Güneş'in Parmak İzi: Güneş Lekeleri
Musa BAĞRAÇ

Dünya'yı yutacak bir büyüklüğe sahip, içine düşen her şeyi ânında yok edecek bir gücü hiç düşündünüz mü? 600 kilometrelik derinliği, 500 milyon metrekareye yayılmış alanı ve 4.000 derece sıcaklığıyla âdeta cehennemden bir çukurun dehşetini bir ân için olsun düşünelim! Duvarı fokurdayan gazlardan oluşan bu çukur, içine düşen en sağlam maddeleri dahi ânında elektrik yüklü atoma, elektrona ve diğer parçacıkların karışımı olan plâzmaya dönüştürmektedir. İşte bu dehşet çukurlarının diğer ismi, güneş lekeleridir.

Gökyüzüne baktığımızda, Güneş'in her zamanki sakinliği ve ülfetiyle bizlere enerji vererek varlığını devam ettirdiğini zannederiz. Öyle olmadığını Güneş'le ilgili araştırma yapan astronomlar açık bir şekilde ortaya koyuyorlar. Titremesinden tutun da, fırtınalarına kadar bu dev gök cismi ile ilgili birçok sahada yapılmış araştırmalar, onun Güneş Sistemi'nin en faal unsuru olduğunu gösteriyor. Güneş'i anlamaya çalışan astronomlar, onun üzerindeki lekeler için de yoğun bir mesai sarf ediyor. Zîrâ Güneş'in mahiyetinin ancak lekelerinin barındırdığı sırların çözülmesiyle anlaşılacağı ifade ediliyor.

Güneş Sistemi'nin barındırdığı gezegenlerin toplamından daha ağır olan Güneş, sürekli kaynayan, kıvılcımlar ve ışınlar saçan şeffaf bir kazanı andırır. Güneş'in birçok faydası var şüphesiz; fakat bazı tehlikeler de barındırdığı ortada. Dünya, kozmik ölçeklere göre Güneş'in yakın komşusu sayılır. Dolayısıyla Dünya'daki canlıların ondan gelecek tehlikeli ışınlara karşı korunmaları gerekmektedir. Başta kutlu misafir insan olmak üzere bütün canlıları korumak üzere ilmi, kudreti ve rahmeti sonsuz Allah (celle celâlühü) bu iş için birçok koruyucu tabaka yaratarak yeryüzünü Güneş'in zararlarından korumuştur. Bu mühim hizmetin bir kısmını adeta kurşungeçirmez bir yeleği andıran Dünya'nın manyetik alanı üstlenmiş durumdadır. Güneş fırtınalarını ve diğer tehlikeli ışınları, gezegenimizin manyetik alanı göğüsleyip kutuplara yönlendirmektedir. Kutuplara yönlendirilen bu ışınlar zararsız hâle getirilir ve kutup atmosferinde insanları hayrete sevk edecek renk cümbüşlerine vesile olur.


Saniyede 600 milyon ton hidrojenin helyuma dönüştürüldüğü Güneş, kaynayan ve fokurdayan bir kasırgaya benzetilebilir. Güneş çekirdeğinin yaklaşık 15 milyon derece sıcaklığa sahip olduğu düşünülürken, kırmızı pirinç tanelerini andıran yüzeyinin, yaklaşık 6.000 derece olduğu tahmin ediliyor. Bu hâlde Güneş'in yüzeyindeki sıcaklık, Dünya'nın çekirdeğindeki sıcaklık kadardır denilebilir. Güneş'in çekirdeğinde yaratılan nükleer füzyon sayesinde sürekli enerji üretilir. Hidrojenden helyuma dönüşümünün bir gramı, atom bombası patlamasındaki oluşan enerjiye tekabül eder. Bu enerji, Güneş'in diğer tabakalarını da aşarak sathına ulaşır, oradan da uzaya güneş ışını olarak yayılır. Çekirdekte oluşan bu enerji, dış tabakalara doğru aşırı sıcaklık, çekim kuvveti ve güneşin süper-manyetik alanı sebebiyle, ancak büyük bir baskı altında ilerleyebilir. Normal şartlarda manyetik alan, Güneş yüzeyinin altında, kuzeyden güney kutbuna doğru paralel devam ederken, manyetik alan halkalarında bir karışıklık, onun yüzeye doğru kuvvetli bir şekilde fırlamasına sebep olur. Yukarıya doğru fırlayan manyetik alan halkası, tekrar birkaç bin kilometre ileride, Güneş'in iç tabakalarına doğru roket gibi geri döner. Manyetik alan halkalarının, Güneş yüzeyine çıkış ve tekrar içeri giriş yerlerinin, güneş lekelerinin ortaya çıkmasında rolü olduğu tahmin edilmektedir. Güneş lekelerinin bulunduğu alanların, diğer yerlere kıyasla baskının artması ve dolayısıyla çekirdekten sıcaklığın yüzeye ulaşmasının bir nevi engellenmesiyle, yaklaşık 2.000 derece daha soğuk olduğu düşünülmektedir. Güneş lekeleri, âdeta Güneş'in sırlarını ihtiva eden parmak izi mahiyetindedir. Bu sırlardan biri 2006 yılında keşfedildi. Bir güneş lekesinin patlamasıyla uzaya çok büyük hacimli enerji kütlesi fırlar. Patlama neticesi belki de bilim tarihinde ilk defa rastlanan bir hâdiseye şahit olundu. Bilim insanları önceleri plâzma zannettikleri kütlenin hidrojenin saf hâli olduğunu görünce oldukça şaşırdılar. Uydu vasıtasıyla bu fenomeni tam 90 dakika müşahede eden bilim insanları, bu duruma şu âna kadar tatmin edici bir ilmî açıklama getiremediler.


Güneş lekelerinin patlamasıyla ortaya çıkan diğer bir başka sır da, 2009 yılında kısmen aydınlatılmıştır. Bu zamana kadar yanlış hesaplama ve optik yanılgı diye düşünülen güneş tsunamilerinin artık gerçek olduğu STEREO (Solar Terrestrial Relations Observatory) adlı üç boyutlu çekim yapan mega kameralar sayesinde anlaşılmıştır. Güneş tsunamileri, tahminlerin çok üzerinde bir güç barındırırlar. Bunlar, Güneş'in derinlerinden gelerek plâzma ve manyetizm hâlinde 100.000 kilometre yükseğe uçtuktan sonra, saatte 900.000 kilometre hızla Güneş'in yüzeyinde esmeye devam ediyor. Hâlbuki bu patlama, astronomların ifadesine göre, son 100 senenin en az güneş lekelerinin yaşandığı bir zaman dilimine karşılık geliyor. 2013 yılında güneş lekelerinin tekrar yükselişe geçeceği tahmin ediliyor. Güneş'in, lekelerinin azalmasıyla orantılı ışın verme gücünün de gerilediği sanılıyor. Bunun Dünya'daki iklime nasıl bir tesir edeceği ile ilgili şu ân kesin bir şey söylenemiyor. Son 100 yılda Güneş'in manyetik alan gücünün iki kata çıktığını bilim adamları tespit etmiştir. Son 10 yılda gezegenimizdeki ortalama sıcaklığın artmamasının Dünya iklimine fayda bile getireceği ifade ediliyor. Âdeta sihirli bir el, Dünya'mızın teneffüse ihtiyacını anlamış da, Güneş'in sıcaklığını geçici olarak biraz kısayım demiş gibi.

Güneş'in parmak izinde gördüğümüz ince dengeler, merhameti sonsuz bir Kudret'in bütün bu sistemi evirip çevirdiğine işaret ediyor. Aynı kudret, üzerinde yaşadığımız gezegenin korunmasını gözlerimizle ihata edemediğimiz zırhlarla sağlamış. Eğer Güneş Sistemi'ndeki dengelerde küçücük bir değişiklik olsaydı, bu, insan ve canlılar için feci bir neticeye yol açabilirdi. Güneş'in sıcaklığı yüksek olsaydı, her şey kavrulur ve yanar, azalsaydı bu sefer de her şey buz kesilirdi.

Bu sebepten olmalı ki, astronomların büyük çoğunluğu, kâinattaki bu muhteşem nizamı gördükten sonra, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten bir Yaratıcı'nın varlığına inanma ihtiyacı hissediyor. Hakikati arayan her gönül, bu muhteşem nizamı gördükten sonra, elbette onun başıboş yaratılmadığını anlayacaktır. Güneş'in parmak izi, kâinat kitabının sadece bir harfi mesabesindedir. Hikmetle bakan herkes, harflerin nasıl kelimelere, kelimelerin de nasıl mânâ dolu cümlelere dönüştüğüne şahit olacaktır. STEREO gibi mega kameralar sayesinde önümüzdeki yıllarda Güneş'in daha birçok sırrının keşfedileceğini belirten bilim adamları, her bir keşfin de insanları hayrete sevk edeceğini belirtiyorlar.

Kaynaklar
- GEO kompakt, Nr. 21, Die Grundlagen des Wissens, Das Sonnensystem, 2009
- Welt der Wunder, Entdecken, Staunen, Wissen, 1/10, 2010
- Bernhard Mackowiak, Warum Leuchten Sterne? – Die Astronomie in Fragen und Antworten, Kosmos Report 1995