Sayfa 4 / 4 İlkİlk 1234
Toplam 57 mesajın 46-57 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #46
    Üye
    hüseyin19 Avatarı

    Gerçek Adı
    HÜSEYİN
    Üyelik Tarihi
    24.03-2010
    Son Giriş
    07.02-2012
    Saat
    11:33
    Yaşadığı Yer
    ŞANLIURFA / CEYLANPINAR
    Mesaj
    1.089
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    126

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    %C3%A7%C3%B6l+adam - Hayata tutunan öyküler


    Bir Allah dostu çölde giderken yolunu kaybeder.Heyecanlanır ..
    Tekrar bulmaya çalışırken de çölün ortasında tek başına yaşlı bir kadın görür ..Kendi derdini unutur ..Meraklanır sorar ey garip kadın ,sen de mi yolunu kaybettin.
    Cevap afallatıcı bir sorudur ..Allah ı tanıyan nasıl garip olur ve O nu seven nasıl yolunu kaybeder....--ALLAH-IM-Senden başka hiç bir şeyi olmayan ben--Senden başka her şeyi olanlara acırım

  2. #47
    Üye
    hüseyin19 Avatarı

    Gerçek Adı
    HÜSEYİN
    Üyelik Tarihi
    24.03-2010
    Son Giriş
    07.02-2012
    Saat
    11:33
    Yaşadığı Yer
    ŞANLIURFA / CEYLANPINAR
    Mesaj
    1.089
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    126

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    teşekkürler veli her öykü bir bakışaçısıdır.

  3. #48
    Üye
    hüseyin19 Avatarı

    Gerçek Adı
    HÜSEYİN
    Üyelik Tarihi
    24.03-2010
    Son Giriş
    07.02-2012
    Saat
    11:33
    Yaşadığı Yer
    ŞANLIURFA / CEYLANPINAR
    Mesaj
    1.089
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    126

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    asla..

    Su’, ‘ateş’ ve ‘ahlâk’ dostluk kurmuşlar...Bir gün ormanda dolaşmaya çıkmışlar.... Fakat bir müddet sonra içlerine bir korkudur düşmüş. Orman çok büyük ve çok karmaşıkmış. Her türlü ihtimâle karşı birbirlerini kaybederlerse, nasıl bulacaklarını düşünmeye başlamışlar.
    Ateş ve ahlâk suya sormuşlar: Kaybolursan seni nasıl bulacağız?
    Su cevaplamış: Nerede bir şırıltı duyarsanız ben oradayım, demiş.
    Sıra ateşe gelmiş. Su: Seni yitirirsek ne yapalım? diye sormuş.
    Ateş : Duman gördüğünüz yerde ben varım, cevabını vermiş.
    Sıra ahlâka gelince cevabı şu olmuş:
    Beni asla kaybetmeyin; eğer kaybederseniz, bir daha asla bulamazsınız !!

  4. #49
    Üye
    hüseyin19 Avatarı

    Gerçek Adı
    HÜSEYİN
    Üyelik Tarihi
    24.03-2010
    Son Giriş
    07.02-2012
    Saat
    11:33
    Yaşadığı Yer
    ŞANLIURFA / CEYLANPINAR
    Mesaj
    1.089
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    126

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ahlak gitmeden bölünür önce AH etmeye başlarız sonra leylek gibi amelsiz LAK LAK ederiz ama o artık parçalanmıştır. belki parçalanan atomu tekrar birleştirmek bölünen ahlakı birleştirmekten daha zordur.

  5. #50
    Üye
    hüseyin19 Avatarı

    Gerçek Adı
    HÜSEYİN
    Üyelik Tarihi
    24.03-2010
    Son Giriş
    07.02-2012
    Saat
    11:33
    Yaşadığı Yer
    ŞANLIURFA / CEYLANPINAR
    Mesaj
    1.089
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    126

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    10 numara bir öykü..tam derslik..teşekkürler veli..

  6. #51
    Üye
    satı basak Avatarı

    Gerçek Adı
    Satı BASAK
    Üyelik Tarihi
    18.10-2010
    Son Giriş
    25.10-2017
    Saat
    16:36
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    4.087
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    2

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Teşekkürler arkadaşlar paylaşımlar için...

  7. #52
    Üye
    hüseyin19 Avatarı

    Gerçek Adı
    HÜSEYİN
    Üyelik Tarihi
    24.03-2010
    Son Giriş
    07.02-2012
    Saat
    11:33
    Yaşadığı Yer
    ŞANLIURFA / CEYLANPINAR
    Mesaj
    1.089
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    126

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bir gün öğrencileri İmam'ı Gazâli'ye, "Hocam! Ölüm nedir? Bize özel olarak anlatır mısın?" demişler.
    Velâyet nûru ile ölümünün çok yakın olduğunu sezen İmam'ı Gazâli, "Men lem yezuk, lem ya'rif" yani "Tatmayan bilmez ki! Önce kendim tadayım, sonra size anlatırım" demiş.

    Öğrencileri; "Aman hocam! Öldükten sonra sizinle nasıl bağlantı kurarız" dediklerinde,
    Gülümseyerek, yalnızca "İnşâAllah" diye cevap vermiş.
    Gerçekten aradan çok geçmeden İmam'ı Gazâli ölümü tatmış ve öldüğü gece öğrencilerinin rüyâlarına gelerek,
    "Allah dostları sözünü tutar. İşte, bugün ölümü tattım ve sözümü tutmak için rüyânıza geldim" demiş.
    "Abdestimi tazeleyip, sabah namazını kıldıktan sonra, yalnızca odama çekildim ve ölüm meleği Azrâil'i beklemeğe başladım.
    Lâilahe illallah diye zikir ederken, bir anda odamı nur kapladı ve bütün hücrelerim nur oldu.
    Başımı kaldırıp yukarı baktım. O nur'un etkisi ile evimin tavanı cam gibi şeffaf olmuştu. Yattığım yerden yedi kat gökleri, melekleri, Cennet'i gördüm ve Cennet'teki bir melek bana, ya imam! İşte köşklerin, işte makamın diye Cennet'teki yerimi gösterdi.
    Cennet'e bakarken, sevgili Rabbim'in İrci'ıy ilâ Rabbik (Rabbine dön) hitabını duydum. O anda ruhum Allah aşkı ile cezbeye gelip, beden kafesinden fırladı ve ben kendimi başka âlemlerde buldum.
    Tekrar dünyaya döndüğümde, evimin çevresinde aşırı bir kalabalık gördüm. Onlara, ne var? Ne oldu? Niçin toplandınız? diye ısrarla sorduğum halde hiçbiri ne yüzüme baktı ne de bana bir cevap verdi.
    İçeri girdim, hanımım ağlıyordu. Ona da aynı şeyleri sordum ama o da cevap vermeyince, az önce yatmakta olduğum odama girdim ve yerde yatan bedenimi görünce,
    Hem öldüğümü, hem de insanların niçin benimle konuşmadığını anladım".
    Bazı öğrencileri, "Hocam, yerde yatan bedenimi görünce öldüğümü anladım diyorsun. Peki sen başka, bedenin başka bir şey mi?"
    İmam-ı Gazâli gülümseyerek, "İnsanın aslı, özü, gerçek ve kalıcı kişiliği Ruh'tur. Ruhsuz beden, kesilen kol, bacak gibi cansız bilinçsiz et, kemik yığınıdır".
    Yine bazı öğrencileri, "Hocam, o daracık, karanlık kabirde Kıyâmete kadar nasıl yatacaksın?"
    "Ah yavrum!" demiş. "Eğer kabirler dışarıdan göründüğü gibi dar, karanlık ve sıkıcı olsaydı, Allah dostları birer zindan mahkûmu gibi oraya atılır mıydı?
    Ana karnına göre dünya ne kadar geniş, güzel ve aydınlık ise, dünyaya göre kabirlerimiz de çok daha geniş, güzel ve aydınlık" demiş ve sonra,
    "Yakınlarım beni kabrimde bekliyor" diye ayrılıp gitmiş.

    ölüm ötelerden gelen güzel haber
    hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber..
    n.f.k

  8. #53
    Üye
    hüseyin19 Avatarı

    Gerçek Adı
    HÜSEYİN
    Üyelik Tarihi
    24.03-2010
    Son Giriş
    07.02-2012
    Saat
    11:33
    Yaşadığı Yer
    ŞANLIURFA / CEYLANPINAR
    Mesaj
    1.089
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    126

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    el hamdu lillahi rabül alemin...yaratılan her şeyin sayısı kadar..sana şükürler olsun Rabbim..

  9. #54
    Üye
    hüseyin19 Avatarı

    Gerçek Adı
    HÜSEYİN
    Üyelik Tarihi
    24.03-2010
    Son Giriş
    07.02-2012
    Saat
    11:33
    Yaşadığı Yer
    ŞANLIURFA / CEYLANPINAR
    Mesaj
    1.089
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    126

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KEDİ GÖZÜ


    images?q=tbn:ANd9GcRGZCZsjhFH26Pge0o AL  npGhBbLeUn11ahlvWKPR akEaenf - Hayata tutunan öyküler

    Ingiliz Percy Shaw basit bir icattan servet sahibi oldu. 1933'de sisli bir gecede neredeyse otomobiliyle bir uçurumdan asagi düsüyordu. Otomoblin farlarindan yayilan isigin, yolun kenarindaki bir kedinin gözünden yansimasi hayatini kurtardi. Bu olaydan esinlenen Shaw,
    kedigözü adini verdigi bir yansitici icat etti. Kisa süre sonra birçok ülkenin yollarina bunlardan yerlestirildi.

  10. #55
    Üye
    hüseyin19 Avatarı

    Gerçek Adı
    HÜSEYİN
    Üyelik Tarihi
    24.03-2010
    Son Giriş
    07.02-2012
    Saat
    11:33
    Yaşadığı Yer
    ŞANLIURFA / CEYLANPINAR
    Mesaj
    1.089
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    126

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    sultanın dört eşi varmış.
    images?q=tbn:ANd9GcQ ikJ94CyxTz6RdeD5Xw4crwVwnVkR6nmlRehmcmmTzSvJqH1V3A - Hayata tutunan öyküler


    Bir zamanlar büyük ve güçlü bir sultan varmış, muktedir sultanın dört eşi varmış. Sultan en çok dördüncü eşini sever, ona özen gösterir, bir dediğini iki etmezmiş.
    Bu en çok sevdiği eşi günün her saatinde yanında, gözünün önündeymiş, sultan ondan ayrılmayı aklının ucundan geçirmezmiş. Yüreği ve merhameti geniş olan sultan, üçüncü eşini de severmiş. Ancak nedense bu eşinin günün birinde kendisini terk edebileceğinden korktuğu için, onu çok kıskanır, üzerine titrermiş. Öyle de olsa, ona sahip olduğu için gurur duyar, başkalarına tanıtmaktan özel bir zevk alırmış.

    Her sözü ferman olan sultanın ikinci eşine olan sevgisi ve ilgisi de az değilmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima yanında olur, ona destek verirmiş. Birinci ve ikinci eşinin kendilerine özgü özellikleri var; ama sultan en çok kendini üçüncü eşinin yanında huzurlu ve güvende hissedermiş.

    Sarayın kraliçesi, hanım sultan olan kudretli hükümdarın birinci eşiymiş. Onu en çok seven, karşılık beklemeden sadakat gösteren, sağlığına ve hükümranlığına en büyük katkıyı sağlayan bu eşi olmasına rağmen sultan, birinci eşiyle pek ilgilenmezmiş. Farkında olup olmadığı bile kuşkuluymuş. Oysa o da hep yanında dolaşır, gölgesi gibi bir an olsun sultanı yalnız bırakmazmış.

    Her ölümlü (fani) gibi sultanın da bir gün vadesi dolmuş, artık dünyada yiyeceği lokma, alıp vereceği nefes kalmamış. Ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Kesin olarak öleceğini anlamış. Öldükten sonra yapayalnız kalmaktan çok korktuğu için, eşlerinden hangisinin ölüm yalnızlığını kendisi ile paylaşmak isteyebileceğini öğrenmek istemiş.

    En çok sevdiği dördüncü eşine, ölüm yolculuğunda kendine eşlik edip etmeyeceğini sormuş. Aldığı cevap kalbine bıçak gibi saplanmış. Herkesten çok sevdiği, üzerinde titrediği eşi kısa ve net olarak, "Hükümdarım, mümkün değil." diye cevap vermiş. Üzülmüş, sarsılmış ama yine de ümidini yitirmeden üçüncü eşine sormuş:

    "Hayatım boyunca seni sevdim, sen benimle birlikte ölmeyi kabul eder misin?" Üçüncü eşi de, hiç tereddüt etmeden, "Hayır, hayat çok güzel. Sen ölünce ben yeniden evleneceğim." diye cevaplamış. Sultan adeta yıkılmış, ölüm acısı gibi bir acının ta kalbine saplandığını hissetmiş. Çarnaçar ikinci eşine dönmüş ve, "Her zaman yanımda oldun, beni hiç yalnız bırakmadın, ne zaman yardım istesem elini uzattın, kendimi senin yanında hep güvende hissettim, ölüyorum. Tek başıma bu yolculuğa çıkmak istemiyorum, bana eşlik eder misin?" İkinci eşinden de şu cevabı almış: "İsterdim; ama bu konuda sana yardımcı olamam. Senin için yapabileceğim tek şey, sana mezara kadar eşlik etmektir. Senin için yas tutacağımdan da emin olabilirsin; ama elimden başka şey gelmez!"

    İlk üç eşine karşı hayatı boyunca cömert davranan, sevgisini, ilgisini hiç eksik etmeyen sultanın durumunu, uğradığı derin hayal kırıklığını tahmin edebiliriz. Aklına birinci eşi gelmiş; ama ona sormamış. Hem üç eşinden aldığı olumsuz cevaplardan hem de zaten ömrü boyunca ona gerektiği, hak ettiği ilgiyi göstermediğinden ona sormaya cesaret edememiş. Ama birinci eşi her şeyin farkında, ilk üç eşten aldığı cevapları duymuş. Yatağının ucuna ilişmiş, büyük bir sevgi ve metanetle, "Sultanım, ben yanındayım, nereye gidersen git seninle olurum, seni takip ederim." demiş.

    Sultan, çok şaşırmış, üzülmüş, içini derin bir pişmanlık duygusu kaplamış. Yakınarak ve utanarak: "Keşke bir şansım daha olsaydı, sana hakkını verirdim." demiş.

    Gerçek hayatta hepimiz dört eşi olan bir sultanız:
    Dördüncü eşimiz bedenimizdir;
    güzel görünmesi için ne kadar zaman, kaynak ve çaba harcarsak harcayalım öldüğümüzde bizi terk edecektir.

    Üçüncü eşimiz sahip olduğumuz servetimiz ve statümüzdür.
    Ölür ölmez başkalarının eline geçer.
    İkinci eş ailemiz ve dostlarımızdır. Tüm sorunlarımızı onlarla paylaşırız, ölünce bizim için gözyaşı dökerler; ama bizimle ahirete gelmezler.
    Birinci eşimiz ise ruhumuzdur.
    Kıssadaki sultan gibi gafillerden isek onu ömrümüz boyunca ihmal ederiz..

  11. #56
    Üye
    sgurkan Avatarı

    Gerçek Adı
    Sultan
    Üyelik Tarihi
    16.02-2010
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    12.202
    Alınan Beğeniler
    55
    Verilen Beğeniler
    17

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hüseyin19
    Çok güzeldi ya!çok etkileyiciydi.
    Paylaşımınız için teşekkürler

  12. #57
    Üye
    hüseyin19 Avatarı

    Gerçek Adı
    HÜSEYİN
    Üyelik Tarihi
    24.03-2010
    Son Giriş
    07.02-2012
    Saat
    11:33
    Yaşadığı Yer
    ŞANLIURFA / CEYLANPINAR
    Mesaj
    1.089
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    126

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    .:: SAHTE AŞK ::.


    Rabia-i Adviyye Hazretleri, birgün yolda giderken birisiyle karşılaştı.

    O kimse, Rabia’ya dikkatle bakmaya başlayınca, Rabia Hazretleri şöyle sordu:
    "Ey kişi! Ne için namahrem bir kadına öyle bakarsın?"

    Adam:
    "Ey kadın! Senin muhabbetin bana tesir etti ve sana aşık oldum."

    Rabia Hazretleri:
    "Ey kişi, benim bir kız kardeşim var. O daha güzel, arkada geliyor."

    O kişi de kardeşini göreyim diye arkasına bakınca, Rabia Hatun, adama kızıp der ki:

    "Ey yalancı! Seni görünce ârif zannettim. Yanıma geldin âşık zannettim.
    Şimdi ise tecrübe ettim ve gördüm ki, ne ârifsin ne de âşıksın, aynı zamanda muhabbet dâvâsında yalancısın. Eğer muhabbet davasında sadık olsaydın, benden başkasına iltifat etmezdin!"




Sayfa 4 / 4 İlkİlk 1234