Sayfa 2 / 5 İlkİlk 12345 SonSon
Toplam 69 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    sanaldunyam Avatarı

    Gerçek Adı
    İsmail ÖĞE
    Üyelik Tarihi
    04.07-2005
    Son Giriş
    18.05-2017
    Saat
    18:29
    Yaşadığı Yer
    Şanlıurfa
    Mesaj
    51
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: GoKcHe
    insanı acılar olgunlaştırır derler ya, doğru bi söz. ama olgunlaşırken de bi kaç parça kopup gidio insandan (hatta ömrümden ömür gitti diebilirim ) yinede aşk acısı çekmek yaşanması gereken bi duygu sanırım. zevk veren bi acı bu.
    İnsan hayatından bişeyleri alıp götürdüğü doğru da Gökçe, yaşanması gerekli olan bi duygu mu yoksa acı vermesi muhtemel olduğu durumlarda -ki senin durumun buna iyi bir örnek- uzak durulması gereken bir arzu mu işte o konuda insan kararsız kalıyor.

    Böyle bir ihtimal varsa ben olsam sonradan üzüleceğime en başından vazgeçerdim. Çünkü kaybettirecekleri, sonradan telafisi mümkün olmayan şeyler de olabilir. Sen yine toparlamışsın, bravo sana!

    Şunu da belirteyim ki iyi ki engelliyim düşüncesi çok saçma bence...

  2. #17
    Üye
    A_GEYiK Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.04-2006
    Son Giriş
    14.12-2017
    Saat
    16:16
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.507
    Alınan Beğeniler
    30
    Verilen Beğeniler
    30
    Blog Mesajları
    20

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    SON KEZ TEKRARLIYORUM, BEN İYİ Kİ ÖZÜRLÜYÜM DİYORUM. İYİ Kİ ENGELLİYİM DEMEDİM. ÇÜNKÜ BENİM HİÇ BİR ENGELİM YOK...

  3. #18
    Üye
    DUYGUT Avatarı

    Üyelik Tarihi
    25.04-2006
    Son Giriş
    17.05-2007
    Saat
    19:28
    Mesaj
    18
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    keşke yerine iyi ki demek mümkün olsa hayat zaten mükemmel olurdu diye düşünüyorum.
    elimizde olmayan birçok şey için keşke diyebiliriz istemeden.
    çok olumlu bir yazanın en zor gerçekleşecek cümlesi bu bence.
    bu yazı için, insanların içini kıpırdattığın için, hayat bağlılığın için seni kutluyorum..
    hep böyle ol....
    süpersin:)

  4. #19
    Üye
    Keco Avatarı

    Üyelik Tarihi
    27.12-2005
    Son Giriş
    12.10-2016
    Saat
    13:23
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    78
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çok gerçek hikayeler bunlar. Medeni cesaretiniz için sizleri tebrik ediyorum. Belki yakında ben de bazı hikayeler eklerim buraya!!!

  5. #20
    Üye
    A_GEYiK Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.04-2006
    Son Giriş
    14.12-2017
    Saat
    16:16
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.507
    Alınan Beğeniler
    30
    Verilen Beğeniler
    30
    Blog Mesajları
    20

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    M.ESRA ERUSTA

    Alamanya da sadece şartlar sebebiyle mi anlamadın, oradaki yaşamın nasıldı? Engelli derneklerine üye miydin? Peki burada ne değişti?

  6. #21
    Üye
    bager_ozlem Avatarı

    Gerçek Adı
    Özlem ÖZKAN
    Üyelik Tarihi
    12.03-2003
    Son Giriş
    05.06-2017
    Saat
    17:12
    Yaşadığı Yer
    Mersin
    Mesaj
    34
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ben kendimi engelli olarak görmüyorum.biçok işi sağlam diye nitelendirdiğimiz o insanlardan daha iyi yaptığımı bile idda edebilirim yani.Ve evet bende dünya ya tekrar gelsem engelli olarak gelmek isterdim.Çünkü biçok beyin özürlü sağlam kişilerden daha sağlam ve daha mantıklı olduğumu düşünüyorum.İnsanoğlu istediği sürece herşeyi başarır.Herşey beyinde biter.Sen yeter ki iste.

  7. #22
    Üye
    Laus_Deo Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.03-2005
    Son Giriş
    22.08-2009
    Saat
    22:38
    Yaşadığı Yer
    Erdek
    Mesaj
    616
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    1. SORU : >>> BAGER_ ÖZLEM"BEYİN ÖZÜRLÜ SAĞLAM KİŞİLERDEN DAHA SAĞLAM VE DAHA MANTIKLI OLDUĞUMU DÜŞÜNÜYORUM" ŞEKLİN DE YAZMIŞSIN.

    BURADAKİ BEYİN ÖZÜRLÜ SAĞLAM KİŞİLERDEN KASTIN NEDİR ? BU LAFI SARF EDERKEN KENDİNİ SANA GÖRE DİĞER FARKLI İNSANLARDAN AYIRTMI EDİYORSUN? YANİ AYRIMCILIK YAPIYORMUSUN?

    2. SORU :"İYİ Kİ ÖZÜRLÜYÜM" ŞEKLİN DE YAZARKEN; ENGELLİ/ÖZÜRLÜ YA DA SAKAT İNSANLAR İLE ENGELLİ YADA ÖZÜRLÜ OLMAYAN İNSANLAR ARASINDA FİZİKSEL FARKLARIN DIŞIN DA BAŞKA HANGİ FAKTÖRLERİ DE GÖZ ÖNÜNE ALIYORSUN ? ( YANİ BEN DE BURADA İYİKİ SAĞLAMIM MI DEMELİYİM ? )

    3. SORU :"İKİ KOL KULLANMAK BANA ÇOK SAÇMA GELİYOR,AMELİYATLAR SONRASIN DA FİZİKEN DÜZELİRSEM,KENDİMİ İŞTE O ZAMAN ÖZÜRLÜ HİSSEDERİM" ŞEKLİN DE YAZMIŞSSIN, SAÇMALIK BUNUN NERESİN DE YÜCE TANRI YADA SEN NASIL DÜŞÜNÜYORSAN DÜŞÜN,SANA VERİLMİŞ BİR LÜTUF VAR.EVET BELKİ SANA İKİ YERİNE BİR DE VERİLEBİLİRDİ AMA DEMKKİ İKİ OLMUŞ BEN CE İİ Kİ DE OLMUŞ.OLMASAYDI NE YAPACAKTIN ACABA ?MADEM DÜZELMEYİ İSTEMİYOR VE HALİN DEN BU KADAR MEMNUN İSEN EĞER NİÇİN VE HANGİ MAKSAT İLE DOKTORA GİTTİN VE AMELİYAT MASASINA YATIIN ?

    BEN CE BİR KAVRAM KARMAŞASI YAŞANIYORMUŞ GİBİ GELİYOR. YANİ DİYORSUN Kİ BEN ENGELLİ DEĞİLİM AMA ÖZÜRLÜYÜM.ÖTE YANDAN ÖZÜRLÜ OLMAK İSTEMİYORSUN VE AMELİYAT MASASINA YATIYORSUN. SONUÇ DEĞİŞMİYOR. AMA DEĞİŞSSE DE YİNE ÖZÜRLÜ OLURDUM DİYORSUN. :? :shock:

    VALLAHİ BU İŞİN İÇİN DEN ÇIKAMADIM GİTTİ ARKADAŞ :shock:

    SİTEYE ÜYE OLDUĞUNUZ GÜN DEN İTİBAREN YAZILARINIZI ELİMDEN GELDİĞİNCE TAKİP ETMEYE ÇALIŞIYORUM. BENCE İYİ BİR YAZMA GÜDÜSÜNE SAHİPSİNİZ ANCAK,SİZİN YAZILARINIZI OKURKEN AKLIMA HEP ÇEK ASILLI AVUSTURYALI YAHUDİ YAZAR FRANZ KAFKA GELİYOR.

    BU KONUYA ÖRNEK OLARAK YAZARIN "BABAYA MEKTUP" ADLI ESERİNİ OKUYUN DERİM BEN.

    BÜTÜN BİR HAYATI BOYUNCA ; YAŞAMININ VE YAPITLARININ ORTAK YANI , CAMUS NUN DEDİĞİ GİBİ "HER ŞEYİ SUNMAK VE HİÇBİR ŞEYİDOĞRULAMAMKTIR"

    FRANZ KAFKAYI DA OKURKEN BAZEN İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMAZ OLDUĞUM ANLAR OLMUŞTU. ENTERESAN AMA BU DENKLEMLERİ SİZDE KULLANIYORSUNUZ VE İNANIN Kİ BAZEN BEN DE İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMIYORUM. :?

  8. #23
    Üye
    GuLeNKIZ Avatarı

    Üyelik Tarihi
    28.09-2004
    Son Giriş
    17.03-2013
    Saat
    17:13
    Yaşadığı Yer
    uzaklar
    Mesaj
    703
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ala geyik sonuna kadar katılıyorum yazına bende bana engelli yada özürlü gözüyle bakanlarla asla muhattap olmam.

  9. #24
    Üye
    aydin_3454 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    09.03-2006
    Son Giriş
    11.10-2011
    Saat
    11:25
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    119
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Var olanla yaşamasını bilen arkadaşlarımı tebrikediyorum..........

  10. #25
    Üye
    A_GEYiK Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.04-2006
    Son Giriş
    14.12-2017
    Saat
    16:16
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.507
    Alınan Beğeniler
    30
    Verilen Beğeniler
    30
    Blog Mesajları
    20

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    "Sevgili Sunburn'un sorularına cevap niteliğindedir, Biraz geç ve uzun oldu, kusura bakma... Cevapları yazının içine sakladım, bakalım bulabilecekmisin. "

    En son kendimi Alanya’da tatilde hatırlıyordum. Tatile ihtiyacım vardı, yıllık izine çıkacaktım. Ablam ile birlikte Alanya’ya dayımlara gitmeye karar verdik. 3 yeğenim ve küçük ablamla iki haftalığına Alanya’ya gitmiştik. 23 Ağustos 2003 Cumartesi günü Alanya’daydık. Bilemezdik 3 gün sonra İstanbul’a geri döneceğimizi. Pazar günü ev telefonunu arıyorum, telefonu açan yok. Bir süre sonra tekrar arıyorum, abim açıyor. Annemlerin komşuya gittiklerini söylüyor, oysa annem ve babam durup dururken komşuya oturmaya gitmezler, içime bir sıkıntı düşüyor. O gün dışarı bile çıkmıyorum. Akşam dışarı çıkacakken yine evi arıyorum. Telefonu eniştem açıyor ve annemi telefona istediğimde evde yoklar diyerek çelişkili şeyler söylüyor ve sıkışınca da ablanın cep telefonunu ara diyor. Ablamı arıyorum, tabi ablamın eniştemle konuştuğumdan haberi yok. Neredesin diyorum, sizdeyim diyor, annemler nerede diyorum, dışarıda oturuyorlar diyor. O sinirle ablama bağarıyorum,”Yalan söylüyorsun, sen bizde değilsin annemlerde evde yok, çabuk söyle annem nerede ve ne oldu” diyorum, “sakin ol” diyor, heyecanlanıyorum. “Annem merdivenlerden düştü ve bacağı kırıldı, hastanedeyiz” diyor. Kaynar sular başımdan dökülüyor sanki, çok kötü oluyorum. Annem şeker hastası, ameliyat onun için risk taşıyor. Anemmin ameliyat olduğunu, bacağında parçalı kırıklar olduğunu ve bacağına pltin takıldığını söylüyor. Günlerden pazartesi. İçimdeki kötü his geçmiyor, Üzülmemem için bana yalan söyleniyor olabilir. Salı günü otogara gidip hemen o akşama bilet alıyoruz. Akşam otobüse binip geri dönüyoruz. Sabah saat 10:00 civarı evdeyiz, otobüste ancak bir buçuk saat uyuyabiliyorum. Çok yorgunum yine de annemin yanına hemen gitmek istiyorum. Arabaya atladığım gibi hastaneye gidiyorum. Annemin durumu iyi, içim biraz olsun rahatlıyor.

    Zamanımın çoğu hastanede geçiyor, bu esnada annemin doktoruyla tanışıyorum. Çeşitli konularda sohbetler ediyoruz. Bir gün bana, tıbbın ilerlediğini ve ameliyatla fiziki durumumun düzelebileceğini, normal bir yürüyüşe yakın bir şekilde yürüyebileceğimi belirtiyor. Önemsemiyorum bile. Çünkü benim öyle bir şeye ihtiyacım yok. Belki de bir insan için hayatındaki en önemli şey ihtiyaçtır, gereksinimdir. Doktor konudan aileme bahsedince ısrarlar başlıyor. Arkadaşlarıma ve samimi bulduğum abilerime konudan bende bahsediyorum.

    Cuma günü annem taburcu ediliyor. Pazartesi günü pansumana gidilecek. Pansumana her gittiğimizde annemin doktoru ile benim ameliyat konum konuşuluyor. Araştırmaktan zarar gelmez diyerek konunun üzerine gidiyorum. Öncelikle beni asıl ilgilendiren etken, maddi durum çıkartılıyor. O zaman için en az 20-30 milyar civarı tutacağını düşünüyorum. Çünkü doktorumun dediğine göre ameliyat sonrası ayakta dik vaziyette durabilecek ve sadece yürürken hafif bir aksama olacak. Belkide son derece cezbedici bir durum. Ameliyat masraflarının ne kadar tutacağı çıkartılıyor.. Aklıma yatıyor bu iş. 25 yıldır özürlü olmam umrumda bile olmamıştı. Ben kendimi özürlü bile hissetmiyordum ki, yinede fiziken normale yakın görünmek bir anda aklımı çelivermişti. Ciddi anlamda düşünmeye başlıyorum. Doktorum ameliyattan itibaren 3 ay sonra ayağa kalkabileceğimi söylüyor. Aile, arkadaş ve çevremin ısrarları sonucu ameliyat kararı alıyorum.

    İki ameliyat olacaktım, ameliyat sonrası sağlam bir kişi olmayacaktım, Daha rahat yürüyecektim ve sol kolumu çok az da olsa kullanabilecektim. En azından 25 yıldır hiç görmediğim sol avcumun içini görebilecektim. Estetik ameliyat olduğunuzu düşünün. Beğenmediğiniz burnunuzu sırf daha güzel olacak diye yenisi ile değiştirebilirsiniz. Ben vücudumu seviyordum. En güzel elbisemdi, bacaklarımı da araba olarak düşündüm.Yine de Şahin marka bir arabaya binmektense Porsche kullanmak daha güzel, zevkli ve çekicidir. Eğer Şahin ilk arabanız ise ilk göz ağrınızdan ayrılmak biraz zordur ve porsche kullanmaya alışık olmadığınız için el frenini indirmeyi unutabilirsiniz. O zamanda porsche kullanmanızın bir anlamı kalmaz.

    17 Ekim 2003 Cuma gününe ameliyat için randevu alıyoruz. Heyecan iyice doruklara çıkıyor. Ben ki iğne olmaktan korkan adam ameliyata girecek, tüm arkadaşlarım beni gaza getiriyorlar. Beni kesseler acımaz.

    15 Ekim 2003 Çarşamba; şirketteki ameliyat öncesi son iş günüm, o gün 22:30 da şirketten ayrılıyorum. Çok iş var, toparlamam epey vakit alıyor. Tüm arkadaşlarımla vedalaşıyorum. Perşembe günü halletmem gereken resmi işleri hallediyorum. Sekiz yıldır hiç kestirmediğim saçlarımı biraz kısalttırıyorum, ne de olsa bir süre berbere gidemeyeceğim. Perşembe gecesi üzerimde ameliyat stresinden dolayı bir tuhaflık var, arkadaşlarım arıyor moral için. O gece sabaha karşı uyuyabiliyorum. Saat 5 gibi. İnternette vakit geçiriyor ve en yakın arkadaşımla sohbet ediyorum. Sabah saat 7:30 da uyanıyorum. Hastaneye geliyoruz.. Hep beraber kata çıkıyoruz. Tesadüf, bana annemin kaldığı oda veriliyor. 206 numara, bu oda daha sonra ki tüm ameliyatlarda bizim odamız oluyor. Odaya geçiyoruz. Hasta bakıcı geliyor, ameliyat önlüğünü veriyor ve giyiniyorum.

    Veeee işte o an; Sunay Hemşire kapıda beliriyor. İlk görüşte aşka inanmadığım için dönüp bir kez daha bakıyorum..Şuan yine O anı yaşıyorum sanki, duygulandım yine. Dün gibi hatırlıyorum o anı. Hasta dışında herkes odadan çıksın diyor. “Oleeey” diye bağarıyorum, herkes gülümsüyor, Sunay dahil. Öncelikle bana ameliyat için sorular soruyor; yaş, kilo falan gibi. Sonra kolunu uzat diyor. Ne yapacaksın diyorum, kan alacağım diyor. Çok korktuğumu ve elinden tutmam gerektiğini söylüyorum, sen elimden tutarsan ben nasıl kan alacağım diyor. Yataktan tut diyor. O’nun dediği gibi oluyor, Zaten daha sonra da hep onun dedikleri oluyor.  Sonra yatağa uzanmamı söylüyor, yine ne yapacaksın diyorum. İğne yapacağım diyor. “Vııııy” diyorum boşver ya falan diyorum, olmaz diyor. Uzanıyorum yatağa, hiç acıtmıyor. İşi bitmiş gitmek üzere, hemen gitme diyorum, dönüyor ve “nasıl olsa bu konuştuklarını hatırlamayacaksın diyor ve gidiyor.” İşte Aşık olduğum an bu andır.

    Herkes odaya giriyor, Ablam fotoğraf çekmeye çalışıyor. Abla bana birşeyler oluyor diyorum. En son hatırladığım bu. Sonra ameliyattan çıkışımı hatırlıyorum. Sunay’ın bana yaptığı iğnenin etkisiyle uyumuşum. Uyuduktan yaklaşık 1 saat sonra ameliyata girmişim. Ameliyata girişimi hatırlamıyorum, çıkışım aklımda. Bacaklarımda feci bir şekilde ağrı ve acı var, bağırıyorum atacak atacak diye, o an hissettiğim; 4 saat süren ameliyat bana 10 saniye gibi gelmişti, o an sanki ameliyat başarısız geçmiş ve bacaklarım sadece düz şekilde alçıya alınmış hissettim. Sanki bacaklarım birden kasarak alçıdan fırlayacak gibi hissediyordum. Arkadaşım ameliyat çıkışımı kısa bir görüntü olarak kameraya almış. Başımda birtanem var, beni ameliyattan O çıkarıyor, gülümsüyor, şu anda da ben gülümsüyorum o anı hatırladıkça.

    Pazartesi günü taburcu oluyorum, ilk pansuman o gün yapılıyor, alçılar çıkartılııyor, kendimi çok kötü hissediyorum, bacaklarımı bir tuhaf hissediyorum. Bir hafta sonra pansumana gelinecek, o zamana kadar bacaklarıma kum torbası konulacakmış.

    Sol bacağım alçıda, 1 buçuk ay alçıda kalıyor, amerikan yarım alçı, atel diyorlar, yani ara sıra çıkarabiliyoruz. Bazı anlar kafayı yiyecek gibi kaşınıyorum, kaşınıpta kaşıyamamak çok kötüymüş. Sargı bezi olan kısımları kaşımak için deldiğimi bile hatırlıyorum. Ablama defalarca alçıyı çıkartıp tekrar taktırdığımda oldu. Şirketten 3 aylığına izin almıştım, fazla da vaktim yoktu, bazen kol ameliyatından vazgeçmeyi de düşünmedim değil. Başladık bir kere, bir işi yarım bırakmak olmaz., 2 Aralık 2003 Salı gününe ameliyat randevüsü aldık
    Sabah yedi buçuk gibi uyanıyorum. Hazırlanırken heyecanım iyice doruklara çıkıyor. Hastanedeyiz, kata çıkıyoruz, gözlerim direk Sunay’ı arıyor, göremiyorum, odaya geçiyoruz. Anestezi doktoru geliyor, yine aynı sorular, açmısın diyor, “açım, yoksa yemek mi ısmarlayacaksınız” diyorum. Sanki ameliyathaneye girişimi hatırlar gibiyim, tepemdeki ışıkları, ameliyathanenin soğukluğunu,sağ elime bir şey takılmasını... Ve uyuyorum. Ameliyat 3 saat sürmüş, bana yine 10 saniye geçmiş gibi geliyor. Kol ameliyatı bacak ameliyatından daha acı verici oluyor. İlk ameliyat sonrası bu kadar acı çekmemiştim. Kendime gelmeye başladığımda kolumun düz şekilde alçıya alındığını görüyorum. Onu ilk kez böyle görüyordum. Perşembe günü taburcu oluyorum, 2 hafta sonra dikişler alınacak. Kolumdaki ağrılar tam 20 gün sonra hafiflemeye başlıyor, her gün ağrı kesicilerle durabiliyorum.

    İlk ameliyatımın üzerinden 5 ay geçmişti. Yeni yeni koltuk değneği ile yürümeye başlamıştım, sol kolum halen alçıdaydı. Bu arada annemin bacağı platinden dolayı iltihaplanıp şişti, hastaneye gittiğimizde doktor platinin çıkarılması gerektiğini söyledi, annemin 2. ameliyatı için 10 Mart 2004 Çarşamba gününe randevu aldık. Ameliyat başarılı geçti, platin çıkarıldı, annemin durumu iyi...

    10 Mart 2004, Hayatımın en güzel anlarını yaşayacağım zamanın başlangıcı olmuştu. Bu tarihten sonra artık Sunay’a ismiyle hitap edemiyordum. Çünkü O, artık benim canımcım, bitanem, aşkım, herşeyim olmuştu.

    Bugün birisi bana çıkıp şu soruyu sorsa; "Aynı ameliyat acılarını çekip, sonucun böyle olacağını bilsen yine de ameliyatları olmak istermiydin"

    Cevabım şu ki; Koşulsuz evet...

    Şimdi ben neden iyi ki özürlüyüm demeyeyim. Özürlü olmasam bunca güzel anı yaşayabilecek miydim. Şu an bu kadar mutlu olabilecek miydim? “Ben” olabilecek miydim?

    “Olmalı mı olmamalı mı,
    Yoksa hiç değişmemeli mi,
    Ama ben değişmessem “ben” olamam ki...”

    Kelebeklerin kanat çırpış hareketleri dünyanın dört bir yanını kasıp kavuracak tayfunların oluşmasına sebep olabilir...

  11. #26
    Seydunay
    Misafir Üye
    Seydunay Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: A_GEYiK
    SON KEZ TEKRARLIYORUM, BEN İYİ Kİ ÖZÜRLÜYÜM DİYORUM. İYİ Kİ ENGELLİYİM DEMEDİM. ÇÜNKÜ BENİM HİÇ BİR ENGELİM YOK...

    Düşüncelerin güzel aslında... ama şu yönden bakacak olursam kimse , hiç kimse ben özürlü olayım demez. İyi ki özürlüyüm der ama bu da çok çabuk kabullenmiş olmamızdan kaynaklanır. Doğuştan ya da bebekken özürlü olunmuşsa bunu kabullenmek ve bununla yaşamak çok basittir. Çünkü onunla büyüyüp, onunla olgunlaşıyoruz ve onunla yaşıyoruz.aynen nasıl doğduğumuzda bize takılan isimlerimizi anne babamız koyuyor ve bizim bu konuda secim yapma gibi bir lüksümüz yoksa sakatlığımızda aynıdır. Bu konuda bize sakat mı yoksa sağlıklı mı olacaksın diye sorulmuyor. Bu nedenle de bunu kabulleniş çok daha kolay olur.hatta doğuştan olan bir sakatlık varsa bunu kabullenme sürecini bile yaşamıyoruz. Bu yüzden bende tekrar dünyaya gelsem yine aynı olmak isterdim derim..ismimi de çok seviyorum dolayısıyla sakatlığımı da ama sakatlığımız,engelliliğimizi,özürlülüğümüzü sevdiren çok şeyler yaşadık ve yaşıyoruz.

    Sonradan sakat kalan biri ise bunları biraz zor söyler bence. Özellikle ilk yıllar...

    Engelli olma duruma geleyim. Hiçbir engelim yok diyen de biraz kendini kandırmış olur. Fiziksel olarak çok sağlıklı bir insanın da mutlaka yapamadığı bir takım şeyler vardır.

    Yapamayacaklarımız da var, yapmak istemediklerimiz de ama yapabileceklerimiz de var. Bu ayrımı yapabiliyorsak mutlu oluruz...

  12. #27
    Üye
    bleak06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.09-2004
    Son Giriş
    10.09-2014
    Saat
    00:48
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    12
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    engelli olmak...!özürlü olmak...!sakat olmak...!sanırım yazmaya başlasak kocaman bir yazı dizisi oluşur burda.ama ne kadar önemli bu yada bunu ne kadar yaşıyoruz.bence hem dünyayla hemde kendimizle dalga geçiyoruz.çok daha önemli sorunlar varken hala kavramların arasına sıkışıyoruz.ve bu bizim çok ama çok zamanımızı alacak alsın...geçsin...bitsin...diyebilmek yada kavgaya isim koymadan yaşayabilmek kelimelerle ugraşacağımıza önce sınıfsal yada kavramları ne açıdan düşünüyoruz.Acaba bu dünyada sadece biz mi yaşıyoruz yada ilerde biz mi yaşayacagız.çok ayrıma ugradıgımız yada bunu çok şiddetli mi yaşıyoruz.yaşamak ne kelime bir kere biz de özürlü psikolojisini yenemiyen bir sosyal tabakayız.toplumsal bilinç nasıl oluşturulur yada bunu nasıl üst seviyelere taşırız onu tartışmak yerine ben özürlümüyüm ben engellimiym yada ben sakatmıyım diye düşünürken çözümler çok basit...önce şöyle diyecegiz.ben böyle diyorum.benim kimligim bu...
    BEN İNSANIM... VE BAŞKA BİR ŞEYDE KABUL ETMEM BİR KERE BU İSİMLERİ KULLANIRKEN KENDİMİZİ DÜNMYADA FARKLI BİR YERE KOYUYORUZ.

    VARDIK... VARIZ...VAROLACAGIZ
    BİZLER DÜNYANIN SEKİZİNCİ HARİKASIYIZ...

  13. #28
    Üye
    neseli09 Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa Neşeli
    Üyelik Tarihi
    09.05-2005
    Son Giriş
    14.09-2015
    Saat
    23:17
    Yaşadığı Yer
    Aydın
    Mesaj
    140
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Merhaba A_Geyik. Duygularını samimi bir şekilde yazıya aktarmışsın, teşekkürler öncelikle..

    Fakat "İyiki özürlüyüm" demek bence yanlış . Çeşitli özür gruplarına sahip arkadaşlarımız var sitede. Yazılarından anladığım kadarıyla başarılı bir yaşamın var ve en önemlisi güzel bir aşk yaşıyorsun. Sahip olduğun değerler, sahip olamadıklarından daha fazla.

    Senin özrün sahip olabileceklerinin önünde engel oluşturmamış olabilir, ya da bunları aşmak için çok emek sarfetmiş olabilirsin. Ama bu herkes için aynı değildir. Ne kadar çok istese de hiçbirşeye sahip olamayanları da unutmamak gerekir.

    "İstedikten sonra yapılamayacak hiçbirşey yoktur." sözüne hiçbir zaman katılmam. İsteyip de yapamadığım, sahip olup da sonunun ne olacağı belli olmayan çok şey var.
    Kendi özrümü dikkate aldığımda yaptıklarım+yaşadıklarım , yapamayacaklarım+ yaşayamayacaklarımla aynı oranda gibi duruyor. Ama şimdilik böyle.. Ya sevdiğim kişiden ayrılmak zorunda kalırsam, ya da hastalık ilerlerse hangi taraf ağır basar?
    "İyi ki özürlüyüm" demek değil de " kader ve kısmet" demek daha doğru bence...

    Saygı ve sevgiyle.... :wink:

  14. #29
    Üye
    bager_ozlem Avatarı

    Gerçek Adı
    Özlem ÖZKAN
    Üyelik Tarihi
    12.03-2003
    Son Giriş
    05.06-2017
    Saat
    17:12
    Yaşadığı Yer
    Mersin
    Mesaj
    34
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    1. SORU : >>> BAGER_ ÖZLEM"BEYİN ÖZÜRLÜ SAĞLAM KİŞİLERDEN DAHA SAĞLAM VE DAHA MANTIKLI OLDUĞUMU DÜŞÜNÜYORUM" ŞEKLİN DE YAZMIŞSIN.

    BURADAKİ BEYİN ÖZÜRLÜ SAĞLAM KİŞİLERDEN KASTIN NEDİR ? BU LAFI SARF EDERKEN KENDİNİ SANA GÖRE DİĞER FARKLI İNSANLARDAN AYIRTMI EDİYORSUN? YANİ AYRIMCILIK YAPIYORMUSUN?

    Merhaba Sunburn.Ben ayrımcılık yapmıyorum.Sadece bizi özürlü olduğumuz için küçük gören insanlardaan daha mantıklı olduğumu sölemek istedim.Hiç kimseyi dış görünüşüne göre değerlendirmemeli bence.

  15. #30
    Üye
    Grafiker Avatarı

    Gerçek Adı
    Fatih
    Üyelik Tarihi
    04.07-2005
    Son Giriş
    03.06-2010
    Saat
    01:44
    Yaşadığı Yer
    Samsun
    Mesaj
    336
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    A_GEYİK yazdıkların gerçekten güzeldi.Başka yorum yapmıyorum Teşekkürler.




Sayfa 2 / 5 İlkİlk 12345 SonSon