Sayfa 20 / 30 İlkİlk ... 10161718192021222324 ... SonSon
Toplam 449 mesajın 286-300 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #286
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    --

    Hasenat 5 çıktı - Dünyanın en gelişmiş Kuran araştırma programı indir

    ----

    (BAKARA suresi 153. ayet) (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

    ---------

    يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اسْتَعٖينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِرٖينَ

    ---------------

    Okunuş Ya eyyuhellezine amenusteînu bis sabri ves salah, innellahe meas sabirîn.

    ---------------------------

    TefhimulKuran Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir.

    Elmalılı Orj. Ey o bütün iman edenler sabr-ü salât ile yardım isteyin, şüphe yok ki Allah sabr edenlerle beraberdir

    Ö.N. Bilmen Ey mü'minler! Sabır ile salat ile yardım isteyiniz. Şüphe yok ki Allah Teâlâ sabredenlerle beraberdir.

    C. Yıldırım Ey imân edenler! Sabır ve namaz ile (Hak'tan) yardım isteyin. Şüphesiz ki Allah sabredenlerle beraberdir.

    A.F. Yavuz Ey iman edenler, sabırla ve namazla Allah’dan yardım isteyin. Muhakkak Allah’ın yardımı sabredenlerle bareberdir.

    H.B. Çantay Ey îman edenler, (taate ve belâye) sabr ile, bir de namazla (Hakdan) yardım isteyin. Şübhesiz ki Allah (ın yardımı) sabredenlerle beraberdir.

    Diyanet Vakfı Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.

    A. Bulaç Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir.

    Y.N. Öztürk Ey iman sahipleri! Sabra ve namaza sarılarak yardım dileyin. Hiç kuşkunuz olmasın ki, Allah sabredenlerle beraberdir.

    Diyanet Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.

    Elmalılı S1 Ey iman edenler, sabır ve namazla yardım isteyin! Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.

    Elmalılı S2 Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir.

    F. Kuran Ey müminler, sabırla ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Hiç şüphesiz Allah, sabredenler ile beraberdir.

    M. Esed Siz ey imana ermiş olanlar! Sarsılmaz bir sabır ve namaz ile yardım arayın; zira, unutmayın, Allah zorluklara karşı sabredenlerle birliktedir.

    A. Gölpınarlı Ey inananlar, sabretmek ve namaz kılmakla Allah'tan yardım dileyin. Şüphesiz ki Allah, sabredenlerledir.

    S. Ateş Ey inananlar, sabır ve namazla (Allah'tan) yardım isteyin, muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir.

    S. Yıldırım Ey iman edenler! Sabır göstererek ve namazı vesile kılarak Allah’tan yardım dileyin. Muhakkak ki Allah sabredenlerle bereberdir.

    A. Uğur Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.

    G. Onan Ey inananlar, sabırla ve namazla yardım dileyin. Tanrı sabredenlerle beraberdir.

    Ş. Piriş -Ey inananlar, sabır ve namaz/dua ile (Allah’tan) yardım dileyin, şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.

    A.Y. Ali Ye who believe! seek help with patient perseverance and prayer: for Allah is with those who patiently persevere.

    M.M. Pickthall O ye who believe! Seek help in steadfastness and prayer. Lo! Allah is with the steadfast.

    M.H. Şakir O you who believe! seek assistance through patience andprayer; surely Allah is with the patient.

  2. #287
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    -

    (BAKARA suresi 45. ayet) (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

    --

    وَاسْتَعٖينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِ وَاِنَّهَا لَكَبٖيرَةٌ اِلَّا عَلَى الْخَاشِعٖينَ

    -----

    Okunuş: Vesteînu bis sabri ves salah, ve inneha le keiratun illa alel haşiîn.

    -----------

    Tefhimul Kuran Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, şüphesiz, içi saygıyla ürperenlerin dışında kalanlar için bir ağırlıktır.

    Elmalılı Orj. bir de sabır ile salât ile yardım isteyin, gerçi bu ağır gelir, fakat saygılı kimselere değil

    Ö.N. Bilmen Sabır ile ve namaz ile yardım isteyiniz. Ve namaz şüphe yok ki ağır bir iştir. Ancak Hak'tan korkanlar için değil.

    Diyanet Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

    F. Kuran Sabrederek ve namaz kılarak Allah'dan yardım dileyin. Hiç şüphesiz bu, Allah'a saygı gösterenlerden başkasına ağır gelir.

    M. Esed (Ey müminler!) Sabır ve namazla yardım dileyin: Bu, tam bir sığınma duygusu içinde yürekten Allah'a yönelenler dışında herkes için zor bir iştir.

    ----------------------------

  3. #288
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    -

    (BAKARA suresi 177. ayet) (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

    ---


    لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰـكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّٖنَ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّهٖ ذَوِى الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينَ وَابْنَ السَّبٖيلِ وَالسَّائِلٖينَ وَفِى الرِّقَابِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُوا وَالصَّابِرٖينَ فِى الْبَاْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ وَحٖينَ الْبَاْسِ اُولٰـئِكَ الَّذٖينَ صَدَقُوا وَاُولٰئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ

    ------

    Okunuş Leysel birra en tuvellu vucuhekum kibelel meşriki vel mağribi ve lakinnel birra men amene billahi vel yevmil ahiri vel melaiketi vel kitabi ven nebiyyin, ve atel male ala hubbihi zevil kurba vel yetama vel mesakine vebnes sebili ves sailine ve fir rikab, ve ekames salate ve atez zekah, vel mufune bi ahdihim iza ahedu, ves sabirine fil be'sai ved darrai ve hînel be's, ulaikellezine sadeku, ve ulaike humul muttekûn.

    ---------------

    Diyanet İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

    Elmalılı Orj. Erginlik değil: yüzlerinizi kâh gün doğu tarafına çevirmeniz kâh batı, ve lâkin eren o kimsedir ki Allaha, Ahıret gününe, Melâikeye, Kitaba ve bütün Peygamberlere iman edip karabeti olanlara, öksüzlere, bîçarelere yolda kalmışa, dilenenlere ve esirler uğrunda seve seve mal vermekte, hem namazı kılmakta hem zekâtı vermekte, bir de andlaştıkları vakit ahidlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık hallerinde ve harbin şiddeti zamanında sabr-ü sebat edenler işte bunlardır o sadıklar ve işte bunlardır o korunan müttekiler

    Ö.N. Bilmen Birr (takvâ) yüzlerinizi maşrık ve mağrip tarafına çevirmeniz değildir. Fakat birr, o kimsenin birridir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere imân etmiş olur. Ve malını seve seve karabet sahiplerine, yetimlere, yoksullara, yolculara, dilenenlere verir. Ve esirleri azad etmek hususuna sarfeder. Ve namazını kılar, zekâtını verir. Bir de muâhede yaptıkları zaman ahidlerini yerine getirirler ve ihtiyaç, hastalık ve şiddetli savaş hallerinde de sabırlı bulunurlar. İşte sâdık olanlar onlardır. Muttakî olanlar da onlardan ibarettir.

    M. Esed Gerçekte erdemlilik, yüzünü doğuya veya batıya çevirmeniz ile ilgili değildir; ama gerçek erdem sahibi, Allah'a, Ahiret Günü'ne, melekler, vahye ve Peygamberlere inanan, servetini -kendisi için ne kadar kıymetli olsa da- akrabasına, yetimlere, ihtiyaç sahiplerine, yolculara, (yardım) isteyenlere ve insanları kölelikten kurtarmaya harcayan; namazında devamlı ve dikkatli olan ve arındırıcı (mali) yükümlülüğünü ifa eden kişidir; ve (gerçek erdem sahipleri) söz verdiklerinde sözünü tutan, felaket, zorluk ve sıkıntı anlarında sabredenlerdir. İşte onlardır sadakatlerini gösterenler ve işte onlardır Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar.

    ------------------------------

  4. #289
    Üye
    algül Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.03-2008
    Son Giriş
    17.09-2013
    Saat
    16:08
    Mesaj
    2
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Allah razı olsun elinize sağlık, dost tv. Ehli beyt mektebi M. Emin Yildırım' ı izlemenizi tavsiye ederim.Selam ve dua ile..

  5. #290
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sayın algül; Bir dua bir dünyadan kıymetlidir. Allah sizden ve tüm Kuran dostlarından razı olsun. M. Emin Yıldırım ilminden yararlandığım kişiler arasındadır, tavsiyeniz için teşekkür ederim.

    -

    (SÂD suresi 44. ayet) (Resmi: 38/İniş:38/Alfabetik:88)

    --

    وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَاضْرِبْ بِهٖ وَلَا تَحْنَثْ اِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًا نِعْمَ الْعَبْدُ اِنَّهُ اَوَّابٌ
    -----

    Okunuş Ve huz biyedike diğsen fadrib bihi ve la tahnes inna vecednahu sabira, ni'mel abd, innehu evvâb.

    ----------

    Diyanet Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma.” Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi.

    Elmalılı Orj. Bir de al bir demet elinle de vur onunla hânis olma, hakıkat biz onu sabırlı bulduk, ne güzel kul, hakıkaten o bir evvabdır

    Ö.N. Bilmen (Ve O'na emrolundu ki) Eline otlardan bir küçük demet al, sonra onunla vur ve yeminini bozmuş olma. Muhakkak ki, Biz O'nu bir sabredici bulduk. Ne güzel kul! Şüphe yok ki, o (Hakk'a) dönendir.

    TefhimulKuran «Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma.» Gerçekten, biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip dönen biriydi.

    M. Esed (Ve sonunda o'na dedik ki "Şimdi eline bir demet ot al, onunla vur ve yeminini yerine getir!" Gerçekten Biz o'nu sıkıntılara karşı sabırlı gördük. O, ne güzel bir kulumuzdu, daima Bize yönelirdi!

    ------------------------------

  6. #291
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    -

    (YÛSUF suresi 18. ayet) (Resmi: 12/İniş:53/Alfabetik:110)

    ----

    وَجَاؤُ عَلٰى قَمٖيصِهٖ بِدَمٍ كَذِبٍ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ اَنْفُسُكُمْ اَمْرًا فَصَبْرٌ جَمٖيلٌ وَاللّٰهُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ

    ---------

    Okunuş Ve cau ala kamisihi bi demin kezib, kale bel sevvelet lekum enfusukum emra, fe sabrun cemil vallahul musteanu ala ma tesifûn.

    ----------------

    Diyanet Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır.”

    Elmalılı Orj. Bir de gömleğinin üzerinde yalan bir kan getirdiler, yok, dedi: nefisleriniz sizi aldatmış bir işe sevketmiş, artık bir sabrı cemîl ve Allahdır ancak yardımına sığınılacak, söylediklerinize karşı

    Ö.N. Bilmen Ve gömleği üzerinde yalancı bir kan olduğu halde gelmişlerdi. Dedi ki: «Size nefsiniz belki bir işi süslemiş oldu. Artık güzel bir sabır! Ve ancak Allah Teâlâ'dır sizin şu söylediklerinize karşı kendisinden yardım istenilecek zât.»

    TefhimulKuran Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirdiler. «Hayır» dedi. Nefsiniz, sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş, bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp uydurduklarınıza karşı (kendisinden) yardım istenecek olan Allah'tır.»

    M. Esed (Böyle diyerek) üzerinde yalancı bir kan lekesi bulunan (Yusuf'un) gömleğini çıkarıp gösterdiler. (Yakub) "Yoo" dedi, "sizi kendi hayal gücünüz bu kötü oyuna sürükledi! Artık (bana düşen) güzelce sabretmektir. Ve bu anlattığınız bahtsızlığa karşı bana dayanma gücü bahşetmesi için kendisine yönelebileceğim (yegane) hami Allah'tır."

    ---------------------------------------

  7. #292
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    (ENBİYÂ suresi 85. ayet) (Resmi: 21/İniş:73/Alfabetik:21)

    -

    وَاِسْمٰعٖيلَ وَاِدْرٖيسَ وَذَا الْكِفْلِ كُلٌّ مِنَ الصَّابِرٖينَ
    ---

    Okunuş Ve ismaile ve idrise ve zelkifl, kullum mines sabirîn.

    ---------

    Diyanet : İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi.

    Elmalılı Orj. : İsmaili de, İdrisi de, Zül'kıfli de; hepsi sabirînden

    Ö.N. Bilmen : Ve İsmail ve İdris ve Zülkifl'i (de yâd et). Hepsi de sabredenlerden idiler.

    TefhimulKuran : İsmail, İdris ve Zü'l-Kifl, hepsi sabredenlerdendi.

    M. Esed : Ve İsmail ile İdris(i) ve (o'nlar gibi) kendisini andla (Allah'a) bağlayan herkesi (an ki): o'nların hepsi darlığa göğüs geren kimselerdi,

    ----------------------

  8. #293
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    link Divan-ı Hikmet - Hoca Ahmet Yesevi

    ---

    60. Hikmet

    Hakk Teala nur saldı canım tutuştu
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
    Seher vaktinde Pir-i kamil bakıp sordu
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    Zâkirlere vaad eyledi Kadir Allah
    Kabir içinde armağan eyledi "hur u lîkâ"
    Zâkirlerin varacağı yer "Darü'l-beka"
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    Zâkir olsa, şükredici olsa yeri cennet
    Kanlar aksa gözlerinden eylemez minnet
    Ümmet olsan zikrini söylemek size sünnet
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    Zâkirlere Allah özü vaad eyledi
    "Fezküruni ezkürkum" diye ayet geldi
    Firdevs adlı cennetinden mazhar geldi
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    Zâkirleri her nefesde zikrini söyler
    Tevbe eyleyip eğri yoldan doğruya döner
    Zikrini söylese yavaş yavaş şevki artar
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    Zâkirleri halka içinde nur görür
    Onun için halka içine özünü vurur
    Sevgilisini gördüğü zaman canını verir
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    Yalan aşık sevgilisinden canını esirger
    Ahiret yolunu arkaya atıp dünyayı sever
    Hu halkasının kurulduğu yerden eyler firar
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    "El kezzabu la ümmeti" dedi Server
    Bu sözlere yol verici Hâdi, Rehber
    Yalancıya ümmet demez O Peygamber
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    Rahman Melik'im gerçek aşığın yolunu açar
    Muhabbetin şevki ile yaşını saçar
    Allah diye nerede gitse Şeytan kaçar
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    Zâkirleri zikrini deyip feryad eder
    Gözyaşını sarı yüze süs eyler
    Kırlarda gezip özünü mecnun eyler
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    Zâkir kullar Hakk fermanını sağlam tutar
    İhlas ile Allah diye kanlar yutar
    Halka içine girdiği vakitde candan geçer
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    Taharetsiz zikir söyleyene lânet yağar
    İşte o gün olan çocuk şeytan doğar
    Öleceği vakitde önce gelip şeytan bakar
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    Taharetsiz zikrini söyleyen iman etmez
    Öleceği vakitde Hak Mustafa elini tutmaz
    Sûbhan Melik'im günahım asla bağışlamaz
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    Mümin olsan taharetsiz zikrini söyleme
    Kerametler söyleyip halka dinini satma
    Müslümanlık iddia edip kafır gitme
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    Zâkir olsan zikrini demeden asla yatma
    Cahil ile soysuzlara hiç söz katma
    Münafıklar halden sorsa bir söz deme
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    Kul Hoca Ahmed kötülerin kötüsü sen
    Herkes buğday el tutmaya samanı sen
    Yoldan sapan günahkârların cahili sen
    Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim

    ---------------------

    Hoca Ahmed Yesevi

  9. #294
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    -

    (BAKARA suresi 177. ayet) (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)

    ----

    لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰـكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّٖنَ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّهٖ ذَوِى الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينَ وَابْنَ السَّبٖيلِ وَالسَّائِلٖينَ وَفِى الرِّقَابِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُوا وَالصَّابِرٖينَ فِى الْبَاْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ وَحٖينَ الْبَاْسِ اُولٰـئِكَ الَّذٖينَ صَدَقُوا وَاُولٰئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ

    ---------

    Okunuş Leysel birra en tuvellu vucuhekum kibelel meşriki vel mağribi ve lakinnel birra men amene billahi vel yevmil ahiri vel melaiketi vel kitabi ven nebiyyin, ve atel male ala hubbihi zevil kurba vel yetama vel mesakine vebnes sebili ves sailine ve fir rikab, ve ekames salate ve atez zekah, vel mufune bi ahdihim iza ahedu, ves sabirine fil be'sai ved darrai ve hînel be's, ulaikellezine sadeku, ve ulaike humul muttekûn.

    ---------------------
    Diyanet İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

    Elmalılı Orj. Erginlik değil: yüzlerinizi kâh gün doğu tarafına çevirmeniz kâh batı, ve lâkin eren o kimsedir ki Allaha, Ahıret gününe, Melâikeye, Kitaba ve bütün Peygamberlere iman edip karabeti olanlara, öksüzlere, bîçarelere yolda kalmışa, dilenenlere ve esirler uğrunda seve seve mal vermekte, hem namazı kılmakta hem zekâtı vermekte, bir de andlaştıkları vakit ahidlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık hallerinde ve harbin şiddeti zamanında sabr-ü sebat edenler işte bunlardır o sadıklar ve işte bunlardır o korunan müttekiler

    Ö.N. Bilmen Birr (takvâ) yüzlerinizi maşrık ve mağrip tarafına çevirmeniz değildir. Fakat birr, o kimsenin birridir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere imân etmiş olur. Ve malını seve seve karabet sahiplerine, yetimlere, yoksullara, yolculara, dilenenlere verir. Ve esirleri azad etmek hususuna sarfeder. Ve namazını kılar, zekâtını verir. Bir de muâhede yaptıkları zaman ahidlerini yerine getirirler ve ihtiyaç, hastalık ve şiddetli savaş hallerinde de sabırlı bulunurlar. İşte sâdık olanlar onlardır. Muttakî olanlar da onlardan ibarettir.

    TefhimulKuran Yüzlerinizi doğudan ve batıdan yana çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; ona olan sevgisine rağmen, malı yakınlara, yetimlere, yoksullara, yol oğluna (yolda kalmışa), isteyip dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenler(in tutum ve davranışıdır) . İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.

    M. Esed Gerçekte erdemlilik, yüzünü doğuya veya batıya çevirmeniz ile ilgili değildir; ama gerçek erdem sahibi, Allah'a, Ahiret Günü'ne, melekler, vahye ve Peygamberlere inanan, servetini -kendisi için ne kadar kıymetli olsa da- akrabasına, yetimlere, ihtiyaç sahiplerine, yolculara, (yardım) isteyenlere ve insanları kölelikten kurtarmaya harcayan; namazında devamlı ve dikkatli olan ve arındırıcı (mali) yükümlülüğünü ifa eden kişidir; ve (gerçek erdem sahipleri) söz verdiklerinde sözünü tutan, felaket, zorluk ve sıkıntı anlarında sabredenlerdir. İşte onlardır sadakatlerini gösterenler ve işte onlardır Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar.

    F. Kuran Yüzlerinizi Doğu ya da Batı tarafına çevirmeniz iyilik demek değildir. Asıl iyilik Allah'a, Ahiret gününe, meleklere, kitaba, peygamberlere inanan; akrabalara, yetimlere, yoksullara, yarı yolda kalanlara, dilencilere ve boyunduruk altında bulunanlara (kölelere, tutsaklara) mallarını sevmelerine rağmen yardım edenlerin; namazı kılanların, zekâtı verenlerin, antlaşma yaptıklarında yapmış oldukları antlaşmaları yerine getirenlerin; zorda, darda ve savaş zamanında sabredenlerin tutumudur. İşte doğrular (sözlerinin erleri) onlardır, takva sahipleri de onlardır.

    ------------------------------------------

  10. #295
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    -

    (ÂLİ IMRÂN suresi 186. ayet) (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)

    ---

    لَتُبْلَوُنَّ فٖى اَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ الَّذٖينَ اُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَمِنَ الَّذٖينَ اَشْرَكُوا اَذًى كَثٖيرًا وَاِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ ذٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِ

    -------

    Okunuş Le tublevunne fi emvalikum ve enfusikum ve le tesmeunne minellezine utul kitabe min kablikum ve minellezine eşraku ezen kesira, ve in tasbiru ve tetteku fe inne zalike min azmil umûr.

    ---------------
    Diyanet Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.

    Elmalılı Orj. Lâbüd mallarınızda ve canlarınızda imtihan olunacaksınız, ve her halde gerek sizden evvel kitab verilenlerden ve gerek müşriklerden bir çok incidecek sözler işideceksiniz, eğer sabr eder ve tekva yoluna gider, korunursanız işte bu azmolunacak umurdandır

    Ö.N. Bilmen Allah Teâlâ'ya kasem olsun ki mallarınız ve nefisleriniz hakkında imtihan olunacaksınızdır. Ve elbette sizden evvel kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve müşriklerden birçok incitici sözler işiteceksiniz. Ve eğer sabrederseniz ve korunursanız, işte şüphe yok ki, bu azmolunacak umurdandır.

    TefhimulKuran Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız, (bu) emirlere olan azimdendir.

    M. Esed Mallarınızla ve canlarınızla mutlaka sınanacaksınız: Ve doğrusu, hem sizden önce vahiy verilenlerden hem de Allah'tan başka varlıklara ilahlık yakıştıranlardan birçok incitici söz işiteceksiniz. Ama eğer zorluklara sabırla katlanır ve O'na karşı sorumluluğunuzun bilincinde olursanız; bilin ki bu, azimle sarılınacak bir iştir.

    F. Kuran Mallarınız ve canlarınız konusunda kesinlikle deneyden geçirileceksiniz, gerek kitap ehlinden ve gerekse müşriklerden birçok incitici söz işiteceksiniz. Eğer (bunlara karşı) sabreder ve Allah'tan korkarsanız, bu tutum azimliliğinizin, kesin kararlılığınızın bir belirtisidir.

    ----------------------------------

  11. #296
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İlhami Abi Sohbetleri - Efendi- ... İlhami Abi Sohbetleri - Efendi- / ON ALTI YILDIZ

    EFENDİ


    “Âdem Âdemi hakir görmekle kalmıyor; birbirini de yok ediyor. Güçlü olan, zayıfı eziyor. Savaşlar, güçlü silah teknolojisine sahip ülkelerin zayıf milletleri işgali,onları ezmesi ne oluyor? Bunun hikmeti nedir?” diye sordum.

    Kaşlarını kaldırıp bana baktı. Biraz ürperdim. "Acaba soru sormasa mıydım?" diye de geçirdim içimden. Yüzünde hafif bir tebessüm doğunca biraz rahatladım.

    - Hikmeti açık, Âdem dedi

    Bölmeyi, paylaşmayı bilmemek.

    - Nasıl yani dedim. Bu kadar savaş bölmeyi bilmemekten mi çıkıyor? Dünyanın huzuru bunun için mi kaçıyor? Paylaşmak derken neyi kastettin İlhami Abi ?

    Devam etti.

    - Bir kere, önce savaş nedir, onu anlamak lazım Âdem.

    Ben atılarak

    - İşte cephede olan insanların birbirini - kendilerince bir sebebe dayalı - silahla öldürmeleri, yok etmeye çalışmaları. İşte Irak, Afganistan Lübnan... Örnekleri gibi.

    - Hayır Âdem dedi.

    - “Peki nedir” anlamını taşıyan bakışlarımı ona yönelterek sustum.

    Devam etti:

    Cephede olmayan savaş, cephesi her yer olan savaş dedi.

    - Nasıl?

    Anlatmaya başladı:

    - İnsanlık daima savaş içerisindedir “İyi ve kötü”nün “Hak ve Batıl”ın savaşı. Bu savaşları bizler Irak’ta, Lübnan’da, Afganistan’da veya dünyanın- silahla yapılan- herhangi bir yerinde sanırız. Yani cephelerde.

    Asıl savaş; cephede olmayan, cephesi her yer olan savaştır.

    Bak ve incele: Gelişmemiş veya gelişmiş ülkelerde eğitim literatüründeki kelime sayısı üç - beş bindir. Taş çatlasın yedi bini geçmez. Oysa Amerika,İngiltere, Almanya gibi gelişmiş ülkelerde bu sayı 25 000-30 000 civarıdır. Her yıl açlıktan ölenlerin sayısı milyonlarca kadar. İstatistiklerin çok üstündedir, bu rakamlar. Kesin tedavisi olan ve artık aşısı bulunan, çağımızın utanç hastalıkları diye adlandırılan tifo, kolera, verem, beri beri, çocuk felci gibi hastalıklardan ölenlerin sayısı da her yıl milyonlarca kadardır. Trafik kazaları, iş kazaları ve sakat kalanlar hariç.

    Hiç de azımsanacak gibi değildir geçim sıkıntısı, düzen karmaşasının, stres denen çağın hastalıklarının getirdiği ölümler. Sinir sistemlerinin çökmesi, maneviyatın uğradığı tahribât. Aile faciaları, cehaletin getirdiği ölümler de bu savaşın bir parçasıdır.

    “Güçlü olan yaşar, efendidir. Zayıf olan ölür, köledir” düşüncesi ilkedir. Neden egemen güçler açları doyurmaz, hastaları tedavi etmez de Irak’a Somali’ye, Afganistan’a veya menfaati olan diğer ülkelere insanlığı tehdit ediyorlar diye, üzerlerinde geliştirdikleri en yeni teknolojik silahlarla saldırıp işgal ederler? ”

    İşte bu cephede olan savaşlar asıl savaşları; yani yaşarken cephesi her yer olan, içinde bulunduğumuz - bilinçli veya bilinçsiz, bir neferi olduğumuz savaşı gölgelemek içindir. Dikkatler hep cephelere çekilir - Irak’a, falan ülkeye, filan ülkeye...

    Bunu- asıl savaşı- görmeyelim diye dikkatler hep silahlı mücadeleye çekilir dedi.

    Sordum:

    - Yani biz şimdi şu anda bile savaşta mıyız?

    - Evet dedi. Önemli olan bu savaşta bilinçli olmak.

    İyilik duvarına bir tuğla da bizim koymamız. Gücümüz nispetinde. Cebrail’i yaşatmamız dedi.

    - Nasıl yani? Mecaz kokuyordu kelime; ama yine de sordum:

    Cebrail’i biz nasıl yaşatırız?

    Gözüme yine manâlı bir bakışla bakarak:

    - Vahyin bitmesi; yani uygulanmaması Cebrail’in ölümüdür.Kıyamete kadar Ayetler yeryüzüne, gökyüzüne hayat verir. Kıyamet bile Ayettendir. Bunu kast etmedik.Bizim kast ettiğimiz şudur, Âdem:

    Her insanın içinde bir Cebrail yaşar.

    Kim,vahyi- gücü nispetinde - uygularsa Cebrail o insanın içinden çıkar ve kainata:

    “Yaradan’ın işte bunun böyle olmasını, eşref-i mahlukâttan bunu beklediğini “adeta haykırır. Şeytan çıldırır, kötülükler biter. Artık büyük ruh hakimdir; yani vahiy. Şeytan,kötülüğü temsil eder; büyük ruh Cebrail’se iyiliği temsil eder ve savaşır. Güzeller güzeli Hz. Muhammed’imiz, Peygamberimiz (sav) bize bu savaşı bildirmedi mi? Allah’ın nimetlerini insanlar bölüşebilseydi; bilgileri, sevgileri, güzellikleri bölseydiler; hırs,ihtiras ve nefislerine mağlup olmasalardı - yani ihtiraslarını, kötü isteklerini,nefislerini,içlerindeki şeytanlarını öldürselerdi. Güzeller Güzeli Hz. Muhammed’imizin, Peygamberimizin(sav) buyurduğu gibi ölmeden önce ölünseydi ve bu ölme bilinseydi dünyanın huzuru da kaçmazdı Âdem! dedi.


    Çok etkilenmiştim.Bir ara masanın üzerine gözüm ilişti.Birkaç karınca masada geziyordu.İlhami Abi elindeki simit parçasının susamlarından adeta saygı değer birilerine ikram edercesine karıncalara ufaladı.Döndü ve

    - Gücün nispetinde ekmeğini karıncaya bile böl dedi.

    - Ben de hayvanları çok severim. Evde kediyle balık besliyorum diye de biraz gururlu bir ifadeyle İlhami Abi’ye belirttim.

    İlhami Abi yine kaşlarını kaldırarak:

    - Hayvan beslenmez onunla yaşanır dedi.

    İnsan olarak, eşref-i mahlukât olarak onunla hayat paylaşılır.Evimizde olmasa da “dünya”da beraber yaşamıyor muyuz?
    Hayvan beslenmez, hayvanla yaşanır ifadesi beni etkilemişti.

    - İlhami Abi dedim. Bu konuyu biraz açabilir misin?

    - İnsan yani eşref-i mahlukât, yaratılmış olan her şeyin efendisi. Ayın, güneşin, nebatâtın- bunların arasında hayvanlar da var- efendisi ama bu efendiliği ona Yüce Yaratan lütfetmiş. Dağlara, taşlara da teklif etmiş; ama onlar korkmuş. İnsan kabul etmiş.

    O zaman efendi, efendiliğe yakışır olgunluk, nezaket ve alçak gönüllülükle bütün mahlukâta saygılı davranmalı.
    Ya taşlar, eşref-i mahlukât olsaydı, onlar bize kötü davransalardı? İster miydik? Yaratılan her şeyle beraber yaşayacağız, istesek de istemesek de. Beraber yaşamayı bileceğiz.Hayvanla yaşıyorsak evimizde besleme kelimesini değil bölüşme kelimesini kullanacağız.Çiçekle yaşıyorsak sulama gibi üstünlük ve kibir, kokan kelime değil ikram kelimesini kullanacağız.

    Unutma! Onların da gönlü var dedi.

    Gülümsedim ve biz insanlar birbirimize nazik,sabırlı,hoşgörülü, saygılı olamıyoruz diyecektim ki birden sözümü kesti:

    - Olamıyoruz diye bir şey yok, olmuyoruz. O potansiyel bizde var;ama kullanmıyoruz. Bir engel yok ki “mıyoruz” gibi külfet belirten ek kullanıyorsun dedi biraz sert bir ifadeyle ve devam etti: Eşref-i mahlukât bir olgu.

    Onu temsil edeceksek hak edeceğiz.



    (*)Oktan Keleş'in "Bir Meczubun Rüyası" Kitabından

  12. #297
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    --

    Zikir ehli olunuz. Kur’an’da zikir öğüt vermek, nasihat etmek, davet etmek, hatırlamak, anmak, namaz kılmak, Kur’an okumak ve en son olarak da dil ile anmak anlamlarında kulanılmıştır. Bu son anlam daha çok “tesbih” olarak isimlendirilir ki bu da Kur’an’da zikirden ayrı olarak emredilmiştir.

    --------

    Mustafa İslamoğlu

  13. #298
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    -

    (BELED suresi 17. ayet) (Resmi: 90/İniş:35/Alfabetik:12)

    ---

    ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِ
    ----------

    Okunuş Summe kane minellezîne amenu ve tevasav bissabri ve tevasav bilmerhameh.

    -----------------

    Diyanet (17-18) Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.

    Elmalılı Orj. Sonra olmadı o iyman edip de sabra vasıyyetleşen ve merhamete vasıyyetleşenlerden

    Ö.N. Bilmen (17-18) Sonra da imân etmiş olanlardan ve birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti tavsiyede bulunanlardan olmaktır. İşte meymenet sahipleri onlardır.

    TefhimulKuran Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak.

    M. Esed ve imana ermişlerden ve birbirine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.

    F. Kuran Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak.

    ----------------------------------------

  14. #299
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    -

    (NAHL suresi 127. ayet) (Resmi: 16/İniş:70/Alfabetik:75)

    ----

    وَاصْبِرْ وَمَا صَبْرُكَ اِلَّا بِاللّٰهِ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُ فٖى ضَيْقٍ مِمَّا يَمْكُرُونَ

    --------

    Okunuş - Vasbir ve ma sabruke illa billahi ve la tahzen aleyhim ve la teku fi daykim mimma yemkurûn.

    ---------------

    Diyanet - Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan yana üzülme. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme.

    Elmalılı Orj. - Sabret, sabrın da ancak Allahın ınayetiledir, ve onlara karşı mahzun olma, yaptıkları mekirden telâş da etme

    Ö.N. Bilmen - Ve sabret ve senin sabrın da ancak Allah'ın inâyetiyledir ve onlara karşı mahzun olma ve yapar oldukları hilekârane hareketten dolayı üzüntüye düşme.

    TefhimulKuran - Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli düzenlerden dolayı da sıkıntıya düşme.

    M. Esed - Öyleyse, (hakkı inkar edenlerin söylediklerine karşı) sabır göster ve daima hatırla ki, sana güçlüklere göğüs germe gücünü veren yalnızca Allah'tır; ve onlardan yana üzülme; hele onların o asılsız iddiaları seni hiç sıkmasın:

    F. Kuran - Sabret, sabretmeyi ancak Allah'ın yardımı ile başarabilirsin; onlar için üzülme, çevirdikleri entrikalar ve kurdukları tuzaklar sakın canını sıkmasın.

    -------------------------------

  15. #300
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    -

    (MÜ'MİN suresi 77. ayet) (Resmi: 40/İniş:60/Alfabetik:69)

    ----

    فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ فَاِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذٖى نَعِدُهُمْ اَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَاِلَيْنَا يُرْجَعُونَ

    ----------

    Okunuş Fasbir inne va'dellahi hakk, fe imma nuriyenneke ba'dallezi neiduhum ev neteveffeyenneke fe ileyna yurceûn.

    ----------------------

    Diyanet - Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir.

    Elmalılı Orj. - Onun için sabret! Allahın va'di haktır, muhakkak olacaktır. Artık onlara ettiğimiz vaîdin ba'zısını sana göstersek de yâhud seni kendimize alsak da onlar mutlak döndürülüp bize getirilecekler.

    Ö.N. Bilmen - Artık sabret. Allah'ın vaadi, şüphe yok ki, hakdır. Onlara olan vaadimizin bazısını sana göstereceğiz veya senin ruhunu alacağız, nihâyet Bize döndürüleceklerdir.

    TefhimulKuran - Şu halde sen sabret, hiç şüphesiz Allah'ın va'di haktır. Sonunda ya onlara va'd ettiğimiz (azab)ın bir kısmını sana göstereceğiz ya da senin hayatına son vereceğiz. Nihayet onlar bize döndürülecekler.

    M. Esed - Sen, sıkıntılara karşı sabırlı ol, çünkü Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Ve şu (hakikati inkar ede)nler için hazırladıklarımızı sana ister (bu dünyada) gösterelim, ister (bunların gerçekleşmesinden önce) seni ölüme götürelim, (unutma ki, sonunda,) onlar Bize döndürüleceklerdir.

    F. Kuran - Ey Muhammed! Sabret, şüphesiz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını sana gösteririz veya seni öldürürüz, nasıl olsa onların dönüşü Bize'dir.

    -----------------------------------------------------




Sayfa 20 / 30 İlkİlk ... 10161718192021222324 ... SonSon