Toplam 3 mesajın 1-3 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Gözlerini açtığında yeniden doğmuştu sanki Eftelya. Dünyaya geldiğine, var olduğuna, yaşadığına hiç bu kadar sevinmemişti. Ondört yaşındaydı ama ilk defa bugün yüzü ayın ondördü gibi parıldıyordu. İçindeki heyecan nerdeyse damarlarından dışarı çıkacak adeta kalbi yerinden fırlayacaktı. Bu ana kadar yenik düştüğü zamana sevinç gülcükleriyle şimdi bir başka meydan okuyordu. Mutluydu, sevinçliydi, umut doluydu.

    Gözleri o kadar ışıldıyordu ki güneş bile Eftelya’nın gözlerine bakamaz olmuştu.Bu mutluluğu, bu heyecanı, bu coşkuyu, bu sevinci, bu hasret kaldığı özlemi ölümsüzleştirmeliydi. Var gücüyle koşup kardeşinin çalışma masasının başına geçti. Eline kağıt kalem aldı ve duygu dolu metnini yazmaya başladı.‘Ben seni böyle bilmezdim hayat. Sen benim için çabuk geçip gitmesini istediğim bir zulümdün. Bir işkenceydin. Bana hiç mutluluk vermedin.

    Doğduğumda ne kadar şanslı bir bebek demiş herkes. Ama öyle ya herkeste yanılabilirmiş meğer. Hatırlamadığım o ilk iki yılımın güzel olduğuna gerçekten bende inanıyorum. Ama önüme doğum günü hediyesi olarak verdiğin o kaza… Oldu mu ya hayat. Yapılır mıydı bu, bu küçücük şirin mi şirin bebeğe? Geri kalan ömrümün işkencesini, gülücüklerimle süslediğim hayattan hiç beklemezdim doğrusu. Oniki yıl boyunca yürüyememek, koşamamak, oynayamamak… En zoruma gidende önemsenmemek… Engelli olarak gönül engellilerin arasında yaşamak ne zor bir iştir biliyor musun hayat? Olsun be hayat.

    Canın sağ olsun. Şimdi öyle mutluyum ki; bana binyıl ömür versen hiç bu kadar mutlu olamazdım. Adım atabilmenin bu kadar değerli, ayakta durabilmenin bu kadar keyifli, istediğin zaman istediğin yere doğru yürüyebilmenin bu kadar coşkulu olduğunu öğrenemezdim.’Kalemi ve kâğıdı kardeşinin çalışma masasının üzerine bıraktı. Yalın ayak koşarak evlerinin önünde bulunan bahçeye fırladı. Gözlerini kapadı. Çimlerin üzerine basarak çimlerin yumuşaklığını iliklerine kadar hissetmeye çalıştı. Başardı da. Sonra toprağa bastı. Toprağın nemini iliklerine kadar hissetmeye çalıştı. Başardı da. Sonra taşların, çalı çırpının… Bir ara ayağına bir diken batıverdi. Çok canı acımıştı ama gülümsedi Eftelya. Ayaklarıyla acı da duyabiliyordu. Ne kadar güzel bir duyguydu bu.Saatlerce bahçede oynadıktan sonra tekrar evin kapısından içeri girdi. Üşümüştü ayakları. Hemencecik yorganın içine giriverdi. Ayaklarını biraz ısıtmaya çalıştı. Kafası karışmışmıştı Eftelya’nın.

    Ayaklarının üşüdüğüne mi sevinsin yoksa ısındığına mı? Her ne olursa olsun iki durumu da yaşamak onun için paha biçilmez güzellikteydi.Yavaş yavaş gözleri ağırlaştı Eftelya’nın. Çok keyifliydi. Uyumak istemiyordu. Fakat vücudu bu kadar neşeyi kaldıramamıştı. Yüzündeki tebessümle birlikte istemese de uykuya dalıp gitti.Sabah kardeşinin sesiyle gözlerini açtı Efteya. Gözlerinde yine o ışık, yüzünde yine o tebessüm vardı.Kardeşi babasından ısrarla bir çalışma masası istiyordu. Ne garip diye mırıldandı Eftelya. İkinci bir masayı neden isterdi ki. Ama yanılmıştı Eftelya.

    Kardeşinin gerçekten bir çalışma masası yoktu.Dona kaldı Eftelya. Yüzünde ömründe ilk defa oluşan bir hal vardı. Rüyamıydı yoksa yaşadıklarım diye düşündü. Ayaklarını hareket ettirmeye çalıştı. Olmadı. Kütük gibiydi. Kımıldamayı bırak ayaklarını hissedemiyordu bile. Şoka girmişçesine göz bebekleri bile donuklaşmıştı Eftelya’nın. Bir ara Hayat… diye mırıldanıverdi. Sonra ağlamaklara hıçkırıklara boğuldu. Uzunca bir süre hıçkıra hıçkıra ağlamıştı Eftelya. Artık ne gözlerinde bir damla yaş ne de ağlayacak dermanı kalmıştı. Dakikalarca sessiz kaldıktan sonra yüzüne yine ağır ağır bir tebessüm gelivermişti.

    Rüyada yaşadıkları gelmişti Eftelya’nın aklına. Rüyada da olsa o güzel duyguları yaşadığı için Rabbine şükür etti.Ertesi gece yine benzer rüyalar gördü. Diğer gece yine benzer rüyalar. Bu böylece sürüp gitti. Artık Eftelya geceleri yaşıyordu sanki hayatı. Hayat ona rüyalarda gülümsüyordu. Rüyada da olsa çok güzel bir duyguydu bu onun için. Bu yüzden Eftelya neredeyse daha güneş batmadan yatağa giriyor rüyalarını görmeye daha doğrusu özlem duyduğu hayatı yaşamaya başlıyordu. O gece yaşayandı

  2. #2
    Üye
    Landish Avatarı

    Üyelik Tarihi
    12.03-2010
    Son Giriş
    06.11-2017
    Saat
    11:10
    Yaşadığı Yer
    Istanbul
    Mesaj
    474
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    11

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Teşekkürler Matay,
    Yazıyı okuyunca duygulandım... Ben de rüyalarımda koştuğumu görüyorum ve çok mutlu oluyorum... ama gerçekte sadece yavaş adımlarla yürüyebiliyorum, ki buna da binlerce kez şükrediyorum.

  3. #3
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    sayın landish inşallah bir gün koşarsınız ama ben her zaman derim ki bu dünya üç günlük ,eksik kaldığımız noktalara üzülmek yerine elimizdeki donelerin farkına varıp her zaman mutlu olmaya gayret etmeliyiz,bunalım takılmanın hiç kimseye bir faydası olmuyor...