YETMEZ AMA EVET DİYEN HALİL ERGÜN BUGÜN NE DİYOR

“ONURUNU GENÇLİĞİNDE KORU!”
Bu sözü Puşkin’in bir öyküsünün girişinde okumuştum.
Bir Rus atasözü olduğunu daha sonra öykünün çevirmeni arkadaşım Ataol Behramoğlu’ndan öğrendim.
Gençlikte lekelenen onurun utancı bir ömür boyu sürer. “Gençliğinde koru” vurgusunun açıklaması böyle yapılabilir.
Yetmez ama evet'çiler için bugünlerde sözü tersinden kuruyorum: Onurunu asıl yaşlılığında koru!
Neden bugünlerde?
Liberal(!) maskeli dönekleri anımsayınız. “Yetmez ama evet’ diyerek, laik rejimi yıkmayı hedeflemiş, daha baskıcı bir yönetimin yollarına halı serenleri…
Çoğunun geçmişinde çocuklarına bırakabilecekleri devrimci bir mücadelenin onurlu anıları vardı. Bugün başka bir onurun(!) sahibidirler.
Açık oturumların demirbaşlarıdırlar. Stüdyoya girmeden önce ceplerine zarfları konur. Bayan olanların kaşları kemane, gözler sürmeli. Yurtsever yazar ve bilim insanlarına saldırır dururlar. Onları dinlerken insanın çelikten sinirlere sahip olması lâzım. Gözünü döndüre döndüre alaysı tebessümlerle karşısındakini dinleyenleri de vardır, her daim güçlünün kafesinde öten, Laik Cumhuriyet’in yeminli düşmanı, bugün askere efelenen, ama dün 12 Eylül’de postala selam duranları da.
Ülkesinin ve çocuklarının geleceği için kaygı duyan namuslu yazarlar ‘ne diye tenezzül edip bunların karşısında yer alırlar’ diye üzüldüğümüz anlar olmuştur.
Omurgasız Aydın” kavramını sözlüğümüze Mehmet Ali Aybar armağan etmişti. Ataol günümüze taşıdı. Bunlara‘omurgasız’ demek bile iltifattır.
Halil Ergün ‘Yetmez ama evet’ diyenlerdendi. Radikal gazetesinde Oral Çalışlar soruyor: “(..) Anayasa referandumu sırasında ‘evet’ diyen aydınların, şimdi bu durumda şaşırıp kaldıkları söyleniyor, ne diyorsun, 'evet' diyenler AK Parti'nin oyununa mı geldi?” Halil Ergün yanıtlıyor: “Hiç öyle düşünmüyorum. İktidar kendi iktidar hesaplarıyla gidiyor; biz 'evet' diyenlerin istekleri belliydi. Ülkenin demokratikleşmesi, özgürlüklerin gelişmesi... (...)”
Silivri’de yatanlar Referandumda ‘hayır’ dediklerine göre onların özgürlük isteği yoktu, öyle mi?..
Halil Ergün Erdoğan için şöyle diyor: “Onun yerli tavrı ve sokağın sesinin adamı olması bana yakın geliyor. (...) Bazıları böyle konuştuğum zaman biliyorum ki hemen bana ‘Tayyipçi’ damgasını vuracak.”
*
Halil Ergün, “12 Mart”da Ankara Birlik Sahnesi’nde, Vasıf Öngören’in ‘Asiye Nasıl Kurtulur’oyununda “Kara Mustafa”yı oynayan, devrimci kişiliğine ve oyunculuğuna sevgi duyduğum bir insandı. Bugün, televizyonda Yaprak Dökümübaşlayınca, karıma, ‘lütfen kanal değiştir’ diyorum.
Baştaki sözüme dönüyorum: İnsan onurunu asıl yaşlılığında korumalı!
Çünkü:
Ömrün son dönemlerinde kirlenen onur,
Geçmişte kazanılmış onurları da çürütür!”