Toplam 5 mesajın 1-5 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Editör
    KKELEBEKK Avatarı

    Gerçek Adı
    Kısmet
    Üyelik Tarihi
    23.10-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:24
    Yaşadığı Yer
    KONYA
    Mesaj
    22.039
    Alınan Beğeniler
    185
    Verilen Beğeniler
    82

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    1261 - Hayatı öğrenmek alışmak mı acaba?

    Ne kadar küçük şeyler için ağlardık..
    Bir tutam saç,bir oyuncak araba,bir bebek..
    Şimdi büyüdük..
    Çok büyük olaylar bile ağlatmıyor bizleri..
    Ölümler,iflaslar,savaşlar..
    Şimdi daha mı güçlüyüz
    Yoksa daha mı alışkın?
    Hayatı öğrenmek
    Alışmak mı acaba?

  2. #2
    Üye
    A_GEYiK Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.04-2006
    Son Giriş
    10.12-2017
    Saat
    16:32
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.506
    Alınan Beğeniler
    29
    Verilen Beğeniler
    30
    Blog Mesajları
    20

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bunların sebebi alışmak değil de doymaktır. Hayatta ki en önemli şey gereksinimdir, ihtiyaçtır; küçükken oyuncak arabaya, bebeğe ihtiyacımız vardı, ağlardık ulaşmak için. Oynadık, doyduk, bitti. Şimdi ise biz büyüdük ve kirlendi dünya...

    Öğrenilmiş çaresizlikler alışkanlıklardır. Çayı şekerli içeriz; bize öyle öğretilmiştir. Suçu hep başkalarının üstüne atarız. Çünkü bize hep öyle öğretilmiştir. Küçükken masaya kafamızı vurup ağladığımızda, büyüklerimiz tarafından suç masaya atılmıştır. "Tü kaka masa, hep senin yüzünden, niye çarptın sen bakiim benim oğlumun kafasına..."

    İstersek çayı şekersiz içebiliriz, istersek suçun masada değil de kendimizde olduğunu anlayabiliriz. Ama istesek de aç değilsek acıkamayız. İstesek de bazen kaybettiğimiz bir şeyi geri getiremeyiz. İnsanın başına gelebilecek en kötü şey de çaresizliktir. Bir kişi öldüğünde üzülürüz. Neden? Çünkü seviyoruz onu. Şöyle bir düşünün; ebeveynlerimiz biz büyüyüp çoluk çocuk sahibi olduğumuzda mı ölseler daha çok üzülürüz. Yoksa biz daha çocukken onları kaybetsek mi?

    “Önce anne ve babamızın çocukları oluruz.
    Sonra çocuklarımızın anne ve babası.
    Daha sonra anne ve babamızın, annesi ve babası oluruz.
    En sonunda da çocuklarımızın çocukları oluruz!
    Yaşam bundan ibaret...”


    Hayatın anlamını anlamadıysan üzülme, hâlâ hayattasın demektir...

  3. #3
    Üye
    asi93 Avatarı

    Gerçek Adı
    unuttum:)
    Üyelik Tarihi
    15.11-2009
    Son Giriş
    12.10-2017
    Saat
    11:47
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.365
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bende bilsem acaba alışmakmı taşlaşmakmııı

  4. #4
    Üye
    deniz yildizi Avatarı

    Gerçek Adı
    bir çiçek adı
    Üyelik Tarihi
    27.01-2008
    Son Giriş
    30.05-2014
    Saat
    13:33
    Yaşadığı Yer
    balıkesir- memleket osmaniye
    Mesaj
    353
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    büyüyoruz galiba her geçen gün

  5. #5
    Üye
    Bio Avatarı

    Gerçek Adı
    ibrahim
    Üyelik Tarihi
    21.09-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    11:16
    Yaşadığı Yer
    mersin
    Mesaj
    4.244
    Alınan Beğeniler
    5
    Verilen Beğeniler
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    SENİNLE OLANLA YOLA DEVAM ET



    Hayat kimimiz için kısa, kimimiz içinse uzun bir yol. Bu yolda yalnız gitmiyoruz, bizim seçimimiz olan ya da olmayan bir sürü insanı yanımıza alıp da yürüyoruz. Ya da onlar peşimize takılıyor bir şekilde. Yolumuz bazen taşlı dikenli oluyor zar zor ilerliyoruz, bazen de birdenbire düzelebiliyor, koşmaya başlıyoruz. Ama hep yanımızda birileri var.. Annemiz, babamız, kardeşlerimiz, akrabalarımız daha biz yola ilk adımımızı attığımız andan itibaten bizimle birlikte ilerliyorlar, ne biz onları seçebiliyoruz, ne de onlar bizi.. Kader bizi onlarla daha doğduğumuz anda karşılaştırıyor. Ve bu durumdan memnun olalım olmayalım, ayırana kadar önümüzde, arkamızda, yanımızda, kısaca bu yolda hep yakınımızda biryerlerde bir şekilde bizimle birlikte yürümelerini sağlıyor.

    Zaman geçip büyüyüp sosyalleşmeye başladıkça, mesela ilkokula hatta yuvaya gittiğimizde artık yol arkadaşlarımızı kendimiz seçmeye başlıyoruz. Daha küçücükten tercihlerimizi yapıyoruz, ya bize benzeyen, ya onun gibi olmak istediğimiz, ya yanında kendimizi güvende hissettiğimiz ya da çok eğlendiğimiz insanları kendimize yol arkadaşı ediniyoruz. Bu yol arkadaşı edinme işlemi neredeyse hayatımızın sonuna kadar da devam ediyor. Zaman geçtikçe hayatımıza yeni dostluklar, arkadaşlıklar, aşklar giriyor. Gün geliyor en yakın ve en önemli yol arkadaşımız olan eşimizi seçiyoruz. İşte bu seçimlerimiz esnasında zaman zaman hayal kırıklıkları ve yanlış tercihlerle dersini veriyor yaşam bize. Birden yolun şekli değişip de bozulunca düz yolda gayet eğlenceli olan bir yol arkadaşı birdenbire bırakıveriyor bizi. Ve başlıyor Ben nasıl oldu da tanıyamadım? Neden bu kadar güvendim? Ne kadar safmışım..lar.

    Çok sevdiğim bir arkadaşımla yine böyle bir konudan konuşurken bana “seninle olan senindir, gerisini boşver” demişti. Çok hoşuma gitmiş, hem aklıma, hem ruhuma hitap etmişti. Bazı sözler öyledir ya, birden kulaklarınızdan girer ve siz farkında olmadan kalbinize ve aklınıza saplanıverir. İşte bu da onlardandı. Sonra ben bu sözü “Seninle olanla yola devam et” olarak biraz değiştirdim. Gerçekten de her nevi yolda herkesle yürünmüyor, ya da her nevi yolda sizinle yürüyecek yol arkadaşları bulmak kolay değil diyelim. Benim gibi dostluklar ve insan ilişkileri konusunda ince eleyip, sık dokuyan biri için hele ki.. Fakat hayat bir öğrenme süreci allahtan, yaş ilerledikçe yola çıkacağınız insanları daha doğru seçmeye başlıyorsunuz, daha az hata ve daha doğru tespitlerle kimin zorlu virajlara dayanabileceğini, kimin ancak asfalt yolda ilerleyebileceğini daha net görüyorsunuz. Böylece yolculuk arkadaşlarınızı da kategorize edebiliyor, kiminle hangi yolda gidebileceğinize karar verebiliyorsunuz. Yaş ilerledikçe de sizinle devam edenlerin sayısı azalıyor fakat değeri artıyor. Çünkü elde bir tek vefakar eşler, gerçek dostlar, bir de tabii çocuklarınız ve aileniz kalıyor. Bu arada yolunuz da gitgide kısalıyor tabii ki.

    Bu mevzunun en zorlu taraflarından bir tanesi, iş hayatında nasıl davranacağınız. Çünkü iş yerinde birlikte iş yapacağınız insanları maalesef seçemiyorsunuz eğer patron değilseniz. Birden yolunuzun biryerinde peşinize takılıveriyorler ve yolunuza ortak oluyorlar. Kimisi yorulduğunuzda yükünüzü taşımaya yardım ederken, kimisi sizi yoldan dışarı ittirip, sizin yolunuzda tek başına yürümeye çalışıyor. Ve siz sürekli olarak yol arkadaşlarınızı tanımaya çalışarak ve mücadele ederek geçiriyorsunuz yolculuğunuzu. Ya da siz de farkında olarak olmayarak başkalarının yollarına giriyorsunuz. İşin kötüsü iş hayatında yol arkadaşlarınızı, özel hayatınızda olduğu gibi çıkarıp atamıyorsunuz yolunuzdan. Onlarla yürümek, onlarla yola devam etmek zorunda kalıyorsunuz, gidebildiğiniz yere kadar..

    Sonuç olarak hepimizin gideceği yer belli aslında, neye inanırsak inanalım yolun sonunda fiziksel olarak bir yok oluş var. Kimse daha farklı bir yere doğru ilerlemiyor dünya yüzünde. Herkesin son istasyonu bu yokoluş. O zaman maksat kendi yolumuzu yürürken en keyifli, en huzurlu ve en güzel yolculuğu yapmak, yol arkadaşlarımızı olabildiğince doğru seçerek, bizi yarı yolda bırakmayacak insanlarla bu hayat yolunu yürümek.. Bizimle olanlarla yola devam edip, olamayanlara da kendi yollarında iyi yolculuklar dilemek..


    Herkese iyi yolculuklar, en vefalı yol arkadaşları sizlerle olsun