Toplam 3 mesajın 1-3 arasındakiler

Konu: Ümmilik

Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    madralı Avatarı

    Gerçek Adı
    hasan
    Üyelik Tarihi
    19.04-2010
    Son Giriş
    29.11-2011
    Saat
    15:43
    Yaşadığı Yer
    balıkesir burhaniye
    Mesaj
    292
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.


    Günümüzde insanların kafasında bu noktada bazı şüphe ve soruları olmaktadır. Biz de meselenin aydınlanması için bu noktada kısa bir açıklama yapmayı uygun gördük. Evet, Nasıl, ümmi Peygamber varsa(sav)ümmi Mürşid-i Kâmil de olur. Yeter ki bu zât sayılan vasıflara sahip olsun. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:
    “Allah’a ve ümmi nebi olan Resulüne iman edin!” (Araf /158)
    Burada şunu belirtelim ki; Her İnsanın ilm-i halini öğrenmesi “farz-ı ayın”dır. Mesela; bir kişi, namaz, abdest ve nikâh gibi fıkıh meselelerini bilmeğe mecburdur. Fakat bundan fazlası farz-ı kifâyedir. Öğrenmez ise mesul tutulamaz. Bu sebeple kimseye sen niye Arapça, fıkıh ilm-i, kelam öğrenmedin denilemez. Aynı şekilde bir Müslüman’ın içine düşmeyecek kadar gıybeti, hasedi, riyayı ve diğer kalp hastalıklarını öğrenmesi farz-ı ayındır. Fakat nefsi tamamen terbiye ve Allah’a vuslat yolu olan tarikata girmedi diye kimse de itham edilemez. En iyisi, insanları hem ilim öğrenmeye hem de tasavvuf yoluna teşvik etmektir.
    Son devirlerde kibir batağına saplanmış ve kalpleri kararmış bazı fasık âlimlerin evliyaullah’a onlar cahilmişler biz ilme tabiiz diye hakaret ettiklerini görüyoruz. Allah bunlara hidayet eylesin, bilmiyorlar mı ki ilim ancak amel için öğrenilir. Öğrenip de amel etmeyenleri Yüce Rabbimiz kitap yüklü merkep olarak tarif etmektedir.(Cuma / 5) O halde, akıllı kişiye layık olan; kuru ilimle değil ilmi gönlüne sindire sindire yaşamaktır.
    Ayrıca unutulmasın ki sahabenin (Allah onlardan razı olsun) büyük çoğunluğu okuma yazma bilmezdi. Ancak yine sahabenin büyük çoğunluğu Mürşid-i Kâmil’diler. Daha sonra ki devirlerde ümmi pek çok Mürşid-i Mâmil gelmiştir.
    Şöyle bir nakille diğer bahse geçelim:
    Büyük hadis âlimi ve Halidiyye tarikatından Ömer Ziyaüddin (ks) Hz.lerinin fetvalarında buyuruluyor ki; İmam Şafi Hazretleri (ra) Şeyban-ı Rai (ks) gibi ümmi bir kimsenin önünde, anasının önündeki sabi yavru gibi tevazu ile dururdu. Hatta İmam Ahmet bin Hanbel (ra) Hz.leri;
    ─Ya İmam Şafii, Şeyban-ı Rai gibi bir ümmi kimseye niçin bu kadar tevazu edersiniz diye sual ettiğinde İmam Şafii Hz.leri;
    ─Ey İmam Hanbel, bizim kâlimiz (yani söylediklerimiz) buna hal olmuştur, diye cevap vermiştir.
    İmam Şarani gibi bir büyük âlim de Aliyyü’l Havas Hz.leri gibi bir ümminin dervişidir. İmam-ı Şarani (ra) diyor ki; “Efendim Aliyyü’l Havas ümmi olduğu halde, kendisine sorulan ayetleri öyle tefsir ederdi ki o mecliste bulunan tefsir âlimleri hayretler içinde kalırlardı”.
    Ubeydullah-ı Ahrar, Ahmed Namık-ı Cami Ümmi Sinan (ks) gibi büyük pirlerde Ümmi Mürşid-i Kâmillerdendir.
    Efendimiz (SAV) ümmi’ idi o zaman ümmilik bizim anladığımız manadan çok daha farklı bir mâna ve hikmet taşıyor. Ümmül Kitab deniyordu Fatiha Suresine! Ümmül Kurâ deniyordu Mekke’ye. Kur’anın aslı Fatiha, Şehirlerin aslı Mekke idi. Öze ait olmaktı Ümmî olmak! Oraya buraya aidiyet değil, özüne, gönlüne, hakiki boyuta ait olmaktı! Özüne dönendi Ümmî.
    Ümmî olmak; her şeyiyle ümmete, Rasulullah’ın yoluna teslim olmaktı! Ümmî olmak; kalbi Allah diye çarpmak, nefesi Rahman kokmaktı!
    Onun için ümmî. Topluluklar içinden seçilip süzülen kişi; Mustafa. Öne geçme deyince şimşek çaktı zihninde. Vakıa Suresindeki SÂBİKÛN=ÖNE GEÇENLER
    Terzi Baba namıyla Anadolu'da yetişen büyük velilerden. İsmi Muhammed Vehbî'dir. Hayyât Vehbî diye meşhurdur. Terzi Baba'ya manevi hilâfet verilip, Allah-ü teâlânın kullarına, Allah-ü teâlânın dinini öğretmek ve mârifetullaha kavuşturmak vazifeleri verildikten sonra Terzi Baba'nın yüksek derecesi halk arasında duyulup, yayıldı. Herkes istifade etmek için ona geldi. Zamanla Terzi Baba'ya bağlı talebelerin sayısı günden güne arttı. Bu hâli çekemeyenler, onun hakkında dedikodu etmeye başladılar. "Ümmî bir cahilin başına bu kadar insan toplanmış. ilim olması lazım, ilim olmadan olmaz" diyorlardı. Hatta ilimden biraz nasibi olanlar da, bu gibi sözleri söylemeye başlamıştı. Bunun üzerine beldenin müftîsi, Terzi Baba'yı imtihan için davet etti. Maksadı ise, Terzi Baba sorulan suallere cevap veremeyince, cehaletini anlayıp, insanları irşâd, yol gösterme davasından vazgeçmesini temin etmekti. Terzi Baba, müftü efendinin davetini kabul edip gitti. Orada büyük bir ilim meclisinin toplandığını gördü. Müftü efendiye kendisini niçin davet ettiğini sorduğunda, müftü efendi ona; "Biz seni imtihan için davet ettik. Hakkınızda birçok dedikodu yapılıyor. Buna son vermek lâzım geldi. Şimdi bazı sualler soracağız. Siz cevap vereceksiniz." dedi. Sonra Sıfat-ı sübûtiyyenin kaç tane olduğunu ve daha başka sualleri sordu. Terzi Baba büyük bir hakikati ortaya çıkarmak için; "Allah-ü Teâlâ’nın, bu şehirde yaşayanlara göre yedi, diğer beldelere göre sekiz tane sıfat-ı subûtiyyesi vardır. Bu beldeye göre Allah-ü teâlânın Subûtî sıfatları şunlardır: İlim, Semi', Basar, İrade, Hayat, Kelâm ve Tekvin. Bu şehre göre Allah-ü teâlânın Kudret sıfatı yoktur. Çünkü bu şehir insanları Allah-ü Teâlânın Kudret sıfatını inkâr etmektedirler. Eğer bu şehrin insanları Allah-ü teâlânın Kudret sıfatına inansalardı, Allah-ü teâlâ bir ümmî kulunda, insanlara doğru yolu gösterme kabiliyetini yaratmaya kadirdir, derlerdi."cevabını verir vermez, orada bulunanlar, Terzi Baba'nın ilm-i ledünnîye sahip, kâmil bir zat olduğuna kanaat getirip, ellerine kapanarak af dilediler. Ona gereken ikram ve hürmet gösterdiler.

  2. #2
    Üye
    hüseyin19 Avatarı

    Gerçek Adı
    HÜSEYİN
    Üyelik Tarihi
    24.03-2010
    Son Giriş
    07.02-2012
    Saat
    11:33
    Yaşadığı Yer
    ŞANLIURFA / CEYLANPINAR
    Mesaj
    1.089
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    126

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    her insan ilmi leddün yateneğine sahiptir ama madendeki elması çıkarmak için uğraşmak,sıkıntılara katlanmak gerkir.marifet; sıkı ve devamlı çalışmakla elde edilir.
    Allah zikredildikçe,hatırlandıkça, kul ayrılır ötekilerden. nura gark olacağı günler yaklaşır beden karıncalanır, ruh sığmaz bedene, alam dar gelir ruha..ama arınan ruha..

  3. #3
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    İmanları kemale ermiş zaatlardan bazıları, bu konular hakkında konuşurken, konunun onda yaptığı tesir ile bir iç çeker, ahhhhhh der canını teslim edermiş.
    Bende şimdi hasan kardeşimin paylaştığı terzibaba kıssasını tekrar tekrar okuyup ve hüseyin kardeşimin yorumunuda ilave edince, içimden bir ahhhhhh çekesim geldi.
    Ama nerde bizde o iman o olgunluk
    ALLAH cümlemizi imanı kemale erenlerden, HAKKI HAKKIYLA tanıyanlardan eylesin.

    Bir alimin dediği gibi "Marifet ALLAH'I(cc) aramakmış, gerisi boş çelik çomakmış" işte sözün özü...