Söndür ışıkları

Her yangın bir yerde eş değerdir güne
Yanıyoruz, söndür...

Çıkar üzerinden o lav gömleği
Gözlerimi alıyorsun
Islaksın...
Ateş kadar ıslak
Yakıyorsun sana bakan yanımı
Kalan tüm yanlarım
Soğuk...

Hararetinle dışa patlıyor camlar
Yayılıyorsun cereyanla
Ahşap kapılar bir bir tutuştu
Perdeler, duvarda ki plastik zaman sayacı,
Karton tüm duygular,
Kağıttan göz yaşları,
Tutuştu...

Külün sarıyor göğü
Kor kelimelerin yağıyor.
Muşamba bir kalkan gibiyim önünde
Dokunduğun yerimden deliniyorum
Dokunmasan;
Çeksen ellerini üzerimden
Sadece baksan
Isısıyla eriyorum...

Soyun üzerinden o vedalı ceketi
Canımı alıyorsun
Katisin...
Her tavrınla benliğimi tahriş edecek kadar kati
Acıtıyorsun sende kalan yanımı
Diğer tüm yanlarım,
Bir sokak çocuğu kadar
Yetim...

Tutumunla kabına sığmıyor
Dağılıp yerlere ziyan oluyor umutlar.
Masamın üzerinde duran yarısı dolu sürahi gibi,
Boş bardak gibi yanındaki,
İçi boş kalemim,
Satır başsız kağıdım,
Henüz vücut kazandırmadığım mürekkebim,
Ziyan oluyor...

Ölümün sarıyor bedenimi
Tüm dokularımın kanı çekiliyor.
Henüz taze sıkılmış bir mermi,
Yeni kurgulanmış bir intihar,
Kurumuş bir başucu notu,
Nemli cama yazılmış gidişli bir kelime...


Hepsi bir anda,
Hepsi hemde şu anda!
Bizi anlatıyor...

Kazım Baran Yılmaz