Toplam 2 mesajın 1-2 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    RAVZA54 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    28.01-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    sakarya
    Mesaj
    2.637
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Kuran'ın mealini, hadisleri çok okudum, radyo ve televizyonlardaki hemen her hocadan din sohbetleri dinledim. Kendi hayatımı baştan sona hatırladım. Bir engelli olarak, genel olarak tüm engellilerin ve engelliye bakan ana, baba ve kardeşlerin yerine kendimi koyarak empati yapıyorum ve çok düşündüm. Daha öncede biz engellilere bu gözle bakan oldu mu bilemiyorum ama naçizane engellilikle ilgili tespitlerimi paylaşmak istiyorum.

    Öncelikle şu tespitimi söyleyeyim ki Allah herkese engellilik vermiyor. Engellilerin hepsi seçilmiş özel insanlardır. Birilerinin dediği gibi engellilik bir (Haşa!) yaratılış hatası değildir. Allah mükemmeldir. Sübhandır. Eksiklik, kusur, noksan yoktur. Öyleyse neden biz engellileri yaratıyor?

    Herkes kabul eder ki dünyaya imtihana geldik. Allah bu dünyayı imtihan için yarattıysa, elbette sınav için sorular olacak. Bu sorular genelde iki başlıktır. Sabır ve şükür. Oruç, namaz, hac, musibetler, kazalar, sıkıntılar, hastalıklar... sabrımızı denemek içindir. Fakirlik, zenginlik, sevinçler, evlatlar... şükür imtihanıdır. Allah fakir eder, aza kanaat edip şükredecek mi diye ; zenginlik verir, zekatını verip hayırlar yapacak mı diye şükrümüzü sınar...

    Bu imtihanının en zor sorularından birisi de engelli olmaktır, çocuğunun engelli olmasıdır, engelli kişinin yakını, komşusu olmaktır. Evet bu sabır işidir. Engelli olan insan (Evet insan. Engelli de insandır, acıkır, susar, aşık olur, küser, tuvaleti gelir...) hastalığına ve özürlülüğüne sabredecek, şükredecek. Engelliye bakan ana baba, kardeşler isyan etmeden sabırla, belki de bir ömür boyu meşakkatlere katlanacaklar. Etrafında engelli komşusu veya tanıdığı olan ona güzel muameleyle duasını alıp sevap kazanacak. Ödül, ahirette cennettir inşallah.

    Üç türlü sabır imtihanı içiçedir. Engelli olan insan sabır ve şükürle imtihan ediliyor. Engellinin ana babası kardeşi abisi....vs ona bakmakla imtihan edilir... Eve para getiren çocuğuna çok iyi davranıp en güzel yemekleri pişiren ana baba, evde diğer engelli evladını bi köşeye atıyor. Halbuki o ebedi cenneti kazandıracak. El üstünde tutması gerekmez mi? Çevresinde engelli olanlar, onlara ilgiyle imtihan ediliyor. Engelliler diğer insanlara şükretmeyi hatırlatır. Engellinin duası makbuldur, duasını almaya çalışmalılar.

    Gelelim piyango meselesine. Dünyadaki asıl amacımız Allah'ın rızasını, sevgisini kazanarak cennette ebedi bir gençlik değil mi? İşte engelli olmak, engelli çocuğu olmak, engelli yakını, komşusu olmak ise bu amaca hızlıca ulaştırır. Ama şartı isyan etmeden sabırla ve şükürle...

    Şu an Ereğli'de tahminim benim hastalıktan iki kişi olmalı. (Friedreich ataksisi) Yapılan istatistiklerde bu hastalığın dünyada görülme sıklığı 50 bin de birdir. Belki de Ereğli'de tek benimdir. "Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen de hayatından lezzet alır." sözü gibi olaya güzel bakarsak piyango bana çıktı.

    Sülalemizde tek engelli benim. Allah anne babamı, kardeşlerimi ve beni seviyor ki bana hastalık vererek engelli yapmış. Böylece biz sabır ve şükür ederek Allah'ın rızasını kazanıyoruzdur inşallah. Çevreme bakıyorum, dünyaya dalmış, ahireti unutmuşlar. Allah biz engellileri özel seçiyor.

    Şimdiki aklımla diyorum ki: iyi ki engelli olmuşum. Her zaman bu halime şükrediyorum. Şeytan var, nefis var, belki de namazdan uzak, günahlarla ömür geçirecektim. Nasılsa öleceğiz. Bu hastalığıma sabrederek inşallah çok sevap alıyorumdur... Yüzbinlik Ereğli'de piyango bana vurdu hamdolsun.

    Herkese piyango isabet etmiyor, iyi değerlendirmek gerek. Evet piyango, iddia tarzı şeyler haramdır. Ama bu çok iyi bir örnek olur diye yazdım. Gazetelerde okuyoruz piyangodan trilyonlar isabet eden insanlar, parayı değerlendiremeyip üç-beş yıl sonra eski durumlarından daha sefil duruma düşüyorlar. Bazıları ise fabrika kurup o trilyonları kısa zamanda katlıyorlar.

    Allah'ın milyonlar içinden seçip engellilik verdiği insanlar, iyi değerlendirmeliler. İsyan etmeyip ibadet ederek sabır ve şükürle sevap kazanmalılar. Ama engelli evladının duasını alamayan ana baba çoktur. Haberlerde izledim. Zihinsel engelli kızını zincirlerle kömürlüğe bağlayan insan, kazanma yolunda kaybedenlerden olabilir.

    Hastalık gafletten uyandırır

    Hastalığıma hiç isyan etmedim fakat önceleri “Acaba neden Allah bana hastalık verdi?” diye çok düşünmüştüm. Ailede, hatta sülalede engelli biri yoktu. Hidayetimle bu soru cevabını buldu. Çünkü Allah beni seviyor inşallah. Burası geçici bir imtihan yeri olduğu için dünyaya dalıp ahireti unutmamı istemiyor inşallah. Bir büyük islam alimi olan Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Hastalar risalesi” isimli eserinde hastalığın manevi kazanımlarını çok güzel anlatıyor. Defalarca okudum. Küçük bir kitaptır. Mesela bir yerinde diyor ki :

    “ Eğer hastalık olmazsa, sıhhat ve âfiyet gaflet verir, dünyayı hoş gösterir, âhireti unutturur. Kabri ve ölümü hatırına getirmek istemiyor. Sermaye-i ömrünü bâd-ı hava (nefis rüzgarı) boş yere sarf ettiriyor. Hastalık ise, birden gözünü açtırır. Vücuduna ve cesedine der ki: "Lâyemut (ölümsüz) değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni Yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan.

    İşte hastalık bu nokta-i nazardan hiç aldatmaz bir nâsih (nasihatçı) ve ikaz edici bir mürşiddir. Ondan şekvâ (şikayet) değil, belki bu cihette ona teşekkür etmek, eğer fazla ağır gelse sabır istemek gerektir. “

    Hastalık ve engelli olmak Allah'tan istenmez. Efendimiz SAV, Allah'tan her zaman şifa ve afiyet istenmesini istemiştir. Benim bahsettiğim piyango tam da buradadır. Bizim isteğimizle veya hatamızla olmayan, Allah'ın takdiriyle başımıza gelen musibetler, engellilikler, Allah’ım neden milyonlarca insan içinden beni seçtin? sorusunu sordurur. İşte yukarıdaki yazımda bu soruya cevap yazdım.

    "Allah izin vermeden hiçbir musibet başa gelmez... " (Teğabun suresi, 11) ayeti herşeyin Allah'ın iznine bağlı olduğunu gösterir.

  2. #2
    Yasaklı Üye
    saww Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2011
    Son Giriş
    17.09-2012
    Saat
    14:38
    Mesaj
    2.171
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: RAVZA54 Mesajı Gör

    Bir büyük islam alimi olan Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Hastalar risalesi” isimli eserinde hastalığın manevi kazanımlarını çok güzel anlatıyor. Defalarca okudum. Küçük bir kitaptır..
    Koca Kutup bu kitabı anlıyacak yok diyor.
    http://www.youtube.com/watch?v=cCrWoiRaVd4
    Sen nasıl anladın?
    Anlayanlar anlamayanlara anlatsın.

    Biz daha anamızın karnına düşmemişken bu büyük zat. Ezan yasaklandığında çıkıp ezan okurmuş bilirmisin?

    Sanamı inanalım? Yoksa Evliyaların Başınamı?