Sayfa 1 / 3 123 SonSon
Toplam 39 mesajın 1-15 arasındakiler

Konu: Zikrullah

Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    madralı Avatarı

    Gerçek Adı
    hasan
    Üyelik Tarihi
    19.04-2010
    Son Giriş
    29.11-2011
    Saat
    15:43
    Yaşadığı Yer
    balıkesir burhaniye
    Mesaj
    292
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    ─ Size şu üç kişiden haber vereyim mi?
    Birisi Allah’ a yüzünü döndü. Allah Teâlâ ona acıdı (ve affetti)
    Bir diğeri zahmet etmekten çekindi (arkaya oturdu) Allah Teâlâ da onu mağfiret etti.
    Sonuncusuna gelince (Allah’ı zikirden) yüz çevirdi. Allah Teâlâ da ondan yüz çevirdi.” (R.salihin)
    Enes Bin Malik (ra)’den Hz. Peygamber (sav) Efendimiz şöyle buyurmuşlar;
    “Yalnız Allah rızası için ihlâsla Allah’ı zikretmek kastıyla oturmuş hiçbir topluluk yoktur ki; semadan bir münadi (melek) onlara şöyle nida etmesin:
    (Haydi) mağfiret edilmiş olarak kalkın, muhakkak ki günahlarınız sevaba çevrildi.” (İmam Ahmed)

    Camilerde ve mescidlerde cehri (yani açıktan) ve yüksek sesle zikrullah etmek caiz midir? sorusuna fetva âlimleri şöyle cevap vermişlerdir:
    Kerahat dahi olmadan caizdir. (Ali Cemali Efendi Fetvaları)
    Fakih Ebul-Leys, Tenbihulgafilin isimli eserinde demiştir ki;
    “Mescitlerde zikrullah dışında sesi yükseltmek haramdır.”
    İmam Gazali, insanoğlunun tek başına Allah’ı zikretmesiyle cemaatin zikretmesini, tek başına ezan okuması ve cemaatin (birkaç müezzinin birden) ezan okumasına benzetmiş ve şöyle buyurmuştur: “Nasıl ki cemaatle ezan okuyan müezzinlerin sesleri havanın yoğunluğunu tek müezzinden daha fazla yarıyorsa; cemaatin zikri de kalbin üzerinde tesir ve kalın gaflet perdelerini kaldırmak bakımından tek kişinin zikrinden üstündür.” (İbn-i Abdin Terc)

  2. #2
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Nebiler Nebisi (SAV) buyuruyor: “Amellerinizin hayırlısını, melikiniz katında en temizinizi, derecelerinizde en yükseğini, sizin için altın ve gümüş infak etmekten hayırlı, düşmanlarınız ile karşılaşıp boyunlarını vurmanız ve onların sizin boynunuzu vurup (şehid) etmesinden daha hayırlı bir işi size haber vereyim mi?” Bunun üzerine ashab: “Evet!” dediler
    Resulü Ekrem (SAV): “Yüce Allah (CC) Hzleri’ni zikretmektir” buyurdu.

  3. #3
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Zikrullah

    Mânâ ve Önemi

    1. Zikrin mânâsı, Allah-u Teâlâ'nın yüceliğini medh-ü senâ etmek maksadı ile dilden ve gönülden gelen güzel kelimelerle anmak demektir.
    2. Zikrullah; mârifetullah yolunun esası, kalbin ve ruhun kavuşturucusudur.
    3. Zikrullah; kalplerin nuru, ruhların huzurudur. Gözlerin cilâsı, her derdin devâsıdır.
    4. Zikrullah; kalbe itminandır, enistir, en iyi arkadaştır, bir müminin bütün hayatını kaplar.
    5. Zikrullahla meşgul olmak, kâlbin düzelmesinin aslıdır. Kalbe ferahlık ve genişlik verir, kalpte inşirah hâsıl olur.
    6. Geceleri zikrullahla ihyâ etmek, amellerin üstünü, hallerin en güzelidir.
    7. Zikrullah ile gönül mâsivâdan, her türlü pisliklerden temizlenir. Zikrullahla kalbi mâmur olanın iş ve ahlâkı güzel olur. Zikrullah velâyet alâmetidir.
    8. Zikri Allah olanın fikri de Allah olur. Zikrullaha devam etmek Allah dostlarının âdetidir, Allah-u Teâlâ'nın bir nimetidir. Hakk'ı zikredeni Hakk da zikreder, Hakk ile ünsiyet kurar, kurbiyet peyda eder, af ve mağfiret kapılarının en büyüğü o sayede açılır.
    9. Zikrullah rızkı celbeder. Allah-u Teâlâ rızık sebeplerini halk eder, kişi kolaylıkla rızkını temin eder.
    10. Zikrullah kişiye mehabet, halâvet ve güzellik verir. Zikrullahla meşgul olanların kalpleri kuvvetli olduğu gibi, bedenleri de kuvvetli olur.
    11. Zikrullah insanı ilâhî azaptan kurtaran yegâne ibadettir. Hata ve günahları giderir, kötülükleri iyiliğe çevirir.
    12. Zikrullah meclisleri, meleklerin de katıldığı mahallerdir. Zikrullah meclisleri, meleklerin zikredenleri ziyaret ve tavaf etmelerine sebep olur.
    13. Zikrullaha devam edenler kıyamet gününde korkudan, hasret ve pişmanlıktan yana emin olurlar.
    14. Zikrullah ile meşgul olanlara, kendileri istemeden de daha üstünü verilir.
    15. Zikrullah kul ile cehennem arasında siperdir. Allah-u Teâlâ zikreden kulunu sevinç ve sürura gark olmuş bir halde cennetine koyar.
    16. Her şey fânidir, zikrullah bâkidir.
    Kısacası Zikrullah Hayattır. Ezelin ve Ebedin ta kendisidir.

  4. #4
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    zgfmi8 - Zikrullah

    ‘Virdi olmayanın varidi olmaz’
    VİRD, günlük vazife demektir. Her gün belli miktar yapılan zikre de vird denir.

    Vird kalp için günlük ilaç hükmündedir. Kalbin gafletten uyanması ve şifa bulması için her gün bu ilacın alınması gerekmektedir. Vird, beş vakit namaz gibi müslümanın hayatına girmelidir. Büyükler ‘virdi olmayanın varidi olmaz’ (Eşref Ali Tanevi, Hadislerle Tasavvuf, 88) demişlerdir.

    Varid, manevi feyiz ve ilahi hediyeler demektir. Vird, hak yolcusunun ana sermayesidir. Vird Allah dostlarının sırrı kabul edilmiştir. O sırra ve Allah dostluğuna ulaşmanın yolu virddir. Gafletle de olsa vird çekilmelidir. Gafletle çekilen zikir, hiç çekmeyip terk etmekten daha hayırlı ve kazançlıdır. Çünkü insan farkında olmasa da vücudu o anda Allah’ın zikri ile meşgul olur.

    Vird dersi yirmi dört saat içinde yapılabilir, ancak zikrin en faziletli vakti sabah ve akşam vakitleridir. Vird dersi için mekruh bir vakit yoktur. Ancak virdle meşguliyet, farz ibadetleri geciktirmemelidir. Bütün zamanlar zikir için yaratılmıştır. Allahu Teala’yı sevenler O’nu çok zikrederler. Yüce Rabbimiz: "Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin" (Enfal, 45; Ahzab, 41; Cuma, 10) gibi benzer ayetlerle müminlerden devamlı zikir istiyor. Bu zikirlerin sabah-akşam her vakte yayılmasını emrediyor.

    Kendisini çokça zikreden erkeklere ve kadınlara mağfiret ve büyük bir mükafat hazırladığını müjdeliyor. (Ahzap, 35) İslam alimleri Allah’ı çokça zikreden kimselerden olmak için önce beş vakit namazın hakkıyla kılınması gerektiğini söylemişledir. Büyük müfessir İbnu Abbas (r.a) şöyle der:"Allahu Teala, farz kıldığı her ibadete bir vakit ve bir miktar tayin etmiştir. Kulun bir özrü olup da bu farzı yapamadığında kendisini mazur görmüştür. Ancak zikir böyle değildir. Allahu Teala, zikir için belli bir miktar ve zaman belirtmeden: "Ey iman edenler! Allah’ı ayakta, otururken ve yanınız üzeri yatarken çokça zikrediniz" emrini vermiştir. Zikri terk etmek için aklını baştan gidip kulun deli olması dışında hiçbir özrü kabul etmemiştir. Bu ayette Yüce Allah sanki şöyle diyor: "Ey müminler! Gece, gündüz, karada, denizde, mukim iken, seferde, zengin ve fakirlik hallerinizde,sıhhat ve hastalık durumlarında, gizli, açık her halde Allah’ı zikredin. Onu sabah akşam tesbih edin. Böyle yaparsanız, Allah size rahmet eder, melekler de sizin için dua ve istiğfar ederler." (İbnu Ebi Hatim, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim, IX, 3138. Riyad, 1998; Suyuti, ed-Dürrü’l-Mensur),

    Allah Rasülü (s.a.v), ümmetinin zikir delisi olmasını istiyor ve şöyle emrediyor "Yüce Allah’ı o kadar çok zikredin ki, insanlar size deli desinler." (Ahmed, Müsned, Müsned, III 68; Hakim, Müstedrek, I, 499; İbnu Hıbban, Sahih, No:817, Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, X, 75) Demek ki, Yüce Allah’ın velisi olmak için zikrin delisi olmak gerekiyor. İnsanların deli demesi, zikir ehlinin ileri seviyedeki itaat, cömertlik, mertlik ve iyilik sahibi olmasından kaynaklanıyor. Çünkü gerçek zikir ehlinin kalbi, Yüce Allah ile öyle bir huzur bulmuş ve kuvvet kazanmıştır ki, her şeyden çok sevdiği ve zikrettiği Yüce Mevla’sı yolunda canını, malını, bütün imkanlarını ortaya koyar. Gerçek aşık, kendisi için değil, sevgilisi için yaşar.Kendini değil onu düşünür. Böyle bir kimseyi görenler, kendileri ile kıyas ederler, hiçbir şekilde onlara benzemediğini görünce ona deli derler. Halbuki gerçek akıllı odur, deli ise diğerleri...

  5. #5
    Üye
    madralı Avatarı

    Gerçek Adı
    hasan
    Üyelik Tarihi
    19.04-2010
    Son Giriş
    29.11-2011
    Saat
    15:43
    Yaşadığı Yer
    balıkesir burhaniye
    Mesaj
    292
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    29/ANKEBÛT-45: Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte), innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).
    Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et (namazı kıl). Muhakkak ki salât (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder). Ve Allah'ı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir.

  6. #6
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    yahyabinmuazraderki - Zikrullah

  7. #7
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    sivrisinek - Zikrullah

    أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالطَّيْرُ صَافَّاتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبِيحَهُ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ
    E lem tera ennallâhe yusebbihu lehu men fîs semâvâti vel ardı vet tayru sâffât(sâffâtin), kullun kad alime salâtehu ve tesbîhah(tesbîhahu), vallâhu alîmun bimâ yef’alûn(yef’alûne).

    Semalarda ve arzda olanların ve saflar halindeki kuşların, Allah'ı tesbih ettiğini görmedin mi? Hepsi, namazlarını (dualarını) ve tesbihlerini bilmişlerdir. Ve Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir.


    İlgilenen arkadaşlarım için
    İşte internette gezerken rastladığım ve hayretle izlediğim , "sivrisineğin zikri" paylaşımım.


  8. #8
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    44357751 - Zikrullah

    DUA = ZİKİR

    Bir kimse kardeşine gıyabında dua ettiği zaman,
    başında görevli bir melek: ‘Allah o kardeşin için istediğin şeyin aynısını sana da versin,’ diye dua eder[ Ebu Davud, Vitr, 29 (No: 1534)]

    Hadis-i şerif bildiriyor ki; kendisini düşünen kimse, din kardeşine hayır dua etmelidir
    Çünkü, bu onun için daha kazançlı olacaktır Hadisin başka bir rivayetinde, din kardeşine dua eden kimseye, Allahu Teala şöyle buyurur:“Ey kulum, istediğini vermeye önce senden başlarım” [Zebîdî, İthâfu’s-Saâde, VII, 136]

    HAZAAN 42 arkadaşım;

    Bu güzel dua'nıza
    amin, cümlemizle inşallah...

    dedikten sonra

    bu sayfayı açarak bizlere bu imkanı sağlayan, hasan ( madralı ) arkadaşıma ayrıca teşekkür eder,
    ve herkezin bildiği ama tekrar tekrar hatırlamakta yarar gördüğüm aşağıdaki Hadis-i şerifi paylaşmak isterim

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Hayra delalet eden [yol gösteren, sebep olan] o hayrı yapan gibi sevaba kavuşur.) [Beyheki]

    selametle...

  9. #9
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu mektûb, Feydullah-i Pânî Pütîye arabî olarak yazılmışdır.
    Bir hadîs-i şerîfi açıklamakdadır:

    İyi dinle! Allahü teâlâ anlayışını artdırsın!
    Peygamberimiz (s.a.v):


    'İki kelime vardır. Söylemesi çok kolaydır. Terâzîde çok ağır gelirler. Allahü teâlâ, bu iki kelimeyi çok sever. "Sübhânallahi ve bi-hamdihi sübhânallahil-azîm" buyurdu.


    Çok kısa olduğu için, bunu söylemenin çok kolay olduğu meydândadır. Fekat, terâzîde çok ağır olmaları ve Allahü teâlâya çok sevgili olmaları şöyledir ki, birinci kelimesi, Allahü teâlâyı, Ona yakışmıyan herşeyden ve mahlûkların alâmetlerinden ve yok olmakdan tenzîh ve takdîs etmekdedir. Uzaklaşdırmakdadır. Son kelimesi, bütün kemâl sıfatlarının ve güzel şüûnların Onda bulunduğunu bildirmekdedir. Üstünlükler ve ihsânlar sâhibi olduğu gösterilmekdedir. Birinci ve sonuncu kelimeler, istigrâk ile, birbirine izâfet edilmiş, bağlanmışdır. Bu iki kelimenin böyle sağlanması, bütün tenzîhlerin ve takdîslerin ve bütün kemâllerin ve cemâllerin Onda bulunduğunu göstermekdedir. Başdaki iki kelime, bütün tenzîhleri ve takdîsleri Ona getirmekde, bütün kemâl ve cemâl sıfatlarının Onda olduğunu bildirmekdedir. Sondaki iki kelime de, bütün tenzîhlerin ve takdîslerin ve azametin ve kibriyânın Onda olduğunu bildirmekdedir. Bu kelimenin bütünü Onda hiçbir noksânlığın bulunmaması, ancak azametinden ve kibriyâsından ileri geldiğini göstermekdedir. Bundan dolayı, bu iki kelime terâzîde çok ağır gelmekde ve Rahmâna çok sevgili olmakdadır. Bundan başka, tesbîh, yanî (Sübhânallah) demek, tevbenin anahtarıdır, hattâ özüdür. Böyle olduğunu, birkaç mektûbumda açıklamışdım. Bunun için, tesbîh etmek günâhların yok olmasına ve kötülüklerin afv olmasına sebeb olur. Bundan dolayı da, terâzîde çok ağır gelir. Hasenât kefesini doldurur. Rahmâna da sevgili olur. Çünki Allahü teâlâ, afv etmeği sever. Bundan başka, tesbîh eden ve hamd eden bir müslimân, Hak teâlâyı, Ona yakışmayan şeylerden uzaklaşdırınca ve kemâl ve cemâl sıfatlarının ancak Onda olduğunu bildirince, kerîm olan, ihsân sâhibi olan Allahü teâlânın da, o kulu uygunsuz şeylerden uzaklaşdırması ve ona kemâl sıfatlarını ihsân etmesi umulur. Errahmân sûresi altmışıncı âyetinde meâlen, (İhsân edene yapılacak karşılık, ancak ihsândır) buyuruldu. Bu âyet-i kerîme de, bu ümmîdi kuvvetlendirmekdedir. Bunun için, bu iki kelime çok okundukca, günâhları yok etmekde, mîzânda çok ağır gelmekdedir. Güzel huyları getirdiği için de, Rahmâna çok sevgili olmakdadır. Vesselâm.

    Mektubat-ı Rabbani (308. Mektup)

  10. #10
    Üye
    muntada al ansar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.12-2009
    Son Giriş
    13.10-2017
    Saat
    19:44
    Yaşadığı Yer
    trabzon
    Mesaj
    1.175
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bu virdi falan kim icat ediyor şeriatin neresinde varmış bu vird bi delil getrirseniz iyi olur

  11. #11
    Üye
    hüseyin yılmaz Avatarı

    Gerçek Adı
    hüseyin
    Üyelik Tarihi
    18.06-2010
    Son Giriş
    14.07-2017
    Saat
    16:06
    Yaşadığı Yer
    Adıyaman
    Mesaj
    188
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aşkına dalmışım ben,
    nasihat neye yarar?
    Zehir içmişim ben; şeker neye yarar? Benim için: “Ayağına zincir vurunuz!” diyorlar. Divâne olan gönüldür, ayağıma zincir vurmak neye yarar..?

  12. #12
    Üye
    muntada al ansar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.12-2009
    Son Giriş
    13.10-2017
    Saat
    19:44
    Yaşadığı Yer
    trabzon
    Mesaj
    1.175
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    neyzen tevfiğin bi sözü varda burda söylemiyim

  13. #13
    Üye
    suat06 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2010
    Son Giriş
    09.07-2016
    Saat
    02:53
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Mana Olarak Vird

    İtiyad, alışkanlık halinde, nafile olarak devamlı yapılan ibadet, tesbih ve dualara VİRD denilir. Çoğulu Evrad olarak gelir. Kulun kasdı olmaksızın kalbe gelen Gaybi manalara da VARİD denilir.

    (1) Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri der ki: ‘Her virdin bir Varidi vardır...’
    (2) Tasavvuf Büyükleri bu mana ile alakalı olarak: ‘Virdi olmayanın, Varidi olmaz...’ demişlerdir.
    (3) Sufiyye hazaratına göre, Vird sebebi ile kalbe sevinç, neşe, hüzün, sıkıntı gibi gelen duygular birer Varid-i Rabbanidirler. Bunlar her biri aşk halindeki durgunluk ve coşku halleridir ki, Sufiler, bunlarla alakalı formüller geliştirmişlerdir. Burada sadece Vird bahsini ele alacağımız için, Varidle alakalı bir başka makale ele alacağız inşaallah.
    b) Virde Devamlı Olmayı Bildiren Deliller
    Allah’ü teala bizlere kendisini sık sık zikretmemizi
    (4) nimetlerini hatırlamamızı
    (5) nimetlerine şükretmemizi
    (6) bizden istemektedir. Şükrettiğimiz ölçüde ise, bunların karşılığını bol bol vereceğini vaad etmektedir. Zikrimizin karşılığı olarak, bizzat O’nun tarafından zikredilmemizdir.
    (7) Bu en büyük mükafattır!
    Rabbimiz gece ve gündüz Virdlere devamlı olanları kitabında överek: ‘Onlar geceleyin yataklarından kalktıklarında, korku ve ümid içinde Rablerine dua ederler’
    (8.) ‘Onlar gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyamda durarak geçirirler’
    (9) ‘Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaradılışı hakkında derin derin düşünürler ve şöyle derler: Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!’
    (10) ‘Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse o inkarcı gibi midir? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu bunları ancak akıl sahipleri hakkıyla düşünür...’
    (11) gibi ayetleriyle Onların müstesna bir konumda olduklarını belirtir.
    Bunun yanı sıra Rabbimiz (cc), Virdlere devamlı olmayı öğütleyen bir kısım ayetler belirtmiştir. Mesela: ‘İman edenlerin, Allah’ın zikri ile ve O’ndan inen Kur’an sebebi ile, kalplerinin ürperme zamanı gelmedi mi?’
    (12) ‘Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar zarar edenlerdendir’
    (13) ‘Allah’ı unutan ve bu yüzden de Allah’ın onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkmış fasık kimselerdir.’
    (14) Buyurarak, kullarını zikre, tefekküre ve devamlı ibadete teşvik ettiğini görmekteyiz.
    Hadislerde ise, Virdin insan üzerindeki etkisi konu edilir. Okunan zikirlerin her birinin kişinin ahlakının güzelleşmesi, amellerinin düzelmesi, kişiliğinin gelişmesine olumlu derecede tesir ettiği, Kalbin cilasının ancak zikrullah sayesinde ele geçtiği bildirilir. Çekilen zikirler, günahların keffareti yerine geçtiği gibi, kulun Rabbi katında övülmesine de sebep teşkil eder.

    Yine hadislerde zikredenlerle, zikretmeyenlerin, ölüyle diri arasındaki fark gibi aralarında fark bulunduğu belirtilir. Allah’ı zikretmek üzere toplanan grubu Rahmet meleklerinin ziyaret etmeleri, Allah’ın zikir meclisinde olanları afvetmesi, Allah’ın zikrolunduğu evlerin gök halkı/melekler tarafından gayet aydınlık bir şekilde gördükleri belirtilir. Bütün bunlardan sonra, Vird Allah dostlarının sırrı kabul edilmiştir. O sırra ve Allah dostluğuna ulaşmanın yolu Virddir. Bu sebepledir ki, Allah adamlarından hiçbirisi Virdsiz yetişmemiştir.

    c) Virdin Çeşitli Vakitlerde Yapılması Hakkında İslam Otoritelerinin Yaklaşımı
    Kutü’l-Kulub kitabının sahibi Ebu Talib el-Mekki, eserinin ikinci faslına gece ve gündüz Evradına devamlı olmanın gereğini belirten ayetleri sıralayarak başlar ve her bir ayet incelendiğinde, günün belli vakitlerinde belli evrada devamlı olunması gerektiğini belirtmektedir.

    (15) diyerek bir kısım ayetlerden delil getirmek üzere şu ayetle başlar. Rabbimiz (cc) buyurur ki:
    - “Düşünüp ibret almak veya şükretmek isteyenlere, gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren de O’dur!..”
    (16) Hazret, bu ayet ile gece ve gündüzün yaratılış maksadını anlamış ve anlatmıştır. Bütün zamanlar zikir için yaratılmıştır. Bunun için gece ile gündüzün ayette ayrı ayrı belirtilmesi, gece Virdinin ayrı bir ibadet olduğunu ve gündüz Virdinin ayrı bir ibadet olduğunu bildirmektedir. Hulasa; Allah tealayı sevenler O’nu çok zikrederler. Allah aşıkları gecenin sessizliğini bir fırsat olarak görüp, Mevlaya yakınlaşmak için vesileler aramışlar ve en etkili vesilelerden biri olarak, gece Virdini tesbit etmişlerdir. Yine Mevlana Halid-i Bağdadi buyurur ki: ‘Kalp hastalıklarını tedavide en tesirli ilaç, Hafi zikir ile Virdlere devamlı olmaktır.’
    (17) Burada Virdlere devamlı olmaktan kasıt, Allah tealanın isimlerini zikre devamlı olmaktır. Allah tealanın muhtelif isimleri vardır ki, bu isimler dillerde anıldıkça, gönüllerde yad olundukça, gönül kapıları açılarak, oradan kalbe hikmet pırıltıları ve marifet nurları akmaya başlar.
    Yine Virdlere devamlı olmaktan maksat, İmam A’zam’ın Ebu Yusuf’a dediği gibi: ‘Namazlardan sonra, kendini alıştırıp daima yerine getireceğin bir Vird seç ve onu ifa et... Mesela Vird olarak, namazlardan sonra Kur’an-ı Kerim okuyabilirsin, Cenab-ı Hakkın yüce isimlerini zikredebilirsin, bela ve musibetlere karşı ihsan buyurduğu sabır ve tahammül gücüne veya bahşettiği çeşitli nimetlerine şükredebilirsin.’
    (18) Bununla Ebu Hanife hazretleri, Virdin namazlardan sonraya tahsis edilmesine dikkat çeker. İmam Şafii (rh.a) ise farz namaz ile sünnetin arasında tesbihatın efdal olduğuna kanaat getirerek, en efdal vaktin bu vakit olduğunu savunmuştur.
    Yahut Virdlere devamlı olmaktan kasıt, Gazali’nin dediği gibi: ‘Dua, zikir, Kur’an-ı Kerim okuma ve tefekkür yaratıklardaki ve kendi bedenindeki ince sanatları, alemdeki düzen ve intizamı, birbirine bağlılıklarını düşünerek, Allah tealanın büyüklüğünü anlaması, insanın günahlarını hatırlayıp, bunlara tevbe etmesi, ibadet ve taatlarını düşünerek bunlara şükretmesi gibi, sabah namazından sonra, ahiret yolcusu kulun virdi olmalıdır.’ Gazali merhum Sabah namazının ardından böyle kalıcı bir Virdi alışkanlık haline getirmeye dikkat çeker.
    Hulasa; Tarikat ehlinin kendine özgü belli dua ve zikirleri vardır. Ve bu zikirler, ayetler, hadisler ve ermiş Arif zatların dualarından oluşan, belli bir manevi disiplin içerisinde yerine getirilmesi Tarikat mensuplarından istenen, çeşitli Virdlerdir. Bunların verildiği gibi yapılması çok faydalıdır. Zira bu virdlerin her birisi kurtuluşa vesile olan anahtarın birer dişi hükmündedir. Nitekim Vehb b. Münebbih’e: ‘La ilahe İllallah, Cennetin anahtarı değil midir?’ diye sorduklarında, Vehb b. Münebbih hazretleri: ‘Evet anahtarıdır. Lakin bu anahtarın şüphesiz ki dişleri vardır. Sen cennetin kapısının önüne dişli bir anahtarla varırsan sana cennetin kapısı açılır, yoksa açılmaz’ demiştir.

    Kaynak:
    1-) Tasavvuf Terimleri Sözlüğü s 367 varid maddesi müellif Prof. Dr. Süleyman Uludağ
    2-) Mevlana Halid el-Bağdadi Mektubat s 270 müellif Es’ad Sahib Yayına hazırlayan Dilaver Selvi
    3-) Hadislerle Tasavvuf s 88 müellif Eşref Ali Tanevi mütercim Dr. Zaferullah Daudi-Ahmed Yıldırım
    4-) Kur’an-ı Kerim Ahzab suresi ayet 41
    5-) Kur’an-ı Kerim Al-i Imran suresi ayet 101
    6-) Kur’an-ı Kerim İbrahim suresi ayet 7
    7-) Kur’an-ı Kerim Bakare suresi ayet 152
    8-) Kur’an-ı Kerim Secde suresi ayet 16
    9-) Kur’an-ı Kerim Fürkan suresi ayet 64
    10-) Kur’an-ı Kerim Al-i Imran suresi ayet 191
    11-) Kur’an-ı Kerim Zümer suresi ayet 9
    12-) Kur’an-ı Kerim Hadid suresi ayet 16
    13-) Kur’an-ı Kerim Münafikun suresi ayet 9
    14-) Kur’an-ı Kerim Haşr suresi ayet 19
    15-) Kutü’l-Kulub c 1 s 20-21 müellif Ebu Talib el-Mekki mütercim Muharrem Tan
    16-) Kur’an-ı Kerim Fürkan suresi ayet 62
    17-) Mevlana Halid el-Bağdadi Mektubat s 287 müellif Es’ad Sahib Yayına hazırlayan Dilaver Selvi
    18-) Kitabü’l-Harac s 64-65 müellif İmam Ebu Yusuf mütercim Muhammed Ataullah efendi sadeleştiren İsmail Karakaya


  14. #14
    Üye
    deniz yildizi Avatarı

    Gerçek Adı
    bir çiçek adı
    Üyelik Tarihi
    27.01-2008
    Son Giriş
    30.05-2014
    Saat
    13:33
    Yaşadığı Yer
    balıkesir- memleket osmaniye
    Mesaj
    353
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Allahı o yüce rahmanı anmak her an her dakika zikretmek gönülden ihsanla ihlasla ona yönelmek öyle güzel manevi bi duygudur ki öyle tertemiz bişeydir ki ancak yaşayan hisseden bilebilir anlıyabilir rabbim cümlemize bu tadı yaşatmayı nasip etsin inş
    allahı bolca zikretmek dileğiyle...

  15. #15
    Üye
    E®KAN Avatarı

    Gerçek Adı
    ERKAN
    Üyelik Tarihi
    11.05-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    1.348
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Teşekkürler...




Sayfa 1 / 3 123 SonSon