Biz seninle muhteşem bir tesadüftük

Onca zaman tamamlanmayı bekledik
Tarihi önceden belirlenmiş bir randevu gibi
Olgunlaşmamış ham bir meyve gibi
Bir uçağın kalkış, bir otobüsün sefer,
Veya bir müzikholün matine saati gibi

Her akşam aynı restoranda karşılaşırdık
Sen hep aynı masanın aynı sandalyesine oturudun
Ben hep aynı masanın aynı sandalyesinde olurdum
Titizdin;
Cekentini büyük bir özenle giydirirdin hemen yanındaki boş olanın sırtına
Arkadaşlık etsin ister gibi sana
Ben yanıma çeker kolumu uzatırdım omuzuna boylu boyuna
En iyi arkadaşım der gibi..

Susardık..
Ara ara konuşurduk
Bir şeyler çıkardı dudaklarımızın arasından sessizce
Mırıldanırdık..
Onlar cevap vermezdi biz tekrar susardık


Her akşam aynı restoranda karşılaşırdık
Senin kırmızı papuçların vardı
Ten rengi çorabın
Ben ne zaman kadehim dudaklarımdayken baksam sana
Komple kırmızı olurdun
Ama çorapların hariç
Onlar hep ten rengi kalırdı

Benim gravatım göğsüme kadar gevşek olurdu
Gömleğimin üstten iki düğmesi açık
Sen ne zaman kadehi masana bıraksan elinden
Ve baksan bana ağzındaki içkin dudaklarını terketmeden
Boynumu sıkar gibi olurdu
Ben biraz daha aşağı indirirdim

Her akşam aynı restoranda karşılaşırdık
Sen garsonu çağırııp karışık mevsimler ısmarlardın
Her geceden sonra kalan ömrünün tüm yıllarına
Siparişin gelirdi
Bir sonbahar eksik olurdu
Sen beğenmez
Elindeki çatalı saplı bırakırdın yazın üstünde

Ben biraz ihtimal söylerdim
Öncesine aperatif biraz umut
Garson kafasını sallar
Ellerini iki yana açardı
Menüyü gösteren gözleri
Sadece oradan seçim yapın derdi
Ben sadece şarap isterdim
Giderdi..

Her akşam aynı restoanda karşılaşırdık
Fonda James Blunt çalardı
Sen dökerdin saçlarını omuzlarından aşağı
Makyajının dokusu çatlardı
Gereks duymazdın tazelemeye
Aynayı çıkartıp bakmadan yeniden çantana sokardın
Boşvermiş tavrından aşağı
Beyaz bir şarap akardı
Tam o sırada goodbye my lover
Bittiğinde Blunt sanki ebediyen susardı

Ben düşüncelerimi çıkartıp beynimin içinden
Katlayıp masanın üzerine koyardım
Çökecek gibi olurdu ağırlıktan
Ayakları yeri delerdi
Ben yine alırdım kadehimi elime
Dibinden sana bakardım
Sen kıpkırızı bir kadın oluverirdin
Çorapların hariç
Blunt hala susardı

Her akşam aynı restoranda karşılaşırdık
Her gece aynı saatte kalkardık
Ayrı ayrı taksilere binip
Ayrı yönlere doğru giderdik
Dikiz aynalarımız birbirine bakardı
Biz uzaklaşırken
Garson masalarımızı toplardı
Sağ elinden benden kalan
Solundaki senden
Karşılıklı yazılmış
''Yarın görüşmek üzere'' notu...

KBY