Sayfa 3 / 9 İlkİlk 1234567 ... SonSon
Toplam 124 mesajın 31-45 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #31
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    08:09
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.909
    Alınan Beğeniler
    949
    Verilen Beğeniler
    1.237

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Ben de senin alınacağını biliyordum Babür abim

    Yok, ben seni kişisel olarak eleştirmiyorum. Diyorum ki, hadi sen iyi bi adamsın ve benim yukarıda söylediğim "faşizmin tektipleştiriciliğine göz kırpmak"tan kaçınabiliyorsun. Peki ya sokaktaki gaza-gelen-tosunlar ne olacak? Kendisini haklı görmek için her türlü sağırlıkla malulken, kendi ideolojisine destek olacak bir şeyleri gördüğü anda gözleri cin gibi açılabiliyorken, fikir üreten kişilerin biraz daha dikkatli olması gerekmiyor mu? Ben, gerektiğini düşündüğüm için senin mesajın için eleştiri yazdım. Senden ziyade okuyucular için yani... Benimki bıçak sırtı konuya dikkat çekmek.

    Ancak kendimi/halimi gizlediğim ölçüde sıradan ve güvende olabileceğimi, kendim olmaktan* "kapitalizmin böl-yönet tuzağına düşme" denilerek kaçınmamı ima eden tüm söylemlerden uzak kalmayı önemsiyorum.

    * "kendim olmak" sözü de ne ironik! İnsan zaten "kendi"dir. Böyleyken, kendi olabilmek için bir de fazladan çaba sarf etmek zorunda kalması ne acı. Sırf bu ironi bile bastırılmış bir kimliğin varlığına, bu bastırılmaya karşı sergilenen tavra işaret etmiyor mu?


    ***
    Kendini/bedenini sevmeyen, yaşamında karşılaştığı sıkıntıların suçunu sakat bedenine yükleyen, -sözde- eksik bedeninin mahçubiyetini tabu haline getirilen ideolojilerin/değerlerin ateşli savunuculuğunu yaparak -sözde- tamamlamaya çalışan, bu uğurda tabuyu/iktidarı karşısına alan herkese düşman kesilen suretlerin, sakatlıktan dolayı grup halinde politize olmaları ve iktidarı eleştirmeleri, iktidara cepheden karşısına alan gruplarla dayanışma içinde olmaları mümkün mü?
    Mümkün olabilmesi için çok şeyle yüzleşilmesi gerek...

    ***
    Bu, askerde sakat kalan kişiler gururlu olabiliyorken adi-sakatların gururlu olamaması ifadesi bile kendi başına trajik. Tüm dünyada askerlikten mağdur olanlar ve aileleri anti militarist, savaş karşıtı ve muhalif bir kimliği benimsiyorken, bizde bunun tam zıddı olması, en ateşli savaş savunucularının (en azından görünür olanların) askerlikten mağdur olan kişiler ve ailelerinin olması çok enteresan. Bu bence tabuların/ideolojilerin/iktidarın sureti olma konusunun çok açık göstergesi. Böyle bir aidiyete sahip kişiler nasıl olur da iktidarlara karşı politize olabilirler?
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  2. #32
    Üye
    Cigdem Kuyucak Avatarı

    Üyelik Tarihi
    01.08-2008
    Son Giriş
    20.07-2013
    Saat
    17:25
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    168
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Başlık neydi?..............."ben öteki değilim" refleksi.
    Bakın refleksin gücüne ,Afrika'dan köle diye getiriyorsun adamı O ŞİMDİ Amerika'nın başkanı.

  3. #33
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sözü fazla uzatmayacağım.

    Bir zamanlar, dünyada olup bitenlerle herkesin sorumlu olduğu düşüncesi yaygındı. Şimdilerde dünya bir oyun yeri oldu. Yalnızca seyrediyoruz.

    En zengin üç kişinin servetinin açlıkla karşı karşıya kalan en yoksul 48 ülkenin ulusal gelirini aştığı bir dünya düzenini görmeden yaşamak kör olmak değil de nedir? Öyle ya! İletişim ağının tüm dünyayı sardığı bir evrende ne etnik çatışma ne mezhep çatışması v.s. v.s. bizi ilgilendirmiyor. Yalnızca televizyonlardan seyrediyoruz. Bu aldırmazlık ruh sağlığımızı koruyor! Zavallı egolarımız! Kendisini koruma altına almazsa yaşayamaz.
    Bağışıklık sistemimiz güçleniyor!!!

    Kuyucak sorundan uzaklaştığımı söylüyor. Ben yalnızca üst kimliğin ön plana çıkartılması yerine kişiliğin ön plana çıkartılması gerektiğini söylüyorum.

    Eğer aydınlanmış bir toplum olsaydık, pozitif ayrımcılığı da gerek kalmayacaktı sevgili Baben.

    Evet, haklısın. Hayır, demekle yetindim yalnızca.

    Ben kısaca dış görünüm olarak ötekileştirmenin çok basit bir ayrım olduğunu, bunun altında ekonomik, politik, sosyolojik, kültürel, toplumsal, ideolojik v.s. v.s. nedenlerin yattığını, bu nedenler ortadan kalktığında bu tür ötekileştirmelerin de ortadan kalkacağını düşünüyorum.

    Bir de Oturan Boğa’nın kendin olmak sözüne takıldım. İnsan somut olarak zaten kendidir. Doğrudur. Ama onun içini neyle doldurduğun önemlidir.

    Kaldı ki bu ülkede diğer kümeler, sizin dediğiniz anlamda ortak tavırlar alıp ortak duygularda buluşabiliyorlar mı? Bir de onlara sormak gerek...

  4. #34
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Öteki kavramı; engelli, siyah, sarı, yaşlı, işçi, memur, eşcinsel, kadın, erkek, İngiliz, Suni Alevi farkı gözetmeksizin kendimizi algılayış biçimimizdir. Kendi varlığımızdan başka herkes ötekidir bizim için. Varoluşumuzu ancak öteki kavramıyla açıklayabiliyoruz.

    Ötekinin tanımı, kendi kendimizi tanıtmanın ya da kendi kendimizi reddetmenin bir yoludur. Kendi kimliğimizi anlamamız için, ötekinin varlığına ihtiyaç duyarız.
    “Öteki” başkasını tanımladığımızı zannederken aslında kendimizi, kendi kimliğimizi tanımlamada veri olarak aldığımız, edindiğimiz ya da taşıdığımız kimliği tanımladığımız kavramdır. Başkalarını birtakım klişelerle, kalıplarla tanımladığımız ölçüde kendimizi de tanımladığımızı düşünürüz. Ancak ötekiler varsa biz oluruz. “Ben”i, ya da “Biz” i yaratmanın bir yoludur öteki. O halde , öteki kavramını düşmanlık boyutunda ele almadığımız sürece iyi ki ötekiler var da biz varlığımızı öteki üzerinden meşrulaştırabiliyoruz.
    Engelsizler olmasaydı, “engelliler biz" adında ve formatında bir site olmazdı.

    Bu başlığı açarken, sevgili Kuyucak’ın derdi, “fiziksel öteki” olarak tanımladığı engelliler arasında ortak bir refleks olmayışı yönündeydi. Bunun nedenini de “öteki olmadığını kanıtlama çabası” olarak özetlemiş. Ben bu serzenişe katılmıyorum.
    Eğer engelliler arasında ortak bir refleks olmasaydı, yirmi binden fazla üyesi olan böyle bir site var olmazdı. Dünyanın pek çok yerinde farklı ya da ortak isimler altında engellilere ait sosyal dayanışma kurumları ve dernekleri, engelliler arasında düzenlenen spor faaliyetleri, engelliler için tasarlanmış ürünler, bunları tanıtan fuarlar, kanunlarda engellilere ilişkin yasal düzenlemeler ve mevzuatlar, kent ve kurum düzeyinde engellilere ilişkin düzenlemeler mevcut olmazdı. Tüm bunlar yeterli mi? Elbette ki değil. Ama her şeye rağmen engellilerin, fiziksel öteki olmak adına kimliklerini tanımlayabildiklerini ve ortak refleks oluşturma yönünde oldukça iyi bir yol kat ettiklerini düşünüyorum ve yola devam diyorum.

  5. #35
    Üye
    tunç ballı Avatarı

    Üyelik Tarihi
    07.05-2009
    Son Giriş
    15.03-2013
    Saat
    15:09
    Mesaj
    660
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    siyasi,din,mezhep,ırk ayrımcılığını bırakın toplumumuzda ben saçı uzun diye belirli bir grubun saldırısına uğramış bir insanım.işte biz böyle bir toplumda yaşıyoruz.

  6. #36
    Üye
    aferits Avatarı

    Gerçek Adı
    Ferit
    Üyelik Tarihi
    15.07-2004
    Son Giriş
    23.10-2017
    Saat
    21:37
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.279
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İnsanlığın kalıplarını olabidiğince daraltığımız için, çok şeyler artık öteki tarafta kalıyor ve öteki oluyor.

  7. #37
    Üye
    tunç ballı Avatarı

    Üyelik Tarihi
    07.05-2009
    Son Giriş
    15.03-2013
    Saat
    15:09
    Mesaj
    660
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bu kalıp içersine alınmış o beyinlerin, artık özgür düşünebilme ve bu dünyada sadece kendi gibi düşünenlerin yaşama hakkı oldukları düşüncesinden kurtulup insanca yaşamayı öğrenmeleri gerekiyor ama bunu nasıl öğrenecekler inanın ki onu bilmiyorum.

  8. #38
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Empatizan..
    Akademik bir dil sanırım her şeyin anlaşılması için bazen gerekli.. Her şeyi çok güzel özetlediniz ve toparladınız.. İzin verirseniz birkaç eklemem olacak ve itirazım olacak....
    -Kendimizi tanımlamak için ötekine ihtiyacımız var.. Bende yazımda zaten düşman yaratmak zorundayız demiştim.. Genelde bizim ötekilerimiz düşmandır, kötüdür, yola getirilmesi gerekendir, kurtulunmak istenilendir.. Bizim lafını özellikle kullandım.. Gelişmiş ülkelerin gerici akımlarında da gözlemlenir bunlar.. Dazlaklara bakın,onlarında kendilerini tanımlamak için yarattıkları ötekiler ile bizim Ülkemizdeki ötekiler arasında müthiş benzerlikler vardır.. Sanırım Faşizan bir ideolojiye göre ötekileştiriliyor insanlar.. Ancak en temelde bunların Ekonomik paylaşıma göre yapıldığına inanıyorum.. Hakim olanların toplumu yönetebilmek ve kendi sömürü düzenlerini devam ettirebilmek için hayali düşmanlara ihtiyacı var.. Toplum bu hayali düşmanlara karşı örgütlenmeli.. Düzeni sorgulamanın adı bile öteki sayılmakla eş tutulmalı.. İnsan içinde inanmalı bu düzene..İşte sık sık açıklamaya çalıştığım ötekileştirmenin asıl nedeninin ekonomik olduğuna inanmam bu yüzdendir.. Ötekileştirmenin altında mutlaka bir ekonomik sömürü vardır..Onların ötekileştirme nedeni budur ancak; Bunu anlatamazsınız.. Niyetinizi akılcılaştırırsınız..Niyetinizi savunabilecek şekle sokarsınız..
    Genelde ötekileştirme kötü üzerinde temellenir.. İyi üzerinde temellenirse, iyiye çok kolay ulaşmak ister insanlar.. Örneğin lüks yaşayanları ötekileştiremezsiniz.. Sağlıklı yaşayanları ötekileştiremezsiniz.. Deniz kenarında yaşayanları ötekileştiremezsiniz.. Belki bunlara karşı diğer insanları kışkırtırsınız politik olarak.. Demem oki; İyi temelinde bir ötekileştirme görmedim ben.. Haaaaaa şu olabilir, öteki kendini kötü hissetmez.. O politikanın bittiği, iflas ettiği yer burasıdır zaten.. Öteki kendini mutlu hissederse, herkes öteki olmak için can atar..
    Fiziksel ötekiler işte burada şaşırıyor.. Öteki olmak dışlanmışlığını kaldıramıyor.. İki kere travma bu çünkü.. Birincisi zaten bedensel travma.. Bu travma sonucu toplumdan dışlanmışlık yaşıyor.. Tepki olarak da onun içine girebilme bilinci geliştiriyor.. Oysa toplum ve toplum mühendisleri onun topluma girmesini engelliyor.. Ancak bunu yüzüne söylemiyorlar, tam tersine yalan söylüyorlar.. Başaran,başarıyor diyorlar.. Başaramıyorsan sende bi eksiklik var demeye getiriyorlar..İşte bu yüzden fiziksel engelliler bu yalanlara inanıp tepki veremiyorlar.. Oynanan oyunu göremiyorlar..Refleksleri de olması gerekenin tam tersi oluyor.. Hakim ideolojinin, Devletciliğin en ateşli savunucuları oluyor.. Fiziksel engellileri ötekileştirmek diğer ötekilerden farklı çünkü.. Onlar kötü değil...Fiziksel ötekiler Kurban.. Kaderleri Kurban olmak..Onları sevmek gerektiği, korumak gerektiği anlatılıyor üstelik her yerde..Oysaa onları görünmez eller evlere tıkıyor.. Görünmez eller onları toplumdan soyutluyor..Sihirli bir değnekle sokaklar, iş yerleri, eğlence yerleri, sahiller, parklar onlardan temizleniyor..
    Şöyle bir örnek vereyim; Bu günler yaz mevsimi.. Konyaaltı sahillerine günde 50-100 bin kişi gelir.. Nüfusun %10 sakat ..Herkesin bildiği bir şey bu.. Bu sahilde 5 bin kişi olması gerekmezmi? Hadi hasta olan var diyelim, çocuk diyelim, daha bir sürü şey diyelim yüzde bire indirelim 500 kişi olsun isteyelim.. Yok öyle bir şey.. Toplasan beş kişi bulamazsın koca sahilde.. Bir Berker vardır düzenli giden, iki-üç kişi de belki sahilde gezer..O kadar.. O kadarcık.. Oysa gidip de o yorgun bedenlerini sserin sulara bırakmak isteyen yüzlercesini şahsen tanırım ben.. Ama gidemezler.. Engellenirler.. Engellenmeseler de, onların oraya ulaşımı kolaylaştırılmamıştır.. Gidemezler.. Fiziksel ötekilere uygulanan zulüm diğer ötekilere uygulana zulmün yüzlerce katıdır..
    Farkındayım Empatizan uzattım.. Özellikle ayrıntılara giriyorum.. Engelliler.biz de 20 bin üyeye ulaşmak bir karşı duruş olsa haklısın derim..Ancak burada karşı duruşta olan yirmi kişiyse şaşırmam..Geri kalanı öteki olmadığını ispat etmekle uğraşıyor bence..O yüzden sorgulama gereği duyuyorum..

  9. #39
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Geldim..

    Bülentçim, keşke daha önce bi uyarsaydın.. "Abi, nooluyoz" felan deseydin.. Biliyon.. Nevrim dönmeyegörsün.. Züccaciye dükkanına girmiş fil gibi bi tane fincan kalmayana kadar dağıtırım ortalığı, sonra da günlerce "yaptığım doğru muydu, fazla mı ileri gittim acaba" diye kendimi yer bitiririm..

    Endişelenme.. O "sokaktaki gaza-gelen-tosunlar"ın ya da onları gaza getiren/provokatör elemanların buradaki mesajları okuyup, anlayacaklarını ve "adamın gol diyo" diyeceklerini sanmıyorum..

    Üstelik, her mesajın altına da "söyleyeceklerim daha bitmedi" diyorum..

    Sen böyle bodoslama dalıp da pek yenilir yutulur türden olmayan ifadeler kullanınca, ben kendi kendime dedim "nooluyoz" diye..

    Aslında bi bakıma da iyi oldu.. Konu dağılır gibi olsa da söyleme fırsatı bulamadığım şeyleri söylüyorum..


    Ben orada gizl(e) demedim ki.. Gizl(i) dedim.. Sen alınganlık yapıp "ima ediyorsun" dedin.. "Hava bulutlu" deyince "vay, bana hakaret etti" diyen adamın durumuna benzedi.. Neymiş..
    "Hava bulutlu olduğunda yağmur yağarmış, yerlerde su birikirmiş, sularda ördekler yüzermiş."
    "Eeee"
    "O bana ördek dedi, hakaret etti" der gibi geldi bana.. Hele bir dur, bir soluklan..

    Abdülhamit döneminde "Yıldız", "Burun" vb. sözcüklerin yazılması ile ilgili olarak anlatılan hikâyeleri bilirsin sanırım.. Bunlarda da "ima" varmış.. Eeee.. Ne farkı kaldı bunun onlardan? Hani senin özgürlükçü demokratik tavrın? Bırak, söyleyecek olan istediğini söylesin.. Karşısındaki daha güçlü bir şey söylesin, daha önce söylenenleri çürütsün.. Tartışma böyle yapılır.. Otosansürle bir yere varılmaz ki.. Hele bunu "yasakları yasaklayıcı" bir havada yapmak tamamen dumurluk bir olay!!


    Anlıyorum.. Tektipleştirmeye taktın da.. Önemli olan kafanın içindekilerin tektip olmaması!! Görünümün tek tip olmaması hiçbir önem taşımaz!! Mevlâna der ki..
    Ne insanlar gördüm üzerinde elbise yoktu. Ne elbiseler gördüm içinde insan yoktu
    Neyse başka bir yerde yine tartışırız belki bunu..



    Forumlarda bi yerde daha yazmıştım. Tarkan, "Hepsi Senin mi"ye "Başkası olma, kendin ol Böyle çok daha güzelsin" diye başlar.. Şimdiki insanların pek çoğu "kendi" değil!! Hele yüzyıllardır sadece ezberletilen bilgilerle "kendi kafasıyla" düşünemeyen insanlarımızın sayısı o kadar çok ki.. O yüzden en başarılı olduğumuz alan. "Copy-paste" oluyor!.. Ne bulursak kopyalayıp-yapıştırıyoruz anasını satayım Sen de, "çoktipli" insan topluluğu arıyosun.. Olur.. Bulursak onu da kopyalayıp yapıştırırız..



    * * *

    Sevgili Özlem,
    İmrenmek, gurur duymak, nefret etmek vb. duygular başka başlıklarda tartışıldı, tartışılıyor ama ötekileştirmenin, ayrımcılığın ölçütü değildir onlar! Tarihin en eski ayrımcılığıdır "kadın-erkek ayrımcılığı!" Anaerkil-Ataerkil düzen diyim.. Başka bişey dememe gerek yok herhalde..


    Ama nasıl oluyorda çocuklar da fiziksel ötekilerin içine giriyor sevgili Baben hiç anlamış değilim ne demek istediğinizi.
    Sevgili Çiğdem,

    Çocukların ötekileştirilmesi, çoğu zaman resmî olarak yapılır.. +18 kavramını düşün.. 18 yaşını bitirmeyene ehliyet verilmez, seçimlerde oy kullanamaz, büyüklerin gittiği yerlere gidemez, +18 filmleri izleyemez vb. vb.. Asgari ücret belirlenirken bile 16 yaş altı için ayrı hesaplanır.. 12 ve 6-7 yaş altı için başka sınırlamalar da var! Bunların hepsi "ötekileştirme"dir! Hep olumsuz düşünmeyin.. Bazen olumlu ve zorunlu bile olsa ötekileştirme, ötekileştirmedir..


    Devamı yarın..

  10. #40
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kuyucak dostum,
    Öteki kavramını ister ekonomik, ister psikanalitik ister marksist, sosyolojik, ideolojik ya da dilbilimsel anlamda ele alın, varlığımızı ve kimliğimizi öteki üzerinden kurguladığımız konusunda hemfikiriz.

    Siz “öteki”nin ekonomik anlamda kurgulandığını düşünüyorsunuz, ben psikanalitik anlamda yaklaşıyorum. Yaklaşım her ne olursa olsun, ben/biz-öteki ilişkisinin bir güç/iktidar ilişkisi olduğu konusunda da hemfikiriz.

    Merkezde olan ben/biz olumlu yönde sahip olunması gerekenler açısından "varların", merkezin dışında olan sen/öteki, merkezin sahip olduklarına sahip olamama açısından "yokların" mekânıdır. Bu konuda da hemfikiriz.

    Ancak anladığım kadarıyla siz istiyorsunuz ki engeliniz sizin için en belirleyici, en önemli özellik olsun.. Kimliğinizin köşe taşını oluştursun. Oysa ki bu tanımlama üzerinden, “kendisi olamamak” ya da “kendisi olamamanın sıkıntısını yaşamak” tehlikesi ile karşı karşıya kalıyorsunuz.
    Kendinizi büyük ölçüde engeliniz üzerinden tanımladığınızda, onun dışındaki kimlik konumlarıyla aranıza bir duvar örmeniz gerekiyor.
    Kendisi olamamak, bir “öteki”ne bağımlı olmak demektir ve bir “öteki”ne bağımlı olma eğilimi, bireyin kendisine yüklenen rolü kabullenmesini beraberinde getirecektir.

    Bakış açınızda sizi eleştirdiğim noktayı Monalisa ne güzel anlatmış:
    “…………benim bir organımın olmaması ya da o organımın çalışmaması beni ben yapmıyor. Beni ben yapan özgül ayrımlarım. Bu nedenle de kendimi seviyorum… Niçin toplumun gözünden bakıyoruz kendimize? Yaşama ve kendimize nasıl bakarsak öyle yaşarız.”

  11. #41
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    22:23
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili empatizan,çok güzel bir noktaya değinmişsiniz...Çok haklısın,biz bütün hayatımızı engelli olmak üzerine kurmaya çaba harcıyoruz...Hayatımızı kısıtlıyoruz engellilik duvarlarıyla...Kimliğimizi engellilik üzerinden inşa ediyoruz...Devlet ,toplum,sosyal hayat bizi ötekileştirdikçe bizeler bu rolü kabulleniyoruz ve daha da sıkı yapışıyoruz o kimliğe...Oysa,engelli olmak insan olabilmeyi engellemez...Ben kendimi insan olarak taşıyorsam sorun yok ama ,taşımakta zorlandığımda engelli kimliğine yapışıyorsam asıl sorun o zaman başlar...
    Sivil toplum kuruluşlarıyla,derneklerle,ortak refleks oluşturalım ama engelliliğimizi kimliğimiz haline getirmeden olsun...İnsani özelliklerimizden önce engelimizi ön plana çıkarıyorsak çok büyük bir problem var demektir...Dikkatli olmak gerekir...

  12. #42
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Şehribanu,
    Her ne kadar sizinle tanışıklığımız engellilere ait bir web sitesi üzerinden de olsa, bugün ben sizi telefonla arayıp, annemin travmatik durumu hakkında bilgi almak isterken kafamda sizin engelinize dair en ufak bir imaj, görüntü, bilgi ya da ötekileme yoktu. Tamamen sizin psikolog kimliğinize sığınarak ve güvenerek uzman ağzından bilgi almak istedim.

    Bir başka görüşmemizde yine sizin engelli kimliğinizin ayrımına varmayarak sizinle derdimi, sıkıntımı paylaştım. Aynı şekilde ben sizi sadece insan olarak, dostunuz, arkadaşınız olarak dinledim. Uzun zaman haber alamadığımda, nasıl olduğunuzu, neler yaptığınızı engelli kimliğinizi hiç hatırlamayarak merak ettim.

    Sizi; birlikte hoş vakit geçirebileceğimiz bir arkadaşım, sırdaşım olarak benimsedim. Sevincinize sevindim, üzüntünüze üzüldüm.
    Bana öyle geliyor ki, sizler kendinizi engelli kimliğiniz üzerinden kurgulamadığınız sürece, toplumun da engellileri ötekileştirdiği falan yok. Yeter ki cebinizde kendiniz olabileceğiniz kimlikleriniz olsun. Yanılıyorsam düzeltin.

  13. #43
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    22:23
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili empatizan,
    Tespitlerinize katılıyorum,yanılmıyorsunuz,hatta çok haklısınız...Engelli olmaktan daha önemli değerler var...
    Ayrıca teşekkür ederim,ben de seni,diğer değerlerin üstünde değerli bir dost,arkadaş olarak görüyorum...

  14. #44
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu tartışma aslında siz katılınca daha bi ete kemiğe büründü Empatizan..
    Bu konuyu getirdiğiniz yer aslında hep muğlaktır, Ötekileştirilmiş insanların kafasında.. Ancak yanlışa götürür insanı.. Bir tarafta itelenen, istenmeyen bir durumu köşe taşı yapıp kimliğinizi ona göre belirlemeniz var.. Öte yandan muğlak, içi boş olmasa da her insan için ayrı dolu olan kavramlar var.. Korkutur ilk anda,,Ben şöyle anlatayım izin verirseniz;
    Ne kadar uğraşsanız da kimliğinizin köşe taşı yapamazsınız o Ötekileştirilen unsuru kendinizde..Olmaz.. Bu içinde bulunan toplumu hiçe saymaktır.. Damak tatlarını, dimağ tatlarını, koşullanmışlıkları hiçe saymaktır.. Ki yönetsel olmayan koşullanmaların temelinde paylaşım ve güzellikler vardır.. Engellilerin kendilerini engellilik üzerinden tanımlamaları istense de mümkün değildir..Engelli olmanın kimlikleştirilecek bir güzel yanı yoktur..Aslında hiçbir ötekinin yaptığı kendisini merkeze karşı tanımlama değildir..
    Yaşamda en temeli, en belirleyici olanı/lafı merkez tarafından belirlenip, siz öteki ilan edilmiş/yaşanmak zorunda bırakılmışsanız bu en temel ve en belirleyici olanı, kimliğinizin temeli yapmazsınız.. Sizin asıl amacınız yaşamdır.. Sınırlandırılmadan, özgürce kendinizi oluşturmaktır.. İş sizin dediğiniz noktaya varmışsa, buna düşmanlık denir.. Düşmanlar gerçekten sizin dediğiniz anlamda konumlanırlar birbirlerine..
    Oysa Ötekiler kendilerini bütünden sayarlar..Kendilerini bütüne göre kimliklendirirler..Ancak bu belirleyici ayrışmaları da taşımak ve onlarla birlikte yaşamak zorundadırlar..
    Örneklersek; Gay’ler kendilerini milliyetçi ve muhafazakar görebilir..Dindarlar çoktur aralarında..Ancak cinsel kimliklerini rahat yaşamak isterler.. Cinsel kimliği yaşamak demek sadece yatak olayı değildir.. Aynı zamanda yaşam biçimi, kültürü demektir..Müziği, sosyal hayatı, kültürel hayatı olacaktır bu işin.. Bütüne renk kattıklarının kabul görmesini isterler..
    Asla Gay’lik Merkeze başkaldırı değildir..Kimliklerinde belirleyici unsur Gay’lik değildir..
    Alt kültür yada alt kimlik denilebilir..Refleksleri bu alt kimliğe karşı saldırılarda otaklaşa olur.. Bir çeşit siyasi bilinç denilebilir buna..Aynı örneği Zenciler içinde verebiliriz..Gay kelimesinin yerine Zenci kelimesi konularak aynı düşünceler sıralanabilir..Zenciler A.B.D de en Amerikancı unsurları içinde barındırır..
    Engelliler de durum budur.. Kendimi, ben’imi, kimliğimi engellilik üzerinden tanımlamam.. İstesem de yapamam.. Kimse yapamaz.. İşte tam bu noktaya kadar geliştirdiğimiz bu düşünce maratonu ikiye ayrılıyor..Bunu istemiyorum ben..Ortak refleks diyorum..Ortak refleks koyamayışımızın nedenini arıyorum.. Bu siyasi bir şeydir.. Siyasi bilincin temeline yaşamda en temel, en belirleyici olan olgumuzu niye koymuyoruz? Şart mı merkezin yanında siyasi tavır koymak..Otoriteye tavır koymak olmalıdır asıl yapmamız gereken.. Engellilere yapılan bu zulmün tarifi ve ölçüsü yoktur diyorum.. Ve tüm toplumun ortak olduğu bir zulümdür bu..Peki neden mücadelimizin temeline bu zulmü koyunca, insanlığımızın temeline sakatlığımızı koymuş oluyoruz..İnsanlık kendini savunmak değimlidir en temelde.. Kendi ruhsal durumunu savunmak vatan toprağını savunmaktan daha mı az kutsaldır?
    Ayrıca bu siyasi tavrın elbet yukarda verdiğim örnekte olduğu gibi BİZ olan yanları olacaktır..Müziği, edebiyatı, yaşam tarzı olacaktır..Şöyle diyeyim..
    Rock müzikle çalınan üç beş şarkımız olabilir..
    Ötekiyiz.. Sizin ötekiniz.. Sizleyiz ama..
    Ötekiyiz, ama yaşamaktayız..
    Ötekiyiz ve mutluyuz..
    Ötekiyiz ama sizden daha umutsuz değiliz..

  15. #45
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Yaa dostlar,

    Baştan beri "ayağınız yere bassın" diyorum..

    Bu, şu demektir:

    Olabildiğince maddi, somut. gözle görülür-elle tutulur şeylerden söz etmek, herkesin anlayacağı günlük konuşma dilinden konuşmak gereklidir ve;

    monalisa, "önce insan" demişti.. Eyvallah itirazımız yok ama.. O "önce insan" önce karnını doyurmalı.. Sonra gelir kültürü, edebiyatı, sanatı, kimliği falan..

    Üç ayda bir 500 küsur TL 2022 maaşı alan elemana, "hadi gel seninle rock müzik yapalım" diye gidersek odunla kovalar bizi!!

    Bir de şu var: Türkiye'deki engellilerin %39'u okuma-yazma bilmiyormuş.. (Rakamlar/oranlar sürekli değişir.. Onun için pek bir önemi yok kesinliğin.) Geriye kalan %60'ın da %80'i ilkokul mezunudur kanımca.. Üniversite mezunu olanlar %5'i bulur mu bilmem! -ki örgün eğitimin resmî ideolojiden sıyrılıp ne kadar muhalif bilinç oluşturacağını tartışmaya bile gerek yok sanırım.-

    Biri çekip de "gel arkadaş, sen bizim görüşümüzü savunursan karnını doyururuz senin" dediğinde anında saf değiştirir bu hem aç, hem eğitimsiz eleman..

    Sen kiminle otoriteye karşı ortak refleks oluşturacan, de bakem?




Sayfa 3 / 9 İlkİlk 1234567 ... SonSon