ALLAHA KURBAN OLMAYANLAR
KURBAN OLDUKLARININ KULU OLURLAR!
“Bu hayvanların ne etleri ve nede kanları Allah’a ulaşacaktır. Allah’a ulaşacak olan ancak sizin O’nun için yaptığınız gösterişten uzak amel ve ibadetlerdir. Size doğru yolu gösterdiğinden, Allah’ı yüceltmeniz için onları böylece sizin buyruğunuza vermiştir. İyilik yapanlara müjdele.”22/37
Kurban, “yakınlaşmak” anlamına gelir. Kendinin uzağında yaşamayı marifet zanneden insana “yaklaş” anlamına gelen bir işarettir. Yani kendisi ile Allah’a yaklaştığımız her şey kurbandır. Sadaka kurbandır. Zaman kurbandır. Söz, Emanet, Namaz, Oruç, Tesettür, Hac hepsi birer kurbandır. O yüzden kurban bir hayat tarzıdır. Bu manada insanın kurban ettiği bir hayvan değildir. Hayvan bir semboldür. Çünkü Allah’a yaklaşan hayvan değildir, insandır. Allah’a et ve kan çıkmadığına göre, insanın takvası çıktığına göre, neden kurban hayvan olsun ki, kurban bu manada insandır.
Kurban; yani yakınlaşmanın en derini, en kapsamlısı, üstelik her çeşidiyle… Bakınız etrafınıza; kurban olmayan birini görebilir misiniz? Kimi kara sevdasının, kimi ak sevdasının kurbanıdır. Dünyaya, paraya, mala, makama, şöhrete, alkışa, servete kurban olmak ve kurban etmek için kuruğa girenlerin haline bir bakın. “Allah’a kurban olmayanlar, kurban oldukları şeyin kulu olurlar.”
Kuran’dan da öğreniyoruz ki; Tüm yaratılanlar insanın hizmetine sunulmuştur. Yer ve Gök, Gündüz ve Gece, Dağ ve Taş, Hayvanlar ve Bitkiler. Allah bu sayılanların hepsini bir yasaya bağladı, yani hepsinin bir rolü var, yaratılış amacı var. İnsan, hizmet için yaratılan varlıkların emrine giriyorsa eğer, roller değişmiş demektir.
İnsanlık tarihine bakıyoruz, Güneşe ve Ay’a tapma olmuş. Bitkilere ve Hayvanlara tapma olmuş. Geceye ve Gündüze tapma olmuş. Mesela; Eski Mısırlılar ineğe tapmışlar. (Hindistan gözümüzün önünde) Apiz öküzüne tapmışlar, hatta Apiz öküzüne öyle tapmışlar ki; Apiz mabedi yapmışlar ve o mabedin ortasında bir öküz ve o öküzün ortasında Apiz rahipleri. Öküzün her hareketini tefsir ediyorlar. Öküz kafasını oynattı, kuyruğunu salladı, böğürdü hepsine yorum yapıyorlar ve buradan yola çıkarak, bu sene Nil taşacak veya taşmayacak, bu sene savaşa gireceğiz veya girmeyeceğiz. Havalar iyi gidecek veya gitmeyecek, verim bol olacak veya olmayacak diyerekten, Öküzün hareketine göre bu ülkeyi yönetiyorlar. Yâda şöyle mi demeliyim? Koca bir ülkeyi bir öküz yönetiyor. Hatta ölen Apiz öküzü bir anıt mezara konuluyor ve tanrı ilan ediliyor.
Neden yarabbi? Bize kurban kestiriyor ve sevdiğimiz şeylerden infak etmemizi emrediyorsun? Cevap açık: “Sizin emrinize verdiğim şeylerin emrine girmeyesiniz” diye!
Aslında bunu sadece hayvan için anlamayalım, mal, makam, şöhret ve Dünya içinde geçerlidir. Allah her şeyi bir yasa dâhilinde yaratmıştır. O Yasa dâhilinde bizim emrimize verilen şeylerin emrine girmeyerek, Allah’a kulluğumuzu göstermeliyiz. Bir şeyi yerli yerine koymazsak eğer problemler başlıyor, hizmet için yaratılan şeylerin, hizmetine girilmeye başlanılıyor…
Kurban aynı zamanda bize şu mesajı verir: Rabbimizin koyduğu düzen, hayvanı hayvan yerinde, eşyayı eşya yerinde, İnsanı İnsan yerinde koymaktır. Hayvana, eşyaya sahip mi olacağız? Yoksa onlara ait mi olacağız? Köle, efendisini verebilirmi? Memur, amirini verebilirmi? Onun için, ona ait ise veremiyor ve kesemiyor. Eğer sahipse verebiliyor ve kesebiliyor. Sahip olmak için vermek lazım, emanet bilenler verebiliyorlar, verdikçe sahip oluyorlar. Onun için mü’min verdiğinin efendisidir, kölesi değil.
Rabbim sahip olduğumuz her şeyi kendisine yaklaşma vesilesi kılsın. (âmin)
Kurban: Hayvanın insana verdiği en soylu derstir. Eğer öğüt almayı biliyorsan hayvanda sana öğüt verir.
Selam ve dua ile.....BAYRAMINIZ MUBAREK OLSUN