Sayfa 2 / 14 İlkİlk 12345612 ... SonSon
Toplam 201 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    34971879 - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    Cenabı Hak her insanın kalbine muhabbetullah denen çekirdeği koymuştur.
    Bu muhabbetullah çekirdeğinin neşvu nema bulup cennet meyveleri vermesi ise o çekirdeğin Kuranın havasıyla,
    marifetin tohumuyla ve sünnetin suyuyla beslenmesine bağlanmıştır..
    İlahi kaynaklardan beslenen kalplerde hep yaz, hep sürur, hep neşe, hep saadet cıvıltıları vardır..
    Veli kullar hep kalplerinde bu muhabbetullah meyve ve çiçeklerini beslemiş ve büyütmüşler.
    Bu marifetullah çiçeklerini Alemi insaniyete ahlak, fazilet, kemalat olarak koklatmışken;. Nice kalpler de marifet ve muhabetullahın eksikliği ile çorak, susuzlukla kurumuş ve kavrulmuş,hep kışta, hep sonbaharda ve hüzünde kalmıştır.
    İnsanın kalbinden marifet ve muhabbetullahı çalıp hüznü verenlerin başında nefis ve şeytan gelmektedir.
    Bu düşmanlar kalpteki marifet ve muhabbetullah çiçeklerini günah ve haramın kezzap suları ile çürütüp kurutmuşlar,
    yerlerine zakkum çiceklerini dikmişlerdir. Şeytan insanı cennetten kovdurduğu gibi kalp ve ruhundan da marifet ve muhabbetullahı haram ve isyanlarla kovdurmaya çalışıp,o kalbin manevi bir cennet misali olmasına engel olmaya çalışmaktadır.

  2. #17
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    qyzhnrmm95zygq8huog - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    Kıssa...

    Yaşlı kadın oldukça dini bütün bir insanmış..
    Her sabah kapısının önüne çıkar ve bağıra bağıra dua edermiş:

    Allahim bize verdiklerin için sana şükürler olsun!"
    Ve ardından her seferinde de yan komşusunun sesi duyulurmuş

    ALLAH yok kadııın ALLAH yok!!!"

    Yaşlı teyze ne kadar sinirlense de yine her sabah dua edermiş,
    öteki komşu da inadından her seferinde ona öyle bağırırmış..
    Neyse.. Bir akşam, komşusu yaşlı teyzeye bir oyun etmeye kalkmış..
    Markete gidip bi sürü meyve sebze, ekmek vs. alıp torbalara
    doldurmuş, yaşlı teyzenin kapısının önüne bırakmış...
    Ertesi sabah teyze kapıyı açıp da yiyecekleri görünce çok şaşırmış
    ve sevinçle bağırmış:
    "Sana şükürler olsun ALLAHim bu gönderdiğin yiyecekler için sana
    şükürler olsun!!!"


    Ve ağacın arkasından onu seyreden komşusu seslenmiş:
    "ALLAH yok kadıııın ALLAH yok!!! O yiyecekleri ben aldııııım!!!"

    Yaşlı teyze hiç istifini bozmamış:
    "Yüce ALLAHIM sana ne kadar şükretsem azdır!!!! Hem bu yiyecekleri
    göndermişsin, hem de parasını şeytana ödetmişsin!!!"

  3. #18
    Üye
    asi93 Avatarı

    Gerçek Adı
    unuttum:)
    Üyelik Tarihi
    15.11-2009
    Son Giriş
    12.10-2017
    Saat
    11:47
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.365
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    hepsi birbirinden güzel ve anlamlı Allah razı olsun

  4. #19
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ALLAH (cc) sizden, bizden, hepimizden, cümlemizden razı olsun.
    Teşekkürler...

  5. #20
    Üye
    deniz yildizi Avatarı

    Gerçek Adı
    bir çiçek adı
    Üyelik Tarihi
    27.01-2008
    Son Giriş
    30.05-2014
    Saat
    13:33
    Yaşadığı Yer
    balıkesir- memleket osmaniye
    Mesaj
    353
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    yazıların hepsi birbirinden güzel paylaşım için teşekkürler allah razı olsun cümlemizden

  6. #21
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    allahmuhammed1jpg1 - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    Ebu Derdâ (r.a) Ka´b´ul-Ahbar´a: ´Tevrat´taki en hususî ayeti bana haber ver!´ dedi.

    Ka´b dedi ki: Tevrat´ta şöyle buyurulmuştur:

    Ebrârın, mülâkatıma olan iştiyakı uzadı.
    Oysa ben onların mülâkatına, şevk bakımından daha şiddetliyimdir.

    Ka´b dedi ki:
    Bu ayetin yanında da şöyle yazılıdır: ´Beni arayan beni bulur. Benden başkasını arayan beni bulamaz!´

    Bunun üzerine Ebu Derdâ şöyle dedi: ´Ben Hz. Peygamber´in (sav) de bunu söylediğine şehadet ederim´.

    Hz. Dâvud´un haberlerinde Allah Teâlâ´nın Hz. Davud´a şöyle bu-yurduğu vârid olmuştur:

    Ey Dâvud! Arzımın ehline tebliğ et ki ben beni sevenin dostu-yum. Benimle oturanın arkadaşıyım.
    Zikrime ünsiyet ede-nin mûnisiyim. Bana arkadaşlık yapanın arkadaşıyım. Beni seçeni seçerim.
    Bana itaat edeni severim. Ne zaman kulu-mun beni sevdiğini bilirsem, onu nefsim için kabul eder,
    onu öyle bir sevgi ile severim ki mahlukâtımdan hiçbiri bu hususta onun önüne geçemez.
    Kim hak ile beni ararsa bulur. Kim gayrimi ararsa bulamaz!
    Ey yeryüzünün ehli! Dünyanın aldanışında sizde olanı terkediniz.
    Benim kerametime, arkadaşlığıma, benimle oturmaya geliniz! Benimle ünsiyet ediniz ki sizinle ünsiyet edeyim ve muhabbetinize koşayım! Muhakkak ki ben, dostlarımın çamurunu dostum İbrahim´in, kurtardığını (kulum) Musa´nın ve seçtiğim Muhammed´in çamurundan yarattım.
    Müştakların kalplerini nûrumdan yaratıp, celâlimden nimetlendirdim.

    Seleften bir zattan rivayet ediliyor ki Allah Teâlâ, sıddîklardan birine vahiy göndererek şöyle buyurmuştur:
    "Benim birtakım kullarım vardır, beni severler. Ben de onları severim. Onlar bana müştaktırlar, ben de onlara müştakım. Beni anarlar! Ben de onları anarım. Bana bakarlar! Ben de onlara bakarım. Eğer onların yolundan gidersen seni sever, ayrılırsan senden nefret ederim.
    O zat ´Yârab! Onların alâmetleri nedir ´ diye sorunca Allah Teâlâ şöyle buyurdu:
    Onlar şefkatli çobanın sürüsünü gözetmesi gibi, gündüzleyin gölgeleri gözetirler. Kuşun, güneş battığı zaman yuvasına müştâk olduğu gibi, güneşin batışına müştaktırlar. Ne zaman ki karanlık gelir, yataklar yayılır, tahtlar kurulur ve her dost dostu ile başbaşa kalırsa, onlar ayaklarının üzerine dikilirler. Yüzlerine doğru yayılırlar. Kelâmımla bana müracaat ederler. Kendilerine vermiş olduğum nimetlerimden ötürü bana yalvarırlar. Onlar bağıran ve ağlayanlar, ah çekenler ve şikayet edenlerdir. Ayakta duran, oturan, rükû ve secdede bulunanlardır. Benim gözümle benim için tahammül ederler, benim kulağımla benim sevgimden şikayet ederler. Onlara ilk vereceğim üç şeydir: Nûrumdan onların kalbine atarım. Onlardan haber verdiğim gibi onlar da benden haber verirler. İkincisi, eğer gökler ve bunlarda bulunan şeyler onların terazilerinde olsa bunları onlar için az görürüm. Üçüncüsü, yüzümle onlara yönelirim. Yüzümle kendisine yöneldiğim bir kimseye vermek istediğimi kim bilebilir"

  7. #22
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    semazenoc4 - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    Çün sana gönlüm müptela düştü
    Derd ü gam bana aşina düştü

    Zühd ü takvaya yar idim evvel
    Aşk ile benden hep cüda düştü

    Vaiz eydür gel aşkı terk eyle
    Bendeyim sabrım bi-vefa düştü

    Nice terk etsin aşık şol aşık
    Ona karşı sen mehlika düştü

    Vechini görsem dağılır aklım
    Zülfün ona çün mukteda düştü

    Kim seni buldu, kendi yok oldu
    Vaslına ey dost can baha düştü

    Aşka uşşakın davet etmişsin
    Can kulağına ol seda düştü

    Bu niyazi'nin hiç vucudunda
    Zerre kalmadı hep yaka düştü

    eydür : der ki
    bendeyim : kul köleyim
    bi-vefa : vefasız
    mehlika : ay yüzlü yar
    vechini : yüzünü
    Zülfün ona çün mukteza düştü : Çünki aklım zülfüne takıldı
    baha : bedel
    uşşakın : aşıklarını
    seda : ses
    yaka düştü : yaktı

    Elif_gibi, Cümlemizden ALLAH (cc) razı olsun. Çok teşekkür ederim hepinize...

  8. #23
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    e634452767854e9395b43ca - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    Süheyl ve Hifa


    Yıl asrısaadet yılı aşkların en güzelinin yaşandığı mekân ve zaman...

    Ölümsüz sevdaya doğru yol alan ilahi aşkın sırrına mahzar olan ve kalplerinde sadece onun sevgisini taşıyanların yılı.

    İşte o yıllarda vuku bulan bir aşk kıssası… Hifa ve Süheyl.

    Hz peygambere teslimiyetin güzel bir vesikası… Hifa ve Süheyl.

    Madde den geçip mana ikliminde aşkı yaşayanların hikâyesi… Hifa ve Süheyl.

    Hifa genç güzel şan-şöhret sahibi ve oldukça zengin bir kadın;

    Güzelliği dilden dile dolaşan şan şöhreti saraylara kadar ulaşan

    Birçok kimsenin kendisi ile evlenmesi durumunda her şeyini feda edebileceği birisi… hifa

    Öyleki hifayı duymayan güzelliğini bilmeyen kimseler kalmamış sevda çöllerinde

    O kadar güzel ki hifa… ;krallar saray anahtarlarını getirip önüne bırakıyor

    Zamanın zenginleri kervan yükü kadar mücevher ve altın vaat ediyor

    Sahabe eşleri ise Hifa ile akraba olabilmek için Hifa yı kocalarına istiyorlar

    Aman ya rabbi… Bu ne aşk bu ne seda ve bu ne güzellik ki insanlar onunla eş olabilmek için kıyasıya yarışıyor; tüm zenginliklerini mal varlıklarını mevki ve makamlarını onun önüne seriyor ama o bunların hiç birine bakmıyor ve yanaşmıyor

    Bu nasıl bir edadır ki ya rab; insanın başını döndüren kanını kaynatan sarhoş eden bu tekliflere karşı “rıza en lillah” çizgisini koruyan bir ruh var bedende.
    Beden de ruh tende hifa var…

    Ama ilahi bir saygı var hifa da; o bu ilgi ve alakadan rahatsızdır çünkü O olup bitenden dolayı gerçekten çok üzgündür

    Düştüğü bu müşkül vaziyetten kurtulmak için hz peygambere (sav) giderek durumu ona arz eder

    Ve cennetin yolunu göstermesini ister

    Hifa ALLAH resul’ünün kendisine çeşitli

    Dersler ve ibadetler vereceğini bekler.

    Oysa Hz peygamber (sav) hifa ya cennetin yolu olarak evlenmeyi tavsiye etmiştir

    Bu durum karşısında Hifa ALLAH‘ın resulüne (sav) şöyle der

    —Ey ALLAH’ın resulü (sav), madem evlenmeyi öneriyorsunuz;

    Öyle ise kiminle evleneceğim hususunda da karar vermeme yardımcı olunuz Buna karşılık hz peygamber (sav) pratik bir çözüm bularak;

    şöyle dedi;
    --Yarın sabah namazına mescide ilk giren kim olursa onunla evleneceksiniz Sonucu da size bildireceğim, der ve hifa oradan ayrılır

    sonra hz peygamber (sav) mescide giderek bunu herkese ilan eder.

    Bu duyuru dilden dile kulaktan kulağa dolaşır ve ahalide büyük bir heyecan başlar.

    Öyle ya birçok kimsenin güzelliği şanı şöhreti ve zenginliği için evlenmeyi arzuladığı kervanlar dolusu altın ve mücevher vaat ettiği evli olan kadınların bile sadece akraba olabilmek için kocalarına istedikleri hifa artık evlenmeye karar vermiştir.

    O gece heyecan ile birlikte bir koşuşturma başlar sokaklarda.

    Sabah namazına mescide erken gidebilmek için çeşitli hazırlıklar yapılır ve tedbirler alınır.

    Bazıları erkenden yatar ve uyurlar Kimileri evdekilere ricada bulunarak uyumamalarını söylerler ki erkenden kaldırılıp mescide gidebilsinler. Hatta o gece bir kısım insanlar ise sabaha kadar uyumamayı bile göze almışlardır.

    Sabah namazı için hazırlıklar yapıla dursun, fakat sahabeden öyle birisi de vardır ki, ne olup bitenden haberdar nede olup bitenle ilgilenecek durumdadır. O kendi halinde kendi derdinde kendi meşguliyetinde kendi aczinde; fakir yetim öksüz ve gariptir.

    İşte o kimse de hiçbir şeyle ilgilenecek durumda olamayan Süheyl' dir.

    Süheyl mescidin etrafında yaşayan ashabı suffadandır.

    Yani o ne harcayacak bir dirhemi ne başını koyacak bir evi nede üzerindekilerden başka giyecek bir elbisesi olmayan fukara ve sersefil bir sahabedir. Tabi üzerindeki elbiselere de elbise dersek…

    Diğer taraftan hazırlıklar tamamlanmış bütün tedbirler alınmış ve herkes sabah namazı için kendisini ayarlamıştır.

    Sabah namazı için peygamber mescide gelerek beklemeye başlar.

    Az sonra bir gölge belirir mescidin kapısında ve içeriye giren Süheyl’dir.

    Hz peygamber (sav) Süheyl’e; "seni bu vakitte buraya getiren nedir" diye sorar.

    Çünkü mescide ilk girendir Süheyl.

    Tabi Süheyl’in olanlardan haberi olmadığı için; sabah namazına geldim ya resul ALLAH der.

    Hz peygamber (sav): "hifa olayından haberin yokmu senin" diye sorar.

    Süheyl: "Haberim yoktur ya resul ALLAH; hem haberim olsa dahi benim hifa ile ne işim olabilir ki " der.

    Bunun üzerine hz peygamber (sav) hifa meselesini Süheyl’e anlatır.

    Dinlediği olay karşısında şaşkın ve hayretler içindedir Süheyl.

    “ALLAH o gece Medineli erkeklerin gözlerine derin bir uyku koymuş ve kimseler sabah namazına mescide gelememişlerdir”

    Sonra sabah namazı vaktinin çıkmasına yakın bir zaman kala cemaat mescide gelmeye başladı.

    Ve gelen herkes merakla talihlinin kim olduğunu sordu

    —Hz peygamber (sav):

    Mescide ilk gelenin Süheyl olduğunu ilan etti.

    Hemen akabinde ise hifaya haber gönderildi ve Süheyl ile evleneceği belirtildi.

    Hifa da teslimiyete yaraşır bir şekilde tereddütsüz bunu kabul etti.

    Ne var ki hifanın duyulmuş olan şanı şöhreti güzelliği ve zenginliği kadar;

    Süheyl’inde kimsesizliği çelimsizliği fakirliği ve yetim oluşu biliniyordu çevrede.

    Zaten herkesi hayretler içinde düşündüren kısmı da buydu ya.

    Hifa gibi bir kadına Süheyl gibi bir eş…

    Sonra Hz peygamber (sav ) hifa ile Süheyl’in nikâhlarını kıyar ve Süheyl’e bakarak; Eşine bir hediye almasını söyler.

    Süheyl mahcup bir eda ile başını önüne eğer ve oldukça kısık bir sesle; "Ey ALLAH’ın resulü değil hediye almak üzerimde bana ait bir dirhemim bile yoktur" der.

    Bunun üzerine hifa oradan kalkar ve eve gider İçinde 100 dirhem bulunan bir kese göndererek; "Bunlar Süheyl’indir istediği gibi kullansın" der.

    Dirhemleri alan Süheyl çarşıda gezerek iki dirheme bir hediye alır ve akşam karanlığında hz peygamberin (sav) nikâhlarını kıydığı eşi hifanın evine gider.

    Bu gece Süheyl’in zifaf gecesidir. Çarşıdan almış olduğu hediyeyi hifaya takdim eder.

    Ve şöyle der: "Ey hifa, bundan sonra sana benimle evlendiğin için sabretmek düşer"

    "Bana da senin gibi birisi ile evlendiğim için elbette ki şükretmek düşer.

    Sana sabretmek düşer çünkü benim gibi çelimsiz fakir perişan hiçbir şeyi olmayan biriyle evlendin

    Bana da gerçekten şükretmek düşer çünkü senin gibi güzel zengin ve varlıklı birisi ile evlendim" Ve şöyle devem eder Süheyl:

    —ALLAH’ın bize bahşettiği bu evlilik için gel bu geceyi ona ayıralım ve ibadetle geçirelim

    Ben şükrümü sen sabrını eda et Umulur ki ben şükredenlerden sende sabredenlerden yazılırsın.

    Ve her ikisi o geceyi sabah namazı vaktine kadar ibadetle geçirirler.

    Rablerine dua ve niyazda bulunurlar kendilerince sabır ve şükürlerini eda ederler.

    Sabah namazı vakti girince Süheyl mescidin yolunu tutar.

    Mescide vardığında hz peygamberin (sav) kendisini karşıladığını görür.

    Sonra içeri girer girmez ALLAH resulü (sav) Süheyl’e sorar;

    -Ya Süheyl siz bu geceyi nasıl ihya ettiniz ne amel işlediniz de yüce Mevla’yı bu kadar kendinize razı ettiniz o da müjdeleyen bir eda ile Cebrail’i gönderdi Müjdeler olsun ya Süheyl müjdeler olsun !!!

    Bu sözleri duyan Süheyl kendinden geçmiştir artık. Boynu bükülüvermiş sesi kısılmıştır artık ve mahcup bir eda ya bürünerek;

    Biz bu geceyi sadece rabbimize ibadet ederek geçirdik diyebilmiştir.

    Ve… İnen ayette yüce Mevla şöyle buyurmuştur:

    —"Ne mutlu o kimselere ki; rabbine ibadet etmeyi kendi zevklerine tercih ettiler. Bizde o kulları affettik"

    Sonra Süheyl ellerini açarak; ”ya rabbi sen ki beni affettin bağışladın tekrar günah işleyerek yaşamak istemiyorum senden niyazım sana kavuşmak” diye dua etti Ve duasından sonra ruhunu teslim etti.

    —ALLAH resulü (sav) buyurdular ki gidin ve bakın hifada şu anda ruhunu teslim etmiştir.

    Ve her ikisi yan yana açılan kabirlere defnedildiler

    Ölümsüz aşka ölümsüz sevdaya doğru...

  9. #24
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    eynnegelenintaptsevgili - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

  10. #25
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    jks6cagwnhntcakfkv6zcah - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    - Allah Aşkı -

    ALLAH aşkıyla yanıp, kavrulmuş bir dertliye bir gün "bize Allah sevgisini anlat" derler.
    O, "siz anlamazsınız" der Anlatmaya yanaşmak istemez. Israr ederler.
    Mecbur kaldığını hisseder:
    Allah Aşkı ! "-Siz anlamazsınız ama bu kuş anlar" deyip pencerenin pervazındaki serçeciği gösterir.
    Ve sonra dilinin bütün yetkinliğini, gönlünün bütün ateşini dışarı vurur.
    Anlatır Anlatır Anlatır...
    Serçecik olduğu yerde durur. Hiç kıpırdamadan dinler, dinler, dinler...
    En sonunda cansız bedeni pervazdan düşene kadar.
    Aşık insanlara döner:
    "-İşte" der, "ALLAH aşkı böyledir"


    ♥ ♥ ♥ ♥ ♥


    61n40b8 - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    - Ahmak Aşık -

    Ahmak bir aşık sevgilisine tenha bir yerde ulaşınca, onu hemencecik sarıp öpmeye kalkıştı ...

    O dünyalar güzeli sevgili geri geri çekilerek o aptal aşığı azarladı .

    - "Küstahlık etme, edebsizliğin, hayasızlğın lüzumu yok, aklını başına topla!.." diye bağırdı.

    Aşık bunun üzerine şaşırıp kaldı.

    - "Burası ıssız tenha bir yer ikimiz yapayalnızız in yok cin yok, su ortada duruyor, suyun başında da benim gibi çılgın bir susuz, artık nasıl sabredebilirim.

    Görüyorum ki hafif hafif esen aşk rüzgarından başka bir şey yok, vuslatımıza kim mani olabilir, kim halimizden haberdar olabilir." dedi.

    Sevgili sesini daha da yükselterek aşığını iyice azarladı :

    - "A!.. akılsız aşık.. Meğer sen aşık değil budalanın tekiymişsin. Sen bilmiyor musun ki her hareket edeni bir hareket ettiren vardır. Rüzgarı esiyor gördün mü, bil ki onu bir estiren bir harekete getiren var. O da her şeyi Yaradan Yüce Allah'tır!.." dedi.

    Hz.Mevlana'dan.

  11. #26
    Üye
    gulay_06 Avatarı

    Gerçek Adı
    gülay
    Üyelik Tarihi
    26.11-2010
    Son Giriş
    09.04-2016
    Saat
    16:01
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    596
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    emeğinize sağlık çok güzel paylaşımlar yapmışınız

  12. #27
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    jdr6024 - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    - Cariyenin seçimi -

    “Hikâye edilir ki Harun er-Reşid, köle, cariye ve hizmetçilerine her yıl çeşitli hediyeler dağıtırdı.

    Bir yıl da, yine hepsini bir araya topladı.
    Çeşitli giysiler, süslemeler, altın ve gümüş eşyayı ortaya getirterek:
    —Herbiriniz, beğendiği şey üzerine elini koysun, ben bunu istiyorum desin, diye emretti.
    Bunun üzerine herkes gözüne kestirdiği, eşyanın yanına koştu, elini onun üstüne koydu.
    Bu arada bir cariye de gelmiş elini Harun er-Reşid'in başına koymuştu.

    Harun er-Reşid şaşırarak:

    — Ne yapıyorsun? dedi.

    Cariye :

    —Siz, herkes sevdiği şey üzerine elini koysun, buyurmuştunuz; ben ise sizin mübarek başınızı sevmekteyim, diye cevap verince

    Harun er-Reşid çok duygulandı ve:

    — Madem ki sen de beni tercih ettin, o halde ben de, malım, mülküm de senindir, dedi. O cariyeyi derhal azad eyledi; daha birçok ihsan ve ikramlarda bulundu. Bütün diğerlerine ona saygı göstermelerini emretti.


    Ey mü'min! Sen de bu dünyanın fani lezzetlerine kapılmaz, gönlünü samimi olarak -u Teàlâ'ya bağlarsan, her şey senin kulun kölen olur, ahirette de cemalini müşahedeye erersin, inşâallah.”


    ( Mensur Yüz Hadis-Yüz Hikâye Kitabı, 37. hikâye)



    - Teşekkürler Gülay hanım -



    semazen02kj81 - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    Hazret-i Mevlânâ ne güzel buyurur:

    “İblîs’in, Âdem’in cesedine takıldığı gibi sen de velîlerin cesedlerine takılma! Onlardaki halîfetullâh sırrını gör.
    Allâh’ın; peygamberleri, sıddîkları, şehîdleri ve sâlihleri birbirine dost yapıp: «Onlar ne güzel dostlardır!» buyurduğunu işitmedin mi?”
    “Bilmez misin ki dosttan ayrılan rüzgâr, bir daha kımıldayamaz. Ocağından ayrılan ateş söner ve kül hâline gelir.
    Bağlar ve bahçeler, suya bîgâne kaldığı an kuruyup çoraklaşır.”
    “Bilmez misin ki, gönülden gönüle pencereler vardır. Birbirine bağlı gönüller, birbirlerinden ayrı değildirler. Bedenler uzak düşse bile onlar yine de beraberdirler.
    Tıpkı iki kandil gibi. Kapları ayrıdır, ama nûrları birbirine karışıp birleşmiştir.
    Dolayısıyla hasret ateşi, bedenleri eritiyor görünse de onun nûru, gönlü sevgilinin nûruyla kucaklaştırmaktadır.”
    “Kâinâta bak; gece ile gündüz de birbirini kucaklarlar, sevgi ile birbirlerinin arkasından birbirlerine koşarlar. Onlar görünüşte ayrıdırlar, ama hakîkatte birdirler. Faydalı olmak ve hizmet etmek için elele vermişlerdir.”

    ydndamdrhidoduungn - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

  13. #28
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    sair14 - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    Yûnus ne güzel söyler:

    “Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil…”

    Dünyâya gelmekten asıl maksad, sonsuz devlete ve ebedî seâdete nâil olabilmektir. Bu itibarla basîret sahipleri, bedenin fânîliğine aldanmaz ve ebedî olanın tedârikiyle meşgul olurlar. Çünkü bedene âid olan her şey, neticede toprağa verilecek bir kurbandır. Eğer bir kimse Allâh’ın verdiği mümtaz vasıfları bir kenara bırakır da rûhunu nefsine kurban ederse, onun kazancı hüsrandan başka bir şey değildir. Ama rûhunu kuvvetlendirip nefsine galebe çalarsa, kâmil bir insan olarak asıl vatanına ulaşmaktan gayri hiçbir maksada meyletmez.

    Bu yolda ölüm bile kendisi için bir lutuf ve vuslat hâline gelir.

    Bunun içindir ki bir Allâh dostu:

    “Cânân cihânının gülşeni varken, beden cihânının külhanı çekilmez!” demiştir.


    ♦ ♦ ♦ ♦



    mevlana - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    Hazret-i Mevlânâ buyurur:

    “Fânîlerin aşkı bâkî değildir. Mevtâlar tekrar bize dönmezler. Dâimâ yaşayanların aşkı ise, her dakîka goncadan daha taze ve daha latîftir. Sen bunu bil de fânî aşklara kanıp sarhoş olup erime! Bütün peygamberlerin, velîlerin kudret ve seâdet buldukları o gerçek aşkı seç! Çünkü bâkî olanın aşkı, seni gerçek mâşuka âşık eyler. Gerçek aşkın yerini işgal eden her fânî aşk, kalbin muhabbetullâha yükselmesinde bir nevî merhale olmadıkça merdûddur. Zîrâ kalbi Leylâ’ya takılıp kalan, Mevlâ’ya ulaşamaz ve sükûn bulamaz.”


    nefsinelindenkurtuluhmk - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    Nefsin elinden kurtuluş, hümâ kuşunun kafesten kurtulmasına benzer ki,
    artık ona göklerdeki ulvîliklerin kapıları aralanmıştır.

  14. #29
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    hamdmpitimyandm - Benim Adım "AŞK"... ( İslami)

    Aşk İlahidir; imanla başlar, vahdete götürür. Gönülde doğar, gönülde yaşar. Sırrı saklamayanlar, başını verir.

    Salt sırdır aşk. Aşk bir kişilik sırdır, iki kişiye müsaadesi yoktur. Zaten aşk tekildir. Sevilen hiçbir zaman aşkın içinde değildir. Aşkın içinde seven vardır o kadar. Sevilenin haberi bile olmayabilir aşktan, olması önemli de değildir üstelik. Aşk tekil olduğu için sırları da, kederleri de, acıları da, firkati de, hicranı da, gözyaşı da, ateşi de tekildir. Yani içinde bulunduğu ateş sadece bir kişiyi yakar, gözyaşı da bir kişiden akar, ayrılığı bir kişi çeker. Aşkı bunlar çoğaltır, aşkın "eksilmeyen fakat artan" özelliği aynı zamanda buradan beslenir. Gözyaşı aşkı artırır, hicran, hasret bu duygular aşkı devamlı büyütür, katmerler, yuvarlar bir çığ gibi. Yani aşk, acı çekmeyi baştan göze almayı gerektiriyor.

    Aşkın bir tarifi de acı ve bütün bu acılardan duyulan mutluluk. Onun ötesinde de insanın kabiliyeti. Aşk her gönülde aynı kıvamda varolamaz. Gönül medeniyetindeki gönüllerimiz aşkı değişik boyutlarda alacaktır, o zaman işin içine sırrı da girer. Yani benim sırrım benim kalbime sığacak olan kadardır, daha ötesini kaldıramaz. Sır, acı ve hasret varsa aşk vardır ve o aşk tekildir bir kişiyi ilgilendirir.

    Alem bir aşk için yaratılmış ve "Aşk imiş her ne varsa alemde!.."


    Sevgi üzerine kullanılabilecek bütün mecazları üstüne alınmadır aşk. Aşk acıdır, hasrettir. Hicran ve hayrettir, firkat ve gurbettir.


    Kalplerimizin incelmesi, yüreklerimizin güzellikleri tatması ve tanıması açısından her insanın aşka ihtiyacı vardır. Çünkü aşk olgunlaştırıcıdır.


    Aşkın en büyük özelliği ruh terbiyesine müsait olması. insanın yaratılışındaki özü, mutlak suretle hissetmesini sağlayacak bir acı ve kederle kalbi yumuşatmak, mumları eritmektir. Kalp mumlaşıp mum da eriyince ister istemez bir yanış, " Hamdım, piştim, yandım" olur. Yanma son noktadadır..

  15. #30
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...






Sayfa 2 / 14 İlkİlk 12345612 ... SonSon