Sayfa 2 / 4 İlkİlk 1234 SonSon
Toplam 46 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    Tayanç Avatarı

    Gerçek Adı
    Ensar
    Üyelik Tarihi
    24.03-2012
    Son Giriş
    07.10-2017
    Saat
    18:59
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    4.595
    Alınan Beğeniler
    17
    Verilen Beğeniler
    28
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Yamaç paraşütü kazası geçiren Karun'un boyundan aşağısı felç olmuştur. Her şey çok sıradandır. Para vardır ama huzur yoktur.

    Dört bir yanı kurallar dizgesi işgal etmiştir, ta ki İdris ortaya çıkana kadar. Epten aykırı kızan olan İdris aynı zamanda siyahidir ve de çok sıradışı birisidir. Ve duruma el koyar, yeni bir süreç başlatır. Doğru bilinen yanlışları ortadan kaldırır. Ve dostluk rüzgârları esmeye başlamıştır. Karun ile İdris'in dostluğu gerçekten de insanı duygulandırabilir. Tüm yokluklara rağmen yamaç paraşütüyle tandem atlayışlar gerçekleştirdikleri sahneye bayıldım. Tandem ''ikili'' demekmiş. Gerçekten de bu ikiliye bayıldım. Çünkü bu ikilinin arasında asla ikilik çıkmıyor. İdris'in yapmış olduğu resim Avro cinsinden hatırı sayılır bir paraya Karun tarafından müşterisi bulunarak satılıyor. Karun komisyon bile almadan parayı son sentine kadar İdris'e teslim ediyor. Filmin hikâyesi gerçekmiş. Film ezberimi bozdu. Ben hep işverenlerin emekçiyi sömürdüğüne inanırdım. Ben acaba değerler dizisinde değişikliğe mi gitsem!?
    Philippe ve Driss'in dostluğu çok iyi işlenmiş. Ben bu filmi biraz komik, biraz iç acıtan, biraz eğlenceli ve biraz da dramatik buldum.
    Ve buradaki birazların toplamından biraz daha fazla politik buldum.

  2. #17
    Üye
    Engellektuel Avatarı

    Gerçek Adı
    Aykan
    Üyelik Tarihi
    08.11-2004
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    20:23
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    984
    Alınan Beğeniler
    23
    Verilen Beğeniler
    21
    Blog Mesajları
    21

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Cogumuzun sormak istedikleri ve merak ettiklerini komik bir şekilde, gerçeği abartarak ele alan güzel bir film bence

  3. #18
    Üye
    A-KILIC Avatarı

    Gerçek Adı
    •
    Üyelik Tarihi
    15.08-2008
    Son Giriş
    09.07-2017
    Saat
    17:44
    Yaşadığı Yer
    Tuzla, İstanbul
    Mesaj
    230
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    cicikıs;

    pardon izlemeyenler olabilir diye söylemiştim.

  4. #19
    Üye
    Master Avatarı

    Üyelik Tarihi
    12.07-2004
    Son Giriş
    11.12-2017
    Saat
    23:09
    Yaşadığı Yer
    IZMIR
    Mesaj
    341
    Alınan Beğeniler
    16
    Verilen Beğeniler
    31

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Şuan IMDB'de dünyanın en iyi film sıralamasında 62. sırada yer alıyor!

  5. #20
    Üye
    sonertuna Avatarı

    Gerçek Adı
    Soner
    Üyelik Tarihi
    17.04-2010
    Son Giriş
    17.11-2014
    Saat
    11:30
    Yaşadığı Yer
    Uzak Çok Uzak Bir Yer
    Mesaj
    29
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Muhteşem bir filmdir. Hala izlemeyen varsa, beklemesin derim.

  6. #21
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    20:18
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.941
    Alınan Beğeniler
    955
    Verilen Beğeniler
    1.250

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Filmin çoook büyük kitlelerce beğeniyle izlendiğini biliyorum. Filme dair internetteki yorumlarla burada yapılan yorumlar neredeyse aynı (ve bence bu çok trajik). Bu yazıyı bunu bilerek yazdım zaten. Filmi 2 kere izlemek zorunda kaldığımı da söyleyeyim!

    Filmdeki Bahtsız’ın bu kadar aptal olmasının da Driss’in bu kadar laubali ve özgüvenli olmasının da mümkün olmadığını düşünüyorum. Düşünmek de değil aslında, yazımın her satırında bu tespitlerime dair somut alıntılar yapıp sorular sordum. “Filmi beğendim” diyen arkadaşlarımız bu yazdıklarıma dair birşeyler söylerlerse çok daha verimli tartışabiliriz...

    Ama her şey bir yana, evet, filmdeki iki karakter de sahiden o kadar aptal ve laubali olabilir diyelim. Tamam. Ama sakatlara karşı yapılan doğrudan hakaretlere ne demeli?

    İnsanlar keyiflerinden mi minibüsle seyahat ediyor? “seni at gibi arka tarafa yüklemeyeceğim” demek, her gün minibüsle seyahat eden tekerlekli sandalye kullanıcılarına hakaret değil mi? At mıyız biz?

    Adam içerde acı çekerken telsiz-radyodan inlemeleri duyup “lanet olsun” demek, her gece uykusunda sağa-sola dönmek için birilerinden yardım isteyen kişiler için ne anlam ifade ediyor? Bakıcı diye çalışan bir dallama “lanet olsun” diyerek yatağından kalkıp yanıma geliyorsa, ne yapmam beklenir?

    Flört ettiğim bir kadın için “onu hiç görmedin mi? Kesin çirkin, şişman veya engellidir” diyen hıyarağasına ne dememi ister sakat kadın ve erkek arkadaşlarım?

    “Bağış yapılması için televizyona konulan salyalarının aktığı, pisliğe benzeyen resimlerden göndermek zorunda değilsin” diyen bir pisliğe “ağzını topla” demezsem, salyalarını kontrol edemeyen arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakarım?

    Film bir yerinden sakatlığa değse, umurumda olmazdı. Ama merkezde sakatlık olunca, üstüne bir de gerçeklikten kopmuş laubalilik ve hakaretler eklenince, filme dair eleştiri yazmak bence farz.

    Çirkin, salyalı, pislik, lanete layık, her gün at gibi minibüse binen arkadaşlarımın yorum yazmasını bekliyorum?

  7. #22
    Üye
    Bacıbey Avatarı

    Gerçek Adı
    Havva
    Üyelik Tarihi
    30.06-2008
    Son Giriş
    24.06-2015
    Saat
    01:19
    Yaşadığı Yer
    Samsun
    Mesaj
    8.245
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Soru 2: Madem yardımcın olmasını istediğin kişi böyle patavatsız, özelliksiz, laubali bir serseri olsun istiyorsun, neden doğrudan böyle birini aramıyorsun; önceki adaylarla yaptığın görüşmeler de neyin nesi?
    Yahu ne yapacaktı adam, “Ben kendime laubali, patavatsız,serseri bir bakıcı arıyorum” diyerek ilan mı verecekti..?.. Driss gelene kadar belki kendide bilmiyordu ne istediğini, ya da biliyordu da karşısına çıkmamıştı Driss gibisi.. Bir sürü bakıcı değiştirmiş olmasının nedenide bu bence..

    Soru 3: Bahtsız, manyak mısın be adam? Konuşsana, “o şampuan değil” desene!
    Adam eğleniyordu bu durumdan, hem sorun edecek ne var ki..? Philippe zaten illalah etmiş kendisine saat gibi dakik bir yaşam biçimi inşa edilmesinden, rutininden bıkmış.. Her zaman ayağı yıkanan şampuanla, bu defa kafası yıkanmış, komiğine gitmiş olabilir.. Ayak şampuanıyla başı yıkandığı için acı çekiyormuş gibi durmuyordu, sırıtıyordu..Driss’in saflığı onu eğlendiriyordu..

    Soru 5: A Bahtsız, araba senin, kapıda yatıyor, madem onunla seyahati seviyorsun, ne diye şoförünle binmiyorsun? İlle banliyö şımarığı mı lazımdı sana?)
    Bazen nerede olmak istediğin değil, kiminle olmak istediğin mühimdir.. Yanında olmasını istediğin kişi yanında yoksa gezdiğin gördüğün yediğin içtiğin tat vermeeez.. Şoförüyle çıksaydı ne olacaktı.. ? Adam ne dese hayhay sahip vari konuşan, yine o boğucu kurallar çizgisinden dışarı çıkmayan, parayla kumanda edilen bir robotla yolculuk etmiş olacaktı.. İnsanın sevdiği bir dostu arkadaşıyla yolculuk etmesi nerde, emir eri modunda çalışanı ile seyahat etmesi nerde..

    Sigara meseleside öyle, tek başına bir seferde 1 paket sigara içmeyle, sevdiğin bir insanla beraber 1 dal sigara içmenin keyfi hiçbirşeye değişilemez..

    Paris’in göbeğinde ne yapacağını bilemez haldekalakalmıştır. Uçak, malikâne, lüks arabalar, entelektüel çevre, bunlara sahip olmanın tadını bilerek yetişmiş bir adam... Hepsi boş. Bahtsız yaşama küser.
    Etrafında halinden, derdinden, dilinden anlayacak, seni sen olduğun için sevip sayacak biri yoksa evet hepsi boş.. Hiçbir anlamı yok tüm bunların.. Hem hiç!

    İş Başvurusu yapan diğer bakıcı adaylarında olmayan bir çok şey vardı Driss’de.. Dürüstlük vardı..Cana yakındı, yapmacık değildi, olduğu gibiydi, yalaka hiç değildi bence..

    Adam içerde acı çekerken telsiz-radyodan inlemeleri duyup“lanet olsun” demek, her gece uykusunda sağa-sola dönmek için birilerindenyardım isteyen kişiler için ne anlam ifade ediyor? Bakıcı diye çalışan bir dallama“lanet olsun” diyerek yatağından kalkıp yanıma geliyorsa, ne yapmam beklenir?
    Kültür farkı.. Panik olunca, korkunca verilen bir tepki onlarda.. Acizlenmek değil ki..

    “Bağış yapılması için televizyona konulan salyalarınınaktığı, pisliğe benzeyen resimlerden göndermek zorunda değilsin” diyen birpisliğe “ağzını topla” demezsem, salyalarını kontrol edemeyen arkadaşlarımınyüzüne nasıl bakarım?
    “Bağış yapılması için” kısmı çok önemli.. Bence burada Driss hakaret etmiyor, aksine insanlar acısın da yardım etsin diye sakatlıkların kullanılmasına tepki veriyor..

    Çirkin, salyalı, pislik, lanete layık, her gün at gibi minibüse binen arkadaşlarımın yorum yazmasını bekliyorum?
    O bir arka mahalle serserisi... Düşüncelerini ifade etme şekli böyle.. Driss'e sorsalar sakatlar için nasıl bir araba olsun diye.. Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma farketmez aynı şeyi söyler.. "Arabanın önünde yolculuk yapabilsin sakatlar, at gibi arkaya binmesinler" der.. Eleştiriyor sakatların arabanın arkasında yolculuk etme mecburiyetini bence..

  8. #23
    Üye
    Ben..VE..Sen Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.10-2008
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    00:59
    Yaşadığı Yer
    aydın
    Mesaj
    190
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    3
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ben filmi 3 kere izledim ve cok beyenmişdim bence çok hoş bir filimdi ve sanırsam gerçek yaşanmış bir olaydan alıntıdı driss cok başarılıydı sonucda her türlu karakter insan mevcut driss karkaterıde samımı alaycı meraklı sahıplenmesını bılen bir karakteri canlandırıyor bence başarılı bir fılımdi

  9. #24
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    20:18
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.941
    Alınan Beğeniler
    955
    Verilen Beğeniler
    1.250

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bacıbeyim, önemli bir şeyi gözden kaçırıyorsun, herkesin algıladığı ve filmin de "can dostum" diyerek ayar verdiği gibi Driss efendi Bahtsız'ın arkadaşı değil, maaşla tuttuğu bakıcısı. Nitekim bir nedenle işi bırakıyor ve aynı şehirde olmalarına rağmen çağrılana kadar da Bahsız'In yanına gelmiyor! Ne Bahtsız Driss'i "arkadaş, gel de takılalım" diye çağırıyor ne de Driss Bahtsız'ı "can dostum bugün ne yapıyorsun, hadi dolanalım" diye çağırıyor. Olan şey, Driss aciz Bahtsız'ın yaşamına sihirli bir laubali dokunuş yapmıştır ve sonra da kayıplara karışmıştır; Bahtsız da onsuz bir hiç oladuğunun kabulüyle yaşam eziyetini çekmeye devam etmiştir! Ne öncesi vardır ne sonrası! Driss var Bahtsız var, Driss yok Bahtsız yok!

    Herkesin bir karakteri vardır. Entellektüel, zengin, belli bir kültür ve yaşam standardı ile yetişmiş, yani belli bir doygunluğa ulaşmış biri sadece sandalye kullanmaya başladı diye bu kadar aciz ve birilerinin saçmalıklarına muhtaç hale gelmez. Bu gerçek dışı bir kurgudur. sandalye kullanmaya başladı diye bu hale düşen insanlar algısı yaratmak her açıdan yanlış ve sakıncalıdır. Bir sandalyeye oturdu diye Philippe bu kadar değişmez/düşmez. sandalye kullanmaya başlayınca nasıl ki operadan, resimden, klasik müzikten, edebiyattan zevk almaya devam ediyorsa, nasıl ki bir anda rap müzik dinlemeye başlamıyorsa,Driss gibi bir adama maruz kalmaya da katlanamaz. Yani, bakıcı ararken ne istediğini bilir insan. Velev ki fark etmiş olsun ki artık Driss gibi bi adamı bakıcı olarak kullanmak istesin, eyvallah, o zaman en azından ikinci aramasında ona benzer birilerini arasın! Yok mu yani Driss gibi bir bakıcı? Hadi Driss gibisi yok, yahu en azından androit gibi olanlarını ele, onlardan kendine bakıcı seçme!

    Arabanın ön koltuğuna oturup keyifle dolanmak için de Driss gibi bir BAKICIYA ihtiyaç yok. Hiç mi arkadaşın yok, kimi istediğini hiç mi bilmiyorsun? Eğlenceli biri bulmak bu kadar mı zor? Eğlenmeyi bilmiyor musun sahiden? Sigara içmek istiyorsan al iç. İlle bakıcın da içsin diyorsan, sigara içenini tercih et. Sigara içen arkadaşlarınla takıl (hatırlatma: Driss arkadaş değil, maaşlı çalışan)

    Diğer androit bakıcı adayları ne kadar saçma kurgulanmışsa, Driss de o kadar suni kurgulanmış. Adam bildiğin laubali yahu.

    Önceki mesajımda sıraladığım hakaretler ise bence affedilmez. Bunları söyleyip "ben arka mahalle serserisiyim" diye sıyrılamaz kimse. Birisi çıksa onun siyah oluşuna dair temel konularla alay edip onlar üzerinden hakaret etse, bu tolere edilebilir mi?

    Film bu, zevk meselesi tabii. Milyonlarca insan Recep İvedik filmlerini keyifle izledi, eğlendi. Bence olabilecek en kötü filmler... Ama o filmler hakkında yazmadım! Bana ne Ama merkezinde sakatlık konusu varsa, Recep İvedliklere karşı söz söyleme ihtiyacı hissediyorum.

    Ben sevmedim, olabilecek en kötü film olarak görüyorum. Yarattığı sakat/lık algısının da kötü olduğunu düşünüyorum: Her sakat TAM olmak için bir Driss'e ihtiyaç duyar. Driss yoksa sandalye kullanan için hayat anlamsızdır...

  10. #25
    Üye
    OptimusPrime Avatarı

    Gerçek Adı
    Ali
    Üyelik Tarihi
    08.05-2009
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    13:41
    Yaşadığı Yer
    Dünya
    Mesaj
    317
    Alınan Beğeniler
    7
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bülent bey bu film sinemalarda yayınlanırken fransız tvlerinde philip ve idris'i bir çok kez bir araya getirip program yaptılar...orada philip'in söyledikleri aklımda kaldığı kadarıyla şöyleydi.
    "-ben aristokrat gibi yaşamayı sevmediğim ve bu ortamdan uzaklaşmak bahanesi ile yamaç paraşütünü hobi edindim...ancak kazadan sonra mecburen bu ortama bağlı kaldım...kimseye kendimi anlatamadım...bana bakacak birini değil beni tekrar özgürlüğüme kavuşturacak birini arıyordum ve karşıma idris çıktı ve benim aristokrat olmayan tarafıma hitap etti,aradığım arkadaşı bulmuştum..."
    yani bülent bey sizin yazdığınız hoşunuza gitmeyen şeyler demekki bu adamın aradığı ve zevk aldığı şeylerdi...ve bunuda sinemaya çok iyi aktarmışlar...şahsen hangi engelli arkadaşımın altında o spor araba olsa emin olun hiç kimse at gibi ticari aracın arkasına bindirilmek istemezdi...bence bu filmde anlatılmak istenen engelli insanlara nasıl davranmak veya ne aradıkları veya nasıl hitap edilmesi gerektiği değil, sadece basitçe 2 dostun arasındaki muhabbet o kadar...bunu şöyle düşünün iki yabancı insan birbirine argo hitap ettiğinde kavga çıkabilir ama iki yakın dost birbirine argo seslenebilir veya hitap edebilir...bu durum belkide onların hoşuna gidiyordur...demekki idris'in yapmış olduğu laubali hareketler aslında philip'inde çok hoşuna giden hareketlerdi...ve belkide o da idris'e karşı laubali davranıyordur...birde idris philip'in yanına çağrılınca gitmiyor.orada yönetmen veya senarist kurguyu sallamış...aslında gerçekte olan idris'in ablası ölüyor ve bir dünya çocuğa tek başına bakmak zorunda kalıyor bu yüzden mecburen fas'a tekrar geri dönüyor...idris philip'in rahatsızlandığını duyunca tekrar onun yanına gidiyor...sonrasında philip fransadan pılını pırtısını toplayıp o da fas'a yerleşiyor...

    bu arada filmde çalan müzikler özellikle spor arabayla gezerken çalan müzik benim çok sevdiğim 70'li yılların en kral müzik grubu "Earth Wind and Fire-September" şarkısıdır...

    bu da klibi;

    http://www.youtube.com/watch?v=2S8ZrQG0y6g

    bu idrisin doğum gününde dans ettiği müziğin klibi;

    http://www.youtube.com/watch?v=DbQrqospZDo

  11. #26
    Üye
    Çapa63 Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa
    Üyelik Tarihi
    03.10-2012
    Son Giriş
    29.11-2017
    Saat
    10:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    360
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Arkadaşlarıma Tavsiye Edeceğim Bir Film...

    Şimdi şuraya hangi kelimeleri yazayım bilmiyorum.
    Müthiş bir film , şahane bir oyunculuk, şahane bir konu..Ne desem az..
    Hasta bir adam.. Zeki ama garip hareketleri olan normal olmayan bir Müslüman adam..
    Hindu bir eş…
    Ölen bir çocuk..
    11 Eylül saldırısı..
    Amerikan halkının Müslüman Nefreti..
    Öyle güzel bir konu işlemişki, hani kenarda diyor ya sitemde Karşıyız diye. Alevisine Sünnisine Müslümünanına hristiyanına.. Bu kadar muhteşem anlatılamazdı sanırım..
    İslamiyet açısından da çok güzel bir film olmuş.
    İyiler vardır
    Kötüler vardır..
    Bunun mezhebi dini olmaz..
    10 üzerinden 10 verdim..1 puan bile düşüremem bu kaliteye..
    Tekrar diyorum harika..

    Filmin konusu
    Rızvan Khan (Shahrukh Khan) küçüklüğünü annesiyle (Zarina Vahab) ıssız bir yerde geçiren bir müslümandır. Annesi öldükten sonra Amerika'ya küçük kardeşinin yanına gider. Orada tanıştığı ve aşık olduğu Mandira (Kajol) adında dul ve Hindu bir kadın ile evlenir. Rızvan Khan aynı zamanda da Asperger sendromu hastasıdır. Bu hastalık Otizm rahatsızlığının bir çeşididir ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. 11 Eylül saldırılarından sonra Mandira'nın oğlu faşist kesimler tarafından döverek öldürülür. Öldürülme sebebi annesi evlendikten sonra Khan soyadını almış olmalarıdır. Bunun üzerine Mandira Rizvan'i terk eder. Rizvan ne zaman geri gelebileceğini sorunca, Mandira ona Amerika Birleşik Devletleri başkanına gidip, adının Khan olduğunu ama bir terörist olmadığını açıklamasını ve ondan sonra geri gelmesini söyler. Rizvan hastalığı dolayısıyla bunu ciddiye alır ve yolculuğuna başlar. Başkan ile buluşmadan geri dönmeyecektir ve ona diyecektir ki: "Sayın Başkan, benim adım Khan ve ben bir terörist değilim."

  12. #27
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    20:18
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.941
    Alınan Beğeniler
    955
    Verilen Beğeniler
    1.250

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ali, ben gerçek yaşamdaki durumu bilemem. Benim değerlendirmem filme bakarak olur. Ve filmde Driss ile Bahtısz arkadaş değil... tekerlekli sandalye kullanan bir adam ve onun maaaşlı bakıcısı var. Sözlerim de filme dair...

  13. #28
    Üye
    erkamacar Avatarı

    Gerçek Adı
    Erkam
    Üyelik Tarihi
    26.04-2012
    Son Giriş
    09.12-2017
    Saat
    10:35
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    86
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    burada paylaşıldığını bilmiyordum ama dun izledim

  14. #29
    Üye
    Bacıbey Avatarı

    Gerçek Adı
    Havva
    Üyelik Tarihi
    30.06-2008
    Son Giriş
    24.06-2015
    Saat
    01:19
    Yaşadığı Yer
    Samsun
    Mesaj
    8.245
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hadi Driss ve Bahtsız arasındaki ilişkiye arkadaşlık ve dostluk olarak bakmayalım bakalım.. Arkadaşlığı ve dostluğu yok saydığımda benim gördüğüm şey birçok duygudan daha üstün olan "alışkanlık" oluyor.. İnsan alıştığı birini kaybedince yoksunluk duygusu yaşar.. Boşluğa düşer.. Bocalar.. Batsız gibi mesela.. Yani ben bu duruma sakat bahtsız, sağlam Driss'siz bir hiç gözüyle bakmıyorum.. Alışkanlıklardan kopmak çok zor.. Keşke olsada etrafımızda hep Driss gibiler olsa.. Motivasyon aracı para ve sözüm ona engelliler ve yaşlılar olan, nabza göre şerbet veren iki yüzlüler olmasa!

    Herkes kendi kişiliğine, hayata, olaylara bakış açısına göre yorumlar çıkarır izlediği filmlerden.. Benim bir bakıcıya ihtiyacım olsaydı Driss gibi birini tercih ederdim.. Mesela bir zamanlar bir dizi vardı. Tatlı hayat diye.. Başrollerinde Türkan Şoray ve Haluk Bilginer'in oynadığı.. Bir hizmetçileri vardı Menekşe.. Alışagelmiş hizmetcilerden çok çook farklıydı.. Driss gibi patavatsız, lafını bağışlamayan vs.. Bir hizmetçiye ihtiyacım olsaydı da Menekşe gibi birini tercih ederdim..

    Maaş veriyorum diye karşımda el pençe divan duran birini görmek istemezdim..

    Driss'in bu filmde sarfettiği hiçbir sözü hakaret olarak görmüyorum.. Sözlere laflara takılıp kalırsak etrafımızda bir Allah kulu kalmaz.. Niyet önemli.. Benim önceliğim niyet.. Kötü niyetli değil ki benim karaböcüüm.. Ben çok şirin buldum yaw Driss'i..

    Driss sadece patavatsız abisi, o kadar, kızma sen ona.. İçi dışı okunmayan, kibarlık, nezaket taklidi yapanlardan iyidir böyleleri..

  15. #30
    Üye
    hasan_yalgin Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan YALGIN
    Üyelik Tarihi
    22.12-2006
    Son Giriş
    16.09-2017
    Saat
    17:31
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    2 defa izledim filmi hatta şimdi kapadım tesadüfen siteye girdim ne var ne yok yazıyı gördüm bu kadar tesadüf olur dedim. filmde abarttığınız gibi bir aşağılama duygusu asla hissetmedim. gayet normal çekilmiş bir film. hiç bir şekilde yuh demedim bu da mı olur demedim. hatta filmin bir yerinde dikkat ederseniz "telefon çaldığında bana uzatıyor unutuyor hiç bir şekilde bana acıma göstermiyor" gibi bir söz geçiyordu. şu hayatta en nefret ettiğim şeylerden biri; birinin bana acıyan gözlerle bakmasıdır ki filmde de ben öle birşey hissetmedim. güzel filmdi hoşuma gitti.




Sayfa 2 / 4 İlkİlk 1234 SonSon