Kırsal ve davarsal sorunların müzakereler yoluyla çözümü için Katakullistan’ın başkenti Dalavere’ye giden çiftlik ağası, kendisini bir anda çakallar sofrasının ortasında bulunca birden küplere binmiş ve “Hepiciğinizin de a.sıni b.sıni…!” diye dümdüz giden bir Potamice şiir terennüm edip çıkmıştır. Ortada mevcut bulunan çevirmenler o dilden pek anlamadıkları için işi işgüzarlığa vurmuş ve “Bir daha gelirsem iki olsun” dedi diye tercüme etmişlerdir…
Apar topar uçağa atlayıp memlekete dönen ağa, emanete verdiği altıpatlar tabancasını aldıktan sonra koynuna koymuş ve havaalanında hbekleyen kâhyası tarafından şöyle karşılanmıştır:
--Hoş gelmişsen ağam, eliy ayağıy öpem!
---Ne var ne yohdir kâhya, ben yoken çiftlihte neler olmişdir?
--Möhöm bişiy olmamişdir ağam! Sadece iki yanaşma, zıkkımlandıhları yanıh at etinden ölmişlerdir…

---Yanık at eti mi! Onu da nirden bulmişlerdir lo?
--Ahirler ağam… Ahirler yanmişdir de ordan…
---Ahırlar mı!
--He ağam! Böyüh evden çıtleyen gıvılcimlerle ahirler yanmişdir!
---Böyüh ev mi! Yangın nirden cıhmişdir?
--Tabıdın çavresindeki mumlerden ağam…
---Aman Allah’ım, kimin tabudu?
--Aneyin tabıdıdır ağam. Heralım, geçirdiği şohdan ölmişdir.
---Ne şoku ula?
--Senin taze avrat Kekeş Salman’la gaşmişdir de onun şohudur ağam.
---Vay nankör Kekeş vay! Vay kalleş vay!… Demeh ki goynimizde ekrep beslemişiz! İşde şimdi hepden kızmışam! İmanıma dinime kızmışam!...
--Zaten ilk gordügümde gozüm heç tutmamişti o iti ağam.
---Galmamiş ortada heç bi poh, sen de deyisen ki möhüm bişey yoh!...
--Ben galmişem ya ağam!
---Bi poha yaramamişsan, şimdi de garşimda virvir gonuşuysan, gaşınıysan!...
…
--Ağam!
---Ney?
--Aney köyde hesdedir, yanıne gidecağam. Diyom da; senin tabakaynen cahmaği versen de, satıb yol harçlıği yapsem.
---Yoh öyle deal. Ayni hikâye olmasin. Bu kere de körühlü çizmeyi sana verem, çahmahla tabakayi de ben satıp çiy küüte sermayesi yapam!... Ulan “aneyi al da get!” diyecağam fagget, bence sen cahennemin dibine getmeyi hag ediysan!
--Yapma ağam, gulun köpeen olam…
Koynundan çıkardığı altıpatları kâhyaya doğrultan ağa tam da tetiğe basacağı sırada ekip otosunun sireni duyulur:
“Vıyyyu vıyyyu vıyyu vıy…!”
Ve ardın da duyuru:
-Etrafın sarıldı! Hiçbir yere kaçamazsın! Kanun namına teslim ol! Silahını yere at ve ellerini havaya kaldır!...
Ağa ellerini kaldırmak için silahı yere attığında bir ses daha duyulur:
“Gravvv!”
Yere düşen altıpatlar ateş almıştır.
“Inh!” diye derininden gelen bir sesle sarsılıp börtlek gözlerini şaşı halde yukarıya diken ağa önce diz üstü, ardından da burun üstü yere çakılarak, kimilerine göre mevta olmuş, kimilerine göre kuyruğu titretmiş; kimilerine göre nalları dikmiş; kimilerine göre de cartlağı çekmiştir.
Bu arada sahnede ‘SON’ yazarken, fondan da bir müzik sesi yükselmektedir:
Dİ DİN DİdidiDİdi din di DİN Dİdidin…♪.