TEKSAN İnovatif Medikal Ürünler İstanbul, Antalya, Bursa ve Antalya'da
Toplam 3 mesajın 1-3 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    6.573
    Alınan Beğeniler
    1.206
    Verilen Beğeniler
    2.094

    Zaten Değerlendirdiniz! 1
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.


    Kızlar tırnaklara oje süremezdi.

    Okula dar paçalı pantolon ile gidilmezdi.

    Ayakkabılar kundura olurdu. Okul ayakkabısı diye satılırdı.

    Ayakkabılar boyalı olurdu.

    Eski dönemlerde öğretmenler öğrencileri sık sık kontrol eder, uygun giyinmeyenleri uyarırdı.

    Okula spor ayakkabıyla girilemezdi.

    Spor ayakkabı sadece beden eğitimi derslerinde giyilirdi.

    Her okulun bir arması vardı. Bu armalar okul önlüklerinde, okul kıyafetlerinde yer alırdı.

    Kız öğrencilerin etekleri diz üstünde olmazdı.

    Kız öğrencilerin kaşlarını aldırması, makyaj yapması, saçlarını boyatması yasaktı. Ayrıca salınmış ya da şekilli saçlarla ile okula gelinemezdi.

    Erkek öğrenciler kravat, kızlar fiyonk takmadan, yaka ve tırnak kontrolü yapılmadan derse giremezdi.

    Eskiden aynı mahallede, sokakta oturanlar okula topluca giderdi. Mahallenin kızları erkeklerin koruması altındaydı.

    Sınıfta konuşan öğrencilerin kara tahtaya yazılması çok popülerdi.

    Konuşan öğrenciler öğretmen tarafından cezalandırılırdı. Bu ceza bazen sözlüye kaldırmak, bazen tek ayak üstünde tutmak bazense ödev vermek şeklinde olurdu.

    Öğretmenler ceplerinde taşıdıkları not defteri ile öğrencilerin korkulu rüyası olurdu.

    Öğrencilerin "öğretmen bu derste beni sözlüye kaldıracak" diye ödü kopardı.

    Sabahları bahçede sıra olunurdu.

    Pazartesi günü sabah ve Cuma günü öğleden sonra müdür konuşma yapardı.

    Özel günlerden biriyse saygı duruşu yapılır ve gerçekten saygıyla durulur, İstiklal Marşı okunurken dik durulur, konuşulmaz, saygı duyulurdu.

    Öğretmenlerle dalga geçilemezdi.

    Hafta sonları belli zamanlarda yapılan veli toplantıları aileye korkarak bildirilirdi.

    Öğrenciler okulda sevgili olmazdı. Olsa bile sadece bahçede yan yana yürünürdü.

    Forma ile okula gidilir, eve gelene kadar forma çıkarılmazdı.

    Gömlekler pantolonların, eteklerin içine sokulurdu.

    Okul renkleri dışında bir renk giymek cesaret isterdi.

    Küpe, kolye, yüzük, bilezik takmak yasaktı.

    Erkekler tıraşsız, kızlar örgüsüz saçla okula gidemezdi.

    Saçı uzun erkeklerin saçları zaman zaman müdür yardımcısı tarafından ibret olsun diye kesilebilirdi.

    Derslerde taşkınlık yapılmazdı.

    Tuvaletlerde sigara içmek isteyen varsa ortamdan kaçılırdı.

    Öğrenciler "disiplin"e gitmekten korkardı.

    Okuldan sonra eve erkenden gidilirdi. Sağda solda çok oyalanmak yoktu.

    Eskiden cep telefonu yoktu, internet kafe, barlar, nargileciler yoktu ama öğrenciler birbirleri ile haberleşirdi.

    O dönem erkek öğrenciler okuldan kaçtıkları zaman kahvede kaçak kaçak okey, iskambil oynanırdı. Müdür yardımcıları ve öğretmenler okulun yakınlarındaki kahvehanelere baskın yapardı.

    Okuldan sonra eğlenmek için ev gezmeleri, doğum günü partilerini beklerdi.

    Öğrenciler doğum günlerini genelde evde arkadaşlarıyla kutlardı.

    Üniversite sınavı 2 basamaklıydı (ÖSS ve ÖYS)

    Milli güvenlik dersine giren öğretmenler emekli ya da muvazzaf askeri personel oldukları için öğrencileri askeri disipline sokmaya çalışırdı. Milli Güvenlik dersinde öğretmen sınıfa girerken ''DİKKAT'' çekilirdi.

    Ders kitapların klasörlerde taşınması modaydı. Klasörlerin üzerinde dönemin popüler simalarının çıkartmaları olurdu.

    Ders kitapları ve defterler yer yeni eğitim-öğretim döneminde kaplanırdı. Üzerinde ad, soyad, sınıf ve okul numarası yazılırdı.

    Anne ve babayla kırtasiye alışverişine gitmek modaydı.

    Sınıflar genellikle kalabalıktı. Tahta sıralarda üç öğrenci yan yana otururdu.

    Boş dersler o dönemlerde öğrencileri en çok mutlu eden şeylerdi.

    Ev ödevlerine genelde birçok öğrenci uyardı. Öğrencilere ara tatilde yapmaları için dönem ödevi verilirdi.

    Bu dönem ödevini öğrenciler kendileri seçerdi. Bu ders seçimi genelde zayıf olan dersi kurtarmak için yapılırdı.

    Dönem ödevleri için okul kütüphaneleri, evdeki ansiklopediler taranırdı. Ödevler dolma kalemle çizgisiz dosya kağıdına yazılırdı. Şeffaf dosya içinde bir kapak sayfası oluşturarak öğretmene teslim edilirdi.

    Öğrenciler haftalık ders programına göre kitap ve defter götürürdü.

    Okul çantalarının içinde birçok şey vardı. Bu yüzden çantalar ağır olurdu.

    Beslenme çantası, suluk olmazsa olmazlardandı.

    2. ile 3. ders arası beslenme saati olurdu. Öğrenciler beslenme çantalarındaki besinleri oturdukları sıranın üzerinde yerdi.

    Dışarıdaki seyyar satıcılardan yiyecek almak okul yönetimi tarafından yasaklanmıştı.

    Bazı öğrenciler gizli saklı börek, poğaça alırdı.

    Yerli malı haftası sınıfta her tür yiyecek bulunur ve öğrenciler birbirlerinin yiyeceklerini paylaşırdı.

    Kitap okurduk. Kütüphaneden ödünç kitap alırdık.

    İlköğretim döneminde okullard öğrencilere ünite dergileri dağıtılırdı. Bu dergilerdeki konular işlendikçe yeni sayıları verilirdi.

    Siyah ve mavi önlükler modaydı. Önlüklerin yakası ütülü olmalıydı. Önlüğün önündeki cepte mutlaka mendil olmalıydı.

    Önlükler haftalık olarak yıkanırdı.

    Okullarda öğrencilere nöbet tutturulurdu. Sınıftaki liste sıralamasına göre her gün bir öğrenci nöbetçi olurdu.

    Öğrenciler ya okul içinde ya da dış kapıda tüm gün nöbetçi olurdu. Sınav zamanı sınava girerdi.

    Eskiden karneler elle yazılırdı.

    Çocuklar okumayı fişler ile öğrenirdi. Plastik fasulyeler, renkli çubuklar ile harfler öğretilirdi.

    Öğrenciler başarı düzeyine göre ayrılırdı. Çalışkanlar, orta çalışkanlar, tembeller.

    Çalışkan öğrenciler sınıfın en popüleri ve öğretmenin gözdesiydi.

    Sınıf öğretmenleri her bir öğrenciyi yakından tanır, aileleri ile görüşürdü. Hatta evlerini bile bilirdi.

    Her yeni eğitim yılında eğitsel kollar için başkanlar seçilirdi. Spor kolu, Hayvanları koruma kolu vb. Bu eğitsel kolların başkanları kollarına kolluk takardı. Bu kollukta hangi kolun başkanı olduğu yazardı.

    En kıdemli başkanlık sınıf başkanlığı idi. Sınıf başkanlarının havasından geçilmezdi. Sınıf başkanlarının sınıfta geniş bir yetkisi vardı.

    Teneffüs aralarında meşrubat kutuları ile futbol oynamak, taş parçaları ile üç taş oynamak çok popülerdi.

    Pilot kalem öğretmenlerin en popüler gereçlerindendi.

    Tebeşir ve kara tahta olmazsa olmazdı. Tebeşir tozları yüzünden önlükler hep kirlenirdi.

    Özel günlerde şiir okumak için sınıfın en gür sesli öğrencileri seçilirdi.

  2. #2
    Forum Moderatörü
    -DORLION- Avatarı

    Gerçek Adı
    ibrahim uzay
    Üyelik Tarihi
    21.09-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    11:14
    Yaşadığı Yer
    Eskişehir
    Mesaj
    6.829
    Alınan Beğeniler
    2.992
    Verilen Beğeniler
    3.050

    Zaten Değerlendirdiniz! 2
    İlkokulda sınıflar arası bilgi yarışması olurdu . Müzelere , tiyatrolara ve okul maçlarına gidilirdi . Resmi bayramlarda trampetlerle bayraklarla caddelerde tören korteji oluşturulurdu , marşlar söylenirdi . Deney derslerinde sakatatçılarda hayvan organları satın alınıp incelerdik . 3-4 sınıf katılımı ile pikniklere gidilirdi . Okullara trafik veya itfaiye görevlileri gelir sorulara cevaplar verirlerdi . Okullar arası gezen eğlence tiyatro temsilcileri gösteri yaparlardı . Okula gelmeyen kişiler için evlerine 2 kişi gönderilir niye gelemediği öğrenilirdi , rahatsızlanmışsa acil şifalar ekibi hazırlanırdı .

  3. #3
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    6.573
    Alınan Beğeniler
    1.206
    Verilen Beğeniler
    2.094

    Zaten Değerlendirdiniz! 0
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Eskiden öğrenci olmak kötü bir şeydi .

    30 - 40 kişilik sınıflarda okumak

    o siyah iç karartıcı önlüklerle okula gidip gelmek

    En ufak bir hatanda sözlü ya da fiziki şiddet uygulayan

    Kara cahil öğretmenlerden hayat dersi almak hepsi ayrı birer felaketti .

    Şimdiki çocuklar daha şanslı