Mutlu olmak istiyorsan ; duyarsız,umarsız ve tınlamaz bir tavrın olacak. Öyle herkesin türküsünü dinlemek zorunda bırakmayacaksın kendini,yeri geldiğinde oturup kendi türkünü söyleyeceksin.

Arkandan konuşanlar olacak , duymayacaksın... Yüzüne karşı ahlak abidesi kesilenler olacak , suratlarına bakıp gevrek bir gülüş bırakacaksın...

Yol tarif edenler olacak, başını başka yöne çevireceksin... Kanayan yarana tuz basanlar olacak, yaranı gerekirse dağlayacaksın,gerekirse bir daha kanatacaksın,ama asla elin merhemine muhtaç kalmayacaksın...

Çaresiz kaldığın da olacak yeri geldiğinde, dirhem dirhem erisen de elin diline derdini düşürmeyeceksin.... Bana güven kelimesini kim en çok kullanıyorsa,en çok ondan uzak duracaksın...

Ketum biri olacaksın,cebinin deliğini aynı yastığı paylaştığın eşin dahi bilmeyecek...

Gün gelir aç ta kalırsın,açıkta da , ama asla muhtaç olana muhtaç olduğunu düşünmeyeceksin..

Bileceksin ki ,alemi yaratan biri var ve o alemi yaratandan başkasına halini arz etmediğin müddetçe, O , seni asla başkasına muhtaç bırakmayacak...

Çok acı çektiğin günler olacak, hatta dayanılmaz hale geldiğin de olacak...

Ölümü düşüneceksin o zaman, ruh bedeni terkettiğinde geriye hiç bir acı kalmıyor...

Ve geçici olan ömürde kalıcı hiç bir dert olmadığını öğreniyorsun işte o zaman mutsuzluğa harcayacak bir gram zamanının olmadığını biliyorsun...
Ama iş işten geçtikten sonra neye yarar.