Toplam 4 mesajın 1-4 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Yaşamak; Sevinçle, acıyla, hüzünle, kederle, insanların birbirleriyle olan iletişimleriyle, ilişkileriyle, hayallerle, geçmişte olanlarla, tartışmalarla hayattan büyük bir zevk çıkarmasını bilmektir. Hani shakespeare yaşam bir rüyadır adlı eserinde hayatın ne olduğunu açıklıyor. hayat nedir? Bir delilik. hayat nedir? Bir yanılsama, bir gölge, bir masal.

    Ve en önemli şeyin bile bir değeri
    yoktur, çünkü tüm yaşam bir rüyadır ve rüyalarda yalnızca rüya.. Macbeth'tede şöyle diyor; Gezinen bir gölgedir hayat, gariban bir aktör sahnede bir ileri bir geri saatini doldurur ve sonra duyulmaz olur sesi, bir masaldır gürültücü bir salağın anlattığı, ki yoktur hiçbir anlamı.

    -Yaşamak; Bir amacı olmalı?
    Yaşamın amacı:İnsanın kendi düşüncelerinin, kendi felsefesinin, kendi ideolojisinin peşinden yürümesi midir? Yoksa Sevginin, Aşkın, Heyecanın ve de tutkunun aşırı bir şekilde yaşanması mıdır? Yada sadece bunları düşünmesi midir?

    -Yaşamak; Niyedir?
    Niye mi yaşıyoruz insan çile çektikçe yücelir, büyür bu dünya büyük insanlar için kurulu, büyük dediğim manevi büyüklük, diğerleri figüran yani büyümek için doğduk ve yaşamalıyız.

    -Yaşamak; Doğmaktır.
    Doğduğumuz için yaşıyoruz, belki de çoğu insana doğmak yada yaşamak ister miydin? Sorusuna hayır cevabı verebilirdi. Ama yaşadığımıza göre EN GÜZELİNİ YAŞAMAK DURUMUNDAYIZ.

    -Yaşamak; Bir yerlere varabilmektir.
    Belki uzun belki kısa bir yoldasınız. Her başarısızlık sizin için birer kavşak. Endişeleriniz, birer viraj.Arkadaşlarınız bazen gaz pedalı olur bazen fren. Düşmanlarınız trafik ışıklarındaki kırmızı. Aileniz yolunuzdaki uyarı tabelaları. İş hayatınız ise engebeli bir arazi. Ama: Deponuz prensiplerinizle doluysa, Motorunuz iradeniz kadar sağlamsa ve yan koltukta tanrının varlığını her zaman hissediyorsanız, dilediğiniz yere mutlaka varacaksınız.

    - Yaşamak;Dans etmektir.
    Partnerinizle tango yaparsınız, ayaklar birbirine dolandığında ne kadar büyük bir bağlılıkla birbirinizi, sevdiğinizi anlarsınız. Halay çekersiniz, el ele tutuşursunuz ve bu ne kadar birbirinize bağlı olduğunu gösterir.

    -Yaşamak;Sevdiğini bulabilmektir.
    Neden ALLAH sadece bir kalp verdi bize? İki ayak verdi yürümek için, iki el verdi tokalaşmak için, iki kulak verdi duymak için, iki göz verdi görmek için, fakat neden bir kalp verdi. Çünkü diğer kalbi başka birine verdi. gidip bulmamız için.

    -Yaşamak;Sevdiğini mutlu edebilmektir.
    İster miyim rüzgarlar kırsın dalını?
    İster miyim güzel gözlerin nemlensin?
    Hıçkırık sarmasın dudaklarını;
    Tanrı şahidimdir, hep benimlesin.
    Ne aşkını dilendim, nede sev dedim!
    Ellerini tutmadım, gönülden sevdim.
    Adını kimseye hissettirmedim,
    İyi bak, gör kendini, gözlerimdesin.

    -Yaşamak;Baharı beklemektir.
    Her insan kendi baharında yaşamak ister ve o baharı bulabilmek için, İkinci bir bahar olmadan.

    -Yaşamak; Bir şeyleri yaşayıp ta, yaşamamaktır.
    Eflatuna iki soru sormuşlar:1. �insanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir? Eflatun tek tek sıralamış: Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler.Ne var ki çocukluklarını özlerler. Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler ama sağlıklarını geri almak için para öderler. Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü nede yarını yaşarlar. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar ancak hiç yaşamamış gibi ölürler. Sıra gelmiş ikinci soruya: Peki sen ne öneriyorsun? Bilge yine sıralamış: kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır.
    ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK DEĞİL,EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR.

    -Yaşamak;Cinselliktir.
    Bir insanin yaşamındaki en önemli şey cinsel yaşamdır. Cinsel yaşamla bastırılmış duyguların,açığa çıkarılamayan, tartışılmayan ve üzerinde pek fazla konuşulmayan ve de sözlere dökülemeyen ama yaşamın ta kendisi diyebileceğimiz duyguların insan yaşamında önemli ölçüde bir yere sahiptir ve psikanaliz(bilinçaltı) yöntemiyle açığa çıkarılır. cinsellik; iki karşı cinsin birbirleriyle olan etkileşimleri, hissedilişleri ve birbirlerine olan bağlılığı simgeler.Bu bağlılık insanı bambaşka bir dünyaya götürerek belirli bir süre içerisinde sanki cennetteymiş gibi olmaları ve de tekrar gelmeleri hayatın en büyük hazzını alması demektir..

    -Yaşamak; Kendi yaşamlarını yönlendiren birilerinin olduğudur.(bir erkeğe göre)
    Bir erkeğin düşünsel yeteneği,estetik birikimleri ne olursa olsun, hayatta durduğu yer, içinde doğduğu yerdir, tanıdığı ilk kadının annesinin onu bıraktığı yerdir. Giyim zevkinin bulunmadığı bir bahçede doğduysanız, giyim zevkinin gelişmiş olduğu bir bahçeye sizi ancak bir kadın götürür. Sofralarının inceliklerle donatılmadığı bir yerde doğduysanız, incelikli sofraların bulunduğu yere sizi götürecek olan bir kadındır. Birlikte olduğunuz kadın değiştiğinde,değişen yalnızca bir kadın değildir, hayatın neredeyse bütünü değişir, bir başka yere,bir başka bahçeye geçersiniz, orada her şey farklıdır.Dinlediğiniz müzik, okuduğunuz kitap, yediğiniz yemek, gittiğiniz yerler, buluştuğunuz arkadaşlar hatta taktığınız kravat bile değişir. Bir erkeği hayatın içinde kadınlar gezdirir,hayatın katları arasında dolaştırır. Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz,bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz, esprili bir kadına rastlarsanız espriniz, zeki bir kadına rastlarsanız zekanız gelişir; yeni huysuzluklar, kaprisler, kavga nedenleri, acılarda öğrenirsiniz.

    Hayat kutsal kitaplarda anlatıldığı gibi kat kattır.Babil�in asma bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir.Bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür.Bugün durduğunuz teras,seyrettiğiniz manzara,gördüğünüz hayat,yanımızdaki kadının terası,manzarası,hayatıdır.Hayatın hangi katında durduğunuzu,yanınızdaki kadının durduğu yer belirler.Peki ya kadın için????

    -Yaşamak;Tanrı'dır.
    Eğer cehenneme gidip acı çekeceksek o varlık çok sadist olmalı,cennet içinse çok hümanist!(bu anlamlar kendi aralarında uygulamaları paradoks) Ölüp cennete gideceğiz ve sonra tekrar yer gök olacak tekrar yaşayacağız, bu döngünün sonu olmalı! Diyelim ki okulda öğretmen hepinizi tanıyor ve sınav yapmadan kimisini sınıfta bırakıyor kimisini de çok iyi notla geçiriyor.geçersen bir şey yok ama kalırsan itiraz etmez misin? �sınav yapmadan beni nasıl sınıfta bırakırsanız?�diye.Öğretmen de;� ben kimin ne not alacağını önceden biliyorum çünkü hepinizi çok iyi tanıyorum� dese. yani; Yaradan insanları cennete ve cehenneme bu hayatı yaşamadan soksa,cennete girenler tamam ama, ya cehenneme girenler demez mi?biz neye göre cehennemdeyiz diye.Yaradan bu hayatta yaşadıklarımızı bizim önümüze koymaz mı birer delil olarak? (yoksa bütün bunlar psikolojik olarak bir rahatlamamıdır?)

    - Yaşamak;Her şeydir..
    Söylediklerinize dikkat edin düşüncelere dönüşür.
    Düşüncelerinize dikkat edin duygularınıza dönüşür.
    Duygularınıza dikkat edin davranışlarınıza dönüşür.
    Davranışlarınıza dikkat edin alışkanlıklarınıza dönüşür.
    Alışkanlıklarınıza dikkat edin değerlerinize dönüşür.
    Değerlerinize dikkat edin karakterinize dönüşür.
    Karakterinize dikkat edin kaderinize dönüşür. (mahatma gandhi)

    -Yaşamak;Neden yaşıyoruz?
    Bu soru, insanoğlunun ne kadar aciz bir varlık olduğunu gösteriyor.tamamen biyolojik bir şans sonucu yaşıyoruz! Niçin yaşıyoruz? Bu soruya tüm çağlar boyunca filozoflar yanıt aramış,ancak felsefe ve filozoflar buna bir cevap bulamamışlardır. Neden? çünkü yaşamın cevabına maddenin içinde rastlanmamaktadır.

    Niçin yaşıyoruz?sorusuna sadece dinler bir cevap getirmektedirler.bu cevaplarının temeli,elçilerin getirdiği haberlerdi. Rab:Ben kullarımı ancak bana ibadet etsinler diye yarattım diyor.Bu bir imtihan dünyası,insanların elbetteki diğer canlılardan farkı var.Aklı var,iradesi var ve nefsi var� Dünyaya gelme amacımız,beklide bu imtihan..Allah�a en güzel kulluk ederek,sadece ona ibadet ederek,onun için yaşayarak hayatımızı tamamlamak mıdır?
    Bu dünya yalancı bir dünya.Bakın etrafınıza her şey sahte.Her şey yalan.Bugün varlar yarın yoklar.yaşımız ilerliyor,bakın yüzünüze nasılda kırışıyor,bakın saçınıza nasılda beyazlıyor. bir zaman sonra merdivenlerden çıkarken bile kesileceğiz. Yaşlanacağız. Sağlığımız, gençliğimiz, diriliğimiz bile yalan. zamanla onları bile kaybedeceğiz. Peki bu gidişat nereye hiç düşündünüz mü? Lütfen düşünün bu soruyu tekrar tekrar sorun kendinize.


    -Yaşamak; Boşa geçen koskoca bir yaşamdır.
    Sıkıntıyı sevmez insanoğlu. Kolay yollar,ucuz çareler arar. Hemen anlamak, kavramak ister her şeyi. Kendini en başta. Kendini anlamadan,anlamaya çalışmadan bir ömür tükenir gider. kişi ölüme yakın bir anında sorar kendisine;Ben kimdim?ne yaptım?neden yaşadım?ne için?hangi amaç için?diye. Yanıt veremediğinden ki veremez- boşa uçtuğunu anlar koskoca yaşamın.

    -Yaşamak;Sormaktır.
    Niçin yaşıyoruz? Bu soruyu sorabildiğimiz için yaşıyoruz.

    -Yaşamak;Mücadele edip, savaşmaktır.
    İnsanlar, önlerine birer hedef koyup ve bu hedefleri gerçekleştirebilmek için, sürekli bir arayış ve de mücadele içinde olup hep savaşırlar,. bunu yaparken de ve de sonlara doğru yaklaşırken, büyük bir haz alırlar. bu haz onlara yaşamın amacını anımsatır. hedefler sona ulaştıkça yeni hedefler başlar ve psikolojik olarak tatmin olmaya çalışırlar. (iyi ki yaşıyorum)

    -Yaşamak;Beklemektir.
    Bazen hayatınızda sürekli olarak bir şeyleri beklersiniz ama sadece beklersiniz.

    -Yaşamak;Ölmektir.
    Ölmek için yaşıyoruz. Yaşadığımız bu günlerde iki tane gencimizi trafik kazasında kaybettik. bunlardan bir tanesi benim akrabamdı. onu defnederken şunu düşündüm; biz ölmek için yaşıyoruz herhangi bir anlamı ve de amacı olmadan. Sadece yaşıyoruz.


    -Yaşamak;İnsanın ta kendisidir aslında.
    Genel çerçevede düşündüğümüz zaman; İnsanın ruh hali ne ise, yaşamın amacı odur.
    senin ruh halin seni nereye götürüyorsa, yaşamın amacı o dersin. Sevmek mi? var ruh halinde, amaç SEVGİDİR dersin. Hastalık mı? var ruh halinde, amaç SAĞİLIKLI BİR YAŞAM dersin. Aşk mı? var amaç AŞKIN PEŞİNDEN YÜRÜMEK dersin. bir yerde sürgün olarak mı yaşıyorsun amaç ÖZGÜRLÜKTÜR dersin. taziyede misin amaç ÖLÜMDÜR dersin vs.

  2. #2
    Üye
    magnum Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.06-2008
    Son Giriş
    06.01-2011
    Saat
    14:46
    Yaşadığı Yer
    Kocaeli
    Mesaj
    94
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yaşam insana sunulmuş en güzel armağandır.
    Yaşam nefestir,nefes herşey........

  3. #3
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    herşeydir

  4. #4
    Üye
    magnum Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.06-2008
    Son Giriş
    06.01-2011
    Saat
    14:46
    Yaşadığı Yer
    Kocaeli
    Mesaj
    94
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Bir bilgeye sormuşlar:
    "Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?
    "Terzimi severim," diye cevap vermiş.
    Soruyu soranlar şaşırmışlar:
    "Aman üstad, dünyada sevecek o kadar çok kimse varken terzi de kim oluyor?
    O da nereden çıktı? Neden terzi?"
    Bilge, bu soruya da şöyle cevap vermiş:
    "Dostlarım, evet ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde, benim ölçümü yeniden alır. Ama ötekiler öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar verirler, ölünceye kadar da, beni hep aynı gözle görürler.

    Bir bilgeye sormuşlar:
    - Bir insanın zekasını nereden anlarsınız?
    - Konuşmasından.
    - Ya hiç konuşmazsa?
    - O kadar akıllı insan yoktur ki!..


    Bir bilgeye sormuşlar:
    Efendim canınız ne istiyor? Bilge cevaplamış:
    Canım hiçbir şey istememeyi istiyor.. ve devam etmiş.. Bu ruh halinin adı gönül yorgunluğudur..


    Bir bilgeye " Nasıl insan oluruz?" diye sormuşlar ya.
    "Üç adım atlama" gibi bir cevap vermiş bilge kişi:
    Önce sana kötülük yapanlara kötülük düşünmemen gelir,
    İnsanlığa attığın ilk adım budur... Sana kötülük yapanlara iyilik
    yapabildiğin an ise ikinci büyük adımı atar ve hakiki insan olmaya başlarsın. Nihayet, sana iyilik yapanla kötülük yapan arasında bir fark hissetmeyecek hale geldiğin zaman insan olursun

    Bilgeye sormuşlar dünya da en güzel şey ne diye?
    "Sevmek" demiş...Peki sonra? demişler...
    "Sevilmek" demiş...Peki neden sevmek sevilmekten önce geliyor? demişler...
    O da demiş ki "insan sevdiğine sevildiğinden daha çok emindir... "

    Bilgeye Sormuşlar;
    ~ insan neden dilek diler?
    ~ insan gerçekleşmesi için diler, ama bilmez ki gerçekleştirmek için dilemek gerek.