Sayfa 4 / 7 İlkİlk 1234567 SonSon
Toplam 94 mesajın 46-60 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #46
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    "saygi duymak lazim" derken tam olarak neyi kastediosunuz, arkadashlar?...

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: OturanBoğa Mesajı Gör
    Yaçam en güzel ve değerli şeydir. Bundan hiç bir şey uğruna vaz geçilmemelidir. Ama illa vaz geçilecekse, bunun gerekçesi de sadece "ben yaşamak istemiyorum artık" olmalıdır; şu amaç uğruna, bu ideal uğruna, benden sonra gelenler için vb. söylemler için değil.
    tamam, insanlar ne ugruna ölmek isteyip ne ugruna ölmek istememeleri gerektigini düshündügünü anladim ii kötü ama "ben yaşamak istemiyorum artık" gerekcesini tam olarak nasi düshünüosun?... insanlar cani sikildiginda "yeshillik olsun, bugün de ölüveriym" demiodur heralde... mutlaka bi sebebi vardir, sheker kiz gibi bicok arkadash ruhsal dio bu sebeplere, sence nasildir... ve cevre "dur ölme, hersheyin bi caresi vardir, gel bishiler yapalim" dedigi zaman saygisizlik ya da hata mi yapmish olur?...

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: OturanBoğa Mesajı Gör
    Tabii bir de işin şu yanı var (bir yanıyla Rekumrekum'un düşüncelerini de içinde barındırıyor): "ötenazi isteyen zavallı sakat" için çoğunluk (medyasıyla-devletiyle-bireyiyle) "yazık", "günah" diyerek ötenaziye karşı çıksa da, içten içe aslında "o sefil hayatın" tam da ölmeyi isteyecek kadar b.ktan olduğunu düşünüyor bence. Hatta düşünmek de değil, bu konuda eminler...
    Yani aslında "sahiden de öyle olmaktansa ölmeyi tercih etmek" konusunda çok azının kafasında tereddüt vardır! Kimse çıkıp da o sakat halle yaşamak konusunu savunmuyor bence.
    rekumrekum'un düshüncelerini barindirior derken ne düshündügümü düshündügünü tam anlayamadim, bogambogam ama düshüncelerimi ifade etmeye calishirken aklimdan gecen ve beni ötenaziyle ilgili bishiler yazmaya iteleyenin, yukardaki alintida kalinlashtirdigim sana ait olan cümlenin shu shekil bi versionu oldugunu söyliym bare ;

    Code:
    "ötenazi isteyen zavallı sakat" için çoğunluk "yazık", "günah" diyerek
    ötenaziyi ve o "zavalli" sakatin "kararini" onaylayanlar aslında "o sefil 
    hayatın" tam da ölmeyi isteyecek kadar b.ktan olduğunu düşünüyor bence. 
    Hatta düşünmek de değil, bu konuda eminler... Yani aslında "sahiden de 
    öyle olmaktansa ölmeyi tercih etmek" konusunda çok azının kafasında 
    tereddüt vardır! Kimse çıkıp da HERKESIN "intihar hakkinin" garanti altina 
    alinmasini savunmuyor bence.
    savunanlar ise "dogal olarak" ölmeyi isteticek kadar moktan olan o sefil hayata düshebilme olasiligindan korkarak savunuolar bence, büük bi ihtimalle... ayrica, karshi cikanlar hic de öyle cogunluktaymish gibi gelmio bana nedense; hatta ötenaziyi bi hak olarak gören ve yasallashmasini isteyenler tarafindan sürekli iddia edildiginin aksine "din duvarina" bile carpip kalmio, sallio o duvari, yikildi yikilicak duvar; kendini dindar sayanlarin bircogu bile, söz konusu "zavalli sakatlarin" moktan sakatliklariyla sürdürdükleri moktan yashamlari olunca taviz vermeye coktaaaaaaan hazirlar... quadriplejik bi sakat icin ötenazi hakkini savunanlarla "allahim, al shu zavallinin canini da kurtar bu rezil hayattan/bedenden" diye dua edenler arasinda cok ta fazla fark yok benim icin... yalniz, göklere savurulan dualardansa bu ishin yasallashmasini cok daha tehlikeli buluorum... belki türkiye'de dini inanclar sebebiyle ötenazinin yasallashmasina karshi gelen ve dua etmekle yetinenler shu an cogunluktadir (ki yakinda "o sefil hayatlara seyirci kalmak günahtir, sonlandirmalarina yardim etmek ise sevaptir" diye bi fetwa cikarsa hic shashmam walla) ama gözlemleyebildigim kadariyla avrupada (intihara karshi cikanlar arasinda bile) sakatlar ve ölümcül hastalar icin bi istisna isteyen, ötenaziyle hayatin sonunu öne cekmeyi bi hak olarak savunanlar azinlikta degil, cogunlukta... öyle ki olasi bi kazada ya ölüm ya sakat kalmaktan bashka secenek olmayan ihtimaller icin önceden hazirlanan "vasiyetle" doktorlarin ameliat etmesini engellemeyi, ölüme terkedilmeyi resmii bi hak olarak isteyenler de az degil...

    "ya insanca yasham, ya onurlu olüm" derken, aslinda kamuoyunda bi sorunu dile getirmek, insanlarin dikkatini cekmek, "bireysel/toplumsal bi cikish" yapmak istedigi konusunda hemen herkesin hemfikir oldugu tugrul hocaya "tamam, gel seni güzel güzel öldürelim (15 milyonu da ödersen hic bi sakinca/engel kalmaz)" diyen dignitas'in davetiyesini cok mu dogru buluosunuz?... bu hic mi bishi ifade etmio size?... aclik grevine, ölüm orucuna girmish birine "sen zahmet etme, 50-60-70 gün ac kalip kivranarak, ishkence cekerek ölme; gel, biz iki dakikada onurluca öldürüverelim seni" denir mi hic?!... bu adamin aslinda hayati cok sevdigini, insanca yashami (kendisi ve bashkalari icin) arzu ettigini, bunu hic de imkansiz bulmadigini, bisheyleri degishtirmek istedigini akillarinin bile ucundan geciremicek kadar onun yashaminin ve sakatliginin moktanligina takilip kaldiklari icin ötenazi talebini kabul ettiklerini nasil görmezden gelebilirim?!!!... tugrul hocanin cikishinin nesini tartishicam, yahu?!!! (*)... kaldi ki söyledigine göre insanlik adina hayatini "onurluca feda etmek" icin degil de sirf artik yashamak istemedigi icin ölmek istedigini söylese bile tartishmaya niyetim yok...

    ötenaziyi ve etigini, insan hakki olup olmamasini tartishmaya da niyetim yok aslinda... bunu daha önce benim yapabilicemden cok daha güzel bi dille yaptiniz zaten bi counuz... ama cok merak ettigim icin sormak istedigim bikac bishiler var; ötenazi bi insan hakkidir diyenler, yasalarla garanti altina alinmalidir diyenler bunun nasil yapilacagi ile ilgili de bi fikirleri var mi?... lütfen, cevap istiorum ama öle felsefik ve romantik bi cevap degil, elle tutulabilir, uygulamaya gecirilebilir bi cevap istiom... binbir ceshit soru isharetleri var cünkü beynimde bu konuyla ilgili... örnegin, ötenazi bi hak ise o hakki ihlal edenler nolucak ve tam olarak kimleri görevlendiriceksiniz bu ishi yapmakla?... peki, kendi intiharini gercekleshtirmesine mani olucak bi sakatligi olmayan bi insani intihar etmek üzereyken gördügümde mani olursam nolucak, hakkimda shikayette bulunabilicek mi, cezalandirilicak miyim hakkini gasp ettim diye? (öle ya, yashama hakki kadar dogal bi haksa bu yaptigimin cezasi bi katilin cezasi kadar agir olmasa bile pek de hafif kalmamali)... yoksa en sevdigim insanlarin bile gözümün önünde kendilerini öldürmelerine -saygiyla egilerek- seyirci mi kalmaliyim, yoksa gözümü yumup boynumu büküp geri vitesi takip saygiyla egilerek usulca terk mi etmeliyim o ortami... ne yapmaliyim insanlarin dogal haklarina saygida kusur etmekten cekinen biri olarak?...

    hayat ya degerlidir ya da degersizdir! istisnasi olamaz bunun!!! einstein'in meshhur teorisi uygulanamaz hayatin degerine... istisnalara bi bashladi mi ardi arkasi gelmeyebilir bunun... hangi tartiya koyup ölcücez bunu, kim, hangi devlet kurumu nasil karar vericek kimin öl(dürül)mesinde bi sakinca olmadigina?... sinirlar konulucak mi, nerde olucak bu sinirlar?... yoksa her "ben ölmek istiom" diyen hemen öldürülücek mi?... ötenazinin saglikli bi shekilde uygulanabilicene inanio musunus sahiden?... hele ki forumun ceshitli yerlerinde bilmiom diye sürekli yüzüme vurulan türkiye gerceklerini unutuyor musunuz?... tr diom??... basit ve komik ötesi bi ötv indiriminin suistimilanili bile önlemek icin insanlarin onurlarini cigneyip gecerek damagalamaktan bashka cözüm "bulunamayan" tr'yi diom... ismiyle müsemma ölüm kalim meselesi olan ötenazi uygulamasinin kötüye kullanilmicana, suistimalinin %100 engellenebilicene inanio musunuz sahiden?... %99,999999 degil, cünkü burda riske atilan bikac kurushluk ötv degil, "en güzel ve en degerli shey" olan ve asla asla geri getirilemeyen yasham!... en savunmasiz insanlarin bile kronik zulüme maruz kaldigi bakimevlerini dahi denetlemeyi bi türlü beceremeyen (ya da buna gerek duymayan) insanlar tarifindan yönetilen tr'de diom... zihinsel sakatlar adina birileri böle bi karar verebilicek mi?... iyi bari "ötenazi hakki" oldugunda anne babalar evlatlarini o zulüm evlerine vericeklerine ölümün shefkatli kucaklarina terk ederek kendileri de rahatca ölebilirler o zaman... bakimevleri de oldugu gibi kalabilir, nasi olsa süper bi alternatif var...

    ötenaziyi cok iyi denetledigini iddia eden hollanda'da bazi yashlilar istekleri dishinda öldürülmekten korktuklari icin almanya'daki huzur evlerini tercih ediolarmish diye okumushtum bi aralar... ya cocuklar??... reshit olmayan, kendi hayatlari hakkinda sözsahibi ol(a)mayan cocuklar nolucak sahi?... her aglamasi, her inlemesi "ben ölmek istiorum artik" diye tercüme edilen cocuklar?... onlarin acisi aci degil mi?... onlarin cilesi cile degil mi?... onlarin da "onurluca ölmeye" hakki olucak mi?... kim nasil karar vericek onlar icin?... yoksa konushmaya bashladigi ilk günden "kuzucum bak, olur da bir gün bu dünyada yashamaya dayanamassan intihar diye bishi var, ama kendini yüksek binalardan atip etrafi pisletme, birinin kafasina düsher müshersin mazallah, biiipnitas gibi süper dernekler var, onlar sana bi zehir verir, iki dakikada bi daha uyanmamak üzere mishil mishil uyursun, en onurlusu da budur zaten, eger ki kendin oraya gidemicek ve ölüm sharabini icemicek durumda olursan ötenazi hakkindan yararlanabilirsin, bi alo de yeter, iyi yürekli biiiipnitas amcalar/teyzeler belki o sharabi ayagina kadar getirirler " diye dersler mi verilicek cocuklara...

    eger ötenazi ya da intihar, yashama hakkiyla eshdeger bi insan hakkiysa akillisiyla, delisiyle, yashlisiyla, genciyle, sakatiyla, saglamiyla, cocuguyla, yetishkiniyle insan olarak tanimladigimiz istisnasiz herkes icin garanti altina alinmalidir, sadece sokratesler icin degil... yashama hakkinda oldugu gibi...


    coshtum gene, cok özür dilerim ...




    (*) yalniz, sakatliginin aclik grevi yapmasina engel oldugu konusunda bazi shüphelerimin oldugunu, agzina tikanan lokmalari, yudumlari yutmadan geri tükürebiliceni düshündügümü itiraf etmeliyim... en "kötü" ihtimal, ölüm orucuna giren diger insanlara bazen yapildigi gibi istegi dishinda suni besleme yöntemiyle grevine bi son verebilirler...

  2. #47
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ha, paralel olarak merak ettigim bishi daha var;

    engelli biri olarak "benim bile" göremedigim yeni shey nedir burda, sevgili kuyucak... gördügün o yeni sheyi biraz daha acik bi dille bana da gösterir misin?...

  3. #48
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Her sonucun bir neden olduğunu kanıtlayacak değilim. Duvara toslayacak olan tosluyor zaten. O kimseye ne söyleseniz söyleyin fark etmiyor. Çünkü her koşulda kendini haklı görüyor.

    Biz ötenazimiyi tartışıyoruz? Yani, onun doğruluğunu yanlışlığını mı? Yoksa Tuğrul Öğretmenin durumunu? Yani, tek tek olgulardan yola çıkarak tümevarım mı yapmak istiyoruz? İyi de tek tek olgulardan yola çıkarak tümevarım yapmak çok tehlikelidir. Çünkü, insanı yanıltabilir. Yoksa, onurlu yaşamanın, ilkeli olmanın erdemli bir davranış olduğunu ya da olmadığını mı tartışıyoruz? Vehayut tam tersini mi? Öyleyse, yaşamak ne?

    Ben Tuğrul Öğretmen’i Siyaset Meydanı’nda çok az izlemiştim. Yaşadıkları hakkında çok fazla bilgim yok. Kaldı ki, Tuğrul Öğretmen’i ne yargılamaya ne suçlamaya ne de ölsün demeye hakkım var. Kimileyin yaşamayı yüceltiyoruz. Sahi yaşamak derken neyi kastediyoruz? Senin yaşamın ayrıdır. Benim yaşamım ayrıdır. Yaşamlar, özce karşılaştırılabilir mi? Her yaşam tektir, biriciktir, her yaşam kendi başına değerlidir.

    Ama ötenazi ile ilgili olarak düşüncelerim net. Bir insan, çok ağır hasta ise ve o hastalığın tedavisi yoksa o kişinin yaşamayı seçip seçmemesi kendi elinde olmalıdır.

    Onur, sözcüğü insanlarda ne çağrıştırıyor bilemiyorum. Ben onur sözcüğünü insanın kendi kendine olan özsaygısı olarak değerlendiriyorum.

    Yaşamayan, duymayan, hissetmeyen, bir eşya gibi oradan dıtaşınan zeka engelli çocuklar gördüm. Onların bakımını üstlenen annelerini gördüm. O annelerin kendi yaşamlarını hiçe sayarak yalnızca çocukları için yaşadıklarını gördüm. Ben de bir engelliyim. Ben de engellilerin yaşadığı zorluklardan payımı aldım. Ancak, o çocukların ve annelerinin durumunu görünce üzülmeden edemedim. O annelerin ve çocuklarının öyle yaşamasının nedeni, Türkiye’de sosyal devletin olmaması idi.

    Devlet, ülkesindeki bireylerin mutluluğunu ve refahını güvence altına almak için vardır. Güçsüzleri güçlüler karşısında korur. Onlara fırsat eşitliği verir. Ne yazık ki, Türkiye’de devlet, yalnızca egemen güçlere hizmet etmektedir. Bizim tartışmamız gereken asıl budur.

    Sağlıklı insanlar hakkında genellemeler yapmak da bir ötekileştirmedir. Bu tür yaklaşımların her türlü ayrımcılığı körükleyeceğine inanıyorum. Demek, artık ne ilkelerin, ne amaçların bir hükmü kaldı. Vay be! Ne günlere kaldık. Yaşa da nasıl yaşarsan yaşa! Yalnızca nefes alıp vermek öyle mi? Hayvanlarda nefes alıp veriyor… Yaşamak, yalnızca yemek içmek mi? “İyi “çıkarlarına göre yaşamak mı? Yaşamak, kendini geri çekmek mi? Yaşamak, sakınmak mı? Yaşamak, içgüdülerine yelken açmak mı?

    Eşitlik, özgürlük, insanca yaşam için başları giyotinle kesilenler… 18. yüzyılda evrensel insanın mutluluğu için mücadele verenler… İnandığı değerler uğruna diri diri yakılanlar… İnsanlık şimdiki durumuna kolayca gelmedi. Birçok bedel ödedi. İnsan, insanca yaşamak için hep başkaldırdı. Milyonlarca insan öldü, öldürüldü. Tüm bunların hepsini yok sayamayız. Bu satırları tam da Falih Rıfkı Atay’ın anılarında okuduklarım damarlarımda coşkun coşkun akarken yazıyorum. Tam da onun yazdıklarının etkisiyle kendimden geçmişken… Zeytindağı’nı her genç okumalı yazmış anılarında Atay. Şimdi, bu yazarı gençler okuyup okumadıklarını bilemiyorum. Ama, beni sarstı. Kurtuluş Savaşı’nında kendi canını hiçe sayarak, bir ilke, bir amaç uğrunda birleşenlerin destanını yazmış Atay. Onlar olmasaydı bizler olur muyduk?

    Eğer, ötenaziyi tartışacaksak, bu kavramı Tuğrul Öğretmen olgusunun dışına taşıyarak tartışmalıyız. Çünkü, elimizde yeterince bilgi yok. Ya da ben bilmiyorum. Hepimiz olasılıklar üzerinden gidiyoruz.

    Ötenazi hakkında daha önce neler yazılıp çizildiğinden haberim yok. Bir kavramın içeriğini belirlemeden o kavramı nasıl dışlaştıracağımızın yöntemini bilmiyorum ben? Öyle bir yöntem bilen varsa yazsın.

    Benim bildiğim ötenazi farklı bir kavram. İntihar farklı bir kavram. Bu iki kavramı aynı kefeye koyup nasıl işin çıkacağımızı da anlamadım.

    Kaldı ki, hiç kimsenin bu forumlarda intihar etmeyi yücelttiğini de sanmıyorum.

  4. #49
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ohhhhhh bee... Saolasın Monalisa..
    Konuya bakışın benimkiyle hemen hemen örtüştü.. Rekursiona vereceğim cevabı yazıyordum.. Senden gelen yazı ile rahatladım.. Belki yazarım belki vaz geçerim.. Bazen ufak farklara göz yummak lazım.. Önemli olan olayın ruhu..

  5. #50
    Üye
    seker kiz Avatarı

    Gerçek Adı
    Melike
    Üyelik Tarihi
    05.08-2008
    Son Giriş
    11.12-2017
    Saat
    00:37
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    1.848
    Alınan Beğeniler
    23
    Verilen Beğeniler
    17

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: monalisa Mesajı Gör
    Devlet, ülkesindeki bireylerin mutluluğunu ve refahını güvence altına almak için vardır. Güçsüzleri güçlüler karşısında korur. Onlara fırsat eşitliği verir. Ne yazık ki, Türkiye’de devlet, yalnızca egemen güçlere hizmet etmektedir. Bizim tartışmamız gereken asıl budur.
    İşte hocanın dile getirmek istediği şey de aynen bu.adam demiyorki "ben elden ayaktan düştüm.artık böyle yaşamak istemiyorum ölmek istiyorum" Sosyal güvenlik kurumunun bakımı için gerekli cihazlarını karşılamadığından yakınıyor.
    daha öncede dediğim gibi kısıtlanmışlık insanı ölüme götürüyor..
    başlıktaki gibi insanca yaşamak için haklarını istiyor Tuğrul hoca.çok ta iyi yapıyor..

  6. #51
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    02:14
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.925
    Alınan Beğeniler
    954
    Verilen Beğeniler
    1.246

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Rekumrekum, bütün kaygılarını anlıyorum ve hak veriyorum. Sorularının hiç birinin yanıtını da bilmiyorum maalesef. Yukarıda yazarken, cevapları biliyormuşum gibi yazmışsam, derdimi anlatmayı beceremediğimdendir.
    Ben olaya şöyle bakıyorum: Bir gün Bülent Küçükaslan yaşamdan acı çeker hale gelir ve ölmek istediği halde bunu gerçekleştirecek fiziksel güce sahip olamazsa, ve gerçekten ölmeyi isterse, bana mani olacakların yakasına yapışırım.
    Hakmış, yasaymış, dinmiş, etikmiş, şuymuş-buymuş umurumda değil.

    Evet, iş hukuk olunca böyle olmuyor, biliyorum; ama duygu da içsel bişeydir, dışsal hiç bir şey de umurumda değil. Bedenim hakkında söz söyleme hakkını kimseye vermiyorum...

    ***
    Savaş veya benzeri ölümü kutsayan bilimum gazlarlar ise bana göre değil (Kurtuluş Savaşı'nı Çılgın Türkler'den okumak, daha doğrusu, tarih okumaları yaparak ölüme heyecanlanmak ise benim açımdan hepten trajik). Yani o onurlu ölüm söylemlerinin tümüne karşıyım. Hele ötenazi gibi kişisel bir konuyu konuşurken... Ölmek istiyorsam ölürüm, kimseyi de buna bulaştırmam.
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  7. #52
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili rekursion;
    Saygı duymak gerekir ve göremediğimiz şey derken;Başlarken dedim ki bu eylemin bir sürü nedeni olabilir.. Sesinin titremesinden ve gözlerinden asıl ne demek istediğini anlamaya çalıştım.. Onunla yapılan canlı söyleşide iyi hazırlanmış sayılabilecek bir spiker tarafından yapıldı..
    -Tuğrul hoca orada asla ötenaziyi öne çıkarmaya çalışmadı.. Ötenazi öne çıkarılmaya çalışılsa insan hakları, hasta hakları ve bedenin kullanımının insanın kendi hakkı olduğu işlenirdi.. Bireysel özgürlüğü toplumun gelenek ve görenekleri engelleyemez denirdi.. Ötenazi bireysel özgürlüğün bir parçasıdır denirdi..
    Otomobil alırken bize yapılanlar konusunda haklısın.. İşte tam orada diyorum ki; Çok mu gerekli bizden KDV almak? Bırak ÖTV ve KDV yi yüzde bilmem kaç sponsor olsa daha iyi olmaz mı Devlet.. Ulaşım sorunu çözülen bir engelli daha mutlu olmaz mı?
    Oysa Hocam orada engelli olmanın ötenazi için yeterli sebep, temel sebep olduğunu anlatmadı.. Türkiye’de engelli olanlara onursuz bir yaşam sunulduğunu anlatmaya çalışıldı..Ötenazi isteyen bir insan çıkıp TV lerde özel sandalyenin nasıl mahkeme kazanılarak alındığını mı anlatır? minder ve çeşitli medikal ihtiyaçları alırken nasıl burnumuzdan getirildiğini mi anlatır? Ekonomik olarak bir engellinin aileyi nasıl çökerttiğini mi anlatır? Bence anlatmaz.. Anlatması gerekenleri yukarıda saydım.. Ona artı olarak belki acındırma politikası yapardı.. Hadi azda felsefe katsın işin içine: Ölümünde yaşamın bir parçası olduğu gibi.. Yaşamak istemeyen birine, illaki yaşayacaksın demek kadar saçma bi şey olamaz bence..Bir korkum vardı bu tartışmayı açarken.. Ben ötenaziyi tartışmak istemiyorum.. O konu yeterince tartışıldı zaten.. Sonuç olarak o tartışmada herkes istediğini koydu ortaya, istediğini de aldı..
    O.Boğa için keskin bıçak bu konular.. Burada herkes ölüm isteği ile yaşama sevincine bir santim uzaklıktadır.. Ön kapı yaşama sevinci ise arka kapı ölme isteğidir.. Fakat bu kapılar aynı odadalar.. O yüzden çok dikkatli olmak zorundayız..Ayrıca ötenazi isteği ve arzusu bireyin isteği dışına çıkabilir.. Bazılarının eline bir silah olabilir.. Bazı istenmeyen guruplara karşı koz olarak kullanılabilir.. Haklısın reku.. Fakat gene de diyorum ki.. Ben yasakçı olamam.. Kafama tek bir şey soktum bu güne kadar; İnsanın özgür iradesi.. Bu özgür iradeyi ahlak kurallarıyla, dinsel ögelerle ve bilimsel değerlerle yargılayamazsın.. Yani ölmek isteyen birine yaşamak güzel deme hakkı vardır herkesin.. Fakat bu yasak kardeşim deme hakkı yoktur.. Ayrıca bunu yardım ile yapabileceklerde yardım nasıl olacak, kötü niyetliler nasıl önlenir? Bulunur bir yol bence.. Devlet adam öldürtmeye nasıl adam ve bahane buluyorsa, kamu oyu yaratıyorsa, isteyene bu hizmetleri vermeye mi çare bulamayacak..
    Gelelim başa; Ertuğrul Hoca aslında ötenazi istemiyor bence .. Onu dinlerken bu duygu uyandı içimde.. Bezmiş bıkmış bi insan halide yoktu bakışlarında.. Ben onda daha çok toplumun ve devletin iki yüzlülüğüne isyan gördüm.. Bu eylemdir bence.. Bu ötenazi isteği özünde bir eylemdir.. Canlı bomba bile demekte sakınca yok kendisine .. Engelli olanlara sunulan onursuz yaşama karşı şimdiye kadar yapılması düşünülen en çarpıcı eylem özünden saptırılmıştır.. Olay sanki bi sakatın ötenazi isteğine dönüştürülmüştür.. Bu tuzağa bizi medya özellikle itmektedir.. Devletin var dediği ve toplumun var saydığı yasaların olmadığı ortaya çıkıyor.. Dünya’ya karşı söylenen, topluma karşı söylenen yalanlar ortaya çıkıyor.. Vicdanlar kanırtılıyor, kanatılıyor.. Bir toplumda vicdan bir kere kanarsa, vicdan ortak olmaktan çıkar.. Ortak vicdan olmayan bir toplumunda geleceğe ortak bakması mümkün değildir.. İşte Devlet bu yüzden sessiz bu konuda.. Engelliye sağlanması gereken her hak var Anayasal olarak.. Ama o haklara erişim engellenmiş hain eller tarafından.. O biliyor bu olayın iç yüzünü.. İşte asıl göremediğimiz bu sevgili rekuesion.. Bu olay bi sakatın Ötenazi mücadelesi değildir

  8. #53
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Neredeyse üç seneye yaklaşmış; daha önce bu konu ötenazi topiğinde enine boyuna tartışılmıştı.

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: monalisa Mesajı Gör
    Ama ötenazi ile ilgili olarak düşüncelerim net. Bir insan, çok ağır hasta ise ve o hastalığın tedavisi yoksa o kişinin yaşamayı seçip seçmemesi kendi elinde olmalıdır.
    Orada çok fazla şey yazmıştım, buraya yeniden aynı şeyleri yazmak istemiyorum. Ancak birkaç noktanın yeniden altını çizeyim, öncelikle bireysel hak olması gerektiğinden yola çıkılan ötenazi, bireysel olarak gerçekleştirilebilecek bir eylem değil. Toplumu, üstelik özellikle amaçları toplumun sağlığı olan özel bir kesimini, yani sağlık görevlilerini varlık amaçlarının tam tersi bir mantıkla buna dahil etmek amaçlanıyor.
    Eğer bu eylem toplumla beraber gerçekleştirilecekse, toplum bu eyleme etik olarak ortak edilecekse, bireysel haktan bahsetmek pek doğru olmaz.


    İkincisi ötenaziyi gerçekleştirebilecek mantıkta bir sağlık sistemine daha sonra kendinizi nasıl emanet edebileceksiniz anlayamıyorum. Ben edemem.

    Üçüncüsü ve en önemlisi, linkini verdiğim eski topikte ayrıntılı olarak yazmış olduğum gibi, ötenazi isteği, onayı, aslında uzun vadede zorlanan kesimin bindiği dalı kesmesi anlamına gelecektir. Kronik hastalıklar ve ağır sakatlıklar için kolay, acısız ve onurlu bir yol ortaya konduktan ve toplum tarafından içselleştirildikten sonra, artık onursuz bir yaşamı -kendileri dahil- kimse bu kesim için düşünmeyecektir.

  9. #54
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ölümü ya da kendi yaşamına son vermeyi kutsamak geleceğe yalan söylemektir.

    Çünkü, yaşam, yaşayarak güzelleşir. İlk önce bunun altını çizeyim.

    Ancak, insanın yaşamı hiçbir zaman dümdüz gitmez. Kimileyin insan, iki şey arasında seçim yapmak zorunda kalabilir. İşte, zurnanın zırt dediği yer burasıdır. Örneğin, bir savaş sırasında kendi bağımsızlığınızı kaybetmek istemiyorsunuz savaşmak zorunda kalabilirsiniz. Yoksa, ömrünüz boyunca bir başkasının boyunduruğu altına girersiniz. Ya bu yolda ölecekseniz ya da onursuz bir biçimde yaşayacaksınız. Seçim sizindir. Ben böyle bir durumda birincisini yeğlerdim.

    Kuyucak’ın yazdıklarını okudum. Böylece bu konuda daha ayrıntılı bilgi edindim. Demek ki, Tuğrul Öğretmen medikal araçları almak için büyük bir mücadeleye girişmiş. Ailesi bu konuda oldukça güçlükle karşılaşmış. Bu güçlükler ve koşullar onu ötenazi istemeye itmiş olmalı. Bana göre;

    Bu koşulları ortadan kaldırın “ben yaşayacağım” diyor...
    O kör bir kuyuya düşmüş gibi can havliyle bir çığlık atıyor…
    O çığlık koskocaman bir çığ oluyor…
    O boğulmak üzere…
    Devletten destek istiyor...
    İnsanlara “sesimi duyun “diyor...
    O yaşamın akışı içinde sürüklenen, kendini akıntıya bırakan insanlardan değil...
    Yaşadıklarını kamuoyuna duyurarak haykırıyor...
    “Duyun beni “diyor...
    Kendi kendine acıyarak, susarak, bir köşeye çekilerek kaybolmak istemiyor...
    Bir eylemiyle düşüncelerini tüm insanlara aktarıyor...

    Zaten bir insanın bir amacı, bir ereği, bir ilkesi yoksa, o insan yalnızca acıkınca yemek yer, susayınca su içer. O soluk alıp verdikçe şükreder. Ne yaşam hakkında ne de nereye yol aldığı konusunda düşünür. Yaşam onu nereye sürüklüyorsa o yöne doğru gider. Tuğrul Öğretmen böyle değil. Onun amacı, diri ve canlı kalmak değil... O yaşamak istiyor....

    Ötenazi topiğini okumaya zaman bulamadım. Bir ara okurum.

    Ancak şunu söylemek istiyorum. Tıp bir bilimdir. Amacı da, insanların sağlıklı yaşaması için uğraşmak, hastalıkların önlenmesi ve iyileştirilmesi için tedavi olanakları sunmaktır. Yani tıp bireyler içindir. Ereği de en iyidir. Bir hastalığın tedavisi yoksa, hasta çok ağırsa ya da yatağa bağımlıysa, hasta çok acı çekiyorsa, o birey için ötenazi en iyi olduğu için iyidir.

    Ayrıca, bu bilimin ilkeleri vardır. Tüm insanlar o ilkelere göre iyileştirilirler. Ötenazininde ne şekilde, nasıl, hangi koşullarda uygulanacağı konusunda yöntem geliştiren ülkeler var. O yöntemler incelenir, hangi koşullarda yapılacağı belirlenir. Ötenazi çok istisnai durumlarda söz konusudur. Bu konuda genellemeler yaparak bunu tüm yaşlılara, tüm sakatlara, tüm zeka engellilere v.b. gibi yüklemek yanlıştır.

  10. #55
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    cevap vermekten vazgecmedigin icin, gördüklerini daha acik bi dille bana da gösterdigin icin cok cok saol, kuyucak, sevindim gercekten... monalisa'nin mesajina "oh beeeee" diyerek katildiginda biras bozulmushtum, niye yalan söliym shimdi ... shu ashagidaki mesajimi yazip bu bashliktan ufak ufak toz olmak istiodum ama polemik gibi durur diye de cekiniodum... yine de icimde kalmasin; spoiler olarak koyiym da agzinin tadini bozmak istemeyenler tiklamayiversin ;

    Spoiler Spoiler/Ayrıntı İçerik:



    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: kuyucak Mesajı Gör
    Ötenazi isteyen bir insan çıkıp TV lerde özel sandalyenin nasıl mahkeme kazanılarak alındığını mı anlatır? minder ve çeşitli medikal ihtiyaçları alırken nasıl burnumuzdan getirildiğini mi anlatır? Ekonomik olarak bir engellinin aileyi nasıl çökerttiğini mi anlatır? Bence anlatmaz..
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: monalisa Mesajı Gör
    Bu koşulları ortadan kaldırın “ben yaşayacağım” diyor...
    O kör bir kuyuya düşmüş gibi can havliyle bir çığlık atıyor…
    O çığlık koskocaman bir çığ oluyor…
    O boğulmak üzere…
    Devletten destek istiyor...
    İnsanlara “sesimi duyun “diyor...
    O yaşamın akışı içinde sürüklenen, kendini akıntıya bırakan insanlardan değil...
    Yaşadıklarını kamuoyuna duyurarak haykırıyor...
    “Duyun beni “diyor...
    Kendi kendine acıyarak, susarak, bir köşeye çekilerek kaybolmak istemiyor...
    Bir eylemiyle düşüncelerini tüm insanlara aktarıyor...
    ben de zaten tam da bunun icin shu soruyu sormushtum, ve düshüncelerinizi hala merak ediom;
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Rekursion Mesajı Gör
    "ya insanca yasham, ya onurlu olüm" derken, aslinda kamuoyunda bi sorunu dile getirmek, insanlarin dikkatini cekmek, "bireysel/toplumsal bi cikish" yapmak istedigi konusunda hemen herkesin hemfikir oldugu tugrul hocaya "tamam, gel seni güzel güzel öldürelim (15 milyonu da ödersen hic bi sakinca/engel kalmaz)" diyen dignitas'in davetiyesini cok mu dogru buluosunuz?... bu hic mi bishi ifade etmio size?... aclik grevine, ölüm orucuna girmish birine "sen zahmet etme, 50-60-70 gün ac kalip kivranarak, ishkence cekerek ölme; gel, biz iki dakikada onurluca öldürüverelim seni" denir mi hic?!... bu adamin aslinda hayati cok sevdigini, insanca yashami (kendisi ve bashkalari icin) arzu ettigini, bunu hic de imkansiz bulmadigini, bisheyleri degishtirmek istedigini akillarinin bile ucundan geciremicek kadar onun yashaminin ve sakatliginin moktanligina takilip kaldiklari icin ötenazi talebini kabul ettiklerini nasil görmezden gelebilirim?!!!... tugrul hocanin cikishinin nesini tartishicam, yahu?!!! (*)... kaldi ki söyledigine göre insanlik adina hayatini "onurluca feda etmek" icin degil de sirf artik yashamak istemedigi icin ölmek istedigini söylese bile tartishmaya niyetim yok...
    aclik grevine girmish birinin amaci ölmek midir?... "tugrul hocanin cikishinin nesini tartishacagim, yahu" derken "türkiye'de devlet tikir tikir ishlio, herkes refah icinde, oh kebap walla" demiom zaten!... eger aksini yaptigimi iddia eden olursa haksizlik etmish olur bana gercekten... yani bunu shahsen benimle tartishmak isteyen olursa zaten ardina kadar acik tuttugum bi kapiyi kirip gecmeye calishmish olur boshu boshuna; evet, shu an tugrul cankurt ister sirf yashamak istemedigi icin olsun, isterse hepimizin iyiligine kendini feda etmek icin olsun ölmek istiosa "sosyalim" diye gecinen bu devletin ve duyarsiz toplumun sucu bu... daha ne diyebilirim ki?... nesini tartishabilirim ki bunun?... "yok! hic de öyle degil, rahatlik dötüne batmish bu adamin - yan gelip yaticana shimarik cocuklar gibi ilgi cekmeye calishio" mu dicem, ne dicem?... görebildigim kadariyla düshüncelerin ayrilmaya bashladigi nokta tugrul cankurt'un sectigi yol, yoksa hemen herkes hemfikir zaten... düshünün ki tr'de tugrul cankurt'un durumundaki sakatlar icin resmii ötenazi hakki varmish, o zaman bu insan nasil bi cikish yapicakti?... ya gercekten bildigimiz anlamda aclik grevine giricekti ya da belki de hicbirimizin ruhu bile duymadan ötenazi uygulanarak "onurluca" öldürülücekti... "onurlu ölüm, güzel ölüm, rahat ölüm" diye insanlara sunulmaya calishilan ötenazinin cirkin ve tehlikeli yönünü bütün ciplakligiyla ortaya koyuyor bence bu mesele... sessiz kalamayishim sirf bu yüzden, yoksa birilerinin sikintilarini kücümsemek veya "secimlerini" yargilamak icin degil...


    ayrica, ögrendigim kadariyla isvire'de aktif ötenazi kesinlikle yasak... dignitas'in yasal olarak uygulayabildigi bi tek shey var o da "yardimla intihar"... yani, kendisine tam olarak ne dediler bilmiom ama eger tugrul cankurt dedigi gibi fiziksel olarak intihar edemicek durumdaysa onlar ötenazi uygulayamio... dignitas, yardimiyla gercekleshtirilen intiharlarin herbirini kameraya cekip polise sunarak, kishinin kendi eliyle intihar ettigini ispatlamak zorunda... ama zaten siklikla olumsuz bi shekilde adi gazetelerde gecen dignitas'in yaptigi "ölüm turizmiyle" ilgili eleshtirilere rastlamak da kolay... yurt dishindan intihar talebiyle gelen kishilerin intiharinin ne kadar bashtan savma bi shekilde gercekleshtirildigi ve yapilan hatalarla ilgili eleshtiriler hic de az degil... bilemicem walla...


    sevgiler...

  11. #56
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Rekü!

    Yaşama çok pratik baktığını düşünüyorum. Yalnızca olgulara bakarak birtakım çıkarımlar yapıyorsun.

    Çok ince bir çizgi üzerindeyiz. Ölüm ve yaşamı konuşuyoruz. Ben kendi adıma şunları söylemek isterim. Sözkonusu programı seyredemediğimden burada yazılanlar üzerinden yorumlar yapıyorum. Ben kendisini Siyaset Meydanı’nda izlediğimde, üretemediği için, gereksinimlerini karşılayamadığı için, mahremiyeti yitirdiği için v.b. nedenlerle ötenazi istediğini söylemişti. Gerisini izleyemedim. Çünkü, sözkonusu program çok geç saatlerde yayınlanıyor. Her neyse.

    Şimdi iki olasılık var. Tuğrul Öğretmen, gerçekten ötenazi isteyebilir. Ya da kamuoyuna sorunlarını duyurabilmek amacıyla bireysel/toplumsal bir çıkış yapmış olabilir.

    Ötenazi hakkında düşüncelerimi söylemiştim. Ancak, bir X firması çıkıp parayla o insanı öldürebileceğini söylüyorsa bu insanlık adına utanç verici bir durumdur. Etik açıdan doğru değildir.

    Bence, burada bir yöntem yanlışı içindeyiz. Bir kişiden yola çıkarak çıkarımlar elde etmeye çalışıyoruz. Bu ise, insanı yanıltıcı sonuçlara doğru götürebilir.

    Öyleyse, önce kavramları konuşmalıyız. Çünkü, düşünme kavramla başlar. Ölüm ve yaşam. İki karşıt kavram. Ölüm, hem yaşama anlam verir hem de herşeyi anlamsızlaştırır. Ölmeyi isteyecek noktaya gelmiş birisi bize yaşamın değerli olduğunu anımsatır. Ölüm karşısında yeniden yeniden yaşamı sorgularız. İşte bundandır açlık grevleri… İşte bundandır ölüm oruçları… Sorgulamak ise, yaşama anlam vermektir. Onu yeniden düzenlemektir.

    Burada sorun, Tuğrul Öğretmen değil. Sorun, tüm Türkiye’de engellilerin yaşadığı sorunlardır. Sorun, insanlara ötenazi hakkının verilip verilmemesinin doğru/yanlış olduğudur. Tuğrul Öğretmen’e bu kadar takılmayalım ne dersin? O zamanda bu başlıkla tezatlık oluşacak ama olsun.

    Tuğrul Öğretmen’in dışına çıkarak ötenazinin çirkin yönünü temellendirirsen seni anlayabilirim belki.

    Sevgiyle...

  12. #57
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    O firma olayına girmeyeyim ben rekursion..
    Kar mantığı ile çalışan firmalar sakatlık bile üretir..

  13. #58
    Askıda Üyelik
    tarelif Avatarı

    Gerçek Adı
    Elif Köse
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul-Erzurum-Gemlik
    Mesaj
    408
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben geçen bizzat gördüm Turgut hocanın haberini...Bu kişi gerçekten ötenazi,yardımla intahar falan filan böyle birşeyi gerçekten yapacak olsaydı,bunca fırtına estirmezdi,bu işi sessiz bitirirdi.Bu gerçekten insanca yaşama eylemi değil de düpe düz ölüme yolculuk olsaydı neden tv'ye çıkıpta bunca konuşsun ki.Neden uğraşsın...
    Aslında bu eylem engelli populasyonu ne kadarsa işte o kadar kişi için bir hediye.Yurdışında yaşayan insanlar Türkiye'de yaşayan biz aşağılanmış kesimi,dibe itilen,yok sayılan bizi ne kadar anlar ki...Bırakın empati falan yapmayı.
    Ben bu ülkede insan değilim,bitki olduğumu bile sanmıyorum.Bu ülkenin aşağılayan ,acıyan insanlarından da nefret ediyorum.Aydın olarak geçinen insanlar için de diyorum ki ;cehalet genlerine işlemiş.

  14. #59
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İlgilenen arkadaşlara bir duyuru.. Tuğrul Hocanın durumunu:
    24.04.2009 yani bu akşam saat 22:00 de CNN TÜRK'te 5NbirK: Cüneyt Özdemir inceleyecek.. Bakalım saygı duyduğum bir proğramcı olan Cüneyt Özdemir olaya nasıl bakacak..
    Not: Cüneyt Özdemir'e bizim sitede yapılan tartışmanın Linkini vermeye çalıştım ama tam olarak başarabildiğimden emin değilim..

  15. #60
    Üye
    abdrim Avatarı

    Üyelik Tarihi
    29.03-2009
    Son Giriş
    30.08-2013
    Saat
    20:28
    Yaşadığı Yer
    adana/seyhan
    Mesaj
    74
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    insanca yaşam tugrul hocama lutfen yapmayın demek ısterdım ama hak da vermıyor degılım ıstemeyerek




Sayfa 4 / 7 İlkİlk 1234567 SonSon