Gölgesine sığındığım gece! Sen söyle hangi ayrılık çıkarır darağacına asılmış gönlümden ipini?
Bir lahzalık sevincimde tıkandı kaldı yüreğime..
Yutkunamadan bir masal daha bitti gönül surlarımda..
Şimdi kalemede meylim kalmadı..
Kalemse bana isyanda..


Artık gönlümden değil yüzümden şiir aktığını söylüyor dostlarım..
Şimdi satırlar ardına saklanmış gözyaşlarıda ifşa olsa yalancı bir baharın sızısını yakar, kül eder yüreğim..

Seni değil hayatı yalanlıyorum ben!
Şimdi sözlerinle ağlasanda bir kapı daha kapandı aşka!
Kaç kurban gerekir ki bir aşka?
Kaç adak adanır mutluluğa?
Eylülde bitti sonunda..
Hayat değilmiydi bizi terkeden acımasızca?


Bir düşten daha uyandım..
Terler içinde kalkıp yine seni sayıkladımya helal olsun hayat sana!
En fiyakalı sözü vurdun gönlümden yana!
Suskun bir aşk kadar felç eden varmıdır yüreği bilinmez ama her kişi aynasıdır karşısındakinin..
Hissetmek için hissetmesi gerek karşındaki suretin..
Ve nasıl hissediyorsan hissediliyorsundur bilmelisin..



Sevgiyi geceyle süsleyen, geceyi bize veren..
Bir örtü çekip üzerine kurtulmak kötü düş(üş)lerden...
Sonra derince bir iç çekip geçmişe hapsetmek senli düşleri..
Bir düşten öte bilmemek için seni...
Hayata yenilmemek ve yalancı bir yâre kanmamak için susturmak gerek harfleri..

Sessiz harfleri ayrı kefeye koyup, sesli harfleri söküp atmak alfabemizden..

Gurur yapma demeyin..
Bu gurur değil sadece acıtmadan yüreğimi, ağlatmadan gözlerimi, duymadan sözlerini kapatmak bu defteri..
Eee 'si işte böyle!


Susuşlarım bundandı..
Susuşum b/aşk'aydı...