Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon
Toplam 34 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    dilemma Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.12-2004
    Son Giriş
    27.11-2017
    Saat
    00:45
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    739
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    :lol: ilahi minerva yaaaa.çok güldürdün beni. çok yaşa sen :lol:

    walla arkadaşlar, karıncaların, minervaya çelme taktığına birçok kez şahit oldum. yanındaydım daaa(kendimi konu dışında tutuyorum niyeyse )

    bir arkadaşım, "toplum engelliye nasıl davranacağını şaşırmış durumda" dedi. çok haklı... çünkü buna neden olan yine biziz. kendimizi sakladık yıllardır. bizi hep biryerlerde dilenirken gördüler. meydanı onlara bıraktık. zamanı geldi insanların, kaderdaşlarımız tarafından duyguları sömürüldü, zamanı geldi yine onlar, sağlıklı insanlar tarafından bizlerin kılığına bürünerek kandırıldı, yine duyguları sömürüldü. evden çıkıp kendimizi göstermedik, bizi bu tip insanlarda gördüler, gördüklerinden ürktüler, fikir yürüttüler. şimdi çıkıp "biz okumuş yazmış, kendini eğitmiş engellileriz behey sağlıklı insan topluluğu" diyoruz onlara. ama şmidiye kadar engelli kavramı kafalarında çoktaaaannnn bir kalıba sokuldu bile... geç kaldık..

    engeliyle dalga geçenlerden biri de benim. gözünü çıkarmadan tabii.usturuklu şekliyle. birçok açıdan işine yarıyor insanın. en önemlisi kişiyi yaşama hazır ediyor bence.

    engelli olmanın iyi yönlerinden birine bir örnek;

    Ankarada yaşayan bilir.metroyla işe gelip gidiyordum. kızılay şubedeydim, şb. den çıktım, metroya bindim. takip ediliyorum. :shock: neyse dedim. metro hareketlendi. evimin durağına doğru gidiyoruz. adam inmiyor. ben kendi durağımda iniyorum ve merdivenlere doğru yöneliyorum. bir yandan hala takip ediliyor,bir yandan da, "yürürken yanıma gelirse ya" diye düşünüyorum. bu arada merdivenlere yaklaşıyorum adımımı atıyorum çıkmak için. o ana kadar arkamda-hatta ensemde- olan zat benim basamakları çıkmaya başlamamla pırrrr...ortadan kayboluyor.

    :lol: :lol: ne düşünmüştür biliyorum elbet "ulen o kadar vakit harcadım.kız sakatmış iyi mi" :lol:

    ooohhhh canıma değsin diyorum elbette ardından. ama o an ona ne kadar güldüm anlatamam.merdivenleri bi çıkışı vardı görecektiniz. ikişer ikişer :lol: :lol: :lol:

  2. #17
    Üye
    A_GEYiK Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.04-2006
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    16:32
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.506
    Alınan Beğeniler
    29
    Verilen Beğeniler
    30
    Blog Mesajları
    20

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Dayanamadım; ilgili forumda okunmadığını düşünerek alıntı yapıyorum.

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: A_GEYiK
    15-16 yaşlarındayım, ablam ile birlikte eve geri dönmek için duraktan minübüse binmiştik. Doluydu, kimse de lütfedip bana yer vermedi. (bu yer verme ile ilgili bir çok anımı daha sonra anlatırım ) Sol kolumu kullanamıyorum. Dizlerden bükük şekilde ayakta durabiliyorum. Yukarıdaki tutacaklardan sağ elimle tuttum. Minübüs biraz ilerledikten sonra bir yolcu aldı. Bu bayan geldi yanıma dikildi. Sanırım bana hiç dikkat etmemiş olacak. Bir süre sora bana parayı göstererek "şunu uzatırmısınız" dedi. hafif gülümseyerek "uzatamam" dedim. (Hayır sağ elimle parayı alıp uzatmaya çalışsam düşecem) Kadın şaşırarak "uzatsan kolun mu kopar" deyince, Bende "belki kopabilir diyerek ve sol kolumu göstererek bi önceki sefer minibüse bindiğimde birisinin parasını uzatıyım derken bakın bu hale geldi sol kolum" dedim. Ablam dahil 2-3 kişi başladılar gülmeye, kadın sadece "Afedersiniz" diyebildi.

  3. #18
    Üye
    aksu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.06-2005
    Son Giriş
    17.07-2016
    Saat
    12:28
    Yaşadığı Yer
    Bursa
    Mesaj
    57
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bazen gerçekten de engelli olma halimiz, çok matrak durumlar yaratabiliyor.

    Ya da bazen bir sohbet sırasında unutulmaz esprilere malzeme oluveriyor biz farkında olmadan engellimiz.

    Buna bir örnekte ben anlatayım istedim.

    Bir gün ,19 yaşındaki yeğenimle oturduk sohbet ediyoruz.

    O günlerde de yeğenim, ''yalan söyleyen senin gibi olsun'' diye bir laf icat etmiş.
    Anlattığı şeyi daha inandırıcı kılmak için, diline dolamış ikide birde ''yalan söyliyen senin gibi olsun '' diyor..

    Bu laf onun için esprili bir yemin etme biçimi. Ama cümleyi o kadar alışkanlık haline getirmiş ki farkında olmadan sık sık kullanıyordu.

    Neyse efendim, işte sohbet ettiğimiz o gün anlattığı olaya beni dahada inandırmak için, '' teyze bak,yalan söyliyen senin gibi olsun demezmi bu laf ağzından çıkar çıkmaz ikimizde göz göze geldik. Yeğenim bian yüzüme baktı ve''eyvah pot kırdım galiba '' diye tereddüte düştü.
    Ama ben '' emin misin? benim gibi olma durumunu bi daha düşün istersen'' dedim ve ikimizde gülmeye başladık.

    Aslında bazen düşünüyorum da, acaba içinde bulunduğumuz durumu bizlermi çok dramatikleştiriyoruz?

    Ya da biz engelliler olararak, insanların gözünde çok arabesk, çok acıların çocuğuyuz portresimi çiziyoruz?

    Bu tarz küçük, sevimli esprilerle toplumun kafasındaki yerimizi daha sempatik hale getiremezmiyiz?

  4. #19
    Üye
    alis Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.06-2006
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    120
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yaşamın güzelliği bazen herşey bitti denildiği yerde başlar.Kuşkusuz özürlü olmanın ketirdiği bir çok sorun vardır.Başta fiziksel,psikolojik ve bunların yanı sıra;Toplumun bakış açısının dayattığı acıma,kendisinden bir parça olarak görmeme,ikinci plana itilme vb.Tüm bunlar ve dahası yaşadığımız sorunların parçaları,elbetteki bunlar istesek de istemesek de yaşamımıza yansıyor.Kimimiz az kimimiz cok etkileniyoruz.Etkilenmemek de zaten mümkün değil,bu yadsınamaz.Ama şuna herzaman inanırım insan içinde bulunduğu olumsuz durumları lehine çevirme çabası içersinde olmalıdır.Bu belki zor olabilir ama imkansız değildir.Pozitif olmaya çalışma en azından soruları gidermenin başlangıcı olur.Bunun devamında ise sosyal olmak da büyük oranda olumlu etkiler yaratır.

  5. #20
    Üye
    Keco Avatarı

    Üyelik Tarihi
    27.12-2005
    Son Giriş
    12.10-2016
    Saat
    13:23
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    78
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kendi engelinle dalga geçebilmenin ciddi bir özgüven gerektirdiğine inanıyorum. Bunu başarmak iyi birşeydir ama zordur, özellikle de engelini hala kabullenememiş biri için. Bu anlamda şarkıcı Metin Şentürk'e hayran olurum. Kendi engeliyle dalga geçer ve kahkahalarla güler. Ben bunu ancak kendi samimi ortamlarımda layığıyla yapabiliyorum. Mesela otururken bacağım insanların yürüyüş yolunu kapatıyorsa "Atlayıver üstünden." diyorum. Ya da arabaya bineceğimiz zamanlarda "Hooop, ön koltuk benim." diyorum. Yalnız dediğim gibi bu rahatlığı her ortamda gösteremiyorum.

    Benim düz yolda düşme hallerim pek olmuyor. Öyle güzel bir bağışıklık kazanmışım ki; takıldığım zaman yere kapaklanmıyor birkaç santim yerden yükselip geri ayaklarımın üzerine düşüyorum. Böyle durumlarda yanımdakiler çok telaşlanıyorlar . Ben daha çok kullandığım yürüme cihazının yüzük kilidinin açılması durumlarından korkuyorum. Dehşet düşüşlere sebebiyet verebiliyor ve düşme anında hiç de öyle komik olmuyor!!!



    :P :P :P :P :P

  6. #21
    Üye
    aslı dincman Avatarı

    Gerçek Adı
    Aslı
    Üyelik Tarihi
    24.03-2005
    Son Giriş
    22.02-2014
    Saat
    19:25
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    67
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    "Engellilerin neşelenebilecekleri gerçeği, bu neşe ve kahkahalar arasında, sakatlığın aslında son derece olumsuz ve insan doğasına aykırı olan yönüne nanik yapmamızı sağlasa bile ben nedense bunu yapan arkadaşlarıma hüzünlenmeden kendimi alamıyorum."

    Pegasus arkadaşımızın yukarıdaki düşüncesi, toplumun asıl karşı çıkmamız gereken önuargısına güzel bir örnek:
    "SAKATLIK, ASLINDA SON DERECE OLUMSUZ VE İNSAN DOĞASINA AYKIRI BİR DURUMDUR..."
    Koşullandırmayı görüyorsunuz değil mi?
    Bu mantık(sızlık)la sakat olmayanlar bizimle nasıl özdeşleşsinler?
    Bizi nasıl tanısınlar?
    Nasıl anlamaya çalışsınlar?
    Hele hele, önümüzdeki engelleri nasıl kaldırsınlar?

    İnsana ait hiçbir şey, insan doğasına aykırı değildir...
    Evrende bir yaprak dahi nedensiz düşmezken, engelli olmayı yüzde yüz olumsuz, hele de "İNSAN DOĞASINA AYKIRI BİR DURUM" olarak nitelendirmek, bence çok fazla iddialı ve büyük konuşmaktır...

    Ben de SP'liyim ve sakatlığımı sık sık espri konusu yaparım. Çünkü benim spastik olmakla ilgili bir kompleksim yok.

    Örneğin, tüm vücut tutulumlu olduğum için,
    "SAPINA KADAR SPASTİĞİM..." derim.

    Ya da, "Bulaşıkları bırakın, ben gece 24.00'ten sonra normale dönüyorum, o zaman yıkarım..." derim. Kimse de hüzünlenmez...
    Çünkü benim yaşantımı bilenler, bunları "BİRŞEYLERİ ÖRTMEK İÇİN SÖYLEMEDİĞİMİ", sadece espri yaptığımı da bilir, alt anlam aramadan, gülerler...

  7. #22
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    09.12-2017
    Saat
    01:35
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    O cümleyi yazarken çok daha fazla tepkiler geleceğini düşünmüştüm

    Evet ben sakatlığa yol açan durumun insan doğasına aykırı olduğunu düşünüyorum. Ve bu durumu sakat bir insanın eğlenebilmesi yada neşe olgusundan farklı ele almak gerektiği kanaatindeyim.

    İnsanın bacakları vardır. Bu uzuvlar yürümek içindir. Kuşun kanatları vardır ve kuş denilen canlı bunlarla uçar. Şimdi kanatları kırık bir kuş gördüğümüzde doğal olarak bu durumun bu canlının doğasına ters olduğunu düşünüyoruz. Gerçektende yücelerde uçmak için yaratılmış bir kartalın o korkunç pençeleri, kanatları kırılıp yerde yürümek zorunda kaldığı zaman son derece hüzün verici bir görüntü oluşturur. Onun doğasına ters bir durumdur bu.

    Aynı şekilde onlarca kas, damar, tendom kombinasyonuyla mücizevi bir şekilde iki ayağı üstünde yürümek de insanın doğasında olan bir özelliğidir. İnsanın elinden yürümeyi, görmeyi, duymayı aldığınızda bu durum onun doğasına terstir. İnsan denilen canlının doğasında düşünmek, yürümek, görmek, duymak vb vardır. Bu nedenle sakatlığı oluşturan "hastalık" yada "bir organın yokluğu durumu" kendi içinde bana göre bir trajedidir. Ayakları olmayan bir çocuk kendi doğasından koparılmıştır ve bu durum öyle üzerinde gülünüp nanik yapılacak bir şey de değildir.

    Ancak bir insan tabiki sadece bu değildir.. İnsanı doğasına aykırı yaşamak zorunda bırakan sakatlıkların yada uzuv yokluğunun bir adım ötesine geçildiğinde insan mucizesiyle karşı karşıya kalırız. Kanadı kırık bir kartal ölü bir kartal demektir. Bir aslanın ayağı av esnasında kırıldığında o aslanın artık ölü kabul edilmesi gerekir. Çünkü her ikiside bir daha avlanamayacak ve muhtemelen açlıktan öleceklerdir. Ama insan başkadır. İnsan zekasıyla bu trajediyi yenmiştir. Gerek toplumsal yaşamın içinde barındırdığı dayanışma gerekse insanın zekası sakatlığın ortaya çıkardığı trajik durumu aşmasını sağlayabilir. İşte bu nedenle insan asla acınacak bir canlı değildir. İnsan tüm bu sorunsallara rağmen hayatın içinde sağlamlarla bile kıyaslanamayacak derecede başarılı olabilir. Ama tüm bunlara rağmen insanın zekasıyla üstesinden geldiği sakatlığın nedenleri kendi içinde mutluluk kaynağı değildir ve olamazda. Çünkü toplumsal dayanışma bir yana konulduğunda engelli bireyin yukarda sözü edilen kartalın durumuna düşmesi kaçınılmaz olacaktır.

    Engelli arkadaşarımın ifadelerindeki gibi sakatlığın komik yanları olduğu doğrudur. Ama bu komiklikler sosyalleşmeyle ortaya çıkar, sosyalizasyon sürecinde anlam kazanırlar. Sakatlık kendi içinde eğer insan yaşadığı yerde tek başına kalsaydı üzerinde kahkahalarla gülebileceğimiz bir ayrıntı olmazdı. Bu nedenle ben sakatlığı başkalarıyla olan ilişkilerimizden soyutlayarak değerlendirdiğimde komik olduğu yönündeki iddialara gülümsüyorum sadece.

    İnsan tüm gücüyle ve zekasıyla sakatlığının kendine pranga olmasını oldukça etkin bir şekilde engelleyebilir ama bu durum bile sakatlığın kendi içinde çok trajik ve insanın özüne aykırı bir durum olduğu gerçeğini değiştirmez.

  8. #23
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:32
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.853
    Alınan Beğeniler
    932
    Verilen Beğeniler
    1.222

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Pegasus
    sakatlığın komik yanları olduğu doğrudur. Ama bu komiklikler sosyalleşmeyle ortaya çıkar, sosyalizasyon sürecinde anlam kazanırlar. Sakatlık kendi içinde eğer insan yaşadığı yerde tek başına kalsaydı üzerinde kahkahalarla gülebileceğimiz bir ayrıntı olmazdı. Bu nedenle ben sakatlığı başkalarıyla olan ilişkilerimizden soyutlayarak değerlendirdiğimde komik olduğu yönündeki iddialara gülümsüyorum sadece
    Çok doğru ifade etmişsin.
    Elbette sakatlık kendi başına komik birşey değil. Gerçi bazı durumlarda komik olabiliyor ama, yine de bir etkileşim olmadan anlamsız olur..

    Zaten bu konuyu tartışmaya açarken, sakat olmayanların sakatlara bakışındaki komikliklerin altını çizmek istedim. Komiklik sakatlıkta değil, ona bakışta...
    İşte bu komiklik yakalanabildiği, sakat olmayanlara ayna tutup, kendilerini görmeleri sağlanabildiği anda/ölçüde, önemli farkındalıklar yaratılabilir diye düşünüyorum.
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  9. #24
    Üye
    sankha Avatarı

    Gerçek Adı
    oktay
    Üyelik Tarihi
    25.12-2004
    Son Giriş
    20.06-2017
    Saat
    22:08
    Yaşadığı Yer
    Tibet
    Mesaj
    100
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    "Bildiğiniz gibi Sanhka nın kolunda protez var" demiş andante...


    bu ne yahu kolunda protez varkoptum walla canım sanemimmmmmmmmmmmm harikasın iyiki varsın bir tanem ...

  10. #25
    Üye
    KanatlıTırtıl Avatarı

    Gerçek Adı
    Vefa
    Üyelik Tarihi
    04.03-2003
    Son Giriş
    07.12-2017
    Saat
    09:47
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    319
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Olumsuz Önyargılara bir katkı da üstteki afişe ait siteden ....

    CP(SEREBRAL PALSY)

    Serabral palsy, sıklıkla epilepsi,zeka geriliği gibi sorunların veya özel ve genel duyu organlarına ait bozuklukların eşlik ettiği, iki yaş ve daha öncesinde (doğum öncesi, doğum anı, doğum sonrası) ortaya çıkan, anotomik ve fizik gelişimini tamamlamamış beynin ilerleyici olmayan bir hastalığıdır.
    Bu cümle kurgusunun değişmesi şart! Vahim bir hata, çünkü ben çok sayıda spastik tanıdım, bu cümledeki yargıyı doğrulayan veya yaklaşan oranda bir bulguya rastlamadım.. Ben hiç gerizekalı spastik tanımadım. Vardır elbette. Ama yukarıda ifade edildiği gibi SIKLIKLA rastlanmıyor.......

    Tekrar tekrar okuyalım.

    Serabral palsy, sıklıkla epilepsi,zeka geriliği gibi sorunların veya özel ve genel duyu organlarına ait bozuklukların eşlik ettiği
    ....

    Serabral palsy, sıklıkla epilepsi,zeka geriliği gibi sorunların veya özel ve genel duyu...

    Serabral palsy, sıklıkla epilepsi,zeka geriliği gibi sorunların....


    RÜZGAR TERAPİ (??!!)
    Rehabilitasyon Eğitim Öğretim

    Kızılelma Caddesi Türkçü Hamdullah Sokak No.21 Fındıkzade-İstanbul
    Telefon. 0212 530 45 10
    -----------------------
    ELEKTRONİK POSTALAR

    siraldemiral@ruzgarterapi.com
    ruhiuzunhasanoglu@ruzgarterapi.com
    ertangorgu@ruzgarterapi.com
    pelineraktan@ruzgarterapi.com
    bilgi@ruzgarterapi.com


    Bahsettiğim Üstteki afiş:
    banner - Sakatlık haline dair önyargılar ve bunların yarattığı komiklikler... [Tartışma]

    RÜZGAR TERAPİ (??!!), aaman benden uzak durun.. Bana gerizekalı muamelesi yaparsınız mazallah......
    :!: :!: :!:

  11. #26
    Üye
    KanatlıTırtıl Avatarı

    Gerçek Adı
    Vefa
    Üyelik Tarihi
    04.03-2003
    Son Giriş
    07.12-2017
    Saat
    09:47
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    319
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    20060704 - Sakatlık haline dair önyargılar ve bunların yarattığı komiklikler... [Tartışma]

    :wink: Bu sektörde sakatlardan çok kim kazanıyor hı?

    http://www.ruzgarterapi.com/calismalar.html

    Spastikler hakkındaki yanlış tanım halen aynen duruyor..
    Ve üstteki afiş de.

    Lütfen.........

  12. #27
    Üye
    ayhan yarıcı Avatarı

    Gerçek Adı
    ayhan yarıcı
    Üyelik Tarihi
    24.01-2005
    Son Giriş
    19.11-2015
    Saat
    19:06
    Yaşadığı Yer
    ADAPAZARI
    Mesaj
    76
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Spastic = Kasılımlı...
    Yani zekada bişey yok çok şükür...

    Daha önce yazdımmı bilmiyorum ama yine de bir okuyun.......

    sakatlara sorulan manasız sorular vardır Sormayın kardeşim..
    Hele benim gibi dengesiz bir sakata hiç sormayın. Şaka ile karışık bozarım.
    “Sakatlığın Doğuştan mı ?”
    Hayır Tarkan ’dan.

    Gitmediğim doktor, hoca, kaplıca kalmadı düzelecem diye.
    Olmuyor işte bu kadar.
    Sana ani bir şok lazım dediler.
    17 Ağustos Marmara depremi bile bana mısın demedi. Y
    alnız ilk defa hayatımda o akşam koştum. Allah Allah diye.
    Bir daha datık yok.

    Size yürümeye nasıl karar verdiğimi anlatmış mıydım?
    Benden 7 yaş küçük bir kardeşim var. O böyle emeklemeye başladığında ben de onu kıskanıp emeklemeye başladım. Bir süre sonra kardeşim tay tay dediğimiz ayakta durma idmanlarına başladı. Kıskançlık kanıma işlemiş bir kere. Hadi ben de tay tay idmanına.
    Annem bir yandan kardeşime bir yandan bana ayakta durma dersleri veriyordu.Annem her gün;
    “Tay tay Ercü” Kardeşimin adı Ercüment. Biz ona her Ercüment’e dendiği gibi kısaca Ercü deriz.
    Annem zavallı “ Taytay Ercü”, “Taytay Ayhan”,”Taytay Ercü”,”Sen iki kere taytay Ayhan” diyerek bizi yürümeye hazırladı.
    Tabi belli bir zaman sonra kardeşim ilk adımları atmaya başladı ama ben hala taytay konumundayım. Kardeşim bir adım, ben taytay. Kardeşim iki adım, ben taytay. Kardeşim üç adım, ben taytay. Lan çocuk yürüyor, ben taytay. Çocuk koşuyor,100 metreyi 9 saniyede bitiriyor, ben hala taytay. Bir yer de bir yanlışlık var ama nerede diye düşünürken buldum.
    Lan ben adım atmıyorum ki. Yürümek için adım atmak lazım ki; ona yürüyüş densin. Tabi ben daha ilk adımda, yerde. Demokratik ortamlarda çare tükenmez. Duvar dibi, sandalye arkası, koltuk sapı derken ben yürümeyi söktüm. Millet okumayı söker, ben yürümeyi söktüm.

    İnsanların biz spastikleri zaman zaman geri zekalı yerine koymaları beni uyuz ediyor. Bunlar her şeyi çok iyi bildiklerini sanıp ama aslında hiçbir halt bilmeyen küstah yaratıklardır. Böyle biri ile arkadaşın bürosunda karşılaştım. Adam içeri girdi. Arkadaşla selamlaştı,öpüştü, yalaştı. Bana bakıp sakat olduğumu görünce es geçip muhabbete girdi. Ama bu arada gözü hep bende. Bir ara arkadaşa eğilip;-konuşabiliyor mu? Diye sordu.
    O anda gözüme perde indi ve adama dönüp;
    " üff. Hatta şarkı bile söylerim. Hangi dilden olsun. Hatta senin anlayacağın dilden söyleyeyim. Lavukça söylersem anlar mısın" adam gök kuşağı gibi oldu.


    Sevgili Necla NAZIR ile oynadığım benim bir sürnme sahnem var. Sakatız ya illa sürüneceğiz.
    İşte bu sahnenin çekimi sırasında bir oyuncunun başına gelebilecek en kötü olay belki de benim başıma gelmiştir.
    Yönetmenimiz İsmail GÜNEŞ’in talimatı doğrultusunda yattığım yataktan kendimi aşağıya attım ve kapıya doğru bir komando edası ile sürünmeye başladım. Yalnız bir anormallik hissettim. Normalde benimle birlikte gelmesi gereken pijamam geride kalmayı tercih etmesi morarmama sebep oldu. Zira içime giydiğim ve bastırlmış duygularımı ön plana çıkaran miki fareli boxer donum ortaya çıkmıştı.
    Hiçbir şey koymuyor da kameramanın kıçım dan detay almasına çok içerledim. Hayır bir sakatın iç dünyası ile bu kadar dalga geçilmez yani.

  13. #28
    Üye
    ayhan yarıcı Avatarı

    Gerçek Adı
    ayhan yarıcı
    Üyelik Tarihi
    24.01-2005
    Son Giriş
    19.11-2015
    Saat
    19:06
    Yaşadığı Yer
    ADAPAZARI
    Mesaj
    76
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    inan öyle bir beklentim yoktu... etraf sarsılınca içgüdüsel olarak gelişti bu olay. Yoksa ben iki adım koşacam diye deprem beklesem, uzmanlara göre bir sonraki koşmam 67 yaşıma geldiğimde olacak iki adım için 30 sene beklenir mi yaaa!.
    Keşke Japonyada olsaydım. Şimdiye kadar maratoncu olmuştum
    boxer konusuna gelince;
    şu an pokemonlu donumu giyiyorum. ara sıra da kırmızı üzerine beyaz iri puantiyeli boxeri. çok nadir de olsa yeşil kurbağalıyı.
    Ne yapayım bu benim iç dünyam

  14. #29
    Üye
    Mavisim Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.07-2004
    Son Giriş
    14.04-2009
    Saat
    15:57
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    89
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Biz kendimizin farkındayız ama bizim farkımıza varanlar, "çekilin özürlü geliyor" tarzında kaçısıyolar ya hastayım Bir deee "pek de güzelmiş, her güzelin bir kusuru oluyor" diyaloğumuz var klasikler listesinde :mrgreen:

  15. #30
    Üye
    gadjodilo Avatarı

    Üyelik Tarihi
    26.04-2006
    Son Giriş
    30.11-2017
    Saat
    09:48
    Yaşadığı Yer
    uruguay/santa maria
    Mesaj
    154
    Alınan Beğeniler
    5
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Sakatlık haline dair önyargılar ve bunların yarattığı komiklikler...

    amca: - meraba yeğen geçmiş olsun n'ldu saaa böyle?
    ben : - çocuk felci amca saol
    amca: - ee bacakların hiç mi tutmuyo?
    ben : - belden aşağısı
    amca: - yapma yaaw! belden aşağısı hiç mi tutmuyo?
    ben : - eh üh kem küm, amca istersen çok karıştırma...




Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon