Sayfa 6 / 8 İlkİlk ... 2345678 SonSon
Toplam 113 mesajın 76-90 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #76
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    11:02
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.909
    Alınan Beğeniler
    952
    Verilen Beğeniler
    1.237

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: saros1
    Yakınlarda yapılmış bir anketin (hala yayınlanmadı, bir üniversitenin projesi dahilinde yapılıyor) sonuçları çok çarpıcı. Sakat olmayanlara sakat bir kişiyle birlikteyken ne hissetikleri sorulmuş, ankete katılanların %60'ları aşan bir oranı "çok rahatsız" hissettiklerini söylemiş.
    http://www.engelliler.biz/forum/view...=121261#121261
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  2. #77
    Üye
    sanaldunyam Avatarı

    Gerçek Adı
    İsmail ÖĞE
    Üyelik Tarihi
    04.07-2005
    Son Giriş
    18.05-2017
    Saat
    18:29
    Yaşadığı Yer
    Şanlıurfa
    Mesaj
    51
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Doğrusu bu anketin sonuçlarını çok merak ediyorum. Ulaşabilen olursa bu forumda belirtmesini rica ediyorum.

  3. #78
    Üye
    Oya Tekin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.07-2004
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    567
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Peki bizim burada yaptığımız nedir? Bizde aynı ayrımcılığı yapmıyor muyuz? Sağlamların sizin söylediğiniz anlamda bir ayrımcılığı yok iken benim inancım bu yönde çünkü bunun nedenlerini de defalarca dile getirdim ve son kez yine söyleyeceğim. Ama önce konunun gidişi ile ilgili endişe ve tespitlerimi dile getirmek istiyorum.Birinci tespitim ayrımcılığı bizlerin yaptığıdır hem kendi içimizde hem de sakat ve sağlam diyerek.

    İkinci tespitimde şudur bu konunun ciddiyeti ile ilgili olaya bu şekli ile bakan arkadaşlarım bilmem farkındalar mı acaba? Ne kadar tehlikeli bir konuyu tartışıyoruz ve hala tam anlamı ile sakatlığını sindirememiş olan, kendileri ile tam anlamı ile barışık olmayan bir topluma yani bizlere tehlikeli bir şekilde öyle düşünmediğimiz halde sağlamlardan nefret edin imajı verilmektedir. Sizler azınlıksınız o yüzden böyle bakıyorsunuz tezi üzerinde durularak.

    Son bir tespitimde içimizde ki sağlam insanlara siz ayrımcı değilsiniz bizi anlıyorsunuz ama anlamayın sizde böyle düşünün der gibi bir durum söz konusu. Bu tartışmaların sonu buraya gidiyor arkadaşlar.Şimdi bu endişelerimin nedenlerini anlatmak istiyorum.

    Önce son tespitimden yani içimizdeki sağlam olan dostlarımıza böyle düşünmelerine neden olma endişemi anlatmak istiyorum. Bir gün siteden sakat bir arkadaşım ile konuşurken ( Bu ayrımı bana da yaptırdınız ya kelimelerde :twisted: ) söylediği şey çok ilginçti.” İçimizde ki sağlam insanları dışlıyor uzaklaştırıyoruz Oya bak eskiden ne kadar çok sağlam bu siteye üyeyken bu sayı düşmekte farkında mısın?” demişti. Yine sağlam olan dostlarımızdan biri de aynen şunu söylemişti; “ Bu sitede sakat olmadığım için beni dışladıklarını düşünüyorum.” Ben “neden?” diye sorduğumda; Yazdığım yazılarla ilgilenilmiyor demişti. Yanıldığını anlatmıştım o zaman kendisine ama; Şimdi her iki arkadaşında bana söylemiş oldukları şeyde haklılık olduğunu görüyorum. Şu an yapılan ayrımcılıkla aslında biz sağlam insanları dışlıyoruz. Sanki her şeyin sorumlusu onlar gibi böyle bir düşünce ile kinimizi kusuyoruz. İstisnalar diyerek bile bunu yansıtıyoruz ve bunun ya farkındayız ya da değiliz ama sağlam insanların bir kısmına (sizin tabirinizle) böyle düşünmeye itiyor ve bunu empoze ediyoruz. Buda çok tehlikeli bir yaklaşımdır bir an önce umarım konunun bu noktadaki ciddiyetini fark ederseniz.

    İkinci tespitimdeki ciddiyet ise sakatlara empoze ettiğimiz düşünce. Yine sakat insanlara aynı tehlikeli duruşla böyle düşünün bakınız sağlamların bize bakışı budur diyorsunuz. Örneğin ben o azınlık ve istisnalar içinde böyle bakmaz iken acaba haklılar mı diye de düşünebilirdim. Ki içimizde bir çoğumuz böyle düşünmeye başlamış bile olabilirler düşünmeye başlamadıysalar da başlayacaklardır. Buda çok tehlikeli bir ayrımcılığı sakatlara empoze etmektir ki bunun ağırlığını taşıyabilecek misiniz arkadaşlar? Hala sakatlığını sindirememiş, kendisi ile kendi vücudu ile barışık olmayan arkadaşlara bunları empoze ettiğimizin farkında değilmiyiz yoksa.


    Burada %60 gibi bir rakamdan söz ediliyor bu rakam daha da fazla bende buna inanlardanım. Ama ilk yazılarımda da değindim. Bu doğaldır halkın kendini kötü hissediyor olması ayrımcılık yapıyor olmalarından değildir bizim onlara böyle hissettirmeye çalışıyor olmamızdandır.Daha önce bununla ilgili yazdığım düşüncelerimi tekrar buraya aktarıyorum.

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Oya Tekin
    saros1 demiş ki;
    Sakat olmayanlara sakat bir kişiyle birlikteyken ne hissetikleri sorulmuş, ankete katılanların %60'ları aşan bir oranı "çok rahatsız" hissettiklerini söylemiş.
    %60 çok rahatsız hissettiklerini söylemiş diyor saros bende hissederim saros. Neden mi? Çünkü böyle hissetmeleri için elimizden geleni yapıyoruz. Sağlam insanların yanımızda rahat davranmalarını engelliyoruz. Bunu bir örnekle anlatacağım. Seneler önce yani lise yıllarımda görme engellilere gönüllü kitap okuyordum ve ilk kez sakatlarla aynı ortamı paylaşmıştım. Daha önce hiç sakat arkadaşım olmamıştı. Bir gün kitap okuduğum arkadaşlardan biri düştü doğal olarak yardım etmek istedim ama kendisi beni çok ters bir hareketle itti. O an onun bu davranışını tam anlayamamıştım. Yıllar sonra bunu konuştuk yani ben de sakat olduğumun farkına vardıktan sonra ve aldığım cevap beni şaşırtmıştı “Kimsenin bana acımasını istemiyorum.” Bu nasıl bir yaklaşımdı, "acımak"; böyle bir duygu ile yaklaşmamıştım bu duyguyu bilmiyordum ama onun sayesinde bu duyguyu tanıdım. Ve kendimi kötü hissettim hem anı yaşarken hem de yıllar sonra verdiği cevapla. Bu konunun üzerinden çok zaman geçti ve değişen bir şey yoktu yine tavırlar aynıydı. Çünkü velilerimle sohbet ederken sakatlık ve sakatlara bakış açısı konularında aynı cevapla karşılaşıyordum; “Yolda bir sakata yardım etmeye çekiniyoruz yanlış tavır alacağımız için, yada yanlış anlaşılacağı için” İşte benim bile kötü hissetmeme neden olan bu tavırlar o kadar çok ki tabi ki insanlar kendilerini kötü hissederler. Bunu biz sağlıyoruz çünkü. Ve özellikle de yapıyoruz bunu hatta bir çoğumuz bunu yaparken mutlu bile oluyor.

    Yağmur’da dolaşmanın tuhaf karşılanmasına gelince bu kış ağır bir dönem geçirdim ve uzun bir süre hareketlerim kısıtlandı. Çok aşırı yağmurlu bir günde sokağa çıktım mecburdum şemsiyeyi oldum olası sevmiyorum hafif sıklet olduğum için uçuracak korkusu da var. Bu yüzden yağmuru olduğu gibi yedim. Her neyse adliyede işlerim vardı çok ıslanmıştım ve zor yürüyordum değnekle. Bana mubaşir bu halinizle neden çıktınız evden dedi. Şimdi ben o mübaşire bana bunu neden söyledin diye saldırıya mı geçmeliyim? Yada sizin düşündüğünüz gibi mi düşünmeliyim? Sana ne mi demeliyim? Hayır diyemem arkadaşlar kusura bakmayın. Çünkü yaşlı kadında, mubaşirde haklılar. Bunu kötü niyetleri ile yada bizlere biçtikleri rollerle söylemiyorlar. Sakatsın buna hakkın yok anlamında hiç söylemiyorlar. Türk toplumunun yapısında bulunan bir sevecenlikle, hoşgörü ile söylüyorlar. Böyle algılamadıklarını biliyoruz ama öyle algılasınlar isteyen yine bizleriz arkadaşlar.

    İnsanlar sakatları düne kadar sokaklarda bile görmüyordu. Neden önce ailelerimizin acıma duygusu sonrada bizlerin kendimize acımasıyla evlere kapatmıştık kendimizi. Bizler ne kadar göz önünde olur isek her şeyde o kadar görünür olacaktır. Bizler kendi kendimize bir şeyleri ispatlamaya korkuyorken toplumdan bizi hemen her şeyiyle kabul etmesini bekleyemeyiz. Sonrada o topluma bizi kalıplara sokuyor bizlere rol biçiyor gibi bir mantıkla suçlayamayız. Bu kalıplardan kurtulmanın yolu daha görünür olmak, hayatın içinde olmaktan geçer arkadaşlar.
    Ben bütün bu endişeleri taşırken artık bu başlığa yazmayı düşünmüyorum arkadaşlar. Taşıdığım tüm bu endişelere alet olmak istemiyorum.

    Bu arada beni sevindiren bir yandan da sakıncasına inandığım bir ayrıntıyı da dile getirmek istiyorum. Felsefi ve sosyolojik açıdan ve bu dille yaklaşılıyor olması meselesini. Sevindiğim yan anlaşılıyor olmaması eğer anlaşılıyor olsaydı endişelerimin gerçekleşmesi daha hızlı olacaktı belki. Sakıncası da şu bu dille yazıyor olmak iki kişi arasında tartışmadan öteye gitmiyor insanların anlayabileceği bir dilde yazmamak bir yerde anlatılmak isteneni verememektir ikincisi de toplumdan uzak olmakla eş değerdir. Bu yüzden benim yada Pegasus’un yada andantenin anlaması yeterli değil tabii. bu dili kullanan herkese toplumun anlayacağı dille yazmayan herkes bana göre toplumdan uzaktır bu yüzden teoriden öteye gitmez aktardıkları da. Ha bu bilimsel midir elbette değildir sadece bana ait bir görüştür. Bence daha sadede ve anlaşılır bir anlatım kullanılsaydı bu başlıkta yazanların sayısı da o kadar artardı.


    Bütün bunların sonunda çıkardığım sonuç şu sakatlık edebiyatı yapıyorsunuz arkadaşlar aynı bir zamlar yapılan fakirlik edebiyatı gibi. Buda ne yazık ki çok tehlikelidir. Kendi içinizdeki korkularınızı , kendi yansıttığınız imajlarınızı topluma mal ederek. Bazı şeyleri yapamıyor olmak için sizde çok iyi biliyorsunuz ki sakat olmaya gerek yok. Sağlamlarda da cesareti kırık çok insanlar var. Sizleri tanımasam eğer diyeceğim bunlar sadece sakatların yaşadığı bir devlet mi istiyor acaba. :twisted:

    Not: Bülentçim çaylar duble olacak bu gidişle ama ben duble kahve istiyorum. :wink:

  4. #79
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Oya gibi, benim de bu başlıktaki son yazım oluyor bu..

    Sadece bazı arkadaşlarımla "aynı dili"(!) konuşmadığımdan ya da ikili tartışmaya girip "polemik" yaratmak istemediğimden değil, tartışmanın gidişatından duyduğum endişe de neden oldu, bu kararıma!

    Tam başlığa uygun olarak,"saçma"lamaya başladık!

    Not: Bülentçim, ben de "sanal" kahve (nasıl oluyorsa) isterim.

  5. #80
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    11:02
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.909
    Alınan Beğeniler
    952
    Verilen Beğeniler
    1.237

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sakat diye okula alınmayanlar, sakat diye okumasına izin verilmeyenler, sakat diye işe giremeyenler, sakat diye dilenci muamelesi görenler, sakat diye evlenemez/çocuğu olamaz muamelesi görenler, sakat diye evlat edinme hakkı tanınmayanlar, sakat diye yanlarında bulunulmasından "çok rahatsız" olunanlar, sakat diye "dilenme hakkı" tanınanlar, sakat diye acınanlar... vs.vs.vs. ortadayken, toplumun ayrımcılık yapmadığını söylemek bence mümkün değil.
    Toplum -bazen iyi niyetle bazen cahillikle, bazen de kişisel tercihle- bal gibi de ayrımcılık yapıyor ve sakat (aslında farklı olan demek daha doğru olur) insanları dışlıyor.
    Bu görüşü dile getiriyoruz diye, nasıl bir ayrımcılık yapmış oluyoruz, bunu anlamadım doğrusu (?). Hem de bir yandan, 'sakatlar da toplum demektir zaten' deyip, diğer yandan da, 'buraya sakat olamayanlar yazmasın, burada olmasınlar' gibi absürt bir şey söylemediğimiz halde!
    Burada yapılmaya çalşılan şey, topluma ayna tutmaktır. Görünenden rahatsızlık duyulması beni değil, aynaya bakanı/aynaya aksi yansıyanı ilgilendirir!
    ***
    Sakat olmayanlardan nefret ettirme olayını da anlamış değilim. Benim sülalemdeki tek sakat benim yahu! Sakat olmayanlardan nefret ettirmek de neymiş? İnsanların, burada yazılanları okudukları için birilerinden nefret edeceklerini sanmıyorum. Olacak olan şey (alsında olmasını istediğim şey) şudur:
    1- Sakatların (da) herkes gibi eşit şartlarda yaşam hakkı vardır
    2- Bir yerde erişememek/ulaşamamak/katılamamak/yapamamak/edememek gibi bir engelle(n)me oluyorsa, bu durumda sorumluk sakatın/sakatlığın değil, "muhatapların/gücü elinde bulunduranlar"ındır; onların yanlış karar ve tutumlarından dolayı oluşmuşmuştur o engelle(n)me.
    3- HERKESİN (herkes!), engelle(n)me sonucu ortaya çıkan eşitsizliklerin sorumlularına, bu gerçeği söyleyebilecek "insanlık gururu"nun gelişmesini sağlamak

    Burada sakat olamayanlara nefret duyulmasına sebep olacak birşey göremiyorum doğrusu (?). Sakatlar zaten doğdukları andan itibaren karşılarına çıka(rıl)an engeller yüzünden kimden nefret etmesi, kimi hoş görmesi, kime öğretmesi gerektiğini biliyor...
    ***
    "içimizde ki sağlam insanlara siz ayrımcı değilsiniz bizi anlıyorsunuz ama anlamayın sizde böyle düşünün der gibi bir durum söz konusu. " bunu hiç anlamadım Oyacım. Sanıyorum, bu gidişle buradaki sakat olmayanları da uzaklaştıracaksınız, gibi birşey söylemek istedin.
    İyi de bunu ne yaparak sağladığımızı anlamadım (?). İnsanlar şunu-şunu-şunu yapıyor. Bakın şurda-şurda-şurda bunlar-bunlar başımıza geldi. Sakat insanlar, sırf sakatlar diye, birçok şeyden men ediliyorlar. Hadi bu sorunları ortaya koyalım... dedik diye, kim neden kızsın ve gitsin ki!?
    Yazdığı yazılarla ilgilenilmiyor diye, sakatlar tarafından dışlandığını söyleyen arkadaş, bence -hadi komik bişey söylemeyeyim- yanılıyor. Burada yazılanlara sakat-değil diye bakıldığını söylemek, benim cevap veremeyeceğim kadar hafif bir iddia...
    Bir de, sohbet odasında ya da özel mesajla, "sakat mısın? sakatlığın ne?" gibi sorunlarla karşılaşılmasını, sakatların ayrımcılık yaptığı tezine bağlama olayı var. Ben buna da asla katılmıyorum. Birincisi herkes kendiyle aynı sakatlığı/hastalığı olan kişileri fazladan tanımak ister. İkincisi birçok kişi ortak nokta olan sakatlıkla ilgili sorular sormayı normal karşılar. Üçüncüsü ise -belki size vahim gelecek ama- kadın-erkek ilişkisi ile muhabbet eden kişiler, çoğu zaman, daha az sakat birilerini bulmak gayesiyle soruyor bu soruları (bu konu derin, burada ele almayayım şimdi).
    Sonuç olarak, sakatların da toplumun bir parçası olduğunu, aynı değer yargılarını içeren sosyalizasyon sürecinden geçtiğini unutmamak lazım. Yani sakatlar da, tıpkı sakat olmayanlar gibi/kadar, ayrımcılık yapıyorlar. Bunun en bariz göstergesi, varolan derneklerdir! Ve biz ayrımcılık yapan herkesi eleştiriyoruz; sakatlar bundan muaf değil.
    ***
    "Bu doğaldır halkın kendini kötü hissediyor olması ayrımcılık yapıyor olmalarından değildir bizim onlara böyle hissettirmeye çalışıyor olmamızdandır."
    Bu, tecavüze uğrayan birini tecavüzden sorumlu tutmaya benzemiş.
    Toplumun hiç mi suçu yok yahu? Kim aşağılanmak, hor görülmek, itilmek-kakılmak ister ki? Elbette kimse istemez. Geçen zamanda işleyen değer yargıları sakatları bu hale getirmiştir. Burada sakatlar suçlu değil, mağdur konumundadır! Sonra ne olmuş peki? Çok basit! Sakatlar bu ikinci sınıflığı kabul etmiş ve sonra herkes gibi bu "sakatlığını/durumunu/gücünü" (elinde toplum nazarında kabul gören tek özelliği bu olduğu/kaldığı için!) rant'a çevirme işine girişmiş! Ve halen de o beslendiği kanal üzerinde yaşamaya devam ediyor (gene genel yazdığımı ve istisnaların kaideyi bozmayacağını hatırlatmak istiyorum).
    Şimdi, bu değer yargılarını sakat olana da olmayana da empoze eden anlayış mı suçludur, yoksa bundan mağdur olan kişiler mi?
    Bu durumu tespit etmek mi ayrımcılıktır, yoksa yok saymak mı?
    Bundan-bundan dolayı yanlış yapılıyor, kendimize dönelim, düşünelim, yazalım, konuşalım demek mi dışlamadır, yoksa sus(tur)mak mı?

    Bence bu tartışmadan herkes kendi payına düşeni alıyordur; bazen nasıl olunmaması gerektiğini, bazen de nasıl olunması gerektiğini...
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  6. #81
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    mesajlari elimden geldigi kadar itinayla okiyp yazilar hazirlamishtim, hepsini sildim...

    sakatlar "sacmalamak" isteince neler oluomush bi kez de burda gördük...
    bin dereden bin su getirilidi... namus cinaetlerinden tutun toplum cürümelerine kadar önümüze sergilendi... sakat-saglam ayrimciligi da yaptik, sakatlari saglamlara karshi da kishkirttik... bi vatan haini olmadigimiz kaldi...

    hoshcakalin arkadashlar...

    baben, mynet'te okey turnuvasina varim!


    not: cellmam.in davetine neden hic kimse icap etmek istemedi? anlamish degilim...
    bi not daha (sonradan eklendi): yo alinganlik falan degil, sadece yoruldum...

  7. #82
    Üye
    pluton... Avatarı

    Gerçek Adı
    MEHMET ÖSEN
    Üyelik Tarihi
    12.04-2006
    Son Giriş
    02.11-2015
    Saat
    13:01
    Yaşadığı Yer
    Bursa
    Mesaj
    109
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    %60 çok büyük bir yüzde.Ancak bu istatistik yapılırken bu sorunun yanında keşke engelli olan arkadaşınız varmı diye soru daha sorulsaydı da onunda yüzdesi belirlenebilseydi o zaman bu %60 daha anlamlı olurdu.

  8. #83
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Özet;



    Bildiğiniz gibi adı üstünde bu; tartışma... Yoksa sakın tartışmayın anlamı mı çıkartmalıydık hıııııııı???

    Pekii bir tartışma nasıl yapılır ?

    Herşeyden önce bir konu vardır.

    Doğal olarak bu konuya ilgi duyanlar katılır bu tartışmaya.Ve konuyla ilgili olarak genellikle iki farklı düşünce olur. Ara düşüncelerde vardır ama genelde iki zıt düşüncenin çarpışmasıdır tartışma.

    Eğer bir tartışma yapılacaksa, hayır kardeşim böyle düşüneceksin şeklinde bir çağrıştırmayı yaratan kelimelerden uzak durmakta fayda vardır.

    Kusura bakmayın ta işin ilk başından itibaren ben kendi düşüncelerimi ortaya koyarken sizlerden gelen yanıtlarla örneklerimi istediğim gibi seçme özgürlüğüm vardır.

    Beğenenler olduğu gibi beğenmeyenlerde olacaktır. Hiç umrumda olmaz. Ama bir tartışma da farklı guruplar doğru bir şey söylüyorsa, kulak ardı etmek kadar da saçma bir şey yoktur.

    Tartışma , birbirinden aldığın ve edindiğin bilgilerle şekillenir. Ama sen nuh diyor peygamber demiyor, bu beni bağlamaz, diye bir mantık çıkarıyorsan sonuca varılmayacağı da gün gibi aşikardır.

    Her iletimde sizlerin düşüncelerini sorgularken red etmek mantığıyla bir yaklaşım içinde olduğuma inanmıyorum.

    İstisnalar kaideyi bozar arkadaş..... Bozmadığı zamanlarda vardır kuşkusuz, ama burada andantenin, oyanın, bülentin davranışlarıyla değil, bu toplumda bu şekilde düşünen insanlarında olduğunun kesin kanıtıyla davranıldığına inanıyorum.

    Sizler inanmıyormusunuz?.. İşte bu sizlerin sorunu olur bu aşamada.

    Yoksa ne ben ve diğer farklı düşünen arkadaşlarım engellilerin yaşamlarının toz pembe yanlarını ortaya koymak niyetinde değil.

    Onun suçu, yada bunun suçu. Bu yaşanılanlar gerçek. Ben sadece bakış açılarındaki yani yöntem adına, farklılığın getirebileceği sonuçları anlatmaya çalıştım.

    Başarılı olamadım, üzgünüm....

    Not; sevgili Rekursion, cellman ın çağrısına bir sen bir de ben cevap verdim. Ben burada tartışan tek sakat olmayan olarak kendimi bu çağrıya katıp katmamak konusunda kararsızım da yalnız kaldığın bir gerçek...

  9. #84
    MİKAİLTEK
    Misafir Üye
    MİKAİLTEK Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ben bu kadar gereksiz laf kalabalığı hiç görmemiştim, kafam karıştı acaba benmi yanlış anladım diye tekrar konuya baktım bülent beyin açtığı konu başlığı ile hiç alaksı olmayan şeyler tartışılmış.
    kişiler ne kadar bilgili olduklarını burda sergilemek için uzatmış süslemiş yazmış hiç erinmemişte.bu kadar uzatacak ne var yaffkonu gerçekten varolan bi şey istesekte istemesekte var.saçmalama konusunada gelince ben iyi saçmalarım,saçmalayan insanlar aslında kısa öz ve doğru konuşur bilmem anlata biliyommu.ŞİMDİ KASKIMI TAKAYIM NE OLUR NE OLMAZ
    SAYGILAR

    KUSURA BAKMAYIN BEN CAHİLİM
    ----------------------------------------

  10. #85
    Cellmaam
    Misafir Üye
    Cellmaam Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: andante
    Not; sevgili Rekursion, cellman ın çağrısına bir sen bir de ben cevap verdim. Ben burada tartışan tek sakat olmayan olarak kendimi bu çağrıya katıp katmamak konusunda kararsızım da yalnız kaldığın bir gerçek...
    Sevgili andante hiç kimse yüzme davetime istekli olmadı.

    Sanırım fikrim çok orijinal bulunmadı yada engellier yüzmeyi bilmiyor

    Ama eminim ki Taksim'de yine her sene olduğu gibi bu yılda bir yürüyüş tertiplenecek ve bu yürüyüşe bir çok engelli iştirak edecektir. Ben bu tarz eylemleride hiç tasvip etmiyorum hayatım boyunca hiçbirine iştirak etmedim. Bana çok sevimsiz geliyor. Bence engellilerin daha sevimli işlerle gündeme gelmesi gerekir göz aşinalığı olması açısından. Tekrar söylüyorum toplumun gözünü alıştırmalıyız.

    Yüzme eylemi faydalı olabilirdi ısrar ediyor gibi olmayım ama

    Yazın açık havuz ayarlayıp teklifimi tekrarlayacağım belki buna katılım olur.

    Ben hemen pes etmem bir engelli bile kompleksini yense kar sayarım. Ümitsiz değilim ....

    Bu arada ben haftasonu Galatasaray-FENERBAHÇE maçınını izlemek üzere Kadıköy'de olacağım. Nispet yapıyor gibi olmasın ama

    "ESKİ AÇIK ALTI DESENE DESENE DESENEEEEEEEEE ":lol:

    Bülent sağol ya sayende artık rahat rahat saçmalayabilirim....

  11. #86
    Üye
    A_GEYiK Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.04-2006
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    16:16
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.507
    Alınan Beğeniler
    29
    Verilen Beğeniler
    30
    Blog Mesajları
    20

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hazır saçmalamaya başlamışken sitede Güzin Abla/Abi dert dinliyor köşesi açılsa iyi olur mu?

  12. #87
    Üye
    ghopat Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2005
    Son Giriş
    13.10-2014
    Saat
    00:24
    Yaşadığı Yer
    Malatya
    Mesaj
    6
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Herkes isteyerek verdiği anlık bir kararla veya istemeden kendisini bir saçmalığın başrol oyuncusu olarak bulabilir. Ortalığa fışkıracak bir saçmalık varsa kesinlikle engel tanımaz. Son cümle Murphy Yasaları gibi oldu, kusura bakmayın.

  13. #88
    Üye
    sanaldunyam Avatarı

    Gerçek Adı
    İsmail ÖĞE
    Üyelik Tarihi
    04.07-2005
    Son Giriş
    18.05-2017
    Saat
    18:29
    Yaşadığı Yer
    Şanlıurfa
    Mesaj
    51
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Söz konusu ayrımcılıkla ilgili, burda yaşananların paylaşıldığı bu ortamda neden birden bire bazı arkadaşlarımız birşeyleri üzerlerine aldılar ya da ortada mevcut olan sorunlarla ilgili genel yaklaşımları özel diye addettiler anlayamadım doğrusu.

    Katıldığım nokta şudur ki; evet bu mevzu artık başka yönlere gidiyor. Sorunlar dile getirilince, hassasiyetler gündeme gelince ve de olağan özürlü kısıtlama ve şikayetlerinden bahsedilince bizlerin birtakım saplantılarımızın olduğu, kendimizle barışık olarak yaşamayı bilmediğimiz sonucuna varılıyor.

    Toplumla içiçe yaşanıyorsa, toplumun özürlüye, kendisiyle ve çevresiyle barışık yaşama güvenini vermesi gerektiği inancındayım.

  14. #89
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Merhaba,

    Bazı arkadaslarımızın aramızda konuyu uzatarak anlatmayı tercih eden arkadaslarımız için "ne kadar bilgili olduklarını ispat etmeye calışıyorlar" gibi bir ifadede bulunması şık olmadı. Burada hiç kimsenin böyle bir ihtiyacı olduğuna inanmıyorum. Bazı arkadaşlarımızın yoğurt yemesi farklı olabilir, bu bizim için bir fırsattır. Zira onlardan da çok şey öğrenebiliriz.

    Ancak tabiki bazı yazılar çok anlaşılmaz olabiliyor ve insanlar bu yazıları çok derin bilgilerden oluştuğu için anlaşılmaz sanabiliyor. Oysa bu yazıların anlaşılmazlığı içeriğin derinliğinden değil aksine gerçekten anlaşılmaz olmalarından kaynaklanıyor. Aydınlanmacı düşüncenin akılcı geleneğini savunan bizim gibi insanlar artık mistizme dönüşmüş bu yaklaşımları kabul edemiyoruz.

    Ancak bu tartışmaların kuramsal bir nitelik almaması gerektiği yönündeki düşüncelere de katılmıyorum. Bu tartışmalar bu düzlemde de devam etmeli bence. Çünkü bir savaşım ancak kuramsal bir düzlem üzerinde yükselebilir. Tabi bu kuramlar tartışılırken bir kuramcı kendininkini en bilimsel olarak öne sürebilir. Bu da doğaldır. Ancak kuramların bilimsel olmaları, ancak ve ancak, onların çürütülebilir olmalarıyla mümkündür. Aksi takdirde benim kuramım tartışılamaz diyerek dogmatizme düşersiniz. Mesela evrim teorisi (Kuram) diyoruz. Bu kuramın kuram aşamasında kalması ve artık nihayetine ermiş bir bilgi olmamasıdır onu bilimsel kılan. Yeni fikirlerle desteklenecek ve gerekirse de yıkılacaktır..

    İşte bu nedenle gerekirse yıkılabilen kuramlar üzerinden bizde belli bir teoriyi benimseyecek ve mücadelemizi bu zemin üzerinden sürdüreceğiz. Bunu yapmayabiliriz de, buda bir tercihtir ve günümüzde oldukça da modadır. Ancak bu şekilde hareket etmek herşeyden önce düşünceyi ve bu düşünce üzerine inşa edilecek savunuları zayıflatır. Karşı olduğum şey ise Oturanboğanın rekursiyon un son derece güzel bir tespitini haksız bir kuramsal düzleme oturtma çabalarıdır. Bu nedenle Andante ve Oya nın ürktüğü gelişmelere kapı açılabileği konusuna katılıyorum. Bu düzlem günümüzde hemen her alanda her konuyla ilintili tartışıldıgından bazı arkadaslarımız konu dısına cıkıldıgını sanmıstır. Oysa konu dısına cıkıldıgı falan yok. Uzun cevap bunu yaparken onun yaptıgı gibi anlaşılmaz bir dil kullanmamaya çalışacagım. Gerçi onada hak vermek lazım. düşüncesini etkileyen düşünürlerin hepsi anlaşılmazlar. Ve ben anlatılamayan , aktarılamayan düşüncenin kendini karşısındakinin salaklıgıyla aklamasına her zaman tepkili olmusumdur. Bence aktarılamayan düşünce bizzat aktarılamadıgı için saçmadır. bu nedenle olayın beş dakkada filozof olma kitaplarıylada ilintisi yok bence.

    Bu cevabı yazmak için geniş bir zamana ihtiyacım var ve bu günlerdeki yogun sınavlarım nedeniyle bu mümkün değil. Mayısın beşinde sınavlarım bitiyor ve umuyorum cevap için zaman bulabilirim.

    Son olarak bence gereksiz kızmalar ve karşı çıkışlar arasında güzel bir tartışma oldu. bu tartışmayı zenginleştiren sağlam sakat herkeze teşekkürler.

    Yola Devam...

  15. #90
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    11:02
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.909
    Alınan Beğeniler
    952
    Verilen Beğeniler
    1.237

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Pegasus, kendi mesajlarını "anlaşılamayan mesajlar" kategorisinden o kadar ayırma kardeşim! İçinde ekol/kuram/isim (Foucault, Durkheim, Varoluşçu felsefe, determinist bir karşı koyus, Barthes, Derrida, Lacan, ensest ilişki, devlet tartışması, kimlik, ulus kimliği) geçen mesajlar sadece seninkiler Ve doğrusu böyle felsefe dilinden hiç anlamıyorum, biliyorsun...

    Neyse, hoşlanmadım bu sidik yarışından.
    Sakatlık ve ayrımcılıkla ilgili sözü olan devam etsin, başkalarının görüşleriyle -kendince- dalga geçecekler lütfen böyle mesajlar yazmasın. Herkes birbirinin görüşlerini ti'ye alsa, burası çöplüğe döner...
    Tartışma, görüş ve karşı görüş üzerinden olur. KENDİNCE dalga geçme, küçümseme, men etme, saldırıda bulunma ve benzeri üsluplar -çok popüler olsa da- buraya yakışmaz...

    Not: Pegasus, sen ha bire benim yalakam olarak gösteriliyordun ya bazı bi görünüp-bi kaybolan kişiler tarafından... aklımızda olsun, onlar bir daha ortaya çıktıklarında, bu başlığı kapak olarak gönderelim
    Bu arada siz pegasus'la beni bir de iç siyaset tartışırken görün...
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...




Sayfa 6 / 8 İlkİlk ... 2345678 SonSon