Sayfa 3 / 14 İlkİlk 123456713 ... SonSon
Toplam 201 mesajın 31-45 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #31
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    rabbmz - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    sunu1 - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    sunua1 - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

  2. #32
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ucankuslar - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    - Alıntı -
    Allahi bulan neyi kaybeder!!!

    Nereden Yazdırıldığı: Http://www.nurbahcesi.org
    Mesajı Yazan: SAMANYOLU
    Konu: Allahi bulan neyi kaybeder!!!

    Allahi bulan neyi kaybeder !!!

    İster gündüz ,ister gecenin dipsizliğinde sevgiye sarılıp kaygısızca uyur çocuk kalbi,telaş yok...
    Bir vardır hep yanı başında;her sızıda,her dertte sarılır ellerine.
    Bir başka vardır yumuşacık.Manasını tam bilemez;ama farklı olduğunu bilir.
    Bir sığınmadır bu.Sevilen tarafından sarmalanmadır.
    Kaybolmak gibi endişe yoktur.Onun için hep huzurun örtüsüdür gözkapakları.
    Güvenle kapanır ve güvene açılır.Çocuk semasının üveyliklerdir analar.
    Bir ananın sarmadığını kim incitebilir ki!
    Annesiyle beraber olan çocuk neden korkar?Aannesini kaybeden çocuk neyi bulur?
    Ya Sen"i bulan Allah"ım!Ya Sen"i bulan neyi kaybeder?
    Gözlerimi kapadım.Süzülüyorum bilmediğime.
    Yüreğimde binlerce duygu titreyişi,kulaklarımda apayrı makam.Açılıyor kapılar...
    Bebeler,anne sinesinden rahmeti yudumlar.Ben bu yolculukta rızanı kazanmaya çalışıyorum Allah"ım!
    Sözüm,niyetimden filizleniyor.Dar kelimelerimin içinde çaresizim;dudaklarım titriyor haddini aşmaktan.
    Sadece diliyorum.Aczimi koydum avuçlarıma;her gün yıkanıyor yüzüm.
    Bilmem bir gün ulaşabilir miyim razı olduklarının iklimine?
    Topal bir karınca varmış.O da niyetinden almış cesaretini;Mekke yollarına düşmüş...
    Bu seyahatin mantığını aşıktan başka kim anlayabilir?
    Şaşıranlara cevabı,aşkı kadar gerçekmiş karıncanın:"Uğrunda ölürüm ya..."
    Gönül!
    İç içe boyutlar gibisin.Her bakışta bir başka görüntün...
    Nerden aksediyor benliğime bu aydınlık?Bir göz için mi bunca ışıktan tayflar?
    Başka duygular hissediyorum.Çek aramızdaki sun"i sevgiler!
    Kör sevdaları tutmak için mi bunca enginliğin?
    Deryaya karışan suyun hasretinde sadece ufuk vardır.
    Binlerce niymeti bir hayat cümbüşüne veremem gönül!Gölgeleri istemem...
    Düşüncelerim Sırat gibi...Düşmekten korkuyorum benlik gayyasına.
    Uçurumdan korkar mı Sen"i bilen?İmanın eşiğinden geçen,düşer mi?
    Bir kaşık bile değilken deryada aklım,neyi alıp nereye boşaltacağım Allah"ım?
    Vicdanım sızlıyor.Nedendir hep"ben...ben...ben"dememiz?
    Neden Allah"ım bu şaşkınlığımız?Mesafeler uzun,adımlar aksak.
    Tadını almış ya bir kez bu dugunun,yolun başında dev niyetile karınca.
    Destek ol Allah"ım!Çünkü benim aksaklığım;gizli noktalarımda.
    Aklımdan kalbime kıldan ince bir köprü uzanır...
    Gözlerim hayrette;eriyor takatım.Tövbeler tutundum,Kapı"na geliyorum Allah"ım.
    Ya emanetini koruyamadımsa!Sen"i bulan,bütün mülke sahip olurmuş.
    Kucağında demetlermiş kainat.Çevrede hakikatin sesleri...
    Uçuşur bir candan bir cana sevgi...
    Şefkatin,rahmetin...
    Sen"i bulan,güneşe yakınmış.Yıldızlar dökülürmüş görmeyi bilenlerin avuçlarına.
    Ayrı ayrı öğretirmiş her yıldız,Mesafelerin dilini.Sadece vadiler içinmiş derinlikler.
    Sen"i sevenin gecesinde mehtap,neden bu kadar parlak?
    Gökyüzüne bakıyorum.ilk defa anlamaya çalışıyorum rüzgarla kardeşliğimi.
    Süzülerek giden bulutların vazifesi farklı mı benimkinden?
    Açtığımızda gözlerimizi,söyliyebilir miyiz bir an dahi yanlız olduğumuzu Allah"ım?
    Hep bizimlesin.Endişeyle sindiğimizde bir köşeye,ne zaman görmedik ellerimize uzanan nurdan iplerin?
    Tutunamadıksa gafletimizdendir.Vefa,Vefa...Ey Vefalıların En Vefalısı!Vefayı veren sen"sin.
    Vefalı da sen...Ya bizde vefa...
    Ne gelen vardı,ne giden,Rıhtımlar tenhaydı.Hiç mi kalmadık anaşılamanın yanlızlığında?
    Ah,sabırla bekliye bilseydik gönül!Her zaman hazır bulacaktık kıyıdaki yelkenliyi.
    Görememişsek,körlüğümüzdendir?
    sevgi,sevgi...Ey Sevgilerin En Sevgilisi!Sevgiyi veren sen"sin Allah"ım.
    Yaşanmanın tadı Sen"i bulmadaymış.Seven Sen"sin,Sevilen de...
    İçimde büydükçe Sen"i bilmenin okyanusu, benliğim çatırdıyor.
    Baharı sessizce bekler ya tohum.Kabuğunun çatlaması kemalinden midir?
    Kol atıyor sevgi damarları her yerden.Toprak,yedi veren güllerine gebe.
    Sana sevdalı yüreğin atışları her daim secdede.Sen"in için bu koşuşturmanın hepsi...
    Sen"i bulan neyi kaybeder?Sen"i kaybenden neyi bulur?
    Dikenleri bulur,ısırganları...Kabuslar döşenir düşlerine.Her dem yaralanır,yutkunur.
    Hırçın uyanışlarında haneler yıkılır.Bir bir dökülür insanlığı,sıırı dökülmüş aynalar gibi.
    Yazık!Her şey boz bulanıktır.Sana adanmamışsa;ben ona destan demem.
    Sen"sin gönüller tahtındaki;özgeye Sultan demem.
    Kalbimi çevirebilsem bir huzur beldesine,her dem sürebillir miyim alnımı Kabe"nin örtüsüne?
    Dalları sidre"den yayılan bir gül ağacının gölgesinde dinlenmekse gerçek hayat,
    Yarabbi,beni ihlasın toprağına at.
    Nefsimde ne varsa gübresi olsun bağlarının.
    Kokusu her yanımı sarsın goncaların.
    Her yaprak açılan bir eldir sana

    -------------
    Allah'im, Hakkimda Hayirli Olani Gönlüme Yar Eyle...
    Gönlümde Olani Hakkimda Hayirli Eyle...
    (Amin)

    http://nurbahcesi.org/printer_friend...s.asp?TID=6931

  3. #33
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    64189718 - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    - Allah Sevgisi -

    Şehvetinin esiri olmuş her bir nefis,

    dizginlerinden boşanmış bir at gibidir.

    Bu atı kırbaçlayıp şaha kaldıran,

    sinsi şeytanın ta kendisidir.

    Dizginleri ele alıp atı durduracak kişi,

    yalnızca atın seyisidir.

    Bunu da her zaman için yaptıracak olan

    yürekten gelen ALLAH SEVGİSİDİR.


    ♦♦♦♦


    32896610f76cd96bbd671ea - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    - ALLAH SEVGİSİ -

    HZ. İSA (A.S.) ALLAH'TAN (C.C.) ALDIĞI EMİRLE KÖY KÖY, KASABA KASABA TEVHİD İNANCINI ANLATIR.
    GİTTİĞİ BİR KÖYDE, DELİKANLININ BİRİ, HZ İSA'DAN DUA İSTER: "EY İSA (A.S.), DUA ET ALLAH BANA SEVGİSİNDEN ZERRE KADAR NASİP ETSİN."

    İSA (A.S.) "O KADAR SEVGİYİ KALDIRAMAZSIN "DER.
    DELİKANLI," O ZAMAN DUA ET ZERRENİN YARISI KADARINI NASİP ETSİN" DER.
    İSA (A.S.) DUA EDER VE O BELDEDEN AYRILIR.

    HZ. İSA (A.S.) BİR ZAMAN SONRA O BELDEYE TEKRAR UĞRAR.
    DELİKANLIYI SORAR ETRAFDAKİLERE.
    HALKDAN BİRİ SENDEN SONRA BİR DAHA GÖRMEDİK ONU DAĞLARA ÇIKMIŞ DER.
    HZ. İSA (ALEYHİ SELAM) SÖYLENEN YERE DOĞRU GİDER VE DELİKANLIYI ARAR.
    ONU BİR KAYANIN ÜSTÜNDE, BİR NOKTAYA BAKIŞLARINI DİKMİŞ SESSİZ SEDASIZ OTURURKEN BULUR.
    GENCE EPEYCE SESLENİR AMA GENÇDEN SES SEDA ÇIKMAZ.

    SONRA HZ. İSA (A.S.) KULAĞINA ŞÖYLE BİR SES GELİR ALLAH (CC) TARAFINDAN.

    "EY İSA BİZ BİR KULUMUZA ZERRE NİN YARISI KADAR BİLE OLSA SEVGİMİZİ NASİP EDERSEK, ARTIK O BİZDEN BAŞKA BİR ŞEY GÖREMEZ VE DUYAMAZ OLUR."

    RABBİM TÜM İNSANLARIN GÖNLÜNE SEVGİSİNDEN NASİP ETSİN.

    gldediginnedirsenin - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

  4. #34
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    eygnl - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

  5. #35
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kozluktakoyungudenbirco - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    - AŞIK ÇOBAN -

    Aşıktı delikanlı. Sevgilisinin isminden başka bir şey bilmediğinden mi, konuşmaya mecali olmadığından mı bilinmez, arkadaşı anlatıyordu onun halini:

    - Gözleri günlerdir uyku görmedi efendim, diyordu, yemiyor, içmiyor, işi gücü, gecesi gündüzü havası suyu o kız oldu sanki. Ne desem kâr etmiyor, son bir çare diye geldik size. Halbuki ;sen bir garip çobansın, o padişahın kızı, davul bile dengi dengine; dedim ya, dinlemiyor efendim, ama herhalde aşkın gözü kördür diye de buna diyorlar, değil mi efendim...

    İhtiyar adam bu esnada gözlerini dikmiş, iskeletinin üstüne deriden bir zırh giydirilmişcesine zayıf, çelimsiz, saçı sakalına karışmış, uzaklara dalıp dalıp giden, gözlerinde aşktan gayrısı kalmayan diğer çobanı süzüyordu. Sonra bir ah çekti, yüzünü nefes almadan konuşmasını sürdüren delikanlıya çevirip tebessüm etti.

    - Kolay evlat kolay, dedi, çaresizseniz çare sizsiniz. Ve tane tane anlatmaya başladı.

    İki genç çobanın, çökmek üzere olan bu dağ kulübesinde dertlerine derman aradıkları ihtiyar adam, aslında padişahın bütün dertlerini paylaştığı, her meselesini danıştığı bir bilge idi. Yıllar önce padişah kendisini tanıyıp sevdiğinde bir tek şey istemişti ondan; burada yaşamaya devam edecekti ve kimsecikler bilmeyecekti kim olduğunu. O günden beri de bu kulübede yaşıyor, gelen geçene ikram edip, gül alıp gül satıyordu. Padişahın kızının aşkıyla eriyip muma dönen genç çoban ve yanındaki kadim dostu nereden bilsindi bu garip ihtiyarın padişahın gönlüne sultan olduğunu.

    Aşık genç, ihtiyar adamın anlattıklarını dinledikten sonra, her şeyin bittiği anda başlayan son ümide sımsıkı sarılanların o saf ve tertemiz teslimiyetiyle:

    - Sahiden bu kadar kolay mı efendim, dedi, yani o mağarada elimde tesbih , kırk gün Allah dersem sevdiğime kavuşabilir miyim, onunla evlenebilir miyim?

    - Evet , dedi bilge, kırk gün o mağarada gece gündüz Allah diyeceksin, kırk gün sonra padişahın kızı senindir.

    İki dost hemen yola çıktılar, aşık çobanın yüzüne kan, dizlerine derman, yüreğine yeniden can gelmişti. Arkadaşına sarılıp, elinde tespih, gönlünde aşk, yüzünde ümit çiçeklerinden örülme bir tebessüm, mağaranın yolunu tuttu. Gelir gelmez hiç vakit kaybetmeden diz çöktü, dualar etti, gözlerini kapattı, kalbini padişahın kızına bağladı, eline tesbihini aldı ve dudakları kıpırdamaya başladı: Allah, Allah, Allah...

    Günler günleri padişahın kızının hayaliyle tespih taneleri gibi kovalayadursun, mağaranın yakınındaki köyleri bir söylenti çoktan sarmıştı. Herkes birbirine karşı dağdaki mağarada gece gündüz Allah diyen gençten bahsediyordu. Cami çıkışında ihtiyarlar, çe ş me başında kadınlar, tarlada işçiler, top oynarken çocuklar, herkes onu konuşuyordu:

    - Şu karşı mağarada bir genç varmış, kendini Allah'a adamış, gece gündüz durmadan Allah diyormuş, Allah Allah ...;

    Aşık dostunun ne halde olduğunu merak eden genç çoban, mağaraya geldiğinde üç hafta geride kalmıştı bile. Bizimkinin gözleri kapalıydı, dudaklarının da kıpırdamadığını görünce, uyuyakaldı herhalde diye düşündü. Tespih tanelerinin parmaklarının arasında dolaşmaya devam ettiğini görünce de, bu nasıl uyku diye sordu kendine. Bu sırada gözlerini açan genç adam , karşısında arkadaşını görünce, günlerdir yalnızlığıyla paylaştıklarını birbiri ardınca anlatmaya başladı: Kırk günün yarıdan fazlası geçmişti, o durmadan Allah diyordu, ama ne padişahın kızı vardı, ne bir haber, ne bir ümit kırıntısı... Acaba, diyecek oluyor, yutkunuyor, hayır diyor, tespihine bakıyor, bir kalp gibi atan sağ el işaret parmağını sabitlemeye çalışıyor, avuçlarını sıkıyor, gözleri doluyordu. Vedalaştılar. Ay ışığında dostunun gözlerine yayılan başkalık dikkatini çekmişti genç çobanın.

    Aşık çoban yeniden eline tesbihini aldı, gözlerini kapattı, boynunu neye bağlayacağını bilemediği kalbine doğru büktü, dudakları kıpırdamıyordu artık, sustu gece, mağaranın duvarları sustu, tükendi her şey, hiç tükendi, an bitti, sadece bir söz kaldı: Allah...

    Kırk günün dolmasına üç-beş gün kala, mağaradaki dervişin namı bütün ülkeyi sarmış, nihayet sarayın koridorlarında konuşulur olmu ştu. Meselenin aslını merak eden padişaha, bu insanların bir yerde sürekli kalmadıklarından, bulundukları mekâna bereket getirdiklerinden, ne yapıp-edip bu dervişi ülkelerinde yaşamaya ikna etmeleri gerektiğinden uzun uzun bahsetti başveziri . Ne yapması gerektiğini artık bilen padişah, nasıl yapması gerektiğini bilemediği bütün zamanlarda yaptığı gibi, dağ kulübesinin yolunu tuttu. Hürmetle diz çöktü bilge ihtiyarın önünde. Derdini anlattı, derman diledi. Sarayının yanına bir saray yaptırmaktan, o dervişi veziri yapmaya, sancak-tuğ vermeye kadar saydığı her şey, bilgenin:

    - Hünkârım , gönül erleri mala-mülke, makama-mansıba itibar etmezler, demesiyle son buldu.

    Kaderdi bu, padişahlarla köleleri aynı eteğin önünde diz çöktürür, birinin derdini diğerine derman eyler, ikisini de aynı tebessümle bahtiyar ederdi. Güldü ihtiyar:

    - Neden kerimenizin nikâhını teklif etmiyorsunuz sultanım, dedi. Şaşırma sırası padişaha gelmişti.

    - Nasıl yani, diyebildi, bu şerefi bize lütfederler mi, kabul ederler mi?

    Kırkıncı günün güneşi batmak üzereydi genç aşığın mağarasının üstünden... Padişah ve ihtiyar bilge en önde, arkalarında vezirler, onların arkasında halktan meraklı bir kalabalık ve en arkada da olup bitenlere bir mana vermeye çalışan aşık çobanın arkadaşı, mağaraya doğru yürümeye başladılar. Bu arada bizim aşık kendinden öylesine geçmiş, tespihiyle öylesine bir olmuştu ki, gelenler içeri girseler ve bir tesbihten başka bir şey bulamasalar şaşırmazlardı.

    Padişah edepte kusur etmemeye çalışarak içeri girdi, ellerini birbirine bağladı, duyulması güç bir sesle;

    - Efendim , dedi, sizi ziyarete geldik.

    Yavaşça başını çevirdi aşık , sonra bütün vücuduyla döndü, gözlerinde en ufak bir şaşkınlık emaresi yoktu, sapsarı bir heykel gibiydi. Herkes heyecan içinde. Vezirler, halk, genç çoban, mağara, tespih, sessizlik, duvar... Hatta güneş bile batmaktan vazgeçmiş, kafasını mağaranın içine doğru uzatarak olan biteni görme telaşındaydı.

    Padişah meramını anlattı, türlü tekliflerde bulundu. Ne saray, ne vezirlik, ne tuğ ne de sancak, hiç birinde gözü yoktu dervişin.

    - Efendim , diyebildi en son, sessizce, benim bir kızım var efendim, zat-ı âlinize layık değil belki, ama lütfeder nikâhınıza alırsanız bizi bahtiyar edersiniz...

    Kırk günlük çile nihayet bitmiş, olmaz denilen olmuştu. İşte aşık maşukuna kavu ş acak , murad hasıl olacaktı. Bizimkinin arkadaşı sevinçten ağlıyordu. Soru ve cevap sanki bu soru sorulsun, cevabı verilsin diye yaratılmıştı. Sessizlik ilk defa bağırmak, haykırmak istiyordu ve bütün gözler genç adamdaydı.

    Usulca doğruldu oturduğu yerden, etrafını şöyle bir süzdükten sonra, gözlerini padişahın gözlerine dikti, sarhoş gibiydi. Kendinden emin bir ifadeyle:

    - Hayır , dedi, kızınızı istemiyorum.

    Birden ortalığı bir sessizlik kaplayıverdi. Padişah mahzundu, halk hayret içindeydi, vezirler şaşkınlıkla birbirine bakıyor, bilge tebessüm ediyordu. Aşık çobanın genç arkadaşı yaşlı gözlerini silip, birden ileri atılarak bozdu sessizliği. Dostunun yanına geldi, kulağına eğilip:

    - Sen ne yapıyorsun, dedi, kırk gündür bu çileyi ne diye çektin sen, neyi reddettiğinin farkında mısın?

    Güldü aşık çoban gözleriyle ihtiyar bilgeyi arayarak:

    - A dostum, dedi, ben kırk gün padişahın kızı için Allah dedim, Allah padişahla vezirlerini ayağıma getirdi. Ya bir de Allah için Allah deseydim...

  6. #36
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gel Gör Beni Aşk Neyledi

    Ben yürürem yane yane
    Aşk boyadı beni kane
    Ne akılem ne divane
    Gel gör beni aşk neyledi
    Derde giriftar eyledi

    Gah eserim yeller gibi
    Gah tozarım yollar gibi
    Gah coşarım seller gibi
    Gel gör beni aşk neyledi
    Derde giriftar eyledi

    Ben Yunus-i bi-çareyim
    Dost elinden avareyim
    Baştan aşağa yareyim
    Gel gör beni aşk neyledi
    Derde giriftar eyledi

  7. #37
    Üye
    Love Avatarı

    Gerçek Adı
    sevgi
    Üyelik Tarihi
    08.10-2008
    Son Giriş
    19.08-2015
    Saat
    16:48
    Yaşadığı Yer
    KASTAMONU
    Mesaj
    748
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    18

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok...

    Harika Harika ötesi paylaşımlar teşekkürler emeğinize sağlık...

  8. #38
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bir zamanlar bir Prof. Doktorunun insan beyni hakkında yaptığı açıklama hala kulaklarımda çınlıyor :
    "İnsan beynini bir ada olarak düşünürsek, bizler onun gizemli dünyasını merak eden ama sadece çevresinde gezinmekle yetinebildiğimiz iç dünyasını ve gizemini çözemediğimiz kişileriz"

    Bende bu aşk hususunda aynı şekilde düşünüyorum. Bizler bu aşkın ( ilahi aşk ),
    sadece çevresinde gezinmekle yetinen kişileriz. Onun çekim alanı sınırlarına girmiş, rüzgarının serinliğiyle heyecanlanmış ama bir türlü o girdabın içine kendimizi bırakamamış kişileriz.

    Love, Dostempati, katkılarınızdan dolayı teşekkürler.


    ALLAH (cc) , bizlere bir zerrenin yarısı kadar da olsa muhabbetinden mahrum etmesin,

    Cümlemizi aşkıyla deli olanlardan eylesin. ( En azından şahsım için )

  9. #39
    Üye
    Love Avatarı

    Gerçek Adı
    sevgi
    Üyelik Tarihi
    08.10-2008
    Son Giriş
    19.08-2015
    Saat
    16:48
    Yaşadığı Yer
    KASTAMONU
    Mesaj
    748
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    18

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    [QUOTE=suat06;803774]
    ALLAH (cc) , bizlere bir zerrenin yarısı kadar da olsa muhabbetinden mahrum etmesin

    Cümlemizi aşkıyla deli olanlardan eylesin. ( En azından şahsım için

    AMİNN CÜMLEMİZİ İNŞALLAH...

  10. #40
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.544
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Allah ı anan, anılmasına vesile olan, Allah ın zikriyle kalpleri coşan tüm kardeşlerimden Yüce Rabbim razı olsun. Bizim de Allah ın anılmasında bir nebze katkımız olabilmişse ne mutlu bize. Allah ı bulan neyi kaybetmiştir ve Allah ı kaybeden neyi kazanmıştır. Eyvallah...


    Bana Seni Gerek Seni

    Aşkın aldı benden beni,
    Bana seni gerek seni;
    Ben yanarım dünü, günü,
    Bana seni gerek seni,..

    Aşkın, âşıklar öldürür.
    Aşk denizine daldırır
    Tecelli ile doldurur
    Bana seni gerek seni.

    Sofilere sohbet gerek
    Ahilere ahret gerek
    Mecnunlara Leylâ gerek
    Bana seni, gerek seni.

    Yunus durur benim adım
    Gün geçtikçe artar odum
    İki cihanda maksudum
    Bana seni gerek seni...

    Yunus Emre

  11. #41
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    b71807damlalar - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    - İKİ DAMLANIN DENİZ HAKKINDAKİ KONUŞMALARI -

    1. Damla : "Deniz" diyorlar, nasıl birşeydir acaba ?
    2.Damla : Biz ona benziyormuşuz, ama o bize benzemiyormuş!

    1. Damla : Anlamadım!
    2.Damla :Sanki ben anlamış mıyım?


    1. Damla : Peki nasıl gidilir oraya ?
    2.Damla :Oraya gidilmez ki, o hep burada.

    1. Damla : Nasıl yani ?
    2.Damla :Sen nesin, kimsin ?

    1. Damla : Yine birşey anlmadım.
    2.Damla :Zaten anlamak yok. Onlar gibi olmak var.
    Sen ona vardığın zaman, kendin olmadığın için birşey anlamıyorsun.
    Buharlaşmanı bir düşün.

  12. #42
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    korkularnbirkenarabrakd - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)




    ♥ ♥ ♥ ♥ ♥

    sunu1l - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

  13. #43
    Üye
    madralı Avatarı

    Gerçek Adı
    hasan
    Üyelik Tarihi
    19.04-2010
    Son Giriş
    29.11-2011
    Saat
    15:43
    Yaşadığı Yer
    balıkesir burhaniye
    Mesaj
    292
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hû hû hû… Tek hece… Aşk tek hece. Allah iki hece. Hû tek hece.
    Seller gibi sürükler peşinden, katar da götürür içinin sularını. Nice bin ırmak katılır, çağlar, akar gider… Bir deli sudur aşk. Bir gün seni de katar, seni de yakar.
    Aşktan aşka fark var. Aşk dediysek etten, tenden uzak, çok uzak. Hani günümüzde neredeyse adı kalmış. Hani bir gece çok uzaklarda bir yıldız var ya, göz kırpar gibi gülümseyen, ışıldayan, o kadar uzak. Bir o kadar da yakın. Hakkını verene, Hakk’ı bilene. İçinde taşır da, haberi olmaz. Zaten derdi o değil ki bilinsin, adının yanına bir sıfat konulsun, tanınsın. Derdi değil ki…
    Çiçek açan ağaç gibi sessiz sedasız, meyve veren ağaç gibi gürler, konuşur ama görev şuuru içinde mütevazı, ille de kendine bir anlam yüklemeye çalışmaz. Her şeyiyle bir şeyler söyler ama ille de göze batmaz, göze batmak için yapmaz. Her mahlûkun fıtrî tesbihatı neyse, onunki de odur. Islanmış, nemlenmiş gözlerini ille de silmek gerekmez.
    Ko, kurusun yatağında gözyaşı. Yakışır gözlere. Yanaklara düşen de çiçekteki şebnem olur, dudağına değen de kalbinden diline değen bir ses, bir nefes olur: Hû…
    ***
    Aşk, insanın kalbiyle tanışmasıdır. Nefsinden geçip Allah’la buluşmasıdır. Kim bilir, ne fırtınalar yaşamıştır, ne çıkmaz sokaklara uğramıştır yolu, kim bilir…
    Aşk bir levhadır yolun bir kenarında. Altında bir işaret: “Allah’a gider.” Aşk yolu Allah’a çıkar. Aşkın yolu, Allah’a çıkarır. Çıkarmıyorsa şayet, aşkta suç yok, levhanın adresini değiştirmişlerdir. Maharetli eller çok (!) Yol kesen eşkıyadan değil, Allah’la aranı kesenden kork. Aşkın ve kalbin yolunu kesenden kork.
    Kıpır kıpır, cıvıl cıvıl uyanan bir duygudur içinde bahar çiçekleri gibi. Ne kadar beyaz, ne kadar da temiz. Ne kadar da yakışır Allah’ın o tertemiz kulunun kalbine, ruhuna. El, el olduğunu anlar; göz, göz olduğunu. Kalbin de bir gözü var. Kalbin gözbebeğinde saklar o iman, o aşk kendini. Böyledir aşk. Damlası ummandan haber verir. Ne zaman, nerede, hangi yaşta, nasıl uyanacağını kim bilir Allah’tan başka?
    Ve kalp çaresiz vurulur aşka. Aşk mı vurur kalbi, kalp mi vurur aşkı? Sorma… Orası bir muamma. Yaşayanın içindedir sırrı bu muammanın. O aşk, o muhabbet olmasa, ne her sabah güneş doğar, ne insan yataktan çıkar, o yorgun ruhlar ne de ilk adımını atar…
    O nasıl bir enerjidir ki, ölmüş bir bedeni yeniden onarır, hayata çağırır. Kalbin gücü, Allah ile olmakta, aşkın gücü, Allah’ı bulmakta. Allah’a ulaşamayan aşk, sokak ortasında anacığını kaybetmiş feryad-u figân eden bir çocuk. Allah’a ulaşamayan aşk, perişan. Niye kalpler bu kadar üzgün, niye ruhlar bu kadar yorgun, belki bir derece anlayabiliriz.
    Yolunu, yönünü kaybeden, ne yapacağını bilmeyen, aşkın sadece adına tutunan, içini, özünü açamayan, Allah’a kavuşamayan bunca insan perişan...
    Bu yolda, aradığın, bulduğun değildir; bulacağından bir işarettir sadece o. Daha çok yol var kat edecek.
    Kalbin rengi beyazdır, bembeyazdır… Sonradan biz değiştiririz o kalbin rengini. Yaşadıklarımızla, sevdiklerimizle, hayatımıza kattıklarımızla ve o kalbin içine attıklarımızla.
    Kalbin rengi beyazdır. Aşk, bu beyaza yakışır. Orada otağ kurar, orada kök salar. Kalbin aşkı, aşkın kalbidir. ‘Allah’ diyenin aşkı beyazdır. Beyazın adı, kalptir.
    ‘Allah’ diyenin kalbi hep beyazdır.

  14. #44
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    sunu1 - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)


    Hasan (madralı ) arkadaşım, yazını okudum. Gerek yazının içeriği, gerekse zamanlaman çok hoşuma gitti.
    Allah (c.c.) senden diğer arkadaşlarımızdan
    ve cümlemizden razı olsun.

  15. #45
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    gnahsofrasndandorulmaya - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    ♥ ♥ ♥

    Aşık olan kişiler deli olagan olur,
    Aşk nedir bilmeyenler ana gülegan olur,
    Sakın gülme sen ane, deli değildir sane,
    Kişi neye gülerse başa galegan olur,
    Aşık Yunus sen dahi, incitme aşıkları,
    Aşıkların duası kabul olagan olur...

    1153988x7t0qb6rce - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)


    Ayağıma bağlanan aşk zincirlerini yokladım, meğer senin kapına bağlıymış. Bana yine merhamet etmişsin, ayağımı o kapının zincirine bağlamışsın.
    Ya RABB, merhamet et çözme... !!!


    1153988x7t0qb6rce - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)




Sayfa 3 / 14 İlkİlk 123456713 ... SonSon