Bilgi Üniversitesi
İnsan Hakları Hukuku Bölümü
Yüksek Lisans Öğrencisi

Giriş
Bazı insanlar engelli doğar, bazıları da sonradan hastalığa, kazaya ve diğer sebeplere bağlı olarak engelli olurlar. Dünya Sağlık Teşkilatı özürlülük kavramını üç ayrı ana kategoride toplayıp, değerlendirmektedir.
1) İç veya dış organların zarar görmesi veya tahrip olması, organlardan herhangi birisinin zarara uğramış olup olmadığını genelde tıbbi bir teşhisin sonucunda kesinlik kazanmaktadır. Mesela gözün görme kabiliyetini yitirmesi, bir organın hastalığı olarak ifade edilebilir. (impairment )
2) Organların zarara uğraması sebebiyle ruhsal, psikolojik veya fiziki yönden fonksiyonel engellerin ortaya çıkması. Fonksiyonel engel, normal bir aktiviteyi yerine getirmekteki zorluğu ve meşakkati dile getirmektedir. Bir göz rahatsızlığının görme kabiliyetini sınırlaması, önemli bir fonksiyonel engel teşkil eder. Dolayısıyla fonksiyonel engeller, kişinin bedene ait değişik yetenek ve performans kaybını yansıtmaktadır. ( Disability )
3) Sosyal engellerin belirlenmesi. Fonksiyonel engellerin artması ile çoğu kez sosyal hayatta değişik engellerle karşı karşıya gelinmektedir. Bu durumda kendilerinden beklenen sosyal rollerini yerine getirememektedirler. (Handicap )[1]
Tanımlardan da anlaşılabileceği gibi bugün, bir kişinin özürlü sayılabilmesi için, o kişinin bedensel (anatomik, ortopedik) bozukluğundan ziyade, fonksiyonel yetersizliği olup olmadığına, bir başka deyişle, arızalanmış organların ne derecede görevlerini yerine getirip getirmediğine bakılmaktadır.[2]
Türk Dil Kurumunun sözlüğünde engelli: vücudunda eksik veya kusuru olan özürlü: gelişimin türlü yanlarıyla öğrenme gücü gibi süreçlerin birisi veya birkaçında sakat olan kişi ya da kusuru olan, defolu.
Sakat: vücudunda hasta veya eksik bir yanı olan, engelli, özürlü olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlara göre sadece engellilerin cinsel yaşamı dersek zihinsel eksikliği veya psikolojik bozuklukları olanlar dışta kalır ve konumuza girmezler. Uluslar arası tanımlarda ise özellikle yetersizliğin vurgulanmasına karşın Türkiye’ de ortak vurgunun yapıldığı genel bir tanım bulunmamaktadır. Bu yüzden burada uluslar arası tanımlardan hareket edeceğim ve bence kulağa daha güzel gelen engelli tanımını kullanacağım.
Cinsellik ve Engellilerin Cinselliği
Türk Dil Kurumuna göre cinsellik, cinsel özelliklerin bütünü, sex duygusudur. Başka bir tanıma göre cinsellik, bireyin kendi cinsel kimliğini kabul etmesi, cinsinin gereği olarak karşı cinsle ilgilenmesi, araması, birlikte olmaktan ve cinsel ilişkiden bedensel olduğu kadar ruhsal bir haz ve doygunluk elde etmesidir.[3] Gerçek bir cinsellik için duyguların ve aklın birlikte kullanılması gerekir.
Engelli olsun normal olsun her birey cinsiyeti ile doğar. Cinsiyet kelime anlamı olarak “dişi” veya “erkek” olma şeklinde açıklanabilir. Cinsel kimlik ise kişinin cinsiyetinden haberdar olması ve cinsiyetine uygun davranışlar göstermesidir.[4] Bu noktada kişinin kendi cinsiyetinden memnun olması, böyle yaşamaktan mutluluk duyması çok önemlidir. Fakat engellilerin engelleri göz önüne alınınca bu mutluluk önemli ölçüde azalmaktadır. En basitinden bir bedensel engellinin ya da omurilik felçlisinin soyunup yatağa geçmesi bile çok zordur. Engelli Bireylerin Cinselliği Hakkında Görüşler İkiye Ayrılır:
Cinsel Taleplerin Engellenmesi Yaklaşımı
Engelli bireyin cinselliğini önlemeye çalışan birinci görüşe göre, engelli bireylerin cinsellik hakkındaki bilgisi ne kadar az olursa o kadar iyi olduğu düşünülür. Ancak bu görüşle ilgili tartışmalar vardır. Bu tartışmalardan biri de şudur; aktif cinsel yaşam, engelli bireyin sahip olmadığı derecede sorumluluk ve olgunluk ister. Bu nedenle toplum, sorumsuz cinsel davranış olasılıklarını ve sonuçlarını azaltma hakkına sahiptir. Fakat cinsellikte nelerin sorumluluğu nelerin sorumsuzluğu oluşturduğu kendilerine hiç öğretilmeyen insanlardan, sorumlu cinsel davranış beklemenin gerçekçiliğe aykırı olduğu savunulmaktadır ki bence de doğrudur.
Cinsel Hakların Korunması Yaklaşımı
Diğer görüş ise her sağlıklı insan gibi engelli bireylerin de cinselliği yaşamaya hakları olduğunu savunur. Araştırmacılar cinsel eğitimin gerekli olduğunu ortaya koymuşlardır.[5]

devamı Hkmetin zrller Politikas