Sayfa 22 / 30 İlkİlk ... 12181920212223242526 ... SonSon
Toplam 449 mesajın 316-330 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #316
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    --

    Kendini hak ile meşgul etmezsen, batıl seni işgal eder.

    ---------

    İmam Şafi

  2. #317
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    --

    “Hiç kimse bir başkasının sorumluluğunu yüklenmez” [En’am 6/164] Kur’ani ilkesi ortadayken, Kur’an’ı anlama sorumluluğunu bazı nesillere

    hasredip diğer bazı nesillerin üzerinden kaldırır tarzda bir tavır takınmanın savunulabilir bir tarafı yoktur.

    -----------

    Mustafa İslamoğlu

  3. #318
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    --

    (A'RAF suresi 128. ayet) (Resmi: 7/İniş:39/Alfabetik:9)

    -------

    قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهِ اسْتَعٖينُوا بِاللّٰهِ وَاصْبِرُوا اِنَّ الْاَرْضَ لِلّٰهِ يُورِثُهَا مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهٖ وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقٖينَ

    ---------------

    Okunuş - Kale musa li kavmihisteînu billahi vasbiru innel erda lillah yurisuha mey yeşau min ibadih, vel akibetu lil muttekîn.

    -------------------------

    Diyanet - Mûsâ, kavmine, “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır” dedi.

    Elmalılı Orj. - Musâ kavmine siz, dedi: Allahın avn-ü ınayetini isteyin ve acıya tahammül edib dayanın, her halde arz Allahındır ona kullarından dilediğini varis kılar, akıbet ise müttekilerindir

    Elmalılı S2 - Musa, kavmine dedi ki: «Allah'ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır gösterin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. Sonunda kurtuluş müttakilerindir.»

    Ö.N. Bilmen - Mûsa kavmine dedi ki: «Allah Teâlâ'dan yardım isteyiniz ve sabrediniz. Şüphe yok ki, yer Allah Teâlâ'nındır. Ona kullarından dilediğini varis kılar. Akibet ise muttakîler içindir.»

    TefhimulKuran - Musa kavmine: «Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir.» dedi.

    M. Esed - (ve) Musa kendi halkına: "Yardım için Allaha sığının ve (dar günde) sabırlı olun" dedi, "Bilin ki, bütün bir yeryüzü Allaha aittir: onu, kullarından kimi dilerse ona miras bırakır; ve gelecek Allaha karşı sorumluluk bilincine sahip olanlarındır!"

    F. Kuran - Musa soydaşlarına dedi ki; Allah'tan yardım isteyiniz ve sabrediniz. Yeryüzü Allah'ındır. Orayı dilediği kullarına miras kılar. Mutlu sonuç, günahlardan sakınanlarındır.»

    ------------------------------------------------

  4. #319
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    --

    Hakikati aramayana, aramadığı hakikati siz veremezsiniz.

    --------

    Mustafa İslamoğlu

  5. #320
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    --

    Rüyamız: Kur’an neslini inşa…

    İddiamız duamız, duamız davamız, davamız insana hizmettir.

    ----------

    Mustafa İslamoğlu

  6. #321
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    -----

    ON İKİNCİ DEVÂ

    Ey hastalık sebebiyle ibadet ve evrâdından (belli zamanlarda yapılan zikir-virdler) mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf (üzülen) eden hasta! Bil ki, hadisçe sabittir ki, "Müttakî (günahtan çekinen) bir mü'min, hastalık sebebiyle yapamadığı daimî virdinin sevabını, hastalık zamanında yine kazanır." Buharî, Cihad: 134; Müsned, 4:410, 418. Farzı mümkün olduğu kadar yerine getiren bir hasta, sabır ve tevekkül ile ve farzlarını yerine getirmekle, o ağır hastalık zamanında sair (diğer) sünnetlerin yerini, hem hâlis (samimi) bir surette, hastalık tutar.

    Hem hastalık, insandaki aczini, zaafını ihsas eder (hissettirir) . O aczin lisanıyla ve zaafın diliyle, hâlen ve kàlen (davranış ve sözle) bir dua ettirir. Cenâb-ı Hak insana hadsiz bir acz ve nihayetsiz (sonsuz) bir zaaf vermiş, tâ ki daimî bir surette dergâh-ı İlâhiyeye (Allah'ın huzuruna) iltica edip (yönelip) niyaz etsin, dua etsin.

    "De ki: Duanız olmasa, Rabbim katında ne ehemmiyetiniz-öneminiz var?" Furkan Sûresi, 25:77.

    Yani, "Eğer duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var?" Âyetin sırrıyla, insanın hikmet-i hilkati (yaratılış hikmeti) ve sebeb-i kıymeti olan samimî dua ve niyazın bir sebebi hastalık olduğundan, bu nokta-i nazardan (bakış açısından) şekvâ (şikayet) değil, Allah'a şükretmek ve hastalığın açtığı dua musluğunu, âfiyeti kesb etmekle (kazanmakla) kapamamak gerektir.

    -------------------------

    Bediüzzaman Said Nursi

    25. Lem'a, hastalar risalesi

  7. #322
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    --

    Allah'a dayanınız ve yalnız O'ndan yardım bekleyiniz. "Hasbünallahu ve ni'me'l-ve-kil : Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" parolası şiarınız olsun.

    Bu ümitte tevhiddir. Allah'tan ummak kendi başına bir duadır. Kul 'a yaslananlar çabuk yıkılırlar.

    ------------

    Mustafa İslamoğlu

  8. #323
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ---

    Yanlışlarımızı bize söylemezseniz sizde hayır yoktur, eğer söylediğiniz yanlışları düzeltmezsek bizde hayır yoktur.

    -----------

    Hz. Ömer ra.

  9. #324
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    --

    (YÛNUS suresi 109. ayet) (Resmi: 10/İniş:51/Alfabetik:109)

    ------

    وَاتَّبِعْ مَا يُوحٰى اِلَيْكَ وَاصْبِرْ حَتّٰى يَحْكُمَ اللّٰهُ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِمٖينَ

    ----------------

    Okunuş - Vettebi'ma yuha ileyke vasbir hatta yahkumellahu ve huve hayrul hakimîn.

    ---------------------------

    Diyanet - (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

    Elmalılı Orj. - Ve sana ne vahy olunuyorsa ona tâbi' ol ve sabret ta ki Allah, hukmünü versin, hâkimlerin en hayırlısı odur

    Ö.N. Bilmen - Ve sana vahyolunana tâbi ol, ve Allah Teâlâ hükmedinceye kadar sabret. Ve o, hükmedenlerin en hayırlısıdır.

    Tefhimul Kuran - Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.

    M. Esed - (Sana gelince, Ey Muhammed, sen de) yalnızca sana vahyedilene uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret: çünkü hükmedenlerin en iyisi O'dur.

    F. Kuran - Sana her ne vahy ediliyorsa ona tabi ol. Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

    -----------------------------------------------------

  10. #325
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Dijital Nazar ve Yürüyen Mobeseler (Esrar-ı Google-1)


    Google’ın yasallaşmasını beklediği, ileri seviyede teknoloji içeren bilgisayarlar. Google kullanıcılarına has; sadece onlar kullanabilir. Lens bilgisayar teknolojisi malum. Yaşadığımız şu günlerde, özel lens olarak üretilen, uzağı yakın eden, dürbün özellikli bilgisayarlar ve gözle yönlendirilen cep telefonları dünya pazarına sürülüyor. Şimdi ele geçirdiğimiz bilgi ise, çok korkunç gibi görülse de, teknolojinin bugün geldiği noktada artık sıradan sayılabilir.

    Bizim bu yazımızda anlatacaklarımız yukarıdaki teknolojilerle ilgili değil. Bu anlatacaklarımızın yanında yukarıdaki gelişmeler sıradan sayılır.

    Dünya medyasında ilk defa yer alacak olan bu bilgi oldukça ürkütücü sonuçlar doğurabilecek yeni bir buluş.

    Şimdi aşağıdaki habere dikkatinizi çekmek istiyorum:


    Cep Telefonu 40 Yaşında

    “Mühendis Martin Cooper'ın cep telefonuyla yaptığı ilk konuşmanın üzerinden tam 40 yıl geçti.

    Motorola şirketinde görevli Cooper, New York'un 6. Caddesi'nde Motorola DynaTAC model telefonla 3 Nisan 1973'te ilk kez ''alo'' dedi.

    Cooper'ın (85) 22 santimetre büyüklüğündeki cep telefonu 1 kilogramdan ağır ve 20 dakika konuşma süresine sahipti. Telefon, 10 saatte şarj edilebiliyordu.

    Ekibiyle Ulusal Mühendislik Akademisi'nin dağıttığı Draper Prize ödülüne layık görülen mucit Cooper, geçen yıl teknoloji dergisi The Verge'e yaptığı açıklamada, cep telefonuyla ilk olarak en büyük rakibi Bell Laboratuvarları'ndan Joel Engel'ı aradığını belirtmişti.” Cep telefonu 40 yaşında - Sabah - 17 Nisan 2013

    Cep telefonu ilk defa 1973 yılında kullanılmış. Peki acaba dünya piyasasına ne zaman sürüldü?

    Hep söyledik, teknolojik bir icat ilk bulunduğunda hemen piyasaya sürmezler. İlk önce çeşitli amaçlar için kullanılır. Bilgi sızması ve pazarın oluştuğu konjonktürel ortamlarda, seri üretimlerle insanlıkla buluşturulur.

    Bundan 15-20 sene önceki, “Takoz” diye adlandırılan ilk cep telefonlarını hatırlayın. O dönemki insanlara “Benim telefonum gözle hareket ediyor.” denseydi, insana gülerlerdi.

    Ama artık teknolojik olarak o da gerçekleşti:
    Yeni Galaxy'ye gözle kontrol geliyor CNNTurk.com

    Ama bugün piyasada bu sızma dediğimiz unsurlar insanlık için bilgisine sunulur ki sebebi şerlilerin planlarına bir sekte olması içindir. Ama unutulmamalı ki, “Allah çalışana verir.”

    Şimdi gelelim asıl konumuza:


    Google’ın Yeni Projesi “Kara Tabletler”

    “Kara Tabletler” dediğimize bakmayın. Piyasada ki birçok tablet kara, siyah. Bizim kara dememize sebep, projenin kara olması.

    Ürettikleri örnek bilgisayar özellikleri, özel bir kristal mercekle, lazer prensibiyle çalışan; mor ötesi ve kızıl ötesi ışınları algılayan bu mercek, insanın göz retinasını şifreleyerek çalışıyor. Yani bir kere şifrelenen bilgisayarı bir başka kimse açamayacak; sadece gözün sahibi açacak. Bunu şöyle kısmen düşünseniz de aynı teknolojiden bahsetmiyoruz. (Göz tanıma program şifreleri ile açılan kapılar vs.) Burada insanın göz retinasına müdahale söz konusu, özel mercek teknolojisiyle. Retina milyonlarca hücre içerir. Bunların bir kısmı renkleri bir başka kısmı ise siyah ve beyazı yansıtır. Kırmızı bir “ZAR” gibidir. “Retina” bu kırmızılıktan, kızıllıktan ismini alır.



    Çalışma sistemi kabaca şöyle:

    Bilgisayarın karşısına oturuyorsunuz. Merceği devreye sokuyorsunuz. Belirlenen sürede, gözünüzle merceğe bakıyorsunuz. Mercek, göz retinasına yolladığı belli frekanstaki ışınları, retina bilginizle geri alıyor. Aynı anda, retinaya müdahale etmiş oluyor. İşte fark burada başlıyor. Kullanıcının göz retinasına yapılan bu müdahale, göze bir enerji yüklüyor. (Bu enerjiyi zihninizde siz şekillendirin.) Süresi şu an bilinmiyor. Belki 1 saat belki 1 gün etkisi sürecek bir enerji (negatif anlamda). Artık o göz, bakışları ile başka cihazları bozabilecek, etkileyebilecek bir konuma geliyor.

    İlk 100 bin kişi tasarlanıyor. Şimdi düşünün: İlk 100 bin kişi bu noktada, topluca; adeta hipnoz gibi negatif bir göz enerjisine sahip. Bu durum, Kur’an’daki şu ayetleri ne kadar andırıyor değil mi…

    * “Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” Mümin / 19

    * “O inkar edenler Zikr’i işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi…” Kalem / 51


    Ayetlerde “gözleri” ifadesi çoğul olarak kullanılıyor. Toplu bir bakış. Bir seans adeta. 100 bin kişi, 200 bin göz. Bunu 1 milyon kişi ile de yapabilirler.

    “Dijital nazar” deyip geçmeyin. Yine elektronik ve dijital cihazların yaydığı radyasyon, insanlık dahil herşeyi etkilediği, bilimsel olarak kabul edilmiştir. Uyuşukluk, halsizlik ve uyku hali en masum yan tesirleridir. Şimdi, 100 bin kişinin topluca, göz retinasından yüklenmiş negatif enerjiyi bir yere yönlendirmeleri ile ne olur, siz düşünün...


    Kırmızı Gözler

    Bir de bu kullanıcılara felsefi bir akım, bir ekol meydana getirsinler. “Google kırmızı gözler toplu ayini” gibi. “Hadi canım sende” diyenleri duyuyor gibiyim. Biz zaten düşünenlere yazdık. Acaba mı diyenlere… Eski kadim bilgilerden, nazar gözler.

    Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında Esed oğullarından nazarı değen bir kimse var idi. Üç gün bir şey yemez, sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçen bir deveye bakıp, (Bunun gibi bir deve hiç görmedim) der demez, deve yere düşer hastalanırdı. Müşrikler, bu adamı bulup Peygamber Efendimiz’i nazarla öldürmesini istediler. Cenab-ı Hak da Resulullah’ı (sallallahu aleyhi ve sellem) bunun nazarından korumuştur. (Dinimiz İslam)

    Bu bilgisayar gözler, bir göze bağlı olacak. Bir tek o sizin gördüklerinizi görecek. Yürüyen mobeseler. Benim gözüm bir kamera oluyor. Birkaç işlemden sonra, siz nereye bakıyorsanız, tekrar bilgisayara, merceğe döndüğünüzde , uydu teknolojisi ile sizin gördüğünüzü, o kişi görecek.

    Bu bilgisayar toplumun hangi kesimine satılacak; felsefi olarak ekol oluşturularak mı, yasa ile mi, ödül ile mi, bu kampanyaya gönüllü katılanlara mı; onu zaman gösterir. Ama bildiğimiz, şu anda bu teknoloji var.


    Retinaya Kayıt

    Plak kayıt sistemi. Taş plak teknolojisi 1800’lerin sonunda, kum ve ziftten yapılan ve plak adını taş gibi olmasından almış bir teknolojidir. Yani zift ve kum, plağı taş şekline sokmuştur. Zaten kumun ana maddesi de taş olmasından, bu ibare kullanılır. Konumuz ile ilgili olan kısımsa, bir maddeye bir sesin, bir dalganın haps edilmesinin ispatıdır; yani kayıt. Daha sonra, kasetlerdeki ince zar gibi şeritlere sesin kaydolması da malum. Aynı şekilde görüntülerin de. Şimdilerde CD teknolojisi de aynı prensiple çalışmakta. Nano teknolojiyle, lenslere bilgisayar işlevini yüklemekleri de malum. Şimdi ise üzerine kaydolunan nesne gözün retinasıdır. Yani “bu olmaz” demeyin. Bu, bugün mevcuttur. Cinayet olaylarında kullanılan bilimsel bir yöntem var: İnsan öldüğü zaman, göz bebeklerinde, görmüş olduğu son görüntü hapsoluyor. Bilim adamları bunu ispatladılar ve bazı olayların açığa çıkmasında bu metottan faydalanıyorlar. Bizden söylemesi.


    Gözdeki Sırlar

    * İnsan vücudunun anten olma özelliği; verici olma özelliği, bugün bazı cihazlarda kullanılmakta ve aynı zamanda, insan enerjisi yürüdükçe dinamo, batarya görevi görmektedir.

    * Gören beyindir. Ama sebep? Sebep gözdür. Yani gözün işlevi. Dolayısıyla bakan, gören gözdür. Beyin ise algılayandır.

    * Şimdi, negatif teknolojik NAZAR oluştuğunda, bunu önleyecek ne olabilir? İpucu olarak, saat ve bilgisayarlarda bulunan atom taşlarını (rubinler) düşünün. Evet, cevap ne olabilir? Bunlar henüz teknolojide başlangıçlar. İleriki günlerde gelişmelerden haberdar edeceğiz.

    Bütün bu projelerin başında Ray Kurzweil ve ekibi var; yani Singularityciler.(Singularitycilerin Scientology ile alakası yoktur. Singularity ayrıdır Scientology ayrıdır. Kavramları karıştırmayalım.) Şimdi bir soru: Bu kayıt sistemine görsellik de eklenirse; yani retinaya çok güzel bir cennet veya cehennem filmi kayıt edilirse, Peygamberimizin Deccal hadislerindeki sır meydana çıkmaz mı? “Deccal cennet ve cehennemi gösterecektir.” Yani irademiz dışında, biri gözlerimize sözde cennet ve cehennemi getirmiş olsa, bu yeni durum Hasan Sabbah’ın ruhuna Fatiha okutur mu okutmaz mı? Müslümanların artık Deccal, Dabbe, Yecüc Mecüc, Zülkarneyn, Mehdi ve buna benzer bir çok bilgilerini yenilemeleri gerekmektedir.

    Soru: Google niçin yüzük üretiyor?

    Saygılarımla.

    Oktan Keleş


    oktankeles@gmail.com

    onaltiyildiz@gmail.com

    Dijital Nazar ve Yürüyen Mobeseler (Esrar-ı Google-1) / ON ALTI YILDIZ

  11. #326
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ----

    İnananın yüzünde güleçlik vardır, kalbindeyse hüzün. Gönlü her şeyden geniştir, nefsi her şeyden alçak. Yücelikten nefret eder, şöhrete düşmandır, gamı gussası uzundur, düşünmesi derin. Susması fazladır; vakti yoktur. Çok şükreder, çok sabreder. Düşünceye dalmıştır, ihtiyâcı olanları görünce kendi ihtiyâcını hatırlamaz bile. Huyu güzeldir, geçinmesi hoş ve yumuşak. Şeref ve din bakımından serttir, huy bakımından kuldan alçak.

    ----------------

    Hz. Ali ra.

  12. #327
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    --

    Dünyasında kendisine bir fayda sağlamayan, ahireti için de sevap vesilesi olmayan sözü söyleyene şaşarım.

    -------

    Hz. Ali ra.

  13. #328
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    --

    Her şeyin bir hakkı vardır;
    ubudiyet Allah’ın,
    seçmek iradenin,
    tefekkür aklın,
    iman kalbin,
    zekât malın,
    teslimiyet İslam’ın,
    okuyup anlamak Kur’an’ın hakkıdır.
    Allah’tan başkasına kulluk Allah’ın hakkını,
    tercihte bulunmamak iradenin hakkını,
    tefekkür etmemek aklın hakkını,
    inanmamak kalbin hakkını,
    zekât vermemek malın hakkını,
    teslim olmamak İslam’ın hakkını,
    anlamamak Kur’an’ın hakkını ihlal etmektir.

    --------------------

    Mustafa İslamoğlu

  14. #329
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    --

    (İNSÂN suresi 24. ayet) (Resmi: 76/İniş:90/Alfabetik:43)

    -----

    فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ اٰثِمًا اَوْ كَفُورًا

    ----------

    Okunuş - Fasbir, lihukmi rabbike ve la tuti' minhum asimen ev kefura.

    -----------------

    Diyanet - O hâlde, Rabbinin hükmüne sabret. Onlardan hiçbir günahkâra ve hiçbir nanköre itaat etme.

    Elmalılı Orj. - O halde sabret rabbının hukmünü vermesi için de itaat etme onlardan bir âsime veya nanköre

    Ö.N. Bilmen - (23-24) Muhakkak ki Biz ancak Biz, Kur'an'ı senin üzerine vakit vakit indirdik. Artık Rabbinin hükmüne sabret ve onlardan bir günahkâra veya bir nanköre itaat etme.

    Tefhimul Kuran - Öyleyse, Rabbinin hükmüne sabır göster. Onlardan günahkâr veya nankör olana itaat etme.

    M. Esed - Öyleyse Rabbinin hükmünü sabırla bekle ve onlardan hiçbir günahkara veya nanköre uyma;

    F. Kuran - Rabbin hükmünü verinceye dek sabret, onların günahkârlarının ve inatçı inkârcılarının sözlerine uyma.

  15. #330
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    --

    Kur’an’ın ahlakıyla ahlaklanırsak;
    vahiy aklımıza nur,
    gözümüze fer,
    gönlümüze ferman,
    dizimize derman olur.

    ---------

    Mustafa İslamoğlu




Sayfa 22 / 30 İlkİlk ... 12181920212223242526 ... SonSon