Toplam 5 mesajın 1-5 arasındakiler

Konu: Hoş geldin

Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    Gurbetli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    09.12-2010
    Son Giriş
    15.09-2017
    Saat
    15:34
    Yaşadığı Yer
    B.B. memleketim
    Mesaj
    14.709
    Alınan Beğeniler
    21
    Verilen Beğeniler
    26
    Blog Mesajları
    2

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    HOŞ GELDİN ÖLÜM”"”"”"”"”"
    Gözlerim kapıda hep bekliyordum
    En yakın zamanda gelsin diyordum
    Rabbi’min sevgisinden ümitleniyordum
    Hoş geldin azrail,hoş geldin ölüm
    Bilirim acı çektirmek istemez kullarına
    Sabredeni bırakmaz alır biran önce yanına
    Yürüyün sevinçle gidelim kurtuluşun yoluna
    Hoş geldin azrail,hoş geldin ölüm
    Fani dünya’da zaman geçmek bilmedi
    Allah aşkıyla aktı gözyaşım dinmedi
    Kavuşmayı özledim yüzüm hiç gülmedi
    Hoş geldin azrail,hoş geldin ölüm
    Nefsim içimde,şeytan peşimde gezdi
    Bu kul direndi onlara fırsat vermedi
    Niyetim onlara kanmadan çekip gitmekti
    Hoş geldin azrail,hoş geldin ölüm
    Gelişiniz sanki bana huzur getirdi
    Korkularımın hepsini birden bitirdi
    Bilinki bu kul şimdi saadete erdi
    Hoş geldin azrail,hoş geldin ölüm
    —ALINTI

  2. #2
    Üye
    Gurbetli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    09.12-2010
    Son Giriş
    15.09-2017
    Saat
    15:34
    Yaşadığı Yer
    B.B. memleketim
    Mesaj
    14.709
    Alınan Beğeniler
    21
    Verilen Beğeniler
    26
    Blog Mesajları
    2

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aşk ve İnsan

    Toprak aşkla yoğruldu insan oldu
    İnsan aşkla boyandı kul oldu
    Evet, sevmeden kul olunmaz bu yüzden
    Çünkü insan ancak sevdiğinin kölesi olur
    Bu yüzden sevgisiz kulluk bir riyatkârlık ve aldanıştır
    Taş sevgiyle toprak oldu
    Toprak sevgiyle çiçeğe döndü
    Gül niçin sevilir?
    Sevgiden var olduğu için değil mi?
    Bu yüzden sevgiliye gül verilmez mi?
    Gül Muhammed'i anlattı
    Niçin?
    Allah'ın sevgilisi olduğu için değil mi?
    Gül niçin dikenlidir?
    Niçin güle dokunmak için dikenler batmalıdır elimize?
    Hiç düşündünüz mü?
    Ne anlatır bu size?
    Evet; aşkın yolu dikenlidir, sarptır, ıstıraplıdır
    "Nefsinizi kanatmadan, kanınızı yere akıtmadan sevgi gülüne erişilmez
    Öyle değil mi?
    Seven kalp yaralıdır: her an bir başka türlü kanar sevenin kalbi
    Hasret ateşiyle yanan kalbe sevgili biz girdi mi, yemyeşil cennet olur o kalp
    Sevgi tüm nefretleri siler
    Nasıl ki İbrahim Nemrut'tan kin ve nefret odunları ile yaktığı ateşi
    Öyle bir aşkla anlatıldı ki; o ateş bahçe oldu, odunlarıda balık
    Çünkü İbrahim'in kalbinde aşk vardı
    İşte bu yüzden... Nemrutlaşan nefsimizde yanan kin, kıskançlık
    Kibir ateşi ancak İbrahim-i bir aşkla silinir, cennet bahçesine döner.


    ALINTI

  3. #3
    Üye
    svedrif Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.07-2010
    Son Giriş
    23.12-2013
    Saat
    23:24
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    960
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Mevlana Celalettin Rumi Dilinden Dua

    --------------------------------------------------------------------------------

    "Yâ Rabbî! Bizim hâlimize bakarak muâmele etme. Kendi ikrâm ve ihsanına göre bize muamele eyle. Yâ Rabbî! Kerem ve lütfunla hidâyet ettiğin kalbi tekrar dalâlete,sapıklığa meylettirme. Belaları bizden sarf eyle, çevir ve değiştir. Ey affı çok olan, günahları örten Rabbim! O günahlar dolayısı ile bizden intikam alma. Bize azab etme. Yâ Rabbî! Biz nefis ile şeytana köpek gibi tâbi olduksa da sen, azab arslanını bize saldırtma. Ey Hayy, ebedî diri olan Rabbim! Taleb ve duâ üzerine nasıl olur da kerem etmezsin. Sen kerem sâhibisin. Ey mahlûkâtın, yaratıkların canlıların ihtiyâcını gideren Rabbim! Sen varken hiç bir kimseyi hatırlamak ve ondan bir şey ummak lâyık değildir. Yâ Rabbî! Rûhumda bir ilim katresi var. İlâhî onu hevâ rüzgarıyla ten toprağından muhâfaza eyle. Ey ihsânı çok olan Rabbim! Cefa içinde geçip giden ömre merhamet et. Ey affetmeyi seven Rabbim! Bizi affeyle. İsyân derdimize çâre eyle. Ey yardım isteyenlerin yardımcısı! Bizi hidâyete çıkar. Yâ Rabbî! Duâ ve yakarışlarımızda sana lâyık olmayan sözleri bilmeyerek söyleyip hatalarda bulunmuş isek, o kelimeleri sen ıslah et ve duamızı kabul buyur. Çünkü sözlerin hakimi ve sultanı ancak sensin. Ey alemin yaratıcısı! Kasvetli, kararmış, katılaşmış adeta taş gibi olmuş olan kalbimizi mum gibi yumuşat, feryadımızı, ah u vahımızı, hoş eyle ki rahmetini celbetsin, çeksin. Bizi köle gibi kullanan bu serkeş nefisten bizi satın al. O nefis bıçağı kemiğe dayandı (zulmü canımıza yetti). Ya Rabbî! Sana ne arz edeyim. Çünkü sen gizli ve açık her şeyi bilirsin."

    bacımm sayfanı meşgul ettim affeyle...

  4. #4
    Üye
    svedrif Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.07-2010
    Son Giriş
    23.12-2013
    Saat
    23:24
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    960
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ölümü istemek güzel değildir. Ölüme hazırlıklı olmak güzeldir. ( Mehmet Feyiz Efendi )

    Ya Resûlallah

    Arınmış bir ruhla Ravza'ya varsam,
    Kubbe-i Hadra'yı yakından görsem,
    Taş ve toprağına yüzümü sürsem:
    Diyerek: Dahîlek yâ Rasûlallah

    Ziyâret kasdiyle ulu serveri
    Selâm kapısından girsem içeri,
    Kemâl-i hürmetle varsam ileri:
    Diyerek: Dahîlek yâ Rasûlallah

    Huzuru Pâk'ine eğilsem-gitsem,
    Bütün varlığımı onda eritsem,
    Eriyen mum gibi tükenib bitsem:
    Diyerek: Dahîlek yâ Rasûlallah

    Müvâcehe'sinden dalsam huzurâ,
    Arzetsem kalbimi Ebedî Nûr'a,
    İmânım kemâlle erse şuûra:
    Diyerek: Dahîlek yâ Rasûlallah

    Mevlâm'a gönlümden uçsa dilekler,
    Düâma hep âmin dese melekler,
    Yansıtsa âhımı bütün felekler:
    Diyerek: Dahîlek yâ Rasûlallah

    Eşsiz Medîne'de edeble kalsam,
    Bûy-u mânevîden bir şemme alsam,
    Solmayan cemâlin seyrine dalsam:
    Diyerek: Dahîlek yâ Rasûlallah


    inşallah rabbimiz her kalbi güzele, her ruhu arınmış olana Kubbe-i Hadra'yı nasip eder. AMİN.

  5. #5
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Yazılar şiirler çok hoşuma gitti. Paylaşım için teşekürler herkese. Özellike svedrif'in alıntı yaptığı dua ya amin dememek mümkün mü!!! Aminnnnn..
    Rabbim razı olduğu bir kul olarak son noktayı koyanlardan eylesin cümlemizi.


    Nasıl Öleceğiz


    Her sabah binbir ümit ve neşe ile bizi hayata çağıran o kadar iş ve o kadar ses var ki, gözlerimizi açar açmaz bir koşuşturmadır başlıyor... Ve kendimizi birdenbire yaşamın tam ortasında buluyoruz.

    Şu eksik, bu lâzım, haydi onu da yapayım derken, ertelediğimiz nice güzellikler hep bir başka güne taşınıyor. Birbiri ardınca nice mevsimler geçiyor. Halbuki, yaşadığımız bir başkasının hayatı değil, kendi hayatımız. Harcadığımız, kendi ömür sermayemiz. Görülecek o kadar güzellik, anlatılacak o kadar harika şey hep mahzun, hep bir kenarda bizi bekliyor. Susturulmuş veya küstürülmüş çocuk gibi, boynu bükük ve mahzun, hep bekliyor onlar. Döner de bir gün bakarız, farkederiz diye...

    Baharın dört bir yandan sarmaladığı ve cihetsiz kuş seslerinin ruhumuza ilâhî bir hazzı, ulvî bir zevki tattırdığı erteleyemediğimiz bir zaman diliminde çok sevdiğim bir kardeşimle sohbet ediyorduk. Uzun süren dalgınlığımın ardından, ne düşündüğümü sordu.

    Ben de:

    — Öteden beri bunca insan nasıl öldü, son nefesini nasıl verdi ve acaba neler hissetti diye düşünürdüm. Şimdi ise nasıl ve ne halde öleceğimi merak ediyorum, dedim.

    Bu gibi durumlarda tekellüfsüz fakat hikmetli bir cevabı olurdu her zaman.

    — Cevabı belli abi, dedi.

    — Nasıl yani, dedim.

    — Hz. Peygamber “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz” buyurmuş. Ölümünü merak ediyorsan, yaşadığın hayata bakmalısın.

    Birden beynimde şimşekler çaktı:

    — Ama, dedim, sadece ölümü değil, ölümden ötesini de merak ediyorum.

    — Onun da cevabı aynı hadisin devamında. Yani, “Nasıl ölürseniz, öyle de dirilirsiniz.”

    Merakımı giderecek başka cümleler aramaya gerek kalmamıştı. O güzel insan, sevgili Peygamber, insanları en doğru seçime iki cümle ile davet ediyordu. Nefsimizin bizi bu kadar içinde olduğumuz bir gerçekten alıp dâ nerelere taşıdığını anlamak için bu hatıra yeter.

    Gide gide ölüme varacağımızı zannediyoruz. Gide gide ölüme varılmıyor. Ölümle beraber gidiliyor. Ölüm hayatın gölgesi; onu bundan, bunu ondan ayırmak zor. Ama bir tecelli oluyor ve hayatın önünü kesiyor ölüm. Ecel gelince, başağrısı bahane... Gide gide ölüme varılsaydı, gidemeden ölenler olmazdı. Doğduğu günde ölenler var. Ha bir adım, ha yüz adım farketmiyor. Uzunluk veya kısalık bize göre bir kavram. Çok kısa sürede Rabbini razı eden işler yapıp da vefat eden ile yüz sene yaşamış olup da Yaratıcısından haberdar olmamış biri aynı kefede değerlendirilmez. Ölüm hayatın içinde olmasaydı, hayat bu kadar güzel ve çekici olur muydu? Hayatı güzelleştiren, belki de bu geçici ve fani yönü. Hayat bitmese, ölüm başımıza gelmese, ahirete nasıl geçilecekti, düşünülmeye değer doğrusu. Burada kalan dostların sayısının azaldığı, ahirete gidenlerin ise her gün çoğaldığı bu diyarda gurbetimiz oraya, anavatana geçmekle ve dostlarımıza kavuşmakla sona erecek. Hasret Sevgililer Sevgilisine kavuşmakla bitecek.

    “Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber,

    Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?”

    Ölüm saatinden daha güzel bayram mı arıyorsun ey nefsim? Dostum beni çağırdığı zaman nasıl koşarak gitmem ki? Yalnızlık çevremi kuşatmaya başlamışsa...

    Alıntı / Selim Gündüzalp