Toplam 2 mesajın 1-2 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    ertugrul01 Avatarı

    Gerçek Adı
    Ertuğrul
    Üyelik Tarihi
    06.11-2010
    Son Giriş
    23.02-2014
    Saat
    11:46
    Yaşadığı Yer
    Anadolu
    Mesaj
    1.499
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Eserleri ve Şiirleri
    HACI BAYRAM-I VELİ’NİN ESERLERİ Hacı Bayram Velî Türkçe şiirler yazmış bir mutasavıftır. Onun günümüze kadar gelen şiirlerinin sayısı, dörttür. Çeşitli kaynaklardan tesbit edebildiğimiz şiirler, üslûb olarak musiki kıvraklığındadır. Tesbit edilen bu dört şiir şunlardır:

    İLAHİ

    1.Bilmek istersen seni,
    Can içre ara canı.

    2.Geç canından bul anı,
    Sen seni bil, sen seni.

    3.Kim bildi efalini,
    Ol bildi sıfatını.

    4.Anda gördü zatını,
    Sen seni bil, sen seni.

    5.Görünen sıfatındır,
    Anı gören zatındır.

    6.Gayrı ne hacetindir,
    Sen seni bil, sen seni.

    7.Kim ki hayrete vardı,
    Nura müstağrak oldu.

    8.Tevhidi zatı buldu,
    Sen seni bil, sen seni.

    9.BAYRAM özünü bildi,
    Bileni anda buldu.

    10.Bulan ol kendi oldu,
    Sen seni bil, sen seni.

    Bu şiirin yorumu şu şekilde yapılabilir.

    1.Hacı Bayram-ı Veli’nin burada iki senden bahsettiğini görüyoruz.Bunlardan birincisi nefs dediğimiz beşeri ‘BEN’ ,diğeri ruh dediğimiz ilahi ‘BEN’ dir.İnsanın Allah’tan kopup gelen ilahi yönüne ulaşması için nefsinden uzaklaşması, o yönünü aşması gerekir.

    2.Canından geçmekle insan kendi özüne ulaşır.Sen seni bil sen seni mısrası şu sözü hatırlatır; ‘Kendini bilen Rabbini bilir’.Zira insanın özü ilahi asla bağlıdır.Oradan gelmiş oraya dönecektir.

    3.Yaptığı işlerin iç yüzünü düşünen kişi o işlerin insandaki hangi sıfatın, hangi özelliğin sonucu olduğunu bilir.

    4.Sıfatını bilen kişi sıfatın dayandığı yeri de bilir ki o da insanın özü yani kendi zatıdır.

    5.Bir kimse, kendi sıfatını zatı vasıtasıyla görür, yani o sıfatı düşünür.Düşünme özelliği zatın kendisinde mevcuttur.

    6.Başka bir şeye ihtiyacın kalmaz, eğer kendini bu iç gözlem ile bilebilir, aslına ulaşırsan...İnsan özüne yabancılaşırsa kendini tanımaz, aslını bilmez.Eğer insan sıfat, fiil çokluğundan kurtulup zattaki vahdete yani tekliğe ulaşırsa kendi aslına kavuşmuş yabancılaşmadan kurtulmuş olur.İşte burada huzuru bulur.

    7.Hayrete varmak bir tür gaybet halidir .Bu şekilde aklın aşıldığı bir hal elde edilir.Allah’ın varlığını anlayan kişi artık nura dalmıştır.Tepeden tırnağa nur olmuştur.Yani hakikat ışığını bulmuş hakikate ermiştir.

    8.İşte bu nura dalan, artık zata ait tevhide de ulaşmış, zati tecellilere mazhar olmuş demektir.Zat bilinemez olduğu için, ancak sezgi yoluyla bilgisine ulaşılır.Allah’ın Zatındaki gayblık durumu zatı anlayan kişiyede intikal eder ve bir tür hayret hali yani aklın aşıldığı bir hal elde edilir.

    9. Hacı Bayram-ı Veli kendi özünü bilmiş yani yabancılaşmadan kurtularak aslına ulaşmış ikilikten kurtulmuş ve tevhidi bulmuştur.Bu durumda O hem bilen hemde bilinen olmuştur.Bilen ve bilinen ikiliği kalkmış zati tevhid elde edilmiştir.

    10.Bulan yine Hacı Bayram-ı Veli’nin kendisi olmuştur.Bu dünyada gerçeği bulamayan kendi özüne ulaşamayan kimseler öbür dünyada karanlıkta kalacaklardır.Bu dünyada özüne yabancı kalan ahirette yabancılaşmanın bedelini ödeyecektir.Tabii olarak öze ulaşmanın birinci şartı İslam’ı tam olarak yaşamak ve bu şekilde nefsani duygulardan arınmaktır.İslamı tam olarak yaşamayan kimselerin öze dönmesi mümkün değildir.Kısaca öze dönüş yaşanarak elde edilir.Bir sufinin manevi olarak ilerlerken çeşitli makamlardan geçtiğini çeşitli gizli halleri öğrendiğini biliyoruz.Bunlar tamamen yaşanarak elde edilen tecrübelerdir.Hacı Bayram-ı Veli Hz.leri de bu manevi tecrübeleri kendi şiirinde bu şekilde anlatmaya çalışmıştır.Bu tecrübelerin gerçek içyüzü nedir, nasıldır, bu yönleri bizce bilinmemektedir.

    İLAHİ ZİKİR

    1.Noldu bu gönlüm ,noldu bu gönlüm?
    Derdü gam ile doldu bu gönlüm.

    2.Yandı bu gönlüm, yandı bu gönlüm,
    Yanmada derman buldu bu gönlüm.

    3.Gerçi ki yandı gerçeğe yandı,
    Rengine aşkın cümle boyandı.

    4.Kendi de buldu kendi de buldu,
    Matlabını hoş buldu bu gönlüm.

    5.Elfakru fahri elfakru fahri,
    Demedi mi alemlerin fahri.

    6.Fakrını zikret fakrını zikret,
    Mahv u fenada buldu bu gönlüm.

    7.Sevda-yı a’zam sevda-yı a’zam,
    Bana k’oluptur arş-ı muazzam.

    8.Mesken-i canan mesken-i canan,
    Olsa acep mi şimdi bu gönlüm.

    9.Bayrami imdi bayrami imdi,
    Yar ile bayram eyledi şimdi.

    10.Hamd senalar hamd-ü senalar,
    Yar ile bayram etti bu gönlüm.

    Açıklaması şöyledir;

    1. Hacı Bayram-ı Veli, gönlünde iç dünyasında meydana gelen değişikliği anlatıyor.Akıl düşünme, gönül sevme yeridir.Onun kutsal gönlü, Mevlasının aşkına tutulmuş o aşk ile yanmakta, sevdiği Mevlasının derdiyle, iç alemi ile meşgul olmaktadır.Buradaki dert sevgiliden ayrı kalmanın verdiği acıdır.Allah’a en çok aşık olanlar O’nu en çok sevenlerdir.

    2.Burada, iç aleminin ayrılık ateşiyle yandığını belirten Hacı Bayram-ı Veli, bu ateşin kendisini olgunlaştırdığını ifade ediyor, yanmada derman yani şifa bulduğunu söylüyor.

    3.Gönlüm bu aşk ateşiyle her ne kadar yanıyorsa da bu yanma maddi çıkar değil mutlak güzellik sahibi Allah içindir.Yani boşuna değil faydalı bir yanma. Hacı Bayram-ı Veli bu yanmanın bütün vücudunu sardığını tepeden tırnağa Allah sevgisiyle dolduğunu belirtiyor.

    4.Allah’ı dışarda değil iç dünyasında bulduğunu söylüyor.Müminin kalbi Allah’ın evidir.İnsan iç dünyasını kötülüklerden temizleyebilirse orada Allah’ı bulur.

    5.Bu mısralarda Hacı Bayram-ı Veli fakr ve mahv gibi hallerden bahsediyor.İnsanın sırf Allah’a muhtaç hale gelmesi onu diğer insanlara muhtaç olmaktan kurtarır.Fakr’da insanın gerçek özgürlüğü vardır.Bu durumda olan kişi gerçek kulluğa da yaklaşır.Her şeyi Allah’tan bilir.Allah’tan başka herşeyi geçici ve fani olarak görür. Hacı Bayram-ı Veli’nin burada Peygamberimizin ‘ Fakirlik benim öğüncümdür’ hadisini zikretmesi, Peygamberimizi her konuda örnek aldığını göstermektedir.

    6.Fakrını zikret’ten amaç hiçliğini anla demektir.Bu makamda olan kişi, nefsini yok bilince nefsine ait kötü yanları siler yerine iyi huyları hakim olur.İnsanın iyi huyları elde etmesi için nefsini bu şekilde terbiye etmesi gereklidir.Tasavvuf işte bu ahlakı sağlayacak kısa yoldur.

    7.İnsanın içinde çeşitli alemler vardır.Bunu bilicine ulaşan insan ne kadar büyük bir varlık olduğunu anlar.İnsan Allah’ın yeryüzünde halifesi olduğuna göre halifeninde önemli bir varlık olması gerekir.Bu makama ulaşmış insan öyle yücelir ki bütün alemleri hissedebilir, beşeri ve maddi bağlardan sıyrılır ilahi planda bir çeşit varlık elde eder.

    8. Hacı Bayram-ı Veli’nin gönlü artık Allah’ın evi olmuştur.O, ihsan mertebesine erişmiş, her an Allah’ı görür gibi kulluk etmenin bilincindedir.Bu durumda olan kişi sürekli beraber olduğu Allah’ın isteği şekilde ahlaklanır, kalbi Allah’ın evi olur.

    9.İlahinin başından beri Hacı Bayram-ı Veli geçirdiği tasavvufi tecrübeleri anlatmaktaydı.Bu mısrada artık O ,sevgiliye yani Mevlasına kavuşmuştur.İşte Allah’a vuslatı, Hacı Bayram-ı Veli’nin ifadesiyle büyük bayramdır.Aynı vuslata Mevlana Celaleddini Rumi Şeb-i Aruz ismini vermektedir.Allah’a aşık olan kişiye bu dünya içindeki sıkıntılar önemsiz gelir, stresten, huzursuzluklardan kurtulur her gününü bir bayram sevinci ile geçirir.

    10.Bu mısrada Hacı Bayram-ı Veli kendisini bu makama eriştiren Yüce Allah’a hamd ediyor.Allah’a vuslat makamı tasavvufta en yüce makamdır.

    İLAHİ TAKSİM

    1.Çalabım bir şar yaratmış,
    İki cihan arasında.

    2.Bakıcak Didar görünür,
    Ol şarın kenaresinde.

    3.Nagihan bir şara vardım,
    Anı ben yapılır gördüm.

    4.Ben dahi bile yapıldım,
    Taş ve toprak arasında.

    5.Şakirtleri taş yonarlar,
    Yonup üstada sunarlar.

    6.Mevlanın adın anarlar,
    Taşın her paresinde.

    7.Ol şardan oklar atılır,
    Gelür sineme batılır,

    8.Aşıklar canı satılır,
    Ol şarın bazaresinde.

    9.Şar dedikleri gönüldür,
    Ne alimdür ne cahildür.

    10.Aşıklar kanı sebildür,
    Ol şarın kenaresinde.

    11.Bu sözümü arif anlar,
    Cahiller bilmeyüp tanlar.

    12.Hacı Bayram kendi banlar,
    Ol şarın minaresinde.

    Açıklaması şu şekildedir;

    1.Çalap Allah demektir.Allah ise iki cihan arasında bir şehir yaratmıştır.Bu şehir insan gönlüdür,kalbidir.Bir yönü maddi aleme diğer yönü ahirete bakar.

    2.Allah akılla idrak edilemez ancak kalp ile sevilir.Yani Allah’ı anlama yeri kalptir.Allah’ın kalpten bu şekilde bir görülebilirliği vardır ki bu, akıl üstü görmedir.

    3.Hacı Bayram-ı Veli aniden bu şehre girdim diyor,yani tasavvuf eğitimine adım atışından bahsediyor. Hacı Bayram-ı Veli’nin onu yani gönlünü yapılır görmesi gönlünün sürekli gelişim halinde olması, sürekli manevi olgunluğa yönelişi diye tanımlanabilir.Bu yöneliş gönlün yani kalbin noksanlıklardan nefsi duygulardan temizlenerek olumlu yöne yönelmesi demektir.

    4. Hacı Bayram-ı Veli taş ve toprak arasında ben yapıldım diyor.Taş insandaki olumsuz yönler toprak ise iyilikler ve güzelliklerdir.Bu iki yönün düzenlenmesi kalbin olgunlaşması onun inşa edilişi demektir. Hacı Bayram-ı Veli, Ebu Hamid’in nezaretindeki manevi olgunlaşma sürecini taş ve toprak arasında yapılmak diye tanımlıyor.Bu ifade de ayrıca topraktan ruhun tekamülü taştan da nefsin tekamülü anlaşılabilir.

    5.Şakirdlerin taş yontması nefsin kötü yanının giderilmesi kötü ahlakı bırakmak demektir.Şeyh öğrencisinin manevi olgunluğunun gelişimini sürekli takip eder. Hacı Bayram-ı Veli ‘de kendisine verilen tasavvufi görevleri yapmış, yaptıkça da hocasının yani Ebu Hamid’in kontrolüne sunmuştur.

    6.Taşı yontarken yani kalbi temizlerken araç Allah’ın adını zikretmektir.Zikir hatırlamak anlamına gelen bir Kur’an tabiridir.Bir kişi hatırladığını düşünür,düşündükçe sever yada sevdiğini düşünür, düşündükçe hatırlar.Zikrin Allah’a ulaştırmadaki fonksiyonu budur.Sürekli Allah’ı düşünmek, düşünce ve ruhi planda O’nunla birlikte olmak insanı ihsan mertebesine ulaştırır.İşte sürekli zikr ihsan oluşumunu, bu da Allah’ı sevmeyi ve güzel ahlak elde etmeyi sağlar.

    7.Gönül şehrinden ok atılması ve onun göğsünü yakması, Allah aşkına uğrayan kişilerin sıkıntıların artması demektir.Allah ‘da bu şekilde kulunun kendini tam olarak sevip sevmediğini kontrol etmek için çeşitli sıkıntılara,imtihanlara,hastalıklara maruz bırakır.

    8.Hacı Bayram-ı Veli burada Allah aşkı için candan bile geçmenin gerekliliğini vurgular.İnsanın canı herşeydir.Onu feda etmesi herşeyini feda etmesi anlamına gelir.Allah’ı sevme yolu gerekirse bu uğurda canı da feda etmeyi gerektirir.Bu mısralarda gönlün pazara benzetilmesi ve orada canın satılması, Kur’an da Allah’ın razı olduğu kimseler hakkında alışveriş olayına benzer.Tevbe 111 de ‘ Allah, cennet karşılığında onların canlarını ve mallarını satın aldı ’ buyurulmaktadır.

    9.Şar gönüldür.İnsan gönlü bir şehire benzer.Şehir çok geniş bir alandır ve içinde herşey bulunur.Gönül de o kadar büyüktür ki yere göğe sığmayan alan Allah’ı seven inançlı kulun kalbine sığar.Ancak gönülde ilim ve zıddı cahillik olmaz, orada sezgisel yönü olan irfan ve inkar bulunur.Allah’da gönülde sezgiye dayalı bu irfan ile bilinebilir.Bu bilişin temelinde Allah sevgisi ve sevginin kalpte meydana getirdiği sezgi bulunur. Hacı Bayram-ı Veli burada Allah’ı bu yolla anladığını, ilim ve zıddı cahilliğin bir kalp ameli olmadığını vurguluyor.Çünkü ilim bir beyinsel faaliyet ürünüdür ve bu faaliyet insanı Allah’a ulaştırmaz.

    10.Gönül evinin daha doğrusu gönül şehrinin kenarında yani pazarında aşıkların kanı bedava akar.Yani canın bir önemi yoktur.Bu uğurda çok sayıda Allah dostu canlarını feda etmişlerdir.

    11. Hacı Bayram-ı Veli tasavvufta özel bir konum olan Tadmayan Bilmez hususuna işaret eder.Tasavvuftaki, bu sevgi ,ölüm, herşeyini feda, fena, beka gibi hallerin anlaşılması o hallerin yaşanması ile mümkündür.Yaşamayan cahiller boşuna söz söyler kuru gürültü yaparlar.

    12.Bu son mısralarda Hacı Bayram-ı Veli ben bu tasavvufi tecrübeleri yaşadım, bu şiirimle size anlatıyorum diyor.Gönül şehrinin sokaklarını her yeriyle iyice öğrenen Hacı Bayram-ı Veli şehrin minaresine çıkarak yani şeyhlik makamını elde ederek öğrendiklerini insanlara anlatıyor, onları doğru yola çağırıyor.

    İLAHİ SAVT

    1.Hiç kimse çekebilmez,
    Pektir feleğin yayı.

    2.Derdine gönül verme,
    Bir gün götürür vayı.

    3.Gelür güle oynaya,
    Al (da)dır seni çapüktür.

    4.Bir bunculayın fitne,
    Kande bulurarayı

    5.Bir fani vefasızdır,
    Kavline inanma hiç.

    6.Gah yoksulu bay eyler,
    Gah yoksul eder bayı.

    7.Çün yüzün dündürdü,
    Bir lahza karar etmez.

    8.Nice seri pay eder,
    Döner ser eder payı.

    9.Denir vahit vahdette,
    Kasretde kanı tefrik.

    10.Hızr ermedi bu sırra,
    Bildirmedi Musa’yı.

    11.Hayran kamu alimler,
    Bu ma’ninin altında.

    12.Kaf’dan Kaf’a hükmeden,
    Bilmez bu muammayı.

    13.Miskin Hacı Bayram sen,
    Dünyaya gönül verme.

    14.Bir ulu imarettir,
    Alma başa sevdayı.

    Bu şiirin açıklaması şu şekilde yapılabilir;

    1.Hacı Bayram-ı Veli bu mısrada dünya denilen imtihan yerinin çeşitli sıkıntılarla ve zorluklarla dolu olduğunu ifade ediyor.Kuran-ı Kerimde ise Allahü Teala Bakara 155’de ‘ Elbette biz sizi biraz korku biraz açlık ve mallardan,canlardan,ürünlerden eksiltmekle sınarız,sabredenleri müjdele’ buyurmaktadır.

    2.Dünyanın derdine fazla dalma, onun stresinden kendini çek çıkar, onun malına mülküne süsüne aldanma zira hepsinin sonu ‘ Vay ’ dır.Yani pişmanlıktır.

    3.Dünyanın yüzü tatlıdır, insanı çeken parası, altını, elbisesi, süsü, çeşitli eşyaları vardır.Dünyaya dalan ahiretini ihmal eder, bu nedenle eli çabuk olan dünya herkesi çabucak kendine çeker.

    4.Dünya o kadar fitne dolu ki bunlara dayanamamaktan kaynaklanan aman feryatları ne kadar çok, ne kadar yaygındır.İnsanların geneli dünyaya aldanır.

    5.Dünya geçicidir, fanidir, kendisine bağlanana vefası yoktur.Onu mezara kadar takip eder ancak kendisini çok seven insanı orada bırakır, insan mezarda yanlız kalır.

    6.Dünya o kadar vefasızdır ki bir bakarsın fakiri zengin etmiş, bir bakarsın onu yeniden fakir etmiş, hiç düzeni ve kararı yoktur.Bu yüzden insan zenginliğine güvenmemeli fakirliği içinde üzülmemelidir.

    7.İnsana yüzünü döndürdü mü bir an beklemez elinden geleni yapar ve ahireti unutturur bu nedenle iki yüzlüdür, dünyaya güvenilmez.

    8.Dünya nice ayağı baş yapar, bazende başları ayak yapar.

    9.Vahid (bir) vahdette ( birlik halinde)dir.Kesret (çokluk yani dünya) düşünülünce nerede kalır aradaki fark.Allah’ın birliğinin yanında bu dünyanın çokluğu.Kendisi bir olan Allah, çoklukta da bir olarak kendisini göstermektedir.Ancak bu ikisinin arasındaki farkı nasıl anlayacağız?

    10.Bu sırrı Hızır bile bilmedi, Allah Musa’ya bildirmedi.Teklikte teklik ile çoklukta teklik arasındaki fark nedir?En üstün insanlar bile bunun sırrına eremedi.Dünya çokluğunda Allah’ın tecelli etmesi bu tecelli olmadan da bir olması...İkisi de aynı neticeye varıyor, ama aradaki ince sır gibi fark nedir?

    11.Bunun ifade ettiği anlam o kadar derin ki çok bilgisi olan insanlar bile bu işin içinden çıkamadılar.

    12.Kaf’tan Kafa’a hükmeden yani bütün dünyayı yöneten hükümdarlar bile dünya ve ifade ettiği vahdet sırrı konusunda aciz kaldılar.Dünya ile içiçe olan onlar ve dünyayı en iyi bilende onlar ama bu konuda çaresizler.

    13.Ey Hacı Bayram dünyanın durumu bu.. O halde bu vefasız aldatıcı dünyaya gönül verme ona kanma.Tasavvufta insanı Allah’a ulaştırmada engel olan herşeye dünya denmiştir.Bu bakımdan Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri kendine dünyaya gönül verme, ona tapma, sadece Allah’ı bil, O’na kul ol demektedir.

    14.Sevda büyük imarettir, Allah’tan başka bu büyük imaret yeri olan dünyaya meyletme, bu dünyayı sevme.. Hacı Bayram-ı Veli’nin hem dünyadan uzak kalması hem de dünyada yaşaması ,kalben vahdeti cismende kesrette vahdeti yaşamasından başka birşey değildir.Çünkü mutasavvıflara göre dünya kalınıp sürekli bağlanılacak yer değildir.Ama dünyanın da imar edilmesi red edilmemiş Hacı Bayram-ı Veli tarafından dünyevi sosyal faaliyetler ( üretim,tarım, hayvancılık ,fakirlere yardım ) özellikle desteklenmiştir ve çalışma tavsiye edilmiştir.

    Hacı Bayram Veli’nin tasavvuf felsefesi incelediğimizde günümüze kadar gelen bu dört şiirde de görüldüğü gibi çeşitli tasavvufi tecrübeler yansıtılmaktadır. Şiirlerde geçen ,fakr, fena,mahv,muhabbet,yanmak,tanrının adını anmak, dünyaya dönül vermemek,kendini bilmek nura dayanmak gibi konular tasavvufun ana temalarını oluşturmaktadır.Hacı Bayram Veli’nin günümüze değin gelen kesin dört eseri olmakla birlikte Osmanlı Devleti’ni ahlaki,dini,iktisadi ve siyasi açıdan geniş ölçüde etkilemiştir.Hacı Bayram-ı Veli yazılı eser vermekten ziyade , ahlakçı rol oynamış insan yetiştirmeye önem vermiştir.

  2. #2
    Üye
    ertugrul01 Avatarı

    Gerçek Adı
    Ertuğrul
    Üyelik Tarihi
    06.11-2010
    Son Giriş
    23.02-2014
    Saat
    11:46
    Yaşadığı Yer
    Anadolu
    Mesaj
    1.499
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    HACI BAYRAM-I VELİ’NİN HAYATI
    Hacı Bayram-ı Veli 15.yüzyılda Anadolu Türk Birliğinin yeniden sağlanmasında en az politik ve askeri güçler kadar etkili olan Anadolu sufilerinin en önemlilerinden biridir.Ankara’nın Solfasol köyünde doğmuştur.Doğum tarihi kesin olmamakla birlikte kaynaklarda H.753/M.1352-53 yılları olarak belirtilir.Asıl ismi Numandır.Babası Koyunlucalı Ahmet ,annesi Fatma Hanımdır.Abdal Murad ve Safiyüddin adlı kendisinden küçük iki kardeşinin olduğu bilinir. Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin Solfasol köyünde doğduğu ev restore edilmiş ve ziyaretçilere açılmıştır.
    hbv hayati4 400 1 - Hacı bayram veli
    Hacı Bayram-ı Veli’nin doğduğu ev
    Ev bir büyük salon ve küçük bir odadan ibarettir.Evdeki eşyalar sonradan dekorasyon amaçlı koyulmuş olup Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin kullandığı eşya bulunmamaktadır.
    hbv hayati1 400 1 - Hacı bayram veli
    Hacı Bayram-ı Veli’nin evindeki büyük oda
    Hacı Bayram-ı Veli’nin doğduğu oda küçük odadır.Buradaki eşyalarda sonradan yerleştirilmiştir.
    hbv hayati2 400 1 - Hacı bayram veli
    Hacı Bayram-ı Veli’nin doğduğu oda hbv hayati3 400 1 - Hacı bayram veli Hacı Bayram-ı Veli’nin doğduğu oda
    Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin annesine ait mezar Ankara Esenboğa Yolunda Hasköy Dörtyol mevkiinde Solfasol köyüne dönülen kavşakta T.C Nebahat Taşkın İlköğretim Okulu önünde bulunmaktadır.
    hbv hayati5 400 1 - Hacı bayram veli
    Hacı Bayram-ı Veli’nin annesine ait türbe
    Hacı Bayram-ı Veli Hz. çocukluk yıllarından itibaren ciddi bir eğitim almıştır.Bu yılllarda hocasının Şeyh İzzetin ( Şeyh İzzetin Cami ve türbesi Hacı Bayram Caminin buluduğu tepenin doğu alt kısmındadır) olduğu söylenirse de ikisinin yaşamış olduğu zaman dilimi arasındaki elli yıllık fark bu bilginin doğru olmadığı sonucunu ortaya çıkarır. Hacı Bayram-ı Veli gençlik yıllarında medrese eğitimi almış ve bu dönemde Tefsir,Fıkıh,Hadis,Matematik,Felsefe,Arapça,Farsça Edebiyat gibi çeşitli dersleri okumuştur.Hacı Bayram-ı Veli öğrencilik hayatından sonra Ankara’da Melike Hatun isimli bir hayırseverin yaptırdığı Kara Medrese de müderrislik yapmıştır.Medreseler günümüzün üniversite ve fakülteleridir.Burada ders veren müderrislerin ünvanı günümüzün profesör ünvanıdır.Daha sonra Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri zamanın ünlü din bilgini olan Ebu Hamidüddin Aksarayi ( Somucu Baba ) tarafından Kayseri’ye davet edilir.Bir Halveti şeyhi olan Ebu Hamidüddin ile karşılaşması ilk defa bir kurban bayramı günü olduğu için şeyh kendisine Bayram adını verir.Bugünden sonra Numan ismi yerine Bayram ismini kullanır.Bu ziyaret esnasında Ebu Hamidüddin Hacı Bayram-ı Veli’ye zahir ilminin ve batın ilminin derecelerini ve geleceğini manevi yolla kendisine göstererek ,ikisi arasında bir seçim yapmasını söyler ve kendisini tasavvuf yoluna girmeye, bu yolda öğrencisi olmaya davet eder. Hacı Bayram-ı Veli bu daveti kabul eder ve tasavvuf eğitimine Ebu Hamidüddin nezaretinde başlar. Ardından kesin tarihi bilinmemekle birlikte ( muhtemelen 1394)şeyhi ile birlikte Bursa’ya gider ve orada Çelebi Sultan Mehmet (Yeşil Medrese) medresesinde de müderrislik yapar. 1400 yılında şeyhi ile Bursa’dan ayrılan Hacı Bayram-ı Veli ; üç yıl süren Şam, Mekke ve Medine’yi kapsayan hac yolculuğuna çıkarlar.Geri döndüklerinde Ebu Hamidüddin Hazretleri çok yaşlanmıştır ve manevi emanetini Hacı Bayram-ı Veli ‘ye bırakarak 20 Eylül 1412 tarihinde Aksaray’da vefat eder. Hacı Bayram-ı Veli daha sonra Ankara’ya döner.Artık yanlızca müderris değil, Hamidüddin Aksariyi’nin halifesi ve kendi adıyla anılan Bayramilik tarikatının şeyhidir.Tarikatın eğitiminin yapılması için tekke adı verilen binalara ihtiyaç vardır.Bu tekkeler yenilip içilen,yatılan, ibadet edilen yerlerdir.Yapılan danışmalar sonucunda bugünkü Ulus meydanında yüksekçe bir tepe olan eski hristiyan Ogüst mabedine bitişik şekilde 1415 senesinde Bayramilik Tarikatı tekkesinin inşaatına başlanır. Bu tekkenin ilk imamı Hacı Bayram-ı Veli Hz.’nin öğrencisi ve gelecekteki damadı Eşrefoğlu Rumi Hz.’leridir.Bayramilik tarikatı Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin profesör olması ve eğitim metodunu güzel uygulaması sonucu kısa zamanda büyük kitlelere ulaşırarak yayılır.Bu esnada Akşemseddin Hz.’leri Ankara’ya gelir Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin öğrencisi olur.Bayramilik yaygınlaşırken, Edirne’de Sultan II.Murad Han 1421 yılında tahta geçer.Bu tarikatın çok yaygınlaşması kimi çevrelerde korku ve kuşku uyandırır ve Hacı Bayram-ı Veli Sultan II.Murad’a şikayet edilir.Yakın geçmişte yaşanmış Şeyh Bedrettin isyanı ile kurulan hayali bağlantılar ve spekülatif benzerliklerle de kışkırtmalar yapılır. Sonuçta Hacı Bayram-ı Veli, II.Murad Han tarafından Edirne’ye davet edilir.Hacı Bayram-ı Veli öğrencisi Akşemseddin’i de yanına alarak Edirne yolculuğuna çıkar.Bu yolculuk esnasında Gelibolu’ya uğrar ve burada Yazıcıoğlu Ahmet ve Muhammed kardeşlerle görüşür onları tasavvufi yola sokar.Sultan daha ilk görüşte Hacı Bayram-ı Veli’den etkilenir ve ihbarın asılsız olduğu anlaşılır.Sultan ve vezirlerle görüşen Hacı Bayram-ı Veli onlara çeşitli tavsiye ve telkinlerde bulunur.Yaklaşık iki ay Edirne’de kalır ve bu esnada Edirne Eski Camiinde halka va’z eder.Hacı Bayram-ı Veli ‘den çok etkilenen Sultan bu büyük veliyi saygı ve sevgi içinde Ankara’ya uğurlar, O’na olan sevgisi sebebiyle müridlerini vergiden affeder.Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri 1426 yılında tekrar Edirne’ye gider.Bugünkü tarihi Uzunköprü’nün temeli dualarla atılır.1429 yılında Edirne’ye bir yolculuk daha yapılır.Bu seyehat Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin Fatih Sultan Mehmet’i gördüğü son Edirne seyehatı olur.Bu görüşme esnasında İstanbul’un Fatih tarafından feth edileceği müjdesini Sultan II.Murad’a verir.1430 yılında halife olarak Akşemseddin Hz. ve Bıçakçı Ömer’i bırakarak Ankara’da vefat eder.Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin üç kız ve beş erkek çocuğu olduğunu biliyoruz.Kızlarından sadece Eşrefoğlu Rumi ile evlenen Hayrunisa’nın ismi bilinmektedir.Oğullarının adları sırasıyla Şeyh Ahmet Baba, Ethem Baba, Baba Sultan, İbrahim ve Ali’dir.




LinkBacks (?)

  1. 29.07-2013, 01:39