Konuşmaktır insanoğlunun en büyük özelliği.Kainatta bu özelliğe sahip tek varlıktır.Konuşsun,anlatsın,tebliğ etsin ve gönüllere hitap etsin istenmiştir.İfade etmenin güzelliğini keşfeden insan yaşamın da sırrını keşfetmiş demektir.Çünkü kime sorarsanız sorun şu anda herkes ya kendisini ifade edemediğinden ya da karşısındakinin onu anlmadığından yakınır.Ve bu durumun hayatını ne kadar sıkıcı,yıpratıcı hale getirdiğinden yakınır durur.Bu da bize bir kez daha ispat etmektedir ki;konuşma ve iletişimde özenli bir yapıya sahip değiliz. Şöyle bir bakın etrafınıza;otobüste,fatura ödeme kuyruğunda,alışvrerişte hatta televizyonlarda nasıl bir dil konuşuluyor? Nezaket,saygı ve insani duygular içeren düzgün cümleler kuruluyor mu? Çocuklarımız bir şeyler anlatırken hangi cümle kalıplarını kullanıyor? Patrolar çalışanlarına hangi tavırla iş buyuruyor? Ya da eşler birbirlerine nasıl sesleniyor? Evlatlarımız Türkçe’nin zarif ifadelerinden yoksun büyüyor,emin olun bu bizim en büyük kayıbımızdır.Çünkü dil; bir milletin en büyük hazinesidir ve o hazinenizi kaybederseniz elinizde kalanların hiçbir anlamı , değeri kalmaz.Tıpkı kasa anahtarınızı ya da şifrenizi hırsıza teslim etmeniz gibi.Bizim şifrelerimizi çözmelerine izin verdiğimiz hırsızlar biz farkına dahi varmadan benliğimizi,değerlerimizi hatta inancımızı alıp götürürler. Dilinin bozulması bir millete neler kaybettirir ?Bunu ifade etmek için şöyle der Peyami Safa: “Dilini kaybeden bir millet, herşeyini kaybetmiş demektir.” Konfiçyüs ise şunları söylemiştir: “Bir ulusun bütün yönetimi bana bırakılsaydı, ilkin dilini düzeltirdim. Çünkü, dil düzgün olmayınca söylenen anlaşılmaz ve yapılması gereken yapılmadan kalır, böyle olunca töreler ve sanat geriler, adalet yoldan çıkar, halk çaresizlik içinde kalır. İşte bundan dolayı söylenmesi gereken başıboş bırakılamaz. Bu her şeyden önemlidir.” Dilin önemine ait bir söz de Churchill şu ifadeleri kullanmıştır: “Ben insanlara yalnız anadillerini bilmedikleri zaman dayak atılmasına taraftarım. “ Hiç dikkat ettiniz mi? Artık dizilerde,filmlerde bilinçli bir Türkçe katliamı var.Sosyal medya ortamında artık kimse kelimeleri tam yazmıyor.Güya zaman kazanma adına yapılan bu davranış aslında bilinçli olarak bize empoze edilen bir yöntemdir.Düşünün “selam yerine; slm”, “ne haber ;yerine nbr”, “güzel yerine ;güsel” daha birçok örnek verebileceğimiz bu ifade bozuklukları zamanla bozuk nesillere zemin hazırlayacak. Erozyona uğrayan ve kaybedilen sadece dilimiz değil; kültürümüz,unutturulmaya çalışılan geçmişimiz ve ümitlerimizi bağladığımız geleceğimizdir. İşte bu yüzdendir ki;Dil bir kimliktir ve biz kimliğimizi kaybettiğimizde yaşamdaki hükmümüzü de kaybetmiş olacağız.Bunun farkına varıp; “Kaybedilen dil yüzünden kimliğimiz de hükümsüzdür” ilanı vermemek için dilimize = kimliğimize sahip çıkmakta acele etmeliyiz diye düşünüyorum. Ne dersiniz?