçiliyor değil mi? Engelli plakası yüzünden tacize uğrayan, küfür yiyen arkadaşlar yukarıda anlatmışlar durumlarını. Yani, sırf kompleksim yok diye ilan etmek için, hedef tahtası olmayı pek akılcı bulmuyorum doğrusu. :roll: Ama taşıdığın H sınıfı ehliyet yüzünden herhangi bir tacize uğrayacağını düşünmem!

  7. #97
    Üye
    Bulent_7340 Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent YILDIZ
    Üyelik Tarihi
    05.08-2005
    Son Giriş
    31.12-2012
    Saat
    12:52
    Yaşadığı Yer
    KIRIKKALE
    Mesaj
    103
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Baben Ağabey;
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Sevgili Baben Ağabey
    Kızmaya başlıyacam ama :evil:
    diye nazikane bir uyarıda bulunmuşsunuz; ama gördüğüm kadarıyla uyarmak için biraz geç kalmışsınız. Zira göndermeleriniz ve yorumlara verdiğiniz cevaplardaki bazı ifadeler, zaten kızmış olduğunuzu gösteriyor (art niyetlilikle ve saygısızlıkla, adapsızlıkla hitam etmeniz gibi). :P

    Yaşınızdan dolayı affınıza sığınarak, konuyla ilgili düşüncelerime yönelik yorumlarınıza cevap vermek istiyorum:

    1)
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Sevgili Baben Ağabey
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Bulent_7340
    İYİ AMA; ENGELLİSİNİZ BE GÜZEL KARDEŞLERİM!!!

    Benim arabam hiç olmadı; birkaç sene de olmayacak gibi görünüyor. Arabası olan arkadaşların engelli plakasından neden rahatsız olduğuna bir türlü anlam veremiyorum. Arabamın olmamasının konumuzla alakası olmadığından hareketle, aşağıdaki düşüncelerimi sizlere aktarıyorum.


    Uzun lafın kısası;
    Ayrıcalık talep ettiğimiz, hayatımıza engeller kattığını iddia ettiğimiz engelimizin, plaka ile, kimlik ile, rapor ile veya her ne ile olursa olsun belgelendirilmesinin nasıl bir sakıncası olabilir?


    Sevgili Bulent_7340, bu konu, bu ve başka forumlarda, çok önceleri konuşuldu ve cevaplandı. Eğer zahmet edip okumuş olsaydın bu soruyu sormayacaktın, bu kadar yazı yazma külfetine de girmeyecektin, eminim. Çünkü "anlayamama" gibi bir problemin olacağını sanmıyorum!
    Sevgili BABEN Ağabey! Konuyla alakalı bütün cevapları okudum (Herhangi bir arayış içerisinde olmadığım halde). Sizin için ne ifade eder bilmiyorum; ama benim de acizane bu konuda kendime has doğrularım, kendime has inanışlarım var. :lol: :lol: Şahsen ben, engelliliğimin belgelenmesi, afişe edilmesi gibi konulardan hiçbir rahatsızlık duymuyorum. Aksine, engelimle daha bir bütünleşiyor; daha bir barışık olarak yaşıyorum. Ne ben ne de hayatımdaki insanlar, sağ kolumun altında taşıdığım koltuk değneğimden (her ne kadar benim engelli olduğumun tapusu olsa da) rahatsızlık duymuyoruz (6 yaşındaki kızım hariç; zira O’nun, büyüyüp çalışmaya başlayınca, ilk maaşıyla bana bacak satın almak gibi bir ideali var …)

    Bu soruyu yöneltmekteki amacım; bundan rahatsızlık duyan arkadaşlara katılmadığımı ifade etmekti.

    2)
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Sevgili Baben Ağabey
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Bulent_7340


    Ayrıca bu başlık altında bir konu dikkatimi çekti. Katılımcı arkadaşların hemen hepsi ENGELLİ OLMAYAN kişilere SAĞLAM etiketini kullanıyorlar. Ya benim Türkçe'm zayıf ya da ENGELLİ kelimesinin zıt anlamı SAĞLAM değil. Şimdiye kadar SAĞLAM kelimesinin zıttı SAĞLAM OLMAYAN = SAKAT olduğunu biliyordum. Madem ki aramızda birtakım kavram kargaşası var; ya ENGELLİ-ENGELSİZ ya da SAKAT-SAĞLAM eşlemesi kurunuz. ENGELLİ'liğimle, SAKAT'lığımla ya da ORTOPEDİK ÖZÜRLÜ'lüğümle ilgili bir kaygım yok…
    "Lafın gelişi" diye bir deyim vardır, bilir misin? "Dinleyen anlatandan arif gerektir" diye de bir atasözü! Buradaki arkadaşların hiçbirisi de dil konusunda "doktora tezi verme" durumunda değiller! Uyarın yerinde olmuş ama önemsiz ve art niyetli olmuş! (daha sonra anlatacağım niye art niyetli olduğunu)

    Söz Türkçeden açılmışken; mutlaka biliyor olman gerekir: Diller de tıpkı canlılar gibi doğar, yaşar ve ölürler. Ortalama yaşları o kadar önemli değildir. Kimi sözcükler yüzyıllar boyunca varlığını sürdürür kimileri de 10 yıl, hatta daha kısa sürede ölürler! O nedenle, fazla takmamanızı önereceğim kavramlara.. Sadece dil bilgisi kurallarına uymaya gayret gösterin, yeter!

    Ha bir de, haddim olmayarak, ev ödevi vereyim: "Ayrımcılık" ve "pozitif ayrımcılık" konularını iyi çalışın. Birbirine karıştırmayın.
    Sevgili BABEN Ağabey! “Lafın gelişi” deyiminden ve “Dinleyen anlatandan arif gerektir” atasözünden de en az sizin “yeri gelmişken ………… konusuna da değinmek istiyorum”larla veya “Ayrıca bu başlık altında bir konu dikkatimi çekti”lerle başlayan cümlelerin varlığından haberdar olduğunuz kadar haberdarım. Buradaki artniyetimi daha sonra açıklayacağınızı beyan etmişsiniz. Sabırsızlıkla bekliyorum; zira, hatamın gösterilmesini, uyarılmayı ve eleştirilmeyi sever, sayarım; yeter ki ARTNİYETLİ olmasın…

    Sevgili BABEN Ağabey! Haddim olmaksızın dilbilgisi konusunda bir uyarıda bulunma gereği duydum; “Söz Türkçeden açılmışken” vurgunuzdaki Türkçeden kelimesinin yazılışı Türkçe’den mi olması gerekiyor, yoksa ben mi yanılıyorum? Bu soruyu, Bilgilerinizden yararlanmak babında sordum dersem “ARTNİYET”le suçlanma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağımdan eminim. Sadece “Dilbilgisi” söyleminize istinaden, kendi çapımda espri yapmaya çalıştım. :wink:

    Fiziki durumumun isimlendirmesindeki kavram kargaşası düşünceme gelince: Bu konu, benimle birlikte milyonlarca engellinin sorunu durumunda. Bu durumun suçlusunun Türkçe olmadığı kanaatindeyim. Bu konuda yasalarımızdaki, İnsan Hakları Beyannamesi ve AB raporlarındaki tanımları gözden geçirmenizi haddim olmaksızın rica ediyorum. Yeri gelmişken (lütfen ARTNİYET olarak algılamayınız; sadece yeri gelmişken bir konuya değineceğim); ALLAH’a şükür benim bir kimlik bunalımım yok. Çünkü ben bir ORTOPEDİK ÖZÜRLÜYÜM = ORTOPEDİK ENGELLİYİM… Yani ben, SAKATIM…

    Vermiş olduğunuz “Ayrımcılık ve Pozitif Ayrımcılık” başlıklı ev ödevime çalışmadım; çalışmaya da gerek duymadım. :twisted: Biraz demode bir söylem olacak ama; cinsiyet, ırk, dil, din ya da adı her ne olursa olsun her türlü ayrımcılığa karşıyım. Buna ENGELLİ=ENGELSİZ konusu da dahil. Kaldı ki bu ülkede engellilerin öncelikli sorunu, ayrımcılık (pozitif/negatif) değil; bu ülkede engellilerin sorunu, kendilerini ifade edememiş olmaları ve bunun yanı sıra da topluma kendilerini gerektiği şekilde tanıtamamış olmalarıdır. Dilencilik yapmak için sağlam bacağını pantolunun içine sokma gereği duyan zavallı bir vatandaşın; böyle bir şeye gerek duymasının sebebi ne olabilir aceba? Bu zavallı, neden değişik bir kimliğe/görüntüye gerek duymamış da ENGELLİ görüntüsüne bürünme gereği hissetmiş? Bu soruların iç dünyamızda cevaplandırılması gereken ve her engelliyi ilgilendiren sorulardır. İşte bu noktada, ismimizi kullanmak suretiyle faaliyetlerini şekillendiren kitle örgütlerine çok iş düşüyor. Kurban Bayramlarında deri toplamak yerine; engellilerin topluma tanıtılmasına yönelik çalışmalar yapılmasının daha akilane olacağı kanısındayım. Engellilere yönelik her türlü organizasyonların toplumdaki anlamı; “Hayır Toplama Kampanyası” olarak algılanıyor. Bu tür bir FİŞLENMENİN suçlusu, benim koltuk değneklerim mi, ÖZÜRLÜ PLAKASI takan araç sahipleri mi; yoksa beni temsil ettiğini iddia eden oluşumların kendilerini lanse ediş şekilleri mi?

    Benim bu konudaki düşüncem; AYRIMCILIKLA MÜCADELE, toplumla, devletle ya da yasal zeminle değil; AYRIMCILIKLA MÜCADELE, başta kendi zihinlerimiz olmak üzere bu ayrımcılığa sebep olan odaklarla yani ENGELLİLERİ TEMSİL ETTİĞİNİ İDDİA EDEN oluşumlarla olması gerektiği kanaatindeyim.

    Bu konuda canlı bir örnek sunmak istiyorum:
    Yaşadığım yerdeki belediye, özürlülerin toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanma hususunda “Herhangi bir sosyal güvencesi olmayan” şeklinde yeni bir ibare eklemiş. Gayet yerinde bir uygulama olarak görüyorum. Bazı arkadaşlar bu durumdan rahatsızlık duyuyor. Gerekçeleri aynen şöyle: “Özürlüler arasında ayrımcılık yapılıyor; sosyal güvencemin olması suç mu?” Bu eleştirinin sahibi olan zat, kendisinin ve ailesinin geçimini temin edebilecek kadar aylık geliri olan (Allah daha çok versin), herhangi bir maddi sıkıntısı olmayan bir insan!.. “Benim suçum engelli olmamak mı” diye sormazlar mı adama? Öyle ya; onca sosyal güvencesi olmayan insanlarımız da toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanma istese haksız mı? Onların tek suçu “Engelli olmamak” mı? Şu an çalıştığım işyerinde sosyal güvencem yok. Eğer ahlakım, terbiyem, elvermiş olsa; belediyeden ücretsiz yararlanma belgesi alırım. Ama vicdanıma karşı sorumluyum; ama tüm engelli camiasına karşı sorumluyum. Zira benim bu tür bir ayrımcılık davasına yönelmiş olmam, tüm engellilere mal olacağının bilincindeyim.


    3)
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Sevgili Baben Ağabey
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Bulent_7340
    Kaygısı olan arkadaşlara tavsiyem; bu basit döngüden bir an evvel kurtulunuz. Zira bu döngü, zihinlerinize girmeye çalışan VİRÜSLÜ kelimelere zemin hazırlıyor (FARKLILAŞMIŞ, HRANT, vs.)
    Sırf bu cümleyi yazabilmek için yukarıdaki paragrafı yazdığını düşünmeye başladım. :twisted: Epeyce zorlama olmuş ama pek de şık olmamış! Zaman zaman ben de yaparım konu saptırmalarını. :P Başlıkla hiç alakası olmayan yerlere gittiği olur konunun.. Ama böylesine sırıttığı olmaz! Muhalefetin de bir adabı vardır.."Taş yerinde ağırdır." diye de bir söz vardır..

    Tespitiniz çok doğru ve yerinde olmuş BABEN Ağabey. Ne var ki “Muhalefet” olarak ayrı bir kutup üyeliğine itilmiş olmaktan rahatsız olduğumu da belirtmek isterim. Amacım muhalefet olmak değil; başlığa konu olan ÖZÜRLÜ PLAKASI uygulaması hakkındaki düşüncelerimi beyan etmekti. paylaştığımı Başlık altındaki yorumlara bakacak olursanız, başlığa konu olan ÖZÜRLÜ PLAKASI ile ilgili yorumların büyük bir çoğunluğu ÖZÜRLÜ PLAKASI uygulamasından rahatsızlık duymadığını görürsünüz. Genel çoğunlukla aynı düşüncelere sahip olduğum kanaatindeyim. :roll: :roll:

    Yeri gelmişken; VİRÜSLÜ KELİMELER konusundaki düşüncelerinize katılmıyor olmam; düşüncelerinizi saygıyla karşılamama engel teşkil etmiyor. Çünkü muhalefeti de eleştiriyi de saygıyla karşılayacak ADABA sahip olduğum kanaatindeyim. ADAB-I MUHALEFET, tahammülle; tahammül ise karşı görüşe saygıyla başlar diye düşünüyorum. Düşüncelerime katılmayan insanlara karşı bir saygısızlık etmediğim kanaatindeyim; yanılıyor muyum BABEN Ağabey? ops:



    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: abalı
    BEN BİR TEKLİF GETİRİYORUM HANİ ÖZÜRLÜ PLAKASI OLMASIN OLMASINDAN RAHATSIZ OLAN ARKADAŞLARA SESLENİYORUM .O ZAMAN. H SINIFI EHLİYETİMİZİDE KALDIRALIM O NU KULLANIRKEN RAHATSIZ OLMUYORMUSUNUZ PEKİİ. PLAKADAN RAHATSIZ OLUYORSUNUZ. ...
    Bu konu da daha önce birkaç kez cevaplandı. Ama kısaca cevaplayım tekrar: H sınıfı ehliyetini trafikte giderken ya da park yerinde "bayrak gibi" sallıyor musun? Gerektiği yerde çıkartıyorsun, gösteriyorsun değil mi? Ama plakadaki engelli işareti 1 km olmasa bile 500 m.'den seçiliyor değil mi? Engelli plakası yüzünden tacize uğrayan, küfür yiyen arkadaşlar yukarıda anlatmışlar durumlarını. Yani, sırf kompleksim yok diye ilan etmek için, hedef tahtası olmayı pek akılcı bulmuyorum doğrusu. :roll: Ama taşıdığın H sınıfı ehliyet yüzünden herhangi bir tacize uğrayacağını düşünmem!
    Sevgili BABEN Ağabey! Bu yorumunuz, Trafikte sırf bayan oldukları için tacize uğrayan bayan arkadaşların dertlerini paylaştığı konuyu getirdi aklıma. ABALI Ağabey ÖZÜRLÜ PLAKASI ile ilgili bir teklifte bulunmuş. Yeri gelmişken; ben de bayan arkadaşlara bir teklifte bulunacağım: “Peruk takın sevgili arkadaşlar”. Böylelikle tacizden kurtulursunuz. Öyle ya ÖZÜRLÜ PLAKASI bulunmayan arkadaşlar ÖZÜRLÜLÜKLERİNE KAMUFLE etmek suretiyle tacizlerden kurtulduklarına göre; siz de tacize konu CİNSİYETİNİZİ bu şekilde kamufle edebilirsiniz.

    Ne alaka diyen olduğunu sanmıyorum; ama her ihtimale karşı (ARTNİYETLİ olmadığımı kanıtlamak zorunda hissettiğim için); Özürlü=Engelli=Sakat olduğunu kamufle etmek suretiyle tacizlerden kurtulan insanlarımızın varlığı, cinsiyetinizi kamufle etmek suretiyle, sizlerin de tacizlerden kurtulacağınızın bir kanıtıdır.

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: msg
    Bence kişinin tercihine bırakılmalı, yoksa zorunlu olmalı.
    İşte bu kadar…

  8. #98
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Bulent_7340


    Bu soruyu yöneltmekteki amacım; bundan rahatsızlık duyan arkadaşlara katılmadığımı ifade etmekti.
    Peki, "bundan rahatsızlık duyan" insanlar da varsa onları ne yapacağız o zaman? Gaz odalarına ya da fırınlara mı atacağız onları? :evil: Herkesin Bulent_7340 ya da abalı ya da Aslı Dinçman gibi komplekslerini yenmiş olmasını nasıl düşünebiliriz :? Komplekslerini yenememiş olanlar yaşamasınlar mı yani? Ayrıca mesele daha önceki arkadaşların dediği ve Sevgili abalıya verdiğim cevaptaki gibi, herhangi bir kompleks meselesinden çok çok daha farklıdır!

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Bulent_7340

    Buradaki artniyetimi daha sonra açıklayacağınızı beyan etmişsiniz. Sabırsızlıkla bekliyorum; zira, hatamın gösterilmesini, uyarılmayı ve eleştirilmeyi sever, sayarım; yeter ki ARTNİYETLİ olmasın…
    Birkaç paragraf aşağıda açıkladığımı sanıyordum..

    "Maksat üzüm yemek değil, bağcı dövmek" diye bir söz vardır! Bence "artniyet" kavramını tanımlayan çok süper bir sözdür bu! "Hrant" tartışmasının bu başlığa da taşınmak istenmesine, başka bir kavramla açıklama bulamadım.

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Bulent_7340
    Sevgili BABEN Ağabey! Haddim olmaksızın dilbilgisi konusunda bir uyarıda bulunma gereği duydum; “Söz Türkçeden açılmışken” vurgunuzdaki Türkçeden kelimesinin yazılışı Türkçe’den mi olması gerekiyor, yoksa ben mi yanılıyorum? …
    "Türkçe'den" olmaz! Doğrusu benim yazdığım gibidir. TDK öyle diyor..
    Özel adlara getirilen yapım ekleri, çokluk eki ve bunlardan sonra gelen diğer ekler kesmeyle ayrılmaz:

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Bulent_7340

    Vermiş olduğunuz “Ayrımcılık ve Pozitif Ayrımcılık” başlıklı ev ödevime çalışmadım; çalışmaya da gerek duymadım. Zira ben, ayrımcılığın her türlüsüne karşıyım. Milliyet, cinsiyet, ırk, dil, din ya da adı her ne olursa olsun her türlü ayrımcılığa karşıyım. Buna ENGELLİ=ENGELSİZ konusu da dahil. Kaldı ki bu ülkede engellilerin sorunu, ayrımcılık (pozitif/negatif) değil; …
    Ha.. böyle ev ödevine çalışmazsan, (hatta "çalışmaya da gerek duyma"zsan), "Ayrımcılık ve Pozitif Ayrımcılık" kavramlarını "terör nereden gelirse gelsin her türlüsüne karşıyım" bağlamında alırsan, abuk bir mantıkla içine düştüğün kaostan kurtulamaz, garip garip sorular sorarsın.. :twisted:

    Çünkü, POZİTİF AYRIMCILIK denilen şey,
    Toplumdaki diğer kişiler ile eşit koşullarda yaşamadığı düşünülen belli gruplara çeşitli ayrıcalıklar tanıyarak onları destekleme.
    dir. Yani yarışa - (eksi)den başlayan engellileri, 0 (sıfır) noktasına getirmek amacıyla tüzel kişiler tarafından yapılan uygulamalardır! Bunlar da; H sınıfı ehliyetten tut, Özürlüler Yasasının tüm maddeleri tarafından belgelenir..

    Hadi de bakayım: "Özürlüler yasası ile ayrımcılık yapılıyor.. O nedenle bu yasaya da karşıyım." :twisted:

    Ki sen de; otobüste sana yer verenlerden, özel arabasıyla seni gideceğin yere götürenlerden, sana salonunu bedavaya veren düğün salonu sahibinden (ayrıca hayırlı olsun diyim buradan ) "ÇÜNKÜ BEN ENGELLİYİM... Hiç de gocunmuyorum..." diyerek (sana göre) ayrımcılığı kabul ediyorsun. Oysa bu, ne ayrımcılığa ne de pozitif ayrımcılığa girer!.. Çünkü o kişiler, tüzel değil özel kişilerdir. Davranışlarından dolayı kimseye hesap vermek durumunda değillerdir, yaptıkları yasal olarak kimseyi ilgilendirmez! Sadece kendi vicdanlarıyla hesaplaşmaktadırlar..

    Ayrıca "negatif ayrımcılık" diye bir şey yoktur! Ayrımcılığın kendisi negatiftir çünkü!

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Bulent_7340

    bu ülkede engellilerin sorunu, kendilerini ifade edememiş olmaları ve bunun yanı sıra da topluma kendilerini gerektiği şekilde tanıtamamış olmalarıdır. İşte bu noktada, ismimizi kullanmak suretiyle faaliyetlerini şekillendiren kitle örgütlerine çok iş düşüyor. Kurban Bayramlarında deri toplamak yerine; engellilerin topluma tanıtılmasına yönelik çalışmalar yapılmasının daha akilane olacağı kanısındayım. Engellilere yönelik her türlü organizasyonların toplumdaki anlamı; “Hayır Toplama Kampanyası” olarak algılanıyor. Bu tür bir FİŞLENMENİN suçlusu, benim koltuk değneklerim mi; yoksa beni temsil ettiğini iddia eden oluşumların kendilerini lanse ediş şekilleri mi? …
    Biz onlara: " Lay Lay Lom Derneği", “Kermes, Konser ve Plaket Derneği", "tekerlekli sandalye Dağıtma Derneği" diyoruz. Onlar bizden değillerdir! Mücadelemiz aynı zamanda onlara karşıdır!!

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Bulent_7340
    İşte ayrımcılık bu noktada başlıyor. Zira diğer bireylerden ayrı bir kategoriye alınıyor; yardıma muhtaç(hayır edilebilir bir insan) bir etiketiyle mücadele etmek zorunda kalıyorum. Benim bu konudaki düşüncem; AYRIMCILIKLA MÜCADELE, toplumla, devletle ya da yasal zeminle değil; AYRIMCILIKLA MÜCADELE, başta kendi zihinlerimiz olmak üzere bu ayrımcılığa sebep olan odaklarla yani ENGELLİLERİ TEMSİL ETTİĞİNİ İDDİA EDEN oluşumlarla olması gerektiği kanaatindeyim.
    Onlarla mücadele, asıl mücadelenin sadece bir parçasıdır! Tüzel platformda da eş zamanlı mücadele vermediğin ve başarılı olmadığın sürece bir anlamı olmaz.. Artı, bu aynı zamanda bir toplumsal eğitim sorunudur. E.. Eğitimi de devlet verdiğine göre..

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Bulent_7340

    Bu konuda canlı bir örnek sunmak istiyorum:
    Yaşadığım yerdeki belediye, özürlülerin toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanma hususunda “Herhangi bir sosyal güvencesi olmayan” şeklinde yeni bir ibare eklemiş. Gayet yerinde bir uygulama olarak görüyorum. Bazı arkadaşlar bu durumdan rahatsızlık duyuyor. Gerekçeleri aynen şöyle: “Özürlüler arasında ayrımcılık yapılıyor; sosyal güvencemin olması suç mu?” Bu eleştirinin sahibi olan zat, kendisinin ve ailesinin geçimini temin edebilecek kadar aylık geliri olan (Allah daha çok versin), herhangi bir maddi sıkıntısı olmayan bir insan!.. “Benim suçum engelli olmamak mı” diye sormazlar mı adama? Öyle ya; onca sosyal güvencesi olmayan insanlarımız da toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanma istese haksız mı? Onların tek suçu “Engelli olmamak” mı? Şu an çalıştığım işyerinde sosyal güvencem yok. Eğer ahlakım, terbiyem, elvermiş olsa; belediyeden ücretsiz yararlanma belgesi alırım. Ama vicdanıma karşı sorumluyum; ama tüm engelli camiasına karşı sorumluyum. Zira benim bu tür bir ayrımcılık davasına yönelmiş olmam, tüm engellilere mal olacağının bilincindeyim. …
    Bu tamamen bir sosyal devlet sorunu! Kalkınmanın dengesizliği, ayrı toplumsal tabakalara eşitsiz dağılımı söz konusu olduğunda; bu tür serzenişlerin olması normal! Gerçek demokrasinin "d"sinin dahi olmadığı yurdum koşullarında; sırf oy avcılığı amacıyla ve AB zorlamasıyla göstermelik olarak yapılan icraat, böyle garip sonuçlar soğurmaktadır. Bu durumun düzelmesinin de, bireysel çabalarla gerçekleşeceğini düşünmek, biraz safdillik olur.


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Bulent_7340

    Sevgili BABEN Ağabey! Bu yorumunuz, Trafikte sırf bayan oldukları için tacize uğrayan bayan arkadaşların dertlerini paylaştığı konuyu getirdi aklıma. ABALI Ağabey ÖZÜRLÜ PLAKASI ile ilgili bir teklifte bulunmuş. Yeri gelmişken; ben de bayan arkadaşlara bir teklifte bulunacağım: “Peruk takın sevgili arkadaşlar”. Böylelikle tacizden kurtulursunuz. Öyle ya ÖZÜRLÜ PLAKASI bulunmayan arkadaşlar ÖZÜRLÜLÜKLERİNE KAMUFLE etmek suretiyle tacizlerden kurtulduklarına göre; siz de tacize konu CİNSİYETİNİZİ bu şekilde kamufle edebilirsiniz.

    Ne alaka diyen olduğunu sanmıyorum; ama her ihtimale karşı (ARTNİYETLİ olmadığımı kanıtlamak zorunda hissettiğim için); Özürlü=Engelli=Sakat olduğunu kamufle etmek suretiyle tacizlerden kurtulan insanlarımızın varlığı, cinsiyetinizi kamufle etmek suretiyle, sizlerin de tacizlerden kurtulacağınızın bir kanıtıdır. …
    İki olayı birbirine karıştırman, işlerine gelmeyen bir yasayı çıkartmak zorunda kalan yengeç politikacılarımızın yaptığı gibi, yasa teklifini alt komisyonlara havale etmelerine benzemiş. Güreşte "minderden kaçmak" diyorlar buna! Ama söylediğin gibi "kamufle etmek" değil, "ilan etmek"ten bahsediyoruz burada! Konuyu farklı kelimeler (hatta birbirine zıt kavramlar) kullanarak çarpıtmaya hiç gerek yok!

  9. #99
    Üye
    yakupyusuf Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.07-2004
    Son Giriş
    26.09-2011
    Saat
    14:18
    Yaşadığı Yer
    KIRIKKALE
    Mesaj
    78
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Özürlü amblemli plakaya bende karşıyım.

    Her ne kadar bu amblemin hem avantajı hemde dezavantajı olsada ,avantaj kısmı park kartı ile tabiki halledilebilir.Ve trafikte giderken herkesin plakadan dolayı bizlere tuhaf ve art niyetli bakması önlemiş olur.

    Şimdi yaşamış olduğum bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.Bir gün akşam vakti özürlü amblemli mercedes marka arabam ile bir mahalleye gidiyordum yolda telefonum çaldı ve konuşmak için yolun kenarına durdum.O vakit oradan geçen bir polis devriye aracı benim orada durmamdan huylanmış olacakki ekip arabası ile yanıma yaklaşıp camlarını açıp araçlarının içinden orada niye beklediğimi ve devam etmemi söyledi bende tamam dedim.Tam hareket edecekken ekip otosunda bulunan polis memurlarından birisinin diğerine küfürlü bir şekilde :?: :?: :?: sakatı bindiği arabaya bak diyerek söylendiğini işittim. Tabiki o anda öyle zoruma gittiki bir şey yapacak durumda olmadığımdan Allaha havale ettim.Sakat amblemini görenler kendileri öyle arabalara binemedikleri için böyle kötü düşünebiliyorlar.Gerçi düşünceler kişilerin karakterleri ile ilgili bir sorun fakat Niye böyle olsun Normal plakalı bir BMW mercedes araba görünce herkes onun sahibinin ne derece zengin olduğunu düşünerek ve imrenerek bakıyor.Oysa aynı araçta Sakat amblemini görünce kıskanarak acıyarak hakir görerek bakılıyor (tabi böyle düşünmeyip normal karşılayan bizim adımıza böyle bir arabaya sahip olduğumuz için sevinen insanlarda yok değil).

    Şimdi amblem kalsın diyen arkadaşlara soruyorum.iki farklı araç görseniz BMW veya Mercedes.Biri sakat amblemli plakası var diğerinde normal plaka.Her ikisininde şoförü aracın içinde ve sakat olup olmadıkları belli değil.Belki sakat amblemli olan aracın sahibi diğerinden daha zengin fakat tanımıyorsunuz.Sizlerde sakat olduğunuz halde her iki aracın şoförü hakkında ne düşünürsünüz? Sizin böyle düşünmenize neden nedir? Bence eğer tahmin ettiğim şeyleri düşünüyorsanız sebebi kesinlikle damga gibi görünen o amblemden dolayı.

    Ayrıca arabası olmayan arkadaşların bu amblem ile ilgili duygu ve düşünceleri bizlerden farklı olabilir.Allah arabası olmayan arkadaşlarada en kısa zamanda en iyi arabayı nasib etsin.

    Saygılar....

  10. #100
    Üye
    cocarbilgin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.06-2006
    Son Giriş
    14.12-2017
    Saat
    00:20
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    92
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KİMİ İSTİYO KİMİ İSTEMİYO BİZ KENDİ ARAMIZDA ANLAŞAMIYORUZ BEN İSTEMİYORUM HERKESİN İSTEGİNE GÖRE OLAMAZMI.

  11. #101
    Üye
    atilla atav Avatarı

    Üyelik Tarihi
    12.02-2007
    Son Giriş
    17.07-2009
    Saat
    16:49
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    51
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    engelli insanların kendilerine bırakılmalı bence plaka seçimi

  12. #102
    ELİF75
    Misafir Üye
    ELİF75 Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    arkadaşlar bende olaya 14 yıllık trafikçigözü ile bakayım. Bence olmalı yani bizce olmalı. Sakat aracı ibaresi benim görüşüme göre sizlerin belittiğiniz gibi sakıncaları olan bir işaret değil asine koruyucu özelliği olan işarettir. Trafikte sizin dışınızda seyreden sürücüler bu işaret olan araçlarla birlikte hareket ederken o işaret dikkatli olmaları için uyarı olur. Ayrıca bazı arkadaşların park yeri konusunda sıkıntılı olduğunu anladım. Bu park yerleri sakatlara özel olanlar Trafik komisyon kararı ile alınıyor ve sizlerin dışında araçlarını oraa park edenlerin araçlarının çekilip cezalarının tatbik edildiğinede birebir şahidim. Gelelim başka bir ayrıntıya daha. Bu ibare kontrollerde araç kullananla ruhsat sah ibinin tetkikindede bize yardımcı. hepimiz biliyoruz ki bizim insanlarımız işin hep işgüzarlığında. Vergi indirimi ile engelli olan xşahsına alınan aracı bir başkası kullanıyor ki buda yasal değil.

    Uzun lafın kısası bu ibare olmalı ve kalkmamalı. yukarıda gösterilen belgede sadece park sorununu halleder kanısındayım. seyir halindeki trafikte arkadan gelen sürücüye aracı kullananın engelli olduğu ve daha dikkatli olunması gerektiği konusunda bir yararı olmaz sanırım.

    Sevgiyle ama hep sağlıklı mutlu kalın...

  13. #103
    Üye
    alibel Avatarı

    Üyelik Tarihi
    28.03-2006
    Son Giriş
    08.06-2017
    Saat
    15:08
    Yaşadığı Yer
    türkiye
    Mesaj
    81
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sayın Ceco asıl konuşulması gereken de bu senin bahsettiğin konu. Bence plaka olsa ne olur olmasa neolur. Bulunduğum şehirde bu sakatlara ait olan otopark yerlerinde sakat arabası park etmiş bulmak inan çok zor. Ne saygısı, ne plakası. Öyle bir durum yok. Bunlar fiiliyatta uygulanmayan şeyler. Bana bu park işi hikayeden ötürü başka şey gelmiyor. Ancak bu plakanın yarar sağlayabileceği tek nokta bu yönetmelikte mevcut olupta güncel hayatta uygulanmayan 15 dakikaya kadar işini görme müsaadesi. Ancak onda bile müsamaha yok. Yada polislerin böyle bir yönetmelikten haberleri yok. Trafik polislerinin bu konularla ilgili bilgilendirilmeleri gerekir. diye düşünüyorum. Sonuç olarak sinirlenmemekte fayda var diyorum.

  14. #104
    Üye
    serra Avatarı

    Üyelik Tarihi
    04.12-2006
    Son Giriş
    30.08-2009
    Saat
    17:55
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    8
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    merhaba arkadaslar,
    yeterince siteye giremediğim için amblem konusunda da düşüncelerimi net olarak belirtemeyebilirim. ama başımdan geçen bir olayı sizinle paylaşmak istedim.
    olayın geçtigi yer istanbul/ortaköy bu semti bilenler oralardaki ara sokakların ne kadar dar ve bazı yerlerinin ne kadar yokuşlu oldugunu bilir.
    olay şöyle gelişti. ben yokuş aşagı inerken tam sonuna yaklaşmıştım ki yokuşun başında düz olan kısımda park halinde bekleyen araç hareket etti. ayrıca iki araba geçemez. buna rağmen yola girdi. benden yol istiyor düşünseniz ya yokuş aşagı inmektesiniz yolun neredeyse sonuna gelmişsiniz yol bana ait diyor ve yokuş yukarı çıktığı için ona yol vermem gerektiğini söylüyor bu kural dogru ama ben zaten yokuştan aşağı inmekteyim o yolda park halindeydi. benim yokuşun sonuna geldiğimi görmüştü buna rağmen yola girdi. yokuş yukarı geri geri gitmek zorunda kaldım (yokuş yukarı ve geri geri gitmek ne kadar zor araba sürücüleri iyi bilir)geri geri gitmeden önce de tartıştık ve bana tek söylediği şey plakandaki amblem aslında senin beyninde dedi beni beyin özürlü olarak gördü, bu sözden sonra sadece güldüm zaten işten gelmişim yorgun argın bu tip insanlarla uğraşıp kime ne kanıtlayacaktım, ne yapabilirdim ki karşımdakinin ne kadar öküz olduğunu anlamıştım. çekip gittim bu olay sanıyorum 2001 yılında başıma geldi ama hatırladığım zaman hala öfke duyuyorum ve allahından bulsun diyorum. ama aynı şey tekrar başıma gelse ne yapabilirim allah bilir.

  15. #105
    Üye
    denizsu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    07.08-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    251
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Bencede olmalı...

    Bize katmış olduğu kolaylıkları gözardı edemeyiz...




Sayfa 7 / 29 İlkİlk ... 3456789101117 ... SonSon

Başlığın Etiketleri