Aynı karında büyüdüğümüzü bilmiyordum, çok sonraları öğrendim bunu. Anneme anne demiyordun, senin annen başkaydı, nereden bilebilirdim. Babam, kardeşini koru demişti, ağabeyiydim onun.

Kardeşler korunmak içindi lakin büyük bir kalabalık vardı dışarıda kapımızı dalgalar gibi döven. Gözleme deliğinden baktığımda tanıyamadım. Kardeşim ve ben bir yanda diğer yanda adlarını bile bilmediğim binlerce gölge. Sen de onların arasındaydın ve kardeşimi senden korumam gerekiyordu. Yüzün yüzüme benzemiyordu, saçların saçlarıma. İşte kollarımız yan yana iki renk birbirinden uzak. İki ayrı nehir farklı denizlere akan, balıklarımız farklı. Konuşmalarımızdan bile anlaşılıyordu yabancı olduğumuz, aynı havayı da solusak.

Aynı karında büyüdüğümüzü bilmiyordum, çok sonraları öğrendim bunu. Belki de sana yardım edebilecek tek insan bendim. Hastanenin koridorlarında bir araba sürükleniyordu sen vardın içinde. Ben sahilde güneşin batışını seyrediyordum. Aynı sokakta oturuyorduk ekvator çizgisiydi sokağımız, gizli kuşağı dünyanın. Karşı karşıyaydı evlerimiz tokalaşmadık hiç. Seni bir gün bile selamlamadım, hayat zordu. Yüzümden düşen bin parçaydı, zaman yoktu gülümsemeye. Hep yetişecek bir yerler vardı sen yoktun o yerlerin içinde. Hediye paketleriyle doluydu bavulum uzaklardan dönerken. Fiyonklar kıpkırmızı, adını hatırlamadım.

Aynı karında büyüdüğümüzü bilmiyordum, çok sonraları öğrendim bunu. Bir kitaptan öğrendim duvarda asılıydı. Taşlarının birbirini desteklemediği bir duvarda asılıydı, elime aldım. Yeni bir kıtaydı, adım atmadığım bir diyar, haritam yoktu. Bir anda kendimi o sayfanın önünde buldum. Bir anda kayığım kayalara vurdu. Bir anda o cümle yankılandı odada. Annem büyüdü, kardeşlerimle paylaştığım boşluk büyüdü. Binlerce insanla aynı anda yeniden doğdum. Aynı anda vurdu güneş yüzlerimize. Bu nasıl bir doğum, kardeşlerim mi bunlar! Fakat benzemiyor bana hiçbiri. Derken, rengarenk bebeklerden kızıl tenlisi, dili döndüğünde kardeşim dedi, arkamda yürüme, öncün olmayabilirim, önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü, eşit oluruz böylece.

Aynı karında büyüdüğümüzü bilmiyordum, çok sonraları öğrendim bunu. Hazırlıklı değildim, şaşkınlıkla koştum aynaya. Ben sureti seyrederken titredim. "Müminler kardeştir," cümlesi elimden tuttu. Ayna elimden tuttu camda yeni yüzlerim. Bu kara derili adam benim, dişlerim bembeyaz. Gözlerim çekildi bir perde gibi Türkmen çadırından çıktım. Kısık gözlerimden yayılan ışığa bak. Derken bir ezan sesi duydum, Ümeyye Camii'nden geliyor. İki yüz seksen penceresi iki yüz seksen yeni ayna. Başıma sardığım sarık kuyruklu yıldız gibi uzuyor. Anadolu'nun üzerinden akıyor, batıdan doğuya. Biz değil miydik omuz omza kafirin karşısına çıkan. Bu nasıl dava, kardeşliğimizi kim vurdu! "Müminler kardeştir," buyurdu Hak, bitmiyor âyet. Bir yıldız gibi akıyor kalplerimize, " Öyle ise iki kardeşinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz."(Hucurat,10)

Aynı karında büyüdüğümüzü bilmiyordum, çok sonraları öğrendim bunu. Peygamber'i gördüm aynada birbirine geçirmiş parmaklarını. Salat ve selam üstüne olsun birbirine geçirmiş nur parmaklarını. "İnananlar örülmüş bir bina (duvar) gibidir, (tuğlaları) birbirini destekleyen," diye sesleniyor zamana. Akrep ve yelkovan titriyor, takvim yaprakları uçuşuyor havada. Öyle bir şey söylüyor ki Hz. Peygamber (sav) kaçış yok kardeşlikten, " Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki Müslüman olmadıkça cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de Müslüman olamazsınız..."

Kardeşim, seni geç tanıdım bırakmayacağım. Ne derinin rengi ne meşrebinin alıkoyamayacak seni sevmekten. Söylenenlere inanma aynı anneden doğduk. Nuh'un gemisindeyiz hepimiz. Bizi dağlarda "Kenan" etmek istiyorlar, su yükseliyor dünyayı yutacak, gemiye atla. Hz. Muhammed'in (sav) kaptanlığında sahile çıkalım. Bak ne diyor hepimizi aynı anda kucaklayan ses: "Hepiniz Âdem'densiniz Âdem ise topraktan." Bak ne diyor, yanlış yolda olsa da kardeşimiz, " Zalim de olsa mazlum da kardeşine yardım et!"

-Ey Allah'ın elçisi! Mazlum olana yardımı anladık. Zalimse nasıl yardım edeceğiz!

-Ellerini bağlarsın.

Kardeşim ellerimi çöz. Çöz ki ellerimizi iç içe geçirelim. İç içeydik ellerimizi koparanlar duysun ne dediğimizi: "Allahumme salli alâ seyyidina Muhammed!"

Aynı karında büyüdüğümüzü bilmiyordum, çok sonraları öğrendim bunu. Kardeşim beni affet!


A. Ali Ural