Empati tıpkı iyi bir dinleyici olmak gibi, başkaları ile iletişim kurmak için gereken en temel yeteneklerden birisidir. Empati karşınızdaki insanı onun gözleri ile dünyayı görebilecek kadar iyi algılayabilmek ve onun dünyasına girebilmek demektir. Öylesine yoğun bir şekilde dinlersiniz ki, karşınızdaki insanın içinde bulunduğu durumu, duygularını ve düşüncelerini sizde kendinizin gibi yaşarsınız.

İyi bir dinleyici karşısındaki insana anladığını göstermelidir. Buna empati denir. Maalesef dinlemekten daha karmaşık bir olgudur. Mükemmel olmanız gerekmiyor ama empati konusunda ne kadar kendinizi geliştirebilirseniz o kadar karşınızdakine ulaşmayı başarırsınız. Genelde üzgün olduğumuz zaman bizi anlayan birilerine duygularımızı ifade etmek ve paylaşmak isteriz. Dolayısıyla iyi empati yapabilen kişi karşısındakinin davranışlarına yada içinde bulunduğu duruma değil, duygularına yoğunlaşır.

Örneğin: Henüz sevgilisi tarafından terkedilen birisi ile konuşuyorsanız, şu soruyu sormayın "Ne söyledi?" yada "İlk ne zaman farkettin?" aksine kişinin duygularına yoğunlaşın ve ifade edebilmesini sağlayın, "Çok acı çekiyor gibisin" yada "Kendini terkedilmiş ve kaybolmuş hissediyor olmalısın." Bu şekilde duygulara yoğunlaşmak, karşınızdaki insanın sorunun temeline inmesine ve duygularının farkına varmasına yardımcı olur. Çünkü bir konuya üzüldüğümüz zaman, problemi çözmeye başlamadan önce duygularımız ile başetmemiz gerekir.

Daha önce "Dinlemek" yazımda bahsettiğim engellerin aynı zamanda empatik olmanıza da nasıl engel olacağını farketmek kolaydır. Aşağıda ki listede başarılı empati ile kötü empati gösterilmiştir. Empati yapabilmek için konuyu çok iyi anlamanız gerek, dolayısıyla aşağıdaki listeyi dikkatle incelemenizi öneririm.

Empatik yaklaşımın dereceleri

1. Derece: Yetersiz, ilgisiz yada dikkat dağıtan yorumlar.
  1. Konuyu değiştirmek: Arkadaşınız bir ödev üzerine şikayet ediyor ve sizin cevabınız, "Bu akşam televizyonda harika bir film var."
  2. "Ben daha iyi bilirim" tepkisi: Kişi ile ilgili genellemeler yapmak örneğin "Sen hiç bir yanlış yapmadın" yada "Esas problem annenin seni çok şımartmış olması" yada "O adama o kadar aşıksın ki, nasıl aşağılık biri olduğunu göremiyorsun."
  3. Yargılayıcı tepkiler: Kişi size evli biri ile ilişkide olduğunu söylediğinde yüzünüzü buruşturup "Umarım ne yaptığının farkındasın" gibi yaklaşımlarla, karşınızdakinin davranışını "yanlış-doğru" olarak değerlendirmeniz.
  4. Tavsiye vermek: Karşınızdaki kişi kocasından boşanmak istediğini söylüyor ve nasıl yapacağını bilemediğini, kendini ne kadar çaresiz hissettiğini anlatıyor. Siz bu duyguları dinlemek yerine hemen kendisine hangi avukata gitmesi gerektiğini, kocasını nasıl evden atacağını, kocasına ne söylemesi gerektiğini ve bu süreci atlatması için hangi kitapları okuyabileceğini anlatmaya başlıyorsunuz.
  5. Vaktinden önce rahatlatmaya çalışma: Arkadaşınız size telefon etti ve eşine ulaşamadığını ve endişe ettiğini söyledi, sizin yorumunuz "Merak etme, bir şey olduğunu sanmıyorum, eminim seni arar. Hemen kötü şeyler düşünme" Bu cümle adeta karşınızdakine "Bu konuda daha fazla konuşmak istemiyorum" demek gibidir.
  6. Analiz etmek: Bir arkadaşınız evlenmekten duyduğu korkuları anlatıyor ve siz arkadaşınıza bu davranışı altında yatan nedenleri açıklamaya başlıyorsunuz. Örneğin "Annene duygusal olarak çok yakınsın ve evleneceğin kişininde seni annen gibi kısıtlayıp bir hapse sokacağından korkuyorsun". Analiziniz belki doğru olabilir ama kişinin bu gerçekleri kendi başına keşfetmesine izin vermeniz gerek.
  7. Sorgulamak: Arkadaşınız evliliğinde bazı problemler olduğuna dair imada bulundu ve siz birden sorgulamaya başladınız. "Eşinle konuşuyor musunuz?" "Dışarı çıkıp arada bir eğleniyor musunuz?" "Cinsel hayatınız ne durumda?" Bu şekilde sorgulamak konuşmayı kontrol etmenize ve yönlendirmenize yol açar. Karşınızdaki insanın hikayesini kendi istediği biçimde ve istediği kadar söylemesine izin verin. (Diğer taraftan arkadaşınızın sözlerini açıklaması için sorulan sorular kontrol edici ve yönlendirici değildir, kişinin daha fazla konu üzerinde konuşabilmesi için destekleyicidir.)
  8. Kendi hikayenizi anlatmak: Arkadaşınızın anlattığı problem, sizin yaşadığınız başka bir anıyı hatırlattı ve yardımı olabileceğini düşünerek anlatmaya başladınız. Bazen bu o kadar kötü değildir, fakat anlattığınız hikayenin kişinin problemi ile direk ilgili olması ve bir çözüm sunuyor olması gerekir. Ayrıca kısa zamanda arkadaşınızın problemine geri dönmeyi başarabilmelisiniz.
Bir çoğumuz bu empatik olmayan davranışları yaparız. Arada bir yapıldığında bu davranışlar büyük bir problem yaratmaz fakat bazılarımız sürekli olarak karşısındakini sorgular yada rahatlatmaya çalışır. Bazılarımız ise ciddi bir konu olduğunda sürekli olarak dikkati dağıtmaya çalışır. Yabancı olduğunuz insanlar arasında bu davranış bir sorun yaratmayabilir ama dostunuz için oldukça acı veren bir tecrübe olabilir. Bazıları her problemi zekasını ıspat etmek için bir fırsat gibi değerlendirip arkadaşının problemini 5 dakikada, belki kahve molasında çözmeye kalkar ve kişinin duygularını yada konuşma ihtiyacını tamamiyle göz ardı eder. Eğer kişinin gerçekten önemli bir problemi varsa, konuyu konuşmak ve kişiye yardım etmek bazen 2 – 3 saat belki daha fazla zaman gerektirir.

2. Derece: Karşıdaki insanın duygularını ve içinde bulunduğu durumu kısmen doğru anlamak ama diğer önemli etkenleri yanlış anlamak yada göz ardı etmek.

Dinleyici karşısındaki insanın duygularını tam olarak anlayamaz. Bu durum konuşmacının duygularını daha fazla açıklaması konusunda isteksizlik duymasına yol açar. İlgilendiğinizi soru sorarak, yada dikkatle karşınızdakine bakarak göstermedikçe kişi tam olarak ne hissettiğini daha fazla açıklamamayı tercih eder. Örneğin diyelim ki bir arkadaşınız eşine ne kadar sinirli olduğunu söyledi ve siz "Gidip rahatsızlığını söylesene" diyerek öneride bulundunuz, fakat arkadaşınızın tepkisi farklı oldu, "Yok yok, kızgınım ama o kadarda deli değilim!" dedi. Bu cümleniz ile arkadaşınızın kızgınlığının yanısıra aynı zamanda duygularını eşine anlatmaktan korktuğunu ve kendini çaresiz hissettiğini farkedemediniz. Eğer haklı olsaydınız ve arkadaşınız size şöyle bir cevap vermiş olsaydı "Bunu kesinlikle yapmalıyım!," o zaman 3. derece empatiyi başarmış olurdunuz.

Genelde bize anlatılanlara karşı verdiğimiz duygusal tepkiler karşımızdakini yanlış anlamamıza yol açar. Örneğin karşımızdakinin sözleri, içimizde kendi kızgınlığımızı, güvensizliğimizi, korkularımızı, savunma ihtiyacımızı yada diğer duygularımızı canlandırır ve dikkatimiz dağılır, dolayısıyla karşımızdakini tam olarak dinleyebilmemiz ve anlayabilmemiz imkansız olur.

3. Derece: Doğru empati karşınızdaki insanın duygularını tam olarak yakalar.

Karşınızdaki insanın dünyasına girmeyi başardınız. Yorumlarınız arkadaşınızın az önce söylediklerini tam olarak yansıtıyor. Kısa ve öz olun. Kendi cümleleriniz ile mümkün olduğunca basit bir dille, arkadaşınızın ne söylediğini anladığınızı gösteren cümleler kurmaya özen gösterin. Böylece konuşmacı sizin kendisini dikkatle dinlediğinizi ve değer verdiğinizi hissedecektir. Unutmayın, hiç kimse her zaman doğru empatiyi başaramaz. En iyi terapistler bile ortalamada 2.5 yada 2.7 seviyelerindedir. Konuşmadan biraz uzaklaştığınız zaman dünyanın sonu değildir, karşınızdaki kişiye kendini toparlaması için imkan verir. Fakat konuşmacı sizden uzun süre yorum almaz ise sizin kendisine olan ilginizi yitirdiğinizi, söylediklerini onaylamadığınızı yada anlamadığınızı düşünebilir.

Örneğin: Arkadaşınız telefonla aradı ve ne kadar kötü bir gün geçirdiğini yüksek sesle anlatmaya başladı (araba çalışmadı, iş arkadaşları dedikodusunu yaptı, işten adam çıkarılacağına dair laflar işitti ve 2 kilo aldığını farketti….) ve siz cevap olarak "Gerçektende çok bunalmışsın, her şey üst üste gelmiş ve sana karşı birleşmişler gibi" Arkadaşınız yorumunuzu onaylarsa ve şöyle cevap verirse "Evet aynen bende öyle düşünüyorum," yorumunuz 3. derece empati demektir. Eğer şöyle bir cevap verirse "Evet bütün gün çok öfkeliydim ve hala çok kızgınım" empati seviyeniz iyi bir tahmin yapmanıza rağmen 2 civarındadır, arkadaşınızın kızgın olmasının daha farklı bir nedeni olabilir ve belki bu konuda konuşmasını isteyerek yardımcı olmaya çalışabilirsiniz.
Son olarak empati yeteneği ancak pratik yaparak geliştirilebilir, dolayısıyla hatalarınızın cesaretinizi kırmasına izin vermeyin ve denemeye devam edin. Bu yeteneği özellikle çocuklarınız ile iletişiminizde geliştirebilirseniz, çocuklarınızın duygusal zekasını geliştirmesine büyük bir katkı olursunuz.



Çiğdem Alper, MA
Psikoterapist