Sayfa 5 / 5 İlkİlk 12345
Toplam 72 mesajın 61-72 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #61
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:14
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    4.657
    Alınan Beğeniler
    539
    Verilen Beğeniler
    151
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    İşte ben o yüzden Freud her zaman haklı değildir diyorum...

    Freud, psikoloji alanında çığır açmış ve farklı bakış açıları getirmiş birisi... Modern psikoloji ve psikiyatriye katkıları yadsınamaz. Ancak tüm tezlerinin doğru olması da gerekmez.

    Senin sigara örneğinden gidersek... Ben yeterince anne sütü emdim. Ama sigara da kullanıyorum. Ayrıca, artık biliyoruz ki, sigara içki gibi bağımlılıkların bazı genetik nedenleri de var. Cinsel davranışların da genetik nedenleri var. Hayvan yetiştiren kişiler bunu çok daha iyi bilir. Belli hayvan kuşaklarının belli karakter özellikleri vardır... Az süt emmiş falan filanla açıklanamaz bunlar.

    Konuya bu kadar ilgili olduğuna göre, Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisine de göz atmanı öneririm. Oldukça önemli bir tezdir.

  2. #62
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: MeTePe Mesajı Gör
    İşte ben o yüzden Freud her zaman haklı değildir diyorum...

    Freud, psikoloji alanında çığır açmış ve farklı bakış açıları getirmiş birisi... Modern psikoloji ve psikiyatriye katkıları yadsınamaz. Ancak tüm tezlerinin doğru olması da gerekmez.

    Senin sigara örneğinden gidersek... Ben yeterince anne sütü emdim. Ama sigara da kullanıyorum. Ayrıca, artık biliyoruz ki, sigara içki gibi bağımlılıkların bazı genetik nedenleri de var. Cinsel davranışların da genetik nedenleri var. Hayvan yetiştiren kişiler bunu çok daha iyi bilir. Belli hayvan kuşaklarının belli karakter özellikleri vardır... Az süt emmiş falan filanla açıklanamaz bunlar.

    Konuya bu kadar ilgili olduğuna göre, Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisine de göz atmanı öneririm. Oldukça önemli bir tezdir.
    Maslow ihtiyaçları 5 temel kategoride sınıflandırmış ama dikkatini çekerim birinci kategoride cinsellik var ,birden sonra gelen diğer dört kategori cinsellikle ilintilidir ,Mesela Maslow dördüncü temel ihtiyaç olarak değer kategorisinden bahsediyor ,bireyin başkalarınca tanınıp değer görmek istediğini ifade ediyor ,peki sence birey neden başkalarınca tanınıp değer görmek ister ? evet ne dediğini duyar gibiyim,CiNSELLİK DEDİN ,cinsel objeyi ele edebilmen için o cinsel objeninde az çok senden hoşlanması lazım ya da cebinde biraz para bul ,yastık altında bir kaç çeyrek altının olmalı ,aksi takdirde hedeflediğin cinsel obje sana pas vermez ,insanlar neden güzel gyinmek ,güzel konuşmak isterler,neden medeni görünmeye çalışırlar ,çünkü burada cinsel objeye şu mesaj verilmek istenir ; ben öteki maymunlar gibi pis ,bakımsız,vahşi değilim ....Sigara konusunua gelince ,bu konuyuda iyi araştır lütfen ,sigara içenlerin büyük çoğunluğu sevgiden yoksun yetişmiş kişilerdir ,çocukluk ergenlik dönemleri travmalarla geçmiştir,Fizyolojik ihtiyaçlar, insanın biyolojik olarak yaşamını sürdürebilmesi için gereken ihtiyaçlardır bunun en başında da cinsellik gelir ,diğerleri tefarruattır

  3. #63
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:14
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    4.657
    Alınan Beğeniler
    539
    Verilen Beğeniler
    151
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tesadüf... bugün ne haber olmuş:

    Neandertal genlerin miras: Sigara tiryakilii - Hrriyet DNYA

    Neandertal genlerin mirası: Sigara tiryakiliği

    Nature dergisinde sonuçları yayımlanan bir araştırmaya göre günümüz insanı bazı hastalıkların kökeninde yatan gen tiplerini Neandertaller ile çiftleşen atalarından kaptı.

    İltihabi bir bağırsak hastalığı olan Crohn hastalığı, Tip 2 diyabet ve tuhaf bir şekilde sigara tiryakiliğini de Neandertal genlerin taşıdığı düşünülüyor.
    Genom haritası Homosapien insanın Afrika'dan ayrıldıktan sonra Neandertaller ile beraber olduğuna işaret ediyor.
    Bugüne kadar Neandertal DNA'sının etkileri ve insan sağlığı üzerinde nasıl bir iz bıraktığı konusu açıklık kazanmamıştı.
    Afrikalı olmayan insanların genetik yapılarının yüzde 2 ila 4 arasında bir oranının Neandertallerden geldiği tahmin ediliyor.

    SOĞUK İKLİMLERE UYUM
    Harvard Tıp Fakültesi'nden genetik bilimci Sriram Sankararaman ve meslektaşları 1004 kişinin genomunu inceleyerek farklı genlerin Neandertal versiyonlarına sahip olan bölgelerini belirledi.
    Bunlar arasında sigara bırakma zorluğuyla ilişkilendirilen bir gen varyantının Neandertal kökenli olduğunu öğrenmek epey sürpriz yarattı.
    Bu keşif Neandertal atalarımızın mağaralarda zincirleme sigara içtiği anlamına gelmiyor tabii.
    Araştırmacılar bu mutasyonun başka işlevleri de olması gerektiğini söylüyor. Modern insanın sigara içme alışkanlığını ilgilendiren özellik başka bir dizi genetik etkiden sadece biri olsa gerek.
    Araştırmacılar ayrıca Neandertal DNA'sının insan genomuna eşit biçimde dağılmadığını, daha ziyade gen haritasının cilt ve saçı etkileyen bölgelerinde yoğunlaşmış olduğunu gördü.
    Bu veri, bazı gen varyantları sayesinde Avrasya'nın serin iklimlerine doğru ilerleyen modern insanın çevreye daha kolay uyum sağlama imkanı bulduğunu gösteriyor.
    İNGİLTERE’DEN SİBİRYA’YA
    İki tür birbiriyle karşılaştığı zaman, Neandertaller birkaç yüz bin yıldır soğuk iklim koşullarına ayak uydurarak yaşayagelmişti.
    Neandertaller, İngiltere'den Sibirya'ya kadar uzanan bir coğrafyaya yayılmış, bodur ve sağlam yapılı avcılardı.
    Fakat yaklaşık 30 bin yıl önce Homosapienler Afrika'dan çıkıp dünyaya yayılmaya başladığında Neandertallerin de türü sona erdi.
    Modern insanın genomunda ciltteki pigmentasyonu belirleyen bölgelerin Neandertal izleri taşıması boşuna değil.
    Science dergisinde ayrıntıları yayımlanan başka bir araştırmanın yazarlarından olan Washington Ünivesitesi öğretim görevlisi Benjamin Vernot, Neandertal gen ile cilt rengi değişen Avrupalı ve Doğu Asyalı modern insan nüfusunun evrimsel bir üstünlük kazandığını söylüyor.
    GEN MUTASYONU
    Fakat öte yandan Neandertal kökenli başka gen varyantları Tip 2 diyabet, uzun süreli depresyon, lupus olarak bilinen deri veremi ve Crohn hastalığı gibi sağlık sorunlarının altında yatan etken.
    Neandertal atalarımız da bu hastalıklardan mustarip miydi yoksa gen mutasyonları sadece modern insanın genetik yapısında mı hastalık riski doğurmaya başladı sorusunun henüz kesin bir yanıtı yok.
    Harvard'lı araştırmacı Sriram Sankararaman, Neandertallerin genetiği konusunda elde ayrıntılı bulguların olmadığını, ama ileride yeni keşiflerin bu konuda daha fazla bilgi sahibi olmamızı sağlayabileceğini söylüyor.

  4. #64
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: MeTePe Mesajı Gör
    Tesadüf... bugün ne haber olmuş:

    Neandertal genlerin miras: Sigara tiryakilii - Hrriyet DNYA

    Neandertal genlerin mirası: Sigara tiryakiliği
    <<<<<< link bende açılmıyor <<<<<<<<

  5. #65
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:14
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    4.657
    Alınan Beğeniler
    539
    Verilen Beğeniler
    151
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: SERAFİM Mesajı Gör
    Maslow ihtiyaçları 5 temel kategoride sınıflandırmış ama dikkatini çekerim birinci kategoride cinsellik var ,birden sonra gelen diğer dört kategori cinsellikle ilintilidir ,
    Yazdıklarında haklılık payı yok değil....

    Cinsel seçilim evrimin en önemli unsurlarından biridir. Hatta Darwin son döneminde neredeyse kafayı tamamen bu konuya takmış. Ama benim vurguladığım şey, cinselliğin yegane unsur olmadığıdır.

    Elbette en önemli unsur cinselliktir. Çünkü, cinselliklik olmaksızın diğer dürtülerin önemi kalmaz... nesil devam edemez!
    Ancak burada cinsellik kadar önemli unsurlardan bir tanesi -üreme- güdüleridir. Bu bilinçli veya sadece cinsel anlamda yapılan bir tercih değildir. Bazı hayvan modellerinde olduğu gibi, insanlarda da soyun devamının zaman zaman cinselliğin önüne geçtiği görülür. Buna en iyi örneklerden biri, kız kardeşlerin gereksinim olduğunda evlenmeyip veya çocuk sahibi olmayıp diğer kardeşin çocuğuna annelik yapmasıdır. Bu durum sanıldığından çok görülür.

    Mesela arslan topluluklarında da dişiler tüm yavrulara beraber bakar.

    Burada belki de cinsellik kavramını "arzu" ve "üreme" şeklinde ikiye ayırmak lazım. Birisi çok içsel dürtülerimizdir. Diğeri de genlerimize nakşolmuş bir gerçektir.

    Ben yine de Freud'cu anlayışla yetinmemeni, insan fizyolojisi ve psikolojisinin Freud ile açıklanamayacak kadar karmaşık olduğunu bilmeni isterim. İnsanların gelecekteki davranışlarını çocukluğunda (veya bebekliğinde) yaşadığı deneyimlerin şekillendirdi, bunda cinsel nedenlerin çok önemli olduğu tezi oldukça eskide kalmış ve büyük ölçüde demode olmuş bir yaklaşım. Şu anda modern genetik (nature-nurture ikilemi) yaklaşım daha ön plandadır.

  6. #66
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Cinselliğin temelinde üreme içgüdüsü gibi bir varsayımda bana yanlış geliyor ,eğer üreme içgüdüsü cinsel dürtüleri tetikliyor olsaydı kısır kişiler ,gayler ,lezbiyenlerde üreme içgüdüsüyle mi hareket ediyor ? ben hedonistim ,hayatın yaşamın amacı zevk almaktır

  7. #67
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:14
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    4.657
    Alınan Beğeniler
    539
    Verilen Beğeniler
    151
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: SERAFİM Mesajı Gör
    Cinselliğin temelinde üreme içgüdüsü gibi bir varsayımda bana yanlış geliyor ,eğer üreme içgüdüsü cinsel dürtüleri tetikliyor olsaydı kısır kişiler ,gayler ,lezbiyenlerde üreme içgüdüsüyle mi hareket ediyor ? ben hedonistim ,hayatın yaşamın amacı zevk almaktır


    Şimdi olayı soyut "duygulardan" arındırıp somut mekanizmalar olarak incelersek, üreme amaçlı olsun veya olmasın, her türlü cinsel arzunun hormonlarla ilgisi çok yüksektir. Eğer hormonları kurcalarsan cinsel arzuları da değiştirirsin. Hormonları belirleyen ise genetiktir. Genlerin amacı ise kendini çoğaltmak ve sonraki nesillere aktarmaktır.

    Mekanizmayı sadeleştirirsek;
    Genler=> Hormonlar => Cinsel arzular
    diyebiliriz.

    Şimdi bu mekanizma içinde senin kısır kişiler, gayler falan nereye koyacağız?

    Kısırları ayrı tutalım.. Çünkü kısırlık bir cinsel mekanizma bozukluğu değil, üreme becerisi olmamasıdır. Bunun da oldukça fazla nedeni vardır. En temel olarak, sperm veya yumurta üretmekte oluşabilecek bir terslik kısırlığa yol açar. Ama hormonlar ve mekanizma aynen orada duruyor. Yani beyin durumun farkında değildir ve hala üremek ister.

    Şimdi gay, lezbiyen gibi cinsel eğilim farklılıklarının da genetik orijinli olduğu biliniyor. Burada cinsel mekanizmalarda bir sorun yok. Yani üreme iç güdüsü ve buna yönelik sistemler çalışıyor. Sorun şu ki, bu kişiler kendilerini mevcut cinsiyete ait hissetmiyor. Yakın zamana kadar bu tür kişilerin yetiştiriliş tarzına bağlı olarak eşcinsel olduğu sanılırdı. Ancak, artık biliyoruz ki, bu tür cinsiyet dönüşümleri anne karnındayken bile mevcut. Dışarıdan yapılan baskılar sadece bunu gizliyor veya bastırıyor... ama ortadan kaldıramıyor.

    Hani şöyle desek; erkek çocuğa bebekliğinde kız bebek oynat, evcilik falan oynat... içinde yoksa mümkün değil eşcinsel olmaz. Aynı şekilde, doğuştan itibaren kız çocuğu erkek fatma gibi yetiştirsen de kaba saba biri olur ama hala kadın gibi hisseder.

    Yakın geçmişte yapılan çalışmalar; kişiliğimizi ve davranışlarımızı etkileyen en önemli unsurun genlerimiz olduğunu, çevresel etkilerin bunu pek az değiştirebildiğini gösteriyor. Açıkcası bir 50 yıl öncesine kadar yeni doğmuş bir bebeğe boş bir beyaz kağıt gözüyle bakmak yaygındı... Nasıl şekillendirirsen öyle gider diye düşünülürdü. Ancak, son yıllarda doğduktan hemen sonra birbirinden ayrılmış tek yumurta ikizleri ve kardeşler üzerine yapılan çok uzun dönemli (20-30 yıllık) gözlemler, çok farklı ortamlarda yetişen bu kişilerin neredeyse tıpatıp aynı kişilikleri barındırdığını ortaya koydu. Öyle ki, içlerinde birbirlerinden habersiz çocuklarına aynı isimleri koyup, aynı meslekleri seçenler bile var.

    Diğer bazı çalışmalar da, bazı genlerle oynayarak beyin kimyasında yapılan çok küçük değişikliklerin cinsel (veya diğer) davranışları çok dramatik değiştirdiğini gösteriyor. Bu konu içindeki fare örneği gibi...

    Sonuç olarak; genlerimiz bizim kim olduğumuzu, nasıl davranacağımızı, nelerden hoşlandığımızı, nelere kızdığımızı, iyi veya kötü olacağımızı, sarışın veya esmer olacağımızı, yani bizi anlatır.

    Bu mekanizmanın sonuçlarını sosyal ve toplumsal boyutta çeşitli şekillerde gerekçelendirebilir veya analiz edebiliriz. Ama sonuç değişmez! Neysek, o'yuz.

  8. #68
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Evet
    genler sayesinde atalarımızın onbinlerce yıl önce sahip olduğu özellikleri barındırırız,örneğin çocukken insanlar aşırı derecede ağaca tırmanma isteği duyarlar ,bu özelliğimizi ağaçlarda yaşayan atalarımızdan aldığımız çok açık ,
    kendi ifadenle ; eşcinsel kimliğin anne karnında bile oluşabileceğini belirttiğine göre ve
    onların üreme amaçlı birliktelik kurma olasılıklarının olmadığına göre haz için birliktelik kurduklarını sende onaylamış oluyorsun ,zaten 1993 yılında dünya sağlık örgütü eşcinselliğin ruhsal bir hastalık olmadığını heterosexizm gibi doğal bir cinsel seçilim olduğunu açıkladı ,insanların ve hayvanların üreme içgüdüsüyle ilişkiye girdikleri panteist ,fedilist<kaderci< bir yaklaşımın insanlar üzerinde domine edildiğini düşünüyorum ,hiç çocuk sevmeyen ,evlense dahi çocuk istemeyen birisi neden ki üreme içgüsüyle yola çıksın ......

  9. #69
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:14
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    4.657
    Alınan Beğeniler
    539
    Verilen Beğeniler
    151
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Eşcinsellerin çocuk istemediğini de kim söyledi...

    Bunun yasal kabul edildiği ülkelerde yapay döllenme veya evlat edinme gibi yöntemlerle çocuk sahibi olan pek çok eşcinsel var. Yani üreme içgüdüsü onlarda da var.

    Sonuçta bu kişilerin cinsel davranışlarının da altında üreme mekanizmasının genetik sonuçları yatar. Burada fark "bilinçli arzularda" değil, "kimlik seçiminde"dir. Kişi senin düşündüğün gibi "nasılsa üremek istemiyorum, karşı cinsle birlikte olmama gerek yok, gidip kendi cinsimden birini bulayım" demez. Tamamen olağan cinsel dürtülere sahiptir ama kendini bedeninin olduğu cinsel kimlikte görmez. Mesel bir kadınlıktan erkekliğe geçen bir tarnseksüele sorsan "vlenip çocuk sahibi olmak, iyi bir aile babası olmak istiyorum" gibi şeyler söyler.

    Burada durum "kimlik seçimi" ile ilgilidir.

    Diğer taraftan, 1993 yılından çok öncesinden bu yana modern psikiyatri transseksüelliği veya eşcinselliği bir ruh hastalığı vasfından çıkartmıştır. Buna bir kimlik seçimi olarak bakılmakta ve normal kabul edilmektedir. (Tabi başka ruhsal sorunları yoksa.)

  10. #70
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    MeTePe;

    Ona bakarsan bizim haricimizde ki diğer hayvan türleride çocuk yapıyorlar ,ama her hayvan isteyerek çocuk yapıyor diye birşeyin söz konusu olduğunu sanmıyorum ,üreme çok farklı bir konu ,kimi hayvanlarda sakinleşmek için cinselliği yaşıyorlar..........

  11. #71
    Üye
    Libertarian Avatarı

    Üyelik Tarihi
    13.01-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    19:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    316
    Alınan Beğeniler
    9
    Verilen Beğeniler
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Seksin Evrimi - YouTube

    keyfile bilimle izleyin.

  12. #72
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    nasıl yani zzzzuhuhu




Sayfa 5 / 5 İlkİlk 12345