Sayfa 2 / 2 İlkİlk 12
Toplam 29 mesajın 16-29 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Hasanım,

    Sonda söylediğinle daha önce dediklerinin çeliştiğinin farkında mısın acaba?

    Sen tıbbı "Ortodoks, bilmem ne" deyu sınıflara ayırıyorsun da o seni niye ayırmasın yaa?

    Daha önce başka bir yerde söylemiştim: Ayrımcılığı yapan; özel kişiler -ya da buradaki gibi soyut kurumlar- değildir. O kurumları işine geldiği gibi kullanan tüzel kişilerdir, yöneticilerdir, otorite kurumlarıdır vb. Bizim muhatap almamız gereken, mücadele edeceğimiz kesim orasıdır. Gerisi hareketi saptırmak ve zayıf düşürmekten başka bir işe yaramaz.

    Ya da insanları kağıt üzerinde sınıflara ayırmak da "Ayrımcılık" değildir! Bu sınıflar arasında adil davranmamakla başlar her şey! Yine bunu da, özel kişiler, bireyler değil; onların yetki verdiği tüzel kişiler/devlet/otorite vb. becerir..

  2. #17
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kuyucak'i defalarca ve elimden geldigince özenle okudugum halde anlayamamak ufaktan stres yapiodu bana; bu konuda yalniz olmadigimi görmek biras rahatlatti mi beni, ne?

    (kizma lütfen, takiliom biras - stres atiom )

  3. #18
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    09:18
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    58
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Daha öncede söylediğim gibi,tıp sorunlu,ama sadece engellilerin için değil tüm insanlar için sorunlu...
    Sistemden kaynaklanan sorunları da tıbbın üzerine atarsak olay tümüyle çözülür herhalde
    Sağlık raporu talebinde bulunduğumuz zaman,bir kriter almak lazımsa bu da engeli bulunmayan insan üzerinden olacaktır.Neye göre belirlenecek ki bu raporlar?Verilen sağlık raparları,sağlıklı değil,ama bunun sorumlusu da tıp değil...Bunun çözülmesi için sistemin bakışaçısını değiştirmek gerekiyor...Yanlış yerde kavga veriyoruz naçizane fikrimce

  4. #19
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İçimde olanları anlatmaya devam edeceğim.. Resim çizerek..

    Sistem nedir; Sistem üretim ilişkilerine yön verenler tarafından, üretim ilişkilerine egemen olanlardan tarafından kendi çıkarlarını korumak amacıyla kurulmuş kurulmuş, işleyiştir..
    Sistemin adının ne olması önemli değildir.. İster kapitalist, ister feodalist, ister oligarşik, ister teokratik bir sistem olsun, yada sosyalist fark etmez.. Kurucuların egemenliğini pekiştirmek için toplumsal bilinç gereklidir.. İşte oluşturulan bu toplumsal bilinç sayesinde ne mülkiyet tartışılır nede paylaşımın adil olması gerektiği nede insan mutluluğu/memnuniyeti..
    Sistemin işleyişinin nasıl olduğu egemenler tarafından önemli değildir.. Şu anda da zaten işleyen bir sistem var.. Bu işleyiş bazılarına göre saat gibi tıkır tıkır mükemmeldir..

    Ancak bizler gibi ayrımcılığa uğrayan kesimler için sistem mutsuzluk üretmektedir.. Genel olarak da geniş halk yığınları içinde mutsuz insanlar üretmektedir.. Fakat egemenler içinse
    tıkır tıkır işleyen bir sistem vardır..

    Toplumsal bilinç ne işe yarar; Egemenler her gün, her olayda ayrı ayrı egemenliklerini ilan etmek için uğraşmaz.. Baskı kurmak için uğraşmazlar.. Egemenliklerini insanların kafasına
    Sanki onların kendi düşünceleriymiş gibi yerleştirirler.. Onları eğitirler.. Eğitilmiş bir ayı nasılki def sesini duyunca ön ayakları üzerine kalkarsa, biz insanlarda aynı ayı gibi, bilimsel yada kutsal sayılan veriler bunlardır denilince susarız.. Sorgulamayız..

    Sistemi bir yapıya benzetirsek, bunun üzerinde yükseldiği temellerden biriside Tıp’tır.. Diğer temellerin Din, Eğitim, Adalet, Askerlik vb olduğunu söyledim daha önce..

    Bu temellerin her birinde kutsallık ve bilimsellik ön plana çıkarılır.. İşte benim yapmak istediğim, sistemin mutsuz(/memnun olmayan) insanlar ürettiğine inanan birisi olarak Tıp’bın bilimselliğini tartışmaya açmak oldu.. Haaaa şunu yapmıyorum burada, sistemin yerine başka bir sistem önermiyorum.. Sistem gerçekten bilimsel olursa, kutsal olanlar, egemenler tarafından sömürülmezse ve de adalet sağlanırsa, daha memnun insanlar olacaktır.. Ayrıca
    Başka sistem önerenlere de karşı değilim.. Fakat benim amacım kafalarda aynı bilinç olduğu sürece bir şeyin değişmeyeceğini anlatmak..

    Tıp bilinci tarafsız ve bilimsel olmuş olsaydı, insan ruhunu ihmal etmemiş olsaydı, toplumda var olan engelli fobisi bu kadar korkunç boyutlara varmazdı.. Fobi deyince bu korkunun ne boyutlarda olduğu tam anlaşılamıyor bence.. Bu korku aslında fare dolu bir odada yalnız kalmayla eşdeğerdir bazı kafalarda.. Bu kadar yoğun yani.. Ölmek daha iyidir boyutlarında..
    Oysa engelli bireyinde sağlıklı olabileceği, mutlu olabileceği, yeni kriterleri koymak Tıb’bın görevidir..

    Son bir örnek; Ehliyet için alınan sağlık raporlarıdır.. Biz engellileri ayrıştırıyor Tıp.. Ancak canavarları ayrıştıramıyor.. Onları, yani altındaki makine ile bütünleşen canavarları ayrıştırmak asıl görevi olmalı..

  5. #20
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    09:18
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    58
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sistemin bakışaçısı çok önemli,küçümsemeyin bence...Örneğin,eşitliğe önem veren bir sistem olsaydı,tıbbın olanaklarından herkes eşit bir şekilde kullanabilirdi,ama kapitalist sistemde parası olan kullanıyor,dediğiniz gibi egemen güçlere hizmet ediyor...Asıl sorun, parası olan tıbbın olanaklarını kullanabilirken parası olmayan sosyal güvencesinin olanakları ne kadar elverirse onu kullanabiliyor...Parası olan gidip Amerikada tedavi oluyor,tıbbın olanaklarını sınırsız bir şekilde kullanıyor,parası olmayan da ilaç parası bile bulamıyor...Sonuçta engellinin topluma para olarak katkısı ve değeri yoksa çok da önemli değildir sistem için,ya fırında yakılacak ya da etkisiz eleman olacaktır...
    Sistemdeki bakışaçısı bilimsel değilse,başka kurumların da bilimsel olmasını sağlamak zordur...Türkiyede beyin göçü yaşanmaktadır,nedeni de Türkiyede bilime değer verilmediği için...İnsana ve bilime bu kadar değer verildiği için sonucunda bu olması gayet normal...Bu olay fobi falan değil,artı katkısı yoksa kişinin sisteme,ayak altında dolaşma felsefesidir...
    İnsanlar koyun olmak istiyorsa,bilimin yerini bilim karşıtı düşünceler alıyorsa,bu sadece egemen güçlerin değil kendi karanlığımızın eseridir...Aklımızı önümüze alıp düşünemiyorsak,sonra ağlarız...Işığın peşine düşenmeyenler,kendi karanlığında boğulur,sonra da ne oluyor bize diye dövünür...Ne olacak ne ekersen o bitiyor...

    Bu tartışmayı uzatmak değil niyetim,sadece olaya bakışaçısı farkından dolayı ortak noktaları göremiyoruz o nedenle cevap yazma gereği duydum...

  6. #21
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Kuyucak!

    İzin verirseniz bir parantez açarak araya girip ben de içimdekileri söylemek istiyorum.

    İlk kez, üretim ilişkilerinin toplumsal düzendeki yerini belirleyen Marks olmuştur. Yine ilk kez, üretim araçlarına sahip olan sınıfın üst yapıyı belirleyeceğini de o söylemiştir. İnsanın tarihsel gelişimine baktığımızda bunu görebiliriz. O anlamda “ sistemin adının ne olması önemli değildir, cümlenizi çok talihsiz bir değerlendirme olarak görüyorum.

    Marks, basbayağı kapitalizmin eleştirisini yapmıştır. Sözkonusu olan ne teokratik düzen, ne feodalite, ne oligarşi ne de sosyalizmdir. Kaldı ki, sosyalizm kapitalizmin anti tezidir. Tüm bunları aynı kefeye koymanızı yine talihsiz bir değerlendirme olarak görüyorum.

    Kaldı ki, siz tüm iletilerinizde dilin gücünden söz edensiniz. Niçin örtülü bir dil kullanarak elmalarla armutları bir teraziye koyuyorsunuz?

    Evet, sistemin adı pek ala da önemlidir. Sistemin adı, insanın insanlarca sömürüldüğü kapitalizmdir. Niçin bunu söylemekten yüksünüyorsunuz?

    Dayanışma yerine bencilliği ve rekabeti körükleyen kim?
    İnsanın doğuştan kötü ve çıkarcı olduğunu empoze eden kim?
    Hukukta özel mülkiyeti koruyan yasaları çıkaran kim?

    Mülkiyet… çıkar… fırsat… bencillik… rekabet… ayakta kalma… Bu benmerkezci yaşamında kendi çıkarları göre doğrular oluşturan burjuvazi değil mi?

    Dediğiniz gibi yalnızca bu sistemde engelliler mutsuz değil tüm halk yığınları mutsuzdur.

    Ve… ben… özel mülkiyetin olmadığı, barışın ve dayanışmanın egemen olduğu, yalnızca insanlığı tehdit eden güçlerle rekabet edildiği bir dünya düşlüyorum. Düşleri mi kim alabilir elimden?

    Sizin dedikleriniz yalnızca tıp konusunda değil, tüm üst yapı kurumlarında mevcuttur. Siyaset öyle… Hukuk öyle… Din öyle… Bunun içinde var olan ideolojiyi kullanmaktadırlar. Bu ideoloji nedir peki? Bu ideoloji, egemen sınıfın ideolojisidir. Yoksa, bir avuç varsıl, açlık sınırındaki milyonları nasıl yönetebilirdi?

    Kapitalizmin kendisi yanlış zaten? Yanlışın içinde doğrular aranır mı?

    Günümüzde, gerek muhafazakarlık, gerek liberalizm, gerekse sol tezler, evrensel doğruluk yerine bireysel doğruluk anlayışını temel alıyorlar. Pratikte daha iyi bir dünyanın olası olduğuna ve bunun için mücadele edilmesi gerektiği düşüncesine karşı bir kayıtsızlık var. En çok gördüğüm de bireysel olarak içe çekilme.

    Şimdi gelelim tıp konusuna… Evet, tıp egemen sınıflara hizmet ediyor. Çünkü, her şey para kazanmaya odaklanmıştır. Tıp ticarileştirilmiştir. Bir de gözden kaçırdığımız bir şey var. Yararcılık… Kapitalizmde yararcılık, burjuvazinin ahlakıdır.

    Tüm bunlar, engellilerle birlikte tüm insanları olumsuz anlamda etkilemektedir. Burada yapılması gereken çok soyut kavramları tartışırken o soyut kavramların bir kişiliği varmışçasına saldırmak yerine nedenleriyle, niçinleriyle içinde yaşadığımız ideolojiyi eleştirerek taşları yerine koymaktır.

  7. #22
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu başlık adı altında yazılanları zamanım oldukça izlemeye çalışıyorum. Dün, yalnızca son iletileri okuma fırsatı bulabilmiştim. Bugün, daha önce yazılanlar hakkında düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

    Umarım, Kuyucak’ı sinirlendirmem. Bana alınmaz. Çünkü, yine onun söylediklerinden yola çıkacağım.

    "Sağlam bireyler neden bize karşı gizli bir dayanışma içine girsinler? " Bunu anlamakta güçlük çekiyorum.

    Ben tersini düşünüyorum. Bence, insanı insan yapan özelliklerden biri, kendinden başkasını düşünebilme, kendini başkasının yerine koyabilme yeteneğinidir.

    Eğitime alınmadan doğal seleksiyona uğrama demiş Kuyucak. Bu zaten liberalizmin çıkış noktası. H. Spencer, felsefesinin temeline evrimi koymuştur. Ona göre, toplum düşüncesinin temelinde doğal seleksiyon vardır. Yani, yeterince gelişmemiş olanlar elenecektir. Geriye disiplinli ve aydın bir küme kalacaktır. Elenenler, cahiller ve disiplinsizlerdir. Bu kuramı alıp engelliler açısından düşünmüş sanırım.

    Fakat, Spencer, birşeyi unutmuş. Evet, doğada uyum ve mutasyon sonucu ayakta kalabilen canlılar yaşar. Evrimin temeli, seleksiyondur bu yüzden. Ancak, kimse doğayı adaletsizlikle suçlayamaz. Doğa için adildir açıklaması yapılamaz.

    Doğal seleksiyon ile insan yaşamını anlamaya ve anlamlandırmaya çalışmak aynı anda iki yerde bulunmaya çalışmakla eşdeğerdir. Çünkü, insanın en önemli özelliği geçim araçlarını üretebilmesidir. Bu yüzden, doğanın seleksiyonu insan için kullanılamaz.

    "Yine üretim ilişkilerine alınmadan üretimden pay vermemek " demiş Kuyucak. Çünkü, nüfus fazlası var. Evet, belki de üzerinde durmamız gereken nokta bu.

    Kategorize ederek sınıflandırmanın iki yönü vardır. Birincisi, olumludur. İkincisi, olumsuzdur. Olumlu anlamı, nesneleri sınıflandırarak o nesnelerin ne olduğunu anlarız. Olumsuz anlamı ise, sınıflandırdığımız nesneler hakkında belli paradigmalar oluşmasıdır.

    Evet, insanları sağlıklı ya da sağlıksız, sakat ya da sağlam, normal ya da anormal diye sınıflandırıyoruz. Ben burada bir sorun görmüyorum. Sonuçta, çevremizdeki nesneleri de böyle ayırıyoruz. Kısa olanı, uzun olandan nasıl ayıracağız? Tabii ki, kıyaslama yöntemiyle… Şunu demek istiyorum. İnsanı, yalnızca biyolojik bir varlık ele alırsak, yanlışa düşeriz. Çünkü, insan, bilişsel, toplumsal, ekonomik, kültürel, tarihsel olarak bir bütündür. İnsanı, bu çerçeve içinde ele almak gerekir.

    Engelliler nasıl bir ekonomik bir düzende yaşamaktadırlar? Bunun adı, kapitalizmdir. Peki, piyasa neye göre işler? Kar güdüsüne göre… Bu durumda, piyasanın acımasız doğası, iyilik değil, kötülük üretir. Çünkü, piyasanın iyilik üretmesi için hiçbir neden yoktur. İşte, engellilerde bundan payını alırlar. Ayrımcılık, en çok kapitalizmin işine yarar. Sağlık raporlarıyla insanları kategorize ederken, aslında çürüklerin içinden en çürük olanını ayıklar! Yani, işine yarayacak olanlardan en iyisini seçer! Sanırım, doğal seleksiyon derken bunu demek istiyor Kuyucak. Kaldı ki, bunun böyle olduğunu çok açık seçik yaşamımızda görebiliyoruz. Engellilik oranı düşük olanlar, en fazla işe alınanlardır. Ama, kapitalizmin yalnızca bunu engellilerde yapmıyor. Eğitimde de aynı şeyler geçerli. Kapitalizm, beyaz yakalılarda da işine en yarayanı seçiyor.

    Sanırım, tartışma, iki temel sorun çevresinde gelişiyor. Birincisi, olması gerekenler… İkincisi ise, pratik yaşamda olması gerekenlerin olmaması… Ama, Baben’in dediği gibi yanlışları farklı yerlerde arıyoruz. Ayrımcılığı yapan, geliştiren, kullanan soyut kurumlar değildir. Sorun, egemen sınıfın üst yapı kurumlarını biçimlendirdiğidir.

  8. #23
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Monalisa;

    Bu şekilde tartışırsanız seve seve katılırım tartışmaya..Devam edeyim..

    Sizin bakış açınızı anlıyabiliyorum.. Sosyalist öğretiye göre bakıyorsunuz.. Daha önce çok kereler kendime söz verdim.. Şu adam böyle der, yani Marks şöyle demiş demeden anlatmaya çalışacağım düşüncelerimi.. Güneşin etrafında dönmeyi yada yer çekimini birileri buldu diye o yasalar geçerli değildir. O doğal yasalar zaten vardır.. O yasaları insanoğlu anlamaya o tarihten sonra başlamıştır.. Anlamayı bırakın formüle edip hesaplayabilmiştir.. Aynı şekilde tarihin gidişini Marks amca belirlemez.. O zorunlu gidişi formüle etmiştir ve açıklamıştır.. Yoksa o açıklamasa da insan oğlunun gidişatı aynı yöne olacaktır..

    Daha öncede belirttim.. Ben sisteme karşı karşı mücadele edenlere karşı değilim.. Onlar daha çok üretim araçlarının sahiplerinin değişmesiyle sistemin değişeceğine inanırlar.. Tabi değişen üretim ilişkileri de üst yapıyı yeniden şekillendirecektir.. Üretim araçlarının sahiplerinin değiştirilmesi yada palavra bir lafla üretim araçlarının mülkiyetinin devlete geçmesi ve de devletinde işçi sınıfına geçmesi devrimle olur.. Şöyle de açıklanabilir; sistemin değiştirilmesi her şeyin başlangıcıdır, ilacıdır.. Sistem içinde bir şeylerin düzeltilebileceğine inanmak abesle iştigal etmektir.. Kitlelerin durumlarının iyileştirme çabaları sayılan reformlar yada ekonomist tedbirler bir işe yaramaz.. İllaki kesin çözüm devrim olmalıdır.. Kaçınılmaz son budur.. Bu sosyalist öğreti doğrultusunda sizin getirdiğiniz her eleştiride haklısınız..

    Ancak ben evrimciyim.. Evrimin hızlandırılması gerektiğine inananlardanım.. Bunun mümkün olduğuna inanıyorum.. Sistem denilen aygıtın adının ne olduğunun önemi olmadığına inanıyorum.. Bu üst yapının yetiştirdiği her bireyin içinde asıl olarak onun etkilerinin olduğuna inanırım.. Yani kapitalist sistemin yada yarı feodal-kapitalist sistemin yetiştirdiği beyinlerin haaa deyince o kültürden kurtulabildiğine inanmaktan vaz geçtim ben.
    Eskiden inandım.. Dünyada inandı.. Oysa insan dediğin o kadar kolayca kafasına koyulanları dışarı çıkaramıyor.. Sonuçta sosyalist sistemlerin baronları ile kapitalist sistemin burjuvaları arasında fark kalmadığını gördü bu dünya..

    Bilmek başka şeydir, bildiğini yaşamak, bildiğin gibi olmak başka şeydir.. Kapitalist sistemin kendine, doğasına, hem cinslerine, ve evrende var olan her şeye yabancılaştırdığı insan bir kitap okuyacak.. Sonra her şeyin farkına varıp, titreyip kendine gelecek ve devrim yapıp kendini insanlığın geleceği olan komünist sistem için feda edecek.. İnsanlık için kendinden vazgeçecek, kendini feda edecek.. Üstelik cennet vaad eden bir tanrısı ve de inancı yokken.. Neymiş efendim; adı tarihe altın harflerle yazılacakmış..

    Böyle olmadı tabi.. O yüzden insanlığın cenneti olan sisteme,( bir ara rejim olan, sosyalist öğreti) devrimle varılamaz diyorum ben.. Sistemin kurumlarını, sistemi oluşturulan kurumları insanlığa hizmet etmeye zorlamakla daha fazla hizmet etmiş oluruz hem insanlara hem de ilerde bize lazım olacak üst yapının yeniden evrilmesine.. O kurumların en ağa babalarından biriside Tıp’tır işte.. Hem üst yapıya hem alt yapıya egemen olan ana kurumlardan birisidir.
    Masum değildir..

    Belki sosyalist öğretiye yeni bir şekil vermeye çalışan milyonlar içinde belirgin dereler oluşmadı daha.. Ama oluşacağından eminim.. Bunları hep konuşuyoruz biz eski devrimci yeni evrimciler olarak.. Buna isim bile bulundu: Dialektik devrim yada Dialektik sosyalizm..
    Saygılarımla..

  9. #24
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sosyalist, komünist ya da ütopik bir ekonomik sistemin tıkır tıkır işlediği bir yerde yaşayan engelli, sağlık raporlarıyla kategorize edilmeyecek midir?
    Üretime katkıda bulunup bulunamayacağını ya da bu katkının ne oranda olacağını belgelemesi gerekmeyecek midir?
    Engelliler, bedensel engeli bulunmayan çoğunlukla yaşadığı sürece bu çoğunluğun gözünde bir fobi oluşturmasa da “farklı”, “ayrı”, “başka”, “öteki” gibi sıfatlarla tanımlanmayacak mıdır?
    Mutsuz engellileri mutsuz kılan şey toplumun bakış açısında engelli fobisi olduğu kanısı mıdır?
    Tıbbın, engelli engelsiz herkese kaliteli ve nitelikli bir hizmeti adil bir şekilde ulaştırabildiği bir ülkede tüm bedensel engellere çare bulunabilmiş ya da bulunabilecek midir?
    Tüm engellerin, hastalıkların çaresi, tedavisi vardı da para ya da sistem yüzünden mi bu tedaviye ulaşılamıyor?
    Engelliyi ötekileştiren salt toplum ya da sistem midir?
    Toplumlarda fobilere, ayrımcılıklara, zorluklara yalnızca engelliler mi maruz kalmaktadır?
    Beden sağlığı yerinde olan ve tüm uzuvlarını tam kapasite kullanan bireyler ruhsal anlamda da sağlıklı, mutlu bireyler midir?

    Yukarıdaki görüş ve tartışmaların tümünü okuyunca aklıma bu sorular geldi.
    Aslında hepimizin cevaplarını bildiği sorular.

  10. #25
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    En sonunda anlaşabileceğimize sevindim.

    Sizin verdiğiniz örneklerden yola çıkacak olursam, tabii ki, Newton’un yerçekimi yasası, o bulmadan önce de vardı. Ama insanlık bunu bilmiyordu. Ama, ben bilim insanlarının ya da felsefecilerin tüm insanlığa katkı yaptığını düşünürüm. Eğer, bir düşünceyi, bir kuramı tartışırken üstü kapalı olarak anlatırsak, hem o insanlara haksızlık yaparız. Hem de bildiklerimizi başkalarına doğru aktarmamış oluruz. Çünkü, insanlık taş üstüne taş koymakla oluşmuştur. Bu anlamda, burası da kamuya açık bir yer… Bilimi de, felsefeyi de tartışacağız. Ama, doğru bir biçimde. O insanlardan söz etmemiz bize bir şey kaybettirmez. Kaldı ki, o kuramları ne kadar doğru anlarsak, biz de o kadar kendimizi geliştirir, diğer insanlara bilgimizi aktarabiliriz. İnsana katkı yaparız.

    "Sistemin değiştirebileceğine ilişkin olanları değiştirmek için boşuna uğraşıyorlar " diye hiç düşünmedim. Ben, yalnızca, bir soruna bakarken, o sorunu bütünü ile ele almaya çalışıyorum. Her, olguda nedenler yerine sonuca bakarsak yanılırız. Bunun altını çizmek istemiştim.

    Siz de şunu görüyorum. Evet, inançlarınız, kanılarınız, sanılarınız var. Ama, bunu temellendiremiyorsunuz. Burada sizi suçladığımı falan düşünmeyin. Karşıma kim çıkarsa çıksın, temellendirilmemiş düşünce, düşünce değildir. Ben de, bunu karşımdaki insana söylerim.

    İnsanın insan olabilmesi için, felsefi, bilimsel, estetik, sanatsal anlamda birikimli ve donanımlı olması gerekir. Çünkü, bilgi olmadan insan bilemez. Sevgi de bile bilginin özü bulunur. Erdem de öyledir. Erdem, öğrenebilir. Bu örnekler çoğaltılabilir." İnsan, bencil midir, "diyorlar. Hayır, insanın bencil olmadığını kendi eylemlerimizle biz göstereceğiz. "İnsan, insanın kurdu mudur ,"diyorlar. Bunun nereden çıktığını bileceğiz. "Dostluk yok mudur ",diyorlar. Önce biz kendimiz dost olmayı becereceğiz. İnsan insanlaşmadan, sosyalizm kurulamaz. Burada neden sosyalizmin çöktüğünü tartışmayacağım. Ama, çökmesinin nedenlerinden biri, insana yatırım yapılmamasıdır.

    Şu anda, Türkiye’nin en önemli sorunu, aydınlanmış bir toplum olmamasıdır. Siz, ekmeğinin peşinde koşan birisine laikliğin önemini anlatamazsınız.

    Evrimciyim derken ne demek istediğinizi tam olarak anlayamadım. Benim cahilliğime verin.

    Empatizan’ın sorduğu sorulara gelince… Eğer, yanıtlarını biliyorsa, soru sormaya da gerek yoktur diye düşünüyorum.

  11. #26
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili empatizan başlığı açarken şöyle demiştim;

    ''Tıp en büyük yanlışı nerede yaptı artık biliyorum.. Bunu elle tutacak kadar somutlaştı kafamda.. Tıp en büyük yanlışı, insanı tek bir fiziksel mekanizma sanarak yaptı. Fiziksel olarak düzgün çalışan bir anatomik yapının, insanın kendisini ben saydığı ruhsal-tinsel yapısını mutlu edeceği üzerine temellendi Tıp.. Memnun olma/Mutlu olma sağlıklı ve düzgün çalışan bir bedenden kaynaklı olacak sanıldı..''

    Bu yazımı çok önceden yazmıştım yada kurgulamıştım kafamda ve onu paylaştığım insanlar engelli değildi.. Hiç biride olayın engelli kısmına odaklanıp kalmadı..
    Bu tehlikeyi görüp şöyle demiştim aslında;
    ‘’Milyonların temel sorununu sadece engellilerin sorunlarının temeliymiş gibi göstermek saçmalık olur tabi ki.. Her zaman dediğim gibi; Bizim sorunlarımız toplum sorunlarından ayrı düşünülemez.. Bir farkla ama, her sorunu on kat, yüz kat daha fazla hissederiz biz..’’

    Kısaca diyorum ki hiçbir engelli sorunu temel insan sorunlarından bağımsız değildir

  12. #27
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    09:18
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    58
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: kuyucak Mesajı Gör
    Kısaca diyorum ki hiçbir engelli sorunu temel insan sorunlarından bağımsız değildir
    Benim savunduğum da buydu işte..Tıbbi kaynaklı sorunlar da sadece engellilerle ilgili değil tüm insanlıkla ilgilidir...

  13. #28
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili monalisa,
    Cevabını bildiğim sorularımı size ya da başka birisine sormamıştım.
    Sadece foruma yazan arkadaşların benim aklıma gelen bu soruları ve bildikleri cevaplarını yadetmelerini ve neticesindeki fikir teattisini arzu etmiştim.
    Zaten beni tanıyan dostlar ne demek istediğimi anlamışlar.
    Aslında sorun Kuyucak'ın özetlediği gibi engellilerin varolmak için daha fazla efor daha fazla emek daha fazla özveride bulunma sorunu.
    Engellilerin ve tüm toplumun felsefi, bilimsel, sanatsal, estetik anlamda daha donanımlı daha nitelikli olması elbette bu eforu ve mücadeleyi kolaylaştırır ama sorunun sadece sistemde, sadece tıpta, sadece toplumda, salt engellide ya da salt toplumun bakış açısında aranmasının ve salt engellilere indirgenmesinin anlamsızlığını dile getirmek istedim sadece.
    Sevgi ve saygılarımla

  14. #29
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Empatizan kardeşim!

    Bu forumlara yazı yazarken kimileyin yazılanlara yanıt verip vermemekte tereddüt yaşıyorum.

    Aslında küçük ayrıntılar peşinde değilim. Ama susmayı da beceremiyorum.

    Evet, sizi başkaları tanıyor olabilir. Ama ben tanımıyorum. Birisi, arka arkaya soruları sıralıyor. Sonra da, yanıtlarını bildiğini söylüyor. Demezler mi ona? Madem, yanıtlarını biliyordun. Ne demeye soruyorsun o zaman. Sen benimle dalga mı geçiyorsun, diye.

    Hani yanıtlarına da tek tek yazsaydınız fena olmazdı. Herkesin doğrusu farklıdır da…

    Ben, yalnızca engellilerin donanımlı olmasından söz etmedim. Tüm toplumdan söz ettim. Evet, aslında senin de dediğin gibi hepsi birbiri içine geçmiş durumda.




Sayfa 2 / 2 İlkİlk 12