MISIR ATEŞİ KUZEY IRAK’A DA SIÇRAYACAK MI
misir atesi kuzey iraka da sicrayacak mi  0402111200 l - Mısır ateşi kuzey ırak’a da sıçrayacak mı



Barzani panikte
Tunus ve Mısır'dan sonra diğer Arap ülkelerine de yayılması beklenen yönetim karşıtı halk isyanları, Irak'ın kuzeyindeki Barzani Yönetimi'ne muhalif olan Kürt siyasi partilerini ve halkı da harekete geçirdi. Muhalifler, Kürt Bölge Yönetimi'nin ve Barzani'nin istifasını istedi. Mısır'a odaklanan Türk medyası, Kuzey Irak'ta yaşanan ciddi gelişmelere nedense ilgisiz kaldı.
ABD'nin, Körfez Savaşı (1991) sırasında ve sonrasında Saddam rejimine karşı kullandığı KDP ve KYB'ye, mükâfat olarak Kuzey Irak bölgesini altın tepsi içinde sunduğu biliniyor. Bölgeyi 20 yıldan beri yöneten Mesut Barzani ve Celal Talabani aileleri ile KDP-KYB yöneticilerinin haksızlıklarına, yolsuzluklarına, kaçak petrol satışı ile haksız kazanç elde etmelerine, peşmerge ve polis güçlerini halk üzerinde bir baskı aracı olarak kullanmalarına, muhalif kesimleri sindirmelerine, özgürlükleri kısıtlamalarına, adaletsizliğe, yoksulluğa, işsizliğe vs. çözüm bulamamalarına tepkili olan çok geniş bir kitle var.
Bölgedeki İslami ve sosyalist partiler, dil ve kültürel hakları verilmeyen Hewrami, Kakayi, Sabii, Şebek gibi etnik gruplar, Hıristiyan Asuri, Süryani ve Keldani azınlıklar, Dohuk bölgesinde Kurmanci eğitim hakkından mahrum bırakılan Kürtler, Baas Partisi yanlısı (cahş) olmakla suçlanan Kürt aşiretleri, KDP-KYB mensubu olmayan yoksul halk yığınları, ayrıca bölgedeki Arap ve Türkmen kitleleri de KDP ve KYB'nin feodal totaliter iktidarından rahatsız.
Tunus ve Mısır'daki tepkilerden esinlenen Irak/Süleymaniye merkezli Goran (Değişim) Hareketi, bu fırsatı kullanarak 30.01.2011'de yayınladığı bir bildiri ile halkı ve tüm muhalif partileri, demokrasi talebiyle Barzani-Talabani yönetimine karşı ayaklanmaya çağırdı ve hükümetin istifasını istedi.
2007'de kurulan ve Temmuz 2009'da yapılan seçimlerde Erbil'deki Kürt Parlamentosu'na 25 milletvekiliyle girmeyi başaran Nevşirvan Mustafa liderliğindeki Goran Hareketi, Irak Parlamentosu'nda da 8 üye ile temsil ediliyor.
İŞTE O TALEPLER
KDP-KYB ittifakına karşı en etkili muhalif parti olan Goran Hareketi, kendisine ait KNN TV ile Rojname gazetesi ve internet sitesinde yayınladığı bildiride, 7 maddeden oluşan öncelikli taleplerini şöyle sıraladı:
"1. KDP ve KYB'nin, hükümet, parlamento, yargı, emniyet ve peşmerge güçlerinden el çektirilmesi,
2. Emniyet ve peşmerge güçleri ile Parastın (KDP) ve Zanyari (KYB) adlı istihbarat örgütlerinin siyasetten arındırılması,
3. Mesut Barzani'nin görevinden ayrılması ve Bölge Başkanlığı seçiminin şaibesiz bir biçimde yeniden yapılması,
4. KDP ve KYB hükümetinin feshedilerek, yerine teknokratlardan oluşan yeni bir hükümetin kurulması,
5. Kürdistan Bölge Parlamentosunun feshedilip, 3 ay içinde şeffaf bir şekilde seçimlerin yapılmasının sağlanması,
6. KDP-KYB yöneticileri ve hükümet yetkilileri tarafından el konulan mal ve mülklerin halka iade edilmesi,
7. Kürdistan Bölge Anayasası Taslağının geri çekilmesi ve bu taslağın oluşturulacak yeni parlamentoya havale edilmesi."
Söz konusu bildiride, "KDP-KYB hükümetinin yozlaştığı ve artık halkı temsil etmediği" de vurgulanarak, bölgedeki siyasi çevrelerin ve halkın, Goran Hareketi'ne destek vermesi çağrısında bulunuldu.
Goran Hareketi'nin bildirisinin yayımı sonrasında, Süleymaniye'deki Saray meydanında toplanan bazı grupların, KDP-KYB hükümeti aleyhine sloganlar atıp gösteriler yapması üzerine, endişeye kapılan Mesut Barzani, Parlamento Başkanı, Başbakan, Bakanlar, emniyet ve peşmerge güçleri sorumluları ile Erbil/Selahaddin'deki makamında olağanüstü bir
toplantı düzenledi. Toplantıda, önlemler için bazı kararların alındığı yönünde KDP'ye ait "Peyamner" sitesine haberler yansıdı.
Bu arada, Kürt Bölge Yönetimi'nce yayınlanan bildiride, Goran Hareketi, "Provokatör, kışkırtıcı, darbeci" olmakla, "Bölgede istikrarı bozmak için, diğer ülkelerdeki durumdan avantaj sağlamaya çalışmak"la suçlandı.
GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ARTIRILDI
Öte yandan, Süleymaniye Emniyet Müdürlüğü'nce halkın olası gösterilerine ve yağmalamalara karşı, 31.01.2011 itibarıyla KYB yöneticilerine ait işyerleri, şirketler, bankalar ile resmi kurum ve kuruluşların önünde güvenlik önlemleri alındı. Ranya, Halepçe ve
Derbendihan ilçelerinden takviye amaçlı olarak Süleymaniye şehir merkezine polis ve peşmerge güçleri kaydırıldı. Bu arada, Erbil Emniyet Müdürlüğü de olası protesto gösterilerine karşı önlem olarak Süleymaniye plakalı araçların Erbil'e girişini yasakladı.
Kuzey Irak'ta ortam gergin ve fokur fokur kaynıyor. En ufak bir kıvılcımın bölgeyi cehenneme çevireceği kuşkusuz. Mısır'daki ateşin yayılıp Yemen, Ürdün ve Suriye'yi de sarması halinde, Kürt muhalefetinin direnişi karşısında ABD-AB destekli Barzani-Talabani iktidarının dayanması çok zor. Goran Hareketi'nin yanı sıra, Türkiye'ye yakın bir duruş sergileyen Kürdistan İslami Birliği ile İran yanlısı Kürdistan İslami Cemaati de bölgede güçlü bir halk tabanına sahipler.
Birer siyaset cambazı olarak bilinen Barzani ve Talabani'nin Türkiye için gerçek dost olup olmadıkları tartışılır. PKK terör örgütünün 1983'ten beri ve halen bölgede barınması, onlarca örgüt kampının tesisi, KDP ve KYB'den maddi-manevi destek alınması, örgütün Avrupa kadrolarının Erbil ve Süleymaniye havaalanları üzerinden Kandil, Gara, Hakurk, Haftanin, Hinere ve diğer kamplara intikalleri, Kürt Bölge Yönetimi'nin denetimindeki alanlarda eğitilen terörist grupların Türkiye'ye aktarılması vb. gerçekler de ortada.
Diğer taraftan, her iki liderin Türkiye'ye yönelik hasmane tutumundan da kamuoyu haberdar. Yakın geçmişte, Mesut Barzani'nin "Eğer Türkiye Kerkük'ten bahsederse ben de Diyarbakır'dan bahsederim. Kerkük toprağı Türk askerlerine ancak mezar olur" dediği, keza Celal Talabani'nin de "Türkiye'ye değil bir PKK üyesini, bir kedi bile teslim etmem" diye beyanatlar verdiği hâlâ hafızalarda. Mısır'daki halk direnişi, Ortadoğu genelinde ve bu arada yanı başımızdaki Kuzey Irak'ta da birçok gelişmeye gebe gibi görünüyor. Hayırlısı diyelim.