Sayfa 2 / 12 İlkİlk 123456 ... SonSon
Toplam 178 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    muntada al ansar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.12-2009
    Son Giriş
    13.10-2017
    Saat
    19:44
    Yaşadığı Yer
    trabzon
    Mesaj
    1.175
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    arkadaşlar sadece merakımdan soruyorum tarihte saidi kürdi diyen geçen bu zata bedilik ünvanını kim hangi alimler kurulu bu ünvanı vermiş vermişse nerde yazıyor çok araştırdım böyle bi ünvanı ona veren bi alimler kurulu bulamadım varsa bi bilginiz paylaşsanız

  2. #17
    Üye
    ibo3535 Avatarı

    Gerçek Adı
    İBRAHİM
    Üyelik Tarihi
    28.04-2011
    Son Giriş
    28.05-2017
    Saat
    15:25
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    392
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kurul die bişey yok halk dilinde denilmiş cağın güneşi anlamında nasıl ki peygamber efendimize muhammedin emin die emin ismi halk dilinde hiç yalan söylmediği için emin insan olduğu için düşmanları bile muhammedi emin die seslenirlerdi işte buda böyle halk dilinde üstün zekalı olduğu için üstad hz o cağın alimi tabi alim derken evliyalarda vardı onun zamanında onun üstün zekasi limle bilimi birleştirmesi oldu şu anda muhterem fetullah gülen hoca efendini yaptığı gibi bazıları türkiye için hiç bir şey yapmadı dienler için yazıyorum ruslarla savaştı talebeleriyle bir cok talabesi öldü ve kendisi esir düştü sonradan serbest bırakıldı risela nuru bilmeyen okumayan bazı arkadaşlar yorum yapıyor kuranla ilgisi yok die risele nur die özelikle ALLAH sadık kulu filimin yorumlarını okudum mynette ne kadar cahil insanlar olduğunu gördüm

  3. #18
    Üye
    hüseyin19 Avatarı

    Gerçek Adı
    HÜSEYİN
    Üyelik Tarihi
    24.03-2010
    Son Giriş
    07.02-2012
    Saat
    11:33
    Yaşadığı Yer
    ŞANLIURFA / CEYLANPINAR
    Mesaj
    1.089
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    126

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    walera

    o namı ona onu seven halk verdi ve onlar onu said i kürdi olarak değil said-i nursi olarak görürler.kürdiliği kürtçülük yaptığından değil, milletindendir. kürttür ama kürtçü hiç değildir.onun ruslara karşı destansı mücadelesi bile onun ne kadar vatanperver olduğunu gösterir.

  4. #19
    Üye
    ibo3535 Avatarı

    Gerçek Adı
    İBRAHİM
    Üyelik Tarihi
    28.04-2011
    Son Giriş
    28.05-2017
    Saat
    15:25
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    392
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    gercek adı nifus cüzdanında adı SAİD OKUR gercek ismi onun için kürt türk arap yada farklı bi ırk fark etmiyor onun derdi müslümanlar kardeşliği ALLAH birliği peygamberin birliği dinin birliği vatanın birliği bayrağın birliği bu kadar biriz neden kavga ederiz derdi devamlı

  5. #20
    Üye
    muntada al ansar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.12-2009
    Son Giriş
    13.10-2017
    Saat
    19:44
    Yaşadığı Yer
    trabzon
    Mesaj
    1.175
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    anlattıklarınız ilginçte diyorsunnuz ku ozamanlar evliyalarda vardı peki bu evliyalardan biri saidi kürdi için bedi lakabı kullanmışmı kullanmışsa hangi evliyaymış onlar çok merak ettim ibo kardeşim

  6. #21
    Üye
    ibo3535 Avatarı

    Gerçek Adı
    İBRAHİM
    Üyelik Tarihi
    28.04-2011
    Son Giriş
    28.05-2017
    Saat
    15:25
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    392
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Suriyede bütün dünya alimlerine hutbe vermiştir cuma namazı kıldırmıştır bütün dünya alimlerine böyle büyük zaatı muhteremden bahsediyoruz

  7. #22
    Yasaklı Üye
    saww Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2011
    Son Giriş
    17.09-2012
    Saat
    14:38
    Mesaj
    2.171
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alim olabilir. Muhterem olabilir.
    Ondan daha büyük alimler varken bu tv de film falan çekilecek binlerce daha yüce zat varken bu zat onların yanında damla kalmazmı
    Benim anlamadığımda budur.

    Sakallısı varken (Sünnet) Sakalsızı ondan sonra gelse gerek!
    İllada film çekicekseniz F. Sultan Mehmet Han a çekin. Akşemsettine çekin daha layıktır.
    İstanbul bugün İslam diyarıysa onun eseridir...

  8. #23
    Üye
    ibo3535 Avatarı

    Gerçek Adı
    İBRAHİM
    Üyelik Tarihi
    28.04-2011
    Son Giriş
    28.05-2017
    Saat
    15:25
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    392
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Elbette onlarda büyük zatlar onlara filim cekilmesi lazım amerikanın geçmişi bizim osmanlı gibi olsa 300 sene adamlara mahzeme cıkar öyle filimler cekerlerdi ki biz ağzımızı acar bakardık bizim koskoca osmanlı geçmişiz var 600 sene zaten abd filim cekse bizim gibi muhteşem yüzyıl gibi yarım yamalak tarih bilmeyen insanların yazdığı filimler cekilmezdi

  9. #24
    Üye
    muntada al ansar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.12-2009
    Son Giriş
    13.10-2017
    Saat
    19:44
    Yaşadığı Yer
    trabzon
    Mesaj
    1.175
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    suriyede diyorsun vaaz vermiş onun vaaz vermesi onun çok alim biri allah dostu olduğunamı delildir ona bakarsan bu gün kadyanilik var nusayrilik var onlarında alim dedikleri insanlar var vazz veriyorlar diğe allah dostu mu oluyorlar bide anlamadığım burası özürlüler sitesimi dini bilgi anlatılacak sitemi eğer birazda gerçekleri araştırırsanız, benim daha önceki yazılarımda bütün kürtçülük akımlarında onun adı geçer tam yakalancağı zaman ben halkı sakinleştiriyordum diye sıyrılır bunu görürsünüz sizler buralarda islami konular açtıkça bizde gerçekleri yazacaz tarihte şeyhsaite yazdığı ve daha sonra şeyh saidin idamından sonra kürt saidin şu sözü çok manidardı şeyh saidi kasderek ekberi azam olan biraderim öcünü kalemimle aldım bu gün bakıyoruz daha geçen ay bütün tv kanallarında çıktı fetullah güvenin trdeki temsilcileri pkk temsilcileri ile görüştüler neydi bu görüşmenin amacı bütün tv kanallarında çıktı hemde cematın ileri gelenleri çok manidar şeyler sizin anlattığınız insan kürt ırkçılığıyla islami ümmeçiliği birbirine karıştırıp sonrada işleri berbat eden bi insandır çok yerde hayatını okudum medresedn kovuluyor senin akln almıyor diye sonra ne hikmetse aradan zaman geçiyor birileri kalkıyor bedii ünvanı veriyor

  10. #25
    Üye
    ibo3535 Avatarı

    Gerçek Adı
    İBRAHİM
    Üyelik Tarihi
    28.04-2011
    Son Giriş
    28.05-2017
    Saat
    15:25
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    392
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    onları gözleri vardır görmezler kulakları vardır duymazlar kalpleri mühürlüdür şimdi sana ne yazsak gökten zembil melek inse mulahif olacaksın ozaman senin yolun kendine benim yolum kendime yazacak bişey bütün dünyada kabul görmüş zatı muhteremden basediyoruz eğer sen yalnış tanıyorsan bu senin cehaletin ne diyeyim

  11. #26
    Üye
    ibo3535 Avatarı

    Gerçek Adı
    İBRAHİM
    Üyelik Tarihi
    28.04-2011
    Son Giriş
    28.05-2017
    Saat
    15:25
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    392
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Allah sana akıl fikir versin fetullah gülen hoca efendi risele nur okuya okuya bu güne geldi ve onun önderliğinde türk okulları kuruldu türkçe olimpiyatları yapılıyor sen halla üstadın kürtlüğünü türklüğünü sorguluyorsun kaç bin kişi ve ailesi dünyanın hemen hemen bütün ülkesinde türkçe kouşur halle geldi sen daha kürt mü türk mü onun peşindesin üstadımız kürttür ama hiç bir zaman kürtlük türklük peşinde olmadı bulunduğu bütün zamnalarda derdi hep okuldur öğrenci yetiştirmektir başka derdi hiç bir zaman omamıştır ülke savunması gelince ruslara karşı bütün öğrencileri ve kendisi savaşmıştır bir cok sevdiği yetiştirdiği öğrencisi şehit kendiside esir düşmüştür halla neyin peşinde olduğunuzu anlamadım

    hey kara cahil insan medredesen gönderilmesi sebebi artık o kadar zeki olmuş ki öğretmeni öğretecek bişey bulamamış zekası o kadar fazlaki 2 yıldaa okunacak kitapları iki cuma arasında okunuyor en iyi hocası en iyi ilim aldığı hocası medrese hayatından önce şeyh MUHAMMED DİYADÜDDİN HZ BU MUBAREK DAYANDIĞI NOKTA ŞAH-İ NAKŞİBEND (KS) HZ SONRA ŞEYH SEYİT ABÜLLKADİR BURALARDAN DAYANRAK GELYOR ÜSTADIMIZ YANİ HOCASINI ADINI YAZDIM HOCALARIN HOCASIDA İŞTE BU MUBAREK ZATLARDIR

    Ayrıca ALLAH dostlarını eleştirme bence onları koruyan ve himaye eden kızar dostlarına kötü laf denmesinden hoşlanmaz birde yazılarına kaynak gösterde bizde görelim bi yazı yazıyorsun duydum yada bi yerde okudum die kaynağın nedir ne kadardır doğruluk derecesi görelim

  12. #27
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ALTINCI DEVÂ

    Ey dünya zevkini düşünüp hastalıktan ıztırap çeken kardeşim! Bu dünya eğer daimî olsaydı ve yolumuzda ölüm olmasaydı ve firak ve zevâlin rüzgârları esmeseydi ve musibetli, fırtınalı istikbalde mânevî kış mevsimleri olmasaydı, ben de seninle beraber senin haline acıyacaktım. Fakat madem dünya birgün bize "Haydi, dışarı" diyecek, feryadımızdan kulağını kapayacak. O bizi dışarı kovmadan, biz bu hastalıklar ikazatıyla (ikazlarıyla) şimdiden onun aşkından vazgeçmeliyiz. O bizi terk etmeden, kalben onu terke çalışmalıyız.

    Evet, hastalık bu mânâyı bize ihtar edip der ki: "Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden terkip edilmiştir. Gururu bırak, aczini anla. Mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya niçin geldiğini öğren." Kalbin kulağına gizli ihtar ediyor.

    Hem madem dünyanın zevki, lezzeti devam etmiyor. Hususan meşru olmazsa, hem devamsız, hem elemli, hem günahlı oluyor. O zevki kaybettiğinden hastalık bahanesiyle ağlama; bilâkis hastalıktaki mânevî ibadet ve uhrevî sevap cihetini düşün, zevk almaya çalış.


    Bediüzzaman Said Nursi

  13. #28
    Üye
    ibo3535 Avatarı

    Gerçek Adı
    İBRAHİM
    Üyelik Tarihi
    28.04-2011
    Son Giriş
    28.05-2017
    Saat
    15:25
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    392
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yüzyılımızın yetiştirdiği önde gelen İslâm mütefekkirlerinden biridir. 1876'da Bitlis'in Hizan kazâsına bağlı İsparit nâhiyesinin Nurs köyünde dünyaya gelmiş, 23 Mart 1960'da Şanlıurfa'da Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Keskin zekâsı, hârikulâde hâfızası ve üstün kâbiliyetleriyle çok küçük yaşlardan itibâren dikkatleri üzerinde toplayan Said Nursî, normal şartlar altında yıllar süren klasik medrese eğitimini üç ay gibi kısa bir zamanda tamamlamıştır.Gençlik yıllarını alabildiğine haraketli bir tahsil hayatı ile değerlendirmiş; ilimdeki üstünlüğünü, devrinin ulemâsıyla çeşitli zeminlerde yaptığı münâzaralarda fiilen ispatlamıştır. Bu meziyetleriyle ilim çevresine kendisini kabul ettirerek, "Bediüzzaman" , yani "çağın eşsiz güzelliği" lâkabı ile anılmaya başlamıştır.



    Said Nursî medrese eğitimiyle dini ilimlerde kazandığı ihtisası, çeşitli fenlerde yaptığı tetkiklerle tamamlamış; bu arada devrinin gazetelerini takip ederek ülkedeki ve dünyadaki gelişmelerle ilgilenmiştir. Diğer taraftan, doğup büyüdüğü şark topraklarının sıkıntı ve problemlerini bizzat yaşayarak gören Said Nursî, en zarurî ihtiyacın eğitim olduğu kanaatine varmış; bunun için de şarkta din ve fen ilimlerinin birlikte okutulacağı bir üniversite kurulmasını temin için yardım istemek maksadıyla 1907'de İstanbul'a gelmiştir. İstanbul'da da ilim dünyasına kendisini kısa sürede kabul ettiren Bediüzzaman, çeşitli gazetelerde yazdığı makalelerle, o günlerde Osmanlıyı ve İstanbul'u çalkalayan hürriyet ve meşrûtiyet tartışmalarına katılmış; meşrûtiyete İslam nâmına sahip çıkmıştır. 1909'da patlak veren 31 Mart Olayında yatıştırıcı bir rol oynamış; buna rağmen, haksız ithamlarla Sıkıyönetim Mahkemesine çıkarılmış, ancak beraat etmiştir. Bu hadiseden sonra İstanbul'dan ayrılarak şarka geri dönmüştür.



    Bediüzzaman, talebeleriyle birlikte gönüllü milis alayları teşkil ederek cepheye koşmuştur. Vatan müdâfaasında çok büyük hizmeti geçmiş; savaşta bir çok talebesi şehit olmuş; kendisi de Bitlis müdâfaası sırasında yaralanarak esir düşmüştür. Yaklaşık üç yıl Rusya'da esâret hayatı yaşadıktan sonra Varşova, Viyana ve Sofya yoluyla İstanbul'a dönmüştür.



    İstanbul'da devlet ricalinin ve ilim çevrelerinin büyük teveccühüyle karşılanmış; Dârü'l-Hikmeti'l İslamiye âzâlığına tayin edilmiştir. Bu devrede, resmî vazifesinden aldığı maaşla kendi kitaplarını bastıran ve bunları parasız dağıtan Bediüzzaman, İstanbul'un işgâli sırasında neşrettiği Hutuvât-ı Sitte adlı broşürle büyük hizmet etmiş ve işgal kuvvetlerinin plânlarını bozmuştur. Kezâ, işgalcilerin baskısı altında verilen ve Anadolu'daki kuvâ-yı milliye hareketini "isyan" olarak vasıflandıran şeyhülislâm fetvasına karşı, mukabil bir fetva vererek millî kurtuluş hareketinin meşrûiyetini îlân etmiştir. Bu hizmetleri Anadolu'da kurulan Millet Meclisi'nin takdirini kazanmış ve Bediüzzaman bizzat Mustafa Kemal tarafından ısrarla Ankara'ya dâvet edilmiştir.



    Bu mükerrer dâvetler neticesinde 1922 sonlarında Ankara'ya gelmiş ve Meclis'te resmî bir "hoşâmedî" merâsimiyle karşılanmıştır. Ankara'da kaldığı günlerde, yeni kurulan devlete hâkim olan kadronun dîne bakış tarzının menfî olduğunu görünce, on maddelik bir beyannâme hazırlayarak Meclis âzâlarına dağıtmıştır. Bu beyannâmede yeni inkılâbın mîmarlarını İslam şeâirine sahip çıkmaya çağırmış; akabinde Mustafa Kemal'le bir kaç görüşmesi olmuştur. Kendisine şark umumî vâizliği, milletvekilliği ve Diyanet âzâlığı teklif edilmiş; ancak Bediüzzaman bu teklifleri kabul etmeyerek Van'a dönmüştür.



    O sıralarda çıkan Şeyh Said hâdisesiyle hiç bir ilgisi olmadığı, hattâ hâdise öncesinde kendisinden destek isteyen Şeyh Said'i bu niyetinden vazgeçirmeye çalıştığı halde, Bediüzzaman hâdise sonrasında, Van'da ikâmet ettiği uzlethanesinden alınarak Burdur'a, oradan da Isparta'nın Barla nâhiyesine götürülmüştür. Burada "mânevî cihad" hizmetini başlatmış, birbiri peşi sıra telif ettiği eserlerde îman esaslarını terennüm etmiştir. Bu eserler, îmanını tehlikede hisseden halkın büyük teveccüh ve rağbetine mazhar olmuş; elden ele dolaşarak hızla yayılmıştır. O devrede elle yazılarak çoğaltılan eserlerin toplam tirajı 600.000'i bulmuştur. Başlattığı hizmetin halka mal olması, devrin idârecilerini rahatsız ettiğinden 1935'te Eskişehir, 1943'de Afyon, 1952'de de İstanbul mahkemelerine çıkarılmıştır. Bunlardan netice alınamamış, ancak Bediüzzaman yine rahat bırakılmamış; Kastamonu'da, Emirdağ'da, Isparta'da sıkı tarassud ve takip altında yaşamaya mecbur bırakılmıştır.



    Ömrünün son günlerine kadar keyfî muâmele ve eziyetlerden kurtulamayan Bediüzzaman, buna rağmen, îman hizmetini büyük bir kararlılıkla devam ettirmiş; o zor şartlar altında telif ettiği 6000 küsur sayfalık Risâle-i Nur Külliyatı'nı tamamlamaya ve yaymaya muvaffak olmuştur. Kur'ân'ı bu asrın idrâkine uygun ve ikna edici bir üslupla izah ve ispat eden ve vehbî olarak kaleme alınan bu eserler, onun çileli hayatını en güzel meyvesidir.

  14. #29
    Üye
    muntada al ansar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.12-2009
    Son Giriş
    13.10-2017
    Saat
    19:44
    Yaşadığı Yer
    trabzon
    Mesaj
    1.175
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    yazmıyacaktım ama sen bana kara cahil dedin ibo3535 ozaman oku be Saidi Nursi, Kürdistan Azmi Kavi Cemiyetinin arzusu üzerine mahalli Kürt kıyafeti ile, boynunda dürbün, belinde tabanca ve kama, ayağında lapçin ve başında poşu olduğu halde İstanbul’a gelmiş ve büyük bir cüretle dönemin padişahı II.Abdülhamit’e cemiyetin “Sait” imzası altında yazdığı ve esası kürtçe öğretim yapacak okullar açmaya dayanan dilekçeyi sunmuştur. Daha sonra yazdığı yazılar neticesinde de,Padişah tarafındanToptaşı tımarhanesine kapatılmış,bir süre sonra affedilip memleketine yollanmıştır.
    İkbal-i millet Dergisi
    Ebnâ-i cinsime burada birkaç söz söylemezsem, bence bahs nâtamam kalır. Ey Asurîler ve Keyânîlerin cihangirlik zamanından pişdar, kahraman askerleri olan arslan Kürtler!... Beşyüz sene yattınız. Yeter artık. Uyanınız. Sabahtır. Yoksa sahrâ-i vahşette vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir. Hikmet-i ilâhî denilen makine-î alemin nizamı ve telgraf hattı gibi umum âleme mümted ve müteşa'ib kanun-i nûrân-î ilâhînin müessisi olan hikmet-i ilâhî ufk-i ezelden engüşt-i kaderi kaldırmış, size emrediyor ki, tefrika ile katre katre müteferrik su gibi zayi olan hamiyet ve kuvvetinizi fikr-i milliyetle tevhit ve mezcederek zerrâtın câzibe-i cüz'iyyeleri gibi gibi bir câzibe-i umum-î millî teşkili ile Kürt gibi bir kütle-i azîmi küre gibi tedvir ederek şems-i şevket-i islâmiyye Osmâniyyenîn mevkibinde bir kevgeb-i münevver gibi câzibesini ittiba ile muvazene ve âheng-i umumiyyeyi muhafaza ediniz.
    Divan-i Harb-i Örfî, İkbal-i Millet
    Günümüz Türkçesi :
    İnsan için çalışmaktan başka yol yoktur" sözünün öteki ifadesi, şahsî teşebbüstür. Her kemâlin kurucu ve koruyucusu olan cesaret ve millî namus emrediyor ki, şimdiye kadar nasıl maddi şecaatte terakki ettinizse, şimdi de akıl ve medeniyet meydanında millî namusu çiğnetmeyiniz. Millî duyguların mâkesi olan, kıymetinizin ölçüsü olduğu halde ihmalinizle gayet çapraşık bununan diliniz, tûbâ ağacı gibi bir ağacın tecellisine müstatken, böyle kurumuş, perişan ve edebiyatsız kalmış olduğundan, diliniz sizden millî hamiyete şikâyette bulunuyor. İnsanda kaderin sikkesi sikkesi lisandır. Anadil tabiî olduğundan, kelimeler zihne kendiliğinden gelir. Zihin çatallaşmaz, O zihne giren bilgiler taş üzerinde oyulmuş gibi bâki kalır. Millî dille görünen herşey hoş gelir. Millî hamiyetin bir misalini size takdim ediyorum. O da Mutkili Halil Hayâlî Efendi'dir. Millî hamiyetin her şubesinde olduğu gibi, dil alanında da dilimizin esası olan elifbe, sarf (gramer) ve nahvini (sintaksını) vücuda getirmiştir. Hakikaten Kürdistan madeninde böyle bir hamiyet cevherine ratgeldiğinden, istikbalimizi onun gibi birçok cevherler ışıklandıracaktır
    Osmanlı Şeyhulislamlardan Mustafa Sabri’nin (*) “Kürd Said’in Mezhebi Hakkında Reddiye Armağanı” adlı kitabında, çağdaşı ve bir süre birlikte çalıştığı Said-i Nursi hakkındaki yazılarından biri
    Bismillah, Hamdele, Salvele.. Saidi Kürdi meselesini tetkik ederken başlıca iki nokta üzerinde durmak icabeder. Birincisi; Müridlerinin SAİDİ i’zam edeceğiz diye küfre kadar varan sözleridir. İkincisi ise; SAİD’in izharı keramet etmesi ve sureyi Nurun asıl muhatabının kendisi olduğu hakkındaki zu’mu batılı.. Belki de bu sözleri iğfalatı şeytaniyeyi, ilhamatı hakikiye zannedecek kadar ihtiyar ve mağşuş olmasındandır
    Müritlerinin sözleri mücmelen şunlardır : Sait layuhitidir, hatasızdır, yanılmaz ve günah işlemez. Resulü Ekremden sonra Alemi İslamda böyle büyük bir adam gelmemiştir.. Sözleri aynen Kur’andır.. Beşeriyeti, Risaleyi Nur ve Sait kurtaracaktır.. Dünyada iki milyon kadar nurcu vardır. Bu insanlar dünyanın hakiki Müslümanları ve Müslümanlığı yegane anlayan insanlardır.. Bu zata dil uzatanlar kafirler ve masonlardır.. Sait’in kitabını bir dinsiz okusa itiraz edemez.. vesaire
    Sait ise müritlerinin hilafına kendisi için iki şahsiyet tanır. Birincisi : Eski Sait’tir. Kürtçülük meselesiyle uğraşmış ve siyasete dalmış Saiti Muhti’dir. (Yani günahkar Sait’tir.) Diğeri de Lahuyti, (günahsız), ikinci veya yeni Sait’tir. Kendisine göre sureyi Nurdaki manalar bu asra göre ve kendisi için nazil olmuştur. Keramet ehli, siyasetle meşgul olmıyan ve bu Asra zamanın kutbu olarak bakan bir insandır. Sureyi Nur’daki bu meseleyi ebced hesabı ile Mısır (?) uleması bulup Said’e haber vermişler.. Yani Said’in Cebraili ebcedci alimler oluyor. (Asayı Musa ve Zülfikar adlı kitaplara bakılsın..)
    Şu iki kısaltmada görüldüğü gibi Saidi kürdi, Müritlerinden daha insaflıdır. Hiç değilse yaşadığı ömrün bir kısmı için hata kabul ediyor.. Müritleri ise onun tırnaklarını ve saçını saklayarak her şeyine bir kudsiyet izafe ediyorlar. Malumatı diniyyeye, esasatı şeriyyeye vakıf olmayan bu insanlar çok büyük hatalara düşüyorlar. Biz hem onları, hem de sair Müslümanları fıkhı müdevven haricinde (dinin belirli hükümleri dışında) teşekkül etmiş veya etmek istidadında bulunan bilumum nevpeyde (yeni çıkan) mezhep ve cereyanlara karşı müteyakkız (uyanık) bulunmaları için bu satırları yazdık
    Bu kadar büyütülen Saidi Kürdi kimdir
    Sait, kürt cemaatından, şafii mezhepli, nakşi tarikatlı, okur fakat yazmaz, imla bilmez, seksen sene içinde yaşadığı millet olan Türk’ün lisanına hakkıyla vakıf olamamış, felaketten felakete sürüklenmiş, bir hapishaneden diğerine sürülmüş ve bugün seksen yaşını geçmiş ihtiyar bir adamdır
    Devletin büyük makamlarını uzun bir zaman ellerinde tutan bir zümre, bu adamcağızı lüzumsuz yere mahkemeden mahkemeye ve hapisten hapise sürükleyerek kahramanlaştırdılar ve zamanın müçtehidi mübeşşiri haline getirdiler. Halbuki Deli Said’in ilim ve diyanetle ne alakası var? Halk, üzerinde bu kadar ısrarla durulan bu şahısta bir şeyler var zannile büyüttükçe büyütmüş ve bu güne kadar gelmiştir. İşte bu idare zümresinin milletin başına sardığı belalardan birisi de budur. İ’zam etmeyi bu gençlik onlardan öğrendi. Bu da antitez olarak böylece doğdu.
    Hayatı ömrünün üçte birini hapishanelerde, polis ve jandarma nezaretinde geçiren bu şahsın akibetini, Sultan Abdulhamit Han’a dil uzatan insanların çektiği ve düçar olduğu azap ve felaket muvacehesinde görüyoruz.
    Elmalılı Hamdi ve benzerleri gibi selahiyetli din adamlarının nedametleri Mason Cemiyetinin reisi olan Rıza Tevfik’i bile intibaha getirmiş ve nedametini izhar etmiştir. Sait’te buna ait bir satır yazıya rastlamak hala mümkün olamamıştır. Hatta, baştan başa Sultan Abdulhamit Han’a hücum eden “İki mektebi musibetin Şehadetnamesi” isimli kitabı yeniden basılmış ve mahkemede hürriyet aşıkı ve kahramanı olduğuna delil gösterilmek istenilmiştir.
    Sait, Kürdistan Azmi Kavi Cemiyetinin arzusu üzerine mahalli Kürt kıyafeti ile, boynunda dürbün, belinde tabanca ve kama, ayağında lapçin ve başında poşu olduğu halde İstanbul’a gelmiş ve büyük bir cüretle Cuma selamlığında Padişaha cemiyetin “Sait” imzası altında yazdığı ve esası kürtçe tedrisat yapacak mektepler açmaya dayanan arizayı takdim etti. Memleketin ve milleti islamiyenin ittihadını bozmak gayesine matuf olan bu hareketi canianesinden dolayı haklı olarak tımarhaneyi boyladı. Sonra affolup memleketine yollandı
    Kürtçülük uğrunda kendi padişahına sövecek kadar akıl ve iymandan bi behre (nasipsiz) Sait, bugün sahneye müçtehidi mübeşşir veya kutbu azam olarak çıkmış görünüyor ve cehelei nas da bu delinin etrafında haleleniyor. Kendini Kuranı aziymmüşşanın müdafii gibi gösteren Sait bizzat kendisi Kuranı aziymüşşana muhalefet etmektedir. Gaybı yalnız Allah’ın bileceğini, Kuranı Keriymin kaç kere tekrar etmiş olmasına rağmen Sait, Hazreti Ali’nin Celcelutiyye kasidesinde risalei Nur ve Siracünnur’un geçtiğini, bunu keşfettiğine bizi inandırmak ister (İkinci Şua, Sahife 53).
    İnsanın aklına öyle geliyor ki; “Acaba ben de Risalei Nur adlı bir kitap yazsam o zaman kasidedeki siracünnur kastı acaba hangimizin kitabı olur?” diyorum.
    Risalelerin yazılışı da pek acayiptir. Bilmem kaçıncı Lem’anın kaçıncı şuasının şu meyvesi zühre yıldızından gelmiş beşinci noktası olarak yazılıyor. Sonra bunlar birleşerek Kuran cüzlerine imtisal derecesine, Lemaat, Şuaat, Mektubat vs. Olacakmış.. Sözleri de “Sözcat” olmasa bari.
    İşbu reddiyeyi, hasreti ile yandığım vatanıma ve uğrunda bir ömür çürüttüğüm dinime ihaneti düşünen gerillacı asi Said’e son ihtar olarak yazdım. Damarında bir damla Türk kanı olan her Müslümana, bu adamın Mason ve Komünist kadar tehlikeli olduğunu ehemmiyetle hatırlatırım.
    Tımarhaneye kapatılmasına yol açan yazılarından ve sözlerinden bazıları
    Risale-i Nur'un "Hizmet Risalesi" bolumunde gecen sozler
    Risale-i Nur'a karsi cikilamaz (itiraz) . yapilacak her itiraz en ulu kisilerden , Kutbu'l Azam'dan da gelse aldirirs edilmemeli…
    Kuran-i Kerim ve Risale-i nur Rahman ve rahim olan Allah'in bir indirisidir." Kuran-i Kerim ve Risale-i Nur'un indirilisi aziz ve hakim olan Allahtandir....iste o nur hem Kuran-i Kerim dir hem de Risale-i Nurdur
    Risale-i Nur'un 129 parcasi Kuran'dan uzanan elektrik telinin ucuna takilan 129 elektrik lambasi gibidir...Bu oyle bir kitaptir ki insanlari karanliktan isiga cikarsin diye sana indirdik (Secde suresi). Burada bahsi geçen nur, benim risalemdir
    Risale-i Nur" u ovmektedir: "Risale-i Nur Kuran'in aynasidir, bir mucize niteligindedir." Sonmez Risalesi
    Said Nursi’nin Hristiyanlığa ve misyonerliğe bakışı, dinler arası diyaloğun ilk tohumları
    Birinci Dünya Savaşı’nda bizimle savaşmış da olsa, bir Hristiyan ölmüşse şehit sayılır, ahirette mükafatı vardır.” (Kastamonu Lahikası,s.45)
    Ne dinden olursa olsun bir nevi şehit hükmündedir. Mükafatı büyüktür, belki onu cehennemden kurtarır. Elbette şimdi fetret gibi karanlıkta kalan ve Hz. İsa’ya mensup Hristiyanların mazlumlarının çektikleri felaketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denebilir.” (Kastamonu Lahikası,s.75)
    Hatta o mazlumlar kafir de olsa, ahirette kendilerine göre o dünyevi afattan çektikleri belalara mukabil rahmet–i ilahiyenin hazinesinden öyle mükafatları var ki, eğer perde–i gayb açılsa o mazlumlar haklarında büyük bir tezahürü rahmet görünüp, “Ya Rabbi şükür elhamdü lillah diyeceklerini bildim ve kati surette kanaat getirdim.” (Kastamonu Lahikası,s.45)
    Müslümanlık – Hristiyanlık ittifakını bozmaya çalışanlara karşı üç zümre; Nurcular, Hristiyan ruhaniler ve misyonerler uyanık olmalıdır.” (Emirdağ Lahikası I, s. 1712, Tarihçe–i Hayat, s.434’den nakleden Prof. Dr. Yumni Sezen, Dinlerarası Diyalog İhaneti, Kelam Yayınları)
    Misyonerler ve Hristiyan ruhanileri, hem nurcular çok dikkat etmeleri elzemdir. Çünkü herhalde şimal cereyanı, İslam ve İsevi dininin hücumuna karşı kendini müdafaa etme fikriyle İslam ve misyonerlerin ittifakını bozmaya çalışacak.” (Lem’alar,111,141)
    Küre–i Arz’ın şimdiki en büyük devleti Amerika’nın bütün kuvvetiyle din hakikatlerine taraftar çıkması ve İslamiyetle Asya ve Afrika’nın saadet ve sükünet ve müsalaha bulacağına (barış bulacağına) karar vermesi ve yeni doğan İslam devletlerini okşaması ve teşvik etmesi ve onlarla ittifaka çalışması, kırkbeş sene evvel olan müddeayı isbat ediyor, kuvvetli şahit olur.”(Tarihçe– Hayat , 88, Arabi Hutba–i Şamiye Eserini tercümesi / Birinci Kelime / Haşiye, İçtima–i Reçeteler II/101, Arabi Hutbe–i Şamiye Eserinin Tercümesi / Birinci Kelime/Haşiye)
    Tercümesi: Amerikanın dünyanın en kuvvetli devleti olduğunu ve dini hakikatlere sahip çıktığını iddia ediyor ve ”Amerika, Asya ve Afrika’da İslamiyetle beraber huzur ve saadet geleceğine karar verdi, Amerika yeni doğan İslam devletlerini okşadı ve onlarla ittifak etti” diyyor.
    Mustafa Sabri (* )Kürd Said’in Mezhebi Hakkında Reddiye Armağanı, 2.bâb İngiliz Hükümetinden, kuvvetli, mütefennin, her surette müterakki, hami-i insaniyet bir hükümetin mevcudiyetini hala mutasavver mir?"
    Nisan 1909 tarihli Volkan gazetesi. yetermi daha yazayımı ey cahil adam

    siz burda kahraman olmayan güya din adına çıkışlar yapan ama gerçekte kürtçülük akımlarının içinde bire bir yer alan şey saitle ilişklierini ortaya koyan tımarhaneye yollanan bu adamı islam alimi diye yutturmaya uğraşıyorsunuz yine söylüyorum from yetkililerine sesleniyorum burası dini konuların anlatılacağı öğrenileceği biyermidir insanlar biri çıkar şualar lemalar diye bi kitap yazar onu da kuranı kerim ile eş değede görür yeter bu saçmalıklar şu sorumada cevap yazmamışsın ibo efendi geçen ay çok muhterem dediğiniz fetulllah qülenin cemaatının önde gelen adamlarının pkk liderleriyle yaptığı konuşmayı bi açıklayın inanmıyorsan veya tv seyretmediysen kanallara soara bilirsin bu görüşmeyi neydi bu görüşmenin sebebi acaba bunlar uzun yıllardırpkk ile eş güdüm içinde çalışan insanlar şunuda çok merak ederim niye pkk birtane bile narcematından bi insanı öldürmezde gerçek müslümanların canına kıyar hiç bir yerde birtane nurcu öldürüldüğünü duymadık ama gerçek anlamda müslimanlllık için savaşan islamı cihat örgütünden çok kişiyi pkk öldürmüştür niye bitane nurcu yok ölen pkkdan dolayı olmaz çünkü nurculukla pkk zihniyeti aynıdır pkk kanla ülkeyi bölmek ister nurcular ise amerikan emperyalizmine hizmet ederek ülkeyi bölmek ister çok muhterem dediğin o fetulllah güven değilmiydi isaride ölen yahudi çocukları için ağlıyorum diye ama müsliman çocukları için aynı cümle yok o muhterem değilmiydi papanın elini öpüpte müslümaları küçük düşüren o muhterem değilmiydi papaya müslümanları şikayet eden bi mektup yazan okadar muhteremde niye ülkesine dönmüyor çünki hakkında amerikan ajanı olduğu söyleniyor siz gerçekleri anlatın bizde anlatalım bu yarayı daha çok kaşırsanız muhterem dedğiniz fetullah gülen hakkında onun dine ters sözlerinide yayaınlarım

  15. #30
    Üye
    ibo3535 Avatarı

    Gerçek Adı
    İBRAHİM
    Üyelik Tarihi
    28.04-2011
    Son Giriş
    28.05-2017
    Saat
    15:25
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    392
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    kesin cumhuriyetgazetesi yazarlarını alıntıları bunlar sol görüşlü dinsiz ALLAH KORKUSU HATTA atist görüşlü insanların yazsı bu




Sayfa 2 / 12 İlkİlk 123456 ... SonSon