Toplam 2 mesajın 1-2 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Sokağa çıktığımızda genellikle bir engelliyle karşılaşırız. Çoğu zaman engelli dilencilere acıyarak üç beş kuruş sadaka veririz. Kimi engelliyi de engel durumundan dolayı fark edemeyebiliriz; çünkü otistik veya işitme engelli olabilir. Yaşadığımız sokakta, hatta oturduğumuz apartmanda bir veya daha fazla engelli yaşıyor olabilir. Ancak biz onların varlığından haberdar olmayabiliriz; çünkü birçoğu evlere hapsedilmiş durumdadır. Ülkemizde toplam nüfusun yüzde 12.29’u engellidir. Bu orana dayanarak yaklaşık olarak 8,5 milyon engelli olduğu tahmin ediliyor. Engelli bireylerin bu denli çok olmasına karşın, bunlarla ilgili çalışmalar sınırlı kalmakta ve birçok ihtiyaçlarına cevap verilememektedir. Engelliklere karşı toplumun daha fazla duyarlı olması gerekir; fakat ne yazık ki, duyarlılık daha çok acıma düzeyinde ortaya çıkmaktadır.
    Engelliler birçok etkenden dolayı evlere hapsedilmektedir. Bu etkenlerin başında toplumun engellileri dışlaması gelir. Diğer bir nedense, engellilere yönelik eğitim ve iş olanaklarının yetersiz oluşudur.
    Toplumun engellilere karşı geliştirdiği iki farklı tutum var: Acımak veya dışlamak… Aslında her iki tutum da engelli bireylere zarar vermekte ve onları yaralamaktadır.
    İnsanların engellilere acıması iyi niyetten kaynaklanan bir duygudur. İnsanların birçoğu, bir engelliyle karşılaştığı zaman yardım etmek ister; toplu ulaşım araçlarında yerini verir, kaldırıma çıkmasına yardım eder, karşıdan karşıya geçmesini sağlar, eğer dileniyorsa bir miktar para verir. Çoğu zaman da “Allah kimsenin başına vermesin” veya “Allah yardım etsin” diye sessizce geçirir içinden. Peki, bunun dışında engellilere ne yapılır? Hiçbir şey…
    Bazı inanlar ise, engellilere karşı zalimce bir tutum geliştirir: Dışlamak… Bu insanlar, çoğu zaman vebalı veya canavar görmüş gibi engellilerden kaçarlar. Birçok anne baba, çocuklarına şöyle tembihte bulunur: “Sakın o çocuğa yaklaşma; çünkü o, delidir ve sana zarar verir.” Engelli bir çocuk kendi çocuğunun sınıfına kaydedilirse, ortalığı ayağa kaldırır. Bu tutumdan dolayı otistik ve zihinsel engelli bireyler, birçok yerde deli muamelesi görmektedir.
    Engelli çocuğundan dolayı komşusuyla kavga etmeyen çok az aile vardır. Kavganın temel sebebi, genellikle çocuğun çıkarttığı gürültüdür. Otistik bir çocuğun babası, alt komşularıyla kavga ettiklerini anlattı. Kavganın nedeni ise, çocuğun kapıları sert kapatmasıymış. Ne yapmaları gerektiği konusunda, yardım istedi. Alt komşularıyla görüşebileceğimizi ve durumu anlatabileceğimizi söyledik. Eğer aile çocuğun durumunu bilirse, daha anlayışlı davranabilir diye düşündük. Aileye bir arkadaşımla birlikte gittik ve durumu anlatmaya çalıştık. Adam, önce sessizce bizi dinledi ve şu sözü söyleyerek kapıyı yüzümüze kapattı: “El alemin delisinin gürültüsünü çekmek zorunda değiliz.”
    Engelli bireylere acımak veya onları dışlamak yerine daha farklı ve yapıcı bir tutum geliştirilebilir. Öncellikle engelli bireyleri anlamak gerekir. Anlamak için de onlar hakkında çok şey öğrenmek gerekir. Onlara acımak insani bir durumdur; fakat bu acıma hissini onlara yansıtmamak ve belli etmemek gerekir. Bu acıma hissi, onların yaşam koşullarının düzeltilmesi yönünde eyleme dönüştürülmelidir. Örneğin, kötü koşullarda yaşayan ve geçimini dilencilik yaparak sağlayan bir engelliye iş bulmaya çalışarak yardım edilebilir.
    Bazı insanlar bir engelli gördüklerinde, dönüp bakmadan edemezler. Bu durum, engelli birey için çok üzücü ve hatta aşağılayıcıdır. Eğer engelleriyle ilgilenilirse, dikkatlerini sürekli engel durumuna vermelerine ve böylece yaşam güçlerini tüketmelerine sebep olunur. Engel durumlarıyla veya yetersizlikleriyle ilgilenmek yerine başarabilecekleri konulara odaklanılırsa, onlar da kendilerini toplumdan biri gibi görecek ve sosyal hayata daha aktif olarak katılacaklar. Engelli bireyler toplumsal yaşamda birer asalak değiller. Eğer bazıları asalak gibi yaşıyorsa, bunun temel sebebi, sakat olan toplumsal tutumdur. Engelli bireyler bütünüyle yetersiz değildirler; onların da yapabilecekleri birçok şey vardır. Eğer gerekli önem verilirse, engelliler içinde birçok alanda üstün yetenekli bireyler çıkacaktır. Nitekim kendi çabasıyla birçok başarıya imza atan engelliler vardır.
    Bugün engelli bireylerin temel sorunlarından biri de toplumumuzun olumsuz tutumundan dolayı sosyal alanda yetersiz kalmaları ve duygusal olarak ciddi sıkıntılar yaşamalarıdır.
    Engelli bireylere insanca bir yaşam sunmak ahlaki bir sorumluluktan öte zorunlu bir görevdir. Herkes gücü ve olanakları ölçüsünde engellilerin yaşamını kolaylaştırıcı bir şeyler yapmalıdır. Her şeyden önce, yanlış tutumlarla yıkılan duygu dünyaları onarılmalıdır.

  2. #2
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Uzun süre eve kapalı yaşamak agresifleştiriyor insanı