Toplam 2 mesajın 1-2 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    Birtan07 Avatarı

    Gerçek Adı
    Birtan07
    Üyelik Tarihi
    09.07-2010
    Son Giriş
    05.12-2017
    Saat
    23:03
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    1.108
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Son günlerde M.Kemal ATATÜRK'e diktatör diyenlere okunası bir makale buyrun...

    “-Atatürk’ü ve Cumhuriyet’in ilk yıllarını tabulaştırmayalım, eleştirelim abi...
    -Evet, haklısın abi eleştirelim.
    -Mesela özel havayolu şirketlerinin Ankara-İstanbul arasında Charter seferleri yapmasına neden sağlamamışar kardeşim! Üç-beş tane Jumbo Jet alıp koyamazlar mıydı? Savaştan çıkmış yorgun halk
    daha rahat seyahat ederdi. Bak şimdiki hükümete ne güzel uçuruyor Jumbo’ları...
    -Haklısın abi. Bence otoriter tek adam yönetimi nedeniyle milletimiz bundan mahrum kaldı!”
    Bu hayali bir diyalog ama televizyonda Atatürk’e saldırmak için bulunan bahaneler üç aşağı beş yukarı böyle. Bu aralar sıkça duyuyoruz bu uyduruk lafları.
    E tabii ki, bakkal Ahmet amca bilmiyor Jumboyu mumboyu, konuşanları da adam zannediyor (televizyona çıkıyorlar nede olsa) inanıyor. Sonra...
    Kim anlatacak bu işin doğrusunu bakkal Ahmet amcaya? Daha önemlisi bunu anlatacak olan vicdanlı Türk aydını, sesini duyuracak bir medya organı bulabilecek mi?
    Bulsa anlatacak! Diyecek ki; “Kardeşim ne arıyor o zaman Jumbo jetler, Havayolu şirketleri?"
    Vardı da yapmadılar mı? Tarih, döneminin koşulları içinde değerlendirilir, yapmayın böyle vicdansızlık.
    Namuslu aydın, bu tiplerin karşısına çıkıp bunları söyleyemedikleri için, bu cahil takımı, bugünün koşullarına bakarak 80-90 yıl önceki olayları kıyasıya eleştirip, hakaretler yağdırıyorlar.
    Hep aynı nakarat tekrarlanıyor: “Jumbo Jet niye yoktu!”
    HANEDAN GÜZELLEMESİ
    Osmanlı hanedanının gönderilişinin olabildiğince dramatize etmek çok moda bu aralar... Aman efendim vatandaşlıktan çıkarılmışlar da, çok çileler çekmişler de, falan da filan...
    Tahmin ettiğiniz gibi bir yandan hanedanı mağdur gösterip güzelleme yaparken, diğer yandan da Atatürk’ü suçluyorlar.
    Bilmiyorlar, mesela 1917’de Rusya’daki Ekim Devrimi’nden sonra Romanof hanedanı en küçük üyesine kadar kurşuna dizildi. 1918’de Halsburg hanedanı canını zor kurtardı. Keza Wilhem de...
    Osmanlı hanedanı ise özel servetlerini de almalarına izin verilerek sürgüne gönderildi. (Ki o özel servetle Vahdettin, sürekli olarak Türkiye’de Cumhuriyet karşıtı dernek ve basın organlarını destekledi) Bütün dünyada hanedanlar döneminin sonuydu.
    Ne yapsaydı yeni Cumhuriyet, göndermese miydi Osmanlı hanedanını, hiçbir olayın faturasını çıkarmasa mıydı? Evet, sürgüne gittiler ve zor günler yaşadılar. İyi de mesela, İzmir işgal edildiğinde ilk 72 saat içinde 400 asker ve 2 bin sivil katledildi Yunan askerleri tarafından... Bunların hesabını kim verecekti? Kim adına onaylandı o, 7. Maddesi şifaen teminatlandırılan Mondros ateşkesi? Padişah adına değil mi?
    Ya da sırf “Zito Venizelos” diye bağırmadığı için, İzmir’de yol ortasında, Yunan askerleri tarafından süngülenerek şehit edilen Albay Süleyman Fethi Bey’in geride kalan ailesi cefa çekmedi mi? Sürgüne gönderilen Osmanlı ailesinden bin kat daha fazla çekti.
    Ve monarşiden Cumhuriyet’e geçen birçok ülkede olduğu gibi, dönemin bütün faturasının sorumlusu olarak, yargılanıp kurşuna dizilmediler, sürgüne gönderildiler. Dönemin koşulları içinde normal olan yargılamaları, ama insanı olan sürgündü... Cumhuriyet insani davrandı.
    Bunları bilmeden televizyonda ahkam kesenler, bizzat Osmanlı hanedanının kendi devri sabıklarına neler yaptığını biliyorlar mı?
    Abdülhamit’i Selanik’e sürgüne gönderen Sultan Reşat değil miydi? Bırakın şu ittihatçıları suçlama kolaylığını. Tahtan oturan değil mi bütün iyi ve kötü olayların sorumlusu?
    Çok mu geriye gittik? Yakına gelelim, İran İslam devriminden sonra Şah’a ve Pehlevi ailesine ne oldu hatırlıyor musunuz? Şah’ın gömülmesi için mezar bile bulamadılar.
    Düne bakalım. Saddam’a, Hüsnü Mübarek, Bin Ali veya Kaddafi’ye ne oldu? Oradaki katliamları “devrim”, “Arap Baharı” diye alkışlayanlar bu örnekleri iyi düşünsün. Düşünsünde kendi çağından bile çok ilerde bir vicdan ve insanlık ahlakıyla davranan Atatürk’ün kıymetini anlasın.
    Anlasın ki, “1923’te Jumbo Jet niye yoktu” diyene katmerli cahil derler.
    DİKTATÖR
    Bu ülkede bazı gazeteci ve televizyon programcıları iki şeyi bilmez: tarihi ve hadlerini. Acı olan odur ki, tarihi ve haddini bilmezlerin sayısı çok fazla artmıştır. Çünkü dönem, bilmezler iktidarı dönemidir. Bilmezlikleri yüzünden şımartılan bu tipler için konuşmanın hududu yoktur, çünkü bu hududu bilgi belirler...
    İsmet İnönü’yü “Hitler”e benzetir, Atatürk’e “diktatör” der, İttihat ve Terakki’ye sövmek ise onun imanını ifşa biçimidir...
    Sorsak, “devri cumhuriyette, Avrupa’nın hangi ülkesinde çok partili rejim vardı” diye bilmez. Bilmez, Avrupa’da demokrasiye ilk teşebbüs Türkiye’de olmuştur. Kadına seçme hakkını ilk Türkiye vermiştir. Bilmediği bir yana, umursamaz da zaten... O sövmek için para almaktadır çünkü. O hem sövecek hem de soracaktır, “Jumbo Jet neden yoktu” diye...
    VE SUSMAZ YAZARIN VİCDANI
    Halkın ağzı sert olur, hoyrat olur yeri geldiğinde, basar küfrü acımaz... Ve bir yazar halkın vicdanını yansıtır kaleminden, eğer sahibinin sesi değilse... Patronunun başka bir fabrikada yaptığı otomobilin reklamını yapıyorsa veya patronu ihale kazansın diye iktidarı övüyorsa, -ki, bunlardan çok var- yazar değildir o... Sırf para için yazanla, yazabildiği için para kazanan arasındaki fark vicdandır.
    Biri parayı verdiğin zaman, “sus” dersin susar, “yaz” dersin yazar, çünkü kaleminin mürekkebi para için dolar. Diğerlerininki vicdanla dolar, kalemini kırsan gider daha taşa yazar... Susmaz, halkın vicdanı yaralandığında. Ki, yeri gelince halkına karşı bile susmaz, insanlık vicdanı yaralanınca...
    Böylesinin kalemi tarihe geçer ve o kalem, yerinde on iki oluklu bir sürmene bıçağı gibidir. “Yarasına fitil işlemez” der eskiler... Serde bir de Karadenizlilik varsa, batar o kalem Sürmene bıçağı gibi... Tarihi ve haddini bilmeyen vicdansızın cehaletine...
    Bir nedenle eleştirilebilir böyle bir yazar! Denilebilir ki, “senin tokatını yemek, o cahillerin derecesini yükseltir, keşke o tokatı onlara layık görmeseydin be üstad...”
    Çünkü anlamaz, konuşmaya devam eder cahil: “Jumbo Jet niye yoktu!”
    Mehmet Yiğittürk

    Odatv.com

  2. #2
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    14:17
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Bugünün şartlarıyla o günü düşünen zihniyetin düşünce tarzı...Özgür bir ülkeyi hazmedemeyenlerin zihniyeti..
    Kul olmaktan birey olmaya geçişi hala hazmedemedik...Genetik özelliklere geri dönülmek isteniyor anlaşılan..