Sayfa 1 / 9 12345 ... SonSon
Toplam 127 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    22:59
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.874
    Alınan Beğeniler
    935
    Verilen Beğeniler
    1.231

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Bu tartışmayı açarken,

    1- Yaşamın güzelliklerinin görmezden gelinmesine sebep olmaktan
    2- Ölümü çok kolayca tercih edilebilir bir kararmış gibi göstermekten
    3- Ötenazinin geride kalanlar için nasıl da zor olduğunu unutturmaktan
    4- Sakat ya da hasta olmanın ölümü çağrıştırmasından
    5- Sakat ya da hastaların, birileri tarafından yük olarak algılanmasına sebep olmaktan özellikle kaçındığımızı vurgulamak istiyoruz.



    ***
    “İçimdeki Deniz” filmini çoğunuz izlemiş ya da duymuştur. Filmde Ramón Sampedro’nun ölüm hakkı (ötanazi) için giriştiği mücadele konu ediliyor... Ölümü gıdım gıdım getirip insanın boğazına tıkan ve/fakat -acı da olsa- gülümseten bir dram.

    • * Ötanazi, "isteyene" uygulanmalı mıdır? “Uygulanmamalıdır” diyorsanız, isteyen intihar edebiliyorken, çeşitli koşullardan dolayı elinden gelmediği için ölümü seçemeyenleri böylesi bir tercihten men etmek ne kadar adildir?
      * Ötanazi hangi koşullarda talep edilebilir?
      * Ötanaziye olumlu/olumsuz karar verme hakkı kimlere ait olmalıdır, neden?
      * Ötanazi ve intihar aynı şey midir?
      * Ölümü seçmek, “geride kalanlar”a bir haksızlık olur mu?
      * Koşulların oluştuğunu düşünürseniz, ölümü seçer miydiniz?

    Not: 'Ötanazi' kelimesinin orijinali Yunanca 'ευθανασία -ευ [eu] [iyi], θανατος [thanatos] [ölüm]' kelimesinden geliyor. Latincesi 'euthanasia', Türkçeye tam çevirisi "İyi Ölüm"
    Not Not: Ramón Sampedro'nun aşağıdaki hikayesini okuyup görüş yazarsanız çok daha güzel olur...

    *****
    İçimdeki Deniz (Denizden Uzak)
    Mar Adentro

    B0006Z2FRK.01. SCLZZZZZZZ  - Ölüm hakkı (ötanazi) konusundaki görüşler... [Tartışma]

    Türü: Dram
    Yönetmen: Alejandro Amenábar
    Senaryo: Alejandro Amenábar , Mateo Gil
    Görüntü Yönetmeni: Javier Aguirresarobe
    Müzik: Alejandro Amenábar
    Oyuncular: Javier Bardem (Ramón Sampedro) , Belén Rueda (Julia) , Lola Dueñas (Rosa) , Mabel Rivera (Manuela) , Celso Bugallo (José) , Clara Segura (Gené) , Joan Dalmau (Joaquín) , Alberto Jiménez (Germán)
    Ramon Sampedro'nun yaşamı, 30 yıldır bir yatakta geçmektedir. Gençliğinde geçirdiği bir kazadan beri hayatla tek ilişkisi deniz manzaralı penceresidir. Bir de sükunet içerisinde ölüp gitmektir emeli.
    Genel Bilgiler: 2004, İspanya / Fransa / İtalya , 125 dk.

    2004 yılı Venedik film festivali Jüri Büyük ödülü, gerçek bir yaşam öyküsü olan ve denizdeki dalış kazasından sonra felç olan İspanyol bir Dalgıcın ötanazi için mücadelesini anlatan, 'Mar Adentro' (Denizden Uzak) filmine verildi.
    Filmde rol alan Javier Bardem, 'Ramon Sampedro' karakteriyle En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görüldü.

    Hayatına giriveren iki kadın, avukat Julia ve köylü kızı Rosa'dan birinin ellerinde tadacaktır bu enteresan adam ölümü. Kadınlardan hangisi onu gerçekten seviyorsa, onun eliyle gelecektir kurtuluş, bu boynundan aşağısı felç olmuş adama...

    11 ölüm meleğinden biri yedi yıl sonra konuşurken Ramon Altın Küre aldı

    Ayşen GÜR

    Ramon Sampedro, yıllarca yalnız başını oynatarak yaşadı. Ötanazi hakkını kullanmak için mücadele verdi ama isteği mahkemece reddedildi. Sonunda 11 arkadaşı ona yardım etmeye karar verdi ve onu hep birlikte öldürdüler: Biri siyanürü aldı, biri bardağa koydu, biri son dakikalarını filme çekti... Vasiyetnamesi İspanya’yı altüst etti.

    0,,172418,00 - Ölüm hakkı (ötanazi) konusundaki görüşler... [Tartışma]
    Binlerce insan ‘Sampedro’nun ölümüne yardım ettim’ diyerek dilekçe verdi. Bütün bunlar 7 yıl önce oldu ama unutulmadı. Şimdi Ramon’un hikayesi bir film olarak bütün dünyada ödül topluyor. Geçen hafta Altın Küre alan ‘İçimdeki Deniz’ 11 Şubat’ta Türkiye’de gösterilecek. Ramon Sampedro, en büyük zaferini öldükten sonra kazandı.

    37 yıl önce Ramon Sampedro Camean, İspanya’nın Galicia bölgesinde yaşayan 26 yaşında bir denizciydi. Bir yardan denize atladı ve bel kemiğini kırdı. Boynundan aşağısı tutmuyordu. Bu durumda tam 29 yıl 4 ay 20 gün yaşadı. Ağzıyla kalem tutarak yazmasını öğrendi, şair ve yazar oldu. Sağlıklı insanların yaşamın kutsallığı üzerine attığı nutuklara yıllarca dayandı. Elinde olsaydı, çoktan hayatına son verecekti. Ama sadece kafasını oynatan bir insan nasıl intihar edebilir? Yasalar, iyileşme ihtimali olmayan ve acı çeken hastaların intiharına yardım edenler için hapis cezası öngörüyordu.

    Ramon ölüm hakkını elde edebilmek için yıllarca uğraştı. 1997 sonunda davası İspanya Anayasa Mahkemesi’ndeydi, ancak oradan da ‘hayır’ cevabı alacağı kesin gibiydi.

    Kasım 1997’de bir apartman dairesi kiraladı. Her şeyi planladı. 11 arkadaşından her birine bir görev verdi. Biri siyanürü satın aldı, öbürü suya kattı, üçüncüsü bardağı hastanın başucuna yerleştirdi, dördüncüsü içebilmesi için bardağa bir kamış koydu... Herkesin suçlanamayacak kadar küçük bir rolü vardı. Onbirinci kişi de 12 Ocak 1998’de Ramon’u ölünceye kadar filme çekti.

    Ceza Yasası’nın 143. maddesi bir kişinin intiharına yardım edenler için 2-5 yıl, eğer bu yardım ‘ölümü bilfiil gerçekleştirmeye’ kadar vardıysa 10 yıl hapis cezası öngörüyordu. Savcı, Ramona Maneiro hakkında bir dava açtı. Fabrika işçisi Ramona, birkaç yıl önce Ramon’a aşık olmuş ve bir daha hiç yanından ayrılmamıştı. 11 ölüm meleği içinde en fazla sorumluluğun onda olduğundan şüpheleniliyordu.

    VASİYETNAMESİ ÜLKEYİ KARIŞTIRDI

    Birkaç hafta sonra, Ramon’un vasiyetnamesi İspanyol basınında yayınlandı. ‘Sayın Yargıçlar, Sayın Siyasi ve Dini Yetkililer...’ diye başlıyordu vasiyetname. ‘Biraz önce seyrettiğiniz görüntülerden sonra (son anlarını gösteren film) size soruyorum; biçimsiz ve bozulmuş bir bedenin bekçisi olan bir insan için, yani benim için, saygınlık nedir?

    Vicdanlarınızın vereceği cevap ne olursa olsun, benim için saygınlık bu değildir. Ben, hayatı, özgürlüğü seven çoğu insan gibi, yaşamanın bir hak olduğuna, ama bir mecburiyet olmadığına inanıyorum. Buna rağmen bu duruma 29 yıl, dört ay ve birkaç gün boyunca tahammül etmek zorunda kaldım. Bunu daha fazla yapmayı reddediyorum!

    Gördüğünüz gibi yanımda içinde siyanür potasyum bulunan bir bardak su var. Onu içtiğimde, kendi irademle sahip olduğum en özel, en meşru mülkiyete, yani bedenime son vermiş olacağım. Bu özgürlük eylemine sizler ‘intihara yardım’ adını takmışsınız. Ben ise bu eylemi, bir insanın gerçekten ‘benim’ diyebileceği tek şeye, yani bedenine ve onunla birlikte ne varsa, yani hayata, bilince egemen olmasına destek verenlerin insani yardımı olarak adlandırıyorum.

    Beni seven, beni benmişim gibi seven yakınlarıma ceza verebilirsiniz. Bütün bu sözlerime rağmen yine de ceza vermeyi kararlaştırırsanız, size şunu tavsiye ediyorum:

    Bacaklarını ve kollarını kesin bana yardım edenlerin, çünkü ben onlardan kaderimi paylaşmalarını istedim...’

    ASIL ÖLÜM MELEĞİ ŞİMDİ KONUŞTU
    Bu vasiyetnamenin yankıları büyük oldu. Ramon’un yakınları basit bir metni imzaya açtılar: ‘Ramon Sampedro’nun ölümüne yardım ettim.’ Bin kişinin imzaladığı metin, Ramon’un sevgilisi Ramona’nın avukatına ulaştırıldı. Artık o, suçlanabilecek tek kişi olmaktan çıkmıştı. Saygın Ölme Hakkı (DMD) Derneği, benzer bir metni imzaya açtı. İspanya’nın her yerinden insanlar bu çağrıya cevap verdi.

    Ölümü hakkındaki soruşturma bir yere varmadı ama Ramon’un mahkeme serüveni öldükten sonra da devam etti. Ötanazi talebini, o öldükten sonra İspanya Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi geri çevirdi. BM İnsan Hakları Komisyonu da, Ramon artık ölmüş bulunduğuna göre, isteğinin bir anlamı kalmadığına karar verdi.

    Evet Ramon ölmüştü ama unutulmamıştı. 2004’te, ‘İçimdeki Deniz’ adlı film, onu ölümsüzleştirdi. Filmin geçen hafta ABD’de Altın Küre aldığı sıralarda, Ramon’un sevgilisi Ramona Maneiro, İspanyol Tele 5 televizyonunda onun ölümünde asıl sorumluluğu kendisinin üstlendiğini, onun isteği üzerine siyanürü suya karıştırıp pipeti bardağa koyduğunu açıkladı. Yani esas ölüm meleği Ramona’ydı. İspanyol basınında geçen hafta Ramona hakkında yeniden soruşturma açılıp açılmayacağı, onun bir sevgili mi bir katil mi olduğu tartışılıyordu. Ama Ramon çoktan unutulmayacak bir sembol haline gelmişti bile.

    Kaynak

  2. #2
    Üye
    Sirine Avatarı

    Üyelik Tarihi
    30.09-2005
    Son Giriş
    22.11-2016
    Saat
    18:39
    Yaşadığı Yer
    ...
    Mesaj
    20.077
    Alınan Beğeniler
    7
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    4

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    * Ötanazi, isteyene uygulanmalı mıdır? “Uygulanmamalıdır” diyorsanız, isteyen intihar edebiliyorken, çeşitli koşullardan dolayı elinden gelmediği için ölümü seçemeyenleri böylesi bir tercihten men etmek ne kadar adildir?
    _BENCE BİR İNTİHAR ŞEKLİDE BU...ALLAHIN BİÇTİĞİ ÖMRÜ YANLIZCA ALLAH ALIR....HASTA TABİKİ İSYAN EDER ÇEKER ZOR BİR DURUM AMA ÖLDÜRMEYEN ALLAH ÖLDÜRMEZ....BİRDE YANİ YA DÜZELİRSE....KOMADAN ÇKAN İNANLAR VAR BUGÜN....GÜNÜMÜZDE...BEN ADİL BULMUYORUM ÖTENAZİYİ.....
    * Ötanazi hangi koşullarda talep edilebilir?
    BENCE TALEP EDİLMEMELİ YANİ SON NEFESİNE KADAR DOĞAL ÖLÜM OLMALI...CAN ÇEKİŞECEK AMA ALLAH KATINDA BUNUN USULU ÖLE.....EĞER GÜNAHI OLMASAYDI ZATEN BU DİNENDE İZİN ŞEKLİNDE BEYANAT VERİLİRDİ BEN KARŞIYIM....BİR İNSANA ÖTENAZİ UYGULATAMAM DÜŞÜNMEMDE....BÜYÜK SÖZÜME TÖBE...
    * Ötanaziye olumlu/olumsuz karar verme hakkı kimlere ait olmalıdır, neden?
    OLUMLU BAKMADIĞIM İÇİN BU HAK KİMSEDE OLMAMALI....
    * Ötanazi ve intihar aynı şey midir?
    EVET AYNI ŞEYDİR.....BUNU DÜŞÜNEN İNSAN SAĞLAMKENDE AYNI DUYGUYA EĞİLİM GÖSTERMESİ NORMAL BİŞİDİR.....
    * Ölümü seçmek, “geride kalanlar”a bir haksızlık olur mu?
    TABİKİ HAKSIZLIK OLUR VİCDANENDE RAHATSIZ OLUR ENGEL OLSAYDIM KEŞKE DİYE....
    * Koşulların oluştuğunu düşünürseniz, ölümü seçer miydiniz?
    HAYIR SEÇMEM ÇÜNKÜ HER KOŞULDA ALLAHIN VERDİĞİ CANI EMANETİN VAKTİ GELENE KADAR TAŞIRIM DOĞRUSU BUDUR

  3. #3
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    22:59
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.874
    Alınan Beğeniler
    935
    Verilen Beğeniler
    1.231

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    1- Her isteyene hoptadak ötenazi uygulansın diyen kimse yok/olamaz da zaten. Konuya örnek olan yukarıdaki hayat hikayesi gibi ekstrem durumlar için tartışalım burada.
    2- "Sen" dindarsın, günah sayarsın; başkası dindar değildir, acısına son vermek ister...
    3- Önemli olan "senin" değer yargılarınla başkasının hayatı üzerinde söz söyleme hakkının olup olmaması.
    4- İnsanın kendine ait en temel şey olan bedeni üzerinde başkasının (kendi değer yargılarını öne sürerek) söz sahibi olması bana pek mantıklı gelmiyor doğrusu
    5- Ramon'u anlatan şu sözlere ne diyorsunuz?: "Elinde olsaydı, çoktan hayatına son verecekti. Ama sadece kafasını oynatan bir insan nasıl intihar edebilir?"
    Ramon "aciz" durumda olduğu için, onun bu acizliğinden yararlanıp, onun bedeni üzerinde söz söylemek, onun acizliğini "kullanmak" değil mi? Zira en küçük bir fırsatını bulsa, kimseye söz hakkı tanımayacaktı!


    Not: Henüz olmadığı için gönül rahatlığıyla yazabilirim: Lütfen sadece kendi görüşünüzü yazın. Başkalarına kişisel olarak saldırıda bulunmayın. Ve buraya görüş yazarken, görüşünüzün tam ama tam karşısında bir görüşün de başkaları tarafından yazışabileceğini sakın unutmayın. Ve eğer o tam zıt görüşe saygı göstermeyecekseniz, lütfen bu tartışmaya katılmayın
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  4. #4
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yine sorular var....

    Hiç bir tartışmaya gitmeden bu sefer sadece sorulara yanıt verecem;

    Filmi seyrettim , gerçekten olağanüstü bir filim bu vereceğim yanıtlar ise bu filmi seyretmeden önce de sahip olduğum düşüncelerdir.

    1)* Ötanazi, "isteyene" uygulanmalı mıdır? “Uygulanmamalıdır” diyorsanız, isteyen intihar edebiliyorken, çeşitli koşullardan dolayı elinden gelmediği için ölümü seçemeyenleri böylesi bir tercihten men etmek ne kadar adildir?

    Ötenazi isteyene uygulanmalıdır.

    Kişi eğer bunu kendisi yapamıyorsa , soru da ki gibi bu isteğini yerine getirememek bana göre adil değildir.

    2)* Ötanazi hangi koşullarda talep edilebilir?

    Kesinlikle tıbbın hiç bir şekilde cevap veremeyeceği ve hastanın tüm hayatına acı veren bir yaşam biçimi söz konusuysa.

    3)* Ötanaziye olumlu/olumsuz karar verme hakkı kimlere ait olmalıdır, neden?

    İşte bu soru gerçekten cevap verilmesi oldukça zor sorulardan bir tanesidir.Sevgi hep evet demek değilse, sevgi bazen de hayır diyebilmekse, insanın yaşamının devam edip etmemesinin kararını kişi kendi başına verip bunu uygulayamıyorsa onun acısını dindirebilecek kişi en yakınındaki kişi olmalıdır. Vasileri ve hukuk bu konuda tıbla beraber hareket etmek zorundadır.

    4)* Ötanazi ve intihar aynı şey midir?

    Kişinin kendi iradesiyle ölümü seçme özgürlüğü olduğuna göre aynı gibi algılanıyor ilk bakışta. Ancak ötenazi çok daha anlamlı bir şey . Çünkü intiharların çoğunluğu büyük bir hastalığın iyileşememesi gibi bir süreci içinde barındırmıyor.

    Buna rağmen, insana dünyaya gelirken yaşama isteği sorulmadığından ölümü bir şekilde seçmesini çok yanlış bulmuyorum.Bu hakkı olabilmeli bir insanın.

    5)* Ölümü seçmek, “geride kalanlar”a bir haksızlık olur mu?

    Zaten ölüm olgusunda bana soracak olursanız en büyük acılarımızın kaynağı kaybettiğimiz kişinin kendisinden çok kendi bencilliğimizle içimizde oluşan bir yaradır.Ölüm de en çok kaybettiğimiz kişinin ardından yapamayacaklarımızın derin acısı vardır. Bir çeşit bencilliğimizdir gözyaşlarımız ve acılarımız.

    Bu sebeple ölümü seçmek geride kalanlara bir haksızlık olamaz.

    6)* Koşulların oluştuğunu düşünürseniz, ölümü seçer miydiniz?

    Kesinlikle evet.

  5. #5
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hani bazen düşüncelerinizi anlatacak kelimeler bulamazsınız. Belkide ne düşüneceğinizi bilmiyorsunuzdur. Her ikiside haklı olan iki çocuğun ağlayarak anlattıklarını dinler gibi her ikisininde haklı gerekçeleri olduğunu bildiğiniz iki farklı fikir karşısında şaşıp kalmak....

    İzleyipte çok etkilendiğim, sarsıldığım filmlerden biridir bu film. Benzer bir film daha izlemiştim. O filmdede hasta kişi kendi kararıyla sevdiklerini bir araya toplayıp damarlarına aşırı dozda uyuşturucu zerkederek ölüyordu. Bu ölüm anı bir veda ritüeline dönüştürülmüştü ve anlatılmak istenen böyle bir vedanın sanıldığı kadar fena olmadığıydı sanırım. Her iki filmdende derin sarsıntılarla çıkmıştım.

    Evet insanlar gözünü kırpmadan ölüyor dünyanın her yanında. İsrailin bombalarına karşı bile bile direnende dudağında ölüme karşı umursamaz bir gülüşle çekiyor kendi ipini. Ölmekten başka çaresi olmayanlar çaresizce ölümü kutsamak zorunda kalıyor. Birilerinin yaşamdan haz alması için birilerinin ölmesi, acı çekmesinin şart olduğu bir garip dünyadayız.

    Ama ötenazi bütün bunlardan çok farklı bir şey. Güçlüye karşı direnmek ve ölüm pahasına , daha iyi günler uğruna ( Bu bir hayal bile olsa) ölmek çok başka; 'Vazgeçişi' temsil eden ötenaziye cevaz vermek başka bir şey. Kendilerine ölümden başka seçenek kalmayanların direnmek için ölümü kutsaması başka bir şey. Çünkü burda aslolan bu ölümü kucaklamanın üzerinden bir direnişe, bir tutunmaya el vermektir. Ama ötenazi başka bir anlam içerir, hiç bilinmeyen bir diyardan esen bir rüzgar gibi...Çünkü direnmek için ölüme gidenler bu ölümleriyle aslında yaşamı temsil ederler. Çünkü onların ölümleri bir yerlerde yaşam yeşersin diyedir. Ama ötenazi hepimizin kollektif bilincini alt üst eden bir 'Vazgeçiştir. Bu nedenlede değerlendirirken inanılmaz zorluklarla karşılaştığımız bir kararla karşı karşıya kalırız.

    Konuya şöyle içine hapsedildiğimiz değerlerden sıyrılarak bakmak ne kadar zor değil mi? Hemen dinler, gelenekler, beklentiler, kalıp doğrular, dogmalar içimizde bir yerlerde yerleştirildikleri yerden bağırmaya başlarlar. Bizim sesimiz duyulmaz olur bu bağırtıların arasında. Kendi düşüncelerimiz midir ağzımızdan dökülenler yoksa değil mi bilemez oluruz.

    Ben bu bağırtılar susana kadar bekleyip ardından sakince düşünmek istiyorum. Ramon gibi çaresiz biri vazgeçmek isterse bu vazgeçişin korkutucu rüzgarına rağmen ona saygı duymak gerektiğini düşünüyorum. Ama bu ancak Ramon gibi biri için geçerlidir.

    Yıllar önce sonunda gözyaşlarımı tutamadığım bir kitap geldi aklıma. Gothe'nin "Genç Werther in Acıları" adlı kitabıydı bu. Bu kitapta deliler gibi sevdiği Lotte yi değerli bir adama kaptıran Werther bu adamla artık kafaya koyduğu intihar hakkında felsefi bir tartışmaya girmişlerdir. Albert "ölümün yaşamayı seçmekten çok daha kolay bir yol" olduğunu söylüyor ve ölümü seçmeyi bir tür korkaklık olarak nitelendiriyordu. Werther ise "insan denilen canlının hayatın sunduğu acılara belli sınırlar içerisinde ancak dayanabileceğini ve belli bir manevi acı karşısında ölümü seçmenin korkaklık olmadığını , bunu yapan insana korkak demenin alevler içinde yanan birinin ölmek istemesi karşısında ona korkak demekle aynı şey olduğunu" söylemişti.

    Evet Gothe belli acılar içerisinde elindeki en önemli şeyden yani hayatından vazgeçmek isteyen birini anlatıp kitabın sonundada kahramanına bunu yaptırarak edebiyat dünyasında tüm dünyayı saran bir şok dalgası yaratmıştı. Bu konuda Werther ya da Ramon çok farklı denilebilir. Ben bu farkın sanıldığı kadar büyük olduğu konusunda şüphelere sahibim. Acı eğer dayanılmaz bir hal aldıysa acının formu ister fiziksel kaynaklı olsun isterse manevi kaynaklı kişinin dayanamadığı bu acıdan kaçma hakkı vardır diye düşünüyorum. Tabi bunu söylerken bu kaçışın nasıl bir trajedi olduğunun da farkında olarak. Bu tıpkı günah işlemek gibi bir şey. Kimbilir nasıl günah işleme özgürlüğümüz olmasa günah olamayacağı gibi hayatımız gibi sahip olduğumuz herşey de belki ondan vazgeçebilme özgürlüğümüz varsa anlamlıdır.

  6. #6
    Üye
    Hasantalay Avatarı

    Üyelik Tarihi
    13.05-2006
    Son Giriş
    03.05-2011
    Saat
    23:50
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    66
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BENCE BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞEN HASTALAR İÇİN İYİLİK

    BİLE SAYILABİLİR

  7. #7
    Üye
    Sirine Avatarı

    Üyelik Tarihi
    30.09-2005
    Son Giriş
    22.11-2016
    Saat
    18:39
    Yaşadığı Yer
    ...
    Mesaj
    20.077
    Alınan Beğeniler
    7
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    4

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    HASAN....BUNU BENDE DÜŞÜNDÜM TERS GELMESİNE RAĞMEN...
    HASTA BİTKİSEL YAŞAMDAYSA VE BEYİN ÖLMÜ%99.9 GERÇEKLEŞMİŞSE...O ZATEN TIPPEN ÖLÜ...MAKİNELERLE ZORLA YAŞATMANIN ALEMİ YOK AMA BU DURUM İÇİN GEÇERLİ....
    AMA BAZI HASTALAR....ÖTENAZİ UYGULANAN ÜLKELERDE...HASTA BİLİNÇLİYKEN HASTALIĞININ EN İYİ DÜZEYİNDEYKEN SIRF İLERİYİ DÜŞÜNEREK...BİLİNCİNİ KAYBETME...FONKSİYONLARINI KAYBETME..YÜRÜYEMEME..KONUŞAMAMA....GİBİ YETENEKLERİNİ KAYBETMEMEK İÇİN ÖNCEDEN BU HAKKI UYGULATMAK İSTİYO....BELKİ HASTALIĞIN SEYRİ DEĞİŞİKLİK GÖSTERİP GELİŞME SAĞLICAK...BUNLARA GEREK KALMICAK....
    BİRDE SÖLE DÜŞÜNMEK GEREK.....BU HAKKI UYGULATMAYAN ÜLKELERDEKİ VATANDAŞLAR NE YAPSIN....ONLARINKİDE CAN....AMA ÇEKİYOLAR...YATAN VAR İNLEYEN VAR..ÖLÜMEMİ TERK EDİLSİN....
    BİRDE SÖLE BİR TABİR VAR HALK DİLİNDE ALLAH ÇEKTİRMESİN KESİNLİKLE ÖLE....3 GÜN yatak 4.GÜN TOPRAK...HASTALIK ÇOK ZOR BİŞİ BAKANADA BAKTIRANADA ZOR DERLER...BU AÇIDANDA BAKSAM BİLE....
    NE DEMEK BAKILACAK....ANNE BABA KARDEŞ....EVLAT...ÖLÜME TERKETMEK NE DEMEK... :!:

  8. #8
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    22:59
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.874
    Alınan Beğeniler
    935
    Verilen Beğeniler
    1.231

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    "Bu yaşam çekilmez, öl!" demekle, "ben bu yaşamı istemiyorum ve ölmek istiyorum" demek arasında hiç mi fark yok?

    İntihar ve ötanazi farklı şeylerdir.
    İntiharda kişi karar verir ve yapar. Ve intiharı düşündürecek şeyler -ötanaziye kıyasla- bambaşka şeylerdir ve çoğu zaman anlıktır...
    Ötanazide ise sürekli çekilen ve onulmaz tıbbi bir durum vardır. Kişi çektiği acılara ve çaresizliğe kendi rızasıyla ve uzun süreli bir düşünüm sonrasında bir son vermek ister; ama buna gücü yoktur (sadece başını oynatabilen biri nasıl kendini öldürebilir?). Ölmek ister! Acısına son vermek ister!..
    Onu o acılara katlanmaya mecbur bırakma hakkını kim, neye göre kendinde bulabilir?
    İlla "sizin kafanızdaki" ulvi şeyler için mi ölünür? O zaman ölmek hak da, acılarıma son vermek için ölmek isteyince mi hak değil?


    Not: İnsanlar intihara müdahale edemez, etmeye çalışır sadece. Karar kişinin kendisindedir. Ve intihar anlık bir karardır. O anda vazgeçirilebilir umudu barındırır insanlarda. Ama ötanazi bambaşkadır... Yine insanlar vazgeçirmeye çalışabilir tabii, ama yine karar kişide olmalıdır!

  9. #9
    Pathetique
    Misafir Üye
    Pathetique Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Filmi birçok defalar izledim. Gerçekten etkiledi beni ölüm fikrini insanın yüzüne bu kadar vurup da bunu kaliteyi bozmadan ve rahatsız etmeden izlenilebirliği sağlayan üstün yönetmen Alejandro Amenabar’a hayranlık duymamak elde değil. Film hakkında sonu olmayan övgü cümleleri kurmanın yeri değil şimdi ancak yönetmenin fazla göze batmayan ancak tüm filmi bu şekilde izlenebilir kılan küçük bir teknik detayı veya üstünlüğü ilgimi çekti. O da “ötanazi” fikrini izleyiciye empoze etmek yerine bunu farklı bakış açılarından ele almasyıdı…

    Bu farklı bakış açıları çok gel gitler yaşatmıştır bana izlerken. Bir Ramon’un gözlüğünden, bir de onu kaybetmek istemeyen ailesi ve yakınlarının gözlüğünden bakınca iki tarafa da hak vermemek elde değil gibiydi. Gerçek hayat hikayesinden uyarlanmış olduğundan olsa gerek tamamen verilebilecek gerçek tepkileri, gerçek duyguları olduğu gibi yansıtmış film…

    İşte filmin bu gerçeklik özelliği sayesinde tamamen buradan yola çıkılarak bile irdelenebilir bu konu…

    Ötanazi (sonundaki –nazi ekinden midir yoksa ölüm içerdiğinden midir)ilk etapta kulağa çok korkunç gelen bir kelime. Bilimsel açıklaması da pek iç açıcı değil gerçi:

    “ötanazi; insan hakları, kişilik hakları, yaşam hakkı bağlamında ve felsefik, teolojik ve ahlakî açılardan oldukça tartışmalı bir konudur. Doktrinde asiste intihar olarak da adlandırılmaktadır.
    Kabul edilen tanımlamaya göre, kısaca ölüm hakkı da denilebilir. Tedavisi mümkün olmayan kronik hastalıklarda, hayattan umudunu kesmiş hastanın ağrısız bir metodla ölümüne izin verilmesidir. Farklı ülkelerde farklı uygulamalar mevcut olmakla beraber, Türkiye'de yasal değildir. Yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre, hastaya ötanazi uygulayan fail (hekim), tasarlayarak (taammüden) adam öldürme hükümlerine göre yargılanır ve ağırlaştırılmış müebbet (ömür boyu) hapis cezasıyla cezalandırılır.
    * Temelde aktif ve pasif ötanazi şekilinde uygulanmaktadır.
    aktif ötanazide, doğrudan (direkt) uygulama söz konusudur. Öldürücü madde, kurtarıcı tedavi uygulanması imkansız olan hastaya doğrudan verilir.
    • Pasif ötanazide, dolaylı (indirekt) bir uygulama söz konusu olup, hastayı hayatta tutan makineler kapatılır ya da geçici - kısmi tedaviye yönelik ilaçların verilmesi kesilerek, ağrının giderilmesi dışında bir tedavi uygulanmaz.”

    İçinde “ölüm” geçen hiçbir cümle pek sempatik gelmiyor sanırım kulağa. Sanki unutmakla yükümlü olduğumuz bir olgu gibi üzerinde konuşmamayı ve hiç düşünmemeyi tercih ediyoruz çoğu zaman. Ama bazen hayatın karanlık taraflarına da bir göz atmak lazım...

    Açıklamalara göre ülkemizde ötanaziyi uygulayan kişi taammüden adam öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum oluyor. Çoğu ülkelerde de bu böyle yani ötanazi yasal değil. Bunun ne kadar doğru olduğu yıllardır birçok ülkede gündemdeki en popüler tartışma konularından biri olmuştur...

    İspanya’da Ramon Sampedro’nun verdiği savaş gibi Amerika’da da aşağı yukarı onun durumunda olan birçok insan kendi ölüm hakkını kullanmak için yasalarla mücadele içine girmişlerdir. Tabii bir çoğu Ramon kadar cesur olamadı veya bir çoğunun yakınları Ramon’un yakınları kadar cesur olamadı. Kendi bedenleri, kendi hayatları üzerinde başkalarının verdiği kararlara boyun eğmek zorunda kaldılar (Amerika’da Terri Schiavo’nun yaşadığı dram bunun farklı bir varyasyonudur)...

    İşin içine ölüm girince insan biraz allak bullak oluyor açıkçası. Yaşamak her ne olursa olsun her şeye rağmen yaşamak en tercih edilmesi gereken bir seçim gibi görünür çoğu zaman. Ancak Ramon Sampedro’nun şu sözünü okuyunca çok başka bir açıdan bakılınabiliyor olaylara; “Ben, hayatı, özgürlüğü seven çoğu insan gibi, yaşamanın bir hak olduğuna, ama bir mecburiyet olmadığına inanıyorum.”. Evet yaşamak bir hak olmalı mecburiyet değil...

    Yukarıdaki sorulara kişinin tüm manevi zaaflarından ve değerlerinden sıyrılıp rasyonel cevaplar vermesi gerçekten zor. Ancak ben en azından bunu yapmaya çalışacağım...


    * Ötanazi, "isteyene" uygulanmalı mıdır? “Uygulanmamalıdır” diyorsanız, isteyen intihar edebiliyorken, çeşitli koşullardan dolayı elinden gelmediği için ölümü seçemeyenleri böylesi bir tercihten men etmek ne kadar adildir?

    *Evet isteyene uygulanmalıdır. Gerçekten istiyorsa ve eğer hayattan alabileceği en ufak bir haz kırıntısı dahi kalmadıysa, etrafına bakıp da hayatın tüm güzelliklerini göremiyorsa ve ölümle gerçek huzura kavuşacağına inanıyorsa o huzura giden yol açılmalıdır o kişiye...

    * Ötanazi hangi koşullarda talep edilebilir?

    *Bu soruyu cevaplandırmak gerçekten çok zor. Ramon Sampedro gibi hayatının büyük bir bölümünü yatağa bağlı olarak geçirmiş bir adamın ölmek isteyişini düşünelim. Hayat sadece günlük aktivitelerimizi eksiksiz bir biçimde yapabildiğimiz kadar mı değerli? Sadece hareket etmekten mi ibaret hayat? Yoksa çok daha ötesinde birşeyler var mı?...

    Ramon gözlerini kapadığı an hayallerinde uçarak kumsaldaki sevgilisinin yanına gidip dudağına bir öpücük kondurabiliyordu. Hayallerinde özgürdü Ramon. “Bu o’na yeter” veya “her şeye rağmen sonuna kadar yaşanmalı hayat” denilebilir ama bu O’na yetmiyordu. Bir kaya kadar sert oturmuş bir kişiliğe sahip bu adam tekerlekli sandalye kullanmayı reddedicek kadar belki aptalca bir onur taşıyordu içinde. Özgürlüğüne inanılmaz düşkün bu adama sadece hayallerinde uçmak yetmiyordu...

    İşte bu tip bir durumda ötanazi talep edilebilir ve uygulanabilir (edilmiştir de ve her şeye rağmen uygulanmıştır da)...

    * Ötanaziye olumlu/olumsuz karar verme hakkı kimlere ait olmalıdır, neden?

    *Her şekilde kişinin kendisine ait olmalıdır bu karar. Her ne kadar doğmayı biz talep etmiyorsak bile kendi vücudumuz ile ilgili kararları kendimiz alabilmeliyiz. Bunun aksi birşey tamamen kişiye haksızlık olur gibi geliyor bana. Kişinin isteği olmadan nasıl öldürmemiz haksızlıksa, ölmeyi isteyen ancak kendi imkaları bunu yapmaya el vermeyen bir insanı zorla yaşatmak da haksızlıktır...

    * Ötanazi ve intihar aynı şey midir?

    **Her ne kadar sonucu (ölüm) ve kişiyi o sonuca iten nedenler çok tatsız da olsa intihar keyfi birşeydir. Kişinin psikolojik problemleri ile tamamen ilintilidir intihar etmek ve irade tamamiyle kişinin kendi elindedir...

    Ötanazi de ise durum çok farklıdır. Bir şekilde sağlık problemlerinden dolayı köşeye sıkışmış bir insanın kendi içinde belirlediği nedenlerinden dolayı ölüm hakkını kullanmak istemesidir. Ortada keyfi birşey yok. Eğer kontrol kişinin elinde olsaydı zaten “ötanazi” denilen birşey olmazdı...


    *Ölümü seçmek, “geride kalanlar”a bir haksızlık olur mu?

    *Geride kalanlar için büyük bir haksızlıktır belki evet. Ama geride kalanlar için hayatı bir işkence şeklinde yaşayan kişi için hiç haksızlık değil midir acaba?...

    “Yukarı tükürsem sakal aşağı tükürsem bıyık” türünde bir olay bu. Hangi tarafa baksan haklı birer nedeni var...

    * Koşulların oluştuğunu düşünürseniz, ölümü seçer miydiniz?

    * Evet seçerdim. Ama benimle beraber yakınlarım da ölümü seçer miydi bilmiyorum. Ötanazi’daki esas sorun da bu değil mi zaten?

    Bazen yaşamak için gerçekten ölmek gerekir...

  10. #10
    Üye
    Sirine Avatarı

    Üyelik Tarihi
    30.09-2005
    Son Giriş
    22.11-2016
    Saat
    18:39
    Yaşadığı Yer
    ...
    Mesaj
    20.077
    Alınan Beğeniler
    7
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    4

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: OturanBoğa
    İntihar ve ötanazi farklı şeylerdir.
    İntiharda kişi karar verir ve yapar. Ve intiharı düşündürecek şeyler -ötanaziye kıyasla- bambaşka şeylerdir ve çoğu zaman anlıktır...
    Ötanazide ise sürekli çekilen ve onulmaz tıbbi bir durum vardır. Kişi çektiği acılara ve çaresizliğe kendi rızasıyla ve uzun süreli bir düşünüm sonrasında bir son vermek ister; ama buna gücü yoktur (sadece başını oynatabilen biri nasıl kendini öldürebilir?). Ölmek ister! Acısına son vermek ister!..
    SONUÇTA BENİ ÖLDÜRÜN DEMEKTE KİŞİNİN KENDİ RIZASI....İNTİHARDA KİŞİNİN KENDİ SEÇİMİ YANİ BURDA ORTAK NOKTA ÖLÜM....ÇIKIŞ KAPISI...İKİ OLAYDA TAMAM ÖTENAZİ TIBBİ BİR DURUM OLABİLİR AMA İNTİHARDA OLUMSUZLUKLAR SONUCUNDA OLUŞAN BİŞİ DEĞİLMİDİR?
    BURDA İNTİHAR KONUSUNU TARTIŞMIYORUZ ASLINDA AMA ÖLÜM OLAYI ONUNDA HASTANIN KENDİ RIZASIYLA BUDA BİR ÇEŞİT İNTİHAR TÜRÜ....
    Yaşam ve Ölüm Arasındaki Sınırı Belirleme Hakkı Kimin?
    kim veriyor bu hakkı...okuyun...
    Yaşamla ölüm arasındaki sınıra müdahale başlıyor!!!İlk önce iğne kola batırılıyor. Bir diz üstü bilgisayarı ise yatağa oturmuş hastanın bacaklarının üstüne yerleştiriliyor. Bilgisayar ekranında “yapmak istediğin şeyden emin misin?” yazısı belirdikten sonra ikinci kez aynı soru geliyor; “gerçekten emin misin?”. Hasta emin olduğunda “tamam” tuşuna basıyor ve damarlarına ölümcül dozda uyuşturucu zerk ediliyor. 30 saniye sonra hasta derin bir uykuya dalıyor, 5 dakika sonra ise yaşama veda ediyor. Böylece ötenazi gerçekleşmiş oluyor.
    İNSAN KENDİNİ NASIL ÖLDÜRÜR YA GÖZ GÖRE GÖRE..Türkiye'de pasif ötenazi var
    Tedavisi olmayan bir hastalığa yakalananların-ya da yakınlarının- isteği üzerine hastanın yaşamına son verilmesine ötenazi deniyor. Pasif ötenazi ise hastaya yaşaması için gerekli müdahalelerin yapılmamasıyla gerçekleşiyor. Yani hasta ölüme terk ediliyor. Hekimler, yetersiz sağlık şartları yüzünden bunun yüzde 20 oranında, -hatta yoğun bakım ve kanser ünitelerinde yüzde 60- uygulandığını kabul ediyorlar.
    M.K 56 yaşında ve akciğer kanseri... Kanser, akciğerini sardıktan sonra, başka organlara da sıçramış. İlaçlarını alıyor almasına; ama ameliyat olması gerekiyor. Aylar önce konuştuğumuzda, “Doktorlar üç ay ömür biçti ama ameliyat olursam bu süre uzayabilirmiş” diyordu. Muzaffer Bey, ameliyat umuduna, ameliyatla yaşamının bir süre uzaması umuduna sıkı sıkıya sarıldı. Ne de olsa sosyal güvencesi vardı. Yıllarca bir fabrikada işçi olarak çalışmış; az biraz maaşla zar zor ev geçindirmiş, çocuk okutmuş; SSK primleri de tıkır tıkır ödenmişti. Muzaffer Bey, bir türlü hava dolmayan ciğerlerine aldırmadı, “Ne de olsa ucunda yaşam var” diye SSK kuyruklarında saatlerce, günlerce bekledi. Sıra ona geldiğinde, bilgisayarın ardındaki genç kadın, ölüm iğnesinden daha acı sözleri bir çırpıda söyleyiverdi: Ameliyat bir yıl sonra... Muzaffer Bey’in o kadar vakti yok, ama ameliyat tam bir yıl sonra! İşte bu, pasif ötenazi türünden sadece biri.[/list]

  11. #11
    Üye
    Gothica Avatarı

    Gerçek Adı
    Saliha C.
    Üyelik Tarihi
    26.06-2005
    Son Giriş
    10.12-2017
    Saat
    15:24
    Yaşadığı Yer
    Kırgız Yurdu Ulupamir
    Mesaj
    6.857
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    2
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    TARAFSIZ BAKARSAK OLAYA ; İNSANIN YAŞAMA HAKKI OLDUĞU GİBİ , ÖLME HAKKI DA OLMALI BENCE. AMA DİĞER ARKADAŞLARIN DA DEDİĞİ GİBİ DİNEN BAKARSAK OLAYA KESİNLİKLE YAPILMAMALI

  12. #12
    Cellmaam
    Misafir Üye
    Cellmaam Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İçimdeki Deniz benimde çok etkisi altında kaldığım bir film oldu hayatımda. Bir de aynı duyguyu Milyon Dolarlık Bebek (Million Dollar Baby) filmini izlediğimde de hissetmiştim.

    İzleyenler bilir filmde box maçı esnasında başına aldığı ağır darbe sonucu felç kalmış bayan bir boksörden bahsediliyordu.

    Orda da boksör kız hayatında kazandığı onlarca başarının ardından yatağa bağımlı kalmayı hazmedememiş ve defalarca intihara kalkışmıştı.

    Fakat her denemesi doktorlar yada onu seven kişiler tarafından engelleniyordu. Kız filmin sonunda en yakın dostu olan antrenöründen hayatına son vermesini istemiş, önceleri buna şiddetle karşı çıkan antrenör sevdiği kadının mutsuzluğuna dayanamayıp aşırı dozda ilaç şırınga ederek ölmesine yardımcı olmuştu.

    Antrenörün boksör kıza yaptığı yardımı, Ramon'a yapılan yardım gibi yerinde buluyorum. Herkesin seçme hakkı olmalı. Sırf bedeni yetersizliğinden ötürü ya da sırf ailesi/sevdikleri onu yanı başında istediği için yaşamak zorunda olmak o kişiyi müebbet hapise mahkum etmekten ne farkı olabilir ki?

  13. #13
    Cellmaam
    Misafir Üye
    Cellmaam Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: yeditepe
    benim anlatmak istediğim şey ramonun boyundan aşağısının felç olması ve durumunun yaşamasına engel teşkil ettiğidir. bu durum için biz "dayanamadıgı zaman elbette kişisel olarak ölmek isteyebilir" diyebiliriz.
    ama ramon gibilerin bu "sakat ve yaşanılması zor" haline bakıp, aynı bizim de kullandıgımız bu "beden"i, perihan mağden ve bunun gibiler de oldukça "rezilce" gorebilir.
    ama bizler burda sadece -kişilerin tercihini- göz onune alırken onlar sadece bu sakatlıgın ne "rezilce" olduguna bakacaklardır.ve bu durumdaki kişilerin yaşama hakkını -perihan mağdenin yaptığı gibi- sorgulayacaktır.
    Biz daha önceden de bu film hakkında düşüncelerimizi dile getirmiştik.

    http://www.engelliler.biz/forum/viewtopic.php?t=15602

    Orda da belirttiğim gibi filmdeki Ramon karakterinin aşık olunası bir karakter olduğunu düşünüyorum.

    Hiç bir yaşam Perihen Maden gibileri beni eleştirir yada benim gibileri yargılar kaygısıyla sürdürülemez.

  14. #14
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Selamlar arkadaşlar,

    Ötenaziyi tartışmadan önce ötenazinin ne olduğunu tam olarak belirlememiz gerekir. Önce adını koyalım, sonra tartışalım.

    Ne olduğu konusunda birçok farklı görüş var örneğin Pathetique'in tanımı ama bu tanım Pathetique'in aldığı yerde aslından çevrilirken oldukça değiştirilmiş.

    Pathetique'in aldığı yerin kaynağındaki tanım şöyle: Yunanca iyi-ölüm anlamına gelen ötenazi, katlanılamayan bir hayat yaşadığı algılanan bir insan veya hayvanın yaşamına acısız veya çok az acı ile, ölümcül dozda zerk, yüksek doz ilaç veya yaşam desteğinin çekilmesi ile son verilmesi işlemidir.

    Dikkat ederseniz bu tanımda genel düşüncenin aksine ölümcül bir hastalıktan veya çok ciddi ölçülerde felçlerden, vs söz edilmiyor. Anahtar nokta "katlanılamayan bir hayat". Bunun içine yaşlılığı da, çocuğunuzun şizofreni hastası olmasını da, insanlarla ilişki kuramamayı da, belki fakirliği de, hatta felsefik olarak ve intihar eden Nietzche'nin yaptığı gibi insanların kötülüğünü de koyabilir, ondan sonra hayatı "katlanılmaz olarak" hissedip ötanazi isteyebilirsiniz. Eğer böyle yaparsanız da belki de ölümcül bir hastalıktan yakınan bir hastadan daha az haklı da olmadığınızı da iddia edebilirsiniz.
    Ayrıca dikkat edilecek çok önemli bir nokta da ötenazinin yalnızca kişinin isteğine ya da katlanılamazlık algısına bırakılmadığı, ikinci ya da üçüncü şahıslarca da bu kararın verilebileceğidir ki bu çok önemli bir noktadır. Bu açıdan bakıldığında aslında öjenik kavramı ile açıklanması gereken Nazi T4 ötenazi programı bile bazı görüşler doğrultusunda ötenazi kavramı içine sokulabilir;

    94px EnthanasiePropaganda - Ölüm hakkı (ötanazi) konusundaki görüşler... [Tartışma]

    Posterdeki yazı şu: Kalıtsal sorunları olan bu kişinin yaşam süreci 60000 marka mal olmaktadır. Alman vatandaşları, bu sizin de paranız.
    (Pegasus yav bu toplum-birey çatışması her taşın altından çıkıyor. )

    Ben ötenaziyi pratik olarak ve talep ve eylemin hangi taraftan geldiğini belirtmeden "yaşama son verilmesi hakkı" olarak tanımlıyorum.
    Aslında Ramón Sampedro'nun hikayesinde tam bir ötenaziden bahsetmek de olanaklı değil. Sampedro yardım ile intihar etmiş. Bana sanki böylelikle intiharının vicdani yükünü ve sorumluluğunu kendisi için epey hafifletirken birçok insanın üzerine de yıkmış. Bunu ötenazinin kapsama alanı içine belki ucundan sokabilirsiniz ama ötenazi bu eylemdir diyemessiniz. Aşağıda nedenini yazıyorum:

    Ötenazi'nin tanımında sıklıkla tam bir fikir birliği olmadığı için, Avusturalya Hükümeti'nin yaptığı gibi bazı kaynaklar ötenaziyi değil de farklı şekillerini ayrı ayrı tanımlamışlardır:

    Voluntary euthanasia: Gönüllü ötenazi, kişinin isteği üzerine hayatına son verilmesi.
    Non-voluntary euthanasia: Kişi ölüm eyleminin tam farkında değildir. Ne rızası ve izni ne de karşı çıkışı vardır. (Bilinci kapalı olan bir hastanın yaşam desteğini sonlandırmak gibi.)
    Involuntary euthanasia: Kişi hayatına son verilmesini reddetmektedir, istememesine rağmen hayatına son verilir. (Bu tabii cinayetle eşdeğerdir.)
    Active euthanasia: aktif ötenazi; ölümü hızlandırmak veya gerçekleştirmek için müdahalede bulunulması.
    Passive euthanasia: Pasif ötenazi; kişinin ölmesine izin vermek. Örneğin yaşam desteği vermemek, gerekli ilaçlarını temin etmemek bunun örneklerinden bir kısmı.

    Aslında yine ötenazi ile ilgili farklı kavramlar var, hekim yardımıyla intihar, son uyku, vs gibi ama bu kavramlar - Sampedro'nun yaptığı gibi - tam olarak ötenazinin karşılığı değil.

    Bence burada herşeyden önce gerçekçi bir tanıma ihtiyacımız var, ama bu tanım kişisel ve algısal değil, hukuksal olmalıdır. Bu yüzden bence her kafadan bir ses çıkmadan önce resmi bir kaynakla başlamamız gerekir. Ben bulamadım, eğer siz de bulamassanız saros1'den yardım istememiz doğru olur diye düşünüyorum. Ancak ondan sonra kavramı tartışmamız gerekir.

    Selamlar.

    Not: Kaynaklara göre çeviri hatalarım varsa düzeltin lütfen.

  15. #15
    Pathetique
    Misafir Üye
    Pathetique Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Benim aldığım yerin herhangi bir kaynağı yok Neptune çünkü aldığım veya senin kaynak olduğunu sandığın yer aslında bir kaynak değil (wikipedia'nın Türkçe versiyonundan alınmış bir bilgiydi bu). Bu kaynak sandığın yere sen de birşeyler yazarak bu tanımı değiştirebilirsin sen onun İngilizce versiyonuna bakmışsın ve sanırım orada biri kendi bakış açısına göre yazmış bu bilgiyi. Ben de çok araştırdım diğer tanımlarla karşılaştırdım ve ötanazi'nin en akla yatkın tanımı olarak bunu seçtim...


    Herneyse konu o değil şimdi...

    Bunun içine yaşlılığı da, çocuğunuzun şizofreni hastası olmasını da, insanlarla ilişki kuramamayı da, belki fakirliği de, hatta felsefik olarak ve intihar eden Nietzche'nin yaptığı gibi insanların kötülüğünü de koyabilir, ondan sonra hayatı "katlanılmaz olarak" hissedip ötanazi isteyebilirsiniz..
    Demişsin. Şimdi benim inanılmaz psikolojik problemlerim var diyelim depresyondayım şöyle mi diyecem "doktor bu aralar her şey üstüme üstüme geliyor bir el at be! öldürelim beni" ...

    Kendimi ölümü arzulayacak kadar bunalımda hissediyorsam ve bunu kendi ellerimle yapmaya kadir isem neden ötanazi talep edeyim? onu anlamadım. İntihar ederim! ...

    Bu açıdan bakıldığında aslında öjenik kavramı ile açıklanması gereken Nazi T4 ötenazi programı bile bazı görüşler doğrultusunda ötenazi kavramı içine sokulabilir;.
    Nazi T4 ötanazi programı, salt faşist bir ruhla ari bir ırk yaratmak için ötanazi'nin Naziler tarafından bu barbarca eylemlerine alet edilmesidir. Naziler felsefeyi de kendilerine göre yorumlayıp ideolojilerine alet olarak kullandılar müziği de. Ötanazi de buldukları birçok sıra dışı yöntem gibi engelli insanları öldürmelerine uydurdukları bir kılıftan başka birşey değildi. Bu anlamda ötanazi kavramı içerisine girmesi gibi birşey mümkün değil...

    Aslında Ramón Sampedro'nun hikayesinde tam bir ötenaziden bahsetmek de olanaklı değil. Sampedro yardım ile intihar etmiş. Bana sanki böylelikle intiharının vicdani yükünü ve sorumluluğunu kendisi için epey hafifletirken birçok insanın üzerine de yıkmış.
    Ramon Sampedro ötanazi hakkı için savaştı onu elde edemedi ancak elde etmek için çabaladı. Burada tartışılan da bu savaşın (sadece Ramon için değil onun durumuna benzer veya yakın olan herkes için) ne kadar etik olup olmadığı veya ne kadar doğru olup olmadığıdır. Ramon Sampedro'nun ötanazi uygulayıp ya da uygulamadığı değil...

    Bakış açılarına göre fikirler de değişiyor işte Neptune o yüzden her kafadan bir ses çıkıyor gibi durabilir. Önemli olan da bu farklı bakış açılarından gelen fikirleri yakalamak, değerlendirmek gerekirse de kendininkine birşeyler katmak sanırım...




Sayfa 1 / 9 12345 ... SonSon