Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon
Toplam 38 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    Nevra Avatarı

    Gerçek Adı
    Nevra
    Üyelik Tarihi
    23.07-2009
    Son Giriş
    22.11-2017
    Saat
    02:04
    Yaşadığı Yer
    EGE Bölgesinde bir İl
    Mesaj
    1.253
    Alınan Beğeniler
    23
    Verilen Beğeniler
    17

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    en yakın zamanda izlemeyi düşünüyorum

  2. #17
    Üye
    hodbin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    10.03-2006
    Son Giriş
    31.07-2017
    Saat
    10:04
    Yaşadığı Yer
    Kocaeli/Gölcük
    Mesaj
    281
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    1
    Blog Mesajları
    66

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu gün ilk 30 dk sını izleyebildim, gerisini yarın izlerim. Ama o otuz dk bana bir yazı yazdırmaya yetti.


    Bir film izledim (ya da birazını). Başroldeki karakter, organlarından sadece çenesi(oldukça iyi kullandığını kabul etmem gerekir), bir eli ve penisi çalıştığı halde hayata kafa tutan, müdanasız bir genç.

    Bu ve bunun gibi filmleri izlerken hep şunu düşünmüşümdür: Hayata, insanlara karşı bu kadar öz güvenli ve bu kadar küstah olunabilir mi? Buna cesaret etmiş birileri var mıdır ve onlar gerçekten kazançlı çıkabiliyorlar mı? Hele de yetersizlik duygusu böğrüne yapışmış bir engelli, burnunu kaşımak için bile insanlara muhtaç olan biri, insanlardan gelecek yardımı kaybetme riskini göze alabilir mi?

    Öz güvenin; koşulsuz sevgi, destek ve başarı arzusunun bolca tatmin edilmiş olmasını gerektirdiği konusunda sanırım bana katılırsınız.
    Hadi diyelim bizim engellimiz, çocukken hep sevildi hep desteklendi ve bir sürü başarı elde etti ve kendisinde böyle cesur böyle kimseyi iplemeyen bir karakter oluştu. Kendini seven ve destekleyen çevresi dışında yani başka ortamlarda başarılı mı olur dayak mı yer, ben emin değilim. Bu ve bunun gibi filmler, benim gibi düşünmediklerinden: “Rahat olun, kimseyi iplemeyin, korkmayın işler yolunda gider” diyor.

  3. #18
    Üye
    minerva Avatarı

    Gerçek Adı
    Hatice
    Üyelik Tarihi
    21.03-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    2.522
    Alınan Beğeniler
    13
    Verilen Beğeniler
    8
    Blog Mesajları
    6

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Filmi henüz izlemedim ama iki gün önce telefonum zır zır çalıyor arayan Levent abim sevgili çirkin kediciğim eşi ve çirkin kedinin de dediği gibi bir kas hastası ve spastik iki engellinin hyat hikayelerinde kendi yaşamımıza seyirci olma fırsatı sunan mutlaka izlenmelik bir film olduğunu söylüyor ve iki gün sonra sevgili oturanboğanın yazdıklarını filmle ilgili kritiklerini okuyorum mutlaka izleyip sonrada yorumumu yapmak istiyorum bu tarz filmler varsa lütfen paylaşalım arkadaşlar,herkese teşekkürler...

  4. #19
    Üye
    seker kiz Avatarı

    Gerçek Adı
    Melike
    Üyelik Tarihi
    05.08-2008
    Son Giriş
    11.12-2017
    Saat
    00:37
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    1.848
    Alınan Beğeniler
    23
    Verilen Beğeniler
    17

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ''engelliye bir yardım'' kampanyalarının dışında filmde geçen her vurguyu çok beğendim..Tam bir mücadele örneği.Rory nin kendine güven gibi görünen ama aslında dışlanmışlığın dışavurumu olan ama içinde büyük bir sevgiyi de barındıran bir isyankarlığı yansıtması.. kültür öğeleri , konuşma tarzları,bazı olumsuzluklar dışında insanların engelliye davranışı örneğin, yardımcı kızın onları incitmeden gururlarıyla oynamadan koşulsuz kabul etmesi erkek arkadaşının partiye davet etmesi, kızın bu aşkı gerçekçi bir dille geri çevirmesi..bunlar türkiye ortamındaki bakış açılarından çok çok uzak,özlemini duyduğumuz öğelerdi..
    Tabii böyle bir hayat özleminin gerçekleşmesinde öncelikle biz engellilerin kendine ve hayata bakış açısının kendini koşulsuz kabulunun ilk şart olduğunu kabul etmek gerekir.

    Bu arada Michael 'in Rorry nin özgürüğünü kazanması adına verdiği mücadele esnasında ve büyük sürpriz heyecanı sonunda onu kaybetmiş olduğu gerçeğini öğrenmesi anında biraz gözyaşı dökmedim değil..

  5. #20
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    18:24
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.882
    Alınan Beğeniler
    940
    Verilen Beğeniler
    1.231

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    hodbin; bence filmin hiç bir yerinde “Rahat olun, kimseyi iplemeyin, korkmayın işler yolunda gider” demiyor. Film bence şöyle diyor: özgürlüğünüzün ve haklarınızın peşinden gidin, bunları almanıza mani olan kişi ve kurumlara karşı elinizden gelen mücadeleyi verin. Tercih yapma özgürlüğünüz, kendi yaşamınıza dair sorumluluk alma hakkınız var; bundan vaz geçmeyin.

    Ayrıca hakları kişilerin insiyatifine bağlamazsanız, yaşamsal konularda bir şeylerin riske girmesi de söz konuzu olamaz. O bakım evini düşünün... Herkes orada kalanlara hizmet etmekle yükümlüydü. Birbirlerini sevip sevmemek, birbirlerine kızıp kızmamak gibi duygularla hizmet sunumunun işleyişi arasında hiç bir bağ yoktu! Tabii ki kişisel ilişkilerin iyi olması çok çok çok daha iyi. Ama onlar bana saygı göstermezse, onlar benim özgürlüğümü ve haklarımı göz ardı ederse, onlar için üstü silinmesi gereken masadan bir farkım yoksa, kimse kusura bakmasın, benden görecekleri karşılık da bellidir!

    Ne yapsaydı Rory? Adam masa değil ve masa olmadığının da farkında!

  6. #21
    Üye
    hodbin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    10.03-2006
    Son Giriş
    31.07-2017
    Saat
    10:04
    Yaşadığı Yer
    Kocaeli/Gölcük
    Mesaj
    281
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    1
    Blog Mesajları
    66

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    OturanBoğa,Hak dediğiniz şey nedir ki! Onu birileri size verince hakkınız oluyor. Norveç’te hakkınız olan şey Türkiye’de ya da Somali’de olmayabilir. Veya şefkatli ve bilinçli bir ailenin kucağında hakkınız olan şey duyarsız bir ailede bir lükse dönüşebilir. Kimseye ihtiyacım yok, demek bir kandırmaca. İhtiyacımız var. Sadece bu ihtiyacı karşılayacak alternatiflerimiz varsa mesela ailemizin bakımına müdana etmiyoruz, filmdeki gibi toplumun bizim için oluşturduğu bir kurumdan bunu istiyoruz. Ama gene istemek denen o mahkumiyetten kurtulamıyoruz. Ve isteyince de artık o kadar iplemeyen(başkalarının ne düşündüğüne aldırmayan) bir tavır takınamıyoruz. Çünkü yalnız yaşayabilmemiz için gereken yardımı almak bir jüriyi ikna etmemize bağlı olabiliyor ve gerçek hayatta şans hep bizden yana olmuyor.

    Ama bunların üzerine şunları da söylemeliyim. Ben aslında kişisel bir şeylerden bahsediyordum ve bu filmin verdiği mesaja karşı çıkmıyorum. kimseyi umursamadan kendin olmak, küstah hatta kibirli ve isyankar olmak halini seviyor ve büyük bir tutkuyla istiyorum. Vurgulamaya çalıştığım şeyler: bu tavrın olası sonuçları ve bu karakterin bir insanda oluşması için gerekli ortamın nasıl olması gerektiğiydi. Yani bu tavır bize uzun vadede kaybettirir mi kazandırır mı? Yazımda bahsettiğim hisse mesela ben Jackie Chanin filmlerinde de kapılırım. Birileriyle kavga eder, oradan oraya atlar… sanki dans ediyormuş da çevredeki her şey de bu kompozisyona büyük bir titizlikle riayet ediyormuş gibidir. Kafası bir yerlere vurmaz, ayağı kaymaz… bir binanın tepesinde onu sıkıştırsalar, o gene kimseyi iplemeyen bir özgüvenle onlara alaycı bir şeyler söyleyip kendini binadan aşağı bırakacaktır çünkü işlerin yolunda gideceğini bilir. Ama gerçek hayat o kadar pembe değildir. Bir engelli İstanbul’da bir bara veya gece kulübüne gitse benzer bir tavırla, bir kızla öpüşmüş olarak çıkma ihtimali nedir? Kollarını bile oynatamıyorsa ve birazdan tuvaleti gelirse o barda biraz önce kafa tutmuş olabileceği insanlardan mı yardım isteyecektir? Kafa tutarken, bunları hesaba katmaz mı, ve hayatı boyunca bu hesaba katmalar onda ihtiyatlı bir karakter inşa etmez mi? Vs, vs, ama dediğim gibi kimseyi pasifliğe davet etmediğim gibi, kimseyi iplememe halinin uzun vadede çok fazla kaybettirmeyeceğine inansam insanlara yukardan bakma halinin şahikalarına çıkmak için de yanıp tutuşuyorum Yazıda kendi zihnimdeki tartışmaları paylaştım sadece.

  7. #22
    Üye
    Asmina81 Avatarı

    Gerçek Adı
    Asmina
    Üyelik Tarihi
    20.05-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İzmir-Buca
    Mesaj
    363
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Filmin adını gördüm ve ne yazdıklarınızı nede yorumları okumadan açıp izledim ve çok etkilendim... yazacak kelimem yok dağarcığımda...

  8. #23
    Üye
    berfin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    07.06-2005
    Son Giriş
    10.12-2017
    Saat
    18:17
    Yaşadığı Yer
    dünya
    Mesaj
    123
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    9

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Arkadaşların önerdiği tüm filmler gerçekten izlenmeye değer,hepsini izleme fırsatım olmuştu.Benimde bir önerim olacak.İzlemediyseniz izleyin derim.Şimdiden iyi seyirler..

    Rust and Bone (2012) - IMDb



  9. #24
    Üye
    Tuba Avatarı

    Gerçek Adı
    Tuba
    Üyelik Tarihi
    24.08-2005
    Son Giriş
    30.11-2017
    Saat
    13:13
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    103
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Michael'in içe kapanıklığı, çekimserliği, uysallığı;Rorry'nin özgüveni, ukalalığı, anı yaşamayı seven, kendini iyi ifade edebilen özellikleri çok güzel yansıtılmış.
    Elini uzatmadığın, hakkını aramadığın zaman hiçbir şeye sahip olamayacağını ve arzu ettiklerine sahip olabilmek için tek yapman gerekenin kararlılıkla koparıp almak olduğunu gördüm.
    Anı yaşamanın ne kadar önemli olduğunu bir kere daha gözlemledim. Şimdiyi yaşıyorsun, buradasın, o zaman her şeyinle bu anda ol ki, az da olsa yutkunduğunda, boğazında zehir yerine biraz şekerli tat kalsın.
    Kimin ne düşündüğünün, ne söylediğinin hiçbir önemi yok. Sadece sen ne istiyorsun? Onu yap, onu yaşa...
    Hadi biraz cesaret...
    Rorry'in ''Senin en azından geleceğin var; işte buna armağan derim.'' demesi de ayrıca bir kas hastasının yüreğinin tercümanı olmuş.
    Buradaki iki karakterin de, ailelerine bir kızgınlık duyup, yüreklerinde kin besleyip bu duyguyu çığ gibi büyütmemelerine hayran kaldım. Gerekli özen gösterilmemiş, sadece o kadar. Uzayıp giden bir bekleti yok. İnsanların çaplarını anlayıp, beklentiyi bırakmak yapılabilecek en güzel şey olsa gerek. Ama mesele bunu başarabilmekte.

  10. #25
    Üye
    shifty Avatarı

    Üyelik Tarihi
    25.07-2011
    Son Giriş
    11.09-2017
    Saat
    16:48
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    123
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    inside i'm dancing
    the untouchables
    music within
    ...
    ve daha bir dolu film. bunlar hepsi çok güzel filmler ancak türkiye'de yaşayan birisi olarak izlerken bana o kadar fantastik geldi ki...
    devletin engelliye eve çıkması için yardımda bulunması, bar ve cafelere gönüllerince girip çıkabilmeleri, paraşütle falan atlıyor adam daha ne diyeyim. bu ülkede sahip olduğumuz koşullar ile çok gerçek dışı şeyler bunlar ama bir o kadar da bireye kuvvet verenlerden

  11. #26
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: hodbin Mesajı Gör
    Bir engelli İstanbul’da bir bara veya gece kulübüne gitse benzer bir tavırla, (...) Kollarını bile oynatamıyorsa ve birazdan tuvaleti gelirse o barda biraz önce kafa tutmuş olabileceği insanlardan mı yardım isteyecektir? Kafa tutarken, bunları hesaba katmaz mı (...)?
    niye, isteyemez mi?! “sana bictigimiz uslu engelli rolünü oynamadigin icin, cezalisin, hic kusura bakma ama wc’de yardim mardim yok sana!” mi derler? ... o zaman o da onlari cezalandirir, burunlarinin dibine gidip bi güzelce altina micar, onlar da en gec koku alma organlarinin diregi sizladiginda pishman olur
    (gerci icinde oturmaktan kendisi de rahatsiz olabilir belki ama buna deger bence )...



    filmi izlemedim (yakin tarihte izleyecek vaktim olur mu, bilmiom), rory barda kime nasi kafa tuttu, nasil bi terbiyesizlik yapti da insanlarin hishmini üzerinde toplamayi ve hatta “cezalandirilmayi” haketti, bilmiom... “özgüven” deyince ikimiz ayni sheyleri mi anlioruz, ondan da emin degilim... ama bu bashlikta filmle ilgili okuduklarimdan anlayabildigim kadariyla rory'nin istedigi tek shey, az bishey özerklik... sakatlara yakishtirilamayan özerklik... özellikle de yardima ihtiyac duyan insanlara hic hic hic yakishtirlamayan özerklik...

    bunu talep etmesinin, ve cevresine bu talebini belli etmesinin "cesaret" ve güclü bi "özgüven" ile özdeshleshtirilmesini de ayrieten üzerinde düshünülesi buluorum...

    "Hak dediğiniz şey nedir ki!" demishin ama rory norveclilerin hakki olan ama kendi ülkesindeki insanlarin mahrum birakildigi birshey istior gibi görünmüor; kendi cevresindeki, gittigi bardaki sakat olmayanlarin sahip oldugu özerkligi istior, fazlasini degil... ah, ama evet, eger kendi kicini temizleyebilecek durumda degilsen cok cok fazla, cok cok olaganüstü bishey istemish oluorsun, di mi - unutmushum bi an
    ...

    neyse, filmi izlemeden rory'nin davranishlarini veya verilen mesaji falan yorumlamam dogru olmaz... ama filmden bagimsiz olarak, degindigin noktayi cok önemsedigim icin dayanamadim, bishiler yaziym dedim...

    "eger birilerinden yardim almaya ihtiyacin varsa kendini o birilerine begendirmek zorundasin, ve bu ihtiyac ne kadar temele kayarsa, o kadar shirin olmak, o kadar susmak, o kadar minnet duymak zorundasin - davanda ne kadar hakli olursan ol, bu kurali baglamaz - kendi hayatinla ilgili kararlar alma hakkinin iptal olmasindan daha doal bishi de olamaz!"

    anlayishina ve shu meshur "veren el, alan elden üstündür" tutumuna cok uzun zamandir uyuz oluorum ve her firsatta dile getirmek istiorumn - bu firsati da kacirmiym dedim yane ...


    sevgiler ...

  12. #27
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    18:24
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.882
    Alınan Beğeniler
    940
    Verilen Beğeniler
    1.231

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Rory barda kafa tutmak niyetinde değildi ki! Rory barda oturdukları yerden çıkmaya yeltendiğinde karşıdan gelen bi dangalak ile çarpışır:

    Dangalak: Nereye gittiğine baksana.
    Rory: Sen iyi misin, dostum. Bana çarpan sensin.
    Dangalak: Eğer ben tekerlekli sandalyede olsaydım dostum beladan uzak dururdum.
    Rory: Sen başlattın.
    Michael olay büyümesin diye Rory'Ye yaklaşıp birşeyler söyler. Rory söylediklerini "Annesi cehennemde ne emecek?" diye seslendiri!
    Dangalak: Buraya gel, seni hıyar.
    Dangalağın kız arkadaşı: Ne yaptığını sanıyorsun? tekerlekli sandalyedeki birisine kafa mı tutuyorsun?
    Dangalak: Boşver. Buna değmez. Haklısın.
    Rory: Kız arkadaşının söylediği o değil.
    Dangalağın kız arkadaşı: Onu kışkırtmayı kes. Eğer ağzına vursaydı, çalışan başka yerin kalmazdı.
    Rory: Aşağıda çalışan bir iki yerim var, sadece doğru uyarıcı olması lazım.
    Michael bir şeyler söyler. Rory seslendirir: Senin adını bilmek istiyor?
    Dangalağın kız arkadaşı: Siobhan.

    Yani, burada da bir bela arama yoktur aslında! Dangalağın biri tekerlekli sandalye kullanan birine efelenir, tekerlekli sandalye kullanan adam da hak ettiği karşılığı verir!

  13. #28
    Üye
    karakaya Avatarı

    Gerçek Adı
    Musa
    Üyelik Tarihi
    30.07-2005
    Son Giriş
    02.11-2017
    Saat
    09:18
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    858
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    5

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hoş bir film ama hodbin gibi düşünüyorum.

  14. #29
    Üye
    hodbin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    10.03-2006
    Son Giriş
    31.07-2017
    Saat
    10:04
    Yaşadığı Yer
    Kocaeli/Gölcük
    Mesaj
    281
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    1
    Blog Mesajları
    66

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    OturanBoğa, Rory’nin barda haddini aşıp aşmadığının bir önemi yok. Sonuçta arkadaşı Rory’e dese ki beş dolarına iddiaya girerim buradakileri sövemezsin, o iddiayı kaybetmeyecek hepsinin anasını avradını sövecektir. Yani böyle bir karakter çiziyor.Ve biz kendine çizilen sınırları zorlayan, haddini aşan bu karakteri yüceltiyoruz.

    ( bundan sonrası Rekursion’e de cevap veriyor)
    Özgüveni ben kimseyi umursamadan istediğin gibi davranabilme, başına gelecekleri kolayca göze alma veya başına bir şey gelmeyeceğini varsayma hali, olarak kabul ediyorum..Ve ben diyorum ki hakkını sonuna kadar arayan, insanlarla iyi geçinmek zorunda hissetmeyen ve hatta onları iplemeyen ve hatta huysuz ve hatta kibirli biri olmak ancak filmlerde mi mümkün, gerçek hayatta olamaz mı? Diyelim mümkün oldu, gerçek hayatta da filmlerdeki kadar kazançlı çıkabilir mi insan? Ve böyle bir karakterin oluşması oldukça cömert şartların varlığını gerektirirken, sağlıklılara oranla yaşamı boyunca birilerine muhtaç olan engellilerde ne kadar mümkün olur? Kibri ben özgürlüğün ve özgüvenin varacağı en ileri noktalardan biri olarak kullanıyorum. Çünkü engelliyken her şey gibi huysuz ve kibirli olmak da zor. Sağlıklıyken biraz önce iplemediğiniz ya da biraz önce aşağıladığınız(daha uc bir özgürlük hali) birilerine muhtaç olma ihtimaliniz daha düşük. Bir müddet o iplememe halinin tadını çıkarabilirsiniz. Ama engelliyken bu fazla uzun sürmüyor, biraz önce artistlik yaptığınız adamdan şimdi wc ye gitmek için yardım istemeniz, ağzınızdaki o tadı alıp götürür.

  15. #30
    Üye
    bLaCkRaCe Avatarı

    Üyelik Tarihi
    09.09-2006
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    16:02
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.226
    Alınan Beğeniler
    16
    Verilen Beğeniler
    5

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Film muhteşemdi. Bütün karakterler yerli yerindeydi, beni şaşırtan tek şey o ülkede engellilere verilen haklar, ilgili bakıcılar ve dört dörtlük bakım sağlayan bir kurum. Bir şeyler yapacaksak engelimiz ne kadar ileri olursa olsun yapmaya çalışmalıyız vazgeçmek engeli katlar, engelimizden ötürü içimizden geçenleri yapmamak olmaz. Asiysek asi olabiliriz baş kaldırabiliriz. Bu tip hayat hikayeleri olduğunu biliyorum.




Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon