Sayfa 4 / 7 İlkİlk 1234567 SonSon
Toplam 102 mesajın 46-60 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #46
    Üye
    mezopotamyali kederi Avatarı

    Gerçek Adı
    ASYA
    Üyelik Tarihi
    02.02-2008
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.371
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Monalisa,tartışmaya keyifli bir hava kattığın için öncelikle teşekkür ederim... İş yerinde yapmış olduğun şu anket...Sonucu beni hiç şaşırtmadı...Hatta aksi olsaydı "hadi ordan" derdim...İnsan tanımadığı şeylerin ya budalası olur ya da düşmanı.Ankete katılan arkadaşların bir engelliyi ne kadar yakından tanıdıkları konusunda da bir şerh düşseydin sonucu daha objektif bulacağıma inanıyorum.
    Çok yakınımızda bir engelli varsa ve onunla yaşıyorsak tercihlerimiz netleşiyor.Hoş bu durum benim aleyhime sonuçlansa da yine de inancım bu yönde.Beraberliğimizin ilk aylarında arkadaşım,23 yaşındaki kardeşinin bakıma muhtaç bir yaşantı sürdüğünden bahsetti.Aklıma nedense ona bakan ve her türlü ihtiyacını karşılayan annenin hastalanması ya da (Allah göstermesin) vefatı durumunda ne yapacağım konusunda küçücük bir soru gelmedi...Olumsuz bir durum karşısında elbet ona bakmak bizim görevimiz olurdu.Hatta ben bundan onur duyardım çünkü sevdiğim insanın kandeşiydi o...Maddi imkanlarımı onun için seferber edebilir kendim bakamasam bile bir bakıcı yardımıyla onun hayatını da kendi hayatımızı da düzenleyebilirim diye düşündüm.Ben böyle düşünürken, bizim Beyzade "ailedeki engelli kontenjanını" düşündüğü için olsa gerek ,defalarca özür dileyerek,ağlayarak,kendini içkiye vererek ilişkimizi bitirdi...Aile baskısı bir yandan, gözde evlat olması bir yandan...bir evin bir oğlu ya, anlış şanlı gelin gelecek illa onlara...Oysa ne ailesinin ne de arkadaşlarının normlarına uyuyordum. Kendine gelmesini,karar vermesini beklerken, "beni istemeyeni ben hiç istemem" deyip kendime bir yol açtım.Düşe kalka gidiyoruz bakalım...Nereye kadar dersen? Gittiği yere kadar...

    Sorunların çözülmesi çok uzun zaman alacak.Bir engelliyi anlamak için bazen kısa süreliğine engelli olmak bile yetmiyor.Bazen engelli yakını olmak bile yetmiyor...Arkadaşlıklarım bazen sevda rengine döndüğünde şu yargıya vardığım doğrudur."Bu adam mükemmelliyetçi değil miyd?Beni nasıl evlilik için uygun görür?" Sanırım bu, onların benim durumuma alışmasıyla alakalı...Fakat madalyonun bir de tersi var.Kendimi bu insanlar yüzünden çok ezmişim...Kendimi tercih edilemez bir varlık haline getirmişim...Kimin yüzünden?Toplumun normları yüzünden.Dayatması yüzünden...Kahretsin ki herkese hesap verme,şirin görünme çabası,başkaları ne der anlayışı bu toplumun olmazsa olmaz endişeleri...
    Toplum, açtığımız istan bayrağını göremeyecek kadar kör,çığlığımızı duyamayacak kadar sağır...(Aman ha arkadaşlar bu sözle de polemik oluşturmayalım) Günah keçisini bulduk.Toplum...Peki ne yapılabilir?

  2. #47
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:15
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Monalisa adlı üyeden alıntı:
    Bir ilişkinin sağlıklı yürümesi için her iki bireyinde aynı şekilde sorumluluğu yokmu dur? Engelli biri, engelsiz biriyle aşk yaşadığında engelsiz olanı ne oranda taşıyabilmektedir?

    Aşk iki kişilik olduğuna göre, o sorumluluk da ikisine ait değil midir?



    Monalisa, aşk iki kişilik olması gerekir,ama bizim gibi kültürlerde iki kişinin aşkına karışmayan kalmaz…
    Sevgi iki kişinin çabası sonucunda devam eder,ama terazinin kefelerinden biri olmazsa bir şey tartabilir misin? Engelli sevdiği tarafından terk edilince taşıyacak bir şey kalmıyor demek istediğim…Birlikte yürünen yolda diğeri bırakıp giderse yürünecek yol kalmaz…Burada ötekileştirilen kişi engelli ve engelinden dolayı ilişkinin bitmesi taraftarı olan da engelsiz ailesi…Engelli çocuğu olan aileler,engelsiz bir gelin ya da damat adayı olduğunda sorun çıkıyor mu acaba,şimdi bunu merak ettim?Böyle bir durumla karşılaşmış olan var mı?

    monalisa adlı üyeden alıntı:
    Demek ki, toplumda engelli kadınla evlenilemeyeceğine ilişkin inanç var. Anne ya da baba olmak, akrabalık ilişkilerinde cinsiyete göre rollere bürünmek, toplumsal sistemlerin var ettiği ideolojilerden kaynaklanmaktadır. Engellilerin “iyi bir eş”, olamayacağı, onlara yüklenen beklentileri yerine getiremeyeceği anlayışı yaygın.
    Öyleyse, önce bu rollere hayır diyeceğiz. İnsan, başkaldırdığı oranda çevresini değiştirebilir. Tarih, bunun kanıtıdır.
    Biz mücadele ediyoruz,hayatın içindeyiz,her zaman da mücadele etmeye devam edeceğim...Ama sizin de yaptığınız anketteki sonucu gördünüz ki,engelsiz insanlar engelli insanları eş olarak kabul edemiyorlar...Geçmişte,yaklaşık 18 yıl önce,benim tanımadığım tesedüfen gittiğim bir yerde,hem de eğitim seviyesi yüksek insanların sohbetine tanık oldum...Bu sohbet sırasında ,benim de aynı mekanda olmamdan hiç sakınma gereği duymadan konuştular,bu insan da engelli üzülür,kırılır düşüncesi bile geçmedi sanırım kafalarından...Arkadaşları engelli biriyle evlenmiş onun hakkında konuşuyorlardı."Engelli biriyle aynı yatağa girilebilir mi?" sorusunu sordu bir tanesi...Bu soru çok korkunç bir soruydu,bana tiksindirici geldi...Önyargıların bu kadar korkunç boyutta olması beynimde şimşeklerin çakmasına sebep oldu,o günden beridir de engelsiz biriyle bir beraberlik düşünmedim...Biz mücadele etmeye devam edeceğiz,biz engelliyiz,insanız,engelsizlerin yapabileceği bir çok şeyi yapabiliyoruz diyeceğiz...Baştan da dediğim gibi sosyal alanda bir sıkıntımız yok,işimizi en iyi şekilde yapınca taktir topluyoruz,saygı görüyoruz,engelsiz dostlarımız bize değer veriyor v.s ama iş duygusal boyuta gelince işin rengi değişiyor ve bu alanda bizim tek başımıza mücadele etmemiz yetersiz kalıyor..."Tek başına kurtuluş yok,ya hep beraber ya da hiç" diye bir solagan vardı benim gençliğimde...Bizim kurtuluşumuz da toplum olarak önyargılardan kurtulmaktan geçiyor...Onun için de uzunca bir süre daha mücadele etmemiz gerekiyor sanırım...

  3. #48
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:15
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Pasaman adlı üyeden alıntı.
    “Toplum dayatması sonucu bu şekilde oldu” cümlesi, bireyin fikirsel korkaklığını meşrulaştırması çabasından öte değil gibime geliyor, bence tabi ki…
    Korkaklıktan ziyade,toplum hakkında deneyimler diyelim daha şık olur…Anarşizimle,önyargılardan kurtulabileceğinizi mi düşünüyorsunuz?

  4. #49
    Üye
    seker kiz Avatarı

    Gerçek Adı
    Melike
    Üyelik Tarihi
    05.08-2008
    Son Giriş
    11.12-2017
    Saat
    00:37
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    1.848
    Alınan Beğeniler
    23
    Verilen Beğeniler
    17

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Burda konu başlığı engelli-engelsiz ilişkilerindeki asıl sorun nedir diye açılmış ama konu dönmüş dolaşmış paraya olmadık şeylere gelmiş.Bizim engelsizlerle gerçekten bir sorunumuzmu var ? Hayır benim kimseyle herhangi bir sorunum yok.Eğer kendimizi yeterince ifade etmesini becerebilirsek,insanlarla yanyanayken sürekli engelimize dikkat çekecek tavırlar takınmazsak,,komplekslere girmezsek elbette insanlar bizi olduğumuzdan farklı algılamaz.olumsuz anlamda önyargılara kapılmasına izin verecek davranışlarda bulunmamamız gerekli.herkes gibi sıradan insanlar gibi davranmalıyız.insanlarla beraberken engelimizi ön plana çıkartacak tavırlar takınıp gereksiz koplerkslere girmemeliyiz.ben kendimi bildim bileli hep böyle davrandım.ve diğer insanlardan hep taktir almışımdır bu yüzden.çünkü diğer insanlar ben yanlarındayken benide kendilerinden biri olarak algılıyorlar.çünkü ben engelimi ön plana çıkarıp insanları olumlu olumsuz tedirgin edecek davranışlarda bulunmuyorum.elbette çok para bizim hayatımızı ciddi anlamda kolaylaştıracaktır ama direkt olarak insanlarla aramıza mesafe koyan şeyin para olduğunu kesinlikle düşünmüyorum ben.asncak ve ancak kendimizi zavallı güçsüz zayıf olarak gösterirsek insanlarla aramıza mesafe koyarız.aşk konusunda aynı düşüncem geçerli.para varsa aşk var-yoksa yok gibi bir düşünce kesinlikle çok yanlış.aşk paha biçilemez bir olgudur arkadaşlar.PARAYLA AŞK SATIN ALINAMAZ. DAHA FAZLA KENDİNE GÜVEN GEREKLİ...

  5. #50
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Monalisa'' Umudu öldürmek, insanlaşma önünde bir adım atmamaktır. Siz Kafkacı mısınız? Yoksa Camus’tan mı etkilendiniz? Kimden? Kafka’da sizin gibi konuşuyordu. Toplum her şeydir!!!'' diyorsun..
    Bu saydıklarının yanı sıra bu kulvarda koşan başka aydınlardan/romantiklerden de etkilendim ben.. Nietzche, sartre, camus.. Ne bilem insanı tanıma anlamında freud, Erich From vs vs.. Kafkacılık diye bir akım yok ki ben ondan olayım.. Kafka karamsar gibi görünsede yaşama yön verebilmiş, toplumu geriletebilmiş insanlardan birisidir.. Onunla adımın anılması anlatılmaz bir mutluluk verir bana.. O toplum herşey derdi ancak yaşamı onla kavga etmekle geçti .. Onun verdiği kavgalar sonucu toplum baskısı, batı kültüründe epey gerilemiştir..
    Tek başına değil ama onunda çorbada tuzu çoktur.. Umarım ona benzer yiğit insanlar doğu toplumlarında toplumsal baskıyı geriletirler.
    Ben anarşist miyim bilmiyorum.. Nihilizmin ne olduğunu bilirim.. Epeyce hak verdiğim yönleri vardır.. UMUT kelimesinden oldum olası nefret ederim.. Dünyadaki en dayanılmazı dayanılır yapan, en büyük uyuşturucudur.. İnsanlaşma önünde adım atmaya gelince, aklımın erdiği ve yattığı her şeyde, en önde olmak için epey bedel ödedim ben.. uMUT ölsün o yüzden..
    Pasaman yıkacağın bir şeyin yerine ne gelecek diye düşünürsen, anarşist olamazsın.. Bırak onları toplum mühendisleri düşünsün..
    Bundan kötüsü ne olabilir ki, farklı olanlar için? Binlerce yıllık düşünsel tabulara saldırmak zaten Don Kişotluk denir ya..
    Anarşist olalım da havamız olsun..

  6. #51
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:15
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    pasaman adlı üyeden alıntı:Ama bireyin kabullenme ve “zor” karşısındaki geri çekilmesinin, estetik ifadesi bence o cümle… “Toplum dayatması sonucu bu şekilde oldu”
    Sevgili pasaman,kişi geri çekildiyse ve bu da toplum tarafından olduysa,bunun adına ne dememiz gerekiyor?"
    Tamam pes eden kişi gitti,bize düşen görev mücadeleye devam etmek olacak,bırakıp giden biz değiliz nasıl olsa deyip yola devam ettik.Önyargıları yıkana kadar devam edelim diyorsun.Devam edip görelim,sonuç ne olacak,kartopu olup büyüyecek miyiz,yoksa çığın altında mı kalacağız?

  7. #52
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:15
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili pasaman,Nazım Usta o şiiri yaklaşık 80 yıl önce yazmış ama ne hikmetse karanlıklardan aydınlığa çıkamadık bir türlü Yeterince yanamadık sanırım...

  8. #53
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Şehribanu, Nazım Usta "Yanalım" demiş ama nasıl yanılacağını tarif etmemiş.. O yüzden herkes kafasına göre yorumlamış.. Kimisi saman alevi gibi yanmış, kimisi meşe odunu gibi yanmış, kimisi havai fişek gibi show yapmak için patlamış, kimisi Olimpos'un sönmeyen ateşi gibi yanmış. Oradaki yanmayı "güneşte yanmak" zannedenler bile olmuş..

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: mezopotamyali kederi Mesajı Gör
    Günah keçisini bulduk.Toplum...Peki ne yapılabilir?
    İşte bunu hiç sormayacaktın, Mezocum..
    Çünkü bunun cevabını verebilmek için; bin yıllardır nice düşünürler, filozoflar, bilim adamları kütüphaneler dolusu kitap yazmışlar, deyim yerindeyse kafalarını yemişler , nice koçyiğitler ne savaşlar vermişler bir bilsen…
    Çünkü işin içinde "toplum" olduğunda öyle basit bir aşk-meşk hikayesi olarak kalmıyor.. Yukarıda arkadaşlar değinmişler; yananları, yakanları, sönenleri, söndürenleri ile "32 kısım tekmili birden tiyatro" oynanıyor.. Bunun adına da kısaca HAYAT deniyor..
    Önceki mesajımda " İki kişilik bir dünyada yaşanmıyor! demiştim. 6,5 milyar inanla paylaşıyoruz bu dünyayı.. Aileler var, tanıdığımız/tanımadığımız insanlar var, ayrı ayrı ırklar, dinler, uluslar var.. Bunların eskileri/yenileri, az gelişmişleri/çok gelişmişleri var.. Var da var yani. Çeşit çeşit insan..
    İnsanoğlunun kırılamayan bi özelliği "önyargılar"sa diğeri de "emsal gösterme" huyudur mutlaka! En ufak bir şeyde "Benim başım kel mi.. Ona var da bana niye yok?" deriz. Yukarıda Sehribanu da yapmış: " aşk iki kişilik olması gerekir,ama bizim gibi kültürlerde iki kişinin aşkına karışmayan kalmaz demiş.. -yanlış anlaşılmasın.. Eleştirmek için söylemiyorum. Yanlış da değil! Ben de yaparım zaman zaman.. - Ama tarihçelerini ve nedenlerini karşılaştırmalı olarak özetlemediğimizde havada kalır bu tür çıkarımlar.. 'Bizim gibi' olmayan kültürler o aşamaya gelebilmek için neleri, nasıl yapmıştır?' da 'Bizim gibi' kültürler niye yap(a)mamıştır?' sorulacak ve cevaplanması gereken iki önemli sorudur!!

  9. #54
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:15
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Baben abi,bizim için yanmak karanlıkları aydınlatmaktır,cehalete,haksızlığa karşı gelmek,ötekileştirilmeye karşı gelmek,bilgiyi ve bilimi ilke edinmektir.Biz yanmaya alışkınız her devirde,gerekirse yine yanarız aydınlık için...

    Baben adlı üyeden alıntı:Ama tarihçelerini ve nedenlerini karşılaştırmalı olarak özetlemediğimizde havada kalır bu tür çıkarımlar.. 'Bizim gibi' olmayan kültürler o aşamaya gelebilmek için neleri, nasıl yapmıştır?' da 'Bizim gibi' kültürler niye yap(a)mamıştır?' sorulacak ve cevaplanması gereken iki önemli sorudur!!
    Sevgili Baben abi, güzel vurgu yapmışsın...Biz feodal ve ataerkil bir toplumuz.Bizim gibi kültürler toplumsal düşünür.Bireyin duygu ve düşünceleri önemli değildir...Sadece toplumun kriterlerinine uyup uymaması önemlidir.Burada önemli olan toplumsal mutluluktur,bireysel mutluluklar önemli değildir...Aileler genellikle "çevre ne der" ve "çevreye karşı bizi rezil etmeyin" gibi sözler kullanırlar...Oğulllar daha çok da kızlar,toplum kurallarını çiğnediği zaman aile bunu onur meselesi yapar ve boynu bükük gezer...Anadoluda görücü usulü evlilikleri bilirsiniz.Bu tür evliliklerde kızın ya da erkeğin duyguları değil aileye uygun olup olmaması ön plandadır.Sonuç,sonu hüsran evliliklerdir.Evlenen kişiler mutlu değildir,ama toplum mutludur.
    Bizim gibi olmayan toplumlar bireysel düşünür...İnsanların bire bir mutluluğu önemlidir.Bireylerin kendi duygu ve düşüncelerine önem verir ve aşkına saygı gösterir..."Bana uygun gelmedi ama sen mutlu olacaksan ben saygı gösteririm" gibi sözler kullanılır...
    Bizde, "ben seni ne zorluklarla büyüttüm","beni çiğneyip gececek misin?","hakkımı helal etmem" gibi söylemlerle kişinin iradesine hakimiyet vardır...
    Bireysel kültürler bu aşamaya gelmek için çok acı çekmiştir mutlaka,bedeller ödenmiştir...Bizim de o bedelleri ödememiz gerekiyor...
    Bizim de bireysel kültürlerde olduğu gibi çevresel faktörleri dikkate almadan yaşayabilmemiz gerekir ama bu çoğu zaman mümkün olmuyor..O zinciri kırmak için,her şeyi göze alıp yalnız kalmak,gerekirse cezalara yasaklara boyun eğmek,hayatımızda kazandığımız her şeyi feda etmemiz,gerekirse hayatımız bedel olarak koymamız gerekiyor...Yüreği büyük insanlar vardır mutlaka...Onları meydanlara bekliyoruz...

  10. #55
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ancak bugün forumlara girmeye zamanım oldu. Onun için yazdıklarınızı biraz gecikmeli yanıtlayacağım.

    Sevgili Mezopotamyalı!

    İletinizi dikkatle okudum. Sizin yazdıklarınızı okurken o kadar çok şey aklımdan geçti ki… Hepimizin yaşadıkları benzer şeyler… Gençlik yıllarımda yaşadıklarıma üzülürdüm. Hüzün kaplardı içimi. Ama köprülerin altından çağlayanlar aktı, geçti. O zamanlar, beni dış görünümünden dolayı red edenleri, bugün düşündüğümde, hiç de önemsemiyorum. Hatta üzüldüğüm için salakmışım diyorum. Çünkü, bugün ne istediğimi biliyorum. O zamanlar çok toydum. Her neyse…

    Aşkla ilgili düşüncelerimi yazmıştım. Evet, haklısın. Seni istemeyeni sen de istemeyeceksin. Daha şimdiden toplumun baskısına karşı koyamıyorsa, evliliğiniz bir alışkanlığa dönüştüğünde ne yapacaksınız? Çünkü, bana göre, bir süre sonra birliktelikler alışkanlığa dönüşüyor. Neden peki? Çünkü, iki kişinin ilişkisinin sağlıklı sürmesi için entelektüel anlamda birbirlerini beslemeleri, geliştirmeleri gerekiyor. Yoksa, o birliktelik güdükleşiyor.

    Sevgili Mezopotamyalı!

    Yalnızca, toplumun baskısını engelliler duyumsamıyor. Tüm bireyler olarak kimileyin toplumun kurallarına boyun eğmek zorunda kalıyoruz. Ben, sizi, beni ya da bu satırları okuyanları, sorgulayan insan kategorisine koyuyorum. Sorgulayan kişi, akıl yürüten, olayları nedenleriyle ele alan kişidir. O, sonuca bakıp karar vermez. İnsanları, tarihi, dünyayı bir bütün olarak görür. Gördüğü yanlışların düzeltilmesi için mücadele eder. Oysa pek çok kişi, sorgulamadan topluma uyum sağlar. Sorgulamayan kişiler, kolaylıkla toplumun yanlışlarıyla uzlaşır. Çünkü, böyle davrandığında toplumla çatışma yaşamayacaktır.

    Demek ki, sorun, toplumun normlarına göre yaşayıp yaşamama sorunudur. Eğer, içinde yaşadığınız toplumun normları size yanlış geliyorsa, kendi doğrunuzu yaşama geçirmeye çalışacaksınız. Ama bu, bilinçli bir seçim olmalıdır. Sonunda bedel ödemeye razı olunmalıdır. Tüm bunları, genel anlamda söylüyorum.

    Engellilere gelince… Evet, haklısın. Ben de senin geçtiğin aşamalardan geçtim. Toplumun normlarına göre bir değer biçiyordum önceleri kendime. Kendimi değersiz biri olarak görüyordum ergenlik döneminde. Hatta kendime acıyordum. O yıllarda kendi kendime eziyet etmişim diye düşünüyorum şimdi.

    Bence, asıl sorun, önce yine kendimizden başlamaktadır. Kendimizi sorgulayacağız önce. Ben kimim diye yola çıkacağız. Kendi değerlerimizi belirleyeceğiz. Peki bunu nasıl yapacağız? Bilgiyle… bilgiyle… bilgiyle…

    Bilgi neyle başlar peki? Bilgi kavramlarla başlar. Her kavramın, içlemini, kaplamını bilmeliyiz. Çünkü, bir önermenin yanlışlığı ya da doğruluğu kavramların anlamını bilmeden belirleyemeyiz. Örneğin, “seven insan sevdiğine bile isteye zarar vermez “ dendiğinde bunu nasıl düşüncede kanıtlarsınız ya da çürütürsünüz?

    Ya da bir insan seni çok seviyorum dediğinde ona inanacak mıyız hemen?

    Ben inandım. Sonra kafam duvara tosladı. Bütün dünyam allak bullak oldu. Sonra da kendi kendime ne kadar saf olduğumu söyledim durdum. Sahi niye sormamıştım? Sevgi kavramı neydi ? Sahi niye sormamıştım ? İnsan nedir diye… Sevgi niceliksel olabilir miydi? Niye sormamıştım. Herkesi kendim gibi zannetmiştim. Galiba bu yüzden hep yaşamı ıskaladım. Acılar çektim. Ama acılar çok şey öğretiyor insana… Neyse…

    Demek ki, engelliye gelmeden önce insanı sorgulamak gerekiyor. İnsan nedir? İnsanın özü nedir? Öz töz müdür? Töz nedir? Töz değişir mi? Kişilik nedir? Kimlik nedir peki? İşte tüm bunun gibi sorular, bizi yaşamı sorgulamaya götürüyor.

    Bana göre, çok kısaca, bireyi birey yapan onu diğerlerinden ayıran kurucu ayrımlardır. Yani, kendi kişiliğini oluşturan değerlerdir. Ben bir insanı severken, saçının rengi ya da bilmem neresi güzel diye sevmiyorum. Onu diğerlerinden ayıran niteliklerine bakıyorum. Örneğin, yolda nasıl yürüyor? Neye gülüyor? Neye üzülüyor? Dünyada olup bitenlerle ilgileniyor mu? Sözleri eylemleriyle birbirini tutuyor mu? v.s. v.s.

    İnsan kendi doğrularını belirledikten sonra, karşısına aradığı nitelikle biri çıkarsa, bir birliktelik yaşar. Çıkmazsa da, yalnızlığı yaşar. Bu, bireyin seçimi.

    Toplum sizin dediğiniz kadar da, kör ve sağır değil. Her birimizin birey olarak bu konuda yapacak şeyleri var. Örneğin, ben engellilerle ilgili yazılar yazıyorum. O yazılardan sonra, engelsiz bir insanın kulağıma eğilip engellilerle ilgili bir öykü yazdım. Çok güzel oldu. Sana göndereceğim demesi insanı öyle mutlu ediyor ki…

    Tabii ki, engellilerle ilgili önyargı ve tutumların ortadan kalkması için, hep birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. Bunun çeşitli yolları var. Ama en önemlisi, engellilerin örgütlenmesidir.

    Şehribanu demiş ki:

    Monalisa, aşk iki kişilik olması gerekir,ama bizim gibi kültürlerde iki kişinin aşkına karışmayan kalmaz…”
    Demek ki, aşk kişilik değil, toplumsaldır.

    Hem engellilere yönelik önyargılardan söz ediyoruz. Hem de kendimiz engellilere önyargılı davranıyoruz.

    Örneğin, Şehribanu’nun dediği gibi;

    Önyargıların bu kadar korkunç boyutta olması beynimde şimşeklerin çakmasına sebep oldu,o günden beridir de engelsiz biriyle bir beraberlik düşünmedim...”
    Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!

    Ben engellilerin illa da, partnerim engelsiz biri olsun anlayışını da anlayamıyorum. Çevremde, engelsiz biriyle evlenip sonradan terk edilen o kadar çok engelli kadın var ki… Hepsinin yaşamı da trajik!

    Kuyucak’a geldikte…

    Niçe ve Satır’dan etkilendiğiniz çok açık seçik görülüyor zaten. Kafkacı mısınız derken karamsarlıktan ve toplumun önünde bireyin hiç olması anlayışını mı benimsiyorsunuz demek istemiştim. Yoksa, ben de böyle bir akımın olmadığını biliyorum. O kadar cahil değilim.

    Kuyucak demiş ki:

    UMUT kelimesinden oldum olası nefret ederim.. Dünyadaki en dayanılmazı dayanılır yapan, en büyük uyuşturucudur.. İnsanlaşma önünde adım atmaya gelince, aklımın erdiği ve yattığı her şeyde, en önde olmak için epey bedel ödedim ben.. uMUT ölsün o yüzden..
    Dayanılmaz nedir? Uyuşturucu nedir? Valla! Ahret sorusu sormayın bana demeyin. Ben de soru sormadığım için çok bedel ödedim.

    Siz öznel olarak yenilmiş olabilirsiniz. Baksanıza daha ne olduğunuza karar verememişsiniz. Siz de modaya uysaydınız. Liberal olsaydınız… Onlar, herşeyden kolayca kendini sıyırıveriyor. Ama anarşirstlerden de bir şey olmaz. Kafanıza takmayın bence. Değmez.

    Hani Yunanistan’daki gençlere ne oldu?

    Ama bir gerçek var ki:

    İnsanlar ölse de, kavramlar ölmez. Tıpkı umut gibi…

  11. #56
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:15
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    monalisa adlı üyeden alıntı:
    Hem engellilere yönelik önyargılardan söz ediyoruz. Hem de kendimiz engellilere önyargılı davranıyoruz.
    Örneğin, Şehribanu’nun dediği gibi;
    Alıntı:
    Önyargıların bu kadar korkunç boyutta olması beynimde şimşeklerin çakmasına sebep oldu,o günden beridir de engelsiz biriyle bir beraberlik düşünmedim...”
    Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!
    Ben engellilere karşı önyargılı davranmıyorum,benim ki çevresel koşullara karşı tedbir...Olsa olsa engelsizlere karşı önyargı olur Sanırım engelsiz yazacakken karıştırdınız.Sadece kendim için engelsiz biriyle bir birliktelik düşünmedim,ama ben hiç kimseye engelli ya da engelsiz biriyle evlenme diye bir telkinde bulunmadım,sen engellisin yapamazsın demedim.Mutlu olacaksan,evlen dedim...Hiç bir evlilik mükemmel değil,engellinin kuracağı evlilikler de mükemmel olmayacak,ama insanlar evliliklerini güzelleştirmek ve mutlu olmak için elinden geleni yaparak güzel bir evlilik hayatı yaşayabilir...

  12. #57
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    O günden beri "engelsiz " biriyle bir beraberlik düşünmedim cümlesindeki "engelsiz" sözcüğünü "engelli " olarak okumuşum. Biraz yorgunum ondan sanırım. Kusura bakma Şehribanu. Özür dilerim.

    Evlilik konusunda Emma Goldman ( Buradaki anarşistler bilir) " Evlilik insan doğasına aykırıdır. Esas olarak kadınları baskı altında tutmaya yarar" diyordu.

    Bir de bu sitedeki anarşistlere soralım. Evlilik kadın/erkeği köleleştirir mi?

  13. #58
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Monalisa anladım boş ve boşlukta değilsin..
    Fakat çok acele etmeyelim istersen.. Sindire sindire yazalım.. Bizlere anlatacakların var.. Bizlerinde sana naçizane anlatacaklarımız var..
    Sartre ve Nietzche ‘den etkilenmeyen yok bu dünyada merak etmeyin..
    Anarşistliğe gelince.. Bizimki teoride kaldı.. Keşkeler de kaldı..


    Umut fakirin ekmeği ye memet ye… Bizimki o hesap işte.. Size başarılar..

    Dağıtalım konuyu ama hep birlikte..

  14. #59
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben kendimi anarşist olarak görmesem de toplum dediğimiz etrafımdaki azınlık beni anarşist olarak tanımlıyor sevgili Monalisa.
    Evlilik kadın/erkeği köleleştirir mi? diye sormuşsun.
    Şimdiki aklım olsaydı …. Diye başlayan onlarca cümle kuruyorum. Medeni kanun hükümlerine bağlanmış evlilik sözleşmelerinden nefret ediyorum. Güya kadını korumak için düzenlenmiş bu kanunlar, bazı durumlarda insana tam bir cehennem azabı çektiriyor.
    Evliliğe karşı değilim. Hatta etraf beni her ne kadar anarşist olarak bellese de meşruiyetten yanayım. Evliliğin ne kadını, ne de erkeği köleleştirmeyeceği beraberlikler de olabileceğini ümit etmişken, birbirimizi asla tahakküm ve baskı altına almamaya söz vermişken kaybettim sevdiğimi.
    Benim hala ümidim var…. (kendi adıma değil, toplum adına).

  15. #60
    Üye
    yavuz_can Avatarı

    Üyelik Tarihi
    22.06-2007
    Son Giriş
    06.09-2012
    Saat
    23:53
    Mesaj
    24
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: MOONseROSE Mesajı Gör
    ''davul bile dengi dengine çalar.''nefret ediyorum bu sözden

    bu sözü söyleyenler halt etmiş...




Sayfa 4 / 7 İlkİlk 1234567 SonSon