Sosyal bir varlık olarak birey yaşantısını başka insanlarla paylaşma ihtiyacı duyar. Lakin modern kültürle gelen iş yoğunluğu, vakitsizlik, aşırı yorgunluk,
tv, internet, chat gibi çeşitli meşguliyetler dikkatli olunmadığı zaman evlilikleri tehdit eder hale gelebiliyor. Eşlerin birbirlerine kendilerini rahatça ifade
edebiliyor olması ve birbirlerini dinleme becerisi, evliliğin kalitesini ve evlilik doyumunu etkileyen önemli bir unsurdur.

Acaba Dinlemekten Çok Konuşmaya Mı Niyet Ediyoruz?

Tarafların konuşurken birinin cümlesi bitmeden diğerinin konuşmaya başlayarak, hemen çözüm önerileri getirmeye çalışması, muhatabın nezaketini

istismar etmek demektir. Başkalarının nezaketini istismar edenler, dinlemekten çok konuşmaya yeltenenlerdir. Onun yaptığı sadece karşıdakine

iletmektir. Günümüzde insan ilişkilerinde ve evliliklerde bu durum karşımıza problem olarak çıkmaktadır. Beyan gerektiği şekilde dinlenmezse

kelimelerden geçen duygular akar gider ve insan bunun farkına varamayabilir. İlişkilerimizde yeter ki biz dinlemeye hazır olalım; inanın birçok

problemin kendiliğinden çözüldüğüne şahit olacaksınız. Tarafların birbirlerine zaman ayırarak dinlemeleri; aralarındaki sevgi bağını güçlendirir;

kızmışsa, öfkelenmişse bunu ifade etmelerini sağlar ve en önemlisi konuşarak rahatlar ve anlaşılmış olmanın huzurunu, güvenini yaşar.

Sevinç, hüzün, gözyaşı, öfke, evlilik sürecinde farklı zaman aralıklarında yaşanabilir. Önemli olan bir diğer noktada mutlulukların paylaşımı ve

yaşanması kadar eşlerin birbirlerinin öfke ve kızgınlıklarına da tahammül edebilmeleridir. Başka bir ifadeyle tarafların sabır kapasiteleri ve öfke

anında sakinleştirici bir rol oynamaları evliliğin seyrine etki eden önemli bir faktördür. Ancak bu durum yaşanan sorunların çözüme

kavuşturulmadan üstünün kapanması olarak algılanmamalıdır. Sabır ve tahammül, o anki yaşanan kriz durumunu daha da içinden çıkılmaz bir

hale getirmemek ve tarafların çözüm aramak için rahat, sakin ve aklıselim düşünebileceği bir vakte ulaştırmak adına geçici bir çözümdür.

Evliliğin tarafları olan kadın ve erkekler farklı donanımlarla yaratılmışlardır. Sözgelimi kadınlar şefkatin ve sevginin sembolü iken baylar gücün ve otoritenin sembolü olmuşlardır. İnsanın yaradılışında var olan psikolojik farklılıkları anlamak tarafların beklentilerine cevap bulabildiği ve kendini ifade edebildiği kaliteli bir ilişki zemini oluşturur.