Sayfa 4 / 9 İlkİlk 12345678 ... SonSon
Toplam 124 mesajın 46-60 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #46
    Üye
    seker kiz Avatarı

    Gerçek Adı
    Melike
    Üyelik Tarihi
    05.08-2008
    Son Giriş
    11.12-2017
    Saat
    00:37
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    1.848
    Alınan Beğeniler
    23
    Verilen Beğeniler
    17

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Hay ağzına sağlık Baben abi emi Başından sonuna kadar sözlerinize katılıyorum .

  2. #47
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Baben..
    Seni anlıyabiliyorum..Ancak anladığım kadar da katılmıyorum bu konuda..
    Uzun soluklu bir mücadeleden, kimlik kavgasından söz ediyorum ben..Bu gün ülkeyi yönetenler de
    bu yolu izledi..Bizim gençlik yıllarımızda şimdi ülkeyi yönetenler ana aktörlerden bile değillerdi..
    Siyasi mücadelenin ana aktörleri onlara gülüyordu.. Siyasi otorite, siyasi otoriteyi ele geçirmeye
    çalışan ana aktörler onları ötekileştirmişti..Bunu her kes bilir.. Ancak onlar ötekileştirilmiş bilinci
    geliştirip, biz bu ülkenin zencileriyiz dediler ve öteki zencileri yanına toplayıp otorite oldular..
    Tamam ben otoriteyi ele geçirme derdinde değilsem de onu etkileme derdindeyim..Engelli olanlara elbet
    hadi rock müzik yapalım diye gidecek değiliz.. Ancak öteki olduğumuzun kabul edilmesi ve bu bilinçle
    siyasi tepkilerimizi koyabiliriz ortaya..Buna engel yok..
    Ben hiç bir zaman çok eziliyoruz, üç ayda bu kadar para yetmiyor bize demiyeceğim.. Daha öncede belirttim
    onların bizim hakkımızda bilmedikleri bir şey yok..Bizim bildiğimizin yüz katı onların arşivlerinde var.
    Zaten onlar planlıyorlar bizlerin bu durumlarını..Onlar çiziyorlar şu anki kaderimizi..
    Gelelim şu kültür olayına.. Hiç inanmadım şu kültür olayının halkla bütünleşmede ana etken olduğuna..
    Kitleler arasında birleştirici etkende değildir okuma yazma..Bence kültür olayı asıl toplumdan
    kopuşun öteki adıdır..Üstten bakmayan bakış açıları kültürümüz olmalı bizim..
    Unutmayalım bu gün siyasi otoriteyi ele geçiren eski zenciler, yanlarına hepde en eğitimsiz, en
    kültürsüz insanları aldılar.. Bu gerçek anlamda kendine inanma, içtenlikli olma meselesedir..
    Belki haklısın bu gün karın tokluğuna saf değiştirecek yüz binler var..Ancak bu tohum atılmalı be
    Baben usta..Zaten bu topraklara atılmayan tek şey uygun, sağlam tohumlar..Yoksa hazır var sakatlar partisi..

  3. #48
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Kuyucak…
    Ben de seni anlayabiliyorum da.. Bir önceki mesajında hızlı gittin biraz..

    Ben yavaş yavaş o noktaya da gelecektim.. Sen vitesi çoğaltınca böyle kısa ve abuk bir mesaj yazdım..

    Aslında konu, çok geniş ve sistemli olarak ele alınması gereken bir konu.. Biz de, sağolsun benzerleri gibi bunu da "çorba" yapmayı o kadar güzel becerdik ki Ee.. n'apalım forum yazılarının kaderi de bu..

    Devam..

  4. #49
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ha ha.. Yok henüz diil.. Reel hayatın yeri başka..

    Sanalın 'kandırmacası' çok oluyor.. Reel öyle mi ya..

  5. #50
    Üye
    mahmut Avatarı

    Gerçek Adı
    mahmut kaplan
    Üyelik Tarihi
    28.05-2003
    Son Giriş
    28.09-2017
    Saat
    18:02
    Yaşadığı Yer
    Amasya
    Mesaj
    100
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Merhaba arkadaşlar en son maruz kaldığım durumu yazayım.Kolum kırıldığında bukadar acı çekmemiştim.
    Prof......Sen burda olduktan sonra hatta ben emekli olursam diğer iki arkadaş başa geçse öğretim görevlisi, uzman vs. hiç bir şekilde çalışamazsın.
    Hocam yanıma yardımcı olsam aklımı kullanmadığım zamanlarda yardımcı olsa o
    Prof... olmaz
    Dersi powerpoint'ta sunsam
    Prof....Görmüyormusun ben ders anlatırken nasıl hareketliyim futbol sahasında top koşturuyorum
    Prof.... Bunu hiç bir hoca söylemedi ama sen engellisin senden bu okulda bir şey olmaz.
    Yinede yılmıyorum arkadaşlar bu dönem doktora yeterliliğe gireceğim.Sonuna kadar gideceğim.
    İnsanların sizi ezmesine izin vermeyin

  6. #51
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Kuyucak,

    Baba diyalektik, "olayları zaman ve mekân boyutlarında, neden ve sonuç ilişkileri içerisinde yorumlayın!" der.. Boynumuz kıldan ince.. Olayların zaman ve mekân boyutlarını yani Tarihsel ve Coğrafik yanını ele almadıkça bu tartışma eksik kalır ve asla bitmez!

    "Ortak refleks" demişsin. Ortak refleks için bir potansiyel/gizil güç gereklidir. Bir de onu harekete geçirecek mekanizma.. İç dinamik-dış dinamik tartışmalarını hatırlarsın.. Dış dinamiği itele bi kenara.. Yıllar boyu uğraşıldı.. Ama potansiyel, anlamlı bir "potansiyel" olmayınca sonuç alınamadı (ya da alınıldı… Karşı-dış-dinamikçiler aldılar).. 40 yıldır bunun acısını çekeriz..

    İç dinamiği de iki başlıkta incelerim ben.. Tarihsel ve anlık iç dinamik..

    Önceki başlıklardan birinde yazmıştım:
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Baben Mesajı Gör
    … Sivil toplum hareketlerini (işçi, öğrenci, kadın, sakat vb. hareketleri) o toplum/ların tarihinden, geleneklerinden ve birbirlerinden bağımsız tutmak, ayrı ayrı işlemek çok yanlış, bence!! Olayları açıklamakta zorlanırız bunu yapınca..

    Bakıyoruz Avrupa'ya (ve Amerika'ya) taa Reform, Rönesans döneminden tutun, Aydınlanma Hareketi ve Sosyal Devrimleri ile birçok çalkantı yaşamış, tüm bu alt-üstlüklerden "olumlu" sonuçlar alarak sıyrılmış, geçirdiği iki büyük savaşın yaralarını kısa zamanda sarmayı başarmış, dünyanın "lider ülkeleri" konumunda yerlerini hep korumuşlar. ("Emperyalizm" konusunu 'es' geçiyorum burada!)

    Yani kısaca, bu toplumların; entelektüel ve örgütlü hareket etme birikim ve gelenekleri var! Ve sağlam insanlardaki bu birikim ve gelenek özellikle II. Dünya Savaşından sonra (ABD'de de 'Vietnam Savaşı' sonrası) "Engelli Hareketi" olarak sivil toplum hareketi sahnesinde boy gösteriyor. Bunlar tesadüf değildir bence. Elimde bilimsel argümanlarım yok ama bu savaşlarda gazi olan nitelikli insanların bu hareketi organize ettikleri konusunda bahse bile girebilirim. Artı, toplumsal hareketler dünyanın bir yerinde başarıya ulaşırsa birbirlerini tetikleyerek zinciri tamamlamaya uğraşırlar.

    Ülkemizde ise sivil toplumun; ne entelektüel, ne de örgütlü hareket etme birikimi ve geleneği var.. Yüz yıllar boyu "sürü" zihniyetiyle, "ya devlet başa ya kuzgun leşe" şiarıyla asla "modern vatandaş" olamayacak gündemle yaşamışız.. Şimdi ne değişti de birdenbire demokratik kitle örgütlü, literatürlü birey/dernek, modern vatandaş oluyoruz??? ...
    Yani, Avrupa'nın yüzyıllar boyunca zaman zaman alabildiğince kanlı "sivil toplum 'iç dinamikleri' oldu". Tecrübe kazandılar.. Gelenek yarattılar..

    Peki bizde ne oldu?

    Avrupa'nın asırlarca yaşadığı o toplumsal alt üstlüklerden sadece birini, 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşını yaşadık!! Ve ilk işçi sendikaları konfederasyonumuz ancak o yıllardan 30 yıl sonrasında kuruldu. Yani örgütlü sivil toplum hareketimiz bile daha çocuk..

    Amerika'da durum daha başka.. Hem Avrupa'nın hem de kendilerinin deneyimlerinden büyük dersler çıkartıyorlar.. Oranın ne sosyo-ekonomik yapısı, ne siyasi yapısı ne de tarihi bize benzer.. O nedenle oraları örnek akmak, "onlar yapmış bizim başımız kel mi, biz niye yapamıyoruz" demek bana çok saçma geliyor..

    Günümüzde ülkeyi yönetenler bizim gençliğimizde sıfırdan başlamadılar ki.. 1400 yıllık gelenekleri, tecrübeleri, ekonomik sınıf ve dış destekleri var.. Senin neyin var elinde??

    Tamam, "tohum atalım" diyorsun da.. Tohum, hazırlanmış tarlaya atılır.. Çorak tarlaya diil!!

    Aslında bu tartışmalar da bir tür "tohum"!!

  7. #52
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Biz üç kişiydik Üniversitede Baben usta.. Vardı çok, ama özellikli olan üç kişi..
    Ringo..Hukukta okurdu..Yaşça çok ileriydi bizden..Umarım bu yazımı okur ve bulur beni..Yemin ederim
    bilmiyorum gerçek adını.. Deniz/Mahir'lerin döneminden.. İşkencede balataları yağlanmış.. Bir keresinde
    her kes görmüş onu şu şekilde; Bir sürüyü kediyi bir çuvala doldurmuş,O meşhur Beyazıt'ın Çınaraltı'daki
    Çınara asmış kedileri.. Sizi mahkum ettim ama affediyorum demiş ve salmış kedileri.Ringo sonradan
    Mezun oldu ve güzel yurdumda uzun yıllar hakim olarak adalet dağıttı.. Haaaa tüm kalbimle inanırım doğru
    yapmıştır ne yaptıysa..
    Birde Bekir Punar'ım vardı benim.. Hemde hemşehrim..Gözleri görmez.. Oda Hukuk öğrencisi..Şu an eminim
    İstanbul'da iyi bir icra Avukatıdır..Uzun yıllar oldu görüşmeyeli..Bekir daha çok bizim gönülsüz şarap
    sponsorumuzdu..İçmezdi.. Tüm tanıdıklar içinde bir tek onda para olurdu.. Ve yalvarmadan bize şarap
    parası vermezdi..Ve Bekir'im bizi çok severdi.. Onunda zevki bizi yalvartmaktı; para diye..
    Hala odur benim Avukatım, Vekalet verdiğim..
    Bir manzara düşün Baben Usta; Ringo geliyor olanca haşmetiyle (Gerçekten öyleydi: Che'ye benzerdi) derdi ki;
    Kuyucak seni Batı Cephesi Komutanlığa atadım..Bu Bekir biraz kişisel hesaplar peşinde, onuda Devrimin
    şartları gelişinceye kadar Akdeniz'de propaganda kuvvetleri komutanlığına atadım..
    Emirleriniz başımızın üstüne Komutanım derdik biz..
    Hala Biz onlamı dalga geçtik, O bizlemi dalga geçti bilemem.. Yada hiç bir zaman dalga değilmiydi o
    konuşulanlar onu hiç bilmem..
    Diyeceğim Baben Usta; Ben Ringo'nun atadığı Batı Cephesi Komutanıyım.. Bu Komutanlık bazen böyle şeyler
    yaptıryor bana.. Suçlusu Ringo'dur.. Suç ortağımız Bekir Punar..
    Biri Topal, biri Kör, öteki.. Öteki Komutannnnn..
    Anlıyacağın tohum eski.. Tohum deli.. Tohum kör ve topal.. Tohum insan..

  8. #53
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Elbette… Tohum; insan..

    Ama tarla da insan!

    Aslında bu tartışmalar da bir tür "tohum"!! dedim ya.. O bakımdan yani

    Bilinci/donanımı/kültürü insan tarlasına ekiyorsun.. İnsandan alıp insana veriyorsun.. Semazenler bir eli yukarda bir eli aşağıda "sema" yaparlar ya.. Ondandır!

    Yıllardır "bilinçli + örgütlü insan" deyu sayıklayıp dururum burada.. Hah.. İşte o insan modelinin "bilinçli" kısmının oluşturulmasına katkısı olursa buradaki tartışmaların, ne mutlu!

    Bunu derken yukarıda sözünü ettiğim "Anlık iç dinamik" konusuna geldik. Gerçi kapsadığı süreç itibariyle pek "anlık" olmasa da 'geleneksel iç dinamik' tipine göre anlık sayılır.

    Senin "refleks" dediğini ben "Tepki" başlıklı yazılarımda işlemiştim. Arada ufak tefek farklar olsa da önemli sayılmaz..

    İşte çağdaş toplumda, o refleksi/tepkiyi gösterecek insanın mutlaka ve mutlaka "bilinçli + örgütlü" olması gerektiğin yoksa etkili ve kalıcı olamayacağını anlatmaya çalışmıştım.

    Bilinç dediğim, öyle entel-dantel kültür değil, tam tersine halktan kopuk olmayan, onunla iç içe bir bilinç!

    Lâkin, kendi kafasıyla düşünebilen, yoluna çıkan her görüşü, her düşünceyi sorgulayıp tartışabilen, yeni problemlerde mutlaka bir çözüm bulabilen vb. vb. bilinç!


    İşte bu refleks ya da bilinçli, örgütlü tepkinin illa bir siyasi parti olması şart değil, hatta engelliler bazında bir 'siyasi parti' fikrine takılıp kalmak bence yapılabilecek en büyük yanlış!!

    İzin verirsen, onu da bir sonraki mesajımda açayım..

  9. #54
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Baben Ustam elbet senle otursak karşılıklı her konuştuğumuz konuda yüzde 95 anlaşırız..Yüzde beşi de sefamız olsun deriz..Benim sana anlatıyormuşum gibi yapıp ısrarla yaptığım şey, biz ötekiyiz ve bu ötekilikte örgütlenelim..
    Baben Ustam bak burada söylediklerimi destekleyen bir haber galiba. Toplumun bir kısmını bile acıtan bir haber bence bu; Hangi amaçla olursa olsun bizden rahatsız olunuyor..Öteki sayılıyoruz.
    Engelli genci yaka paça dışarı çıkardılar - Hürriyet

  10. #55
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hasanım, seni anlıyorum da.. Ben de bunun pek de kolay olmadığını anlatıyormuş gibi yapıyorum..

    Öteki(ler)in tanımlanmasında/sınıflanmasında anlaşamadık önce.. Sonra hangi ötekinin nasıl örgütlenmesi gerektiğine geldi sıra..

    Arkadaşlar, buradaki yazılarımı bir bütün olarak alın lütfen.. Gerekirse tekrar okuyun..

    Diyorum ki: Tüm "sivil toplum" ötekidir aslında! Ve gerektiği gibi muhalefetini yapabilmek, gerektiği yerde tepkisini koyabilmek için; en uygun “ötekiler”in (hani sen "mesleki ötekiler" diyosun ya.. Hah işte onlar..) öncülüğünde "örgütlenmek ve bilinçlenmek" zorundadır!! Asla bağımsız, tek başına değil! ..derken dernek, sendika vb. örgütlenmesini kastetmiyorum.. Parti oluşumu bambaşkadır.. Dernekler, elbette her öteki grubuna hatta bunların içindeki gruplara- açık olur.. Alabildiğine heterojen yani..

    Ama gel gör ki.. Güzel yurdumun, en çok aktif olması, en örgütlü olması gereken kitlesi, "kendisi muhtac-ı himmet dede"… 55 yıllık örgütlü sivil toplum tarihimizde bir tek (evet maalesef bir tek) makro anlamda/ülkesel (grevler ve toplu sözleşmeler dışında.. Onlar "bölgesel" sayılır) kalıcı sonuç alınan, ses getiren "örgütlü eylem" olmuştur. 15-16 Haziran 1970 olayları!!

    "Tarihsel iç dinamik" üzerinde duramadım fazlaca.. Ama bence çok önemli!.. "Örgütlenme" çok çok zorlu bir olaydır aslında.. Pratiğin (uygulama anlamında) ses getirici ve kalıcı olması için, hitap ettiğin kitleye somut, elle tutulur/gözle görülür örnekler sunmak zorundasındır.. "Biz şunu şunu yaptık" deyu.. Yoksa kimse iplemez seni..

    Avrupa'nın, Amerika'nın Reform, Rönesans, Aydınlanma Hareketi, Sosyal Devrimler, 1. ve 2. Dünya Savaşları sonunda elde ettiği yığınla pratik sonuç var elinde.. Tekrar sorayım: "Bizim neyimiz var?"

    "Avrupa, Amerika yapmış işte.. Tekrar keşfetmeye ne gerek var.. Onları örnek alırız" dersen yürümez bu iş.. Demedi deme.. Sen hele bir oraları keşfedecek düzeye gel, o geleneğe, o donanıma, o bilince sahip ol.. Ondan sonra de: “Amerika’yı keşfetmişler.. İkinci kez aynı işi yapmaya gerek yok!”

    "Örgütlenelim, mücadele edelim, kazanalım" lafları kulağa hoş gelir ama.. 7/24 içinde olmadan, o "cehennemde" yanmadan "cenneti" hak edemezsin!! Üstelik tek başına yola çıkmanın da bir anlamı yoktur!

    Bu her işimizde böyle.. Bazı başlıklarında sözünü ettiğin "sakat literatürü"nde de böyle.. Reel hayatın içinde olması gereken her şey; zamanı geldiğinde reel hayatın içinde olacaktır! Yoksa başarılı olamaz! Teoride/iyi niyet olarak kalır!

    Altını çizdiğim yer de yine bizim elimizde! Yoksa uzaydan kimse inmiyor bizi adam etmek için.

  11. #56
    Üye
    savas19 Avatarı

    Gerçek Adı
    savaş
    Üyelik Tarihi
    13.07-2009
    Son Giriş
    05.11-2010
    Saat
    23:09
    Yaşadığı Yer
    türkiye
    Mesaj
    117
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    hasan abi gerçekten güzel bir konu açmışsın .ben kendimi ötekilerden görmüyorum ,yanlız insanların davranışları bazen insanı ötekileştitiyor.ötekiler derken yanlız öteki oluyorsun.çünkü senin gibi olanlar bile sana destek vermiyor.o destek vermediği için bende destek vermiyorum.yanı insanlar artık birey başı başkalaşmış oluyor.kendi derdi ollamıdığı için sana destek vermeyenler birğün oyada çocuğunun o hale geleceğini düşünmeden günü birlik yaşıyor.bu günü birlik yaşamaya kem
    ndimide katıyorum.

  12. #57
    Üye
    mdz Avatarı

    Gerçek Adı
    Mehmet
    Üyelik Tarihi
    04.03-2008
    Son Giriş
    26.08-2016
    Saat
    17:36
    Yaşadığı Yer
    ANKARA
    Mesaj
    76
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sayın Kuyucak Hakli.
    Bir oluşum gerçekleştirilmeli.
    Baben abi "7/24 saat içinde olmadan cennet gözükmez" evet kimi 7/3 kimi 7/5 saat içinde olur.Bir havuz yapılmalı.hepimiz orada yıkanmaya çalışmalıyız.Ortak bir ruh ortak bir düşünce için teori ve pratik bir süreçle geliştirilmeli.
    yoksa bu sitede yazma gecenin gündüzü gündüzün geçeyi kovaladığı gibi devam eder gider.
    Bunun için bir buluşma organize edelim.
    Aydın yarınlar...

  13. #58
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ÖTEKİLİK

    Alışılmış bakışla bakarsan, tabulaşanla, kutsananla ve ön yargı ile bakarsan gözünün önünde olanı göremezsin.. Gördüğünü anlamaz, algılamazsın.. Olgu haline gelmiş öyle şeyler vardır ki, altındaki gerçek olanı görmek için, üstüne yapışmış olan her şeyi ayıklamak, temizlemek gerekir.. Birilerinin bunu yapması ve insanlara göstermesi gerekir..

    İddia ederim ben hep.. En büyük ayrımcılık, en gaddar ayrımcılık, en zalim ayrımcılık, en sinsi ve sonuç alınan ayrımcılık, engellilere karşı uygulanan ayrımcılıktır..
    Engellilere uygulanan ayrımcılık, ne Kürtlere nede Ermenilere yapıldığı iddia edilen ayrımcılıkla kıyas edilebilir, nede Dünya’da başka hiç etnik gruba uygulanan ayrımcılıkla.. Hatta Yahudi soykırımından bile daha beterdir bana göre.. Tüm Dünya’da uygulanmış, sonuçları alınmış ve sonuçlarından mutlu olmayan gelişmiş ülkeler bu ayrımcılığı yavaş yavaş terk etmeye başlamıştır.. Bizim gibi gelişme çabasında olan ülkelerde ise üzeri yaldızlı boyalarla boyanarak, yalanla, dolanla, aynı barbarlıkta devam etmektedir bu sakat kırım politikası..

    Görünmez çoğu zaman yapılan ayrımcılık .. Ortada ne şiddet vardır nede işkence.. Hatta yaldızlı yalanlarla donanmış güzel sayılan, kutsal sayılan görüntülere bile rastlarsınız..

    Oysa… Engelliler saydam insanlardır bu ayrımcılıkta.. Camdan insanlardır.. Hiçbir şekilde görünmezler.. Onların maddi varlığı yoktur.. Onların maddi varlığı olmadığı için, doğrudan içlerinden geçilerek, içlerinden bakılarak yapılır ülke çapındaki makro planlar.. Onlar olmadığı için, maddi olarak var kabul edilmediği için yapılan her işlem onları evlere hapsetmek anlamını taşır..
    Oysa.. Onlar ruh insanlardır.. Maddi olarak yokturlar ama ruh olarak varlardır..Var kabul edilirler..Onlara ruh insan olarak ihtiyaç vardır.. Ve ruh insanlara ne verirsen itiraz etmeyecekleri için makbul insanlardır.. Yönetici ruhlar onların üzerinden temizlenir.. Diğer ruhlar onlarla korkutulur, tehdit edilir.. Ruh insanların maddi olarak bir şeye ihtiyaçları yoktur.. Ne cinselliğe, ne sosyal statüye, ne lükse, ne sosyal yaşama nede eğlenceye.. Onlar ruhtur çünkü.. İstedikleri an görünmez olurlar yöneticilerin gözünde.. Bir el şaklatması ile kaybolmalarına bile gerek yoktur.. Zaten ruhturlar.. İçlerinden geçilip gidilir..Yok sayılırlar..
    Ekmeğini ver asgarisinden, ilaçlarını sağla ucuzundan, daha belalarını mı isterler?

    Bunca sağlam aç, işsiz ve yoksul dolaşırken engelli olanlar mı uğraşacağız ? İşte hain bakışı bu cümlede aramak lazım.. Önce onlar.. Onlardan sonra sıra engellilerde.. Onlar yani sağlamlar ise binlerce yıldır sömürü altında inim inlemekte zaten.. Sıra asla gelmeyecek engelliye.. Oysa bu toprakların sahibi onlar olduğu kadar bizleriz de.. Bize kendilerinden bi şey vermiyorlar.. Kendilerinden bi şey istersek namerdiz zaten.. Biz bu toprakların bize verdiğini istiyoruz.. Vatan hakkımızı istiyoruz.. Onların yağmaladığını istiyoruz..

    İşte ötekilik bilinci burada lazım bize.. Camdan insanız ya, ruh insanız ya.. İçimizden geçip gidecekler yaaaaa…Artık yapmamız gereken içimizden geçerken burunlarını cama çarpmak..
    Burunlarını camda kırmak.. Yada yol kenarında oturup çelme takmak yürürlerken.. Nasılsa suçlayamazlar; Biz camdanız, biz ruhtanız ve yokuz.. Kendi kendinize düştünüz deriz..

  14. #59
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    FARKIMIZIN FARKI..

    Bir köy, kasaba, ilçe yada şehir yolunun kapandığını düşünün.. Yada şehir içi yolların.. Neyle kapandığının önemi yok.. Kar olur, sel olur,çığ olur..Yada Denizde dev dalgalar içinde mahsur kalırsınız.. Deprem olur toprak altında kalırsınız..
    Uç örnekleri de çok vardır bu olayların.. Adam yada kadın paşa gönlünü eğlemek için, sevgilisiyle gezmek için ve de kafasını dinlemek için dağlara çıkarlar ve oralarda mahsur kalırlar.. Nedeninin afet olması gerekmiyor yani.. Nedeni aranmaz hiçbir zaman.. Sorgulanmaz.. Ne işi varmış orada denmez.. Kendi salaklığı denmez.. Kedi kuş için bile geçerli artık bu tür olaylar.. Keyfi yada doğal afet olduğu sorgulanmaz.. Trafik kazalarında bile kazaya sebep olanda yardım görür..

    İnsanlar kendi güçleri ile kurtulamazlar bu belalardan.. O devlet denilen, o toplum denilen örgütlü güç ve bilinçten yardım isterler.. Yardım istemek, duyurmakla yeterlidir.. Ayrıca yalvarmaya, prosedürlere bağlı değildir.. Denizdeysen S.O.S, yangındaysan ,alo yangın, yada neyle karşı karşıyaysan o ortak bilinç ve örgütlü güç’e haber vermen yeter..Seferber olur..Maliyeti düşünülmez..

    Duyurmak yeterlidir.. Kime ne olursa olsun , duyurmak yeterlidir..Yerel yönetimlere, örgütlü devlet güçlerine, görenlere,duyanlara.. Harekete geçmek zorundadır herkes.. Böyle kodlanmıştır, şartlanmıştır insan bilinci.. İyi de olmuştur.. Gidilir oraya el birliği ile insanların önü açılır.. Yaşaması, normal sayılana dönmesi için önü açılır insanların.. Hayvanlarında diyelim.. Yardım isteyen için bu HAK’tır.. Yardım eden içinse SORUMLULUK’tur.. Yardım isteyen burada yardıma geç gelinmesini eleştirebilir, az bulduğunda ve zararları doğduğunda sorumlular hakkında dava bile açabilir.. Bütün bunlar bilinçtir, haktır, sorumluluktur ve hukuktur..Önü tıkanan insanın önü açılmalıdır.. Evrensel değer bunu gerektirir..

    Engellilerin durumu aynıdır aslında.. Tüm beklentileri, önlerinin açılmasıdır..Sokağa çıkması için, eğitim alması için, işe girmesi içi, rahat barınması için, önünün açılması gerekir.. Cebinde parasının olması gerekir.. Sevmesi ve sevilebilmesi için ön yargılardan uzak tutulması gerekir.. Oda en az diğer zorda kalanlar kadar zordadır.. S.O.S vermektedir.. Bu işin zamana yayılması kadar iğrenç bir düşünce olamaz.. İmdat diyen insana önce şu işimi bitireyim, sonra gelirim sana diyemez kimse..Niye önünü açalım, acelen ne diyemez kimse.. Dışarıda ne işin olabilir diyemez kimse.. Haklı bir neden öne sürmek zorunda değiliz.. Sormalarına izin vermeyin sakın..Tartışmayın da.. Böyle ikna ediyorlar taş olmuş, duymaz olmuş vicdanlarını.. Dağ başlarında onların ne işi var onu düşünün en uç olarak.. Yaşam demek ev demek değil.. Çıkabilmeli insan istediğinde..Fütursuzca hem de..Hiç nedensiz hem de.. Öyle yüce nedenler aramayın dışarıda olmak için.. Ayrıca anlatın herkese, kimseye ve kendimize zarar vermeyiz .

    Önümüzü açın.. S.O.S veriyoruz.. Sizin aklınızın alabileceğinden daha zordayız.. Siz iyisiniz iyisiniz, demekle iyi olmuyoruz.. Çok zordayız, saatli bombayız.. Önümüzü açın lütfen..
    Bütün işinizi gücünüzü bırakın lütfen.. Bu olmalı bizim ötekilik bilincimizin temeli..Herkeslerde böyle bilmeli..

    Taaaaki bu gün oynanacak BJK-Galatasaray Derbisine her engellinin, sıradan bir sağlam kadar rahat gidebildiği bir ülke oluncaya kadar sürmeli bu kavga..

    Not; bu bilinç kollektif oluncaya kadar bu başlığa yazacağım..

  15. #60
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Durun, ben yine biraz muhalefet yapayım..

    Verdiğin örnek, bizle pek örtüşmüyor gibi geldi bana, be Hasanım..

    Oradaki olay "anlık"tır! Bir hafta sonra gündem değişir, her bi şey unutulur, evli evine köylü köyüne döner..

    Bizde öyle mi ya?!

    Çoğumuz ömür boyu sakatız, ömür boyu engelliyiz!!

    Bir başka örtüşmeyen yan: Örnekteki olayın kahramanları 2 kişi.. Biz nüfusun %12'si ve 8,5 milyon diye söylüyorlar.. Bizler de bu sayıya bakıp, her seçim öncesi gaza geliyoruz ve "parti kursak aynnnnen iktidarız" diye hava atıyoruz. (breh breh )

    De bakem.. Senin elemanlar bunu diyebiliyorlar mı?

    Ayrıca bilmez misin ki… Yurdum insanının karakterinde "sürdürülebilir salaklık geni" mevcuttur..

    Birkaç nesil önce: "Ah yazııııııık.. Çok da güzelmiş, ama sakat" der..

    Birkaç nesil sonra: "Ah yazııııııık.. Çok da güzelmiş, ama engelli" der..

    Birkaç nesilde sadece bir kelime değişmiştir! O da utana sıkıla..



    Bak Bülent'in bulduğu "enfes ironik ilan"da: "Okur yazar, Kardiyoloji uzmanı" aranıyor. Demek ki, bu kardiyologların "okur yazar" olmayanları da varmış.. Ben onlara "okumaz yazar" diyorum.. Sadece kardiyologlarda değil her kesimde ezici çoğunluktalar onlar..

    Ol sebeple, sen burada bu tür yazıları 8000 defa da yazsan arzuladığın bilincin çok yanı açıkta kalır..

    Tamam.. Başka bir yazımda Çağdaş silah: KALEMdir. dedim ama bizim mermilerimiz hem yetersiz, hem etkisiz!

    Yazma! Demiyorum.. Tam tersine yaz.. İnatla yaz! Ama ööle "kollektif bilinç" falan deyu yükseklerden uçma!

    Kollektif bilinç sadece okumayla değil, YAŞANARAK elde edilir! Yani hem okuyacak, hem yaşayacaksın!!




Sayfa 4 / 9 İlkİlk 12345678 ... SonSon