Sayfa 8 / 9 İlkİlk ... 456789 SonSon
Toplam 127 mesajın 106-120 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #106
    Üye
    mezopotamyali kederi Avatarı

    Gerçek Adı
    ASYA
    Üyelik Tarihi
    02.02-2008
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.371
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Sevgili Arkadaşlar,
    Cevap hakkı doğmadığı sürece bu konuyla ilgili son yorumum olacak.Zira sizi takip etmek,yorum yazmaktan daha keyifli...

    Sevgili andante,
    Ölümle ilgili kurmuş olduğum cümleyi doğru anlamışsınız ve ben dönüp perçin yapmayı istemedim.Evet yanılmıyorsunuz.Bu benim gerçeğim.Sizin gereğinize de düşüncelerinize de saygı duyuyorum.Hele de yaşamış olduğunuz bazı gerçekleri yazdıktan sonra size hak vermemek elde değil.Burda bir AMA kullanmadan geçemiycem.Bu AMA yı karşı çıkış olarak görmeyin sadece kişisel düşüncem. Deneyimle öğrenemeyeceğimiz bir kavramdır "ölüm"...Biz sadece ölümün çevremizde ve bizde uyandırdığı intibalarla hareket ediyoruz.Aslında nedir,ne değildir kimse bilmiyor.Ölümü çirkin bulma nedenim.Ondaki bu kocaman soğukluk ve "bilinmezlik" Ben bilmediğim şeylerden korkarım.

    Bir de üzerimde yapış yapış bir duygusallık vardır ki,mantıklı kararlar o yapışkanlığa yapışır ve hareket edemez.Bırakın bir insanın ölümüyle ilgili son kararı vermeyi,bir haşeratı bile öldürmem gerekirken çok düşünürüm.Onun taşıdığı canla benim taşıdığım can aynı diye düşünür,kendimi vicdanımla başbaşa bırakırım.(Aman ha burdan vicdansızsınız gibi bir itham yaptığımı düşünmeyin.) En basitinden geçen hafta temizlik yaparken açık unuttuğum balkon kapısından giren fındık faresi benim hayati kararlar alamayacağımı gösterdi. Bu hayvanı evden çıkarana kadar akla karayı seçtim.Hatta beraber yaşamak zorunda kaldığımız üç gün üç gece boyunca ona isim bile taktım. ŞELPE... Bana önerilen zehir ya da kapan gibi önerileri adil olmadığı için reddettim.En sonunda kendim ve şelpe için bir ihtimal kurtulma şansı olduğuna inandığım bir yol buldum.Yapışkan... Şelpe kuyruğundan yakalandı.Onu doğayla başbaşa bıraktım.Birçoğuna tiksindirici gelen bu hayvanın bile ölmesine gönlüm rıza göstermedi.Dedim ya;ben duygusal bir insanım.Ben iflah olmam.Ben dibine kadar acı çeker,dibine kadar acı çektiririm.Bu konuda hem bencil hem de zalimim.Olaylar ve durumlar karşısında aldığım konum bu..."Bir insanı anlamak" gözüyle değerlendirmenizi istiyorum yazdıklarımı...

    İntiharla ötanaziyi birbirinden farklı görmüyorum.İkisi de "kişinin kendine merhamet etmesidir" bana göre. Bu düşünce beynimde yerini alırken arkasından bir soru patlak veriyor."Tanrıdan daha mı merhametlisin?" Bu soruya anında cevap veriyor ruhum...Hayır...

    muhabbetle...

  2. #107
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili mezopotamyalı...

    Yahu canımcım o kadar güzel yazmışsın ki yazını sana teşekkür etmek istiyorum.

    Herkes bir konu da düşüncesini ortaya koyarken dünyaya bakış açısıyla doğru orantılı bir değerlendirme yapar. Bu sebeple bizler tartışırken bu pencereyi yok sayma üzerine bir dünya görüşümüz olduğundan kırıp döküyoruz birbirimizi.

    Bu konuya karşı oluşunun altındaki sana ait son derece doğru ve gerçek bilgilerinle yorumunu ortaya koyarken karşındakini de red etmeyen tarzın son derece sağlıklı bir yaklaşım.

    Ne ben sen gibi düşünebilirim, ne de sen benim gibi düşünebilirsin. Düşünmek zorunda da değiliz.

    Son derece sağ duyulu kendini ortaya koyarken karşındakini de kabul edebilen mantığının önünde saygıyla eğiliyorum.

  3. #108
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: kuyucak
    Kardeşim Neptün herkesi yanlış anlayarak tarihi bir rekor kırdın..
    Neden bana öyle gelmiyor? Dur bir kez daha çıkış noktalarımı daha belirginleştirerek anlatayım.



    Hayatın bir gerçeği olduğunu düşündüğü ve bu yüzden mutlak çirkin olarak kabul etmediği ölüme, andante, nitelik veya nicelik bağlamında anlamı insanların yüklediğini, üstelik eyleme ve koşullara göre de bu anlamın değişebildiğini söylüyor. Aynı zamanda da:
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: andante
    Eğer ülkemizde ötenazi olsaydı inanın o çok sevdiğim babamı bu acısından kurtarırdım. Çünkü bu şekliyle yaşamaya asla layık değildi....ölümde şerefli olsun kardeşim, insanca olsun.
    Bazı durumlarda yaşamanın insanlık dışı olduğunu söylüyor. Yani bu durumda yaşamak insanlık dışı (ya da çirkin), ölüm ise şeref (ya da güzel) oluyor. Doğal olarak bunun yani ötenazinin karşısında olanlar ise insanlık dışı (ya da çirkin) bir yaşamdan sorumlu oluyor.

    Üstelik kendisinin bu şekilde "yaşam" kavramına yaptığı farklılaştırmayı ölüm için bir başkası yaparken; intihar, ötenazi, şehitlik gibi kavramlardan ölüm eyleminin içinde bulunduğu koşullara, farklı kültürlere göre değişik nitelikler kazanmasını eleştirirken, -yargılamadan, bir gözlem olarak- herşeyin görece olduğunu; ışığın bile karanlık karşısında, rengin bile yansıdığı yüzey bağlamında tanımlanabildiği gibi; sadece bizim mahallenin değil, evrenin bile bu görece kurallara, kültürlere göre anlam kazandığını ifade etmeme çok güldüğünü söylüyor.

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: andante
    2)* Ötanazi hangi koşullarda talep edilebilir?
    Kesinlikle tıbbın hiç bir şekilde cevap veremeyeceği ve hastanın tüm hayatına acı veren bir yaşam biçimi söz konusuysa.....
    Aynı bizler, tıbbı olarak yapılabilecek her şeyin bittiği anda, kişinin acı çekmesini göze alarakta yapanlarız.
    Aynı zamanda da kendine göre tıbbi bir çerçeve çizerek, ancak bu çerçevenin içindekilere ötenazinin uygulanabileceğini söylüyor. İşte bu şekilde engellilerin uğradığı sosyokültürel ayırımcılığı kendi bakışı doğrultusunda bilimsel bir temele oturtuyor.


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: OturanBoğa
    Burada nasıl bir ayrımcılık yapıyorum anlamadım?
    Zira OturanBoğa'ya da yazdığım gibi yalnızca -ağır- engellilere ötenazi hakkı tanınması ve bunun tıbbi temele oturtulması aslında -ağır- engelliler için pozitif değil negatif bir ayırımcılıktır; zira bu hak tanındığında, -ağır- engelli kesimin kendilerine ve topluma yük olduğu düşüncesi ve ölümü seçebilecek olmaları kamu vicdanında normalleştirilecek, hatta süreç içinde hem kendileri hem de toplum için olumlu görülecektir.


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: neptune
    Bence intiharla iradi ötenazi arasında bir çizgi yok.
    Zira ötenazi kişinin muktedir olmadığı intihar eylemini toplumun gerçekleştirmesidir. Ayrıca neden bunu özellikle quadroplejiler için düşünüyorsunuz ki? Bir quadropleji fiziksel olarak buna muktedir olamayabilir, ya kişi ruhsal olarak muktedir değilse? Yani hem istiyor hem de korkuyorsa? Ötenaziyi pozitif hak olarak gördüğümüzde burada yine ayırımcılığa gelmiyor muyuz? Yine bunu pozitif hak olarak gördüğümüzde neden sadece ağır engel? hafif engel de, hatta kimi zaman parasızlık da kişinin kendisini çaresiz hissetmesine neden olabilir. Kişi kolay ve acısız bir yolla, toplumun ve kendi vicdanının kabul etmiş olduğu bir yolla huzur içinde acılarını dindirebilir. Ötenazi hakkını bunlara vermeyerek neden ayırımcılık yapıyorsunuz ki? OturanBoğa bunlar için
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: OturanBoğa
    Ve ekliyorum, intihar edecek olan kişinin zaten ölmek için birilerine ihtiyacı yoktur...Ötenazi derken, fiziksel bir sebeple kendini öldüremeyen kişilerin (bu ister sakat olur, ister hasta, ister şu-bu, hiç fark etmez) ölme isteklerinin başkalarınca (tabii hukuki bir zeminde) karşılanmasını kastediyorum...
    dediğinde de zaten ötenazi ile intiharın arasında bir fark olmadığını kendisi de söylemiş oluyor.

    O halde neden ötenazi isteğine saygı ile yaklaşırken intihar isteğine aynı saygı ile yaklaşmadığını, bu çelişkisini soruyordum.

    Yine dediğim gibi, benim negatif ayırımcılık olarak gördüğüm ötenaziyi toplum bir "hak" olarak gördüğünde; kurulu düzene, çoğunluğun kültürüne uymayanlar için bu hakkın normalleşmesi, yasallaşması ve vicdan kazanması -andante'nin şimdiden yaptığı gibi- aykırı :!: kişinin ve toplumun ötenaziyi giderek şerefli bir ölüm olarak görmesine ve bizi yukarıda yazdığım düzene götürecektir:

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: neptune
    Örneğin kafanızda şöyle bir dünya hayal edin; her mahallede bir "sonlandırma merkezi" var, insanlar bunu istediklerinde gidip görevliye kendilerini öldürtebiliyorlar. Kapısının önünde bilinçi kararlarını vermiş yaşlı dedelerinin koluna girip "uyutmaya" götüren gençler sıra bekliyorlar. Bir anne, zihinsel engelli çocuğunun elinden tutarak içeriye giriyor. Tabii istenildiğinde bu merkezler evlere servis de yapıyor.
    İşte artık aykırı olanlara ayırımcılığın en üst düzeyi yasallaşmış ve toplum vicdanında onanmıştır.



    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: kuyucak
    Duru düşünce diyorum, sen zihinsel engelli annenin
    çocuğu adına kararından bahsediyorsun..
    Yazının içeriğinde kişilere özel mesajlar yanında genel mesajlar, sentezler de var. Bunun analizini yapabiliyor olmalıydın. Zihinsel engelli oradaki unsurlardan birisi. Ötenaziyi "hak" olarak gördüğünde toplumun gideceği yönün içinde yer alıyor. Ama eğer istersen sen o kısmı yine de kabul etme; ayırımcılıktan yakınırken zihinsel engellilere ayırımcılıkta bulun:
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: kuyucak
    sen sadece engelliler için değil tüm toplum için istemelisin diyorsun..Evet öyle istiyorum zaten..
    Herkes bu sözde haktan :!: yararlanabilirken onlar zihinsel engelli diye insan sayılmayacak mı?

  4. #109
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çekinceleri sıralamaya başladık mı asıl konu ortadan kayboluyor..Anayasamıza ''Amayasa'' demekki gibi birşey
    sizin sıraladıklarınız..Anlıyorum sizin anlatmak istediklerinizi..Bu başlarsa, nerde başlayıp nerede biteceği
    belli olmayan bir çığa dönüşebilir diyorsunuz..Hatta bunu toplum, sizin adınıza, sizden isteyebilir diyorsunuz.
    Cinayet sayılacak kararlara bıçak sırtıdır diyorsunuz..

    Bende diyorum ki; Bu salt benim olan, tek benim olan, evrende bütün olarak,katıksız sahip olduğum tek şey olan yaşama
    yada yaşamamak hakkıma karışmak olmaz mı bunlar ? Burada sadece yardım etmek mi sebep oluyor yukarıda
    saydığınız çekincelere sebep? Ayrıca beslenmeyi, tedaviyi, bakımı red etmekte bir çeşit ötenazi değilmidir ki zaten?
    Daha bir acıtıcı olmaz mı, bu şekli ötenazinin?

    Elbette sizin çekincelerinize saygı duyuyorum..Onların bir şekilde tartışılması gerekir..Ama özde, temelde karşı
    çıkılmalı mı yoksa desteklenmeli mi? Örneğin siz bana yardım edermiydiniz, duru düşüncemi gördükten sonra?
    Yoksa, senin günahların çok, çok yorgan yırtmalısın mı derdin?

    Anadolu'da bu acılara, günahları çokmuş derler neptün kardeşim.. Oysa ben dalga geçerek, ıslık çalarak, hatta bir
    bira içerek ölmek istiyorum..Karşı çıkış, çaresizliğe küfür, bana göre en güzel bu şekilde olur..
    Doğayı altetmek, laneti yenmek zorlaşırsa, hızlandırmak sadece benim ki..Ayrıca merak etme,uzun süre buralardayım..
    Seni bu yükün altına sokmaya şimdilik niyetli değilim yani..

  5. #110
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yahu canımcım kaçırdığın nokta nedir biliyormusun?

    Ne adına olursa olsun bir bireyin “ölme hakkı” nın olup olmadığı durumu.Bir insan yaşamayı red etme hakkına sahipmidir?

    İki yanıt verilebilir bu anlamda.

    Hayır, yoktur denir,

    Evet ,vardır denir.

    İkisine de verilecek cevabın neden leri olmak zorundadır.

    Geç benim, senin onun yanıtlarını…. Bir birey yaşamayı istemediğine karar verdiği noktada “hayır “ senin bunu düşünme ve isteme hakkın yoktur dediğimizde hangi durumda oluruz sence? Ve o kişinin bunu istediği halde verdiğimiz hayır yanıtında düştüğü duygu ve düşünce boyutu ne olabilir?

    Ölüm hakkının yaşadıklarımızdan dolayı yola çıkarak ortaya konulmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Bunun bir bireysel seçim olduğunu düşünüyorum aslında.

    Yaşamak eylemini de doğal olarak iyi irdelemek gerekiyor ister istemez.Yaşamak nedir sorusuna verilecek cevap ta ister istemez çeşitlilik gösterecektir. Doğumla ölüm arasındaki çizgide kişilere ait düşünceler ister istemez gelgitler gösterecektir. Bazen toplum yönlendirecektir verilecek cevabı, bazen şu bazen bu.

    Bu çizgide yaşayan bireyin tek gerçeğimiz olan “ölüm “ ü tarih olarak belirleme hakkı var mı yok mu?

    Şu anda ve kendimi bildiğim andan itibaren ben yaşamaya salt biyolojik bir canlı gibi yaşamın içinin boşaltılmadığı durumlar olarak ele alıyorum.

    O yaşamın içi boşaltıldıysa, ne adına olursa olsun, o kişi sadece nefes alıp veriyordur.Ve seçimi ölüm ün belirlenmesiyle olacaktır.

    Doğal olarak hiçbir sakatlığı olmadığı halde, niye sadece sakatlar olarak ele alınıyor bu konu hala anlayabilmiş değilim, içi boşaltılmış yaşamı red edip o kişi ölümü seçebilir. Bunu kendi özgür iradesiyle yapabilme durumu varsa bu bir intihardır zaten.Bunu sakatta yapabilir, sakat olmayanda...

    Kim engelleyebilir intiharı.. Nedenlerini azaltabilir kuşkusuz. Ama emin olun en en ennnnnnnn harika toplumlarda bile söz konusu bireyse, yaşamının içinde bir hayat belirtisi göremiyorsa yinede bu seçimi yapacaktır..

    Kişinin bunu yapamama durumunda ise ötenaziye ihtiyaç duyulur. Nasıl olursa olsun bunu tartışmak niyetinde değilim. Olaya sadece kişisel haklar açısından bakıyorum ve kişinin ölümü seçebilme hakkını savunuyorum.İster sakat olsun, ister olmasın hiç bir ayrım yapmadan.

    İnsanları seçimleri nedeniyle kınamak yada yadırgamak olagandır. Bu şaşırtıcı değil benim için.Ve ötenaziyi isteyen ve onaylayan birine bu hakkı tanımamak onu hiç yerine koymaktır diye düşünüyorum.Buna hakkımız var mı?

    Ve sevgili Neptün bazı cümlelerimi alıntı yaparken kaçırdıkların var.

    Evet birine bağımlı olmaktan hiç söz etmiyorum ben. Birine bağımlı olmak bir onursuzluk değildir. Herkes bir şekilde birine bağımlıdır. Ama ne adına olursa olsun ne kadar bağımlı olursa olsun kendisine ait bir bağımsızlığı da vardır insanoğlunun.
    Ben babamla ilgili durumu anlatmaya çalışırken bu cümleyi kullanmışım.Babam sakat değildi.Ama hastalığı süresince içi tamamiyle boşaltılmış bir durumda yaşamaya devam etmek zorunda kaldı. Hastalığı yaşamının içini boşalttı çok iyi anlayabileceğin gibi.

    Ve onun ne kadar acı çektiğini biliyorum. Fiziksel acıdan hiç söz etmiyorum.Ve onu ölüm yakaladığında ölüm çok güzeldi inan bana. Çünkü yanındaydım ölüm anına geçişine tanık oldum. Yüzündeki bir anlık boğuşmanın geçmesinden sonraki hafif tebessümü hala hatırlıyorum. Ama iki yıl boyunca yaşadıklarıyla hak etmediği bir süreç yaşadı. Orada ölümden söz ederken bunu söylüyorum. Çünkü iki yıl ölüydü …Mecazi anlamda bir kelime orada ölüm, gerçek ölüm bir anlık bir şey ve gerçekten çok güzel olması gerektiğinde...

    Şimdi bu hastalıkta bireyin kendine ait tüm olguların yok olduğu bir mekan düşünün kendi bedeninde. Yanındakiler yabancı, onlar sadece bir silüet.. Kendisi kim, onun farkında bile değil.Kendini bilememek, ne olduğunu, ne yaptığını bilememek, sadece geçen zaman süresince kocaman bir boşlukta dolanmak sizce ne kadar kolaydır.?

    Gerçekte daha önce de söylediğim gibi yaşayan bir ölüdür. Bitkisel hayatın çok daha farklı bir versiyonudur bu hastalık. Bunun yanında zaman zaman beynin küçülmesiyle birlikte, günde bir kaç yaş birden yaşlanır bu hastalıkta olanlar.Bu esnada fiziksel olarak duyulan acılarda vardır. Ya anlatılacak bir şey değil bu. Görmek lazım, yaşamak lazım bu hastalıkla beraber. Bizler sadece olaylara dışarıdan gözlerle baktığımız da her şey ne kadar kolay.

    Kuşkusuz,olayları kendi cephemizden bakmayarak doğru bir zeminde oturtmak son derece doğal olan yoldur.Mantık bunu böyle göstermektedir. Beynimizin duygusal tarafıyla buna evet dediğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Tam tersine mantık tarafını kullanıyorum.

    Bu hastalığın son dönemlerinde kelimelerini henüz kaybetmeyen babamdan zorlukla çıkan kelimeleri yazayım sizlere;

    Ne.. ne oluyor bana.....

    Ufffff... bennnn....hımmmmmmm

    Lütfennnnn....

    Buradaki beden dilini ve gözlerinin içinde beliren anlamı yakalamaya çalışmak ise o kadar zorki, aktarmak açısından. Kullandığı el onun eli değil, el nedir?... Kullandığı bacak onun bacağı değil, bacak nedir... elinde tuttuğu bu nesne de nedir, kaşık mı... kaşık nedirrrrr,bir ses geliyor bu ses nedirrrr, müzik miiii o da neeeeee....

    Yediklerini yutamamak, ağzındakilerini çıkartmak, onlara bakmak, sağında solunda bir sürü insan yada ses varmış gibi hayali nesnelerden korkmak,daha buraya yazılamayack bir çok şey .....

    Ölüm güzeldir. Olması gerektiğinde yaşamaktan çok daha kutsaldır. Ötenaziyi savunanlar aslında tüm insanoğlunun mutlak gerçeğini, yaşamın kutsallığı adına hastanın tarih belirtmesinden başka bir şey istemiyorlar.

    Her yazdığım yazı da ölümü çirkin bulmadım. Buradan yaşamı çirkin bulduğum sonucuna da asla gidemezsin.Tam tersine ben bunları yazarken yaşamın kutsallığı adına yazdım, bunlar görmek isteyen gözler içindir .

  6. #111
    Üye
    denizsu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    07.08-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    251
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    tekrar tekrar benzeri şeyleri yazamayı gerek duymuyorum
    ve sevgili andante'nin yorumlarına katılıyorum..
    (ayrıca bir çok yorum zaman zaman çarpıtılmış.)
    Bana göre de,
    " AYAKTA ÖLMEK, DİZ ÜSTÜ YAŞAMAKTAN EVLADIR."

  7. #112
    Üye
    engelli_biri Avatarı

    Gerçek Adı
    Ramazan
    Üyelik Tarihi
    16.01-2008
    Son Giriş
    21.09-2017
    Saat
    18:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    159
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    11

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Arkadaşlar yazılarınızı yorumlarınızı okudum kimi arkadaşlar evet olmalı kimi arkadaşlarda hayır olmamalı demişler ben konun günlerce uzun uzun tartışılması gerektiğini düşünerek valla ne diyim çekimser kaldım yorumları okudum ve inanın 1 saat düşündüm ama gerçekten bir karara varamadım bence yaşamak güzel ama ağrısız sızısız yaşamak daha güzel tabiki İçimdeki Deniz filminide izlemedim ama bu saatten sonra izlemek isterim bence dediğim gibi bu konu çok hassas derin bir konu uzun uzun tartışılması gerek bence

  8. #113
    Üye
    emilio1976 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.03-2008
    Son Giriş
    19.03-2008
    Saat
    22:17
    Mesaj
    5
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bayan arkadasim demiski intihar veya otenazi dinimizce yasak kendi fikrini belirtmis belki bir imam cikar bir bulus yapar tum engeller kalkar boylece tum insanlar islami anlar !!! bu konulara dini hic karistirma bence acilar icinde hayat mucadelesi veren bir insanin gozu huzur dan umut dan baska birsey gorebilirmi hulasa olmekde bir haktir isteyen ozgurce olebilmelidir. esenlikler

  9. #114
    Üye
    daylight Avatarı

    Gerçek Adı
    Aysel
    Üyelik Tarihi
    16.01-2008
    Son Giriş
    28.07-2012
    Saat
    22:26
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    431
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Baştan beri belki benim ne kadar hayata karamsar baktıgımı düşünecek belkide karşı çıkacaksınız..
    kendi düşünceme göre bence,ötenazi yasallaşmalı..

    ÇÜNKÜ BU BİR İNTİHAR değil, kişi artık iyileşmeyeceğini, çaresiz oldugunu bildiği zaman bunu isteyecektir, istiyordur .
    asıl olmaması gereken istemediği, halde bir insan zorla, yaşatılıp .
    Acı - agrı - mutsuz ve muhtaç durumda acınası durumda yaşamak istemiyorsa buna karşı çıkılmamalıdır.

    İNTİHAR la ÖTENAZİ aynı tutulmamalı biri çaresizlik, diğeri cehalet diye düşünmelidir...
    SEVĞİLERLE ...

  10. #115
    Üye
    O SORUYU SOR Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2007
    Son Giriş
    10.12-2017
    Saat
    17:48
    Mesaj
    45
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ötenazi intiharın değişik versiyonu bencede ikiside aynı ve ben karşıyım

  11. #116
    Üye
    inanna Avatarı

    Üyelik Tarihi
    16.08-2007
    Son Giriş
    09.08-2011
    Saat
    04:13
    Mesaj
    149
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ***

  12. #117
    Üye
    denizsu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    07.08-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    251
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: daylight

    İNTİHAR la ÖTENAZİ aynı tutulmamalı biri çaresizlik, diğeri cehalet diye düşünmelidir...
    tamamen katılıyorum..

  13. #118
    che
    Misafir Üye
    che Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bu filmi izlemiştim!.


    ötenazi hakkı diye bir olguya karşıyım. çünkü zor olan engellerle, sıkıntılarla yaşamak değil, bütün çabanıza rağmen hakkkınızı alamamaktır. o hakların görmezden gelinmesi yok sayılmasıdır. ve ağır koşullarda yaşamak zorunda bırakılmanızdır. örnegin engellilik aynı zamanta 2022 ile alınan bir gelirlede yaşamak zorunluluğunu doğuruyor. hatta yapılan düzenlemelerle buna zorunlu bırakılıyoruz. engellik veya sağlık sorunları fakirliği ve fakirlikte imkansızlıkları getiriyor. bizler daha iyilşetirilmiş koşullarda yaşamalıyız. bunlar için mücadele etmeliyiz.
    bu filmdeki karakter tamamıyla bir yatağa bağımlığı hertürlü ihtiyacında başkasına muhtaç bir kişiydi, ama hatırladığım kadarıyla birisine de aşık olmuştu, kısacası bu sağlık sorunu varken bile aşık olunabiliyorsa yaşamak için bir neden bulunabilir diye düşünüyorum. hem ötenazi ismi bana nazileri anımsatıyor, hiç sevmedim bu gibi isimleri!.
    tekrarlamak istiyorum: aşk varsa, yaşanılasıca bir sebep de vardır!.
    saygılar

  14. #119
    Üye
    serdark Avatarı

    Gerçek Adı
    Serdar
    Üyelik Tarihi
    19.03-2008
    Son Giriş
    29.03-2017
    Saat
    12:41
    Yaşadığı Yer
    ANTALYA
    Mesaj
    80
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tıpben çözümsüzlük varsa,yaşam kadar da dogaldır ölüm hakkı.

  15. #120
    Üye
    antepli Avatarı

    Gerçek Adı
    Cahit
    Üyelik Tarihi
    07.03-2007
    Son Giriş
    31.03-2016
    Saat
    13:45
    Yaşadığı Yer
    Gaziantep/Merkez
    Mesaj
    105
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    BU CANI SEN KENDİNE VERMEDİĞİN GİBİ KENDİNDE ALAMAZSIN. YANİ SENİN ÖLÜM HAKKIN OLAMAZ. BU CANI ALLAH VERDİ ALLAH ALIR.




Sayfa 8 / 9 İlkİlk ... 456789 SonSon