Sayfa 5 / 5 İlkİlk 12345
Toplam 69 mesajın 61-69 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #61
    Üye
    tekümit Avatarı

    Gerçek Adı
    levent
    Üyelik Tarihi
    02.08-2010
    Son Giriş
    29.08-2015
    Saat
    00:11
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    114
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Ya arkadaş sen ya kafayı bulmuşsun yada dişe dokunur bir özrün yok. şöyle dünyayı kapkaranlık bir kör gibi çaresiz yardıma muhtaç yaşamamışsın. yada bir sandalyen bile olmadan iki ayaktan yoksun gözyaşlarınla kalmamışsın. her kesin özrü rapor oranları gibi farklı farklı. ya kuzum kim ister elsiz ayaksız kalmayı . benim duymayan kulağım benim için dünyaya bedel. daha önce yapabildiğim birçok şeyi esirgeyen eksik bir organ. içinde sürekli çınlamalar ve başağrıları beynimi delerken. sapasağlam olmayı neden istemeyelim kardeşim. sadece sana katılmak istediğim şu gerçek var. o da ŞÜKRETMEK. sonunda sabrederek üç günlük dünya sonunda ebedi alemde huzur ve rahata kavuşmak. çünkü orada eksiklik olmaz. orada eksiklik cehenneme düşmektir.sadece kahramanlar gibi bu yükümüzü taşımaya azimliyim ama iyiki 20 yaşımda askerken başıma gelenlerden dolayı haksızca engelli bir insan olduğuma sevinmiyorum. sadece sabredip şükrediyorum bu kadarına . beterin beterini yaşatmasın hiç bir arkadaşıma Allah.

  2. #62
    Üye
    ayandos Avatarı

    Gerçek Adı
    ayandos
    Üyelik Tarihi
    13.11-2010
    Son Giriş
    24.11-2010
    Saat
    21:26
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    9
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bu konuda haklısın allah beterin beterinden korusun ama benim anlatmak istediğim hayatın yinede yaşamaya değer olduğunu vurgulamak istedim tabiki herkesin derdi aynı değil yaşamayan bilmez.biz doğustan normal insanlardan olduğundan daha fazla mücadele ediyoruz daha çok sıkıntılar yaşıyoruz hertürlü konuda.Allahıma çok çok şükürler olsun.senin dediğnede inanıyorum ebedi dünyada huzur ve rahata kavuşacağımızı

  3. #63
    Üye
    A_GEYiK Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.04-2006
    Son Giriş
    14.12-2017
    Saat
    16:16
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.507
    Alınan Beğeniler
    30
    Verilen Beğeniler
    30
    Blog Mesajları
    20

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    tekümit Dişe dokunur bir özürüm var mı yok mu aşağıdaki yazıyı okuyup karar verirsin.

    Özürlü olarak dünyaya geliyorsunuz, 3 yaşına kadar yürüyemiyorsunuz. Sol kol da nanay. 3 Yaşında bacaklardan geçirdiğiniz ameliyat sonrasında yürümeye başlıyorsunuz. 4 ay sonra sol koldan ameliyat olacaksınız. Ameliyat tarihine bir ay kala doktorunuz vefat ediyor. Sekerek de olsa yürümeniz aileniz tarafından hiç değilse teselli olarak algılanıp başka doktor araştırılmıyor. Sonra ilköğretim, lise, üniversite derken hayat akıp gidiyor. Normal bir hayat iyi bir eğitim ve sonra başaralı bir iş hayatı, buraya kadar her şey normal...

    Lise sondayken (1995) egzama hastalığına yakalanıyorsunuz, kronik, hayatınız boyunca bu hastalık size eşlik edecek. Kullanmadığınız ilaç kalmıyor, kortizon içeren ilaçlar dâhil.

    (2001-Ocak) İş hayatında, ilk basamakları çıkarken, dikkatsizlikle düşerek sol dizinizi çatlatıyorsunuz. Bir daha eskisi gibi bile yürüyemezsin denilerek 1 ay yatağa mahkûm kaldıktan sonra tekrar eskisi gibi yürümeyi başarıyorsunuz.

    (2001-Eylül) Yine dikkatsizlik sonucu düşerek beyin travması geçiriyorsunuz, kafatasında çatlak oluşuyor. Hastanedeki ilk gün yakınlarınıza "Hayatî tehlike halen devam etmekte..." deniliyor. 1 buçuk ay sonra eski hayata yine geri dönüş.

    Bu arada şeker hastası olan annenizle ve hiç bir sağlık sorunu olmayan emekli babanızla yaşıyor ve geçinip gidiyorsunuz. Arada bir annenizin şekeri yükselerek acillere taşıyorsunuz. Şeker hastalığı çok ilerlediği için duyma ve görme sorunları yaşıyor. Bunun yanında astım, yüksek tansiyon ve benzeri hastalıklar da eşlik ediyor.

    (2003-Ağustos) Anneniz merdivenlerden düşerek bacağını kırıyor, şeker hastalığı olduğu için riskli bir ameliyat geçirerek bacağına platin takılıyor. Tesadüfen annenizin doktoruyla tanışıyorsunuz, size tıbbın ilerlediği ve fiziki durumunuzun düzeltilerek normal bir kişiye yakın derecede yürüyebileceğiniz söyleniyor. Arkadaş, aile ve çevrenin ısrarlarıyla kabul ederek toplam 3 ameliyat daha oluyorsunuz

    (2003–2004) 8 ay yatmak zorunda kalıyorsunuz. Bu arada hemşirenize âşık olup hayatınızın en güzel 185 gününü yaşıyorsunuz. Yapılan 3 ameliyatın her hangi bir faydası olmuyor.

    Annenizin göz ve işitme problemi son noktaya geliyor. Gözler 16 numara miyop, kulaklar artık hiç dymuyor. İşitme cihazı kullanmaya başlıyor.

    (2005-Ekim) Hiç bir sağlık sorunu olmayan babanız (sigara dahi içmeyip her gün spor yapan 63 yaşında) damarlarının tıkanması sonucu kriz geçirerek yürüme kısıtlığı çekiyor. Bir buçuk yıl sonra şah damarındaki tıkanma %90lara ulaşıyor. Ameliyat olmazsa ölecek. Ameliyatta riskli. Tüm riskleri göze alarak babanız ameliyata giriyor. Hayatınızın en kötü günlerinden birini yaşıyorsunuz. Mutlu haber, ameliyat başarılı geçiyor. Hayati tehlike atlatılıyor. Fiziki durumunda bir değişim olmuyor.

    (2006-Ocak) Bacağınızda ilk basta basit bir kas ağrısı olduğu söylenen bir ağrı başlıyor, ağrı 1 ay boyunca ağrı geçmeyince MR çekilmesi isteniyor. MR sonucunda; sol kalçada kemik erimesi başlangıcı (avasküler nekroz) olduğunu öğreniyorsunuz. Ve buna sebep olan da egzama hastalığınız yüzünden kullandığınız kortizon ilaçları olduğunu öğreniyorsunuz. İlk başta 3 ay yatmanız gerektiği söyleniyor. 3 ay size oluyor 18 ay.

    (2007-Eylül) Kalçada ki problemler düzelmeyince protez ameliyatı oluyorsunuz. Total kalça protezi. “Ameliyattan 45 gün sonra yürüyeceksin” deniliyor. Kalçada problem kalmıyor. Ağrı geçiyor, her şey normal.

    Bu sefer de yaklaşık 2 yıl yattığınız için kaslar kuvetsizleşip tembelleşiyor. Diz üstünde bir ağrı oluşyor. Sırada fizik tedavi süreci var.

    (2009-Ekim) Fizik tedavi dizdeki ağrının geçmesini sağlamadığı için ve sorun diz kaslarından olduğu düşünülerek diz bölgesine botoks yapılıyor.

    (2010-Ocak) Botoks da işe yaramıyor ve dizdeki ağrı git gide artıyor. Dizden mr çekiliyor, kemik sintigrafisi ve yapılabilecek her türlü tetkik yapılıyor. 2 yıldır dizdeki ağrının sebebi kaslar değil diz kemiğinde oluşan tümörmüş... Yani ameliyatım gelmiş. Sırada kemik tümörü ameliyatı var...

    (2010-Mart) Uzun uğraşlar ve uzun araştırmalar sonucu 4 farklı hastane ve 4 farklı profesörün görüşü alınarak, sonucunda benim için en doğru olan kararı verip kemik tümörü ameliyatını oluyorum, tümör alınıyor ve yerine greftleme yapılıyor. Ameliyattan 2 ay sonra kontrole gittiğimde ağrıda hiç bir değişme olmamasına rağmen bacağımın eskisinden daha sağlam olduğu, bana kendimi zorlayarak sürekli yürümem gerektiği ve yürüdükçe de ağrının geçeceği doktorum tarafından söyleniyor. Doktorumu dinleyerek ağrıya rağmen sürekli yürümeye çalışıyorum...

    (2010-Haziran) Birkaç gün önce... Balkonda sandalyede otururken, yani hiçbirşey yapmazken, durup dururken bacağım bir önceki ameliyat yerinden kırılıyor. Mart ayında olduğum ameliyat boşa gitmiş oluyor. Acilen başka bir hastanede ameliyata alınıyorum. Bacağıma 7 vidalı platin takılıyor, kas gevşetmesi ve greftleme ameliyatı yapılıyor... Yahu düşme yok, çarpma yok, vurma yok, travma yok, durup dururken bacak femurdan kırılır mı? Yani anlayacağınız kullanıcı hatası yok. Demir adama döndüm, total kalça protezinden sonra, protezin hemen dibinden dize kadar inen 7 vidalı platinim de var artık...

    Bu yazıları yazan değil de okuyan olsaydım herhalde şaka derdim. Yaşadığım için Şaka Gibi diyorum.

  4. #64
    Üye
    tekümit Avatarı

    Gerçek Adı
    levent
    Üyelik Tarihi
    02.08-2010
    Son Giriş
    29.08-2015
    Saat
    00:11
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    114
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ayandos ahiret inancı olan insanlarız çok şükür. iki şey var. bir doğuştan engelli olmak diğeri ise sonradan. doğuştan engelli olduğu zaman insan bebekliğinden alışkın oluyor durumuna. kafasına fazla takmıyor hiç bir sorunu. mesela işitme ve konuşma engelli olan insanları görüyorum toplum içinde kendilerini o kadar rahat buluyorlar ki. hiç kimseyi umursamıyorlar. sınav başlayana kadar durmadan el kol işaretleriyle engellsiz insanların bile bu kadar konuşma ihtiyacı duymadıkları halde konuşabiliyorlar. ben diğer engelsiz insanlar gibi bakıyorum birşey anlayamadan içimden inanın ne düşüneceğimi bilemiyorum. bu ne rahatlık bu ne gevezelik bilemiyorum. doğuştan engelli olmak herkezi kendi gibi sanmak mı.ben kendimi yanlız hissediyorum. anlamak için işitme cihazıma mecburum .ben ilk yirmi yılımı normal yaşadım. çok farklı bir insandım. şimdi her ortama karışamıyorum. anlamadığım yer beni sıkıyor.kafamı şişiriyor. güzel konuşan insanları tercih ediyorum. ben kalabalık bir okul ortamında çalışıyorum. çok zorlanıyorum. öğretmenler bazen yazıp ne istediklerini anlatmaya çalışor. sağolsunlar bütün insanlar bizlere yardımcı olmak istiyor. yapabilen var ilgisiz duranda. olsun. ne yaparlarsa kendilerine yapıyorlar. ben bu platforma katılana kadar bu kadar işitme engelli insan olduğunu bile bilmiyordum. sadece yaşlanıp kaybedilen birşey gibi geliyordu. sonradan olunca alışmak daha zor. o duyduğunuz güzelim müzik sesini nasıl da özlüyorsunuz. her türlü ilmi ve aktüel dünya konularını doya doya sohbet ettiğiniz günler nasılda çook gerilerde kalıyor. ben çevremde çok pozitif bir insanım . ama bir yanım beni negatife edip dururken sadece şükrediyorum ve sabrediyorum.ama asla çok mutlu olamıyorum. kaybedilen şey sürekli gözüme batıyor. inadına yaşıyorum. yep yeni şeyler öğrenmek için sürekli iletişime ihtiyacımız var. iletişim eksikliği daha çok engelli hale getiriyor insanı. ama görünürdeki sakatlık görünmeyenden çok acı sayılmaz.

    A_GEYİK sayın arkadaşım, inanın çok üzücü bir hayat senin hayatın. ben kendimi sizleri gördükce dahada şükredesim geliyor. senin yanın da benim engelim hiç bir şey. benim ki bana göre kaos. seninki sana göre de bana göre de vahim. böyle durumda olan insanları burada okuyorum. Allah yardımcınız olsun. ölüm den korkmayınca hayatın hiç bir önemi kalmıyor. 20 sene önce menenjit beni felç haline getirmişti. gözlerim herşeyi dört tane görüyordu. onlardan kurtuldum . doktorun dediği :senden umudu kesmiştik. direncin kuvvetliymiş. demişti. Ben senin direncinin kuvvetine gönülden inanıyorum. inşallah bütün bu durumun düzelir. kalanlar baş tacımız oluyor. sakın yanlış anlama beni. senin kadar dert içinde iken iyiki engelliyim diyeni görmedim. sen inandığın huzuru içinde yaşatabilen nadide bir insansın. ben eski direncimi gittikce yitiren bir sıgaraya bile karşı koyamayacak iradesizliğe yol alıyorum.sana tüm saygımı ve sevgimi yollamaktan başka ne gelirse elimden gelsin isterim. iyi insan olmaya geldik sevmeye sevilmeye geldik kardeş. selamlar.

  5. #65
    Üye
    nurullah baytekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Nurullah
    Üyelik Tarihi
    21.08-2009
    Son Giriş
    26.05-2015
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    Kayseri-Ankara
    Mesaj
    848
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    sayın ;A-GEYİK maşallah tıp ve medikal dünyasının gelişimin de bireysel görevinizi tam anlamı ile ifa ediyorsunuz...
    sayenizde tıp adamları sizin denek olmanız sebebiyle baya işler öğrenmiş vede bu deneyim sayesinde çokk hastanın tedavisinde kullanmışlardır..
    size şahsım ve tüm kesilip biçilen hastalar adına teşekkürlerimi vede şükranlarımı sunuyorum..
    neden mi; sayenizde ,benim gibi sonradan ameliyat geçiren ,hayata dönenler,sizin bedeninizde yapılan sık çalışmaların sonrası uzmanlaşan doktorlar sayesin de başka canların dertlerinden kurtulmasında önderliğiniz tartışılmaz konumdadır.

    birde ailesel problemlerin insandaki travmatik zorluklarına gögüs germenizde RABBİM in sana bahşettiği ""SABIR"" unsuru seni dünyada iken cennetlik olacaklar statüsüne aday eylemiştir.

    şu ""185 GÜN"" YAŞANMIŞLIK HİKAYESİ biraz beni üzdü..diğerleri günlük yaşam biçimimiz olarak gördüğümden, bizlerin kişisel yaşam sürecimizin bir parçası olmaktadır.hastane,ameliyat,yoğunbakım,tedavi,bakı m,kontrol bunlar günlük rütin işlerimiz....
    AMA....""gönül işi""" o kişinin özeli olması sebebiyle dışardan birinin tedavi etmesi zor olan bir unsur olması tüm bizlerin elini,dilini bağlamaktadır...RABBİM İNŞAALLAH SENİN BAHTINI AÇIK ETSİN. GÖNÜL ÇELENİNİ SANA BİR AN ÖNCE GÖNDERSİN..

    ben sonradan omirilik felçlisi olmama ragmen tek bir söylemin vardır....
    "" MEVCUDİTİYEMİZLE YAŞAMAK ZORUNDAYIZ"""...
    TÜM DOSTLARIMI KUTLUYORUM....ÇÜNKÜ YAŞIYORUZ...

  6. #66
    Üye
    gezgin toprak Avatarı

    Gerçek Adı
    adsiz
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Diyarbakır
    Mesaj
    66
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    azmine hayran kaldim dogrusu a_geyik

  7. #67
    Üye
    A_GEYiK Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.04-2006
    Son Giriş
    14.12-2017
    Saat
    16:16
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.507
    Alınan Beğeniler
    30
    Verilen Beğeniler
    30
    Blog Mesajları
    20

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Nurullah Ağabey, çok teşekkürler güzel dilekleriniz için. Geçen sene başka bir yerde bu konuda şunu demişim:
    Kendimi tıbba adadım, tamam kabul ediyorum deneme tahtası olarak kullanın beni ama üstüne para bari almayın yahu... (18.12.2009)

  8. #68
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    02:44
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    4.661
    Alınan Beğeniler
    542
    Verilen Beğeniler
    151
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 1 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sayın A_GEYiK,

    Azminiz, dirayetinize hayran kalmamak elde değil.. ama ben diğer bir özelliğinizi de çok beğendiğimi itiraf etmeliyim: Çok akıcı ve okuması hoş bir anlatım tarzınız var.. Bence bunu geliştirip daha fazla yazılı paylaşımlarda bulunmalı, belki gazetelere yazı göndermeli, belki de bir kitap yazmayı düşünmelisiniz.

    Sizi kutluyorum...

  9. #69
    Üye
    A_GEYiK Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.04-2006
    Son Giriş
    14.12-2017
    Saat
    16:16
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.507
    Alınan Beğeniler
    30
    Verilen Beğeniler
    30
    Blog Mesajları
    20

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Yazmak konusunda kendimi başarılı görmüyorum, otoriteler de görmüyor demek ki... Messi neden Barcelona'da oynuyor? Çünkü çok başarılı... Hiç bir başarı saklı kalamaz. Sen istediğin kadar sakla ya da saklan, başarı illaki bir şekilde sonuca ulaşır. Bir kişi çok iyi futbol oynuyorsa ve o anlık sadece kendi mahallesinde top koştursa bile ileride iyi bir yere muhakkak gelecektir. Başarı engellenemez. Bu anlamda ben iyi yazamıyorum. Okutamıyorum yazdıklarımı. "Okutamıyorum" derken "Yazılarımı zorla okuyun" anlamında değil. Çekiciliği bu kadar, sürekliliği yok.

    Misal: Sosysal paylaşım sitelerinde güzel bir yazı okunduğunda paylaşılır. Kimse sana "Bunu n'olur paylaş." demez. Beğendiğin için paylaşırsın. Bu böyle büyür gider. Ya da bir şarkı diyelim. İnternetten hayatımıza giren birçok kişi var.

    Burada profilime bakan kaç kişi benim bir internet sitem olduğunu biliyor? Kaç kişi yazdıklarımı takip ediyor? Tamam, biraz iyi yazıyor olabilirim, sadece bu kadar, yani benim kapasitem bu...

    Bu arada çok teşekkürler.




Sayfa 5 / 5 İlkİlk 12345