Çook öncelerde zamanın birinde bir padişahın kızı fakir bi gence aşık olmuş... gelzaman gitzaman bu aşk ilerledikçe duyuluyor kulaktan kulağa dolaşıyormuş... derken padişahında kulağına gelmiş..bunu duyup küplere binen padişah kızını hücreye kapatmış aç susus bıraktığı kızı neyaparsa yapsın o gençten vazgeçmiyormuş..gençte ondan..padişah düşünmüş taşınmış çareyi o genci uzak bir adaya göndermekte bulmuş.. nitekim yapmışta.. genci bir gemiyle bulunduğu diyarın çook uzağına ıssız bi adaya göndermiş..Bunu duyan padişahın kızı çaresiz gecelerce ağlamış..derken aşklarını ilk ilan ettikleri martılarla birbirlerine mektuplar yollamaya başlamışlar..aradan yıllar geçmiş bakmışki padişah bu durumun olacağı yok insafa gelmiş ve fakir gençle kızını evlendirmeye karar vermiş..bunu duyan kız sevinç içersinde aşkına mektupla bildirmek üzere martıyı yollamış o uzaak diyara..ama martı malesef bu son ve en önemli mektubu uçarken ağzından suya düşürmüş..gençse günlerce haber alamayınca kızın evlendirildiğini yada başına birşey geldiğini düşünerekten dayanamamış ve artık hayatına son vermiş..padişahın adamları adaya ulaştıklarında artık herşey için çok geçmiş..padişahın kızıysa buna hiç dayanamamış...

İşte o gün bugündür ki martıların denizlerin üzerinde hep o mektubu aradıkları söylenir................